B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Yurt Dışından Türkiye’de İhtiyati Tedbir Nasıl Alınır? HMK 389 Rehberi 2026

yurt dışından Türkiye’de ihtiyati tedbir: Almanya veya başka bir ülkede yaşayan kişinin Türkiye’de ihtiyati tedbir talebi: HMK 389-399, teminat, taşınmaz ve malvarlığı koruması, acil başvuru.

Kısa ve net cevap: Almanya’da veya başka bir ülkede yaşayan kişi, Türkiye’deki hakkının dava sonuçlanıncaya kadar ciddi biçimde zarar görme riski varsa HMK m.389 ve devamı uyarınca ihtiyati tedbir isteyebilir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişiklik hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracak veya imkânsız hâle getirecekse ya da gecikme ciddi zarar doğuracaksa mahkeme uyuşmazlık konusu hakkında uygun geçici tedbire karar verebilir. Başvuru avukat aracılığıyla yapılabilir; kişinin sırf yurt dışında olması tedbir istemesine engel değildir.

İhtiyati tedbir; tapuya şerh, belirli malın devrinin önlenmesi, bir şeyin yapılmasının veya yapılmamasının emredilmesi, malın yediemine bırakılması gibi somut koruma biçimleri alabilir. Ancak tedbir “borçlunun bütün malvarlığını dondurun” şeklinde sınırsız bir araç değildir. Uyuşmazlık konusu hakla tedbir arasında bağlantı ve ölçülülük bulunmalıdır.

Delilin kaybolma riski varsa yurt dışından delil tespiti; boşanma sonrası Türkiye’deki taşınmaz için Almanya boşanması sonrası mal paylaşımı; uzaktan temsil için Türkiye Vekâletli Avukatlık incelenebilir.

Kısa Özet

Dayanak HMK m.389-399
Şart Hakkın elde edilmesinin zorlaşması/imkânsızlaşması veya ciddi zarar riski
Dava açılmadan önce Görevli ve yetkili mahkemeden talep edilebilir
Dava açıldıktan sonra Davaya bakan mahkemeden istenir
Teminat Kural olarak mahkemece değerlendirilir; kanuni istisnalar vardır
Yurt dışından başvuru Usulüne uygun vekâletnameyle avukat aracılığıyla yürütülebilir

İhtiyati Tedbir Nedir?

İhtiyati tedbir, esas uyuşmazlık hakkında nihai karar verilmeden önce hakkın etkisizleşmesini önleyen geçici hukuki korumadır. HMK m.389, mevcut durumdaki değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya tamamen imkânsızlaşması yahut gecikmenin sakınca veya ciddi zarar doğurması hâllerini esas alır.

Tedbir esas davanın sonucunu peşinen belirlemez. Mahkeme yalnız dava sonuçlanıncaya kadar korunması gereken geçici durumu düzenler. Bu nedenle “tedbir aldım, davayı kazandım” veya “tedbir reddedildi, esas davayı kaybettim” denilemez.

Yurt Dışındaki Kişi Hangi Durumlarda Tedbir İsteyebilir?

  • Türkiye’deki uyuşmazlık konusu taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi riski varsa,
  • Şirket payının veya belirli malın el değiştirmesi ihtimali bulunuyorsa,
  • Boşanma/mal rejimi dosyasında uyuşmazlık konusu mal üzerinde geri dönüşü zor işlem yapılacaksa,
  • Ayıplı mal veya eserin mevcut durumunun değiştirilmesi riski varsa,
  • Bir sözleşme ilişkisinde yapılacak işlemin ciddi ve giderilmesi güç zarar doğurması bekleniyorsa

tedbir gündeme gelebilir. Her örnekte uyuşmazlık konusu hakla istenen tedbir arasında doğrudan bağlantı kurulmalıdır.

Dava Açılmadan Önce Hangi Mahkemeye Başvurulur?

HMK m.390 uyarınca dava açılmadan önce ihtiyati tedbir esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden istenir. Dava açıldıktan sonra ise yalnız davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Taşınmaz, tüketici, aile, ticaret veya iş uyuşmazlığı olması görevli mahkemeyi değiştirebilir.

Yurt dışındaki müvekkil için ilk işlem, Türkiye’de hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğunu belirlemektir. Yanlış mahkemeye başvuru acil koruma ihtiyacında zaman kaybettirir.

Yaklaşık İspat Ne Demektir?

HMK m.390 çerçevesinde tedbir isteyen taraf, tedbir sebebini ve hakkını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Nihai davadaki tam ispat düzeyi aranmasa da soyut iddia yeterli değildir. Tapu kaydı, sözleşme, banka dekontu, ihtarname, yazışma, fotoğraf, ticaret sicili veya başka somut belge sunulur.

Örneğin taşınmazın satılacağı iddiası varsa yalnız “eşim satabilir” demek yerine ilan, yetki belgesi, mesaj, tapu hareketi veya satış hazırlığına ilişkin somut emare gösterilmelidir.

Teminat Gerekir mi?

HMK m.392, ihtiyati tedbir isteyen tarafın haksız çıktığında karşı tarafın ve üçüncü kişilerin muhtemel zararlarını karşılamak üzere teminat göstermesini temel kural olarak düzenler. Talep resmî belgeye veya başka kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıklayarak teminatsız tedbire karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kişiden teminat alınmaz.

Yurt dışında yaşayan kişi bakımından teminatın hangi para birimiyle ve nasıl yatırılacağı ara karardan sonra planlanmalıdır. Mahkemenin belirlediği tutar yatırılmadan tedbirin uygulanması gecikebilir.

Karşı Taraf Dinlenmeden Tedbir Verilebilir mi?

Hakların derhâl korunması zorunluysa mahkeme karşı tarafı dinlemeden de tedbir kararı verebilir. Bu durum özellikle malın çok kısa sürede devredilme riski gibi acil hâllerde önemlidir. Ancak karşı tarafın sonradan tedbire itiraz hakkı vardır ve mahkeme itirazı değerlendirir.

HMK m.393: Uygulamayı Bir Hafta İçinde İsteyin

İhtiyati tedbirin uygulanması, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilir. Başlangıç, her durumda kararın yazıldığı tarih değildir. Bu değişiklik 7251 sayılı Kanun m.41 ile yapılmıştır. Süresinde uygulama istenmezse, esas dava süresinde açılmış olsa dahi tedbir kendiliğinden kalkar.

Uygulama, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden istenir. Mahkeme kararında belirterek yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir. Tapu, banka veya sicil kaydına yönelik işlemin kararın kapsamına uygun yerine getirilip getirilmediği ayrıca doğrulanır. Yalnız kararın alınması veya müvekkile gönderilmesi, uygulama talebi yerine geçmez.

HMK m.397: Esas Davayı Açmak İçin İki Hafta

Tedbir dava açılmadan önce verilmişse, tedbir isteyen taraf uygulamayı talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas davayı açar; dava açtığını gösteren evrakı kararı uygulayan memura ibraz ederek dosyaya koydurur ve karşılığında belge alır. Bu yükümlülük yerine getirilmezse tedbir kendiliğinden kalkar. Bir haftalık uygulama talebi süresi ile iki haftalık esas dava açma süresinin başlangıçları farklıdır.

Dava şartı arabuluculukta 6325 sayılı Kanun m.18/A-16, HMK m.397/1’deki dava açma süresinin arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar işlememesini düzenler. Bu hüküm, HMK m.393’teki bir haftalık uygulama talebi süresini durduran genel bir kural değildir. Başvuru ve son tutanak tarihleri dosyada belgelendirilir.

Tedbire İtirazın Bir Haftalık Süresi

Karşı taraf dinlenmeden verilen tedbirde HMK m.394 uygulanır. Karşı taraf uygulama sırasında hazırsa uygulamadan; hazır değilse uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz eder. Menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişi ise tedbiri öğrenmesinden itibaren bir hafta içinde şartlara ve teminata itiraz eder. Aksine karar verilmedikçe itiraz uygulamayı durdurmaz. Esas dava açılmışsa itirazı o davaya bakan mahkeme karara bağlar.

Yüzüne karşı aleyhine tedbir verilen taraf ile talebi reddedilen tarafın kanun yolu, HMK m.391/3 ve m.341 çerçevesinde ayrı değerlendirilir; bu yol, yoklukta tedbire bir haftalık itirazla karıştırılmaz. Teminat karşılığında değiştirme veya kaldırmada m.395, durum ve koşulların değişmesinde m.396 uygulanır. Mahkeme aksini belirtmedikçe tedbirin etkisi nihai kararın kesinleşmesine kadar sürer; m.397’deki süre ve kaldırma sebepleri saklıdır.

Tapu Hakkı, Para Alacağı ve Aile Hukuku Koruması Ayrımı

Bir taşınmazın dava dilekçesinde anılması, o taşınmaza otomatik tedbir konulmasını sağlamaz. Tapu iptali ve tescilde doğrudan ayni hak uyuşmazlığı ile katılma alacağı veya değer artış payı gibi para talepleri ayrılır. Para alacağının güvenceye alınmasında İİK m.257 kapsamındaki ihtiyati haciz ve varsa özel aile hukuku korumaları ayrıca incelenir. HMK m.389, borçlunun uyuşmazlık dışındaki bütün mallarına sınırsız devir yasağı koymanın genel dayanağı değildir.

TMK m.169 kapsamında boşanma süresince alınan önlemler, m.199 kapsamında tasarruf yetkisinin sınırlandırılması ve m.194’teki aile konutu koruması kendi şartlarına tabidir. Aile konutu şerhi ile ihtiyati tedbir birbirinin yerine geçen işlemler değildir. Amaç yalnız değişecek hasarı veya ayıbı kayıt altına almaksa delil tespiti; amaç hakkın kullanılmasını geçici olarak korumaksa uygun tedbir değerlendirilir.

Yurt Dışındaki Müvekkil İçin Tedbir Dosyasının Hazırlanması

İhtiyati tedbir talebinde iki ayrı soru cevaplanır: korunması istenen hak nedir ve karar gecikirse bu hak neden zarar görür? Bir taşınmaz üzerinde hak iddia etmek tek başına satış tehlikesini ispatlamaz; satış ilanı görmek de ilan konusu mal üzerinde dava edilebilir bir hak bulunduğunu kendiliğinden göstermez. Hak ile tehlikeyi gösteren belgeler ayrı başlıklarla hazırlanır. Bu ayrım yaklaşık ispatın ve ölçülülüğün değerlendirilmesini kolaylaştırır.

Yurt dışında yaşayan kişinin Türkiye’deki akrabasından aldığı haber, ilk araştırmaya neden olabilir; fakat duyumu doğrulanmış tapu veya satış kaydı gibi sunmak doğru değildir. Haberin kaynağı, öğrenme tarihi ve mevcut belge açıklanır. Tapu kaydı, sözleşme, yazışma veya resmî bildirim elde edildiğinde dosyaya eklenir. Dilekçe, elde bulunmayan belgeyi varmış gibi göstermemeli; hangi kaydın hangi kurumdan istenmesi gerektiğini somut biçimde belirtmelidir.

İstenen Tedbirin Kapsamı Açık Olmalı

HMK m.391 çerçevesinde verilen karar, hangi mal veya hak hakkında ne yapılacağını açıklamalıdır. Taşınmazda ada, parsel ve bağımsız bölüm; şirket payında şirket ve pay bilgisi; belirli eşyanın korunmasında eşyanın ayırt edici özellikleri önem taşır. “Bütün işlemleri durdurun” şeklindeki belirsiz talep, uygulanabilir bir kararın yerini tutmaz. Hakkı korumaya elverişli en uygun önlem ile karşı tarafın gereksiz yere kısıtlanmaması birlikte değerlendirilir.

Örneğin yalnız belirli bir bağımsız bölümün mülkiyeti çekişmeliyse aynı kişiye ait başka illerdeki bütün taşınmazların devrine yasak konulması, ayrıca hukuki dayanak ve ölçülülük sorunu doğurur. Banka hesabında geçici kısıtlama düşünülüyorsa da alacağın para alacağı mı, belirli hesap üzerindeki hak uyuşmazlığı mı olduğu ayrılır. HMK tedbiri, İİK’daki ihtiyati haczin koşullarından kaçınma yöntemi olarak kullanılmaz.

Teminat ile Tedbirin Esası Ayrı Değerlendirilir

Mahkemenin teminat istemesi, talebin haksız bulunduğunu göstermez; haksız tedbir nedeniyle doğabilecek zarara karşı güvence sağlar. Buna karşılık yüksek tutarda teminat sunulması da esas tedbir koşulları bulunmayan bir talebi kendiliğinden kabul edilebilir hâle getirmez. Teminat tutarı ve türü karardan öğrenilir. Nakit, banka teminat mektubu veya başka güvence düşünülüyorsa mahkemenin kabul ettiği şekil esas alınır; yabancı bankadan alınan her belgenin doğrudan yeterli olduğu varsayılmaz.

Almanya’dan yapılacak transferde mahkeme süresi, banka dönüşüm ve masraf işlemleri birlikte planlanır. Teminatın ne zaman ve hangi dosyaya yatırıldığı makbuzla doğrulanır. Avukata gönderilen para ile mahkemece kabul edilen teminat aynı aşama değildir. Adli yardım kararı veya kanuni teminatsızlık gerekçesi varsa ilgili belge dosyaya sunulur; yalnız düşük gelir beyanı, henüz verilmemiş bir muafiyet kararının yerine konulmaz.

Uygulama Talebi Yapıldıktan Sonra Nasıl Kontrol Edilir?

Uygulamayı süresinde istemek ile tedbirin ilgili kayda fiilen işlenmesi ayrı adımlardır. Tapu müdürlüğüne, bankaya veya diğer yetkili birime gönderilen yazının hangi dosyaya ait olduğu kontrol edilir. Kararda belirlenen malın kimliği yanlış yazılmışsa veya yazı başka sicile gitmişse, kararın beklenen korumayı sağladığı söylenemez. Hata fark edildiğinde yetkili merciden düzeltme ve gereken uygulama istenir; belge üzerinde el yordamıyla değişiklik yapılmaz.

Örneğin bir devir yasağı için yalnız mahkemenin yazı hazırladığı görülmüş olabilir. İlgili sicilin cevabı veya uygulama tutanağı henüz bulunmuyorsa, “satış kesin olarak engellendi” şeklinde müvekkile sonuç bildirilmez. Fiilî uygulama kanıtı dosyaya alındığında tedbirin kapsamı yeniden karşılaştırılır. Bu takip, yurt dışındaki kişinin haber alma güçlüğü nedeniyle özellikle önemlidir; korunmanın başladığı varsayıma değil, usulüne uygun işleme dayanır.

Karşı Tarafın İtirazına Cevap Nasıl Hazırlanır?

Karşı tarafın itirazı, hakkın yaklaşık ispatı, tehlike, yetki veya teminat gibi farklı başlıklara dayanabilir. Cevap dilekçesi yalnız ilk talebin tekrarından ibaret olmamalıdır. İtiraz edilen her konu için dosya belgesi ve hukuki dayanak gösterilir. Yeni bir olay gerçekleşmişse bunun tedbir gereğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı değerlendirilir. Malın el değiştirmediği veya zarar doğmadığı gerekçesi tek başına her tedbirin gereksiz olduğunu göstermez; tedbirin önleyici işlevi de gözetilir.

Bununla birlikte koşullar gerçekten değişmişse mevcut tedbirin aynen devamını istemek yerine daha uygun bir koruma değerlendirilir. HMK m.395 ve m.396’daki değiştirme veya kaldırma yolları, ilk tedbirin hukuka aykırılığına yönelik itirazla aynı değildir. Başvurunun hangi hükme dayandığı açık yazılır. Yurt dışında bulunmak karşı tarafın itirazını cevapsız bırakmak için genel süre muafiyeti oluşturmaz.

Dava Şartı Arabuluculuk ve Esas Dava Belgeleri

Dava öncesi tedbir alınmışsa esas dava hazırlığı karar sonrasına bütünüyle bırakılmaz. Görevli mahkeme, taraflar, dava konusu talep ve arabuluculuk zorunluluğu ilk aşamada incelenir. Arabuluculuk başvuru belgesi ile son tutanak, süre hesabının dayanağı olarak saklanır. Kanunun işlemeyeceğini belirttiği sürenin hangi süre olduğu ayrı gösterilir. Esas dava açma süresine ilişkin düzenleme, infaz talebi veya itiraz gibi bütün süreleri durdurmaz.

Esas davanın açılmasıyla ilgili belge, kanunun aradığı biçimde uygulama dosyasına da ibraz edilir. Yalnız avukatın kendi arşivinde dava dilekçesinin bulunması, HMK m.397’deki bütün işlemlerin tamamlandığı anlamına gelmez. Başvuru tarihleri, dosya numaraları ve teslim belgeleri bir arada tutulur. Bu yöntem, farklı illerdeki mahkeme ve uygulama birimleri arasında yürütülen işlerin birbirinden kopmasını önler.

Haksız Tedbir Riski ve Müvekkile Açıklama

HMK m.399’daki sorumluluk koşulları nedeniyle tedbir talebi özenle hazırlanır. Tedbirin güçlü bir baskı aracı olması, karşı tarafa müzakere baskısı kurmak amacıyla gerçeğe aykırı tehlike ileri sürülmesini haklı kılmaz. Müvekkile mevcut belgelerin gücü, karşı tarafın itiraz imkânı ve teminatın amacı açıklanır. Tedbir kararı, davanın esası hakkında kesin kazanma güvencesi şeklinde sunulmaz.

Yurt dışındaki müvekkil için hazırlanacak işlem notunda karar tarihi, tefhim veya tebliğ bilgisi, uygulama talebi, fiilî uygulama, esas dava ve varsa itiraz aşaması ayrı ayrı yer alır. Böylece bir işlemin tamamlanmış olması diğer işlemlerin de bittiği izlenimini doğurmaz. Tek fiziksel ofisi Mersin’de bulunan bürodan yürütülen koordinasyonda, Türkiye’deki yetkili mahkeme ve kurumların görev alanları korunarak somut hak için uygun koruma talep edilir.

Kontrol Listesi

  1. Esas hakkın ne olduğu açık mı?
  2. Hangi somut risk tedbiri gerekli kılıyor?
  3. Görevli/yetkili mahkeme doğru mu?
  4. Yaklaşık ispat belgeleri hazır mı?
  5. İstenen tedbir ölçülü mü?
  6. Teminat ihtimali hesaplandı mı?
  7. Dava açılacaksa süresi planlandı mı?
  8. Karar uygulanması için ilgili kuruma gönderildi mi?
  9. Karşı tarafın itirazı takip ediliyor mu?
  10. Tedbir nedeniyle tazminat riski değerlendirildi mi?

Resmî Kaynaklar ve İlgili Rehberler

Sık Sorulan Sorular

Almanya’dan Türkiye’deki eve tedbir koydurabilir miyim?

Uyuşmazlık konusu hak ve HMK m.389 şartları varsa mahkemeden talep edilebilir; otomatik değildir.

Tedbir için Türkiye’ye gelmek gerekir mi?

Çoğu dosyada avukat aracılığıyla başvuru mümkündür.

Dava açmadan tedbir alınır mı?

Evet, esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden istenebilir; sonrasında dava açma süreleri takip edilir.

Mahkeme karşı tarafı dinlemeden karar verir mi?

Acil koruma gereği varsa verebilir.

Teminat şart mı?

Kural olarak değerlendirilir; HMK m.392’de istisnalar vardır.

Tedbir kararı ne kadar sürer?

Esas dava ve tedbirin şartlarına göre devam eder; değişiklik/kaldırma mümkündür.

Tapuya tedbir konulunca ev satılamaz mı?

Kararın kapsamına göre tapu işlemi kısıtlanabilir; karar metni belirleyicidir.

Tedbir reddedilirse itiraz/kanun yolu var mı?

HMK’daki kanun yolu hükümleri ve kararın niteliği incelenir.

Haksız tedbirde tazminat olur mu?

HMK m.399 koşulları oluşursa tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.

İhtiyati tedbir ile ihtiyati haciz aynı mı?

Hayır. İhtiyati haciz para alacaklarının güvence altına alınmasına yönelik İİK m.257 ve devamındaki ayrı kurumdur.

Türkiye Geneli ve Mersin Uygulaması

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fiziksel ofisi Mersin’dedir. Yetki ve usul kuralları çerçevesinde Türkiye geneli ihtiyati tedbir talepleri Mersin’den koordine edilir.

Yazar ve Hukuki İnceleme

Av. Halil Bakırcı – Mersin Barosu Sicil No: 3472. Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp