Yakalama ve Gözaltında Kolluk Şiddeti İddiası Nasıl Soruşturulur? AYM 2021/59658 | 2026
yakalama ve gözaltında kolluk şiddeti: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 2 Eylül 2026 tarihli toplantısında 2021/59658 numaralı bireysel başvuruyu karara bağladı. Başvuru; yakalama esnasında ve gözaltı sürecinde kolluk görevlilerinin fiziksel şiddet içeren eylemlerine maruz kalındığı ve olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkisiz olduğu iddialarına ilişkindi. AYM, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının hem maddi hem usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi. Güncel karar, kolluğun zor kullanma yetkisinin sınırsız olmadığını ve şiddet iddiasının yalnız adli rapor alınarak kapatılamayacağını; bağımsız, süratli ve etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi gerektiğini gösterir.
Kısa ve net cevap: Polis yakalama sırasında direnmeyle karşılaşırsa 2559 sayılı PVSK m.16 çerçevesinde zor kullanabilir; ancak kullanılan güç direnişi kırmak için gerekli ve orantılı olmalıdır. Kişi kontrol altına alındıktan sonra cezalandırma, gözdağı verme veya gereksiz fiziksel güç kullanılması hukuka uygun zor kullanma sayılamaz. Kolluk şiddeti iddiası ortaya çıktığında Cumhuriyet savcısı CMK m.160 uyarınca maddi gerçeği araştırmalı; lehe ve aleyhe delilleri toplamalıdır. CMK m.161 savcıya adli kolluk aracılığıyla araştırma yapma yetkisi verir. AYM 2021/59658 başvurusunda hem yakalama/gözaltındaki fiziksel muamele hem de olay hakkında etkisiz soruşturma nedeniyle Anayasa m.17’nin maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine karar verdi.

AYM 2021/59658 Kararı Ne Diyor?
Anayasa Mahkemesinin 2 Eylül 2026 tarihli Birinci Bölüm toplantı sonucuna göre 2021/59658 numaralı başvurunun konusu, yakalama sırasında ve gözaltı sürecinde kolluk görevlilerinin fiziksel şiddet içeren eylemlerine maruz kalınması ve bu olay hakkında yürütülen soruşturmanın etkisiz olmasıdır.
AYM kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiayı kabul edilebilir buldu. Esas yönünden Anayasa m.17/3’te güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine karar verdi. Toplantı sonucu 7 Eylül 2026 tarihinde ilan edildi.
Kararın iki ayrı boyutu vardır. Maddi boyut, kamu görevlilerinin kişiye uyguladığı fiziksel gücün anayasal sınırını ilgilendirir. Usul boyutu ise şiddet iddiası ortaya çıktıktan sonra devletin olayın ne olduğunu etkili bir ceza soruşturmasıyla açığa çıkarma yükümlülüğünü ifade eder. Bu iki yükümlülük birbirinden bağımsız olarak incelenir.
Resmî toplantı sonucu olayın ayrıntılı vakıalarını açıklamadığından hangi yaralanmanın nerede oluştuğu, kaç kolluk görevlisinin bulunduğu veya soruşturmanın hangi somut eksiklikler nedeniyle etkisiz bulunduğu hakkında varsayım yapılmamalıdır. Ancak ihlal sonucu nettir: AYM somut olayda hem muamelenin kendisini hem soruşturmanın etkililiğini Anayasa m.17 ile bağdaşmaz bulmuştur.
Anayasa m.17 Hangi Güvenceyi Sağlar?
Anayasa m.17 herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu düzenler. Maddenin üçüncü fıkrasına göre kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
Yakalama veya gözaltı, kişinin devlet görevlilerinin kontrolü altına girdiği aşamalardır. Bu nedenle kişinin vücudunda oluşan yaralanmalar ve kullanılan fiziksel güç özellikle dikkatli incelenir. Kamu görevlilerinin zor kullanması bazı durumlarda hukuken mümkündür; ancak bu yetkinin kullanılması Anayasa m.17 güvencesini ortadan kaldırmaz.
Kötü muamele yasağının derecelendirilmesinde eylemin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri, uygulama biçimi, kişinin yaşı ve sağlık durumu, muamelenin amacı ve olayın koşulları değerlendirilir. İşkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele kavramlarının yoğunlukları farklıdır; ortak nokta, kamu gücünün kişinin bedensel ve manevi bütünlüğüne hukuka aykırı müdahalesine karşı güçlü koruma sağlamalarıdır.
Devletin negatif yükümlülüğü kamu görevlilerinin kötü muamelede bulunmamasıdır. Pozitif/usul yükümlülüğü ise savunulabilir bir kötü muamele iddiası ortaya çıktığında olayın sorumlularını belirlemeye elverişli etkili soruşturma yürütmektir.
PVSK m.16 Zor Kullanmayı Nasıl Düzenler?
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m.16, polisin görevini yaparken direnişle karşılaşması hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkili olduğunu düzenler. Zor kullanma; bedeni kuvvet, maddi güç ve şartları oluştuğunda silah kullanma biçimlerinde gerçekleşebilir.
Kanundaki temel ölçü, direnişin mahiyet ve derecesine göre artan oranda güç kullanılmasıdır. Bu nedenle kolluğun zor kullanma yetkisi “yakalanan kişiye istenilen ölçüde güç kullanma” yetkisi değildir. Önce direnmenin varlığı, sonra kullanılacak gücün gerekliliği ve son olarak kullanılan gücün orantısı değerlendirilir.
Bedeni kuvvet, polisin direnen kişiye karşı doğrudan beden gücünü kullanmasıdır. Maddi güç ise kelepçe, cop, basınçlı su, göz yaşartıcı gaz veya kanunda/uygulama mevzuatında öngörülen araçlar gibi fiziksel araçları kapsayabilir. Her aracın kullanımı somut tehlike ve direnme düzeyiyle bağlantılı olmalıdır.
Direnme sona erdiğinde zor kullanmanın da sona ermesi gerekir. Kontrol altına alınmış, kelepçelenmiş ve aktif direnme göstermeyen kişiye sırf cezalandırma veya öfke amacıyla fiziksel güç uygulanması PVSK m.16’daki direnişi kırma amacıyla açıklanamaz.
Direnme Varsa Ne Kadar Güç Kullanılabilir?
Orantılılık değerlendirmesinde kolluğun karşılaştığı direnmenin şekli, kişinin silahlı olup olmadığı, çevredeki üçüncü kişilerin güvenliği, kaçma riski, olayın gerçekleştiği yer ve zaman gibi somut unsurlar dikkate alınır. Kolluğun bir tehlikeyi bertaraf etmek için hızlı karar vermesi gerekebilir; ancak kullanılan güç olayın gerektirdiği sınırı aşmamalıdır.
Pasif biçimde talimata uymama ile saldırı amaçlı aktif fiziksel direnme aynı yoğunlukta güç kullanımını haklılaştırmaz. Kolluk tutanağında yalnız “direndi, zor kullanıldı” ibaresi bulunması denetim için yetersiz olabilir. Hangi hareketin direnme sayıldığı, hangi güç aracının ne zaman ve ne kadar kullanıldığı belirtilmelidir.
Kelepçe kullanılması da otomatik değildir. Kaçma veya kendisine/başkasına zarar verme tehlikesi, kişinin davranışları ve olayın koşulları değerlendirilir. Kelepçenin gereksiz sıkı takılması veya uzun süre sağlık sorununa yol açacak biçimde kullanılması ayrıca kötü muamele iddiasına konu olabilir.
Savunma veya şikâyet dilekçesinde güç kullanımının ölçüsüz olduğu ileri sürülüyorsa, yalnız sonuçtaki yaralanma değil olayın aşamaları da anlatılmalıdır: yakalamanın ilk anı, direnmenin sona erdiği an, kelepçeleme, araca bindirme, karakol/nezarethane ve sağlık muayenesi ayrı ayrı kronolojik yazılmalıdır.
Gözaltı Sürecinde Fiziksel Güç Kullanılması Hangi Hâllerde Sorun Oluşturur?
Gözaltına alınan kişi devletin fiilî kontrolü altındadır. Aktif bir saldırı veya güvenlik riski olmadığı hâlde karakol, araç, nezarethane veya koridor gibi alanlarda fiziksel güç uygulanması zor kullanma yetkisinin amacıyla bağdaşmayabilir.
Kişinin gözaltına alınmadan önce yaralandığı ileri sürülüyorsa ilk sağlık muayenesi kritik önemdedir. Gözaltına giriş raporunda yaralanma bulunmaması, çıkış raporunda yeni lezyon tespit edilmesi veya iki rapor arasındaki farklılık soruşturmanın odak noktası olmalıdır.
Nezarethane kamera kayıtları, karakol giriş-çıkış görüntüleri, koridor ve araç kamera görüntüleri kötü muamele iddiasının aydınlatılmasında önem taşır. Kamera sistemlerinin kayıt saklama süreleri sınırlı olabileceğinden bu kayıtların derhâl muhafaza altına alınması talep edilmelidir.
Gözaltı defteri, nezarethane teslim tutanakları, kelepçe ve zor kullanma tutanakları, görevlendirme çizelgeleri ve olay yerindeki personel listeleri hangi kamu görevlisinin hangi aşamada sorumluluk taşıdığını belirlemeye yardımcı olur.
Adli Muayene Raporu Nasıl Alınmalıdır?
Yakalama ve gözaltı öncesi-sonrası sağlık muayenesi, hem kişinin sağlık hakkını hem olası kötü muamele iddiasının ispatını korur. Muayenede kişi gördüğü şiddeti hekimle mümkün olduğunca açık paylaşmalı; ağrı bulunan ancak dışarıdan iz görünmeyen bölgeler de belirtilmelidir.
Rapor yalnız görünür morlukların listesi değildir. Yaralanmanın yeri, boyutu, rengi, hassasiyet, hareket kısıtlılığı ve kişinin anlatımı tıbbi standartlara uygun biçimde kaydedilmelidir. Gerekirse görüntüleme, konsültasyon veya takip muayenesi yapılır.
İlk raporun yüzeysel olması şikâyet hakkını ortadan kaldırmaz. Kişi serbest kaldıktan sonra başka bir sağlık kuruluşuna başvurabilir; yeni muayene ve tedavi kayıtları dosyaya sunulabilir. Yaralanmanın zamanla görünür hâle geldiği durumlarda tarihli fotoğraflar da yardımcı delildir.
Adli rapor, soruşturmanın tek delili değildir. AYM’nin etkili soruşturma yaklaşımı; raporun kamera, tanık, olay tutanakları ve görevli ifadeleriyle birlikte incelenmesini gerektirir.
CMK m.160 ve m.161 Etkili Soruşturma Bakımından Neden Önemlidir?
CMK m.160’a göre Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka suretle bir suç işlendiği izlenimini veren hâli öğrenir öğrenmez kamu davası açmaya yer olup olmadığını belirlemek üzere işin gerçeğini araştırmaya başlar. Savcı şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamak ve muhafaza altına almak, şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
CMK m.161, Cumhuriyet savcısının doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilmesini düzenler. Ancak kötü muamele iddiasının bizzat aynı kolluk birimine yöneldiği dosyada soruşturmanın bağımsız görünümü ayrıca önemlidir. Delillerin şikâyet edilen personelin kontrolünde kaybolmaması veya soruşturmanın yalnız onların hazırladığı tutanaklara dayanmaması gerekir.
Etkili soruşturma; resen başlatılabilir olma, bağımsızlık, sürat, özen, mağdurun soruşturmaya makul katılımı ve sorumluların belirlenmesine elverişlilik kriterleriyle değerlendirilir. Sonuç mutlaka mahkûmiyet olmak zorunda değildir; önemli olan soruşturmanın gerçeği ortaya çıkarmaya gerçek anlamda elverişli yürütülmesidir.
Savcılık kamera kayıtlarını istemeden kayıtların silinmesine izin vermiş, kritik tanıkları dinlememiş, tıbbi bulgular ile kolluk anlatımları arasındaki çelişkileri araştırmamış veya sorumluları belirlemeye yönelik gerekli işlemleri yapmamışsa usul yükümlülüğü yönünden sorun doğabilir.
Kolluk Şiddeti İddiasında Hangi Deliller Toplanmalıdır?
- Yakalama tutanağı ve zor kullanma tutanağı.
- Gözaltına alma ve gözaltı süresine ilişkin savcılık kararları.
- Yakalama öncesi ve sonrası adli muayene raporları.
- Hastane görüntüleme, reçete, epikriz ve tedavi kayıtları.
- Olay yeri, sokak, işyeri, araç ve karakol kamera kayıtları.
- Nezarethane kamera kayıtları ve gözaltı defteri.
- Kolluk personelinin görev çizelgeleri ve olayda bulunan görevlilerin kimlikleri.
- Olayı gören sivil veya diğer kamu görevlilerinin tanık beyanları.
- Yaralanmaları gösteren tarihli fotoğraf ve video kayıtları.
- 112 veya acil çağrı kayıtları.
- Varsa vücut kamerası ve araç içi kamera kayıtları.
- Savcılık soruşturmasında verilen takipsizlik, itiraz ve diğer kararlar.
Delil talepleri mümkün olduğunca ilk şikâyet dilekçesinde açık yazılmalıdır. Özellikle kamera kayıtları için kurum adı, tarih ve mümkünse saat aralığı gösterilmelidir. “Tüm kamera kayıtları araştırılsın” şeklindeki belirsiz talep yerine hangi kameranın neden önemli olduğu açıklanabilir.
Kolluk Şiddeti İçin Nereye Şikâyet Edilir?
İşkence, eziyet, kasten yaralama veya görevin kötüye kullanılması niteliğinde olabilecek eylemler bakımından Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Savcılık olayı hukuki vasfına göre değerlendirir; şikâyetçinin suç tipini kesin doğru nitelendirme yükümlülüğü yoktur.
Dilekçede olay kronolojisi, görevli kimlikleri biliniyorsa bunlar, adli raporlar ve acil toplanması gereken deliller gösterilmelidir. Kimliği bilinmeyen görevliler için olay saati, ekip aracı, karakol ve görev listelerinden kimlik tespiti talep edilebilir.
Savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verirse CMK m.173 kapsamındaki itiraz yolu ve süresi değerlendirilmelidir. İtirazda hangi delilin toplanmadığı, hangi çelişkinin çözülmediği ve soruşturmanın neden etkisiz olduğu somutlaştırılmalıdır.
Suç duyurusu dilekçesinin genel yapısı için sitedeki savcılığa suç duyurusu dilekçesi örneği kullanılabilir; kötü muamele dosyasında Anayasa m.17, PVSK m.16 ve etkili soruşturma yükümlülüğü ayrıca işlenmelidir.
Haksız Yakalama veya Kolluk Şiddeti Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?
Yakalama veya gözaltının haksız olması ile yakalama sırasında ölçüsüz güç kullanılması farklı hukuki sebeplerdir. CMK m.141 ve devamı, kanunda sayılan koruma tedbirlerinin hukuka aykırı uygulanması nedeniyle Devletten tazminat istemini düzenler. Bu yol her kolluk şiddeti iddiasının tek tazminat yolu değildir.
Haksız yakalama ve gözaltı tazminatının şartları için CMK m.141-142 tazminat dilekçesi rehberi incelenebilir. Yakalamanın hukuka uygun olduğu fakat güç kullanımının aşırı olduğu dosyada, kötü muameleye ilişkin ceza soruşturması ve idarenin sorumluluğuna dayanan tazminat yolları ayrıca değerlendirilir.
İdari eylemden kaynaklanan tam yargı taleplerinde 2577 sayılı İYUK m.13’teki idari başvuru ve süre kuralları gündeme gelebilir. Olayın adli kolluk faaliyeti mi idari kolluk faaliyeti mi olduğu, görevli yargı yerinin belirlenmesinde önem taşıyabilir. Bu nedenle tazminat yolu ceza şikâyetinden ayrı dosya analizi gerektirir.
AYM’ye bireysel başvuru da tazminat davasının yerine geçen genel bir başvuru değildir. İhlal iddiası bakımından etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine uyulması gerekir.
Yakalama ve Gözaltında Şiddet İddiası Kontrol Listesi
- Yakalama saatini, yerini ve ekip bilgilerini mümkün olduğunca kesinleştirin.
- Yakalama öncesinde yaralanma olup olmadığını belgeleyin.
- İlk adli muayene raporunu temin edin.
- Yakalama, araç, karakol ve nezarethane aşamalarını ayrı kronolojik yazın.
- Aktif direnmenin ne zaman sona erdiğini açıkça belirtin.
- PVSK m.16 bakımından kullanılan gücün direnme ile orantısını değerlendirin.
- Kamera kayıtlarının silinmeden muhafazası için derhâl talepte bulunun.
- Görev çizelgesi ve personel kimliklerinin tespitini isteyin.
- Tanıkları isim ve iletişim bilgileriyle bildirin.
- CMK m.160 uyarınca lehe ve aleyhe bütün delillerin toplanmasını talep edin.
- Takipsizlik verilirse CMK m.173 itiraz süresini kaçırmayın.
- AYM 2021/59658 kararını maddi kötü muamele ile etkili soruşturma eksikliğini ayrı ayrı gösterecek biçimde kullanın.
İlgili İçerikler
- Haksız gözaltı ve tutuklama tazminatı – CMK m.141-142
- Savcılığa suç duyurusu dilekçesi
- Savcılığa delil toplama talebi – CMK m.160-161
- Takipsizlik kararına itiraz – CMK m.173
Resmî Kaynaklar
- Anayasa Mahkemesi – 2 Eylül 2026 Birinci Bölüm, B. No: 2021/59658
- 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu – m.16
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu – m.160, m.161 ve m.173
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası – m.17
Şiddet İddiasında Delil İlk Saatlerde Korunmalıdır
Kötü muamele iddiasında sağlık raporu, kamera kaydı ve görevli kimlikleri zaman geçtikçe kaybolabilen delillerdir. Şikâyet dilekçesinde bu delillerin muhafaza altına alınması açık ve somut biçimde istenmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Polis yakalama sırasında güç kullanabilir mi?
Evet. PVSK m.16 şartları varsa direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanılabilir. Yetki sınırsız değildir; güç gerekli ve orantılı olmalıdır.
Kelepçeli kişiye vurmak zor kullanma sayılır mı?
Kişi kontrol altına alınmış ve aktif direnme sona ermişse cezalandırma veya gereksiz fiziksel güç PVSK m.16’daki direnişi kırma amacıyla açıklanamaz. Somut olayın güvenlik koşulları ayrıca değerlendirilir.
AYM 2021/59658 kararında hangi hak ihlal edildi?
AYM, Anayasa m.17/3’teki insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının hem maddi hem usul boyutlarının ihlal edildiğine karar verdi.
Adli raporda darp izi yoksa şikâyet yapılamaz mı?
Şikâyet yapılabilir. Adli rapor önemli delildir ancak tek delil değildir. Kamera, tanık, sonraki sağlık kayıtları ve olay tutanakları birlikte değerlendirilir.
Kamera kayıtlarını kim istemelidir?
Cumhuriyet savcısı CMK m.160-161 kapsamında delilleri resen toplayabilir. Şikâyetçi de kamera kayıtlarının yer ve saatini göstererek muhafaza ve celp talebinde bulunmalıdır.
Aynı polis birimi kendi personelini soruşturabilir mi?
Ceza soruşturması Cumhuriyet savcısının yönetimindedir. Kötü muamele iddiasında soruşturmanın bağımsız ve tarafsız görünümü önemlidir; kritik deliller yalnız şikâyet edilen personelin kontrolüne bırakılmamalıdır.
Takipsizlik verilirse ne yapılabilir?
CMK m.173 kapsamındaki itiraz yolu değerlendirilir. Süre tebliğden itibaren kanunda öngörülen süre içinde kullanılmalı; eksik soruşturma işlemleri somut gösterilmelidir.
Haksız gözaltı tazminatı ile kolluk şiddeti tazminatı aynı mıdır?
Hayır. CMK m.141 koruma tedbirlerinin kanunda sayılan hukuka aykırılıklarına ilişkin özel tazminat yoludur. Ölçüsüz güç/kötü muamele nedeniyle doğan zararlar ayrıca hukuki sebep ve görevli yargı bakımından incelenir.
Şikâyet için polislerin isimlerini bilmek şart mı?
Hayır. Olay yeri, tarih, saat, ekip aracı ve görev yapılan birim belirtilerek görev çizelgeleri üzerinden kimlik tespiti talep edilebilir.
AYM’ye doğrudan kötü muamele şikâyeti yapılabilir mi?
Bireysel başvuru öncesinde etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekir. Ceza soruşturması ve somut olaya göre diğer başvuru yolları kullanılmadan AYM başvurusu kabul edilemez bulunabilir.
Hukuki Kaynak Kontrolü
Bu içerik Anayasa Mahkemesinin 2 Eylül 2026 tarihli Birinci Bölüm toplantı sonucu, yürürlükteki PVSK m.16, CMK m.160-161 ve Anayasa m.17 esas alınarak hazırlanmıştır. AYM toplantı sonucunda açıklanmayan maddi olay ayrıntıları varsayılmamıştır.
Sorumlu yazar: Avukat Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472
Son kaynak kontrolü: 16 Eylül 2026
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu – Mersin
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi, Kat:3, Daire:14, Akdeniz/Mersin. Türkiye genelindeki ceza soruşturması, gözaltı ve kamu görevlisi müdahalesi dosyaları Mersin’deki ofisten koordine edilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.