B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Anonim Şirkette İşletme Konusu Dışındaki İşlemler Şirketi Bağlar mı?

Anonim şirkette temsil yetkisi bulunan kişinin işletme konusu dışında yaptığı işlem de TTK m.371/2 uyarınca şirketi bağlar. Bunun istisnası, üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında olduğunu bildiğinin veya olayın şartlarına göre bilebilecek durumda bulunduğunun ispatlanmasıdır. Esas sözleşmenin ticaret sicilinde ilan edilmiş olması tek başına yeterli ispat değildir. Bu nedenle şirket, sözleşme esas sözleşmedeki faaliyet listesinde bulunmuyor diyerek her borçtan kurtulamaz. Önce işlemi yapanın temsil yetkisi, sonra konu dışılık ve karşı tarafın bilgisi ayrı ayrı incelenir.

Bu yazının odağı, Türk Ticaret Kanunu m.371/2 kapsamında şirketin üçüncü kişiyle yaptığı sözleşmenin şirkete etkisidir. Yönetim kurulunun şirket içindeki görev paylaşımı, tutar limitleri ve yöneticinin zarardan sorumluluğu aynı olayda gündeme gelse de farklı soruları cevaplar. Sözleşmenin dış ilişkide şirketi bağlaması, yöneticinin şirkete karşı bütün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Anonim Şirkette İşletme Konusu Dışındaki İşlemler Şirketi Bağlar mı? – kanuni koşullar şeması
İşletme konusu dışındaki sözleşmenin incelenmesi

İşletme konusu ile şirketin hak ehliyeti aynı şey midir?

TTK m.125/2, ticaret şirketlerinin Türk Medeni Kanunu m.48 çerçevesinde bütün haklardan yararlanabileceğini ve borç üstlenebileceğini düzenler; kanuni istisnaları saklı tutar. Bu sistemde esas sözleşmedeki işletme konusu, şirketin bütün hak ehliyetini tüketen bir liste olarak okunmaz. Şirketin hukuk düzeninde hak ve borç sahibi olabilmesi ile temsilcinin hangi işlemleri şirket adına yapabileceği birbirinden ayrılır.

TTK m.371/1 temsile yetkili kişilerin şirketin amacı ve işletme konusuna giren işleri yapabilmesini düzenler. İkinci fıkra ise konu dışındaki işlemde üçüncü kişiyle kurulan ilişkinin sonucunu belirler. İncelemede her iki fıkranın birlikte okunması gerekir. Yalnız birinci fıkraya dayanıp faaliyet konusunun dışında kalan bütün sözleşmeleri geçersiz ilan etmek, ikinci fıkradaki açık düzenlemeyi etkisiz bırakır.

Faaliyet için gereken kamu izni veya lisans ayrı bir konudur. M.371/2’nin üçüncü kişiyi koruyan sonucu, kanunen yasak bir faaliyeti serbest hale getirmez. Aynı şekilde özel şekil şartları, emredici hükümler veya işlem türüne özgü onaylar ayrıca incelenir. İşletme konusu dışılık itirazının reddedilmesi, sözleşmenin bütün diğer geçerlilik şartlarının da sağlandığı anlamına gelmez.

İlk inceleme: İmzayı atan kişi gerçekten temsile yetkili mi?

M.371/2, temsile yetkili kişilerin işlemlerini düzenler. Şirketle hiçbir temsil ilişkisi olmayan kişinin şirket kaşesi kullanması aynı hükümle açıklanamaz. Bu nedenle inceleme, işletme konusundan önce imzayı atan kişinin yetkisinden başlar. İşlem tarihindeki ticaret sicili kayıtları, temsil şekli ve varsa temsil yetkisinin devrine ilişkin karar birlikte okunmalıdır.

TTK m.370’e göre esas sözleşmede aksi düzenlenmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imzayla kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu temsil yetkisini murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişiye devredebilir; en az bir yönetim kurulu üyesi temsil yetkisini taşımalıdır. Somut sözleşmede bu yetki düzeninin yerine getirilip getirilmediği araştırılır.

Yetki tamamen yoksa yetkisiz temsil, onama ve tazminat hükümleri gündeme gelir. Yetki mevcut olduğu halde işlem işletme konusu dışındaysa m.371/2 uygulanır. Bu iki sorunu aynı başlık altında toplamak, hangi tarafın hangi olguyu ispatlayacağını ve hangi talebin ileri sürüleceğini belirsizleştirir.

İşlemin işletme konusu dışında olduğu nasıl belirlenir?

İlk belge, sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan esas sözleşmedir. Sonradan değiştirilmiş faaliyet maddesine bakılarak geçmiş işlem hakkında değerlendirme yapılmamalıdır. Sicil ilanlarının tarih sırası çıkarılmalı, değişikliklerin hangi tarihte gerçekleştiği gösterilmelidir. Bunun yanında uyuşmazlık konusu sözleşmenin asıl edimi, şirketin üstlendiği borçlar ve işlem amacı belirlenir.

Sözleşmenin başlığından hareket etmek yeterli değildir. Satış, hizmet, kira veya teminat başlığı altında birden fazla yükümlülük bulunabilir. İşletme konusu incelemesi bu yükümlülüklerin gerçek içeriği üzerinden yapılır. Esas sözleşme maddesiyle sözleşmenin hangi hükmünün karşılaştırıldığı somut olarak yazılmalıdır. Faaliyet belgesinin tek satırına dayanılarak bütün işlemin kapsamı hakkında sonuç çıkarılmamalıdır.

Bir işlem için şirket içinden ticari gerekçe oluşturulması da otomatik cevap değildir. Gerekçe, temsil ve şirket menfaati değerlendirmesinde kullanılan bir belge niteliğindedir. İşlemin konu dışında sayılması halinde ise ikinci aşamaya, karşı tarafın bilgisine geçilir. Konu dışılığın tespit edilmesiyle araştırma tamamlanmaz; m.371/2’nin istisnası için gereken bilgi olgusu ayrıca ortaya konulmalıdır.

Üçüncü kişinin bilgisi neden belirleyicidir?

Kanundaki ilk ihtimal, üçüncü kişinin işlemin işletme konusu dışında olduğunu fiilen bilmesidir. Bu iddia, işlem öncesi müzakere belgeleri, açık bildirimler ve tarafların açıklamalarıyla ilişkilendirilir. Hangi belgenin hangi tarihte kime ulaştığı gösterilmeden sadece karşı tarafın bilgili olduğu ileri sürülmesi yeterli bir vakıa anlatımı oluşturmaz.

İkinci ihtimal, olayın şartları gereği üçüncü kişinin bunu bilebilecek durumda olmasıdır. Bu ölçüt, her üçüncü kişinin şirketin bütün iç faaliyetlerini araştırmak zorunda olduğu şeklinde genişletilemez. Hangi özel şartın bilgiye ulaşmayı mümkün veya beklenir kıldığı açıklanmalıdır. Taraflar arasındaki önceki ilişki, sözleşmenin müzakere biçimi ve işlem sırasında paylaşılan belgeler bu incelemede ayrı ayrı değerlendirilir.

Şirketle daha önce ticaret yapılmış olması tek başına bütün yeni işlemlerde konu dışılığın bilindiğini göstermez. Aynı şekilde karşı tarafın profesyonel bir tacir olması, m.371/2’de aranan olgunun ispatını gereksiz kılmaz. İddia, tarafın sıfatına ilişkin genellemelerden çıkarılıp bu sözleşmeye ve bu tarihteki bilgi durumuna bağlanmalıdır.

Esas sözleşmenin ilanı neden tek başına yeterli değildir?

TTK m.371/2 bu konuda özel bir kural koyar: Esas sözleşmenin ilan edilmiş olması, üçüncü kişinin konu dışılığı bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu göstermek için tek başına yeterli değildir. Şirketin ticaret sicilinde faaliyet konusunu ilan etmiş bulunmasıyla uyuşmazlık kapanmaz. İlan, değerlendirme dosyasının bir parçasıdır; kanunun aradığı bilginin yerine otomatik olarak geçmez.

Bu hüküm sicil incelemesini gereksiz hale getirmez. Sicil, şirketin kimliğini ve temsil düzenini belirlemek için yine temel kaynaktır. Ancak temsilcinin kim olduğu veya müşterek imza şartı ile esas sözleşmedeki faaliyet konusunun üçüncü kişi tarafından bilinmesi farklı meselelerdir. Aynı belgenin her hukuki sorun için aynı ispat sonucunu doğurduğu kabul edilmemelidir.

Sözleşme dosyasında yalnız ticaret sicili ilanı varsa şirketin savunması buna göre değerlendirilmelidir. Ek bilgi olgusu ileri sürülecekse bunun kaynağı ayrıca gösterilir. Karşı tarafın esas sözleşmeyi fiilen alıp incelemesi, belirli bir faaliyet maddesi üzerine yazışması veya konu dışılığı tartışması iddiası, ilgili belgesiyle somutlaştırılmalıdır. Mahkemeye yalnız ilan çıktısı eklenerek bilgi unsurunun kendiliğinden ispatlandığı savunulmamalıdır.

İspat yükü ve delil dosyası nasıl kurulmalıdır?

TTK m.371/2 şirketin bağlanmaması sonucunu belirli bilgi olgusunun ispatına bağlar. HMK m.190 genel ispat yükü kuralını, m.194 ise vakıaların somutlaştırılmasını düzenler. İşlemin şirketi bağlamadığını ileri süren taraf, konu dışılığın yanında istisnayı kuran olguları da açıkça ortaya koymalıdır. Talep eden tarafın sözleşme ve alacağına ilişkin ispat yükü ise bundan ayrı devam eder.

Belge dosyasında sözleşmenin bütün sürümleri, ekleri, temsil belgeleri, müzakere yazışmaları, bildirimler ve ifa kayıtları tarih sırasına konulur. E-postanın yalnız sonuç cümlesinin çıktısını almak, önceki mesajların anlamını görünmez hale getirebilir. Gönderen, alıcı ve tarih bilgileri korunmalı; hangi belgenin hangi iddiayı desteklediği açıklanmalıdır. Hukuka uygun elde edilmiş elektronik veriler HMK m.199 kapsamında belge olarak değerlendirilir.

Dosyaya çok sayıda belge sunmak, ispat planı oluşturmakla aynı şey değildir. Her belgenin yanında ispatlanacak olgu belirtilmelidir: temsil yetkisi, işletme konusu, karşı tarafa yapılan açıklama veya ödeme ve teslim. Bu ayrım, işletme konusu tartışmasının sözleşmenin ifasına ilişkin başka uyuşmazlıklarla karıştırılmasını önler.

Konu dışılık ile imza ve şube sınırlaması arasındaki fark

TTK m.371/3 temsil yetkisinin sınırlandırılmasını düzenler. İyi niyetli üçüncü kişiye karşı kural olarak etkisiz olan iç sınırlamalardan farklı şekilde, temsilin yalnız merkeze veya şubeye özgülenmesi ile birlikte kullanılması şartına ilişkin tescil ve ilan edilmiş sınırlamalar geçerlidir. Bu nedenle imzaların sayısı ve hangi birim için atıldığı ayrıca kontrol edilir.

Uyuşmazlıkİncelenecek temel hususDayanak
İşletme konusu dışında sözleşmeYetkili temsilcinin işlemi ve karşı tarafın konu dışılığa ilişkin bilgisiTTK m.371/2
Birlikte imza veya şube sınırıSınırlamanın tescil ve ilanı ile işlemde uygulanmasıTTK m.371/3
Esas sözleşme veya genel kurul kararına aykırılıkİyi niyetli üçüncü kişinin şirkete başvurusuTTK m.371/4
Temsil yetkisinin hiç bulunmamasıYetkisiz temsil ve varsa onamaTBK m.46 ve devamı

İmzalanan belgenin elektronik olması da temsil denetimini kaldırmaz. Şirket adına elektronik imza kullanılması konusunda kişinin imzası ile şirketi bağlamaya elverişli temsil yetkisi ayrı değerlendirilir. Teknik olarak imzanın doğrulanması, işlemin bütün temsil koşullarının yerine getirildiğini tek başına göstermez.

Genel kurul kararına aykırılık şirketi her durumda kurtarır mı?

TTK m.371/4, yetkili temsilcinin işleminin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı olmasının iyi niyetli üçüncü kişinin şirkete başvurmasını engellemediğini düzenler. Şirketin iç onay mekanizmasının ihlal edilmesi ile dış sözleşmenin şirketi bağlayıp bağlamaması aynı sonuca otomatik olarak bağlanmaz. Savunmada hangi fıkranın uygulandığı açıkça gösterilmelidir.

İşlemin işletme konusu dışılığı, belirli bir tutarın üzerinde genel kurul onayı alınmaması ve şirket içi satın alma talimatının ihlali farklı olgulardır. Bunları tek bir yetki aşımı ifadesine indirgemek, m.371/2’deki bilgi incelemesini m.371/3 ve dördüncü fıkradaki kurallarla karıştırır. Önce ileri sürülen sınırlamanın hukuki niteliği belirlenmeli, ardından üçüncü kişiye karşı etkisi tartışılmalıdır.

Kanunun belirli işlem için ayrıca koyduğu geçerlilik koşulları saklıdır. Özel bir genel kurul onayı veya şekil şartının varlığı ayrıca araştırılır. M.371/4, bütün özel düzenlemeleri kaldıran genel bir onay yerine kullanılamaz. Böyle bir özel hükme dayanılıyorsa numarası ve işlemle bağlantısı savunmada ayrıca belirtilmelidir.

Şirket bağlansa bile yöneticinin sorumluluğu devam eder mi?

TTK m.371/1 kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücu hakkını saklı tutar. TTK m.369 yöneticinin özen ve şirket menfaatlerini gözetme borcunu; m.553 ise kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerin kusurlu ihlalinden kaynaklanan zarar sorumluluğunu düzenler. Bu hükümler, dış sözleşmenin karşı tarafa etkisinden ayrı değerlendirilir.

Şirketin sözleşmeyle bağlı olması, bütün zararın hiçbir inceleme yapılmadan yöneticiye yüklenmesi sonucunu da doğurmaz. İhlal, kusur, zarar ve sorumluluğu kuran bağlantı somutlaştırılmalıdır. Şirkete ait zararın talebinde TTK m.555’in düzenlediği başvuru yapısı ayrıca dikkate alınır. Anonim şirkette yönetim kurulu sorumluluk davası bu nedenle ayrı bir hukuki inceleme gerektirir.

Üçüncü kişiye karşı şirket borcu ile yöneticiden istenen tazminat aynı dosyada düşünülse bile tutar ve talep yönleri ayrı gösterilmelidir. Şirketin borcunu yerine getirmesi, yöneticiye yöneltilecek her iddiayı kabul ettiği anlamına gelmez. Şirket içi sorumluluk belgeleriyle dış sözleşmenin ifa kayıtları birbirini tamamlayacak şekilde tutulmalıdır.

Sözleşme kurulurken ve uyuşmazlık doğduğunda izlenecek sıra

Sözleşme kurulurken şirketin güncel unvanı, sicil bilgileri ve temsilcileri doğrulanır. Ardından işlem tarihindeki esas sözleşme ve sözleşmenin konusu karşılaştırılır. Yetki, konu dışılık veya özel onay yönünden tereddüt yaratan hususlar yazılı şekilde açıklığa kavuşturulur. Taraflar arasında alınan açıklamaların sözleşmenin ekleriyle çelişmemesine dikkat edilir. Bu belge düzeni ileride hangi bilginin ne zaman paylaşıldığını göstermeye yarar.

Uyuşmazlıkta önce talep belirlenir: sözleşmenin ifası, bedel alacağı, borçsuzluk iddiası veya yöneticiye karşı tazminat aynı işlem türleri değildir. Ticari davanın niteliği TTK m.4 ve m.5 kapsamında değerlendirilir. Konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında TTK m.5/A’daki dava şartı arabuluculuk ayrıca kontrol edilir. Bu hüküm bütün şirket uyuşmazlıklarına ayrım yapılmadan uygulanmamalıdır.

Yurt dışında yaşayan bir ortağın bulunması veya müzakerenin başka ülkeden yürütülmesi tek başına Türk anonim şirketinin temsil sistemini değiştirmez. Kanunlar ihtilafı veya yabancı hukuk bağlantısı bulunan sözleşmede ek değerlendirme yapılır. Türkiye’deki şirket kayıtlarının İstanbul ya da Mersin’de bulunması da m.371/2’nin temel maddi kuralını değiştirmez; belge temini ve usul işlemleri somut dosyaya göre yürütülür.

Hangi ifadeler hukuken yetersiz kalır?

Şirketin faaliyet alanında yazmıyor, dolayısıyla hiç borç doğmadı ifadesi m.371/2’nin üçüncü kişiyi koruyan kuralını atlar. Herkes ticaret sicilini bilmek zorundadır, ayrıca delile gerek yok ifadesi ise aynı fıkranın son cümlesiyle bağdaşmaz. Sözleşmede şirket kaşesi var, bütün yetki sorunları çözülmüştür yaklaşımı da temsilcinin yetkisini ve temsil şeklini incelemeden sonuca ulaşır.

Sağlam bir değerlendirme, işlemi yapanın yetkisini, somut işlemin kapsamını, karşı tarafın bilgi durumunu ve varsa özel geçerlilik şartlarını ayrı gerekçelerle açıklar. Hangi sonucun hangi kanun maddesine dayandığı gösterilir. Böylece şirketin dış borcu ile iç sorumluluk birbirine karıştırılmadan, sözleşmenin ve savunmanın gerçek hukuki zemini kurulabilir.

Temsilcinin atanmasındaki sakatlık konu dışılıktan nasıl ayrılır?

TTK m.373/2 başka bir bilgi ve ispat sorununu düzenler. Temsil yetkisi ticaret siciline tescil edildikten sonra temsilcinin seçimi veya atanmasındaki hukuki sakatlık, üçüncü kişiye ancak bu sakatlığı bildiği ispat edilirse ileri sürülebilir. Burada araştırılan bilgi, sözleşmenin işletme konusu dışında bulunması değildir; temsilcinin göreve gelişindeki hukuki bozukluktur. Bu yüzden iki savunma aynı delil başlığı altında eritilmemelidir.

Şirket, hem atama kararının sakatlığını hem işlem konusunun dışarıda kaldığını ileri sürüyorsa her iddianın olayları ayrı yazılır. Atama için kurul kararı ve sicil süreci; konu dışılık için esas sözleşme ve işlem içeriği; karşı tarafın bilgisi içinse ilgili bildirim ve müzakere kayıtları değerlendirilir. Bir savunmanın kanıtlanamaması diğerinin otomatik olarak kanıtlandığı anlamına gelmez. İlgili kişinin işlem tarihinde hangi sıfatla hareket ettiği baştan netleştirilir.

TTK m.373/3 ayrıca kamu kurumlarının tescilli temsil kişilerinde ve temsil şekillerinde sicil kayıtlarını esas almasını düzenler. Bu hüküm, özel hukuk uyuşmazlığında işletme konusu dışılık için aranan bilgiyi kendiliğinden ispatlayan bir kural değildir. Sicil belgesinin kullanıldığı hukuki amaç doğru belirlenirse, idari belge sunma yükümlülüğüyle mahkemedeki ispat tartışması birbirinden ayrılmış olur.

Sık sorulan sorular

Anonim şirket işletme konusu dışında sözleşme yaparsa borç doğar mı?

Temsile yetkili kişinin yaptığı işlem TTK m.371/2 gereğince şirketi bağlar. Üçüncü kişinin konu dışılığı bildiği veya şartlara göre bilebilecek durumda olduğu ispatlanırsa aynı fıkradaki istisna değerlendirilir. Diğer özel geçerlilik şartları ayrıca korunur.

Esas sözleşmenin ilan edilmiş olması karşı tarafın bilgisini ispatlar mı?

Tek başına ispatlamaz. TTK m.371/2 bunu açıkça düzenler. Şirket, karşı tarafın bilgi durumuna dayalı istisnayı ileri sürüyorsa olayın somut şartlarını ve ilan dışındaki ilgili delilleri de göstermelidir.

Temsil yetkisi olmayan kişinin işlemi de TTK 371/2 ile şirketi bağlar mı?

Madde temsile yetkili kişilerin işletme konusu dışındaki işlemlerini ele alır. Yetkisi hiç bulunmayan kişinin işleminde yetkisiz temsil hükümleri ve varsa onama ayrı incelenir. İki durum aynı hukuki sorun değildir.

İşletme konusu itirazında hangi tarihteki esas sözleşme kullanılır?

İşlemin yapıldığı tarihteki esas sözleşme ve sicil durumu esas alınarak kronoloji oluşturulur. Sonradan yapılan faaliyet değişikliğiyle geçmiş işlem doğrudan açıklanamaz. Değişiklik ve işlem tarihleri belgeleriyle birlikte gösterilmelidir.

Şirketin iç onay talimatına aykırılık her sözleşmeyi geçersiz yapar mı?

Hayır. İç sınırlama, konu dışılık, müşterek imza ve özel kanuni onay birbirinden ayrılır. TTK m.371/3–4 iyi niyetli üçüncü kişinin korunmasını düzenler. İşlem türüne özgü emredici şartlar ayrıca kontrol edilir.

Karşı tarafın konu dışılığı bildiği hangi belgelerle açıklanır?

İşlem öncesi yazışmalar, gönderilmiş açıklamalar, sözleşme taslakları ve müzakere kayıtları somut vakıalarla ilişkilendirilir. HMK m.194 gereğince her delilin hangi olguyu ispatladığı belirtilmelidir; genel bilgi iddiası yeterli değildir.

Elektronik imza varsa şirketin temsil yetkisi ayrıca araştırılır mı?

Evet. İmzanın teknik doğrulanması ile imzalayanın şirketi temsil edebilmesi ayrı meselelerdir. İşlem tarihindeki sicil kaydı, temsil şekli ve birlikte imza gibi geçerli sınırlamalar ayrıca incelenir.

Şirket sözleşmeyle bağlıysa yöneticiye tazminat yöneltilemez mi?

Yöneltilebilir; ancak sorumluluğun şartları ayrıca ortaya konulmalıdır. TTK m.369, m.371/1 ve m.553 kapsamındaki görev ihlali ve zarar incelemesi, üçüncü kişiye karşı sözleşmenin şirketi bağlamasından bağımsızdır.

Bu kural limited şirket müdürü için de önemli midir?

TTK m.629’un anonim şirket temsil hükümlerine yaptığı atıf nedeniyle limited şirkette de ilgili hükümler kıyasen önem taşır. Bu yazı anonim şirketin konu dışındaki işlemlerine odaklanır; limited müdürün temsil sınırları ayrı rehberde ele alınmıştır.

İşletme konusu uyuşmazlığında her zaman arabuluculuk gerekir mi?

Her uyuşmazlık için otomatik olarak gerekmez. TTK m.5/A’da sayılan, konusu para olan ticari dava türlerinde dava öncesi arabuluculuk şartı incelenir. İleri sürülecek talebin niteliği önce doğru belirlenmelidir.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul · Polaris Plaza iletişim bilgileri

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin · Profit İş Merkezi iletişim bilgileri

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp