Çekişmeli Ticari Alacak Mahkemenin Belirlediği Yere Nasıl Tevdi Edilir?
Aynı ticari alacağın kime ait olduğu çekişmeliyse borçlu, Türk Borçlar Kanunu m. 187 uyarınca ifadan kaçınabilir ve borcun konusunu hâkimin belirlediği yere tevdi ederek borçtan kurtulabilir. Bu yol, iki talep sahibinden birini rastgele seçerek ödeme yapmak yerine kanunun öngördüğü yere usulüne uygun ifa edilmesini sağlar. Çekişmeyi bilen borçlunun taraflardan birine ödeme yapması ise doğacak sonuçların sorumluluğunu üstlenmesi anlamına gelir.
Tevdi yalnız “parayı ayrı hesapta tutma” işlemi değildir. Kanun, hâkim tarafından belirlenen yere ödeme yapılmasını arar. Başvuru, karar ve kararın gerektirdiği fiilî yatırma işlemi birbirinden ayrılır. Ticari borcun asıl hak sahibinin kim olduğunun çözülmesi ile borçlunun borçtan kurtulması da ayrı konulardır. Aşağıdaki açıklamalar, özellikle aynı fatura veya sözleşme alacağı üzerinde birbirini dışlayan devir iddiaları bulunan dosyalarda tevdi işleminin hazırlanmasına yöneliktir.

Tevdiyi gerektiren çekişme nasıl belirlenir?
TBK m. 187’nin konusu alacağın kime ait olduğuna ilişkin çekişmedir. Bir borcun varlığı veya tutarı hakkında borçlu ile alacaklı arasında anlaşmazlık bulunması tek başına bu hükmün tarif ettiği durum değildir. Önce alacağın kaynağı ve kapsamı belirlenir; ardından aynı alacak üzerinde hangi kişilerin birbirini dışlayan hak iddiasında bulunduğu ortaya konulur.
İki farklı hesabın bildirilmesi de her zaman iki alacaklı bulunduğunu göstermez. Aynı tüzel kişinin banka hesabı değişmiş veya yetkili tahsil temsilcisi bildirilmiş olabilir. Bir şirketin ticaret unvanını değiştirmesiyle alacak hakkının başka kişiye devredilmesi aynı işlem değildir. Talep sahiplerinin kimliği ve yetkisi doğrulanmadan hukuki çekişme bulunduğu kesinleştirilmemelidir.
Gerçek çekişmede talep sahiplerinin belgeleri aynı borca ilişkin olmalıdır. Fatura numarası, dönem, sözleşme tarihi, tutar ve devir kapsamı karşılaştırılır. Biri anapara, diğeri başka hizmet bedeli istiyorsa tek alacak üzerindeki rekabetten söz edilmeyebilir. Tevdi başvurusunun ilk görevi, bu bağlantıyı belge ve açıklamayla görünür hâle getirmektir.
Borçlunun hak sahibini seçmesi zorunlu değildir
Alacağın kime ait olduğu çekişmeli olduğunda borçlunun iki kişi arasındaki devir veya hak sahipliği uyuşmazlığını kendi kararıyla kesin çözmesi beklenmez. TBK m. 187 bu nedenle ifadan kaçınma ve tevdi imkânını birlikte düzenler. Borçlu gerçek çekişmeyi ortaya koyarak yargısal ödeme yerine yönelir; borç konusu edim hak sahipliği sonucuna göre korunur.
Ancak borçlunun korumadan yararlanması, asıl borcun bütün unsurlarını incelemeye gerek olmadığı anlamına gelmez. Borç ödenmiş, ibra edilmiş veya tutarı azaltılmışsa mevcut durum ayrıca belirtilir. Çekişmeli hak sahipliği iddiası, olmayan bir borcu yaratmaz. İleri sürülen miktarın tamamının doğru olduğuna ilişkin gereksiz kabul beyanı da başvuruya eklenmemelidir.
Borçlu, kendi hazırladığı bir hesaba parayı ayırmakla m. 187’deki borçtan kurtulma sonucunu elde etmez. Kanuni sonuç hâkimin belirlediği yere tevdiyle bağlantılıdır. Dolayısıyla muhasebe kaydı, banka bakiyesi ve mahkemenin belirlediği yere yapılan ödeme ayrı aşamalar olarak belgelenmelidir.
Çekişmeyi bilerek bir tarafa ödeme yapmanın sonucu
TBK m. 187 ikinci fıkra, borçlunun alacağın çekişmeli olduğunu bildiği hâlde ifada bulunması durumunda doğacak sonuçlardan sorumlu olacağını açıkça düzenler. Borçlu sırf daha uzun süredir ticari ilişki kurduğu kişiyi tercih ederek aynı alacak için gelen diğer ciddi hak iddiasını görmezden gelemez. Ödemenin kime ve hangi bilgi durumunda yapıldığı önemlidir.
Bu düzenleme TBK m. 186’daki iyiniyetli ödeme korumasından ayrıdır. Devir kendisine bildirilmemiş ve devirden haberdar olmayan borçlunun önceki alacaklıya yaptığı iyiniyetli ifa farklı koşullara tabidir. Bildirimi ve çekişmeyi öğrendikten sonraki ödeme, daha önceki alışkanlıkla aynı hukuki korumaya sahip kabul edilmemelidir.
Önceki ödeme bakımından ayrıntı için alacağın devrinden haberdar olmayan borçlunun ödeme durumu incelenebilir. Bağlantılı konuların ayrılması, tevdi başvurusunda hangi ödemenin daha önce yapıldığını ve kalan borç bakımından hangi tarihte çekişmenin öğrenildiğini doğru göstermeyi sağlar.
Bağımsız tevdi talebinde görevli mahkeme
HMK m. 382/2-d-4, alacaklısı ihtilaflı olan borcun mahkemeye tevdiini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. HMK m. 383’e göre aksine düzenleme bulunmadıkça bu işlerde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Borcun ticari olması, bağımsız çekişmesiz yargı talebinin otomatik olarak asliye ticaret mahkemesinde görülmesi sonucunu doğurmaz.
HMK m. 384’teki genel yetki kuralı, aksine hüküm bulunmadıkça talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesidir. Bununla birlikte başvurunun niteliği, uygulanacak özel hüküm ve mevcut bir dava bulunup bulunmadığı birlikte kontrol edilir. Alacağın kime ait olduğuna ilişkin esas dava ile bağımsız tevdi işi aynı başvuru olarak düşünülmemelidir.
Alacaklılar arasındaki dava sürerken TBK m. 187 üçüncü fıkraya dayanan tevdiye zorlama talebi ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle dilekçenin başlığına mahkeme adı yazmadan önce hangi usul yoluna başvurulduğu belirlenmelidir. Dava dosyasının numarası ve uyuşmazlığın mevcut aşaması gizlenmeden açıklanır; bağlantılı kararlar eklenir.
Tevdi başvurusunda talep açık kurulmalıdır
Başvuru; borcun kaynağını, mevcut tutarını, para birimini, vadesini ve hak iddia eden kişileri göstermelidir. Her talep sahibinin hangi belgeye dayandığı ayrı açıklanır. Çekişmenin yalnız sözlü söylentiye değil, gerçekten aynı alacağa yönelen taleplere dayandığı ortaya konulur. Devredenin bildirimi, devralanın talebi ve çelişen belge zinciri eksiksiz sunulur.
Talep sonucu, borcun konusunun tevdi edileceği yerin belirlenmesine ve işlemin somutlaştırılmasına yönelmelidir. Mahkemeden yalnız “haklarımızın korunması” şeklinde belirsiz bir karar istenmesi yeterli açıklığı sağlamaz. Tevdi edilecek tutar, hangi fatura veya sözleşmeye ait olduğu ve mevcut çekişme ile bağlantısı gösterilmelidir.
Başvuruda hak sahipliği davasının esası hakkında gereksiz taraf tutulmamalıdır. Borçlu bir devir belgesinin geçerliliğine ilişkin savunma ileri sürüyorsa bunun kapsamı ayrıca yazılır. Mahkemenin belirleyeceği tevdi yerinin, taraflardan birinin kişisel hesabıyla karıştırılmaması için hesap, dosya ve ödeme açıklaması konusunda verilen karar dikkatle uygulanmalıdır.
Dosyaya hangi belgeler eklenir?
Temel sözleşme, sipariş, teslim veya hizmet belgesi ve faturalar borcun kaynağını gösterir. Bunlara bütün devir bildirimleri, yazılı devir belgeleri ve talep sahiplerinin ödeme istemleri eklenir. Belge yalnız bir sayfadan oluşmuyorsa ekleriyle sunulur. Alacağın yalnız bir kısmının devredildiği kaydın sonraki sayfada bulunması, başvurunun tutarını değiştirebilir.
Banka hareketleri ve önceki tahsilatlar güncel bakiye hesabına bağlanır. Kısmi ödeme, iade faturası, geçerli mahsup veya ibra varsa saklanmaz; borcun gerçek durumunu gösteren çizelgeye işlenir. Farklı para birimindeki borçlarda hangi edimin tevdi edileceği ayrıca belirlenir. Bir para biriminin kendiliğinden başka para birimine çevrildiği varsayımıyla hesap yapılmamalıdır.
Hak sahipliğiyle ilgili açılmış dava bulunuyorsa dava dilekçesi, tensip veya ilgili ara kararların eldeki örnekleri sunulur. Resmî dosyadan doğrulanmış kayıt ile tarafın gönderdiği taslak dilekçe aynı şey değildir. Başvurunun yapıldığından söz ediliyorsa gerçek kayıt tarihi ve dosya numarası belirtilir; henüz açılmamış dava varmış gibi yazılmaz.
Tevdiye zorlama için muacceliyet neden önemlidir?
TBK m. 187 üçüncü fıkra, hak sahipliği çekişmesinin dava konusu olduğu, mahkemenin bunu henüz sonuçlandırmadığı ve borcun muaccel bulunduğu durumda taraflardan her birinin borçluyu tevdiye zorlayabileceğini düzenler. Bu üç unsur birlikte değerlendirilmelidir. Henüz vadesi gelmemiş borç için yalnız dava açılmış olması, aynı fıkradaki zorlama koşulunu tamamlamaz.
Muacceliyet, borcun istenebilir hâle gelmesidir. Sözleşmedeki vade, kabul veya teslim şartı ve daha sonra yapılmış geçerli değişiklikler okunur. Faturanın düzenleme tarihi her sözleşmede otomatik vade değildir. Vade düzenine ilişkin ayrıntı TBK m. 90 ve117 kapsamında muacceliyet rehberinde açıklanır.
Borçlu, hangi tarihte ne kadar borcun muaccel olduğunu açık hesaplamalıdır. Taksitli borçta bütün taksitlerin vadesi aynı kabul edilmez. Alacaklılardan birinin başka taksitlere ilişkin talebi varsa kapsamı ayrı gösterilir. Tevdiye zorlama hakkı, henüz doğmamış veya istenebilir olmayan alacakların tamamını kendiliğinden peşin ödemeye dönüştürmez.
Mahkeme kararı ile fiilî tevdi aynı aşama değildir
Tevdi yeri belirlenmesi kararı alınması, borcun otomatik olarak ödendiğini göstermez. TBK m. 187 borçtan kurtulmayı alacağın konusunun hâkimin belirlediği yere tevdi edilmesine bağlar. Bu nedenle karar doğrultusunda ödeme yapılmalı, yatırılan tutar ve ödeme tarihi kayıt altına alınmalıdır. Karar dosyada bulunurken para hâlen borçlunun tasarrufundaysa iki aşama tamamlanmış değildir.
Ödeme yapılırken doğru dosya veya hesap bilgisi kullanılmalıdır. Bankanın işlem açıklamasında borcun kaynağı ve tevdi kararının bağlantısı gösterilir. Farklı bir dosyaya veya yanlış hesap sahibine gönderilen tutarın aynı hukuki sonucu doğurduğu varsayılmamalıdır. Hata varsa bankacılık kaydı ve mahkeme işlemi birlikte düzeltilmelidir.
Mahkeme yalnız belirli tutar için tevdi yeri göstermişse kararın kapsamı aşılmadan işlem yapılır. Ek bir borç veya sonraki taksit için mevcut kararın kullanılabilirliği kontrol edilir. Başvuru masrafı, tevdi edilen anapara ve varsa ayrı faiz tutarı muhasebe bakımından ayrı kayıtlanmalıdır. Dosyaya ödeme belgesinin sunulduğu da ayrıca izlenir.
Tevdi, borçlunun bütün savunmalarını kaldırmaz
Alacağın devrinde borçluya ait savunmalar TBK m. 188’de ayrıca korunur. Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir. Takas bakımından maddede ek zaman koşulu bulunur. Bu haklar, yalnız yeni bir alacaklı ortaya çıktığı için kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Tevdi başvurusunda hangi tutarın kabul edildiği, hangi tutarın çekişmeli olduğu ve hangi savunmanın saklı tutulduğu açık olmalıdır. Borç tutarının tamamına itiraz eden kişinin, incelemeden “borcun tamamını kabul ediyorum” ifadesi kullanması başka uyuşmazlık yaratır. Bununla birlikte çekince yazılması, her ödemenin bütün hukuki sonuçlarını otomatik olarak ortadan kaldıran bir formül değildir.
Savunmaların devralana karşı ileri sürülmesi için TBK m. 188 borçlu savunmaları rehberi bağlantılı konudur. Tevdi, alacaklı sıfatı çekişmesini yönetir; ayıp, ifa, takas veya zamanaşımı savunmasının kendi şartları ayrıca incelenir. Her itirazın konusu ve doğduğu tarih ayrı tutulmalıdır.
Alacaklının temerrüdüne dayalı tevdiden farkı
Alacaklı bilindiği hâlde gereği gibi sunulan edimi kabul etmiyorsa TBK m. 106 ve devamındaki alacaklı temerrüdü gündeme gelir. TBK m. 187’de ise odak alacağın kime ait olduğunun çekişmeli olmasıdır. Aynı dosyada birbirine benzeyen ödeme güçlükleri bulunabilir; fakat uygulanacak hüküm sebebe göre belirlenir.
TBK m. 111 de borçlunun kusuru olmaksızın alacağın kime ait olduğu veya alacaklının kimliği konusunda duraksama ve alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel engeller için tevdi veya dönme imkânını düzenler. Bu genel hüküm, alacağın devrine ilişkin m. 187’nin özel düzeninden ayrılarak değerlendirilir. Hangi şartların bulunduğu yazılmadan bütün madde numaralarını bir araya getirmek yeterli değildir.
Kabulden kaçınma bakımından alacaklının temerrüdü ve tevdi açıklaması ayrı çerçeveyi verir. Başvuruya doğru sebebin yazılması, mahkemenin hangi hukuki olguyu inceleyeceğini belirler. Tevdi yeri kararıyla alacağın kime ait olduğuna dair esas hüküm verilmiş olduğu sonucu çıkarılmamalıdır.
Hak sahipliği davası sürerken kayıtlar nasıl tutulur?
Hak iddia eden kişiler arasındaki dava devam ederken borçluya gelen yeni açıklamalar tarih sırasıyla saklanır. Yeni bir devir belgesi, talebin geri alınması veya tarafların anlaşması önceki çekişmenin durumunu değiştirebilir. Buna rağmen verilmiş mahkeme kararı görmezden gelinerek paranın başka bir yere yönlendirilmesi doğru değildir. Mevcut kararın kapsamı ve gerekiyorsa yeni işlem talebi birlikte değerlendirilir.
Tevdi edilen paranın hak sahibine ödenmesi, dosyadaki karar ve uygulanacak usul doğrultusunda yürütülür. Borçlunun kendi tercihiyle taraflardan birine ödeme emri vermesi, yargısal tevdi mekanizmasının yerine geçmez. Çekişmenin sona erdiği ileri sürülüyorsa dayanak karar veya anlaşmanın tamamı sunulmalıdır.
Çekişmesiz yargı kararlarının niteliği HMK m. 388’de düzenlenir; kanunda aksi olmadıkça maddi anlamda kesin hüküm oluşturmazlar. Bu nedenle tevdi kararı, bütün esas uyuşmazlıkların kesin çözüldüğü belge gibi kullanılmamalıdır. Borcun ifası, hak sahipliği ve yargılama giderleri her biri kendi hukuki çerçevesinde izlenir.
Anapara ile faiz ve masraf talebi ayrı gösterilmelidir
Tevdi edilecek tutar hazırlanırken anapara, faiz ve gider başlıkları birbirine karıştırılmamalıdır. Bir taraf yalnız anaparayı, diğer taraf faiz dâhil toplam tutarı istiyorsa iki rakam arasındaki farkın sebebi açıklanır. Hak sahipliği çekişmesi, faiz başlangıcı ve oranına ilişkin ayrı anlaşmazlığı kendiliğinden çözmez. Hesapta esas alınan dönem ve ödeme tarihi görünür tutulur.
TBK m. 187’deki kaçınma hakkına dayanılması, daha önce doğmuş her yan alacağın kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. Buna karşılık sırf iki farklı talep var diye iki kişiye ayrı ayrı tam ödeme hesabı da kurulmaz. Hangi edimin tevdi edildiği kararın kapsamı ve fiilî ödeme kaydı üzerinden belirlenir. Borçlu yalnız anapara tutarını yatırmışsa bunun bütün faiz ve gider uyuşmazlıklarını kesin olarak bitirdiği açıklanmamalıdır. Çekişmeli kalemler, kabul edilen tutardan ayrılarak mahkemeye sunulur.
Borçtan kurtulma sonucunu belgeleyen son kontrol
Son kontrol, başvurudaki borç ile fiilen tevdi edilen edimin aynı olup olmadığına yönelmelidir. Kaynak sözleşme, fatura, tutar, para birimi, vade ve ödeme yeri karşılaştırılır. Kısmi tevdi yapılmışsa tüm borcun sona erdiği açıklanmaz. Mahkeme kararında belirtilen işlemlerin tamamlanıp tamamlanmadığı belgelerle doğrulanır.
İşletmenin borç kayıtları da bu hukuki duruma uygun güncellenir. Bir alacaklıya doğrudan ödeme yapılmış gibi kayıt düzenlemek, aslında mahkemenin belirlediği yere tevdi edilmiş bir tutarın niteliğini yanlış gösterir. Tahsilat veya borç kapama belgesi hazırlanırken tevdi kararına ve banka kaydına açık bağlantı kurulmalıdır.
Kararın ve ödeme belgesinin birer örneği, uyuşmazlıkla ilgili diğer dosyalarda gerektiğinde sunulmak üzere saklanır. Yeni ödeme talebi geldiğinde yalnız “ödedik” cevabı yerine hangi borcun hangi karar kapsamında hangi tarihte tevdi edildiği gösterilir. Böylece ikinci talep aynı borca mı, kalan tutara mı, yoksa bağımsız bir alacağa mı ilişkin olduğu somut olarak belirlenir.
Sık sorulan sorular
Çekişmeli alacağı kendi hesabımda bekletmem borcu sona erdirir mi?
Hayır. TBK m. 187 borçtan kurtulmayı hâkimin belirlediği yere tevdiye bağlar. Şirket hesabında para ayırmak veya muhasebede karşılık göstermek aynı işlem değildir. Mahkeme kararı doğrultusunda fiilî tevdi yapılmalıdır.
İki kişi ödeme istiyorsa mutlaka tevdi şartları var mıdır?
Önce taleplerin aynı alacağa ilişkin olup olmadığı ve gerçek hak sahipliği çekişmesi belirlenir. Hesap değişikliği, tahsil temsilcisi ve farklı alacaklar ayrılmalıdır. Belgesiz söylenti gerçek hak sahipliği çekişmesiyle aynı sayılmaz.
Tevdi yeri belirlenmesi kararını almak tek başına yeterli mi?
Hayır. Karar ve karara uygun yatırma ayrı aşamalardır. TBK m. 187’deki borçtan kurtulma sonucu için edim belirlenen yere tevdi edilmelidir. Ödeme belgesi ve dosya bağlantısı korunmalıdır.
Bağımsız çekişmeli alacak tevdii hangi mahkemeye sunulur?
HMK m. 382/2-d-4 bu işi çekişmesiz yargı kapsamında sayar. HMK m. 383 gereğince aksine düzenleme yoksa sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Derdest hak sahipliği davasındaki talepler ve özel düzenlemeler ayrıca kontrol edilir.
Çekişmeyi bilerek eski alacaklıya ödeme yaparsam ne olur?
TBK m. 187 ikinci fıkraya göre doğacak sonuçlardan sorumlu olursunuz. TBK m. 186’daki devirden habersiz iyiniyetli ödeme koruması farklı şartlara dayanır. Bilinen hak sahipliği çekişmesi görmezden gelinerek ödeme yapılmamalıdır.
Alacaklılardan biri borçluyu tevdiye zorlayabilir mi?
Hak sahipliği çekişmesi dava konusuysa, mahkeme henüz karar vermemişse ve borç muaccelse TBK m. 187 üçüncü fıkradaki talep gündeme gelir. Kanun bu koşullarda taraflardan her birine borçluyu tevdiye zorlama imkânı verir.
Henüz vadesi gelmeyen borç için aynı zorlama uygulanır mı?
TBK m. 187 üçüncü fıkra borcun muaccel olmasını açıkça arar. Sırf hak sahipliği davasının açılması, gelecek vadeli bütün taksitleri istenebilir yapmaz. Sözleşmedeki vade ve ilgili ödeme koşulları ayrıca belirlenir.
Tevdi yapınca yeni alacaklıya karşı savunmalar biter mi?
Savunmaların kapsamı TBK m. 188 ve ilgili hükümlere göre ayrıca değerlendirilir. Tevdi başvurusundaki kabul ve çekinceler açık tutulmalıdır. Alacaklı sıfatı çekişmesi, borcun tutarı veya ifasına ilişkin bütün savunmalarla aynı konu değildir.
Tevdi kararı alacağın gerçek sahibini kesin belirler mi?
Tevdi işlevi borç konusunun kanuni yere bırakılmasıdır. Hak sahipliği esas uyuşmazlığı ayrı çözülebilir. HMK m. 388 uyarınca aksi düzenlenmedikçe çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.
Tevdi dosyası için en önemli belgeler hangileridir?
Temel sözleşme, fatura ve teslim kayıtları; çelişen hak talepleri ve devir belgeleri; ödeme geçmişi, bakiye hesabı ve varsa derdest dava kayıtları birlikte sunulmalıdır. Karar sonrasında fiilî tevdi belgesi dosyaya bağlanmalıdır.
Dosyanın hazırlanması ve büro iletişimi
Mersin veya İstanbul’daki ticari borçlarda, tevdi incelemesi alacaklı olduğunu ileri süren kişilerin belgelerinin aynı fatura ve ödeme dönemi üzerinde karşılaştırılmasıyla yürütülür. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde mahkeme dosyası, banka kaydı ve işletme muhasebesi aynı borçla eşleştirilir. Başvuru hazırlığında bütün devir bildirimleriyle gerçek bakiye hesabının birlikte sunulması, doğru edimin tevdi edilmesini sağlayacak hukuki incelemenin temelidir.
Resmî kaynaklar ve ilgili kanun maddeleri
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu – Güncel resmî metin: 111,186–188.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — güncel resmî konsolide metin: 382/2-d-4,383–385,388.
Kaynak kontrol tarihi: 24 Ekim 2026. İlgili hükümler yazıda belirtilen kapsam ve koşullarıyla ele alınmıştır.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
