Vekâlet Sözleşmesi Nedir? TBK 502’ye Göre Şartları ve Ücret 2026
Vekâlet sözleşmesinin kanuni tanımı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesi vekâlet sözleşmesini doğrudan tanımlar. Buna göre vekil, vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlenir. Kanun aynı maddede iki tamamlayıcı kural daha getirir. Birincisi, TBK’da ayrıca düzenlenmemiş iş görme sözleşmelerine, nitelikleri uygun düştüğü ölçüde vekâlet hükümleri uygulanır. İkincisi, vekil ancak sözleşme veya teamül varsa ücrete hak kazanır. Bu üç hüküm birlikte okunduğunda vekâletin, yalnızca noterde düzenlenen bir temsil belgesinden ibaret olmadığı açık biçimde görülür.
Vekâlet sözleşmesinin merkezinde bir işin görülmesi vardır. İş, bir hukuki işlemin yapılması, bir sürecin takip edilmesi, belirli bir hizmetin yürütülmesi, bir malvarlığı işinin yönetilmesi veya kanunun başka bir sözleşme tipine bağlamadığı bir iş görme faaliyeti olabilir. Ancak hangi ilişkinin vekâlet sayılacağı, yalnız tarafların sözleşmeye verdikleri isimle belirlenmez. Sözleşmenin gerçek içeriği, tarafların üstlendiği asli edimler ve sonuç ile faaliyet arasındaki ilişki esas alınır.
Bu ayrım önemlidir. Eser sözleşmesinde yüklenici bir eser meydana getirme sonucunu borçlanırken, hizmet sözleşmesinde bağımlı çalışma unsuru öne çıkar. Vekâlette ise vekilin bağımsız biçimde, vekâlet verenin menfaatini gözeterek belirli bir işi veya işlemi yürütmesi söz konusudur. Bu nedenle aynı sektördeki iki farklı sözleşme, içeriklerine göre farklı hukuki nitelik taşıyabilir.
Vekâlet sözleşmesinin temel unsurları nelerdir?
Bir ilişkinin TBK 502 anlamında vekâlet sözleşmesi olarak değerlendirilebilmesi için ilk unsur, vekilin bir iş görme veya işlem yapma borcu üstlenmesidir. Vekil pasif biçimde bir sonucun ortaya çıkmasını beklemez; sözleşmede üstlendiği faaliyetleri yerine getirir. İkinci unsur, bu faaliyetin vekâlet verenin hesabına veya menfaat alanına ilişkin olmasıdır. Üçüncü unsur, ilişkinin kanunda özel olarak başka bir sözleşme tipi içinde düzenlenmemiş olması veya vekâlet hükümlerinin o ilişkiye niteliği gereği uygulanabilmesidir.
Ücret, vekâlet sözleşmesinin zorunlu kurucu unsuru değildir. TBK 502/3 açıkça “sözleşme veya teamül varsa” vekilin ücrete hak kazanacağını düzenler. Bu nedenle ücretsiz vekâlet ilişkisi hukuken mümkündür. Buna karşılık mesleki faaliyetin niteliği, tarafların açık anlaşması veya yerleşmiş teamül ücret hakkını doğurabilir. Ücretin varlığı ile ücretin miktarı ayrı meselelerdir. Ücret hakkının bulunduğu kabul edilse bile bedelin miktarı, sözleşme, özel kanun, tarife veya somut ilişkiye uygulanabilen diğer kurallara göre belirlenir.
Vekâlet ilişkisi güven unsuruna dayanır. Bu güven, kanunun sonraki maddelerinde somut borçlara dönüşür: talimata uyma, işi şahsen görme, sadakat ve özen, gerektiğinde üçüncü kişinin seçiminde dikkat, hesap verme ve vekâletle bağlantılı olarak alınanları vekâlet verene teslim etme. Dolayısıyla TBK 502 yalnız tanım maddesi değildir; TBK 503–514 arasındaki bütün sistemin başlangıç noktasıdır.
Vekâletname ile vekâlet sözleşmesi aynı şey mi?
Hayır. Vekâlet sözleşmesi ile vekâletname aynı hukuki kavram değildir. Vekâlet sözleşmesi, vekil ile vekâlet veren arasındaki iç ilişkiyi ve tarafların borçlarını düzenleyen sözleşmedir. Vekâletname ise çoğu durumda vekilin üçüncü kişiler veya resmi makamlar nezdinde temsil yetkisini gösteren belgedir. Bir başka ifadeyle vekâlet sözleşmesi borç ilişkisini, vekâletname ise temsil yetkisinin dış dünyada ispatını ilgilendirir.
Bu ayrım uygulamada özellikle önem taşır. Bir kişinin elinde geniş kapsamlı noter vekâletnamesi bulunması, vekil ile vekâlet veren arasındaki iç ilişkide her işlemi sınırsız biçimde yapabileceği anlamına gelmez. İç ilişkide vekâlet verenin açık talimatları, sözleşmenin amacı ve TBK 505’teki talimata uygun ifa borcu devam eder. Tersine, taraflar arasında vekâlet sözleşmesi kurulmuş olsa bile belirli resmi işlemlerde kanunun aradığı özel temsil belgesi veya özel yetki bulunmadıkça işlem yapılamaz.
TBK 504 bu konuda ayrıca önemlidir. Vekâletin kapsamı açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Aynı madde, dava açmak, sulh olmak, hakeme başvurmak, kambiyo taahhüdünde bulunmak, bağışlama yapmak, kefil olmak, taşınmaz devretmek veya taşınmazı bir hakla sınırlamak gibi işlemler için özel yetki aranacağını düzenler. Bu nedenle “genel vekâletname var, her işlem yapılabilir” biçimindeki yaklaşım kanunun sistemine uygun değildir.
Vekil ne zaman ücrete hak kazanır?
TBK 502/3’e göre vekilin ücret hakkı iki kaynaktan birine dayanır: sözleşme veya teamül. Taraflar ücret ödeneceğini açıkça kararlaştırmışsa ücret borcu sözleşmeden doğar. Sözleşmede açık ücret hükmü bulunmamakla birlikte söz konusu işin niteliğinde ücret ödenmesinin yerleşmiş teamül olduğu bir alan varsa ücret hakkı yine doğabilir.
Ücretin kararlaştırılması, vekilin diğer borçlarını ortadan kaldırmaz. Ücretli vekil de talimata uygun hareket etmek, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözetmek, özen göstermek, hesap vermek ve teslim borcunu yerine getirmek zorundadır. Ücret, hukuka veya sözleşmeye aykırı ifayı meşru hâle getirmez. Aynı şekilde ücret ödenmemesi de vekilin vekâlet verene ait para veya belgeleri kendiliğinden alıkoyabileceği anlamına gelmez; alıkoyma ve mahsup meseleleri kendi kanuni şartları içinde değerlendirilir.
Mesleki vekâlet ilişkilerinde özel kanunlar ve tarifeler ayrıca uygulanabilir. Örneğin avukatlık hizmetleri bakımından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınır. Bu nedenle TBK 502 genel çerçeveyi kurar; özel mesleki düzenlemeler varsa ücret ve sözleşme ilişkisi o düzenlemelerle birlikte incelenir.
İş görme borcunun kapsamı nasıl belirlenir?
Vekilin hangi işi üstlendiği mümkün olduğunca somut belirlenmelidir. “Bütün işlerimi takip et” gibi sınırsız ve belirsiz ifadeler yerine hangi işlem veya süreçlerin yürütüleceği, hangi belgelerin alınacağı, hangi kurumlara başvurulacağı, ödeme veya tahsil yetkisinin bulunup bulunmadığı ve hangi işlemler için önceden onay alınacağı yazılı biçimde belirlenmelidir. Bu açıklık, hem TBK 504 uyarınca vekâletin kapsamının yorumlanmasını kolaylaştırır hem de TBK 505’teki talimat borcunun içeriğini somutlaştırır.
Vekâlet kapsamı sözleşmede açık değilse kanun işin niteliğine bakılmasını emreder. Örneğin yalnız belirli bir evrakı teslim etmek için görevlendirilen kişiye, bununla ilgisi olmayan malvarlığı işlemlerini yapma yetkisi verilmiş sayılmaz. Vekilin üstlendiği işle bağlantılı ve gerekli hukuki işlemleri yapma yetkisi kural olarak kapsamda bulunabilir; ancak TBK 504’te özel yetki gerektirdiği açıkça sayılan işlemler bu genel kuralın dışındadır.
Uygulamada kapsamın yazılılaştırılması yalnız vekâlet vereni korumaz. Vekil açısından da hangi işin üstlenildiğini, işin ne zaman tamamlandığını, ücretin hangi hizmete ilişkin olduğunu ve ek işlerin ayrıca ücretlendirileceğini gösterebilir. Belirsiz kapsam, taraflar arasında sonradan “bu iş de vekâlete dahildi” veya “bu işlem için yetki verilmedi” uyuşmazlığı doğurur.
Vekil sonucu garanti eder mi?
Vekâlet sözleşmesinde kural olarak borç, özenli iş görme borcudur. Vekil, üstlendiği faaliyeti sadakat ve özenle yürütmek zorundadır; ancak sonucu kendi iradesi dışında başka kişilerin, kurumların, piyasa koşullarının veya yargı mercilerinin belirlediği alanlarda belirli bir sonucun mutlaka gerçekleşeceğini garanti etmiş sayılmaz. Bu nokta, vekâlet ile eser sözleşmesini ayıran temel ölçütlerden biridir.
“Sonuç garanti edilmez” kuralı vekili sorumsuz hâle getirmez. Vekil, TBK 506 uyarınca üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmek zorundadır. Benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilden beklenen davranış standardı esas alınır. Talimata aykırılık, sürelerin kaçırılması, gerekli başvuruların yapılmaması, açık menfaat çatışmasının göz ardı edilmesi veya hesap verme borcunun ihlali sonuç gerçekleşmese bile sorumluluk doğurabilir.
Bu sebeple vekâlet sözleşmesinde değerlendirme yalnız “iş başarılı oldu mu?” sorusuyla yapılmaz. Doğru soru, vekilin kanunun ve sözleşmenin kendisinden beklediği faaliyetleri gerekli dikkat ve sadakatle yerine getirip getirmediğidir.
Vekâlet sözleşmesi yazılı olmak zorunda mı?
TBK 502, vekâlet sözleşmesi için genel bir yazılı şekil şartı öngörmez. Bu nedenle özel bir kanun veya yapılacak işlem bakımından başka bir şekil şartı bulunmadığı sürece vekâlet sözleşmesi sözlü olarak da kurulabilir. Ancak sözleşmenin şekli ile temsil yetkisinin şekli birbirinden ayrılmalıdır. Yapılacak belirli hukuki işlem için kanun noterlik, resmi şekil veya özel yetki arıyorsa o koşul ayrıca yerine getirilir.
Yazılı sözleşme yapılması ispat bakımından güçlü bir koruma sağlar. Tarafların kimliği, işin kapsamı, ücret, masraflar, avans, raporlama sıklığı, belge teslimi, tahsil edilen paranın aktarılması, alt vekil veya üçüncü kişi kullanımı, süre, fesih ve sona erme hâlleri açık yazıldığında sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar önemli ölçüde azalır.
Elektronik yazışmalar da somut uyuşmazlıkta belge niteliği taşıyabilir. HMK 199, elektronik ortamdaki verileri de “belge” kavramı içinde sayar. Bununla birlikte bir e-posta veya mesajın varlığı tek başına bütün sözleşme içeriğinin ispat edildiği anlamına gelmez; mesajın kimden geldiği, bütünlüğü, bağlamı ve karşı tarafın itirazları birlikte değerlendirilir.
Vekâlet ilişkisi kurulurken hangi kayıtlar tutulmalıdır?
Vekâlet ilişkisi başladığında ilk yapılması gereken, işin hedefini ve sınırını yazılı hâle getirmektir. Vekilin hangi işlemleri tek başına yapabileceği, hangileri için vekâlet verenin ayrıca onayını alacağı belirlenmelidir. Para tahsil edilecekse tahsilatın hangi hesaba aktarılacağı ve ne kadar sürede hesap verileceği açıkça yazılmalıdır. Belgelerin asılları teslim ediliyorsa teslim listesi hazırlanmalıdır.
Masraf ve avans sistemi ayrıca düzenlenmelidir. TBK 510, vekâlet verenin vekâletin gereği gibi ifası için yapılan giderleri ve verilen avansları faiziyle ödeme ve vekilin yüklendiği borçlardan kurtarma borcunu düzenler. Bu nedenle “ücret” ile “masraf” aynı kalem değildir. Taraflar hangi giderlerin önceden onaya tabi olacağını, hangi belgelerle kanıtlanacağını ve avansın nasıl mahsup edileceğini belirlemelidir.
Vekil de TBK 508 gereği istenildiğinde yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle bağlantılı olarak aldıklarını vekâlet verene teslim etmek zorundadır. Bu nedenle banka hareketleri, makbuzlar, resmi harç belgeleri, kurum yazıları ve teslim tutanakları düzenli saklanmalıdır. Dijital dosyalama, özellikle uzun süren işlerde hem tarafların bilgiye erişimini hem de hesap verilebilirliği güçlendirir.
Vekâlet ilişkisinin sona ermesi de belgelendirilmelidir. TBK 512, taraflara sözleşmeyi her zaman tek taraflı sona erdirme imkânı verir; ancak uygun olmayan zamanda sona erdiren taraf doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Sona erme bildiriminin tarihi, teslim edilen belgeler, kapanış hesabı ve vekilin elinde kalan malvarlığı değerleri yazılı tutanakla netleştirilmelidir.
Vekâlet sözleşmesinin diğer iş görme sözleşmelerinden farkı
Hizmet sözleşmesinde işçinin işverene bağımlı olarak iş görmesi; eser sözleşmesinde yüklenicinin bir eser meydana getirmesi; vekâlette ise vekilin belirli işi bağımsız biçimde ve özen borcu altında yürütmesi esas alınır. Bu ayrım, fesih, ücret, sorumluluk, zamanaşımı ve ispat konularını doğrudan etkiler. Tarafların belgeye “danışmanlık sözleşmesi”, “hizmet sözleşmesi” veya “iş takip sözleşmesi” başlığını yazması tek başına hukuki niteliği belirlemez.
Mahkeme veya uyuşmazlığı çözen merci, ilişkinin gerçek içeriğine bakar. Vekilin belirli sonucu meydana getirmeyi mi, yoksa özenli faaliyette bulunmayı mı üstlendiği; vekâlet verenin talimat yetkisinin niteliği; çalışma ilişkisinin bağımlı olup olmadığı ve karşı edimin nasıl belirlendiği birlikte değerlendirilir. Bu nedenle sözleşme hazırlanırken yalnız başlığa değil, asli borçların açık biçimde yazılmasına önem verilmelidir.
Sık sorulan sorular
Vekâlet sözleşmesi ile noter vekâletnamesi aynı belge midir?
Hayır. Vekâlet sözleşmesi taraflar arasındaki iş görme borç ilişkisini düzenler. Vekâletname ise temsil yetkisini üçüncü kişilere ve resmi mercilere gösteren belgedir.
Vekâlet sözleşmesinin yazılı olması zorunlu mudur?
TBK 502 genel bir yazılı şekil şartı koymaz. Ancak yapılacak belirli işlem veya özel kanun ayrı bir şekil şartı arıyorsa o şart yerine getirilir.
Ücretsiz vekâlet sözleşmesi yapılabilir mi?
Evet. TBK 502/3 uyarınca ücret, sözleşme veya teamül varsa doğar. Bu nedenle ücretin zorunlu unsur olmadığı vekâlet ilişkileri mümkündür.
Vekil her işlemi yapabilir mi?
Hayır. Yetkinin kapsamı sözleşmeye ve işin niteliğine göre belirlenir. TBK 504 bazı işlemler için özel yetki arar.
Vekil işi başkasına yaptırabilir mi?
TBK 506’ya göre kural işi bizzat ifadır. Yetki verilmesi, zorunluluk veya teamül hâlinde iş başkasına gördürülebilir. TBK 507 üçüncü kişiye gördürmenin sorumluluk sonuçlarını ayrıca düzenler.
Vekil hesap vermek zorunda mı?
Evet. TBK 508 uyarınca vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle bağlantılı olarak aldıklarını teslim etmek zorundadır.
Vekâlet sözleşmesi istenildiği zaman sona erdirilebilir mi?
TBK 512’ye göre vekâlet veren ve vekil sözleşmeyi her zaman tek taraflı sona erdirebilir. Uygun olmayan zamanda sona erdirme nedeniyle zarar doğmuşsa bu zarar giderilir.
Vekâlet veren masrafları ödemek zorunda mı?
TBK 510, vekâletin gereği gibi ifası için yapılan giderlerin ve verilen avansların faiziyle ödenmesini ve vekilin yüklendiği borçlardan kurtarılmasını düzenler.
Vekilin sonucu garanti etmesi gerekir mi?
Vekâlet ilişkisinde esas olan özenli iş görmedir. Vekil, sonucu değil; hukuka, talimata, sadakat ve özen borcuna uygun faaliyeti borçlanır.
Vekâlet sözleşmesi sona erince belgeler ne olur?
Vekilin hesap verme ve vekâletle bağlantılı olarak aldığı değerleri teslim borcu devam eder. Sona ermede belge ve para teslimi yazılı tutanakla kapatılmalıdır.
Resmî mevzuat ve bağlantılı kaynaklar
Temel dayanak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.502–514’tür. Güncel kanun metni için Mevzuat Bilgi Sistemi kullanılmalıdır.
İlgili içerikler: vekilden hesap ve evrak iadesi ihtarnamesi ve tapu satış vekâletinin sınırlandırılması.
Vekâlet sözleşmesi kurulurken ücret ve masraf nasıl ayrılmalıdır?
Ücret, vekilin üstlendiği iş görme faaliyetinin karşılığıdır; masraf ve avans ise işin yürütülmesi için üçüncü kişilere veya resmi mercilere yapılan harcamalardır. Sözleşmede bu iki kalemin ayrı gösterilmesi gerekir. Aksi hâlde sabit ücretin harç, noter, tercüme, kargo veya başka dış giderleri içerip içermediği konusunda sonradan uyuşmazlık çıkabilir.
Taraflar hangi masrafların önceden onaya tabi olacağını, hangi tutara kadar vekilin doğrudan harcama yapabileceğini ve kullanılmayan avansın nasıl iade edileceğini belirlemelidir. Bu ayrım TBK 502/3’teki ücret hakkı ile TBK 510’daki gider ve avans borcunun birbirine karıştırılmasını önler.
Hukukçu incelemesi: İçerik 11 Eylül 2026 tarihinde yürürlükteki TBK 502–514 sistemi esas alınarak hazırlanmıştır. Somut olayda özel kanun, sözleşme, temsil belgesi ve yapılan işlemin niteliği ayrıca incelenir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
