İstanbul Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu: TCK 103 Rehberi 2026
Çocuğun korunması, yaş grupları ve adli görüşme
Suç tarihindeki yaş esas alınır
TCK m.6’ya göre çocuk, on sekiz yaşını doldurmamış kişidir. M.103’teki yaş incelemesi, yalnız başvuru veya duruşma günündeki yaş üzerinden yapılmaz; isnat edilen fiilin tarihindeki yaş belirlenir. Birden fazla tarihe yayılan iddiada her dönemin yaşı ve o tarihte yürürlükteki hükümler önem taşır. Nüfus kaydı, fiil tarihi ve varsa yaşa ilişkin somut uyuşmazlık birlikte ele alınır.
On beş yaşını tamamlamamış çocuklar bakımından m.103/1-a’da yer alan cinsel davranışlar için ayrıca cebir, tehdit veya hile ispatı temel unsur olarak aranmaz. Aynı kural, on beş yaşını tamamlamış olsa da fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar için geçerlidir. Bu grupta çocuğun rızasının bulunduğu ileri sürülerek kanuni koruma kaldırılmaz.
Diğer çocuklar bakımından m.103/1-b, cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı cinsel davranışları düzenler. Bu nedenin hangi olguya dayandığı gösterilmelidir. Algılama yeteneği hakkında özel bilgi gereken mesele uzman incelemesiyle değerlendirilir; yalnız çocuğun okul başarısı veya günlük konuşma yeteneği bütün hukuki soruyu çözmez.
TCK m.104 ile m.105’in sınırı
On beş yaşını bitirmiş çocukla cebir, tehdit ve hile olmadan cinsel ilişki, koşulları varsa TCK m.104’te ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenleme, on beş yaşını dolduran çocuklara karşı bütün cinsel davranışların hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. M.104’ün evlenme yasağı ve belirli bakım ilişkilerine ilişkin ağırlaştırıcı ve resen takip edilen hükümleri de vardır. Temassız cinsel amaçlı taciz ise TCK m.105 üzerinden ayrıca incelenir.
TCK m.103’ün ceza düzeni
| Hukuki durum | Kanuni yaptırım |
|---|---|
| M.103/1’deki temel istismar | 8–15 yıl hapis |
| Sarkıntılık düzeyinde kalan istismar | 3–8 yıl hapis |
| Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması | Temel istismarda en az 10; sarkıntılıkta en az 5 yıl hapis |
| M.103/2’deki vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenen nitelikli hâl | En az 16 yıl; mağdur on iki yaşını tamamlamamışsa en az 18 yıl hapis |
Tablo, fiilin hukuki türüne göre başlangıç yaptırımlarını gösterir. Sarkıntılık ayrı bir cezasızlık veya disiplin meselesi değildir; kanunda cezalandırılan bir suç biçimidir. Eylemin süresi, yoğunluğu ve özellikleri gerekçeli biçimde değerlendirilir. Her kısa süreli davranışın otomatik olarak sarkıntılık kabul edileceği yönünde kanuni bir kural yoktur.
M.103/3; birden fazla kişinin birlikte işlemesini, belirli toplu yaşama ortamlarının kolaylığını, kanunda sayılan yakınlık ve bakım ilişkilerini, kamu görevi veya hizmet ilişkisinin nüfuzunun kötüye kullanılmasını yarı oranında artırım nedeni yapar. Öğretmenlik, bakıcılık veya yakınlık iddiasında sıfatın olay tarihindeki varlığı ve fiille bağlantısı gösterilmelidir.
M.103/4, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdidi; (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmayı ayrıca yarı oranında artırım sebebi olarak düzenler. Temel unsur olan koşul ile ayrıca artırıma yol açan koşul birbirine karıştırılmamalıdır. M.103/5 ağır neticeli yaralamada ayrıca yaralama hükümlerini; m.103/6 mağdurun ölümü veya bitkisel hayata girmesi sonucunda ağırlaştırılmış müebbet hapsi öngörür.
Failin de çocuk olması, mağdurun yaşına ilişkin bu kurallardan farklı olarak TCK m.31’deki ceza sorumluluğu incelemesini gerektirir. Mağdurun yaşı ile şüphelinin yaşı aynı hukuki sorunun iki adı değildir. Fiil tarihinden sonraki değişikliklerde TCK m.7 uyarınca zaman bakımından uygulama ayrıca değerlendirilir.
Her istismar dosyası şikâyetten vazgeçmeyle kapanmaz
TCK m.103’te genel kural, soruşturmanın şikâyet koşuluna bağlı olmamasıdır. Kanunun açık istisnası sarkıntılık düzeyindeki suçun failinin çocuk olmasıdır; bu hâlde mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyeti aranır. Yalnız mağdurun çocuk olması, şikâyete bağlılık istisnasının uygulanması için yeterli değildir; failin de çocuk olması ve fiilin sarkıntılık düzeyinde kalması gerekir.
Bu nedenle ailelerin anlaşması, özür, tazminat ödenmesi veya “şikâyetçi değiliz” açıklaması bütün m.103 suçlarını kendiliğinden sona erdirmez. Kanuni temsilci ile çocuğun menfaatleri çatışıyorsa temsil konusu ayrıca çözümlenmelidir. Çocuğun bağımsız avukat yardımı, aile içindeki açıklamaların dosyanın tek değerlendirme kaynağı olmasını önler.
CMK m.253/3 gereğince cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yapılmaz. Şikâyete bağlı özel istisnanın varlığı da bu yasağı kaldırmaz. İdari veya özel bir anlaşma, ceza dosyasındaki kanuni muhakeme koşullarının yerine geçmez.
Çocuğun tekrar tekrar aynı olayı anlatması olağan yöntem değildir
CMK m.236/3, mağdur çocuk tanık olarak dinlenirken psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bulundurulmasını öngörür. M.236/4, özel ortamda dinlenmesi gereken veya şüpheliyle yüz yüze gelmesinde sakınca bulunan çocukların beyanının uzmanlar aracılığıyla özel ortamda alınmasını düzenler. Bu koruma, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları gözetilerek uygulanır.
M.236/2’de suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur için bir defa dinleme kuralı vardır; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu hâller saklıdır. Dolayısıyla “hiçbir koşulda tekrar dinlenemez” veya “her aşamada yeniden anlatmak zorundadır” şeklindeki iki genelleme de doğru değildir. Yeni dinlemenin neden zorunlu olduğu somutlaştırılmalıdır.
M.103/2 kapsamındaki çocuk mağdur için özel merkez usulü
CMK m.236/5 gereğince soruşturma beyanı, bu amaçla hizmet veren merkezde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzman aracılığıyla alınır; beyan ve görüntü kayda geçirilir. Kovuşturmada yeniden beyan veya başka işlem ancak maddi gerçek bakımından zorunluluk varsa merkezde uzman aracılığıyla yapılır. Çocuk, yargı çevresi ve mülki sınırlar aranmadan en yakın merkeze götürülür.
M.236/7–8 uyarınca bu kapsamdaki kayıt dosyada saklanır ve kimseye verilmez. Kayıt yazılı tutanağa dönüştürülür; kanunda sayılan ilgililere tutanak verilir, görüntü ise makam gözetiminde gizlilik korunarak izletilir. Mahremiyetin korunması ile savunmanın delili denetleme hakkı birlikte yürütülür. Kayıtların sosyal medyada paylaşılması bu usulün parçası değildir.
Tıbbi bulgu, çocuğun anlatımı ve diğer kayıtların işlevi farklıdır
Bir tıbbi rapor belirli bulguları ve incelemenin kapsamını gösterir. Her istismar biçiminin mutlaka belirli bir fiziksel iz bırakacağı kanuni bir şart değildir. Raporun bulgu içermemesi ile olayın hiç gerçekleşmediğinin kesinleşmesi aynı sonuç değildir. Buna karşılık bulunan bulgunun hangi fiille, zamanla ve kişiyle ilişkili olduğu da ayrıca araştırılır.
Çocuğun ilk açıklaması, uzman görüşmesi, olayın zaman ve yer kayıtları ile varsa dijital iletişim birlikte değerlendirilir. Çocuğa aynı soruları yönlendirici biçimde tekrar tekrar sormak yerine mevcut bilgiler yetkili makama aktarılmalıdır. Kimin bizzat ne gördüğü ile başkasından duyulan bilginin ayrılması, anlatımların doğru değerlendirilmesine hizmet eder.
CMK m.160/2 lehe ve aleyhe delillerin toplanmasını; m.217 hükmün hukuka uygun delillere dayanmasını gerektirir. Ne yalnız suçlama bulunmasıyla kesin suçluluk ilan edilir ne de fiziksel bulgu bulunmadığı gerekçesiyle diğer deliller değerlendirme dışı bırakılır. Bu yaklaşım hem çocuğun korunmasını hem adil yargılanmayı gözetir.
İstanbul’da başvuru ve yargılamanın görevi
CMK m.158 kapsamında Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa başvurulur. Çocuğun vekili bulunmuyorsa m.234/2 uyarınca istem aranmadan görevlendirme yapılır. CMK m.237–239’daki davaya katılma ve avukat yardımı hükümleri kovuşturma aşamasında ayrıca uygulanır. Çocuğun güvenliğine ilişkin mevcut risk, başvuruda suçun delillerinden ayrı ve açık biçimde belirtilmelidir.
Görevli mahkeme suçun ilgili fıkrası ve 5235 sayılı Kanun m.11–14’e göre belirlenir. Temel istismar ve m.103/2 kapsamındaki suçlar ile sarkıntılık düzeyindeki fiilin görev değerlendirmesi aynı kabul edilmez; sanığın çocuk olması da çocuk mahkemelerine ilişkin özel kuralları gündeme getirir. İstanbul’daki yer yetkisi CMK m.12 ve devamına göre belirlenir; özel görüşme merkezinin konumu tek başına mahkemenin yetkisini değiştirmez.
İstanbul hukuk ve adliye rehberi
Bu konudaki görevli ve yetkili merci; uyuşmazlığın türü, taraflar, işlem veya olay yeri ve özel yetki kuralları birlikte değerlendirilerek belirlenir. İstanbul’daki adliyeler, ilçeler ve resmî başvuru kaynakları için İstanbul avukat ve hukuk rehberini inceleyebilirsiniz.
Şeffaflık: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fizikî ofisi Mersin’dedir; İstanbul’da şube bulunduğu ileri sürülmez. Uygun dosyalar Türkiye geneli temsil ve yetki kuralları çerçevesinde Mersin’den koordine edilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
