Birbirine Karışan veya Birleşen Mallar Kimin Olur? TMK 776
Farklı kişilere ait taşınır mallar, önemli zarar veya aşırı emek ve para olmadan ayrılamayacak biçimde birleşirse, kural olarak yeni şey üzerinde değerleri oranında paylı mülkiyet doğar. Türk Medeni Kanunu m.776 bu oranı birleşme veya karışma anındaki değerlere bağlar. Ancak taşınırlardan biri diğerinin ikincil nitelikte bütünleyici parçasına dönüşmüşse eşyanın tamamı ana parçanın malikine ait olur. Mülkiyetin bu şekilde belirlenmesi, tazminat ve sebepsiz zenginleşme taleplerini ortadan kaldırmaz.

TMK 776 hangi mal ve kişi ilişkisine uygulanır?
TMK m.776, birden çok kişiye ait taşınırların birleşmesi veya karışması sonucunda mülkiyetin durumunu düzenler. İlk inceleme, malı kimin elinde bulundurduğu değil, birleşme öncesinde hangi malın kime ait olduğudur. Tamirci, üretici, taşıyıcı veya saklayan sıfatıyla malı teslim almış olmak mülkiyetle aynı şey değildir. Malın atölyede ya da bir işletmenin envanterinde görünmesi, önceki malikin hakkını tek başına sona erdirmez.
Birleştirilen unsurların aynı kişiye ait olması hâlinde farklı maliklerin haklarının uzlaştırılması sorunu doğmaz. Ayrı maliklerin mallarında ise her unsurun kimliği, miktarı ve hukuki edinim sebebi ortaya konulur. Satın alma ve teslim belgeleri, sözleşmedeki malzeme tahsisi ve varsa mülkiyeti koruyan düzenlemeler birlikte değerlendirilir. Sadece işlem bedelini ödeyen kişiye bakılarak bütün bileşenlerin başlangıç mülkiyeti belirlenemez.
Madde taşınır mülkiyeti bölümünde yer alır. Taşınmaz üzerindeki yapı ve malzeme ilişkileri, kendi özel hükümlerine tabidir. Bir makinenin parçalarının birleştirilmesiyle arazi üzerinde yapı yapılması aynı kanuni sonuca bağlanmamalıdır. Aynı şekilde eşyanın fiziksel mülkiyeti, üretimde kullanılan tasarım veya teknik bilginin bütün haklarını da otomatik olarak belirlemez. İnceleme, mülkiyeti tartışılan somut taşınır veya birleşik şey üzerinden yürütülür.
Mallar zarar görmeden ayrılabiliyorsa paylı mülkiyet doğar mı?
TMK m.776’nın ilk fıkrası, malların sırf yan yana getirilmesini veya aynı yerde tutulmasını yeterli saymaz. Ayrılmanın önemli zarar doğurması yahut aşırı emek ve para gerektirmesi aranır. Bu şart, teknik olarak kesinlikle ayrılamama ile sınırlı değildir. Ayrılma mümkün olsa bile gerektirdiği zarar veya gider kanundaki ağırlığa ulaşmışsa hükmün uygulanması değerlendirilir. Buna karşılık kolayca ayrılan bağımsız mallar üzerinde yalnız ortak kullanım nedeniyle yeni paylı mülkiyet kurulmaz.
Birleşik şeyin sökülme yöntemi, ayrılınca eski malların işlevlerini koruyup korumayacağı ve işlemin ekonomik yükü belirlenmelidir. Sökümün sadece işçilik gerektirmesi ile aşırı emek ve para gerektirmesi aynı değildir. Malın büyüklüğü veya parça sayısı tek başına yeterli ölçüt oluşturmaz. İnceleme, parçaların mevcut niteliği ve ayrılmanın gerçek sonucu üzerinden yapılır. Tarafların tek kelimelik sökülebilir veya sökülemez beyanı teknik değerlendirme yerine geçmez.
Bu koşul gerçekleşmemişse başlangıçtaki mülkiyet hakları esas alınır. TMK m.683, malike malını haksız elinde bulundurandan geri isteme ve haksız elatmayı önleme imkânı verir. Ancak sözleşmeden doğan teslim, ücret veya başka hakların varlığı ayrıca incelenir. Ayrılabilirliğin kabulü, malı elinde tutan kişinin bütün hukuki savunmalarının inceleme dışında bırakılması anlamına gelmez. Talep, aynen geri verme ile sözleşme hesabı birbirine karıştırılmadan kurulmalıdır.
Pay oranı ağırlığa, adede veya işlem günündeki değere göre mi belirlenir?
Kanunun ölçütü, her malın birleşme veya karışma zamanındaki değeridir. TMK m.776, bütün payları eşit kabul eden otomatik bir sonuç öngörmez. Aynı miktarda veya aynı ağırlıkta mal getiren kişilerin malları farklı kalite ve ekonomik değerde olabilir. Bu nedenle yalnız kilogram, litre veya parça adedi üzerinden kurulan hesap, değer oranını karşılamadıkça kanuni pay hesabının yerine geçmez.
Her malikin katkısı aynı tarih ve aynı değerleme yaklaşımıyla belirlenmelidir. Bir malın yeni satış fiyatını, diğerinin yıllar önceki satın alma bedeliyle karşılaştırmak ortak bir ölçü sağlamaz. Birleşme anındaki kullanılmışlık, teknik özellik, kalite, mevcut hasar ve ekonomik yararlanma durumu değerlemenin konusudur. Sonradan ortaya çıkan ürünün toplam satış bedeli de başlangıç katkılarının oranını tek başına göstermez. Fiyatın içinde ticari kâr veya daha sonra yapılan işlemlerin karşılığı bulunabilir.
TMK m.688’deki paylı mülkiyet, maddi olarak bölünmemiş şeyin tamamı üzerinde belirli paylarla malik olmayı ifade eder. Dolayısıyla değer oranına göre pay sahibi olan kişi, birleşik şeyin istediği fiziksel parçasını kendiliğinden kendi malı sayıp ayıramaz. Pay, malın bütünü üzerindeki hukuki orandır. Sonraki kullanım, yönetim ve paylaşma işlemleri bu ortaklık yapısına göre yürütülür. Başlangıç değeriyle fiziksel teslim miktarı aynı kavram olarak kullanılmamalıdır.
Ana parça ve ikincil bütünleyici parça varsa sonuç neden değişir?
TMK m.776 ikinci fıkra, bir taşınırın diğerinin ikincil nitelikte bütünleyici parçasına dönüşmesini özel olarak düzenler. Bu durumda bütün eşya ana parçanın malikine ait olur. Hükmün uygulanması için yalnız bir parçanın diğerinden ucuz olması yeterli değildir. Ana şey ile ona bağlı ikincil unsurun niteliği, eşyanın ekonomik ve teknik bütünlüğü içinde belirlenir. Birleştirmeyi yapan kişinin kendi adlandırması hukuki nitelendirmeyi tek başına belirlemez.
TMK m.684, bütünleyici parçayı yerel âdete göre asıl şeyin temel unsuru olan ve şey yok edilmeden, zarara uğratılmadan veya yapısı değiştirilmeden ayrılamayan parça olarak tanımlar. TMK m.776’daki ikincil parça incelemesi bu bütünlükle bağlantılıdır. Parçanın bağımsız işlevi, ana şeyin kimliğini belirleyip belirlemediği ve ayrılmanın yapıya etkisi teknik verilere dayanmalıdır. Her monte edilen eşya otomatik olarak ikincil bütünleyici parça sayılmaz.
TMK m.686’daki eklenti de ayrıca ayrılmalıdır. Bir malın asıl şeyin işletilmesine veya yararına sürekli özgülenmesi, onu her durumda bütünleyici parça hâline getirmez. Eklenti ilişkisine dair tasarruf kapsamı ile m.776 uyarınca malik değişmesi farklı hukuki sorulardır. İkincil parça nedeniyle başlangıç maliki mülkiyetini kaybettiğinde, bedel veya zarar talebinin dayanağı ayrıca ele alınır. Ana parçanın malik olması, diğer kişinin hiçbir ekonomik hakkı kalmadığını göstermez.
İşleme, ortak depolama ve birleşme aynı kurala mı tabidir?
TMK m.775, başkasına ait bir şeyin işlenmesi veya başka biçime sokulması sonucunda ortaya çıkan yeni şeyin mülkiyetini düzenler. Burada emek değeri ile malzeme değeri karşılaştırılır ve kötüniyetli işleyen bakımından hâkime özel yetki tanınır. TMK m.776’da ise ayrı kişilere ait taşınırların birleşmesi veya karışması ve malların değerleri arasındaki oran esas alınır. Emeğin pahalı olması, m.776 kapsamındaki bütün mülkiyet sorunlarını tek başına çözmez.
Sitedeki başkasının malzemesini işleme açıklaması, yeni eşya oluşması ve emek üstünlüğü incelemesini ayrıca ele alır. Üretim birden çok aşama içerdiğinde hangi aşamada hangi fiziksel sonucun doğduğu belirlenmelidir. Birleşme sırasında ayrıca işçilik yapılması, bütün ilişkinin zorunlu olarak yalnız işleme maddesine girdiğini göstermez. Aynı şekilde bir sözleşmenin başlığında montaj yazması, ana parça ve ayrılabilirlik incelemesini gereksiz kılmaz.
Ardiyecinin farklı müşterilere ait aynı tür ve nitelikteki malları karıştırması ise TBK m.573’te açık yetki ve pay ayırma kurallarıyla düzenlenir. Depodaki malların karıştırılması rehberi bu özel saklama ilişkisini açıklar. Ardiyecinin sözleşmesel yetkisi ile başka maliklere ait taşınırların fiziksel birleşmesi sonucu mülkiyetin değişmesi aynı soru değildir. Önce hukuki ilişki ve teknik işlem belirlenmeli, özel düzenleme mevcutsa onun koşulları korunmalıdır.
Birleştirme sözleşmesi teslim ve ücret borcunu ortadan kaldırır mı?
Bir eşyanın kanun gereği kime ait olduğunu belirlemek, tarafların sözleşmeden doğan bütün borçlarını kendiliğinden sona erdirmez. Üretim, montaj, onarım veya malzeme sağlama sözleşmesi taraflara belirli bir sonucu teslim etme, bedel ödeme veya artan malzemeyi geri verme borcu yükleyebilir. TMK m.776’ya dayanılması, sözleşmedeki bu yükümlülüklerin hiç kurulmamış sayılması için genel bir gerekçe değildir. Mülkiyet ve ifa ilişkileri birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle malzeme sahibi, parçayı hangi amaçla ve hangi yetkiyle teslim ettiğini açıklamalıdır. İşletmeye bırakma, işleme izni, birleştirme izni ve mülkiyeti devretme iradesi aynı açıklama değildir. Sözleşmede hangi ürünün kimin hesabına oluşturulacağı, ana parçanın kimden geleceği ve sonucun kime teslim edileceği yazılıysa uyuşmazlığın çerçevesi daralır. Buna rağmen gerçek işlem sözleşmeden farklı yürütülmüşse fiili aşama ayrıca ispatlanır.
TBK m.112, borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde borçlunun kusursuzluğunu ispat etmedikçe zarardan sorumluluğunu düzenler. Yetki dışında birleştirme nedeniyle doğan sözleşmesel zarar bu çerçevede ele alınabilir. Mülkiyetin ana parça sahibinde toplanması, sözleşmeye aykırı davranan kişiyi otomatik olarak sorumsuz kılmaz. Para talebi kurulurken hangi borcun ihlal edildiği, ortaya çıkan kayıp ve illiyet bağı gösterilmelidir.
Mülkiyetini kaybeden kişinin bedel veya tazminat hakkı kalır mı?
TMK m.776 son fıkra, tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istemleri açıkça saklı tutar. Bu nedenle yeni eşyanın kime ait olduğunun saptanması, ekonomik hesabın son aşaması değildir. Hukuka aykırı ve kusurlu davranıştan doğan zarar için TBK m.49; haklı sebep olmadan başkasının malvarlığından zenginleşme için TBK m.77 ve devamı değerlendirilir. Sözleşme varsa TBK m.112’ye dayanan sorumluluk da ilişkinin koşullarına göre incelenir.
Her talep için aynı tutar otomatik olarak kullanılamaz. Pay oranını belirleyen birleşme anı değeri, zarar hesabı ve geri verilecek zenginleşme farklı işlevlere sahiptir. Zarar talebi fiili kaybı ve varsa diğer kanuni kalemleri; sebepsiz zenginleşme talebi ise geçerli hukuki sebebi bulunmayan kazanımı konu alır. Hak sahibine pay tanınmış olması da aynı katkı için bir daha sınırsız bedel alma hakkı yaratmaz. Talepler aynı ekonomik kaybı iki kez karşılayacak şekilde birleştirilemez.
TBK m.79, geri verme kapsamını iyiniyet ve elden çıkarılan zenginleşme bakımından düzenler. TBK m.80’de giderlerin karşılanması ayrıca ele alınır. Sebepsiz zenginleşme talebinde m.82 uyarınca öğrenmeden başlayan iki yıl ve zenginleşmeden başlayan on yıl dikkate alınır. Bu süreler, mülkiyet iddiasına veya başka bir hukuki sebebe dayanan talebe doğrudan aktarılmaz. Başvurunun hukuki sebebi ve istenen sonuç belirlenmeden tek bir süre hesabı yapılmamalıdır.
Kötüniyetin işlevi de doğru maddede değerlendirilmelidir. TMK m.775, kötüniyetli işleyen bakımından hâkimin yeni şeyi malzeme malikine bırakabileceğini açıkça söyler. TMK m.776’da aynı ifadeyle kurulmuş bir mülkiyet seçimi bulunmaz; birleşme şartları, değer oranı ve ikincil bütünleyici parça kuralı esas alınır. Bu ayrım, izinsiz birleştirmeyi hukuka uygun hâle getirmez. Birleştirenin kusurlu davranışı nedeniyle doğan zarar, mülkiyet hesabından ayrı biçimde giderilebilir. Bu yüzden mülkiyet savunması yapan tarafın yalnız yeni şeyin kime ait olduğuna dayanması yeterli değildir; kendisine yöneltilen sözleşmeye aykırılık veya zarar iddiasına da cevap vermesi gerekir. Zarar gören ise kaybettiği ayni hakkı, aldığı payı, elinde kalan ekonomik değeri ve talep ettiği ek kaybı açık göstermelidir. Böyle bir hesap, hem hak kaybının hem de aynı kayıp için mükerrer ödemenin önüne geçer.
Yeni eşya üzerinde paylı mülkiyet doğarsa kim kullanır ve satar?
TMK m.776 uyarınca paylı mülkiyet oluştuğunda, paydaşlardan biri bütün eşyayı kendisininmiş gibi yönetemez. TMK m.693, her paydaşın diğerlerinin haklarıyla bağdaşan ölçüde kullanım ve yararlanmasını kabul eder. Uyuşmazlık hâlinde kullanım biçimini hâkim belirler. Birleşik şeyin tek yerde bulunması veya bir işletmede çalıştırılması, diğer paydaşın kullanım ve gelirle ilgili hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Yönetim kararlarında TMK m.689–692 uygulanır. Olağan işlerin, önemli yönetim işlerinin ve eşyanın tamamı üzerindeki tasarrufun karar koşulları farklıdır. TMK m.692 uyarınca bütün mal üzerinde tasarruf, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Kendi payını devretme yetkisiyle eşyanın tamamını satma yetkisi aynı değildir. Paydaşlardan birinin malı fiilen elinde bulundurması bu ayrımı değiştirmez.
Paylı malı ilgilendiren yönetim giderleri ve yükümlülükler, aksine hüküm yoksa TMK m.694 uyarınca paylar oranında karşılanır. Payından fazlasını ödeyen kişi diğerlerine oranları ölçüsünde rücu edebilir. Ancak her işletme harcaması ortak eşyaya ait zorunlu gider sayılamaz; giderin konusu ve alınan karar gösterilmelidir. Paylı mülkiyetin hangi tarihte doğduğunun belirlenmesi, sonradan yapılan masrafların hangi hukuki ilişkiye ait olduğunun ayrılmasına da yardımcı olur.
Birleşen malda ortaklık nasıl sona erdirilir?
TMK m.698, hukuki işlem veya sürekli amaca özgüleme nedeniyle ortaklığı devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça paydaşın paylaşma isteyebileceğini düzenler. Bununla birlikte uygun olmayan zamanda paylaşma istenemez. Bu hüküm, birleştirilen mallar üzerinde sonradan doğan paylı mülkiyet için de önemlidir. Ortaklığı sona erdirme talebi ile önceki parçaların doğrudan sökülerek alınması aynı hukuki işlem değildir.
TMK m.699’a göre paylaşma, aynen bölüşme veya satış bedelinin bölüşülmesi yoluyla gerçekleşir. Aynen bölüşmenin önemli değer kaybı olmadan yapılamaması hâlinde açık artırmayla satış gündeme gelir. Satışın sadece paydaşlar arasında yapılmasına karar verilebilmesi için bütün paydaşların rızası gerekir. Birleşme nedeniyle ayrılmanın aşırı maliyetli olması, paylaşma yönteminin teknik ve ekonomik incelemesini özellikle önemli hâle getirir. Paylaşmanın eşyanın değerini ortadan kaldıran keyfi sökümle yapılması gerekmez.
HMK m.4/1-b uyarınca taşınır malın paylaşılması ve ortaklığın giderilmesi davalarında sulh hukuk mahkemesi görevlidir. 6325 sayılı Kanun m.18/B/1-b, bu uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı olarak düzenler. Tarafların mülkiyet paylarının varlığını tartışması ile mevcut paylı mülkiyetin sona erdirilmesi talebi ayrılmalıdır. Her talep için görev ve dava şartı kendi niteliğine göre belirlenir.
Bilirkişi hangi teknik olguları ve hangi tarihi incelemelidir?
Mülkiyet sonucunu mahkeme belirler; bilirkişi teknik değerlendirmeye esas olguları açıklar. Birleştirmeden önceki mallar, birleşik şeyin yapısı, ayrılma yöntemi, ayrılmanın vereceği zarar ve gerektireceği gider araştırılır. Ana parça ile ikincil unsur ilişkisi tartışılıyorsa her unsurun işlevi ayrıca gösterilir. Raporda yalnız ürünün bugünkü satış fiyatının bulunması, TMK m.776’nın bütün koşullarını karşılamaz.
Değerleme, kanunun esas aldığı birleşme veya karışma zamanına yönelmelidir. Farklı tarihlerde eklenen parçalar, sonraki onarımlar ve işletme sırasında ortaya çıkan aşınma ayrı kaydedilir. Başlangıç mallarının miktarı ve niteliği kanıtlanmadan kesin pay hesabı kurulamaz. Üretim emirleri, teslim tutanakları, seri ve parti bilgileri, teknik çizimler, fotoğraflar ve faturalardaki açıklamalar aynı malı gösterip göstermediği bakımından eşleştirilir. Belge üzerindeki genel ürün adı tek başına fiziksel özdeşliği kanıtlamaz.
Malın sökülmesi, yeniden işlenmesi veya devredilmesi mevcut durumun ispatını zorlaştıracaksa HMK m.400–403 kapsamında delil tespiti değerlendirilir. Talep, hangi olgunun neden hemen saptanması gerektiğini açıklamalıdır. Dava açılmadan önce esas mahkemesi veya kanundaki koşullarla malın bulunduğu yer sulh mahkemesi; dava açıldıktan sonra ise davaya bakan mahkeme yetkilidir. Tespit kararı mülkiyetin kime ait olduğunu kendiliğinden hükme bağlamaz.
Mülkiyet, teslim ve para talepleri nasıl ayrılır?
Uyuşmazlığın çözümü, istenen hukuki sonucun açık olmasını gerektirir. Başlangıç malının aynen geri verilmesi, yeni eşya üzerinde payın belirlenmesi, ana parça malikine karşı bedel veya birleştirmeyi yapan kişiye karşı zarar talebi aynı istem değildir. Davacı hangi taşınırı, hangi hakka dayanarak ve kimden istediğini belirtmelidir. HMK m.190 ve m.194 uyarınca dayanak vakıalar ve her vakıayı ispatlayan deliller somutlaştırılır.
Özel görev kuralı bulunmayan malvarlığı davalarında HMK m.2 uyarınca asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Uyuşmazlık TTK m.4 kapsamında ticari dava niteliğindeyse m.5’teki asliye ticaret görevi değerlendirilir. Ticari davanın konusu bir miktar para olan alacak veya tazminat olduğunda TTK m.5/A’daki dava şartı arabuluculuk ayrıca dikkate alınır. Yalnız işletmede gerçekleşmiş olması, her talebi aynı mahkeme ve aynı dava şartına bağlamaz.
Mülkiyetin belirlenmesiyle bedel talebinin birlikte ileri sürülmesinde, aynı değerin iki kez istenmemesi ve her talebin doğru kişiye yöneltilmesi gerekir. Parça maliki, ana şeyin maliki ve birleştirme işini yapan kişi farklı sıfatlar taşıyabilir. Teknik durum, sözleşme ve para hareketlerinin birlikte okunması; doğru tarafın ve doğru talebin belirlenmesini sağlar. Kanuni mülkiyet sonucuyla sözleşmesel hesap ayrı gösterildiğinde uyuşmazlığın hangi kısmının çözüldüğü de açıklaşır.
Sık sorulan sorular
İki kişinin malı aynı yerde durunca ortak mülkiyet oluşur mu?
Hayır. TMK m.776 için taşınırların önemli zarar veya aşırı emek ve para olmadan ayrılamayacak biçimde birleşmesi ya da karışması gerekir. Yan yana depolama ve ortak kullanım tek başına yeterli değildir. Önce başlangıç mülkiyeti ve malların ayrılabilirliği teknik ve hukuki yönden belirlenir.
Karışan mallarda paylar her zaman eşit midir?
TMK m.776 payları malların birleşme veya karışma anındaki değerlerine bağlar. Aynı ağırlık veya adette katkı, aynı ekonomik değer anlamına gelmez. Kalite ve mevcut durum değerlendirilir. Yeni şeyin bütün satış fiyatı ya da güncel değeri, başlangıç katkılarının oranını tek başına göstermez.
Sökülebilen bir parça için TMK 776 hiç uygulanmaz mı?
Kanun yalnız fiziksel imkânsızlığı aramaz. Ayırma önemli zarar doğuruyor veya aşırı emek ve para gerektiriyorsa m.776 koşulları değerlendirilir. Basit bir söküm masrafı bulunması ise otomatik olarak yeterli değildir. Ayrılma yöntemi, eşyanın işlevi ve ekonomik yük teknik verilerle açıklanmalıdır.
Ucuz parça her zaman ana malın sahibine mi geçer?
Fiyatın düşük olması tek başına yeterli değildir. TMK m.776 ikinci fıkrada taşınırın diğerinin ikincil nitelikte bütünleyici parçasına dönüşmesi aranır. TMK m.684 çerçevesinde yapısal ve işlevsel bütünlük incelenir. Her monte edilmiş veya birlikte kullanılan mal için aynı mülkiyet sonucu kurulamaz.
Eklenti ile bütünleyici parça aynı şey midir?
Hayır. TMK m.684 bütünleyici parçayı, m.686 eklentiyi farklı koşullarla düzenler. Bir malın asıl şeyin kullanılmasına sürekli ayrılması, her durumda bütünleyici parça olduğunu göstermez. TMK m.776 bakımından ikincil bütünleyici parça koşulu ayrıca araştırılır; eklentiye ilişkin tasarruf kapsamı bunun yerine geçirilemez.
Birleştirmede çok işçilik yapan kişi bütün malın sahibi olur mu?
Yalnız yüksek işçilik bedeli bu sonucu doğurmaz. TMK m.775 işleme sonucundaki emek ve malzeme karşılaştırmasını, m.776 ise ayrı malların birleşmesi veya karışmasını düzenler. Gerçek teknik işlem belirlenmelidir. Ayrıca sözleşmedeki teslim ve ücret borçları, mülkiyet incelemesinden bağımsız olarak dikkate alınır.
Parçanın mülkiyetini kaybeden kişi hiçbir bedel isteyemez mi?
TMK m.776 tazminat ve sebepsiz zenginleşme taleplerini açıkça saklı tutar. Ancak her talebin koşulları ayrıca gösterilmelidir. Mülkiyet payı, zarar ve zenginleşme hesabı aynı şey değildir. Aynı katkının hem pay hem sınırsız bedel olarak iki kez karşılanması sonucu kurulamaz.
Bir paydaş birleşik eşyanın tamamını tek başına satabilir mi?
Kendi payı üzerindeki tasarruf ile bütün eşyayı satmak farklıdır. TMK m.692, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça bütün mal üzerindeki tasarrufu tüm paydaşların kabulüne bağlar. Malın tek kişinin işletmesinde bulunması bu kuralı kaldırmaz; paydaşların anlaşmaları ve işlemin kapsamı ayrıca incelenir.
Karışma sonucu doğan ortaklık mahkemede nasıl giderilir?
TMK m.698–699 kapsamında aynen paylaşma veya satış bedelinin bölüşülmesi değerlendirilir. HMK m.4/1-b uyarınca görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. 6325 sayılı Kanun m.18/B/1-b gereğince dava öncesi arabuluculuk dava şartıdır. Önce paylı mülkiyetin ve payların belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık bulunup bulunmadığı ayrılmalıdır.
Mal sökülmeden önce delil tespiti istenebilir mi?
HMK m.400–403 koşullarında, delilin kaybolması veya daha sonra gösterilmesinin önemli ölçüde zorlaşması nedeniyle tespit istenebilir. Ayrılabilirlik, zarar ve birleşme anı değerine esas teknik kayıtlar gösterilir. Tespit, teknik durumu korur; mülkiyet veya tazminat hakkında kendiliğinden nihai karar oluşturmaz.
Başvuru ve dosya hazırlığı
Karışma ve birleşme uyuşmazlığında parçaların başlangıç mülkiyeti, birleşme tarihi, sökümün teknik sonucu ve sözleşmedeki teslim borcu birlikte incelenir. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde, İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden mülkiyet ve bedel taleplerinin ayrılması için iletişim kurulabilir.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.683–684, 686, 688–694, 698–699, 775–776
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49, 77–82, 112 ve 573
- 6100 sayılı HMK m.2, 4/1-b, 190, 194 ve 400–403
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4, 5 ve 5/A
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B/1-b
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
