SİSBİS Kaydını Sildirme Davasında Görevli Mahkeme: Yargıtay 4. HD 2026/3403
Kısa ve net cevap: Sigorta suistimalleri kayıtlarının kaldırılması davasında tüketici mahkemesi görevi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/3403.

Kısa özet
| Yayın | 23 Ekim 2026, Resmî Gazete 33409 |
|---|---|
| Hukuki dayanak | 6502 sayılı Kanun m.73, m.83/2; HMK m.114/1-c, m.115, m.363 |
| Konusu | SİSBİS Kaydını Sildirme Davasında Görevli Mahkeme: Yargıtay 4. HD 2026/3403 |
Yargıtay kararının konusu
23 Ekim 2026 tarihli ve 33409 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30 Mart 2026 tarihli E.2025/12146, K.2026/3403 sayılı kanun yararına bozma kararı, Sigorta Suistimalleri Bilgi Paylaşım Sistemi (SİSBİS) kaydının kaldırılması talebinde görevli mahkemenin belirlenmesiyle ilgilidir. Uyuşmazlık, sigorta şirketinin tüketici niteliğindeki gerçek kişiyle ilişkisi içinde meydana geldiğinde tüketici mahkemesinin görevli olabileceğini somut bir dava üzerinden açıklığa kavuşturdu. Karar, her SİSBİS kaydının mutlaka silinmesi gerektiği veya mahkemenin kayıtların doğruluğunu esastan incelediği anlamına gelmiyor.
Somut olayın gelişimi
Davacının aracı için 2010 tarihli bir trafik kazası tutanağına bağlı hasar dosyası açılmıştı. Sigorta şirketi, beyan edilen kaza ile hasarın uyumsuz olduğunu belirleyerek sigortalının bilgilerini SİSBİS’e işledi. Davacı tutanağın kendi bilgisi dışında düzenlendiğini, yıllardır sigorta hizmeti alamadığını ileri sürerek kaydın kaldırılmasını istedi. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi davayı kabul ederek kaydın düzeltilmesine karar verdi. Sonrasında Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi üzerine görev meselesi Yargıtay önüne geldi.
6502 sayılı Kanun m.73 neden belirleyici?
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73. maddesi, tüketici işlemleri ve tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıkların görevli mahkemesinin belirlenmesinde temel kuraldır. Davacı tacir değilse, araç ticari amaçla kullanılmıyorsa ve sigorta şirketi tüketiciye hizmet sunan sağlayıcı konumundaysa talebin tüketici hukuku boyutu gündeme gelir. Bu nedenle sigorta şirketi ticari işletme olduğu için her sigorta uyuşmazlığının asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği düşüncesi isabetli değildir. Davacının hukuki sıfatı ve işlemin amacı ayrıntılı incelenmelidir.
TTK m.4 ve 6502 m.83/2 ilişkisi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4 ticari dava kavramını düzenler. Ancak 6502 sayılı Kanun m.83/2, başka kanunlarda yapılan düzenlemelerin tüketici işlemlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasını engellemeyeceğini öngörür. Yargıtay, tüketiciye yönelik sigorta uygulamasına ilişkin uyuşmazlıkta bu özel korumanın göz ardı edilmesini doğru bulmadı. Ticari olmayan araç sahibi ile ticari filo işletmecisinin aynı süreçten otomatik olarak yararlanacağı varsayılamaz; tüketici sıfatı somut ilişkinin özelliklerine göre belirlenir.
Görev dava şartı olunca ne olur?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114/1-c mahkemenin görevini dava şartı olarak düzenler. HMK m.115 uyarınca dava şartı yokluğu mahkemece usulüne uygun biçimde ele alınmalıdır. Yargıtay, olayda asliye ticaret mahkemesinin esasa girip kaydın düzeltilmesine hükmetmesini görev yönünden hukuka aykırı bulmuştur. Bu durum, mahkemenin esas hakkında verdiği kararın içerik itibarıyla doğru veya yanlış olduğu tartışmasından önce gelen bir usul meselesidir. Dava açmadan önce görev incelemesi özellikle önem taşır.
Kanun yararına bozma sonuca etki eder mi?
Karar, HMK m.363/2 uyarınca kanun yararına bozulmuştur; bu bozma kesinleşmiş kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bu özel kanun yolu, kesinleşmiş kararın hukuk düzeninde doğru usul kuralıyla değerlendirilmesini amaçlar. Dolayısıyla bu bozmanın doğrudan davacı aleyhine yeni bir hüküm kurulduğu yahut önceki kesin kararın sonuçlarının her durumda geriye dönük değiştirildiği biçiminde yorumlanması doğru değildir. Kararın emsal niteliği, sonraki uyuşmazlıklarda görev kuralının belirlenmesine ilişkin hukuki açıklamasıdır.
SİSBİS kaydı yanlışsa nasıl bir yol izlenmeli?
Kişi, öncelikle kendisiyle ilgili kaydın hangi hasar dosyası ve hangi iddiaya dayandığını öğrenmeye çalışmalıdır. Sigorta şirketine yazılı başvuruda kaza tutanağı, hasar inceleme raporu, kaydın tarihi ve gerekli düzeltme talebi belirtilmelidir. Kayıt bilgilerinin doğruluğu ve güncelliğine ilişkin deliller önemli olabilir. Kişisel verilerin işlenmesine dair yükümlülükler ile tüketici hukukundan doğan talepler farklı hukuki temeller içerebilir; her somut olayda hangi başvuru yolunun uygun olduğu ayrı değerlendirilir.
Sigorta alamama iddiası nasıl belgelenir?
Davacı uzun süre sigorta hizmetine ulaşamadığını ileri sürüyorsa teklif talepleri, sigorta şirketlerinin yazılı yanıtları, poliçe düzenlenmemesine ilişkin kayıtlar ve sistemden alınan bilgilendirmeler saklanmalıdır. Sadece genel bir mağduriyet anlatımı yeterli olmayabilir; talebin sebepleri ve kaydın fiilî etkisi belgelerle anlatılmalıdır. Maddi tazminat gibi ayrı bir talep ileri sürülecekse zarar ve illiyet bağı bakımından ayrıca delil değerlendirmesi gerekir. Kayıt düzeltme davası ile tazminat davasının konu ve koşulları aynı olmak zorunda değildir.
Araç ticari amaçla kullanılıyorsa
Kararda davacının tacir olmaması ve aracın ticari nitelik taşımaması önemsenmiştir. Ticari araç, şirket filosu veya ticari faaliyetle doğrudan bağlantılı poliçeler söz konusuysa tüketici sıfatının ayrıca araştırılması gerekir. Sırf işlemin muhatabı gerçek kişi diye tüketici mahkemesi görevli kabul edilmemelidir. Dava dilekçesinde aracın kullanım amacı, poliçenin tarafları ve davacının hukuki statüsü net biçimde gösterilmelidir. Bu bilgiler, daha baştan görev uyuşmazlığını önleyebilir.
Avukatlık uygulaması bakımından sonuç
Bu içtihadın temel mesajı, sigorta kayıtlarına ilişkin davalarda uyuşmazlığın sigorta sektörüyle ilgili olmasının görevli mahkemeyi tek başına belirlemeyeceğidir. Talebin tüketici işlemi niteliği, tarafların sıfatı ve uygulamanın etkisi birlikte değerlendirilecektir. İlk derece mahkemesinin görev hususunu resen incelemesi gerekir. Doğru görevle açılmış davada daha sonra kaydın maddi doğruluğu, kayıt silme şartları ve varsa zarar iddiaları ayrıca ele alınabilir.
SİSBİS kaydına itirazda deliller nasıl düzenlenir?
Uyuşmazlığın yalnızca “hatalı kara listeye alındım” ifadesiyle anlatılması, kaydın dayandığı somut işlemin belirlenmesini güçleştirir. İlk adım, kayıtla ilişkili olayın tarihini, sigorta şirketini, poliçenin numarasını, hasar dosyasını, trafik kazası tutanağını ve kayıt hakkındaki ilk bilgilendirme tarihini ayrı ayrı ortaya koymaktır. Bu belgeler farklı şirketlerin veya aracılık kurumlarının elinde bulunabilir. Bir sigorta teklifi verilmemesi ile verinin hukuka aykırı işlendiğinin tespiti birbirine bağlı görülebilse de aynı maddi olgu değildir. Teklifin reddedilme gerekçesi bilinmeden reddi doğrudan SİSBİS kaydına bağlamak isabetli olmaz. Yazılı belgeye dayanan bir kronoloji, kayıt yanlışlığı iddiasıyla hizmete erişim ve zarar iddiasının karışmasını önler.
Birinci dosyada olayın kendisini gösteren kaza tutanağı, ekspertiz ve hasar inceleme yazıları bulunmalıdır. İkinci grupta kayıt hakkında bilgi edinmek için yapılan başvurular, elektronik başvuru alındıları, e-posta yanıtları ve varsa kaydın aktarıldığı kuruluşların bildirimleri yer alır. Üçüncü grupta poliçe teklifleri, ret yanıtları ve bunların gerekçeleri toplanır. Dördüncü grup, talep ediliyorsa zarar ve illiyet bağına ilişkin belgelerden oluşur. Her belgenin hangi iddiayı ispatladığını gösteren kısa bir delil çizelgesi düzenlenmesi yararlı olur. Eldeki belgeler bir iddiayı desteklemiyorsa o iddia kesinleşmiş vakıa gibi anlatılmamalıdır.
Hasar dosyası ile kişisel veri kaydı neden ayrı incelenir?
Hasar dosyası sigorta sözleşmesinden doğan bir talebin değerlendirilmesini içerir. SİSBİS kapsamındaki kişiye ilişkin kayıt ise bilginin doğruluğu, kaynağı, işlenme amacı ve aktarılması yönünden ayrıca tartışılabilir. Hasar talebinin reddedilmiş olması, kayda geçirilen bütün bilgilerin otomatik biçimde doğru ve her süre boyunca işlenebilir olduğu sonucunu doğurmaz. Tersine, bir kayıt hakkında hata iddiasının bulunması da sigorta şirketinin hasar dosyasındaki tüm değerlendirmelerinin yanlış olduğunu tek başına kanıtlamaz. Dava stratejisinde bu iki konunun delillerinin birbirinden ayrılması, istenen hukuki korumanın açık tanımlanması için önemlidir.
Örneğin araç sahibi, hiçbir bilgisi olmadığını söylediği bir tutanak nedeniyle hakkında kayıt oluşturulduğunu ileri sürebilir. Bu durumda “tutanak gerçek değildir”, “benimle ilişkilendirilmesi yanlıştır” ve “kayıt güncel değildir” iddiaları aynı gerekçeye dayanmayabilir. İmza, hasar dosyasının oluşturulma sırası ve kayıt girişine esas belge üzerinden inceleme yapılması gerekir. Kayıt hakkındaki itirazın belirli bir veriyi düzeltmeye mi, hukuki işleme şartının ortadan kalkmasına bağlı silmeye mi, yoksa kayıt nedeniyle meydana geldiği iddia edilen zararın giderilmesine mi yöneldiği baştan açıklanmalıdır.
6698 sayılı Kanun kapsamında bilgi alma ve düzeltme hakkı
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesi, ilgili kişiye kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, işlenmişse bilgi talep etme, işlenme amacını öğrenme, verinin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, yanlış veya eksik veri için düzeltme talep etme ve kanundaki şartları varsa silme yahut yok etmeyi isteme hakları tanır. Düzeltme ya da silme işlemlerinin verinin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme hakkı da aynı çerçevededir. Bu hakların doğrudan hangi kuruluşa yöneltileceğini belirlerken kaydı oluşturan şirket ile veri sorumlusu sıfatı karıştırılmamalıdır. Somut olayda ilgili veri sorumlusu veya sorumluları tespit edilmelidir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumunun ilgili kişi haklarına ilişkin resmî açıklaması, talep edilebilecek bilgi ve işlemleri sıralamaktadır. Bu başvuru, Yargıtayın görevli mahkeme değerlendirmesini ortadan kaldırmaz. Çünkü veri koruma başvurusu ile tüketici hukukuna dayanan mahkeme talebinin muhatabı, koşulları ve hedeflediği sonuç farklı olabilir. KVKK hükümleri gerekçe gösterilerek her kayıt için otomatik silme talep edilemez: özellikle verilerin işlenmesini gerektiren hukuki koşulların sürüp sürmediği ayrıca değerlendirilir.
Veri sorumlusuna başvuruda otuz günlük cevap süresi
KVKK m.13 uyarınca veri sorumlusunun kendisine yöneltilen ilgili kişi başvurusunu talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırması gerekir. Başvuru tarihi, teslim edildiğini gösteren kayıt ve alınan cevap saklanmalıdır. Talebin kabul edilmemesi hâlinde ret gerekçesinin yazılı olarak açıklanması önem taşır. KVKK’nın başvurulara cevap verilmesi açıklaması bu yükümlülüğü belirtmektedir. Bu otuz günlük cevap süresi, tüketici mahkemesinde açılacak her davaya uygulanacak genel bir dava açma süresi değildir; farklı usullere ait süreler birbirinin yerine kullanılamaz.
KVKK m.14 kapsamındaki Kurula şikâyet yolunda ise başvurunun reddedilmesi, yetersiz cevap verilmesi veya zamanında cevap verilmemesi halinde cevabın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün ve her durumda ilk başvurudan itibaren altmış günlük sınırlar dikkate alınır. Kurula başvurmadan önce veri sorumlusuna başvuru aşamasının tamamlanması gerekir. Kurumun şikâyet hakkı açıklaması ve sitedeki KVKK şikâyet süresi rehberi bu sürecin ayrıntılarını ele alır. Kurula şikâyet yolunu kullanmak, somut olayın yargısal değerlendirilmesi konusunda tek tip bir sonuç veya zorunlu olarak kayıt silme kararı verileceği anlamına gelmez.
Davanın hukuki niteliği nasıl belirlenir?
6502 sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinin görev alanı incelenir. Ancak somut talebin yalnızca bir sigorta şirketine karşı ileri sürülmesi yeterli değildir: davacının tüketici niteliği, aracın kullanım amacı ve işlemin hukuki niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30 Mart 2026 tarihli E.2025/12146, K.2026/3403 sayılı kararı da görevli yargı yerini tartışmaktadır. Kararın ana konusu kayıt silinmesinin tüm şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değil, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığı görme görevinin bulunup bulunmadığıdır.
Mahkemenin görevi, HMK m.114/1-c kapsamında dava şartıdır. HMK m.115 çerçevesinde görev dava şartı bakımından inceleme yapılmadan uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması usule aykırılık doğurabilir. Bununla birlikte tüketici sıfatının somut ilişkide mevcut olmadığı bir ticari uyuşmazlıkta aynı mahkemenin görevli olduğunu otomatik olarak söylemek mümkün değildir. Aracın ruhsatı, kullanım şekli, poliçe tarafları, sigortalının tacir olup olmadığı ve talebin ticari işletmeyle ilişkisi dosyada açıklanmalıdır. Ayrıntılı görev değerlendirmesi için HMK 114–115 dava şartları rehberi ayrıca incelenebilir.
Kanun yararına bozma ile bireysel dava sonucu arasındaki fark
Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi sonucunda verilen bozma kararı ile taraflardan birinin olağan kanun yolunda aldığı bozma kararının işlevi aynı değildir. HMK m.363 uyarınca kanun yararına temyiz, kesinleşmiş kararlarda hukukun doğru uygulanmasına ilişkin denetim niteliği taşır. Yargıtayın ilgili SİSBİS kararında görevsizlik yönünden belirttiği değerlendirme, kayıtla ilgili bütün başka davaların esastan kabulünü sağlamaz. Ayrıca kesinleşmiş ilk derece kararının sonucu ile benzer olaya ilişkin gelecekte açılacak davada uygulanacak görev kuralını birbirine karıştırmamak gerekir.
Bu ayrım, kişilerin “Yargıtay kaydın silinmesini zorunlu kıldı” düşüncesiyle yargı yoluna başvurmasının önüne geçer. Karar, somut uyuşmazlıkta doğru görevli mahkeme ve görev dava şartı üzerinde durmuştur. Kaydın maddi doğruluğu, saklama ve işleme şartları, hizmetin reddedilip reddedilmediği ve varsa zarar unsurları farklı delillerle değerlendirilecektir. Bir karardan hareketle bütün sigorta şirketleri hakkında aynı otomatik sonuca ulaşmak, hem dava gerekçesini hem müvekkilin beklentisini yanlış yönlendirebilir.
Sigorta hizmetine erişememe iddiasında zarar nasıl ayrıştırılır?
Poliçe teklifi alınamaması ile hatalı kaydın varlığı arasında bağlantı iddia edildiğinde, önce gerçekten hangi şirketin hangi tarihte nasıl bir yanıt verdiği ortaya konulmalıdır. Red yazısı mevcutsa nedenler incelenmeli; sözlü görüşmeler yerine mümkün olduğunca yazılı teklif ve yazılı yanıt kayıtları esas alınmalıdır. Kayıt sebebiyle daha pahalı bir poliçe yaptırıldığı ileri sürülüyorsa poliçe kapsamları, teminat tutarları, ödeme koşulları ve tarihlerin karşılaştırılabilir olması gerekir. Fiyat farkına ilişkin her uyuşmazlıkta zarar bulunduğu veya farkın tamamının kayıt kaynaklı olduğu peşinen kabul edilemez.
Hukuki inceleme, talebin kapsamına göre kaydın düzeltilmesi, silinmesi, bilgi verilmesi veya tazminat istemi olarak ayrılabilir. Bu taleplerin dayanakları ve ispat unsurları aynı değildir. Sözleşme ve hasar kayıtlarının içeriği için Sigorta Bilgi Merkezindeki hasar kaydını düzeltme dilekçesi rehberi; sigortacının açıklama borcu için sigortacının bilgilendirme yükümlülüğü başlıklı ayrı içerikler bulunmaktadır. Bu sayfalar SİSBİS kararıyla aynı soruya cevap vermek için yazılmamıştır.
Uyuşmazlık dosyası için uygulanabilir kontrol sırası
Önce kaydın varlığı ve içeriği somut belgeyle tespit edilir. Ardından bu kaydın hangi poliçe ve hangi hasar dosyasıyla ilişkili olduğu gösterilir. Bir sonraki aşamada olay tarihinde oluşturulan tutanakların asılları veya usulüne uygun suretleri, kayıt ve işlem tarihleriyle eşleştirilir. Veri sorumlusuna yönelik bilgi, düzeltme veya silme başvurusu yapılmışsa başvuru metni, muhatabı, tebliğ tarihi ve yanıtı dosyaya eklenir. Mahkeme talebi düşünülüyorsa davacının sıfatı ile işlemin tüketici niteliği ayrıca araştırılır. Son olarak istem sonucu, dayanılan hukuki düzenleme ve hangi delille hangi vakıanın ispatlandığı birbirine bağlanır.
Bu çalışma, internetten tek bir karar örneği indirilerek hazırlanamaz. Aynı kayıt farklı tarihlerde güncellenmiş, bilgilerin bir bölümü düzeltilmiş veya başka sigorta şirketlerine aktarılmış olabilir. Kişinin elindeki güncel veri, eski belgelerden farklıysa bu değişiklik ayrıca açıklanmalıdır. Türkiye’nin farklı illerinde yaşayan veya yurt dışında bulunan kişiler de dava ve başvuru dosyalarını uygun belgelerle uzaktan değerlendirmeye hazırlayabilir; ancak dava açma yeri, özel başvuru usulleri ve vekâlet işlemleri somut dosyaya göre belirlenir. Büroya iletilecek belgelerde üçüncü kişilere ait gereksiz kişisel bilgiler paylaşılmamalıdır.
Sık sorulan sorular
SİSBİS kaydı nedir?
Sigorta suistimaliyle ilişkili veri paylaşımı sistemi kapsamındaki kayıtlardır.
Her kaydı tüketici mahkemesi mi siler?
Her durumda değil; tüketici işlemi ve taraf sıfatı somut olayda araştırılır.
Karar hangi Daireye ait?
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi.
Karar numarası nedir?
2026/3403.
Esas numarası nedir?
2025/12146.
Karar tarihi ne?
30 Mart 2026.
Resmî Gazete’de ne zaman yayımlandı?
23 Ekim 2026.
Görev hangi maddede dava şartı?
HMK m.114/1-c.
Tüketici mahkemesi hükmü hangi kanunda?
6502 sayılı Kanun m.73.
Ticari araçta sonuç değişir mi?
Tüketici sıfatı ve araç kullanım amacı ayrıca incelenir.
Kanun yararına bozma sonucu değiştirdi mi?
Bu kararda HMK m.363/2 uyarınca verilen kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararın hukuki sonuçlarını kaldırmadı.
Kayıt silme için hangi belgeler lazım?
Hasar dosyası, tutanak, sigorta şirketi yazışmaları ve kaydın doğruluğunu gösteren deliller önemlidir.
Resmî karar ve mevzuat bağlantıları
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararının Resmî Gazete tam metni (PDF) (23 Ekim 2026, sayı 33409 dizini); 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.114–115 ve m.363 (Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat); 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73 ve m.83/2 (Mevzuat Bilgi Sistemi); Hukuki Bilgilendirme. Son inceleme: 31 Ekim 2026; somut uyuşmazlıkta kararın tam metni ve işlem belgeleri esas alınmalıdır.
Mersin ofisi ve iletişim haritası
Mersin Ofisi — Akdeniz
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz / Mersin
İstanbul Ofisi – Polaris Plaza, Maslak / Sarıyer
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul
İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerimizden Türkiye genelindeki dosyalar, görev ve yetki kuralları ile gerekli yerel işlemler dikkate alınarak koordine edilir. Yüz yüze görüşme için randevu sırasında tercih ettiğiniz ofisi belirtiniz.
İstanbul ofisini Google Haritalar’da açın · İletişim ve randevu
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
