B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

HES ve Su Yapılarında Çevresel Akış Miktarı 2026: Ne Kadar Su Bırakılmalı? | Sulak Alanlar Yönetmeliği m.8/2-b

Kısa ve net cevap: Sulak alanlar ile daimî veya mevsimsel akarsular üzerinde planlanan ve işletilen enerji, sulama ve içme suyu amaçlı su yapılarında, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan çevresel akış miktarı akarsu yatağına bırakılmak zorundadır. Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği m.8/2-b ayrıca bu miktarın, 15 Haziran 2019 tarihli Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde belirlenen miktardan az olamayacağını açıkça düzenler. Bu nedenle HES, sulama veya içme suyu yapısının tüm suyu çekmesi ve mansabı susuz bırakması hukuken kabul edilen bir işletme modeli değildir.

Çevresel akış miktarının hukuki dayanağı nedir?

Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinin 8/2-b maddesi, 5 Eylül 2026 tarihli değişiklikten sonra çevresel akış kavramını açık ve bağlayıcı bir işletme şartına dönüştürmüştür. Aynı değişiklikle Yönetmeliğin tanımlar maddesine “çevresel akış miktarı” kavramı eklenmiş; su yapılarının mansabındaki akarsu ekosistemi ile bu ekosisteme bağlı bitki ve hayvan türlerinin doğal yaşam ortamlarının sürekliliği için su yapısından kesintisiz bırakılması gereken akış olarak tanımlanmıştır.

Güncel değişiklik 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete içinde yayımlanmıştır. Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ve ilgili su kullanım mevzuatının güncel metinleri Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden kontrol edilmelidir.

Çevresel akış nedir?

Çevresel akış, su yapısının ekonomik işletmesinden arta kalan rastgele su miktarı değildir. Ekosistemin devamlılığı için mansaba bırakılması gereken ve teknik yöntemlerle hesaplanan akıştır. Akarsu yatağındaki balıklar, bentik canlılar, kıyı bitkileri, sulak alan habitatları ve suya bağlı diğer türlerin yaşam döngüsü bu akışın devamlılığına bağlıdır.

Yönetmelikteki tanım “kesintisiz” bırakılması gereken akış miktarını vurgular. Bu nedenle yalnız belirli saatlerde su bırakıp diğer saatlerde yatağı kurutmak, belirlenen çevresel akış rejimine aykırı olabilir. İşletme, ölçüm ve kontrol sistemini çevresel akışı sürekli sağlayacak şekilde kurmalıdır.

Hangi su yapıları m.8/2-b kapsamındadır?

Hüküm üç ana kullanım amacını sayar: enerji, sulama ve içme suyu. HES’ler, barajlar, göletler, regülatörler, derivasyon yapıları ve bu amaçlarla akış rejimini değiştiren diğer su yapıları, sulak alanlar ile daimî veya mevsimsel akarsular üzerinde planlanıyor veya işletiliyorsa m.8/2-b bakımından değerlendirilir.

Yönetmelik yalnız yeni projeleri değil “planlanan ve işletilen” yapıları birlikte ifade eder. Bu nedenle işletmede olan tesislerin de çevresel akış yükümlülüğü vardır. 30 Ocak 2002’den sonra işletmeye geçen ve özel sektörce işletilen belirli mevcut yapılar için ayrıca Geçici Madde 3’te iki yıllık izin belgesi başvuru rejimi getirilmiştir.

Mevsimsel derelerde de çevresel akış gerekir mi?

Evet. m.8/2-b, daimî akarsuların yanında mevsimsel akarsuları da açıkça sayar. Ancak çevresel akışın teknik hesabı akarsuyun doğal hidrolojik rejimine göre yapılmalıdır. Doğal olarak yılın belirli döneminde akışın çok düştüğü veya kesildiği mevsimsel sistem ile yıl boyunca akan akarsu aynı debi yaklaşımıyla yönetilmez.

Belirleyici olan Genel Müdürlüğün usul ve esaslarına göre yapılan hesap ve izin koşullarıdır. Tesis işletmecisi “dere zaten mevsimsel” diyerek çevresel akış yükümlülüğünü tek taraflı olarak yok sayamaz.

Çevresel akış miktarını kim belirler?

Yönetmelik m.8/2-b, çevresel akış miktarının Genel Müdürlükçe belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacağını düzenler. Buradaki Genel Müdürlük, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüdür. Teknik hesap; hidroloji, mevsimsel akış, ekolojik ihtiyaç, türler ve su yapısının etkisi dikkate alınarak yapılmalıdır.

Faaliyet sahibinin kendi ticari ihtiyacına göre tek taraflı bir debi belirlemesi yeterli değildir. Proje ve işletme belgelerinde resmi olarak kabul edilen çevresel akış miktarı esas alınır; ölçüm sistemi de bu miktarın sahada bırakıldığını göstermelidir.

2019 Su Kullanım Hakkı Yönetmeliği neden alt sınır oluşturuyor?

m.8/2-b’nin en önemli cümlesi, Sulak Alanlar Yönetmeliğine göre hesaplanan çevresel akışın 15 Haziran 2019 tarihli ve 30802 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde belirlenen miktardan az olamayacağını söyler.

Bu nedenle özellikle HES projelerinde iki mevzuat rejimi birbirinden bağımsız şekilde daha düşük rakama çekilemez. Sulak alan koruma hesabı daha yüksek çevresel akış gerektiriyorsa yüksek olan değer uygulanır; m.8/2-b en azından 2019 Yönetmeliğindeki belirlenmiş miktarın altına inilmesini engeller.

Her HES için aynı yüzde mi uygulanır?

Hayır. Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği m.8/2-b tek bir yüzde veya sabit m³/s değeri belirlemez. Çevresel akış Genel Müdürlüğün usul ve esaslarına göre hesaplanır ve ilgili su kullanım mevzuatındaki alt sınır gözetilir. Bu nedenle internette geçen tek bir “can suyu yüzdesi”ni bütün projelere uygulamak hukuken doğru değildir.

Havzanın akım rejimi, proje tipi, mansap ekosistemi, türler, su hakları ve iklim koşulları farklı olduğu için tesis bazlı teknik değerlendirme gerekir. İzin ve anlaşma belgelerindeki resmi değer esas alınmalıdır.

“Can suyu” ile çevresel akış aynı şey mi?

Uygulamada “can suyu” ifadesi uzun süredir mansaba bırakılması gereken su için kullanılmaktadır. 2026 Sulak Alanlar Yönetmeliği ise teknik ve hukuki terim olarak “çevresel akış miktarı”nı tanımlar. Çevresel akış yalnız asgari bir su damlasını değil, akarsu ekosisteminin sürekliliği için hesaplanan akış rejimini ifade eder.

Bu nedenle izin ve dava dosyalarında Yönetmelikteki “çevresel akış miktarı” teriminin kullanılması daha doğrudur. Projenin eski belgelerinde “can suyu” ifadesi varsa güncel mevzuatla karşılaştırma yapılmalıdır.

Çevresel akış nasıl ölçülmelidir?

Yönetmelik m.8/2-b ölçüm cihazının marka veya modelini yazmaz; ancak yükümlülüğün denetlenebilmesi için bırakılan debinin ölçülebilir ve kayıt altına alınabilir olması gerekir. Debimetre, seviye-debi ilişkisi, uzaktan izleme veya idarece kabul edilen başka teknik yöntemler kullanılabilir.

İşletmeci düzenli veri kaydı tutmalı ve denetimde ibraz edebilmelidir. Cihaz arızası, veri kesintisi veya ölçüm noktasının yanlış seçimi yükümlülüğün yerine getirildiğini ispatlamayı zorlaştırır. Kritik tesislerde yedek ölçüm ve alarm sistemi kurulması uygun bir uyum yöntemidir.

Çevresel akış bırakılmazsa ne olur?

Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği m.41/1, sorumlu kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin Yönetmelik ve yönetim planı esaslarına uygun işlem yapmakla yükümlü olduğunu düzenler. m.41/2 ise aykırılık halinde 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili maddelerinin uygulanacağını belirtir.

Ayrıca çevresel akış şartı su kullanım hakkı anlaşması, lisans, ÇED veya başka izin belgelerinde de yer alabilir. Bu nedenle aykırılık yalnız sulak alan yaptırımı değil, enerji veya su hakkı mevzuatı bakımından da sonuç doğurabilir. Somut yaptırım dayanağı tutanak ve idari işlem üzerinden ayrı değerlendirilmelidir.

Çevresel akış ve ilave su aynı şey mi?

Hayır. 5 Eylül 2026 değişikliğiyle m.8/2-c’ye yeni bir yükümlülük eklenmiştir. Sulak alan yönetim planlarında belirlenen sürdürülebilir su seviyesini korumak amacıyla, çevresel akış miktarına ilave olarak sulama mevsimi dışındaki zamanlarda ekosistem değerlendirme raporunda belirtilen miktarda ilave su bırakılması gerekir.

Dolayısıyla bazı sulak alanlarda iki ayrı su bırakma yükümlülüğü birlikte olabilir: sürekli çevresel akış ve yönetim planı kapsamında belirlenen dönemsel ilave su. Bu konu ayrı arama niyetine sahip olduğundan ayrıca detaylı rehber olarak yayımlanmaktadır.

Kuraklık veya iklim değişikliği çevresel akışı etkiler mi?

Evet. Geçici Madde 3/2, 2026 değişikliğinden önce çevresel akış miktarı belirlenmiş tesislerde iklim değişikliği veya membadaki su kullanım haklarından kaynaklanan zorunlu değişiklikler olması halinde, Genel Müdürlüğün belirleyeceği usul ve esaslar kapsamında izin belgesi düzenlenirken çevresel akış miktarının yeniden belirlenebileceğini açıkça düzenler.

Bu hüküm, çevresel akışın bir kez belirlenip hiçbir koşulda değişmeyecek statik rakam olmadığını gösterir. Havza koşulları değişirse ekosistemin korunması için güncelleme yapılabilir.

Mevcut özel sektör tesislerinin 2026 sonrası yükümlülüğü nedir?

Geçici Madde 3/1’e göre m.8/2-b kapsamındaki su yapılarından 30 Ocak 2002’den sonra işletmeye geçen ve özel sektör tarafından işletilenler, 5 Eylül 2026 tarihinden itibaren iki yıl içinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğüne başvurarak izin belgesi almak zorundadır. İzin belgesi beş yıl süreyle geçerlidir ve şartlara uyulduğu tespit edilirse yenilenebilir.

Bu özel geçiş hükmü, mevcut HES ve diğer özel sektör su yapıları bakımından önemli bir uyum takvimi oluşturur. İki yıllık süre kaçırılırsa m.41/2 kapsamında idari yaptırım uygulanması öngörülmüştür.

Yeni HES projesi için hangi aşamada değerlendirme yapılmalı?

Yönetmelik m.8/1 su rejimini etkileyebilecek her türlü faaliyet için planlama aşamasında alanın statüsüne göre Genel Müdürlük veya Bölge Müdürlüğünün uygun görüşünü arar. Bu nedenle çevresel akış hesabı proje işletmeye alındıktan sonra düşünülmemeli; fizibilite ve izin aşamasında tasarıma dahil edilmelidir.

Regülatör, derivasyon kanalı, cebri boru ve santral yerleşimi çevresel akış bırakma sistemine uygun projelendirilmelidir. Sonradan eklenen sistemler hem maliyet hem teknik uyum sorunu doğurabilir.

İşletme kayıtlarında neler bulunmalı?

İşletme dosyasında çevresel akışın resmi olarak belirlenmesine ilişkin karar/izin, ölçüm noktası ve yöntem, günlük veya saatlik kayıtlar, cihaz kalibrasyonları, arıza kayıtları, idareye sunulan raporlar, su kullanım hakkı anlaşması ve varsa sulak alan izin belgesi birlikte saklanmalıdır.

Denetim veya uyuşmazlık halinde yalnız “su bıraktık” beyanı yeterli değildir. Zaman damgalı ölçüm verileri, bakım kayıtları ve fotoğraflar uyumun ispatını güçlendirir.

Çevresel akışa uyulmaması tazminat davası doğurabilir mi?

Çevresel akışın bırakılmaması nedeniyle ekolojik zarar, balıkçılık kaybı, tarımsal etki veya başka özel zarar doğduğu iddia edilirse idari yaptırımın yanında tazminat uyuşmazlıkları da gündeme gelebilir. Nedensellik, zarar ve hukuka aykırılık somut delillerle belirlenmelidir.

Kamu otoritesinin çevresel zararın giderilmesine yönelik talepleri 2872 sayılı Çevre Kanunu ve özel mevzuat kapsamında ayrıca değerlendirilebilir. Çevre idari yaptırım süreçleri hakkında Çevre İdari Para Cezası Yetki ve İtiraz 2026 rehberimiz incelenebilir.

Proje sahipleri için 12 maddelik uyum listesi

  1. Su yapısının sulak alan veya daimî/mevsimsel akarsu kapsamını doğrulayın.
  2. Alanın koruma statüsünü belirleyin.
  3. Planlama aşamasında yetkili DKMP biriminin görüşünü alın.
  4. Çevresel akış hesabını Genel Müdürlük usul ve esaslarına göre yaptırın.
  5. 2019 Su Kullanım Hakkı Yönetmeliğiyle belirlenen alt sınırı kontrol edin.
  6. Akış bırakma yapısını projeye fiziksel olarak dahil edin.
  7. Debi ölçüm ve kayıt sistemini kurun.
  8. Kesintisiz akışı sağlayacak işletme prosedürü oluşturun.
  9. Cihaz kalibrasyon ve bakım kayıtlarını saklayın.
  10. Yönetim planında ilave su yükümlülüğü olup olmadığını kontrol edin.
  11. Geçici Madde 3 kapsamındaysanız iki yıllık izin başvurusunu kaçırmayın.
  12. İklim ve memba su haklarındaki değişiklikleri idareye bildirin.

Sık sorulan sorular

HES ne kadar can suyu bırakmalı?

2026 Yönetmeliği tek bir yüzde yazmaz. Çevresel akış Genel Müdürlüğün usul ve esaslarına göre hesaplanır ve 2019 Su Kullanım Hakkı Yönetmeliği uyarınca belirlenen miktardan az olamaz.

Çevresel akış yalnız HES için mi?

Hayır. m.8/2-b enerji, sulama ve içme suyu amaçlı su yapılarını kapsar.

Mevsimsel derede de çevresel akış gerekir mi?

Evet. Hüküm daimî ve mevsimsel akarsuları açıkça sayar; teknik miktar doğal akış rejimine göre hesaplanır.

Akış kesintili bırakılabilir mi?

Tanım çevresel akışın doğal yaşam ortamlarının sürekliliği için kesintisiz bırakılması gereken akış olduğunu belirtir. İzin koşullarına aykırı kesinti yapılamaz.

Eski HES’ler de kapsamda mı?

Yönetmelik işletilen su yapılarını da kapsar. Ayrıca 30 Ocak 2002’den sonra işletmeye geçen özel sektör tesisleri için Geçici Madde 3’te özel izin başvuru yükümlülüğü vardır.

İzin belgesi kaç yıl geçerli?

Geçici Madde 3 kapsamındaki mevcut özel sektör su yapıları için belge beş yıl geçerlidir; şartlara uyulduğu tespit edilirse yenilenebilir.

Çevresel akış ile ilave su aynı mı?

Hayır. m.8/2-c kapsamında, yönetim planıyla belirlenen sürdürülebilir su seviyesini korumak için bazı dönemlerde çevresel akışa ek su bırakılması gerekir.

Çevresel akış ölçümü zorunlu mu?

Yükümlülüğün denetlenebilmesi için bırakılan akışın teknik olarak ölçülebilir ve kayıt altına alınabilir olması gerekir. Kullanılacak yöntem izin ve idare esaslarına göre belirlenir.

Kuraklıkta çevresel akış azaltılabilir mi?

İşletmeci tek taraflı azaltamaz. Geçici Madde 3/2, iklim değişikliği veya memba su haklarındaki zorunlu değişikliklerde idarenin izin aşamasında miktarı yeniden belirleyebilmesini düzenler.

Çevresel akış bırakmamanın yaptırımı var mı?

Evet. Yönetmelik m.41/2, aykırılıklarda 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili maddelerinin uygulanacağını düzenler; diğer lisans ve sözleşme hükümleri de ayrıca sonuç doğurabilir.

Sonuç

2026 Sulak Alanlar Yönetmeliği, HES ve diğer su yapılarında çevresel akışı açık bir ekolojik ve hukuki zorunluluk olarak düzenlemektedir. Sulak alanlar ile daimî veya mevsimsel akarsularda enerji, sulama ve içme suyu yapıları için Genel Müdürlük usullerine göre hesaplanan çevresel akış yatağa bırakılmalı ve bu miktar 2019 Su Kullanım Hakkı Yönetmeliğine göre belirlenen miktarın altına düşmemelidir.

İşletmeler yalnız teorik hesapla yetinmemeli; debiyi ölçmeli, kayıt tutmalı ve kesintisiz akışı sahada sağlayabilmelidir. Mevcut özel sektör tesisleri Geçici Madde 3 kapsamındaki iki yıllık izin takvimini ayrıca kontrol etmelidir. Sulak alandan doğrudan su alma izin şartları için Sulak Alandan Su Alma İzin Belgesi 2026 yazımız incelenebilir.

Resmî kaynaklar: 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete; Mevzuat Bilgi Sistemi.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp