B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

İlk Tutuklama Kararına İtiraz ve Tahliye Dilekçesi | Word

İlk tutuklama kararına itiraz, CMK m.101/5 ve 268 uyarınca yapılır. Genel başvuru süresi kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Dilekçe kararı veren mercie sunulur; itiraz yerinde görülmezse yetkili inceleme merciine gönderilir. Soruşturma aşamasındaki sulh ceza tutuklama kararlarında inceleme, m.268/3-b uyarınca kural olarak yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. Aşağıdaki Word örneği ilk tutuklama kararının delil, neden, ölçülülük ve usul yönünden denetlenmesine odaklanır.

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Word indir – Ceza Muhakemesi başvuru ve kanun maddeleri
Tutuklama Kararına İtiraz ve Tahliye Talebi Dilekçesi için düzenlenebilir Word belgesi ve hukuki başvuru rehberi.

Bu dilekçe hangi işlem için kullanılır?

Örnek, kişi hakkında tutuklama kararı verildikten sonra bu kararın kaldırılması ve salıverilme istemiyle yapılacak itiraz içindir. Yakalama, gözaltı ve tutuklama aynı işlem değildir. Başvurunun konusu kollukta tutulma veya gözaltı işlemi ise yalnız bu başlığı kullanmak doğru usulü göstermeye yetmez. İtiraz edilecek yargı kararının tarihi, numarası ve kararı veren merci öncelikle belirlenmelidir.

Tutukluluk sürerken verilen sonraki devam kararları için tutukluluğun devamına itiraz dilekçesi ayrı hazırlanmıştır. O başvuruda ilk tutuklamadan sonraki gelişmeler ve son inceleme öne çıkar. Bu sayfada ise ilk kararın kurulduğu andaki dayanaklar, sorgu tutanağı, öğrenme ve başvurunun kayda alınması incelenir. İki örneğin başlığı değiştirilip aynı metin olarak kullanılması yerine, gerçek başvuru konusu seçilmelidir.

Tutuklama kararından hangi bilgiler alınmalı?

CMK m.101/2, tutuklama kararının içeriğinin şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilmesini, ayrıca yazılı bir örneğinin verilmesini ve bu işlemin kararda belirtilmesini düzenler. İlk incelemede karar örneği ile sorgu veya duruşma tutanağı birlikte okunur. Savcının tutuklama istemi, savunmanın hangi açıklamaları yaptığı ve kararın hangi gerekçelere dayandığı ayrı ayrı görülmelidir. Yalnız yakınlardan duyulan özetle kesin olgu kurulmaz.

Dosya numarası ile sorgu veya değişik iş numarası farklı alanlarda bulunabilir. Dilekçeye eldeki karardaki bilgiler aktarılır; bilinmeyen bir numara tahmin edilmez. Hangi suçtan tutuklama kararı verildiği de kararın içeriğinden belirlenir. Dosyada başka suç isnatlarının bulunması, tutuklamanın hepsine dayandığını göstermez. Kararın ilgili bölümü, suçun kanundaki karşılığı ve kişiye isnat edilen somut davranış birbirinden ayrılarak yazılmalıdır.

CMK 100 bakımından ilk inceleme

CMK m.100/1’de tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni aranır. İşin önemi, beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçüsüz tutuklama kararı verilemez. Şüpheyi desteklediği belirtilen delilin ne olduğu görülmeden yalnız suçun adı üzerinden savunma kurulmaz. İtirazda, delilin kişiyle bağlantısı ve tutuklama bakımından çıkarılan sonucun neden hatalı olduğu açıklanmalıdır.

M.100/2’de kaçma veya saklanma ile kaçma şüphesini uyandıran somut olgular; delilleri yok etme, gizleme, değiştirme ve tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişimiyle ilgili nedenler düzenlenir. Kararda hangi nedene dayanıldığı saptanır. Sabit adres veya düzenli iş bilgisi önemli olabilir; fakat bunların bulunduğunu yazmak her dosyada bütün riskleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Dosyaya özgü olgu ile karşı delil arasında bağlantı kurulmalıdır.

M.100/3 kapsamındaki katalog suçlar bakımından kanun, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunduğunda tutuklama nedeninin varsayılabilmesini düzenler. Bu hüküm, katalogdaki her isnatta tutuklamanın zorunlu olduğu biçiminde okunamaz. İtirazda katalog değerlendirmesinin yanı sıra kuvvetli şüphe ve ölçülülük başlıkları da tartışılır. Dilekçe, kanunda yer almayan bir otomatik tahliye veya otomatik tutuklama kuralı üretmemelidir.

Tutuklama yasağı varsa nasıl gösterilir?

CMK m.100/4 yalnız adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemeyeceğini düzenler. Ayrıca vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama yasağı vardır. Burada incelenecek ölçüt cezanın alt sınırı veya kişinin beklediği sonuç ceza değildir. Kararda esas alınan suçun kanuni cezası ve ilgili istisna dikkatle belirlenmelidir.

İsnadın hukuki niteliğine itiraz ediliyorsa, hangi suç hükmünün neden uygulanması gerektiği açıklanır. Suçun adını daha hafif başka bir suçla değiştirmek tek başına yeterli değildir; olayın hangi unsur bakımından farklı nitelendirilmesi gerektiği gösterilir. M.109/2 uyarınca tutuklama yasağı bulunan hallerde adli kontrol hükümlerinin uygulanabilmesi ayrıca mümkündür. Tutuklama yasağı ileri sürülürken adli kontrolün de her durumda yasak olduğu sonucu çıkarılmaz.

CMK 101’deki gerekçe ve müdafi güvencesi

Soruşturmada tutuklama savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimince; kovuşturmada savcının istemi üzerine veya resen mahkemece kararlaştırılır. M.101/1, tutuklama isteminde gerekçe gösterilmesini ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiilî nedenlere yer verilmesini öngörür. Bu nedenle ilk karar incelenirken yalnız sonuç cümlesi değil, istemin içeriği de değerlendirilir.

M.101/2 bakımından kuvvetli şüphe, tutuklama nedenleri, ölçülülük ve adli kontrolün yetersizliği somut olgularla gerekçelendirilmelidir. Dilekçede “karar gerekçesizdir” deniliyorsa hangi başlıkta açıklama bulunmadığı gösterilir. Kararda gerekçe mevcut fakat hatalıysa bu kez gerekçenin karşısına somut itiraz konulur. Hiç açıklama bulunmaması ile mevcut açıklamanın dosya kaydıyla çelişmesi aynı iddia değildir.

M.101/3, tutuklama istenen kişinin seçtiği veya baro tarafından görevlendirilen müdafiin yardımından yararlanmasını düzenler. Sorguda savunma yardımına ilişkin bir sorun ileri sürülüyorsa tutanakta hangi işlemin yer aldığı açıklanır. Avukatın bulunup bulunmadığı veya savunmanın nasıl alındığı konusunda görülmemiş bir tutanağa dayanılarak kesin iddia yazılmaz. İlgili kayıt ve itirazın hukuki sonucu birlikte gösterilmelidir.

İtiraz süresinin başlangıcı ve başvurunun biçimi

CMK m.268/1’de, kanunun ayrıca hüküm koymadığı durumda, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunulması düzenlenir. Tutanağa alınan beyan ve imza hâkim ya da mahkeme başkanınca onaylanır. Yazılı başvuruda öğrenme tarihi ve bunu gösteren kayıt açıkça belirtilmelidir.

Hafta hesabında CMK m.39, elektronik işlemlerde ise m.38/A hükümleri dikkate alınır. Haftalık süre son haftada ilgili günün isim olarak karşılığı olan gün esas alınarak hesaplanır; son günün tatile rastlaması ayrıca değerlendirilir. Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Kararın yüzüne karşı açıklanması ile daha sonra dosyadan örnek alınması farklı tarihler olabilir; sonradan belge alınması önceki öğrenmeyi yok saydırmaz.

Örnekte hazır tarih yoktur. Tutuklama tarihi, öğrenme tarihi ve başvuru tarihi gerçek kayıtlardan doldurulur. Kişinin kusuru olmadan süre geçirmesi halinde eski hale getirme hükümlerinin koşulları ayrıca değerlendirilir; böyle bir engel yokmuş gibi geç başvuruya “süresindedir” yazılmaz. Yeni bir salıverilme istemi ile ilk karara süresinde itiraz hakkı aynı usul işlemi değildir.

Tutuklu kişi kurumdan nasıl başvurur?

CMK m.263, tutuklu şüpheli veya sanığın zabıt kâtibine ya da bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak veya dilekçe vererek kanun yoluna başvurmasını düzenler. Bu yol, dışarıdaki bir yakının belgeyi mahkemeye ulaştırmasını beklemekten farklıdır. Kişi başvurusunun hangi kayıtla alındığını takip edebilmelidir. Word dosyası, tutuklunun kendi adına imzalayabileceği boş alanlı metin olarak düzenlenmiştir.

M.263/2’de başvuru deftere kaydedildikten sonra tutanak düzenlenip tutukluya örnek verilmesi öngörülür. Kurum müdürüne yapılan başvuruda aynı kayıt işlemi yapılarak tutanak ve dilekçe derhal ilgili mahkemeye gönderilir. M.263/4’te belirtilen işlem yapıldığında kanun yoluna ilişkin sürelerin kesilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle kurum tesliminin tarihi ve düzenlenen tutanak, süre değerlendirmesinde önemlidir.

Yetkili inceleme mercii nasıl seçilir?

Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına itirazda m.268/3-b esas alınır. Kural olarak yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi yetkilidir; sulh ceza işleri asliye ceza hâkimince görülüyorsa ağır ceza mahkemesi başkanı inceler. Başlığı alışkanlıkla “bir sonraki sulh ceza hâkimliğine” yazmak doğru değildir. Şablonda inceleme mercii ve kararı veren makamın ayrı satırlarda yer alması bu ayrımı görünür kılar.

Asliye ceza mahkemesi hâkiminin kararlarında inceleme m.268/3-c uyarınca ilgili ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza kararlarında daire sayısına göre aynı bentteki sıra izlenir. Merci belirlenirken gerçek kararın hangi sıfatla ve hangi makam tarafından verildiği kontrol edilir. CMK m.264, kabul edilebilir başvuruda kanun yolu veya merci yanılmasının hakları ortadan kaldırmayacağını ve başvurunun yetkili mercie gönderileceğini düzenler; bu hüküm süre şartını yok sayma gerekçesi değildir.

Savcı görüşü alınırsa cevap hakkı

CMK m.270/2, m.101 ve 105 uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda bu görüşün şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilmesini düzenler. Bildirimi alan kişi veya müdafi üç gün içinde görüşünü açıklayabilir. İtiraz dilekçesi verildikten sonra dosyadaki yeni evrakın takip edilmesi bu nedenle önemlidir. Başvurunun kayda alınmış olması, sonraki görüş ve bildirimlerin artık izlenmesine gerek bulunmadığı anlamına gelmez.

Cevap metninde savcının hangi gerekçesine karşı açıklama yapıldığı belirtilir. Aynı genel dilekçeyi yeniden sunmak yerine, ilk başvuruda tartışılmamış bir belge veya iddia varsa o husus karşılanır. Savcı görüşünün tarihi, bildirim bilgisi ve cevapta kullanılan ekler kaydedilir. M.270/2’deki üç gün, ilk tutuklama kararına itiraz için öngörülen iki haftanın yerine geçmez; farklı bir usul işleminin süresidir.

Süre kusur olmadan geçirilmişse

CMK m.40/1, kusuru olmaksızın süreyi geçiren kişinin eski hale getirme isteminde bulunabilmesini düzenler. Kanun yoluna başvuru hakkının bildirilmemesi halinde de kişi m.40/2 gereğince kusursuz sayılır. Böyle bir iddia ileri sürülecekse hangi engelin bulunduğu, ne zaman sona erdiği ve neden başvuruyu önlediği somutlaştırılır. Sadece dilekçenin geç hazırlanmış olması, kanundaki koşullar açıklanmadan bu yola dayanak gösterilmez.

M.41’e göre eski hale getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde ilgili mahkemeye verilir; kusursuzluğa ilişkin olgular ve varsa belgeler açıklanır. Dilekçe verildiğinde zamanında yapılamayan usul işlemi de yerine getirilir. Bu nedenle yalnız “süre verilsin” talebiyle yetinilmez; kaçırılmış itirazın içeriği de hazırlanır. Normal itiraz şablonu, özel engel ve süre bilgileri eklenmeden eski hale getirme başvurusu sayılmamalıdır.

Delil itirazını yazarken sınır nasıl korunur?

Bir tanık anlatımındaki çelişki ileri sürülüyorsa iki anlatımın tarihleri ve çelişen kısmı belirtilir. Dijital kayıt bakımından kişiyle bağlantı tartışılıyorsa kayıt, cihaz veya kullanıcı bilgisine ilişkin gerçek dosya tespiti gösterilir. Raporun bulunmaması ile raporun sonucu savunmaya aykırı olması farklıdır. Dilekçe, aleyhe belgenin hiç yokmuş gibi yazılmasına dayanamaz; belgenin anlamına ve tutuklama bakımından çıkarılan sonuca cevap vermelidir.

İlk tutuklama kararına itiraz Word örneği

İlk tutuklama kararına itiraz dilekçesini Word indir (.docx)

Metindeki seçeneklerden yalnız gerçek duruma uyanlar bırakılır. Avukat eliyle başvuruluyorsa müdafi bilgisi ve imza bölümü gerçek temsil durumuna göre düzenlenir. Her başvurucunun aynı avukat tarafından temsil edildiği veya belgenin önceden elektronik imzalandığı varsayılmamıştır. Ekler listesine yalnız sunulan ya da dosyadaki yeri açıkça gösterilen belgeler yazılır.

[YETKİLİ İTİRAZ MERCİİNE]
Gönderilmek Üzere
[TUTUKLAMA KARARINI VEREN HÂKİMLİK / MAHKEMEYE]

DOSYA: [Soruşturma / esas ve karar numarası]
TUTUKLU ŞÜPHELİ / SANIK: [Ad soyad, kimlik ve bulunduğu kurum]
KARAR VE ÖĞRENME: [Karar tarihi, öğrenme tarihi ve biçimi]
KONU: CMK m.101/5 ve 268 uyarınca tutuklama kararına itiraz ve salıverilme talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. [Suç isnadı] nedeniyle [merci, tarih ve sayı] bilgili kararla tutuklandım. Karar [öğrenme bilgisi] ile öğrenilmiş olup başvuru süresine ilişkin kayıt [belge] şeklindedir.

2. Kararda kuvvetli suç şüphesine dayanak gösterilen [somut delil] bakımından itirazım [belgeye bağlı açıklama] şeklindedir. Bu hususun tutuklama koşullarına etkisi [açıklama] olarak değerlendirilmelidir.

3. [Kaçma / delile müdahale] yönünden kararda belirtilen [olgu] hakkındaki itirazım [somut açıklama] olup dayanağı [kayıt veya belge]dir.

4. Ölçülülük ve adli kontrolün yeterliliği bakımından [kararın ilgili gerekçesi] şu nedenle isabetsizdir: [somut açıklama]. Salıverilme talebim kabul edilmezse [CMK m.109/3 kapsamındaki belirli yükümlülük] ile belirtilen riskin karşılanabileceğini ileri sürüyorum.

5. [Varsa tutuklama yasağı veya sorgu usulüne ilişkin somut itiraz ve dayanak kayıt; yoksa bu paragraf silinir.]

HUKUKİ DAYANAK: CMK m.100–101, 109, 267–271 ve ilgili hükümler.

SONUÇ VE İSTEM: İtirazımın kabulüyle belirtilen tutuklama kararının kaldırılmasına ve salıverilmeme; aksi değerlendirmede somut riski karşılayan uygun adli kontrolün uygulanmasına; itiraz yerinde görülmezse dosyanın yetkili inceleme merciine gönderilmesine karar verilmesini arz ve talep ederim.

EKLER: [Karar/sorgu tutanağı, öğrenme kaydı ve gerçekten sunulan destekleyici belgeler]

[Tarih]
[Ad soyad]
[İmza]

Adli kontrol alternatifi nasıl gerekçelendirilir?

CMK m.109/3’teki yükümlülüklerden hangisinin hangi somut riski karşılayacağı açıklanır. Yurt dışına çıkamama, düzenli başvuru veya başka bir kanuni tedbir sadece liste halinde sıralanmaz. Kararın adli kontrolü yetersiz sayan gerekçesine karşı cevap kurulur. Kişinin fiilen yerine getiremeyeceği bir yükümlülük kabul edilmiş gibi yazılmamalıdır. Asıl talep tutuklama kararının kaldırılmasıysa, alternatif adli kontrol istemi bu talepten sonra açıkça belirtilir.

Adli kontrol uygulanarak serbest bırakılma ile beraat veya soruşturmanın sona ermesi farklı sonuçlardır. İtirazın kabulü kişinin isnattan kesin olarak aklandığı anlamına gelmez. Daha sonra adli kontrol kararının değiştirilmesi gerekirse adli kontrol itiraz ve kaldırma dilekçeleri ilgili işlemi açıklar. Bu ilk tutuklama örneği, henüz verilmemiş bir adli kontrol kararına peşinen itiraz metni içermez.

İtirazın sonucu ve dosyanın takibi

CMK m.268/2 gereğince kararı veren merci itirazı haklı bulursa kararını düzeltir; haklı bulmazsa en çok üç gün içinde yetkili merciye gönderir. Bu gönderme süresi, tahliyenin üç günde kesinleşeceği yönünde bir vaat değildir. M.271’in genel kuralında itiraz duruşmasız incelenir; gerekli görülürse savcı ve ardından müdafi veya vekil dinlenir. Dosya üzerinden incelenen dilekçe bu nedenle açık, somut ve dayanakları belirli olmalıdır.

M.269 uyarınca itiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden geri bırakmaz. M.271/2’de itirazı haklı bulan merciin aynı zamanda konu hakkında da karar vereceği düzenlenir. M.271/4 uyarınca itiraz üzerine verilen kararlar kesindir; ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararı istisnadır. İtiraz reddedildiğinde m.104 kapsamında salıverilme istemi ayrı değerlendirilir. Bu ayrım, yeni başvurunun hangi amaçla yapıldığının dilekçede doğru açıklanmasını gerektirir.

Sık sorulan sorular

İlk tutuklamaya itiraz süresi nedir?

CMK m.268/1’in genel kuralı öğrenmeden itibaren iki haftadır. Öğrenme tarihi ve teslim kaydı birlikte belirlenmelidir.

Tutuklu kendi dilekçesini verebilir mi?

Evet. CMK m.263, zabıt kâtibi veya kurum müdürü aracılığıyla beyan ya da dilekçeyle kanun yolu başvurusunu düzenler.

İtiraz kabul edilirse dava da biter mi?

Hayır. Tutuklama tedbirinin kaldırılması, suç isnadı hakkında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı değildir.

Dilekçeye sabit adres yazmak tek başına yeterli mi?

Hayır. Adresin önemi karardaki somut tutuklama nedenine karşı açıklanır; kuvvetli şüphe, ölçülülük ve adli kontrol başlıkları da dosyaya göre değerlendirilir.

Resmî kaynak ve dosyaya erişim

Bu başvurunun dayanakları Adalet Bakanlığı UYAP üzerindeki 5271 sayılı CMK m.38/A, 39, 100–101, 104, 109, 263–264 ve 267–271 hükümleridir. Karardaki delilleri görmek için dosya inceleme ve belge örneği talebi ayrıca değerlendirilir. İtiraz dilekçesi, görülmeyen belgelerin içeriği hakkında kesin varsayımlar üzerine kurulmamalıdır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp