Şirket Bölünmesinde Borcu Devralan Şirket Ödemezse Diğer Şirketler Sorumlu mu?
Şirket bölünmesinde bir borcun belirli şirkete bırakılması, diğer katılan şirketlerin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz. TTK m.176’ya göre borcun tahsis edildiği şirket birinci derecede sorumludur. Bu şirket ödemezse diğer katılan şirketlerin ikinci derecede ve müteselsil sorumluluğu gündeme gelir. Ancak diğer şirketlerin takip edilebilmesi için alacağın teminatsız olması ve maddede sayılan iflas, konkordato, aciz veya yurt dışındaki takip güçlüğü koşullarından birinin gerçekleşmesi gerekir. Yalnız faturanın vadesinin geçmesi bu koşulların tamamını karşılamaz.
Bu inceleme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.176 uyarınca bölünme sonrasında alacaklının hangi şirkete başvuracağını ele alır. Bölünmeye katılan ortakların yeni paylarının değeri veya işçinin iş ilişkisinin devrine itirazı ayrı konulardır. Alacaklının tahsil talebinde öncelikle borcun bölünme sözleşmesinde veya planında hangi şirkete tahsis edildiği bulunmalıdır.

Tam ve kısmi bölünme bakımından borç takibi
TTK m.159 tam ve kısmi bölünmeyi ayırır. Tam bölünmede şirketin bütün malvarlığı bölümlere ayrılarak başka şirketlere geçer; bölünen şirket sona erer. Kısmi bölünmede malvarlığının bir veya birden fazla bölümü devredilirken devreden şirket varlığını sürdürür. Bu fark, alacaklının eski şirket unvanını gördüğünde yapacağı ilk kontrolü belirler.
TTK m.179/4’e göre bölünme ticaret siciline tescille geçerlilik kazanır ve tescil anında envanterde yer alan aktifler ile pasifler devralan şirketlere geçer. Dolayısıyla yalnız bölünme hazırlığı yapıldığına ilişkin duyuru, tamamlanmış bir borç geçişiyle aynı değildir. Bölünme kararının, tescilin ve borcun doğduğu olayın tarihleri yan yana konulmalıdır.
Alacaklı açısından önemli olan, borçlunun internet sitesindeki yeni marka veya grup tanıtımı değildir. Ticaret sicili kayıtları hangi tüzel kişilerin bölünmeye katıldığını ve hangi işlemin tescil edildiğini gösterir. Aynı grupta yer alan fakat bölünmeye katılmamış bir şirket, sırf grup ilişkisi nedeniyle m.176 kapsamında ikinci derecede borçlu sayılamaz.
Birinci derecede sorumlu şirket nasıl bulunur?
TTK m.166 uyarınca mevcut şirketlere devirde bölünme sözleşmesi, yeni kurulacak şirketlere devirde bölünme planı düzenlenir. TTK m.167 bu belgelerin aktif ve pasifleri açıkça bölümlere ayırmasını ve tahsis etmesini ister. İncelemede borcun adı, sözleşme numarası, fatura ilişkisi veya borcun dahil edildiği faaliyet bölümü envanterle eşleştirilir.
Borcun muhasebe hesabında görünmesi tek başına tahsis sonucunu açıklamaz. Bölünme belgesinin ekleri, pasif listesi ve açıklayıcı tablolar birlikte okunmalıdır. Bir borç grubunun genel ifadeyle devredildiği belgede, talep edilen somut alacağın o gruba dahil olup olmadığı ortaya konulur. Bu tespit yapılmadan bütün devralan şirketlere aynı gerekçeyle ödeme talebi yöneltilmesi, asıl sorumluluk yapısını belirsiz bırakır.
Birinci derecede sorumlu şirket, sözleşme veya planla borç kendisine tahsis edilen şirkettir. Alacağın varlığı, miktarı, muacceliyeti ve daha önce yapılan ödemeler yine incelenir. Bölünme işlemi tartışmalı bir faturayı kendiliğinden kesin alacağa dönüştürmez. Alacaklı temel borç ilişkisine ait belgeleri de korumalıdır.
İkinci derecede sorumluluk neden otomatik değildir?
TTK m.176/1, birinci derecede sorumlu şirket ödemezse diğer katılan şirketlerin müteselsil sorumluluğunu düzenler. İkinci fıkra ise bu şirketlerin takip edilebilmesi için ek şartları sayar. Birinci fıkranın tek başına okunup her gecikmede bütün şirketlerin takibe alınabileceği sonucuna ulaşılması, ikinci fıkrayı dışarıda bırakır.
Takip için alacağın teminat altına alınmamış olması gerekir. Buna ek olarak, birinci derecede sorumlu şirket bakımından maddede sayılan hallerden biri bulunmalıdır. Şartlar dosyada ayrı satırlarda gösterilmelidir: ödeme yapılmaması, teminat durumu ve özel takip koşulu. Birinin varlığı diğerinin ispatı yerine kullanılamaz.
Bu koruma sistemi, alacaklıya yalnız devralan şirketin ticari vaadini bırakmaz; fakat diğer şirketleri de başlangıçta her borcun koşulsuz asıl borçlusu yapmaz. İkinci derecede sorumlu şirketler arasındaki müteselsillik, takip koşulları gerçekleştiğinde önem kazanır. Genel kavramın ayrıntıları için müteselsil borç ve alacaklının talep hakkı rehberi ayrıca incelenebilir.
TTK 176’daki beş takip koşulu
| Kanuni durum | Dosyada araştırılacak husus |
|---|---|
| Birinci derecede sorumlu şirketin iflası | İflas kararı ve şirket kimliğinin borç tahsisiyle eşleşmesi |
| Konkordato süresi alınması | Mahkeme kararı, kararın kapsamı ve yürürlük durumu |
| Kesin aciz vesikası koşullarının doğması | İcra dosyasındaki tahsil işlemleri ve aciz koşulları |
| Merkezin yurt dışına taşınması | Taşınma yanında artık Türkiye’de takip edilememe |
| Yurt dışındaki merkezin yer değiştirmesi | Değişiklik nedeniyle hukuken takibin önemli ölçüde güçleşmesi |
Bu haller alternatif olarak sayılmıştır; hepsinin birlikte gerçekleşmesi aranmaz. Buna karşılık alacağın teminatsızlığı, ikinci fıkranın ayrıca aradığı koşuldur. Madde metni, genel bir ödeme güçlüğü kanaatini bu beş duruma eşitlemez. Her olayda hangi bendin ileri sürüldüğü ve buna hangi belgenin dayanak olduğu belirtilmelidir.
Şirketin kamuya açıkladığı mali zarar veya alacaklıya gönderdiği ödeme erteleme e-postası, kendiliğinden iflas ya da konkordato kararı değildir. Aynı şekilde borçlunun yabancı ortaklı olması, merkezini yurt dışına taşımış olmasıyla aynı değildir. Kavramların belge karşılıklarının doğru kurulması, ikinci derecede sorumluluk talebinin temelidir.
İflas, konkordato ve aciz şartları nasıl belgelenir?
İflas veya konkordato iddiasında mahkemenin verdiği karar esas alınır. Başvuru yapıldığına ilişkin haberle kararın kendisi birbirinden ayrılır. TTK m.176/2-b’de kullanılan ifade konkordato süresi alınmasıdır. Alacaklının dosyasında mevcut mahkeme kararının tarihi, kapsamı ve ilgili şirketin unvanı açıkça gösterilmeli; yalnız konkordato başvurusu yapıldığı ileri sürülerek karar verilmiş gibi hareket edilmemelidir.
Konkordato kararının icra işlemlerine etkisi ayrıca değerlendirilir. Konkordato geçici mühleti hakkındaki açıklamalar, mahkeme kararının genel sonuçlarını gösterir. M.176’ya dayalı ikinci derecede sorumluluk ile konkordato korumasının hangi borçluya ve hangi işleme uygulanacağı aynı soruyla cevaplanmaz. Takibin yöneltildiği tüzel kişi ve kararın kapsamı somut olarak belirlenmelidir.
Aciz bendinde kanun, kesin aciz vesikası alınmasının şartlarının doğmasını arar. Bu ifade, her ödeme yapılmamasını aciz kabul etmeye izin vermez; ancak hükmü yalnız belgenin adı üzerinden okumayı da yeterli kılmaz. İcra dosyasının durumu, yapılan işlemler ve tahsil edilemeyen alacak birlikte değerlendirilir. Kesin ve geçici aciz belgesinin farkı burada önem taşır.
Merkezin yurt dışına taşınması tek başına yeterli mi?
TTK m.176/2-d iki unsuru birlikte arar: merkezin yurt dışına taşınması ve şirketin artık Türkiye’de takip edilemez duruma gelmesi. Yabancı bir adrese sahip olmak veya Türkiye dışından yönetilmek tek başına bu bentteki sonucu kurmaz. Merkez değişikliğinin sicil kaydı ve takip üzerindeki hukuki etkisi ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.
Son bent, zaten yurt dışında bulunan merkezin yer değiştirmesini düzenler. Burada da herhangi bir adres değişikliği yeterli değildir; değişiklik yüzünden hukuki takibin önemli derecede güçleşmiş olması aranır. Taşınmanın tarihi, eski ve yeni merkez kayıtları ve güçlüğün kaynağı dosyada açıklanmalıdır. Tebligatın biraz uzamasıyla hukuken önemli takip güçlüğü bulunduğu iddiası aynı düzeyde değildir.
Bu koşullar, Türk alacaklının yabancı bir şirketle her ticaretinde uygulanacak genel güvence kuralları değildir. Önce TTK anlamında bir bölünme ve o bölünmeye katılan şirketler bulunmalıdır. Kanunlar ihtilafı veya yabancı sicil etkisi içeren dosyada bunun dayanakları ayrıca gösterilir; yalnız m.176’ya atıf bütün uluslararası usul sorunlarını çözmez.
Teminat alınmışsa ikinci derecede takip nasıl değerlendirilir?
TTK m.176/2, alacağın teminat altına alınmamış olmasını açıkça arar. Bu nedenle alacaklı, teminat belgelerini yalnız ek evrak olarak değil, sorumluluğun koşulunu etkileyen veri olarak sunmalıdır. Teminatın hangi alacağa verildiği, tutarı, devam edip etmediği ve talep edilen borçla bağlantısı belirlenir. Grup şirketinin genel bir güven açıklaması ile hukuken kurulmuş teminat birbirine eşitlenmemelidir.
Teminatın kapsamı veya geçerliliği tartışmalıysa bu tartışma açıkça gösterilir. Alacağın bir kısmına güvence verilmiş olması veya teminat belgesinin başka bir borcu belirtmesi halinde, talebin hangi bölümü için m.176 koşullarının ileri sürüldüğü açıklanmalıdır. Kanunun teminat şartını, belge incelenmeden var veya yok kabul etmek doğru değildir.
Bu yazı belirli bir teminat türünün her dosyada yeterli olduğunu ileri sürmez. İnceleme, belgedeki borçlu ve alacaklı, teminat konusu alacak, miktar ve güvence hakkının devamı üzerinden yapılır. Sonuç, teminatın etiketiyle değil somut hukuki içeriğiyle kurulmalıdır.
Bölünme öncesi çağrı ve teminat hakkı neden ayrıca izlenmelidir?
TTK m.174 alacaklıların Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yedişer gün aralıkla üç ilanla alacaklarını bildirmeye ve teminat istemeye çağrılmasını düzenler. Sermaye şirketleri yönünden internet ilanı da hükümde yer alır. TTK m.175 ise ilanlara bağlı üç aylık dönem içinde istemde bulunan alacaklıların alacaklarının teminat altına alınmasını öngörür.
Bölünmenin alacağı tehlikeye düşürmediğinin ispatında teminat yükümü kalkar. Diğer alacaklılar zarar görmeyecekse şirket güvence yerine borcu ödeyebilir. TTK m.173, m.175’te öngörülen teminatın sağlanmasından sonra bölünme sözleşmesi veya planının genel kurula sunulmasını düzenler. Bu hükümler, hazırlık aşamasındaki koruma ile sonradan ortaya çıkan tahsil sorununu birbirinden ayırır.
Alacaklı ilan tarihlerini, yaptığı istemi ve verilen cevabı saklamalıdır. M.175’teki teminat istemi süresi, m.176’daki bütün tahsil talepleri için ortak bir dava açma süresi olarak kullanılmamalıdır. Her hükmün düzenlediği hak farklıdır. Borcun kendi zamanaşımı ve muacceliyet incelemesi de ayrıca devam eder.
Borç hiçbir şirkete tahsis edilmemişse hangi hüküm uygulanır?
TTK m.168/3 tam bölünmede herhangi bir şirkete tahsis edilmeyen borçları ayrıca düzenler. Tam bölünmeye katılan şirketler bu borçlardan müteselsilen sorumludur. Bu durum, borcun belirli şirkete tahsis edildiği fakat o şirketin ödemediği m.176 senaryosundan farklıdır. Hangi hükme dayanılacağı, borcun bölünme belgelerindeki yeri incelendikten sonra seçilir.
Bir borcun açık adının listede görünmemesi, hemen tahsis edilmediği anlamına gelmeyebilir. Borç, faaliyet veya sözleşme grubu altında tanımlanmış bir pasif bölümünde yer alabilir. Buna karşılık planın gerçekten kapsam dışında bıraktığı bir borç da sonradan keyfî olarak belirli şirkete yüklenemez. Belge yorumunun hangi ek ve açıklamaya dayandığı gösterilmelidir.
Tam bölünme için düzenlenen m.168/3 sonucu, aynı gerekçeyle bütün kısmi bölünmelere aktarılmamalıdır. Tam veya kısmi bölünme ayrımı bu nedenle yalnız terminoloji değildir. Talebin başında işlem türünün doğru belirlenmesi, borçlu çevresini ve dayanılacak hükmü doğrudan etkiler.
Müteselsil sorumlulukta ödeme, mükerrer tahsil ve savunma
M.176 koşulları gerçekleştiğinde ikinci derecede sorumlu şirketler arasındaki ilişki müteselsil sorumluluktur. Alacaklı talebini bu yapıya uygun kurar; ancak aynı borcu birden fazla şirketten mükerrer tahsil edemez. Bir şirketten yapılan ödeme, kalan alacak hesabında gösterilir. Talep edilen ana para, faiz, yapılmış tahsilat ve mevcut bakiye ayrılmalıdır.
Şirketlerin kendi aralarındaki bölünme bedeli veya iç hesaplaşmasıyla alacaklının dış talebi aynı ilişki değildir. Borcu ödeyen şirketin diğer şirketlere yönelteceği iç talepler ayrıca değerlendirilir. Müteselsil borçlular arasında rücu hakkındaki genel açıklamalar bu ayrımın neden önemli olduğunu gösterir.
Takip edilen şirket, bölünmeye katılmadığını, talep edilen borcun tahsis yapısının farklı olduğunu veya m.176/2 koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürüyorsa bu savunmalar ilgili belgelerle karşılaştırılır. İkinci derecede sorumluluk, temel alacağın varlığı ve miktarı hakkında bütün savunmaları ortadan kaldıran bir kabul mekanizması değildir.
Başvuru için hazırlanacak belge ve tarih çizelgesi
Alacaklının dosyasında temel sözleşme, fatura ve teslim belgeleri; ödeme kayıtları; bölünme sözleşmesi veya planı ve ekleri; tescil ve ilan kayıtları; alacaklı çağrısı ve teminat istemi bulunmalıdır. İkinci derecede sorumluluğa dayanılıyorsa teminat durumu ile ileri sürülen özel takip koşulunun belgesi ayrıca eklenir. Her şirketin güncel ve işlem tarihindeki unvanı karşılaştırılır.
Tarih çizelgesi borcun doğumu, vadesi, bölünme kararı, tescil, alacaklı ilanları, ödeme istemleri ve iflas yahut konkordato gibi takip koşullarını göstermelidir. Bu sıra, borcun hangi tüzel kişiye ve hangi hukuki sebeple yöneltildiğini açıklar. Şirket adresleri aynı olsa bile sicil kimlikleri ayrı kaydedilmelidir; aynı adres aynı borçlu demek değildir.
Uyuşmazlığın ticari dava niteliği ve mahkeme görevi TTK m.4–5 kapsamında; konusu para olan ve m.5/A’da sayılan davalarda arabuluculuk dava şartı ayrıca değerlendirilir. İstanbul veya Mersin’de takip yürütülmesi m.176’daki maddi koşulları değiştirmez. Yetki, görev ve somut takip işlemleri borçlu ile talebin özellikleri üzerinden belirlenir.
Diğer şirketin borcu ile ortağın kişisel sorumluluğu aynı mı?
TTK m.176’daki ikinci derecede sorumlular, bölünmeye katılan diğer şirketlerdir. Bu hüküm, o şirketlerin bütün ortaklarını şahsen borçlu hale getirmez. Ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin m.177 ise m.158’e atıf yapar. Başvuruda davalı veya takip borçlusu seçilirken tüzel kişi ile gerçek kişi ortağın adı aynı alacak gerekçesine yazılmamalıdır.
Bir ortağa kişisel sorumluluk yöneltilecekse bu sorumluluğun önceden hangi hukuki sebeple bulunduğu ve kanuni devam koşulları açıklanır. Ortak sıfatı, yönetim görevi veya şirket adına yazışma yapmak tek başına m.176 borçluluğunun yerine geçmez. Aynı kişinin birden fazla katılan şirkette pay sahibi olması da bu şirketlerin tüzel kişiliklerini birleştirmez. Sicil numarası ve temsil bilgileri bu nedenle talep dosyasında ayrı tutulur.
Bölünmenin kusurlu yürütülmesinden doğan zarar ayrı istenebilir mi?
TTK m.193, bölünme işlemine herhangi bir şekilde katılan kişilerin şirketlere, ortaklara ve alacaklılara kusurlarıyla verdikleri zararlardan sorumluluğunu ayrıca düzenler. Bu tazminat yapısı, m.176’ya dayanan borç tahsiliyle aynı değildir. Birinde bölünme borcunun kanuni sorumluluk düzeni, diğerinde kusurlu işlem nedeniyle doğan zarar araştırılır. Alacaklı talebini bunlardan hangisine dayandırdığını göstermelidir.
Ödenmeyen faturanın tutarıyla kusurlu bölünme işleminin doğurduğu zarar her dosyada aynı kabul edilemez. İleri sürülen davranış, zararın oluşumu ve aralarındaki bağlantı ayrıca somutlaştırılır. Bölünmeye katılan kişinin yalnız görevi veya imzası bulunduğu için otomatik tazminat borcu doğduğu söylenemez. Kanunun kusur koşulu korunmalıdır. Böylece m.176 koşullarının bulunmaması, hiçbir inceleme yapılmadan m.193 üzerinden aynı sonuca ulaşma gerekçesi haline getirilmez.
Sık sorulan sorular
Bölünmeden sonra borcu yalnız devralan şirket mi öder?
Bölünme sözleşmesi veya planıyla borcun tahsis edildiği şirket birinci derecede sorumludur. TTK m.176 koşulları oluşursa bölünmeye katılan diğer şirketlerin ikinci derecede ve müteselsil sorumluluğu gündeme gelir.
Vadesi geçen her borç için bütün şirketler takip edilebilir mi?
Hayır. Ödeme yapılmamasının yanında alacağın teminat altına alınmamış olması ve TTK m.176/2’de sayılan özel takip koşullarından birinin gerçekleşmesi gerekir. Yalnız gecikme bu şartların tamamını karşılamaz.
İkinci derecede sorumluluk için beş koşulun hepsi mi gerekir?
Hayır. İflas, konkordato süresi, aciz koşulları veya maddede belirtilen iki yurt dışı takip durumundan biri yeterli hukuki dayanak olarak ileri sürülür. Teminatsızlık şartı ise ayrıca incelenir.
Konkordato başvurusu yapıldığına ilişkin haber yeterli midir?
Başvuru haberi ile mahkeme kararı aynı değildir. TTK m.176/2-b’deki konkordato süresi koşulu yönünden kararın kendisi, kapsamı, tarihi ve ilgili şirketin kimliği dosyada gösterilmelidir.
Kesin aciz vesikasının mutlaka düzenlenmiş olması mı aranır?
TTK m.176/2-c, kesin aciz vesikası alınmasının şartlarının doğmasını arar. Bu nedenle icra dosyasındaki işlemler ve aciz koşulları incelenir; sadece borcun ödenmemesi aciz koşullarının oluştuğunu göstermez.
Şirketin yabancı ortağı olması yurt dışı takip koşulunu karşılar mı?
Hayır. M.176/2-d merkez taşınması ve Türkiye’de takip edilememe; son bent ise yurt dışı merkez değişikliği yüzünden hukuki takibin önemli ölçüde güçleşmesini düzenler. Ortakların vatandaşlığı bunların yerine geçmez.
Teminat verilen alacak için m.176 aynı şekilde uygulanır mı?
İkinci fıkra alacağın teminat altına alınmamış olmasını arar. Güvencenin hangi borcu ve tutarı kapsadığı, geçerliliği ve devamı incelenmeden ikinci derecede sorumluluk hakkında sonuç kurulamaz.
Tam bölünmede hiçbir şirkete yazılmayan borç ne olur?
TTK m.168/3’e göre tam bölünmeye katılan şirketler, sözleşme veya planda herhangi bir şirkete tahsis edilmeyen borçlardan müteselsilen sorumludur. Bu düzenleme m.176’daki tahsis edilmiş borç yapısından ayrıdır.
Bölünme grubundaki her şirket m.176 kapsamına girer mi?
Hayır. Hüküm bölünmeye katılan diğer şirketleri kapsar. Aynı holdingde bulunmak, aynı adresi kullanmak veya ortaklarının aynı olması tek başına bölünmeye katılım ve ikinci derecede sorumluluk oluşturmaz.
Teminat istemindeki üç ay bütün alacak davaları için süre midir?
Hayır. TTK m.175’teki dönem bölünme sürecindeki teminat istemine ilişkindir. Temel alacağın zamanaşımı, muacceliyeti ve m.176 koşullarına dayalı talep ayrı incelenir; tek bir ortak süre olarak kullanılmaz.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
