B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Asıl Borçlunun Takas Hakkı Varsa Kefil Ödemeden Kaçınabilir mi? TBK 140

Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı bulunduğu sürece kefil, TBK 140 uyarınca alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir. Bu koruma, kefilin asıl borçluya ait alacağı kendi alacağı gibi kullanması değildir. Takas hakkının mevcut olması, kefilin ödeme yapmaktan kaçınması ve borcun takasla sona ermesi üç ayrı hukuki aşamadır. Her birinin dayanağı ayrıca gösterilmelidir.

TBK 140 asıl borçlunun takas hakkı ve kefilin ifadan kaçınması aşamaları
TBK 140: Kefilin Takas Savunması

Kefile ödeme talebi yöneltildiğinde yalnız kefalet belgesindeki imza ve tutara bakılması yeterli değildir. Asıl borçlunun aynı alacaklıdan takasa elverişli bir karşı alacağı bulunup bulunmadığı da araştırılır. Karşı alacağın sahibi, kapsamı, muacceliyet tarihi ve özel sınırlamaları belirlenmeden TBK 140 savunmasının varlığı açıklanamaz. İki kişinin birbirinden alacaklı olduğu bilgisi tek başına bütün koşulları karşılamaz.

Üç kişinin hukuki konumu ayrı kurulmalı

İlk ilişki, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki güvence altına alınmış borçtur. İkinci ilişki, asıl borçlunun aynı alacaklıya yöneltebildiği karşı alacaktır. Üçüncü ilişki ise kefilin alacaklıya karşı kişisel sorumluluğudur. TBK 140, ikinci ilişkideki takas imkânının üçüncü ilişkideki ödeme talebine etkisini düzenler. Bu yapı, bütün alacakların kefilin malvarlığına geçtiği anlamına gelmez.

TBK 581’e göre kefalet, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel sorumluluk üstlenilmesidir. Asıl borçlu ve kefil aynı kişi hâline gelmez. Asıl borçlunun sahip olduğu karşı alacak da yalnız kefalet nedeniyle kefile devredilmez. Hangi kişinin kendi adına hangi hukuki açıklamayı yapabileceği bu nedenle önemlidir.

Sözleşmedeki sıfatların gerçek içeriği kontrol edilmelidir. Garanti ile kefalet ayrımı, yalnız belge başlığına dayanılarak çözülemez. TBK 140’ın kefil için koyduğu sonucu, başka tür kişisel güvenceye veya borca katılmaya açıklamasız aktarmak doğru değildir. Önce incelenen yükümlülüğün kefalet niteliği belirlenir.

Asıl borçlunun takas hakkı gerçekten var mı?

TBK 139, iki kişinin karşılıklı olarak para veya özdeş diğer edimleri borçlanmasını ve her iki borcun muaccel olmasını arar. Asıl borçlunun üçüncü bir kişiden alacaklı olması, kefalet alacaklısına karşı takas hakkı bulunduğunu göstermez. Karşılıklılık, isim benzerliğine veya ekonomik yakınlığa göre değil alacakların gerçek sahiplerine göre incelenir.

Edim türleri de kontrol edilir. Her ekonomik değer, başka her ekonomik değerle takasa elverişli değildir. Bir para alacağının yanında farklı nitelikte teslim veya iş görme yükümlülüğü bulunması, yalnız hesapta parasal karşılık yazılarak özdeşlik şartını tamamlamaz. Sözleşmenin gerçek edimi ve talebin hukuki niteliği gösterilmelidir.

Muacceliyet, alacağın varlığından farklıdır. Karşı alacağın doğmuş olması, ödeme vadesinin de gelmiş olduğunu kanıtlamaz. TBK 140 değerlendirmesinde genel takas şartları asıl borçlu ile alacaklı arasındaki iki borç için ayrı ayrı uygulanır. Gelecekte doğması beklenen bir hak, mevcut takas hakkı yerine kullanılamaz.

Karşı alacağın belgesi neyi göstermeli?

Karşı alacak için yalnız toplam tutar bildirilmesi yetersizdir. Alacağın hangi sözleşmeden veya başka hukuki sebepten doğduğu, kime ait olduğu ve hangi kısmının ödenmediği anlaşılmalıdır. Fatura, sözleşme, teslim belgesi ve ödeme hareketi aynı ilişkiyi doğrulamalıdır. Bir belgenin şirket adına, diğerinin ortağın şahsı adına düzenlenmesi ayrıca açıklanması gereken kişi farkıdır.

Alacak sonradan değişmiş veya kısmen ödenmişse güncel bakiye gösterilir. Başlangıçta doğan tutar ile bugün mevcut alacak aynı kabul edilmez. Önceki tahsilatın gözden kaçırılması, takasa elverişli tutarı olduğundan yüksek gösterebilir. Asıl borcun kayıtlarıyla karşı alacağın kayıtları ayrı tutulup daha sonra karşılaştırılmalıdır.

Kefilin karşı alacağı öğrendiği belge de saklanır. Asıl borçlunun sözlü açıklamasıyla alacağın kaynağını ve vadesini gösteren kayıt aynı ispat gücüne sahip değildir. TBK 140’a dayanılacaksa ileri sürülen hakkın hangi maddi verilere dayandığı açıklanır. Kanuni korumadan yararlanma, belgesiz hesap kabul edilmesini gerektirmez.

Alacak çekişmeliyse savunma baştan elenir mi?

TBK 139’un ikinci fıkrası, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takasın ileri sürülebileceğini belirtir. Bu nedenle alacaklının karşı alacağı reddetmesi, tek başına takas hakkının inceleme dışında bırakılması için yeterli değildir. Buna karşılık çekişmeli bir alacağın varlığı ve miktarı araştırılmadan kesin borç bakiyesi kurulamaz.

Kefil, uyuşmazlığın hangi kısmına dayanıldığını somutlaştırmalıdır. Karşı alacağın tamamı mı, belirli bir kalemi mi tartışmalıdır? Taraf kimliği, vade veya yapılan ödeme konusunda mı uyuşmazlık vardır? Bu soruların her biri farklı olgulara dayanır. Genel bir “karşı dava var” açıklaması, ilgili alacağın takas şartlarını tek başına göstermez.

Bir mahkeme kararı bulunmasıyla takas hakkının doğması aynı soru değildir. Kanun, her çekişmeli alacak bakımından önce kesin hüküm alınmasını genel takas şartı olarak koymaz. Ancak ispat ve dosyanın usul kuralları uygulanmaya devam eder. TBK 139’daki imkân, dayanaksız tutarın doğru kabul edilmesi sonucunu doğurmaz.

Zamanaşımı ile özel takas sınırlamaları

TBK 139’un üçüncü fıkrası, zamanaşımına uğramış alacağın takasında özel zaman şartı içerir: Alacak, takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olmalıdır. Bu nedenle yalnız kefile talep yöneltilen gündeki duruma bakılmaz. Takas şartlarının birlikte oluştuğu tarih ile zamanaşımının tamamlandığı tarih ayrı belirlenir.

TBK 144’te sayılan korunan alacaklarda ise takas hakkının doğumundan sonra alacaklı rızası aranır. Kefilin böyle bir karşı alacak bulunduğunu söylemesi, gerekli rızanın yerine geçmez. Alacağın niteliği ve hükmün koruduğu kişinin rızası birlikte incelenir. Genel takas maddesi, özel korumayı ortadan kaldırmaz.

TBK 145 önceden takastan feragati düzenler; özel sözleşme türlerinde ayrıca sınırlama bulunabilir. Bu yüzden takas hakkının varlığı incelenirken geçerli feragat ve özel hüküm kontrolü atlanmaz. TBK 140’taki “hakkı bulundukça” ölçütü, kanuni şartlardan bağımsız ve süresiz bir ödeme erteleme yetkisi olarak okunmamalıdır.

Hakkın hangi tarihte var olduğu neden önemli?

TBK 140’ın koruması, asıl borçlunun takas hakkının bulunmasına bağlanmıştır. Bu nedenle dosyada yalnız başlangıçtaki hesap durumu gösterilmez. Karşı alacağın doğumu, iki borcun muacceliyeti, sonraki ödemeler ve varsa takas bildirimi tarih sırasına konulur. Hangi tarihte hangi hukuki aşamaya geçildiği belgelerle izlenir. Birbirinden farklı günlere ait bakiyeler aynı anın hesabı gibi sunulmaz.

Karşı alacağın ödendiği ileri sürülüyorsa ödeme tutarı, alıcı ve hangi borca ilişkin olduğu kontrol edilir. Sadece banka hareketi bulunması her zaman tartışılan alacağın kapatıldığını açıklamaz; işlem açıklaması ve borç ilişkisi eşleştirilir. Buna karşılık sona erdiği ortaya konulmuş tutar, takas hakkı sürüyormuş gibi karşı alacak hesabında tutulamaz.

Asıl borçlu ile alacaklı arasındaki işlem kayıtları bu sebeple kefalet dosyasına da yansıtılmalıdır. Kefilin elindeki eski hesap çıktısının güncel hukuki durumu gösterip göstermediği araştırılır. Bir belgenin düzenlenme tarihi ile içerdiği hesap döneminin son günü birbirinden ayrılır. Değişiklik iddiası varsa onu doğrulayan kayıt ayrıca sunulur; sadece güncel olduğu söylenen toplam kabul edilmez.

Ödeme güçsüzlüğü takas hakkının yerine geçer mi?

Borçlunun ödeyecek parası bulunmaması, alacaklıdan takasa elverişli karşı alacağı bulunduğu anlamına gelmez. TBK 140, borçlunun genel ekonomik durumuna değil belirli bir hukuki hakka bağlanmıştır. Nakit sıkıntısı, zarar edilmiş olması veya başka kişilerin ödeme yapmaması, aranan karşılıklılığı kendiliğinden kurmaz. Bu iddiaların her biri gerçek hukuki ilişkisi içinde değerlendirilir.

TBK 591’in genel defi düzeninde de asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğan defiler kapsam dışında bırakılmıştır. Bu açık ayrım, kefilin her ekonomik güçlüğü ödeme talebine karşı aynı savunma olarak ileri süremeyeceğini gösterir. Özel bir iflas veya konkordato sonucu tartışılıyorsa ilgili hükümler ayrıca incelenir; sırf mali sıkıntı açıklamasından bu sonuçlar çıkarılmaz.

Takas dosyasında öncelik bilanço toplamı değil, alacaklının asıl borçluya gerçekten ne borçlu olduğudur. İşletmenin birçok kişiden tahsilat beklemesiyle kefalet alacaklısına karşı kullanılabilen belirli bir alacağa sahip olması farklıdır. Savunmada hangi hukuki hakkın mevcut olduğu açık tutulmalıdır. Böylece ekonomik durum anlatımı, TBK 140’ın aradığı somut hakkın ispatını gölgelemez.

İfadan kaçınma borcu otomatik sona erdirmez

TBK 140 kefile ifada bulunmaktan kaçınma imkânı verir. TBK 143 ise takasın, takas iradesinin alacaklıya bildirilmesiyle gerçekleşeceğini düzenler. Bu iki hüküm farklı işlemleri anlatır. Kefilin savunma açıklaması ile asıl borçlunun kendi karşı alacağını kullanarak takas bildiriminde bulunması birbirinin yerine geçirilmemelidir.

Kefilin sırf kefil olması, asıl borçlu adına her türlü tasarruf açıklaması yapmaya yetkili olduğu anlamına gelmez. Asıl borçlunun alacağını sona erdirecek bir işlem ileri sürülüyorsa açıklamayı kimin yaptığı ve hangi yetkiye dayandığı ayrıca gösterilir. Kefalet sıfatından genel temsil yetkisi çıkarılamaz.

Bu ayrım talep sonucuna da yansır. “Asıl borç takasla sona ermiştir” savunması ile “asıl borçlunun takas hakkı sürdüğü için ifadan kaçınıyorum” açıklaması aynı hukuki sebep değildir. Dosyada hangisinin ileri sürüldüğü açıkça belirtilmelidir. Birinin koşulları gösterilmeden diğerinin sonucu istenmemelidir.

Kefilin kendi alacağıyla takas başka bir incelemedir

Kefilin şahsen alacaklıdan alacağı bulunması, TBK 140’ın anlattığı karşı alacak ilişkisi değildir. Bu durumda kefilin kendi alacağı ve kendi borcu yönünden TBK 139 ve devamındaki genel şartlar değerlendirilir. Asıl borçlunun alacağı ile kefilin şahsi alacağı tek hesapta birbirine karıştırılmamalıdır.

İki ayrı karşı alacak bulunduğunda her birinin sahibi, doğum nedeni, muacceliyeti ve kullanılmasına ilişkin açıklama ayrı gösterilir. Aynı ekonomik tutarın iki kişinin alacağı gibi sunulması veya daha önce sona ermiş alacağın tekrar kullanılması engellenmelidir. Kefalet belgesi, bütün hesapların ortak hesap sayılmasını sağlamaz.

Adi ve müteselsil kefalette aynı madde uygulanır mı?

TBK 140’ın metni kefalet türüne göre bir ayrım koymaz. Ancak alacaklının kefile hangi koşullarda başvurabileceği ayrıca değerlendirilir. TBK 585 adi kefalette, TBK 586 müteselsil kefalette takip şartlarını düzenler. Doğrudan başvuru imkânı ile takas hakkından kaynaklanan ifadan kaçınma farklı sorulardır.

Adi ve müteselsil kefalet farkı gözetilerek önce başvurunun kendi şartları incelenir. Müteselsil kefalet sıfatı, bütün maddi savunmaların ortadan kalktığı şeklinde okunamaz. Buna karşılık adi kefil olunması da karşı alacağın muacceliyet veya karşılıklılık eksikliğini tamamlamaz.

Her savunmanın hukuki sonucu ayrı kurulmalıdır. Önce asıl borçluya başvurma, rehnin paraya çevrilmesi veya takas hakkının varlığı aynı gerekçe değildir. Bir dosyada birden çok savunma bulunması mümkündür; fakat her birinin dayandığı olay ve madde gösterilmelidir. Sadece “kefilim” denilmesi bu incelemelerin yerini tutmaz.

Savunmanın tutarı nasıl sınırlandırılır?

TBK 143, gerçekleşen takasın daha az olan borç tutarınca sonuç doğuracağını düzenler. Bu nedenle karşı alacağın kapsamı önemlidir. TBK 140 savunması değerlendirilirken takasa elverişli tutarla kefilden istenen tutar arasındaki ilişki açık kurulmalıdır. Küçük bir karşı alacağın varlığı, kapsamı açıklanmadan bütün talebin sona erdiği şeklinde sunulamaz.

Kefilin sorumluluğunda TBK 589’daki azami miktar ve kanuni kapsam da ayrıca uygulanır. Asıl borcun bakiyesi, kefaletin güvence kapsamı ve karşı alacağın takasa elverişli kısmı farklı hesap başlıklarıdır. Bunları tek toplamda birleştirmek, kefilin üstlenmediği kalemlerin hesaba girmesine yol açar.

Anapara, faiz ve daha önce yapılan ödemeler belgeleriyle ayrılır. Takas gerçekten yapılmışsa TBK 143’ün takas edilebilirlik anına ilişkin sonucu dikkate alınır. Takas henüz yapılmamışsa gerçekleşmiş bir borç sona ermesi varmış gibi kayıt düzenlenmez. Hukuki aşama, hesabın hangi varsayıma değil hangi gerçekleşmiş işleme dayandığını belirler.

Asıl borçlu takas bildiriminde bulunursa

Asıl borçlu geçerli takas bildirimini yapmışsa artık yalnız takas hakkının varlığı değil, gerçekleşen takasın sonucu değerlendirilir. Bildirimin içeriği, muhatabı ve kapsadığı alacaklar belirlenir. TBK 143 uyarınca hangi tutarın sona erdiği hesaplanır; kalan borç varsa ayrıca gösterilir.

TBK 598’in ilk fıkrası, hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince kefilin de borcundan kurtulacağını düzenler. Bu nedenle sona ermiş asıl borç tutarı, kefilden hâlâ mevcutmuş gibi istenemez. Kısmi sona erme ile bütün asıl borcun sona ermesi aynılaştırılmamalıdır.

Ödeme veya ibra gibi başka bir sona erme sebebi varsa o da kendi belgesiyle değerlendirilir. Aynı kalem önce ödeme nedeniyle düşülüp sonra takas için yeniden kullanılmaz. Kefilin korunması, doğru maddi bakiye ve doğru kefalet kapsamı üzerinde kurulmalıdır.

Genel defi hakları ve ödeme sonrası bildirim

TBK 591’deki defi hakları, kefilin asıl borçluya ait savunmaları ve bunları ileri sürme yükümlülüğünü ayrıca düzenler. Maddenin istisnaları ve ödeme sonrası rücu sonuçları kendi koşullarıyla incelenir. TBK 140’ın özel ifadan kaçınma hakkı, her türlü savunmanın aynı işlem olduğu kabulüne dayandırılmamalıdır.

Kefil ödeme yaparsa TBK 597 uyarınca bunu asıl borçluya bildirmek zorundadır. Bildirim yapılmaz ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa kefil rücu hakkını kaybeder; alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme hakkı saklıdır. Takas ve ödeme kayıtlarının karşılıklı paylaşılması bu açık kanuni sonuç bakımından önemlidir.

Deliller ve savunma açıklaması nasıl hazırlanır?

Savunma dosyasında kefalet belgesi, asıl borç hesabı ve karşı alacak hesabı ayrı bölümlerde tutulmalıdır. Her ilişki için taraflar, kaynak, tutar, vade ve yapılan işlemler gösterilir. Hangi belgenin hangi kanuni koşulu desteklediği açıkça yazılır. Yalnız hesap ekstresi sunulması, alacağın hukuki kaynağını kendiliğinden açıklamaz.

HMK 190 ispat yükünün genel kuralını, HMK 194 vakıaların somutlaştırılmasını düzenler. Elektronik yazışmaların belge niteliği HMK 199 kapsamında değerlendirilir. Alacaklının talebiyle bağlantılı gerçek kayıtlar korunur. Vakıa ve delil eşleştirmesi, karşı alacağın hangi kısmının neden takasa elverişli olduğunu anlaşılır hâle getirir.

Dava veya takip başlamışsa dosyanın kendi usulü ve süresi ayrıca izlenir. Alacaklıya gönderilen sıradan bir açıklamanın mahkemeye veya icra dosyasına yapılması gereken başvuruyu otomatik karşıladığı kabul edilmez. TBK 140 maddi savunmanın temelidir; bütün takip türleri için tek bir itiraz süresi koymaz.

Sık sorulan sorular

Asıl borçlunun alacağı varsa kefil her zaman ödeme yapmayabilir mi?

Karşı alacak bulunması tek başına yeterli değildir. TBK 140, asıl borçlunun takası ileri sürme hakkının mevcut olmasını arar; genel ve özel takas şartları denetlenir.

Kefil asıl borçlunun alacağını kendiliğinden devralır mı?

Hayır. Kefalet sıfatı, karşı alacağın kefile devredilmesi anlamına gelmez. TBK 140 ifadan kaçınma hakkını düzenler; alacak sahipliği ayrı konudur. Kefil adına yapılacak bir takas açıklaması varsa dayandığı şahsi alacak veya temsil yetkisi ayrıca belirlenmelidir.

Kefilin ifadan kaçınması asıl borcu sona erdirir mi?

Tek başına sona erdirmez. Gerçekleşen takas için TBK 143’teki irade bildirimi ve takas koşulları ayrıca değerlendirilir.

Müteselsil kefil TBK 140’a dayanabilir mi?

TBK 140 kefalet türü ayrımı koymaz. Ancak TBK 586’daki başvuru şartları ve takas hakkının varlığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Karşı alacağın vadesi gelmemişse ne olur?

TBK 139’un genel kuralı her iki borcun muaccel olmasını arar. Yalnız ileride ödenmesi gereken alacağın varlığı, mevcut genel takas hakkını göstermez.

Alacaklı karşı alacağı reddedince takas ihtimali biter mi?

Hayır. TBK 139 çekişmeli alacakla takasa izin verir. Ancak karşı alacağın varlığı, miktarı ve diğer şartları dosyada değerlendirilir.

Zamanaşımına uğramış alacak tamamen kullanılamaz mı?

TBK 139, takas edilebilirlik anında henüz zamanaşımına uğramamış olma şartını koyar. Bu nedenle ilgili iki tarih ayrı kontrol edilmelidir.

Kefilin kendi alacağı da TBK 140 kapsamında mı?

Kefilin şahsi alacağıyla kendi borcunu takas etmesi genel takas hükümleri kapsamında ayrı değerlendirilir. TBK 140 asıl borçlunun takas hakkını esas alır.

Asıl borç geçerli takasla tamamen sona ererse kefalet sürer mi?

TBK 598/1 uyarınca asıl borcun sona ermesi kefili de borcundan kurtarır. Gerçekleşen takasın kapsamı ve tutarı belgeleriyle belirlenir. Takas yalnız borcun bir kısmını sona erdirmişse kalan asıl borç ve kefaletin kendi sorumluluk sınırları ayrı hesaplanır.

Kefil ödeme yaptıktan sonra borçluya haber vermeli mi?

Evet. TBK 597 bildirim yükümlülüğü koyar. Bildirimsizlik nedeniyle bilgisiz borçlunun yeniden ifası, maddede belirtilen koşullarla rücu hakkının kaybına yol açar.

Resmî kaynaklar

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: 139–145, 581, 585, 586, 589, 591, 597 ve 598. maddeler. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: 190, 194 ve 199. maddeler. Güncel metinler Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden doğrulanmıştır.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Sorunuzu iletin



    Sorunuzu kısaca yazın. Lütfen kimlik numarası, belge veya hassas kişisel bilgi paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    Hukuki konu hakkında iletişim

    İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

    Telefonla Araİletişim Bilgileri

    tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

    Yazar Bilgisi

    , Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

    İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    Telefon WhatsApp