B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Hukuk Davası Sürerken Taraf Ölürse Ne Olur? Mirasçılar ve HMK 55

Hukuk davası sürerken davacı veya davalı ölürse, mirasçılara geçen hak ve borçlar bakımından dava kendiliğinden sona ermez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.55 uyarınca, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanuni ret süreleri geçinceye kadar dava ertelenir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hâkim, talep üzerine davayı takip edecek kayyım atanmasına karar verebilir. Ölümden sonraki esas mesele, dosyaya herhangi bir yakının adını yazmak değildir: uyuşmazlığın mirasçılara geçip geçmediği, kimlerin mirasçı olduğu, ret durumu ve temsil yetkisi belirlenmelidir. Alacak, taşınmaz ve tazminat davalarında bu inceleme, davanın hangi kişilerle ve hangi kapsamda süreceğini doğrudan belirler.

Tarafın ölümünden sonra hakkın intikali, ret süresi, temsil ve hukuk davasına devam aşamaları.
Dava öncesi ölüm ve özel yargılama hükümleri ayrı incelenir.

Ölüm neden dosyada taraf ve temsil incelemesi gerektirir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.28 uyarınca kişilik ölümle sona erer. HMK m.50 ise taraf ehliyetini medeni haklardan yararlanma ehliyetine bağlar. Bu nedenle ölen kişinin dosyada hiç değişiklik olmamış gibi davacı veya davalı sıfatıyla işlem yapması söz konusu değildir. Ölüm, aynı zamanda mirasçılara geçen malvarlığı ilişkilerinin ortadan kalkması demek de değildir; TMK m.599, mirasın ölümle bir bütün olarak kazanılmasını düzenler.

Bu iki kural birlikte uygulanır. Mahkeme, önce ölümün gerçekleştiğini ve tarihini belirler; sonra davadaki hakkın veya borcun mirasçılara geçişini inceler. Taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi ve usulüne uygun temsil, HMK m.114 kapsamında dava şartlarıdır. HMK m.115 gereğince mahkeme bunları yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Dosyada eski taraf adının bulunması, ölümden sonraki temsil eksikliğini gidermez.

Ölümün yalnız duruşmada sözlü biçimde söylenmesiyle yetinilmemelidir. Nüfus ölüm kaydı, mirasçılık belgesi ve varsa ret kararları, farklı hukuki soruları cevaplayan belgelerdir. Ölüm kaydı kişiliğin sona ermesini; mirasçılık belgesi hak sahiplerini; ret kaydı ise mirası üstlenmeyen kişileri gösterir. Birinin dosyada bulunması diğerlerini gereksiz hâle getirmez.

Hangi davalar mirasçılarla devam eder?

TMK m.599, ayni hakların, alacakların ve diğer malvarlığı haklarının kural olarak mirasçılara geçmesini; mirasbırakanın borçlarından da mirasçıların kişisel sorumluluğunu düzenler. Dolayısıyla ölümden önce açılmış para alacağı veya mülkiyet uyuşmazlığında sırf ölüm nedeniyle talep ortadan kalkmaz. Davacı ölmüşse talebin miras ortaklığında kimin tarafından takip edileceği; davalı ölmüşse sorumluluğun kime yöneltileceği belirlenir.

Buna karşılık kişiye sıkı sıkıya bağlı bir talebin aynı şekilde mirasçılara geçtiği kabul edilmez. Talebin adı kadar kanuni niteliği önemlidir. Manevi tazminatta TMK m.25/4 özel hüküm içerir: istem, mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Ölümden önce açılmış manevi tazminat davası ile mirasçıların ölen kişinin adına ilk kez ileri sürmek istediği talep bu yüzden aynı durumda değildir.

Aynı dosyada birden fazla talep bulunması da her talebe tek sonuç uygulanmasını gerektirmez. Malvarlığına geçen alacak ile yalnız kişinin yaşamına bağlı istem ayrı incelenir. Mirasçıların kendi kişisel zararları nedeniyle sahip oldukları bağımsız tazminat hakları ise, ölen kişiden intikal eden dava hakkından farklıdır. Devam dilekçesi bu iki hukuki temeli birbirine karıştırmamalıdır.

HMK 55 uyarınca dava ne kadar ertelenir?

HMK m.55, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanunda belirlenen sürelerin geçmesine kadar erteleme öngörür. TMK m.606 uyarınca genel ret süresi üç aydır. Yasal mirasçılar yönünden başlangıç, kural olarak mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihtir. Mirasçılık sıfatını daha sonra öğrendiklerini ispat etmeleri hâlinde bu sonraki öğrenme dikkate alınır. Vasiyetnameyle atanmış mirasçılar için başlangıç, tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihtir.

Bu nedenle mahkemenin her dosyada ölüm tarihine üç ay ekleyip başka inceleme yapmadan ilerlemesi doğru değildir. Mirasçıların öğrenme tarihleri farklıysa ret süreleri de aynı gün bitmeyebilir. Mirasın kabul edildiği veya usulüne uygun reddedildiği belli olmuşsa, o kişi bakımından karar verilmeyen bir ret süresinin varlığından söz edilemez; devamın tarafları mevcut hukuki duruma göre belirlenir.

HMK m.55 uyarınca erteleme, davanın esastan reddi veya açılmamış sayılması değildir. Mahkeme mirasçıların karar verme süresini koruyarak mevcut davanın yürütülmesini bekletir. Erteleme kararında ölüm tarihi kadar kabul, ret ve öğrenmeye ilişkin tespitlerin yer alması, sonraki duruşmada hangi eksikliğin tamamlanacağının anlaşılmasını sağlar. Mirasçıların suskunluğu ise kanuni ret süresi dolduğunda TMK m.610 kapsamında sonuç doğurur.

Tereke yazımı, ikinci ölüm ve süre uzatımı hesabı değiştirir mi?

Ret süresinin başlangıcına ilişkin özel hükümler, devam eden davayı da etkiler. TMK m.607 gereğince koruma önlemi olarak terekenin yazımı yapılmışsa ret süresi, yazımın sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından mirasçılara bildirilmesiyle başlar. Burada yalnız malların aile tarafından listelenmesi veya bankadan hesap dökümü alınması yeterli değildir; kanunda belirtilen koruma önlemi ve hâkim bildirimi aranır.

TMK m.608, mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkının kendi mirasçılarına geçmesini düzenler. Bu kişiler için ayrıca başlangıç ve bitiş güvencesi öngörülmüştür. Ret nedeniyle miras daha önce mirasçı olmayan kişilere geçtiğinde de onların ret süresi, önceki mirasçıların reddini öğrenmeleriyle başlar. Dolayısıyla ilk mirasçının reddinden sonra dosyaya eklenen kişiye, ilk ölümden itibaren hesaplanmış ve çoktan bitmiş bir süre uygulanmaz.

TMK m.615 uyarınca önemli sebepler varsa sulh hâkimi ret süresini uzatabilir veya yeni süre tanıyabilir. Böyle bir karar mevcut hukuk davasına sunulmalıdır. Dava mahkemesinden duruşmanın ertelenmesi istenmesi, tek başına mirası ret süresini uzatmaz. Ret süresi hakkında karar veren merci ile HMK m.55 uyarınca kendi dosyasını erteleyen mahkemenin görevleri farklıdır; iki dosyanın kararları birbirine bildirilerek yürütülür.

Mirasçıların dosyaya alınmasında veraset ilamı neyi gösterir?

TMK m.598 uyarınca yasal mirasçılara, sulh mahkemesi veya noterlik tarafından mirasçılık sıfatlarını gösteren belge verilir. Bu belge, davaya devam edecek kişilerin belirlenmesinde temel dayanaklardan biridir. Bununla birlikte mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Belgeyle birlikte sonradan meydana gelen ret, başka bir mirasçının ölümü veya mirasçılık sıfatına ilişkin kararlar da incelenmelidir.

Mirasçılık belgesinde kişinin adının bulunması, onun mirası kesin olarak kabul ettiği anlamına gelmez. Belge mirasçılık sıfatını gösterir; ret hakkının kullanılıp kullanılmadığı ayrı meseledir. Ölen kişinin eşi, çocuğu veya yakın akrabası olduğunu bildiren herkes de kendiliğinden davayı tek başına sürdürme yetkisi kazanmaz. Mirasın geçişi, ortaklığın yapısı ve talebin niteliği birlikte değerlendirilir.

HMK m.27’deki hukuki dinlenilme hakkı, davaya katılan mirasçıların yargılama hakkında bilgi sahibi olmasını, açıklama ve ispat hakkını kullanmasını gerektirir. Bu nedenle taraf teşkili yalnız isimlerin UYAP kaydına eklenmesine indirgenemez. Usulüne uygun bildirim, temsil ve açıklama imkânı sağlanmalıdır. Mirasçının dosyayı aile içinden duyması, mahkemece yapılması gereken usul işlemlerinin yerine geçmez.

Davacı öldüğünde bütün mirasçılar birlikte mi hareket eder?

TMK m.640, birden fazla mirasçı varsa paylaşmaya kadar terekenin bütün hak ve borçlarını kapsayan miras ortaklığı doğduğunu düzenler. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur; kanundan veya sözleşmeden doğan temsil ve yönetim yetkisi saklı kalmak üzere tereke hakları üzerinde birlikte tasarruf ederler. Bu sebeple terekeye ait alacağın tamamını kendi hesabına talep etmek ile ortaklık yararına davayı sürdürmek aynı işlem değildir.

Mirasçılar arasındaki görüş ayrılığı, uyuşmazlığın mahkemede süresiz olarak çözümsüz kalmasını gerektirmez. TMK m.640/3 gereğince mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, paylaşmaya kadar miras ortaklığına temsilci atayabilir. Temsilcinin görevlendirilmesi, devam eden davadaki temsil sorununun çözümünde kanuni bir yoldur. Temsil kararının kapsamı dosyaya sunulur; temsilci kendi şahsi alacağı için değil ortaklık adına hareket eder.

Aynı maddenin dördüncü fıkrası, her mirasçıya tereke haklarının korunmasını isteme yetkisi verir; sağlanan korumadan hepsi yararlanır. Koruma yetkisi ile tereke üzerinde tek başına tasarruf yetkisi birbirinin yerine kullanılamaz. Bir mirasçının geçici koruma istemesi, diğerlerinin paylarını kapsayan sulh veya feragat yapabilmesi anlamına gelmez. Devamın hangi yöntemle sağlanacağı, davadaki talep ve temsil düzeni üzerinden kurulmalıdır.

Davalı ölürse borç yalnız miras payı oranında mı üstlenilir?

TMK m.599 ve m.641 birlikte değerlendirildiğinde, tereke borçlarından mirasçıların kişisel ve müteselsil sorumluluğu esastır. Borç miktarını mirasçılık belgesindeki paylara bölerek her mirasçının dış ilişkide yalnız kendi oranı kadar sorumlu olduğunu söylemek bu kurala uymaz. Buna karşılık mirası geçerli biçimde reddeden kişinin sorumluluğu, kabul eden mirasçıyla aynı temelde kurulamaz.

Ölümden sonra davanın tarafları belirlenirken hangi mirasçının reddettiği, borcun tereke borcu olup olmadığı ve varsa özel sorumluluk sınırlamaları açıklığa kavuşturulur. Mirasçılar arasındaki iç paylaşım ile alacaklıya karşı sorumluluk farklıdır. Ailenin borcu kendi arasında bir kişiye bırakması, alacaklının haklarını kendiliğinden o kişiyle sınırlandırmaz. Davacı, talebini sürdüreceği kişileri ve talebin kapsamını hukuki sorumluluk düzenine uygun göstermelidir.

En yakın yasal mirasçıların tamamının mirası reddetmesi hâlinde TMK m.612, mirasın sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiyesini öngörür. Böyle bir durumda, reddeden kişilerin adlarını dosyada tutarak sanki mirası kabul etmişler gibi hüküm kurulması istenemez. Tasfiye ve temsile ilişkin kayıtlar getirtilir. HMK m.55 kapsamındaki ertelemenin ardından devamın muhatabı, yalnız ilk mirasçılık belgesine bakılarak belirlenmez.

Yasal mirasçılardan yalnız birinin reddi ile en yakın yasal mirasçıların tamamının reddi aynı sonuç değildir. TMK m.611 uyarınca tek mirasçının reddettiği pay, miras açıldığında kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Bu geçiş, davadaki muhatap listesini de değiştirir. Reddeden kişinin yerine kimin geçtiği ve yeni hak sahibinin ret hakkı araştırılmadan ilk listeden yalnız isim silinmesi eksik kalır. Atanmış mirasçının reddinde ise ölüme bağlı tasarruftaki irade ve m.611’in ikinci fıkrası dikkate alınır. Borçlu tarafın ölümünün dosyada doğurduğu iş, bu nedenle yalnız tebligat adresi değiştirme işlemi değildir.

Ret süresi beklenirken kayyım hangi amaçla atanır?

HMK m.55, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verilebileceğini açıkça düzenler. İki koşul birlikte bulunmalıdır: gecikme sakıncası ve talep. Kayyım yolu, ret süresini ortadan kaldıran veya mirasçıları mirası kabul etmiş sayan bir düzenleme değildir. Amaç, süre beklenirken davanın korunması gereken yönlerinin temsil eksikliği yüzünden sahipsiz kalmamasıdır.

Talep, gecikmenin davada hangi somut kayba yol açacağını açıklamalıdır. Kaybolma tehlikesi bulunan delil, yerine getirilmesi geciken koruma işlemi veya temsil edilmeyen tereke menfaati açıkça gösterilir. HMK m.400 kapsamındaki delil tespiti ile m.389 kapsamındaki ihtiyati tedbirin kendilerine özgü şartları devam eder. Kayyım atanması, bu korumaların kendiliğinden kabul edilmesi veya karşı tarafın iddiasının doğru sayılması sonucunu doğurmaz.

Davayı takip kayyımının yetkisi, atama amacı ve kararıyla bağlantılıdır. Bu kişi her mirasçıya ait bütün malvarlığı işlemlerinin genel yöneticisi hâline gelmez. TMK m.640 kapsamında miras ortaklığına atanan temsilciyle HMK m.55’teki acil takip kayyımının hukuki dayanakları da farklıdır. Başvuruda hangi temsil ihtiyacının karşılanacağı belirtilmeli; olağan dava devamı ile acil korunma ihtiyacı birbirine karıştırılmamalıdır.

Ölen tarafın avukatı mirasçıların da avukatı sayılır mı?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.513, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâletin ölümle kendiliğinden sona ermesini düzenler. TBK m.43, işlemden doğan temsil yetkisi bakımından da benzer kural ve istisnalar getirir. Bu nedenle eski vekâletnamenin bulunduğu her dosyada, avukatın bütün mirasçıları sınırsız biçimde temsil etmeye devam ettiği kabul edilemez.

Bunun yanında TBK m.513/2, vekâletin sona ermesinin vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürdüğü hâllerde, mirasçı veya temsilci işleri üstlenebilecek duruma gelinceye kadar vekâletin ifasına devam yükümlülüğünü düzenler. TBK m.514 ise vekilin sona ermeyi öğrenmeden önce yaptığı işlerin sonuçlarını belirler. Bu koruyucu hükümler, mirasçılar adına kalıcı temsil yetkisinin belgelendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.

HMK m.76 ve m.77 uyarınca dosyada usulüne uygun vekâletname bulunması esastır; gecikmesinde zarar bulunan hâllerde mahkemenin belirli süreyle izin verdiği işlemlerin özel rejimi saklıdır. Sulh, feragat ve kabul gibi işlemlerde HMK m.74’ün özel yetki şartları ayrıca uygulanır. Mirasçılardan birinin avukata vekâlet vermesi, vekâlet vermeyen diğer mirasçıların da temsil edildiğini göstermez. Ölüm bildirimiyle birlikte temsil belgeleri açıkça güncellenmelidir.

Davayı korumak mirası reddetme hakkını ortadan kaldırır mı?

TMK m.610, ret süresi dolmadan terekenin olağan yönetimi dışında işlere karışan, gerekli işlerin dışına çıkan veya tereke malını gizleyen ya da kendisine maleden mirasçının ret hakkını kaybetmesini düzenler. Ancak aynı madde açık bir istisna koyar: zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin dolmasını önlemek amacıyla dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz.

Bu ayrım nedeniyle her mahkeme başvurusuna otomatik kabul sonucu bağlanamaz. Sürenin dolmasını engellemek için alınan koruma önlemi ile tereke alacağını kendi malı gibi tahsil edip kullanmak aynı nitelikte değildir. İşlemin adı değil amacı ve kapsamı incelenir. Devam eden davada yapılacak tasarruf işlemleri de ret kararı düşünülürken özellikle değerlendirilmelidir; dilekçeye yalnız “ret hakkım saklıdır” yazılması, kanunun sonuca bağladığı davranışı etkisizleştirmez.

Mirasın reddi ise TMK m.609 gereğince sulh mahkemesine sözlü veya yazılı, kayıtsız ve şartsız beyanla yapılır. Devam eden alacak davasında karşı tarafa borcu kabul etmediğini söylemek, mirasın reddi başvurusuyla aynı işlem değildir. Ret belgesinin ilgili dava dosyasına sunulması gerekir. Ölüm anındaki açık veya resmen saptanmış aciz nedeniyle TMK m.605/2’deki hükmen ret hâli de ayrıca değerlendirilir; bu durum olağan üç aylık beyan rejimiyle özdeş değildir.

Boşanma, idari dava ve dava açılmadan önce ölüm neden ayrı değerlendirilir?

Boşanma davası sürerken ölüm, TMK m.181/2’de özel olarak düzenlenmiştir. Mirasçılardan birinin devamı ve diğer eşin kusurunun ispatı, kanundaki miras kaybı sonucunu doğurur; bu, mirasçıların ölen kişi adına yeniden boşanma istemesi değildir. Bu özel konu boşanma davasında ölüm ve TMK 181 yazısında ayrıntılı açıklanmıştır. Genel malvarlığı davasındaki devam düzeniyle aynılaştırılmamalıdır.

İdari yargıda ise 2577 sayılı Kanun m.26 ayrı bir düzenleme içerir. İdari dava sürerken tarafın ölümü için açıklanan işlemden kaldırma ve yenileme rejimi, hukuk mahkemesindeki HMK m.55 ertelemesine doğrudan taşınamaz. Dosyanın yargı kolu, ölüm üzerine hangi kanunun uygulanacağını belirler. Aynı günlük ifade altında farklı usul sonuçları vardır.

HMK m.55’in başlığı ve kapsamı, dava sırasında gerçekleşen ölümdür. Kişi dava açılmadan önce ölmüşse başlangıçtaki taraf ehliyeti ve yanlış tarafa dava yöneltilmesi sorunu ortaya çıkar. HMK m.124’teki taraf değişikliği şartları bu ayrı durumda değerlendirilir; m.55 her eski ölüm kaydını düzelten genel bir hüküm değildir. Ölüm tarihi ile davanın açılış tarihi bu yüzden dosyanın ilk karşılaştırılması gereken iki tarihidir.

Davanın devamı için mahkemeden hangi somut işlemler istenir?

Ölümden sonraki başvuruda, yargılama dosyası ile miras süreci birbirine bağlanır. Ölüm kaydının getirtilmesi, mirasçıların ve ret durumlarının belirlenmesi, henüz dolmamış ret süreleri için HMK m.55 uyarınca erteleme, gerekiyorsa acil takip kayyımı ve temsil belgelerinin tamamlanması ayrı talepler olarak gösterilir. Böylece mahkemenin hangi eksikliği gidereceği anlaşılır.

Erteleme sonrasında devam edilecek dava, kural olarak mirasbırakanın açmış olduğu veya kendisine karşı açılmış bulunan mevcut davadır. Ölüm, önceki tüm delillerin yok sayılmasını ya da bütün uyuşmazlığın baştan açılmasını gerektirmez. Mirasçılar, davanın bulunduğu aşamayı ve önceden yapılmış usul işlemlerini dikkate alarak hareket eder. Ölümden sonra sunulan dilekçe, geçerli süre ve iddia sınırlarını kendiliğinden kaldıran yeni bir dava başlangıcı değildir.

HMK m.150’deki takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılması ile m.55’teki kanuni erteleme de ayrı kurumlardır. Ölüm nedeniyle verilen erteleme kararını sıradan duruşmaya katılmama sonucu gibi ele almak yanlış süre hesabına neden olur. Buna karşılık taraf teşkili tamamlandıktan sonra usulüne uygun çağrılara ve yargılama işlemlerine uyulmalıdır. Doğru devam, ölümün bildirilmesinden sonra mahkemenin hangi kararları verdiğinin ve bunların hangi kişiler hakkında uygulandığının izlenmesini gerektirir.

Sık sorulan sorular

Davacı ölünce para alacağı davası kendiliğinden düşer mi?

Hayır. TMK m.599 uyarınca mirasçılara geçen alacak bakımından dava devam eder. HMK m.55 gereğince kabul veya ret henüz belli değilse kanuni ret süreleri beklenir. Devam için mirasçılar, miras ortaklığının temsili ve usulüne uygun taraf teşkili belirlenir.

Davalının ölümünden sonra dava hemen mirasçılarına karşı sürdürülebilir mi?

Ölüm tek başına hemen esasa devam edilmesini sağlamaz. HMK m.55, mirasçılar kabul veya ret kararı vermemişse ret süreleri geçinceye kadar erteleme öngörür. Kimlerin mirası reddettiği ve borçtan sorumluluğun hangi kişilere geçtiği belirlenmeden yalnız eski aile kayıtlarıyla hüküm kurulamaz.

Üç aylık ret süresi her mirasçı için ölüm günü mü başlar?

Hayır. TMK m.606’da yasal mirasçılar için kural, ölümü öğrenme tarihidir; mirasçılık sıfatının sonradan öğrenildiği ispatlanırsa bu tarih dikkate alınır. Vasiyetnameyle atanmış mirasçıda resmî bildirim; tereke yazımı ve ret hakkının geçişinde ilgili özel hükümler uygulanır.

Veraset ilamı almak mirası kabul etmek anlamına gelir mi?

Mirasçılık belgesi, TMK m.598 kapsamında mirasçılık sıfatını gösterir. Tek başına mirasın kabul edildiğini gösteren belge değildir. Dava mahkemesi ayrıca ret beyanlarını, süreleri ve kabul sonucu doğuran işlemleri inceler. Belgedeki isim ile kesinleşmiş sorumluluk aynı konu değildir.

Bir mirasçı bütün mirasçılar adına sulh yapabilir mi?

Sırf mirasçı olmak bu yetkiyi vermez. TMK m.640’taki ortak tasarruf ve temsil düzeni uygulanır; koruma isteme yetkisi genel tasarruf yetkisi değildir. Avukatla işlem yapılıyorsa HMK m.74’teki özel yetki şartları da aranır. Diğer mirasçıların hakları temsil olmadan tasfiye edilemez.

HMK 55 kayyımı mirası kabul etmiş sayılmamı sağlar mı?

Hayır. Davayı takip kayyımı, gecikmesinde sakınca bulunan durumda talep üzerine yargılamadaki temsil ihtiyacını karşılar. Atama, ret süresini kaldırmaz ve mirasçıları kabul etmiş sayan bir karar değildir. Kayyımın işlemleri atama kararındaki görev ve yetki kapsamında değerlendirilir.

Ölen kişinin avukatı beni de otomatik temsil eder mi?

Böyle bir genel kural yoktur. TBK m.43 ve m.513’te ölümle sona erme ve istisnaları, tehlikeyi önlemek için geçici devam yükümlülüğüyle birlikte incelenir. Kalıcı dava takibinde mirasçıların usulüne uygun temsil belgeleri ve gerekiyorsa özel yetkileri dosyaya sunulmalıdır.

Süre dolmasın diye dava açmak reddi mirası engeller mi?

TMK m.610, zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin dolmasını önlemek için dava ve cebrî icra takibi yapılmasının ret hakkını kaldırmadığını açıkça düzenler. Buna karşılık terekeye olağan yönetimin dışında karışma veya malları kendine maletme farklı sonuç doğurur; işlemin gerçek kapsamı önemlidir.

Bütün en yakın yasal mirasçılar reddederse alacak davası kime yönelir?

TMK m.612 gereğince miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Reddeden mirasçılar kabul etmiş kişiler gibi sorumlu tutulamaz. Devam eden davada tasfiye ve temsil kayıtları getirtilerek uygun taraf ve temsil düzeni kurulur; yalnız ilk mirasçılık belgesiyle yetinilmez.

Ölümden önce açılmış manevi tazminat davası mirasçılara geçer mi?

TMK m.25/4, manevi tazminat isteminin mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmasını mirasçılara geçişin şartı olarak düzenler. Ölümden önce açılmış dava bu açıdan incelenir. Mirasçıların kendi kişisel zararları için sahip oldukları bağımsız talepler ise intikal eden talepten ayrıdır.

Başvuru ve dosya hazırlığı

Ölüm nedeniyle davanın devamında, mevcut dava dosyasındaki son işlem ile mirasçılık ve ret belgelerinin birlikte incelenmesi gerekir. Bakırcı Hukuk Bürosu, Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde temsil eksikliği, ret süresi ve tereke hakkının korunmasını aynı dosya planında ele alır. İstanbul ve Mersin ofislerinde görüşme ve belge iletimi için iletişim sayfası kullanılabilir.

Resmî kaynaklar ve mevzuat

Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.

İlgili hukuk rehberleri

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp