B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Taşınır Rehni Sözleşmesinde Sonraki Rehin ve Tasarruf Yasağı Geçerli mi? 6750 m.4/7 | 2026

Kısa ve net cevap: 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu m.4/7 uyarınca rehin sözleşmesine, rehne konu taşınır üzerinde alt veya art rehin kurulamayacağına ya da rehin verenin taşınır üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtladığına ilişkin kayıt konulamaz; bu yöndeki sözleşme kayıtları geçersizdir. Alacaklı, Kanunun derece ve öncelik sistemi içinde teminatını koruyabilir; fakat rehin verenin malı satmasını, devretmesini veya yeni bir rehin kurmasını mutlak biçimde yasaklayan hükümle Kanunun emredici sistemini bertaraf edemez.

6750 m.4/7 neden rehin verenin tasarruf yetkisini korur?

6750 sayılı Kanunun temel amacı, işletmelerin taşınır varlıklarını alacaklıya teslim etmeden teminat olarak kullanabilmesini ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesini sağlamaktır. Bu modelde rehin veren makineyi kullanmaya, stoğu işletme faaliyetinde değerlendirmeye ve Kanunun sınırları içinde taşınır üzerinde hukuki işlem yapmaya devam eder.

Bu amaca uygun olarak m.4/7, rehin sözleşmesine iki tür mutlak yasak konulmasını engeller. Birincisi, rehne konu taşınır üzerinde alt veya art rehin kurulamayacağı yönündeki kayıttır. İkincisi, rehin verenin taşınır üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlayan kayıttır. Kanun bu kayıtların geçersiz olduğunu açıkça düzenler.

Dolayısıyla alacaklı ile borçlu “bu makine başka hiç kimseye rehnedilemez ve hiçbir şekilde devredilemez” şeklinde bir sözleşme hükmü yazsa bile bu hüküm, 6750’nin emredici düzenlemesini bertaraf eden ayni yasak olarak kullanılamaz. Alacaklının korunması mutlak işlem yasağıyla değil, Sicil aleniyeti, derece, öncelik, değer ve temerrüt hükümleriyle sağlanır.

Bu düzenleme ticari varlığın “donmasını” önler. Özellikle işletmenin yeniden finansmana ihtiyaç duyduğu durumlarda aynı varlık üzerinde sonraki rehinlerin kurulabilmesi finansmana erişimi genişletebilir.

Rehin sözleşmesine “başka rehin kurulamaz” maddesi yazılırsa ne olur?

6750 m.4/7’nin açık hükmü karşısında, rehne konu taşınır üzerinde sonraki bir rehin kurulmasını yasaklayan sözleşme kaydı geçerli değildir. Bu nedenle ilk rehin alacaklısı, yalnızca sözleşmeye koyduğu mutlak yasak maddesine dayanarak daha sonra Sicile tescil edilen rehnin kuruluşunu engelleyemez.

Bu sonuç, ilk alacaklının önceliğini kaybettiği anlamına gelmez. Öncelik ayrı bir konudur ve Kanun m.10-m.11 uyarınca derece veya kuruluş zamanı sistemine göre belirlenir. İlk alacaklı, Sicildeki konumuna göre temerrüt halinde öncelikli tahsil hakkını koruyabilir.

Mutlak yasak ile ekonomik koruma mekanizması birbirinden ayrılmalıdır. İlk rehin alacaklısı kredi verirken taşınırın değerini, önceki rehinleri, azami güvence tutarını ve dereceyi inceleyebilir. Sonraki rehinlerin kurulma ihtimali finansman koşullarında dikkate alınabilir; ancak yasaklayıcı ayni kayıt yaratılamaz.

Yeni rehin kabul edecek alacaklı da önceki rehinleri TARES üzerinden sorgulamalıdır. “Borçlu başka rehin vermeyeceğini söyledi” beyanı Sicil incelemesinin yerine geçmez.

Alt rehin ve art rehin ne anlama gelir?

6750 sayılı Kanundaki terminolojide aynı taşınır üzerinde birden fazla rehin hakkı kurulabilir. Art rehin, mevcut rehinden sonra aynı varlık üzerinde başka alacaklı lehine rehin kurulmasını ifade eder. Alt rehin kavramı ise rehin hakkının kendisinin başka bir teminat ilişkisine konu edilmesi bağlamında değerlendirilir. Kanun m.4/7 bu ihtimalleri sözleşmeyle mutlak biçimde yasaklama yolunu kapatır.

Birden fazla rehin bulunduğunda esas mesele “hangisi geçerli?” değil, “hangi rehin hangi sırada ve hangi güvence sınırı içinde önceliklidir?” sorusudur. Bu sorunun cevabı m.10 ve m.11’deki derece ve öncelik kurallarına göre verilir.

Sicilde derece belirtilmemişse kural olarak kuruluş anı önem kazanır. Derece sistemi kullanılmışsa kayıtlı derece ve varsa boşalan dereceye ilerleme hakkı incelenir. Her durumda somut TARES kaydı, sözleşme tarihi ve sonradan yapılan değişiklikler birlikte değerlendirilmelidir.

Bir varlığın ekonomik değeri mevcut rehinlerin toplam güvence tutarından düşükse sonraki rehin hukuken kurulabilse bile ekonomik olarak zayıf teminat sağlayabilir. Bu nedenle hukuki geçerlilik ile teminatın ekonomik yeterliliği birbirinden ayrıdır.

Rehin verenin taşınırı satmasını veya devretmesini yasaklayan kayıt geçerli mi?

Kanun m.4/7, rehin verenin rehne konu taşınır üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlayan sözleşme kayıtlarının geçersizliğini düzenler. Bu nedenle rehin verenin malı satma, devretme veya üzerinde Kanunun izin verdiği başka işlemler yapma yetkisini ayni etkiyle tamamen ortadan kaldıran kayıt 6750 sistemine aykırıdır.

Ancak bu kural, rehin hakkının satışla kendiliğinden yok olduğu anlamına gelmez. Rehnin yeni malik veya üçüncü kişi karşısındaki etkisi Kanun m.7, m.9 ve iyi niyet kurallarıyla birlikte değerlendirilir. Sicilli rehin, taşınırın hukuki dolaşımını engellemeden teminatın üçüncü kişilere karşı etkisini düzenler.

İşletmenin olağan faaliyeti içinde stok satışı ile tekil bir yatırım makinesinin devri ekonomik ve hukuki açıdan aynı değildir. Rehin verenin koruma yükümlülüğü, rehin alacaklısının denetim hakkı ve varlığın değerini tehlikeye düşüren işlemler m.12 kapsamında ayrıca gündeme gelebilir.

Dolayısıyla m.4/7 “rehin veren istediği biçimde teminatı yok edebilir” şeklinde okunamaz. Mutlak tasarruf yasağının geçersizliği ile rehin verenin teminatı koruma yükümlülüğü birlikte uygulanır.

İlk rehin alacaklısı kendisini hangi yollarla koruyabilir?

Alacaklı, mutlak yasak maddesi yerine Kanunun öngördüğü teminat mekanizmalarını doğru kullanmalıdır. İlk koruma aracı Sicil sorgusudur. Rehin kabul edilmeden önce aynı varlık üzerindeki mevcut rehinler, derece ve güvence miktarı incelenmelidir.

İkinci araç doğru derece ve öncelik kurgusudur. Taraflar derece sistemini tercih edecekse sözleşme ve Sicil kaydı açık biçimde hazırlanmalıdır. Üçüncü araç değer tespitidir. Özellikle yüksek tutarlı finansmanda taşınırın gerçek değerinin belirlenmesi, sonraki rehinlerin ekonomik etkisinin ölçülmesine yardımcı olur.

Dördüncü araç m.12’deki koruma ve denetim haklarıdır. Rehin veren, rehinli varlığın değerini korumakla yükümlüdür; alacaklı da Kanunun sınırları içinde denetim hakkını kullanabilir. Beşinci araç, temerrüt halinde m.14 ve ilgili Yönetmelik uyarınca tanınan özel haklardır.

Alacağın klasik icra yoluyla takip edilmesi gereken durumda İİK m.45 önce rehne başvurma kuralı ayrıca incelenmelidir.

Derece ve öncelik sistemi mutlak yasak yerine nasıl çalışır?

6750 sayılı Kanun, aynı taşınır üzerinde birden fazla rehin bulunabilmesini kabul ettiği için alacaklılar arasındaki ilişkiyi derece ve öncelik kurallarıyla çözer. Kanun m.10 derece sistemini, m.11 ise önceliği düzenler.

Taraflar derece belirtmeden rehin kurmuşsa öncelik kural olarak rehnin kuruluş anına göre belirlenir. Rehin hakkı m.4/1 gereğince Sicile tescille kurulduğu için tescil zamanı kritik önemdedir. Bu konuda TARES’te rehnin kuruluş anı rehberi incelenebilir.

Derece belirtilmiş sistemde ise aynı varlığın farklı derecelerine rehin kurulabilir. Boşalan dereceye geçme hakkı ayrıca kararlaştırılabilir. Böylece alacaklıların sırası, “başka rehin yasaktır” kaydıyla değil Sicilde görünür ve öngörülebilir derece yapısıyla belirlenir.

Bu sistem kredi veren için daha disiplinli inceleme gerektirir: varlığın piyasa değeri, mevcut dereceler, güvence tutarları ve önceki alacakların bakiyesi bilinmeden sonraki derece rehni ekonomik olarak değerlendirilmemelidir.

İyi niyetli üçüncü kişinin korunması m.4/7 ile nasıl bağlantılıdır?

Kanun m.7, rehne konu taşınırın devri ve iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından özel hükümler içerir. M.4/7 ise rehin verenin tasarruf yetkisini mutlak sözleşme yasağıyla kapatılmasını engeller. Bu iki düzenleme birlikte, taşınırların ticari dolaşımda kalmasını hedefler.

Üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığı somut olayın bilgilerine ve Sicil sistemine göre değerlendirilir. Rehinli varlıkla işlem yapan kişi mümkün olan durumlarda TARES sorgusu yapmalı, varlığın ayırt edici bilgilerini kayıtla karşılaştırmalıdır.

İlk alacaklı da “sözleşmede satış yasaktı” diyerek Sicil ve Kanun hükümlerini yok sayamaz. Ayni hakkın üçüncü kişilere etkisi, geçersiz tasarruf yasağı kaydından değil Kanunun rehin ve aleniyet hükümlerinden doğar.

Sözleşme ihlali ile ayni etki arasındaki fark nedir?

M.4/7’deki emredici kuralın temel sonucu, rehin verenin tasarruf yetkisini ayni hukuk düzeyinde ortadan kaldıran kaydın geçersiz olmasıdır. Tarafların temel finansman sözleşmesinde işletmenin mali durumuna, teminat değerine veya ek borçlanmasına ilişkin bildirim ve sözleşmesel yükümlülükler kararlaştırması ise her durumda aynı şey değildir.

Örneğin borçlunun yeni finansman kullanmadan önce alacaklıyı bilgilendireceğine dair borçlandırıcı bir taahhüdün sonucu ile “taşınır üzerinde hiçbir yeni rehin hukuken kurulamaz” kaydının sonucu birbirinden ayrılmalıdır. İlki sözleşme ihlali ve borçlar hukuku sonuçları doğurabilir; ikincisi m.4/7 karşısında ayni yasak yaratamaz.

Ancak finansman sözleşmesine konulan borçlandırıcı taahhüt de kanunun emredici hükmünü dolanmak için kullanılamaz. Her somut madde, amacı, yaptırımı ve rehne konu varlığın dolaşımını fiilen ortadan kaldırıp kaldırmadığı bakımından değerlendirilmelidir.

Bu ayrım özellikle kredi sözleşmelerindeki “negative pledge” benzeri kayıtların Türk hukukundaki etkisi incelenirken önem taşır. Sözleşmesel borç ile üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilen ayni yasak aynı değildir.

Finansman sözleşmesindeki ek teminat şartları geçersiz midir?

Hayır. M.4/7 yalnızca alt/art rehin yasağı ve rehin verenin tasarruf yetkisini kısıtlayan kayıt bakımından emredici sınır koyar. Alacaklı, Kanuna ve genel hukuka uygun olmak şartıyla teminat değerinin korunması, sigorta, bilgi verme, mali raporlama, ek teminat sağlama gibi borçlandırıcı yükümlülükleri kararlaştırabilir.

Örneğin varlığın değerinin belirli bir seviyenin altına düşmesi halinde ek teminat istenmesini öngören kayıt ile “mal asla satılamaz” kaydı aynı nitelikte değildir. İlk kayıt borçlunun finansman sözleşmesindeki yükümlülüğünü düzenleyebilir; ikinci kayıt m.4/7’nin koruduğu tasarruf yetkisini ayni etkiyle ortadan kaldırmaya yönelir.

Sözleşme hazırlanırken bu ayrım açık tutulmalı, geçersiz kayda dayanılarak kredi teminatı tasarlanmamalıdır.

Uygulama kontrol listesi

Önce mevcut rehinler TARES’ten sorgulanmalı; varlığın ekonomik değeri ile mevcut güvence tutarları karşılaştırılmalıdır. Ardından yeni rehnin derece ve önceliği açık biçimde belirlenmeli, sözleşmede m.4/6’daki zorunlu bilgiler eksiksiz yazılmalıdır.

“Başka rehin veremez”, “satamaz”, “devredemez” gibi mutlak kayıtlar 6750 m.4/7 bakımından ayıklanmalıdır. Bunun yerine m.12’ye uygun varlık koruma yükümlülükleri, bilgi verme ve gerektiğinde ek teminat hükümleri kanuna uygun borçlandırıcı yapı içinde düzenlenmelidir.

Rehin kurulduktan sonra Sicil kaydı saklanmalı ve sonraki rehinler periyodik olarak izlenmelidir. Borçlu temerrüde düşerse icra takibi süreci ile 6750 m.14’teki özel haklar birlikte değerlendirilmelidir. Konkordato halinde ise İİK m.297 kapsamında rehin tesisi ayrıca sınırlandırılabilir.

Rehin veren malı devrederse ilk alacaklı hangi belgeleri incelemelidir?

Rehinli taşınırın devredildiği öğrenildiğinde ilk yapılması gereken, Sicildeki rehin kaydı ile devir işlemine konu varlığın aynı varlık olduğunun doğrulanmasıdır. Makine ve ekipmanda seri numarası, stok ve hammaddede varlığı belirleyen tanım, haklarda ise ilgili sözleşme veya kayıt bilgisi karşılaştırılmalıdır. Rehin sözleşmesindeki mutlak satış yasağına dayanmak yerine Kanunun Sicil ve üçüncü kişi hükümleri esas alınmalıdır.

İkinci olarak devir tarihi ile rehnin tescil tarihi belirlenmelidir. Rehnin üçüncü kişilere etkisi ve iyi niyet tartışması bu kronoloji olmadan sağlıklı değerlendirilemez. Üçüncü kişinin varlığı hangi kayıtlarla ve hangi ticari işlem içinde edindiği de önemlidir. Kanun m.7’deki iyi niyet koruması, rehin alacaklısının yalnızca “ben önce sözleşme yaptım” demesiyle bertaraf edilemez.

Üçüncü olarak rehinli varlığın devri teminatın değerini veya tahsil imkanını etkiliyorsa m.12 kapsamındaki koruma yükümlülükleri gözden geçirilmelidir. Rehin verenin tasarruf yetkisinin bulunması, rehinli varlığın değerini kasıtlı veya ihmalle yok etme serbestisi vermez. Alacaklı, Kanunun tanıdığı denetim ve koruma araçlarını süresinde kullanmalıdır.

Sonraki rehin kurulması kredi sözleşmesini otomatik olarak fesheder mi?

Hayır. 6750 m.4/7 sonraki rehin kurulabilmesini hukuken kabul eder. Bununla birlikte temel kredi sözleşmesinde, kanunun emredici hükümlerine aykırı olmayan mali taahhütler veya bildirim yükümlülükleri bulunabilir. Sonraki rehnin böyle bir borçlandırıcı taahhüdü ihlal edip etmediği, kredi sözleşmesinin açık hükmüne göre ayrıca incelenir.

Önemli ayrım şudur: kredi sözleşmesindeki ihlal, sonraki rehin hakkını üçüncü kişilere karşı kendiliğinden yok etmez. İlk alacaklı, sözleşme ihlali nedeniyle muacceliyet veya başka bir borçlar hukuku sonucu ileri sürebilecek olsa bile, Sicile usulüne uygun tescil edilen sonraki rehnin ayni varlığı Kanunun derece ve öncelik hükümlerine göre değerlendirilir.

Bu nedenle finansman belgeleri hazırlanırken “ayni yasak” ile “borçlandırıcı taahhüt” açıkça ayrılmalı; yaptırımlar Kanunun izin verdiği çerçevede yazılmalıdır. Böyle bir ayrım, hem kredi verenin sözleşmesel korumasını hem de 6750’nin ticari dolaşımı koruyan yapısını birlikte sürdürür.

Resmî kaynaklar

Hukuki değerlendirme: 6750 m.4/7, rehin verenin tasarruf yetkisinin veya sonraki rehin kurulmasının sözleşmeyle ayni etki doğuracak biçimde yasaklanmasını engeller. İlk alacaklının korunması geçersiz yasak kaydıyla değil Sicil, derece, öncelik, değer tespiti ve m.12’deki koruma mekanizmalarıyla sağlanır.

Sık Sorulan Sorular

Rehin sözleşmesine “başka rehin verilemez” yazılabilir mi?

Bu kayıt 6750 m.4/7 karşısında geçersizdir. Kanun aynı varlık üzerinde sonraki rehinlerin kurulabilmesini kabul eder.

Rehinli mal satılamaz hükmü geçerli mi?

Rehin verenin tasarruf yetkisini mutlak biçimde kısıtlayan kayıt m.4/7 uyarınca geçersizdir. Satışın rehin üzerindeki etkisi ise Kanunun diğer hükümlerine göre belirlenir.

Aynı makine iki bankaya rehnedilebilir mi?

Hukuken aynı varlık üzerinde birden fazla rehin kurulabilir. Ekonomik değer ve öncelik sırası ayrıca incelenmelidir.

İlk rehin alacaklısı önceliğini kaybeder mi?

Sonraki rehin kurulması ilk rehni kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Öncelik m.10-m.11 ve Sicil kaydına göre belirlenir.

Negative pledge kaydı tamamen hükümsüz müdür?

Ayni etkiyle sonraki rehni veya tasarrufu engelleyen kayıt m.4/7’ye aykırıdır. Finansman sözleşmesindeki borçlandırıcı taahhütlerin etkisi ise içerik ve yaptırımına göre ayrıca değerlendirilir.

Rehin veren varlığı korumak zorunda mı?

Evet. m.12 kapsamında rehinli varlığın değerinin korunmasına ilişkin yükümlülükler bulunur. Tasarruf özgürlüğü teminatı yok etme hakkı değildir.

Sonraki rehin alacaklısı önceki rehni bilmek zorunda mı?

Yeni rehin kabul edilmeden TARES sorgusu yapılmalıdır. Sicil aleniyeti mevcut teminatların görülmesine hizmet eder.

Derece sistemi kullanılmazsa sıra nasıl belirlenir?

Kanun m.11 uyarınca derece belirtilmemişse öncelik kural olarak rehin hakkının kuruluş anına göre belirlenir.

Yeni rehin ilk alacaklının iznine bağlı mı?

m.4/7 nedeniyle mutlak izin şartıyla sonraki rehin kurulmasının engellenmesi mümkün değildir. Özel sözleşmesel yükümlülüklerin sonucu ayrıca değerlendirilir.

Teminat değeri yetersiz kalırsa ne yapılabilir?

Kanuna uygun ek teminat, değer tespiti ve finansman sözleşmesindeki yükümlülükler değerlendirilebilir; geçersiz tasarruf yasağı çözüm değildir.

Yazar ve hukuki inceleme: Avukat Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472. İçerik 6750 sayılı Kanun m.4/7, m.7, m.10, m.11 ve m.12 esas alınarak 17 Eylül 2026 tarihinde hazırlanmıştır.

Sonuç

6750 kapsamındaki taşınır rehni, varlığı ticari dolaşımdan çıkarmak için değil teminat sağlarken ekonomik kullanımın sürmesini mümkün kılmak için tasarlanmıştır. Bu nedenle sonraki rehinleri veya rehin verenin tasarruf yetkisini mutlak biçimde yasaklayan kayıtlar geçersizdir. Alacaklı koruması Sicil, öncelik, derece, değer ve temerrüt mekanizmalarıyla kurulmalıdır.

Mersin’de Hukuki Destek

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu: İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi, Kat:3, Daire:14, Akdeniz/Mersin. İletişim bilgileri.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri
Telefon WhatsApp