Küçük veya Kısıtlı Kişi Mal Rejimi Sözleşmesi Yapabilir mi?
Ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasıyla mal rejimi sözleşmesi yapabilir. TMK m. 204 ayırt etme gücünü zorunlu tutar; yasal temsilcinin rızası bu gücün yerine geçmez. Sözleşme şekli ve gerekli imzalar m. 205’te, vesayet altındaki kişi bakımından vesayet makamının izni ise m. 462/9’da düzenlenir.
Bu nedenle işlem için yalnız kişinin on sekiz yaşından küçük olup olmadığına bakılmaz. Evlenmenin erginlik etkisi, varsa kısıtlama kararı, velayet veya vesayet ilişkisi ve sözleşmenin yapılacağı tarihteki durum birlikte belirlenir. Evlenmeye izin ile mal rejimi sözleşmesine rıza farklı hukuki işlemlerdir. Noter önünde hazırlanmış bir belge de eksik ehliyet veya izin koşullarını kendiliğinden tamamlamaz. Sağlıklı hazırlık, kişinin kendi iradesini, temsilci katılımını ve gerektiğinde mahkeme iznini ayrı ayrı doğrular.

Sözleşmenin konusu ve yapılma zamanı
TMK m. 203, mal rejimi sözleşmesinin evlenmeden önce veya sonra yapılmasına izin verir. Taraflar rejimi ancak kanundaki sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilir. Bu sözleşme evlenmenin kendisi değildir; eşler arasındaki malvarlığı düzenini belirler. Dolayısıyla henüz evlenmemiş bir kişinin sözleşme yaptığı tarihte küçük olması hukuken mümkündür.
İşlem tarihinde hangi ehliyet koşullarının bulunduğu ayrıca incelenir. Daha sonra evlenilecek olması, önceki sözleşme tarihinde gereken rıza veya imzanın gereksiz olduğu anlamına gelmez. Mal rejimi sözleşmesinin şekli ve noter onayı genel kuruluş çerçevesini açıklar. Küçük veya kısıtlı bakımından bu genel çerçeveye m. 204 ve temsil hükümlerinin eklenmesi gerekir.
Ayırt etme gücü zorunlu ilk koşuldur
TMK m. 204, mal rejimi sözleşmesini yalnız ayırt etme gücüne sahip kişilerin yapabileceğini düzenler. Bu şart yalnız temsilci imzasıyla tamamlanan teknik bir eksiklik değildir. Kişinin işlem sırasında sözleşmenin anlamını ve sonuçlarını değerlendirebilecek durumda olması gerekir. Kanunun aradığı kişisel yetenek, başka birinin onun adına en uygun kararı vereceği düşüncesiyle ikame edilemez.
TMK m. 13, ayırt etme gücünü akla uygun davranma yeteneği üzerinden tanımlar. Yaş küçüklüğü, hastalık veya başka durumlar bu yeteneği etkileyebilir; ancak yalnız bir tanı adı ya da yalnız yaş bilgisi bütün hukuki incelemenin yerine geçmez. İnceleme, ilgili kişinin somut işlem tarihindeki durumuna yönelir. Dosyada bu konuda ciddi bir uyuşmazlık bulunuyorsa dayanak belgeler ve işlem koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Kısıtlı olmak ayırt etme gücünün yokluğu demek değildir
TMK m. 14–16, ayırt etme gücünün bulunmamasıyla küçük veya kısıtlı olmayı ayrı durumlar olarak düzenler. Kısıtlama kararı bulunan herkesin ayırt etme gücünden tamamen yoksun olduğu söylenemez. Buna karşılık kişinin günlük yaşamda bazı işlerini yapabilmesi, mal rejimi sözleşmesinin bütün koşullarının kendiliğinden karşılandığını göstermez.
Bu ayrım m. 204’ün uygulanmasında doğrudan önem taşır. Ayırt etme gücü bulunan kısıtlı için temsilci rızası ve vesayet izni incelenir; güç bulunmuyorsa temsilcinin uygun görmesi bu temel koşulu sağlamaz. Kısıtlama kararının gerekçesi, kapsamı ve yürürlük durumu okunur. Kararın yalnız ilk sayfası veya vasi kimlik bilgisiyle yetinmek yerine kişinin hukuki statüsü tam olarak belirlenmelidir. Böylece ehliyet ile temsilci katılımı aynı soru gibi ele alınmaz.
Küçüklük sözleşme tarihine göre değerlendirilir
TMK m. 11 uyarınca erginlik kural olarak on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar; evlenme kişiyi ergin kılar. M. 12’de mahkemece ergin kılınma da ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle yalnız doğum tarihinden hareketle işlem günü küçük olunduğu sonucuna varmak her dosyada yeterli değildir. Evlenme veya ergin kılınma kararının etkisi ayrıca kontrol edilir.
Sözleşme evlenmeden önce yapılıyorsa o tarihte henüz gerçekleşmemiş evliliğin erginlik sonucu ileriye dönük bir beklenti olarak kalır. Sözleşme evlenmeden sonra yapılıyorsa m. 11 dikkate alınır. Birkaç gün veya hafta sonra gerçekleşen statü değişikliği, önceki işlemde hangi şartların arandığı sorusunu ortadan kaldırmaz. Tarihlerin açık gösterilmesi, gereksiz temsilci katılımıyla gerçek eksikliği birbirinden ayırır.
Evlenme erginlik sağlar, kısıtlamayı kendiliğinden kaldırmaz
Evlenmenin kişiyi ergin kılması küçüklük bakımından sonuç doğurur. Buna karşılık kısıtlılık farklı bir hukuki statüdür. Kişinin evlenmiş bulunması, hakkında geçerli bir kısıtlama kararının artık dikkate alınmayacağı anlamına gelmez. Mal rejimi sözleşmesi hazırlanırken erginlik ile kısıtlamanın varlığı ayrı kayıtlardan doğrulanmalıdır.
Bu ayrım özellikle on sekiz yaşın altında evlenmiş kişi ile ergin yaşta olup sonradan kısıtlanmış kişi karşılaştırılırken önemlidir. Her iki durum aynı temsil düzenine indirgenemez. İlkinde evlenmenin erginlik etkisi, ikincisinde kısıtlama kararının devamı ve kapsamı belirleyicidir. Noter işleminde nüfus kaydı kadar gerekli yargı kararlarının da sunulması bu nedenle önem taşır. Statüye ilişkin eksik bilgiyle hazırlanmış bir sözleşme, tarafların gerçek hukuki durumunu yansıtmayabilir.
Velayet altındaki küçük için yasal temsilci kimdir?
TMK m. 342, ana ve babanın velayetleri çerçevesinde çocuğun yasal temsilcisi olduğunu düzenler. Mal rejimi sözleşmesinde m. 204’ün aradığı rızanın hangi kişiden alınacağı, velayet durumuna göre belirlenir. Anne veya baba sıfatı ile o işlemde yasal temsil yetkisine sahip olmak her durumda aynı değildir.
Velayete ilişkin karar, nüfus kaydı ve varsa temsil yetkisini etkileyen diğer kararlar incelenir. Çocuğun fiilen bir akrabası yanında yaşaması, o akrabayı kendiliğinden yasal temsilci yapmaz. Yasal temsilci rızası, aile içi onay veya yakınların toplantıda hazır bulunmasıyla aynı işlem değildir. M. 205’in gerektiğinde yasal temsilcinin imzasını arayan kuralı da bu belirleme üzerine uygulanır. Hangi kişinin hangi sıfatla imzaladığı belgede açıkça görülmelidir.
Vesayet altındaysa ayrıca mahkeme izni gerekir
TMK m. 462/9, mal rejimi sözleşmeleri yapılmasını vesayet makamının iznine bağlı işlemler arasında açıkça sayar. Vesayet altında bulunan kişi bakımından yalnız vasinin sözleşmeyi uygun bulması yeterli aşama değildir. M. 204’teki ayırt etme gücü ve temsilci rızası yanında bu özel izin de değerlendirilir.
TMK m. 397’ye göre vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir. İzin başvurusunda yapılacak sözleşmenin içeriği ve kişi bakımından sonuçları somut olarak gösterilmelidir. Genel olarak bütün gelecekteki mal işlemlerine izin verilmiş olduğu varsayımıyla belirli sözleşmenin kapsamı atlanamaz. Mahkeme kararının hangi işleme ve hangi şartlara izin verdiği okunur; noter belgesiyle kararın içeriği karşılaştırılır. Taslak değiştirildiğinde önceki iznin değişmiş içeriği kapsayıp kapsamadığı ayrıca incelenmelidir.
Velayet ve vesayet izinleri aynılaştırılmaz
TMK m. 342, kısıtlıların temsiline ilişkin hükümlerin velayette uygulanmasını düzenlerken vesayet makamının iznine bağlı hususları bu gönderimin dışında tutar. Bu nedenle vesayet altında bulunan kişi için m. 462/9’da öngörülen izin, sırf küçük olduğu için velayet altındaki herkese aynı biçimde aktarılmaz. Önce koruma ilişkisinin türü belirlenmelidir.
Buna karşılık velayet altındaki işlemde çıkar çatışması veya m. 345 kapsamındaki özel durum bulunması başka korumaları gerektirebilir. Velayette hiçbir koşulda mahkeme değerlendirmesi gerekmez biçiminde ters bir genelleme de doğru değildir. Her dosyada önce yasal temsil ilişkisinin kaynağı, sonra özel işlemin şartları değerlendirilir. Bu ayrım, gereksiz izin başvurusu yapılmasını önlediği gibi gerçekten gereken kayyım veya hâkim onayının gözden kaçmasını da engeller.
Temsilcinin rızası ile kişinin imzası ayrı koşullardır
TMK m. 205, sözleşmenin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanmasını zorunlu tutar. Bu nedenle ayırt etme gücü bulunan küçük veya kısıtlının işlemdeki iradesi, temsilcinin kendi tercihine indirgenemez. Temsilcinin rızası ve kanunda aranan imza katılımı belgenin üzerinde açık biçimde belirlenmelidir.
Noter işlemi için hazırlanan metinde taraf sıfatları doğru yazılır. Kişinin kendi adına taraf olduğu sözleşme ile temsilcinin hangi nedenle imza attığı birbirine karıştırılmaz. Bir aile büyüğünün tanık veya refakatçi olarak bulunması, yasal temsilci rızası yerine geçmez. İmzaların varlığı yanında ilgili temsil yetkisinin işlem tarihinde geçerli olması da kontrol edilir. Böylece belge üzerinde görülen isimler ile hukuken gerekli irade açıklamaları eşleştirilmiş olur.
Noter şekli ehliyet incelemesinin yerine geçmez
TMK m. 205, mal rejimi sözleşmesinin noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılmasını öngörür. Bu resmî şekil, işlemin kurulmasındaki önemli koşullardan biridir; ancak m. 204’teki ehliyet ve rıza şartlarından bağımsız olarak tek başına bütün sorunları çözmez. Şeklin tamam olmasıyla kişinin ayırt etme gücünün bulunması aynı mesele değildir.
Sözleşmenin imzalanacağı gün, kimlik ve temsil belgeleriyle birlikte gerekli izin kararı hazır bulunmalıdır. İşlemin tarih ve kapsamını gösteren belgeler saklanır. Daha sonra bir uyuşmazlık çıktığında noter metni, izin kararı ve kişinin işlem sırasındaki durumu birlikte değerlendirilir. Resmî belgenin bulunması kanundaki diğer şartların hiç tartışılamayacağı anlamına gelmez; aynı şekilde ehliyet tartışması ileri sürülmesi de belgenin kendiliğinden yok sayılması sonucunu doğurmaz.
Evlenme başvurusundaki yazılı seçim özel bir yoldur
TMK m. 205, tarafların evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilmelerine de izin verir. Bu düzenleme, kanunda öngörülen rejim seçiminin başvuru aşamasında yapılmasını sağlar. Ancak seçimi yapan kişinin ehliyeti ve gereken temsilci rızası bakımından m. 204 ortadan kalkmaz.
Yazılı bildirim, ayrıntılı bütün malvarlığı hükümlerinin şekilsiz olarak düzenlenebileceği genel bir serbestlik olarak anlaşılmamalıdır. Bildirimin hangi rejimi seçtiği ve tarafların iradesini nasıl gösterdiği açık olmalıdır. Rejime özel ayrıntılı hükümler veya sonradan değişiklik planlanıyorsa ilgili sözleşme şekli ayrıca değerlendirilir. Henüz evlenmemiş küçük için başvuru sırasında hangi temsil belgelerinin gerekli olduğu, evlenme işlemiyle mal rejimi seçiminin ayrı koşulları gözetilerek belirlenir.
Evlenmeye verilen izin mal rejimine otomatik rıza değildir
TMK m. 126–127, küçük ve kısıtlının evlenmesinde yasal temsilci iznini düzenler. Mal rejimi sözleşmesinde ise m. 204 ve m. 205 ayrı hükümler içerir. Evliliğe izin veren açıklamanın varlığı, her içerikteki mal rejimi sözleşmesinin de kabul edildiği anlamına gelmez. İki işlemin konusu ve doğurduğu sonuçlar farklıdır.
Bu nedenle izin belgesinin kapsamı dikkatle okunmalıdır. Evlenme için verilen onayın içine, belirli malvarlığı değerlerinden vazgeçme veya farklı paylaşım koşullarını kabul etme iradesi kendiliğinden eklenemez. Mal rejimi sözleşmesine gereken rıza kendi içeriği üzerinden belirlenir. Kişi evlenme nedeniyle sonradan ergin hâle gelmişse, daha sonraki sözleşme bakımından yeni statüsü ayrıca değerlendirilir; önceki evlenme izni bütün gelecekteki işlemlerin tek dayanağı olarak kullanılmaz.
Yasal temsilciyle menfaat çatışması varsa kayyım gündeme gelir
TMK m. 426/2, bir işte yasal temsilciyle küçük veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa temsil kayyımı atanmasını düzenler. Mal rejimi sözleşmesinde temsilcinin kendi ekonomik yararı, korunan kişinin yararıyla karşı karşıya geliyorsa sırf temsilci imzası sorunu çözmez. Çatışmanın hangi sözleşme hükmünden doğduğu açıkça ortaya konulmalıdır.
Kayyım atanması, ayırt etme gücü şartının yerine geçmez; işlemdeki temsil sorununa yöneliktir. Çocuğun malvarlığının korunması bu koruma ilişkisinin genel çerçevesini açıklar. Somut sözleşmede ise temsilci menfaati, taraf konumu ve gereken izinler ayrı değerlendirilir. Bir işlemin aile içinde yapılması, çıkar çatışmasının hukuki önemini azaltmaz; gerçek temsil düzeni açıkça kurulmalıdır.
Çocuk ve ebeveyn menfaatine işlemde özel onay
TMK m. 345, çocukla ana veya baba arasında ya da onların menfaatine çocukla üçüncü kişi arasında yapılacak işlemle çocuğun borç altına girmesini kayyımın katılmasına ve hâkim onayına bağlar. Mal rejimi sözleşmesinin içeriği böyle bir işlem yapısını taşıyorsa genel temsilci rızasıyla yetinilmez. Kanundaki özel koşulun varlığı somut hüküm üzerinden incelenir.
Bu düzenleme bütün mal rejimi sözleşmelerinin otomatik olarak ebeveynle işlem sayılacağı anlamına gelmez. Tarafların kim olduğu, kimin ekonomik yarar sağladığı ve çocuğun hangi yükümlülüğü üstlendiği belirlenir. M. 345 ile m. 426 aynı işleve indirgenmeden birlikte değerlendirilmelidir. Hazırlıkta sözleşmenin yalnız rejim adı değil, malvarlığına ilişkin bütün ek hükümleri görülmelidir; çatışma çoğu kez bu ek düzenlemelerin içeriğinde ortaya çıkar.
Ek vesayet işlemleri kendi izin koşullarını korur
Mal rejimi sözleşmesi için m. 462/9 izninin bulunması, sözleşmeyle bağlantılı bütün başka işlemlerin de aynı izinle tamamlandığı anlamına gelmez. Taşınmaz devri, miras sözleşmesi veya vasiyle sözleşme gibi farklı işlemler varsa bunların kanundaki özel koşulları ayrıca incelenir. TMK m. 463, bazı işlemler için vesayet makamından sonra denetim makamının iznini de arar.
M. 397’ye göre denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir. Mal rejimi sözleşmesinin sırf bu niteliği nedeniyle m. 463 listesinin tamamına girdiği söylenemez; aynı dosyada başka bir işlemin bulunup bulunmadığı önemlidir. Böylece tek bir izin kararının bütün malvarlığı tasarruflarını kapsadığı varsayımı önlenir. İzin talebi, yapılacak gerçek işlemler ve bunların birbirleriyle ilişkisi gösterilerek hazırlanmalıdır.
Kanuni yasaklar temsilci onayıyla kaldırılamaz
TMK m. 449, vesayet altındaki kişi adına kefil olmayı, vakıf kurmayı ve önemli bağışlarda bulunmayı yasaklar. Mal rejimi sözleşmesi başlığı kullanılması, metne eklenen ayrı bir yasak işlemi kendiliğinden geçerli hâle getirmez. Sözleşme özgürlüğü m. 203’ün öngördüğü kanuni sınırlar içinde kullanılır.
Bu nedenle mal rejimi seçimiyle birlikte başka bir borç veya karşılıksız kazandırma düzenleniyorsa o hükmün hukuki niteliği ayrıca belirlenir. Her farklı paylaşım düzenlemesi otomatik olarak yasak bağış sayılmaz; ancak yasak işlemin başka bir ad altında yapılabildiği de kabul edilemez. Metindeki her hükmün amacı ve sonucu ayrı değerlendirilmelidir. Temsilcinin veya eş adayının uygun bulması, kanunun emredici korumasını ortadan kaldıran genel bir yetki değildir.
Eksik koşul sonraki uyuşmazlıkta nasıl araştırılır?
Ehliyet veya rıza eksikliği ileri sürüldüğünde yalnız bugün geçerli duruma bakılmaz. İşlem tarihi, o tarihteki temsilci yetkisi, kişinin ayırt etme gücü ve gereken izin kararının kapsamı araştırılır. Noter belgesi, mahkeme kararları ve diğer kayıtlar birbiriyle karşılaştırılır. Eksikliğin türü belirlenmeden bütün sözleşmeler için aynı geçersizlik açıklaması yapılmamalıdır.
Kişinin sonradan ergin olması veya kısıtlamanın kaldırılması, önceki işlemin şartlarını kendiliğinden geçmişe dönük tamamlanmış göstermez. Yeni bir irade açıklaması veya yeni sözleşme varsa bunun ayrıca tarihi ve hukuki etkisi incelenir. Mal rejiminin tasfiyesinde hangi döneme hangi sözleşmenin uygulanacağı böylece belirlenir. Uyuşmazlık çıktığında önce sözleşmenin tam örneği ve dayanak izinler getirtilmeli, yalnız tarafların hatırladığı sözlü açıklamalarla sonuç kurulmasına çalışılmamalıdır.
Sözleşme kurulamazsa malvarlığı koruması sona ermez
Geçerli bir seçimlik rejim sözleşmesinin bulunmaması, eşler arasında hiçbir mal rejiminin uygulanmayacağı anlamına gelmez. TMK m. 202 yasal rejimi düzenler. Önceden geçerli sözleşme veya dönemsel başka bir kural bulunuyorsa bunların etkisi ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle eksik bir belgeye dayanarak bütün malvarlığı haklarının kaybolduğu söylenemez.
Mal rejiminin mahkeme kararıyla değiştirilmesini gerektiren durumlar ise sözleşmeyle rejim seçiminden farklıdır. Evlilik sürerken mal ayrılığına geçiş ayrı koşullara dayanır. Sözleşme ehliyetindeki eksiklik ile mahkeme koruması ihtiyacı kendi hükümleriyle incelenmelidir. Hangi yolun kullanılacağı, kişinin statüsü, mevcut rejim ve somut malvarlığı sorunu birlikte belirlenerek ortaya konulur.
Noter işleminden önce hazırlanacak belge düzeni
Kimlik ve nüfus kayıtları, evlilik veya ergin kılınma bilgisi, varsa kısıtlama ve vasi atama kararı, velayet kararı, izin kararı ve sözleşmenin son taslağı birlikte hazırlanır. Belgelerin her biri farklı bir koşulu doğrular. Temsilci kimlik bilgisi, temsil yetkisinin devamını tek başına ispatlayan belge yerine kullanılmaz.
Taslakta seçilen rejim, kapsam, geçerli olacağı dönem ve özel hükümler açıkça belirtilmelidir. Kimin taraf olarak, kimin temsilci sıfatıyla imza atacağı önceden belirlenir. Ayırt etme gücü, temsilci rızası, mahkeme izni ve resmî şekil ayrı kontrol edildiğinde işlem hukuki temeline oturur. Kanunda öngörülmeyen yaşa bağlı otomatik yasaklar veya her durumda gereken tek tip izinler üretilmeden, mevcut statüye uygun somut belge düzeni kurulmalıdır.
Sık sorulan sorular
On sekiz yaşından küçük kişi mal rejimi seçebilir mi?
Ayırt etme gücü varsa m. 204 uyarınca yasal temsilci rızasıyla işlem yapabilir. Sözleşme tarihindeki erginlik durumu, gerekli imzalar ve varsa vesayet izni ayrıca incelenir.
Vasi ayırt etme gücü bulunmayan kişi için sözleşme yapabilir mi?
M. 204 ayırt etme gücünü zorunlu tutar. Vasi rızası veya mahkeme izni bu kişisel koşulun yerine geçmez; yalnız temsilcinin uygun bulması yeterli değildir.
Kısıtlı kişinin mutlaka ayırt etme gücü yok mudur?
Hayır. Kısıtlılık ile ayırt etme gücünün bulunmaması farklıdır. Kararın kapsamı ve kişinin işlem sırasındaki durumu ayrı değerlendirilir.
Evlenme küçüklüğü sona erdirir mi?
TMK m. 11 evlenmenin kişiyi ergin kıldığını düzenler. Ancak varsa kısıtlama ayrı bir hukuki durumdur; evlenme bu kararın kendiliğinden ortadan kalktığını göstermez.
Vesayet altındaki kişi için hangi izin gerekir?
Mal rejimi sözleşmesi m. 462/9 uyarınca vesayet makamının iznine tabidir. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir; temsilci rızası ve diğer koşullar da ayrıca aranır.
Velayet altındaki her küçük için de m. 462/9 izni gerekir mi?
Velayet ve vesayet aynı değildir. M. 342’nin izin istisnası dikkate alınır. Ancak menfaat çatışması veya m. 345 kapsamı varsa özel koruma koşulları ayrıca değerlendirilir.
Evlenmeye verilen izin sözleşme rızasını da içerir mi?
Otomatik olarak içermez. Evlenme izni ile mal rejimi sözleşmesinin konusu farklıdır. Rızanın hangi işleme ve hangi içeriğe yönelik olduğu açık olmalıdır.
Noter onayı eksik rızayı tamamlar mı?
Noter şekli, ehliyet ve temsilci rızasının yerine geçmez. M. 204–205 koşulları ile gerekli mahkeme izni birlikte kontrol edilir.
Temsilci sözleşmeden kişisel yarar sağlıyorsa ne yapılır?
M. 426’daki menfaat çatışması ve gerekiyorsa m. 345’in özel koşulları incelenir. Kayyım katılımı veya onay ihtiyacı somut işlemin içeriğine göre belirlenir.
Evlenme başvurusunda yazılı rejim seçimi yapılabilir mi?
M. 205 buna izin verir. Ancak bu yol, küçük veya kısıtlı bakımından m. 204’teki ayırt etme gücü ve yasal temsilci rızası koşullarını kaldırmaz.
Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi
Mersin’de noter ve vesayet işlemleri hazırlanırken sözleşme tarihindeki statü esas alınır. Doğum tarihi, evlenme veya ergin kılınma kaydı, temsilci yetkisi ve gereken izinler bir arada doğrulanır; tek bir aile izni belgesine dayanılarak bütün koşullar tamamlanmış sayılmaz.
Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu – güncel resmî metin: m. 9–16, 126–127, 202–205, 342, 345, 397, 426, 449, 462–463.
Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
