B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Bir Müteselsil Borçlu Ek Protokol İmzalarsa Diğerleri Bağlanır mı? TBK 165

Müteselsil borçlulardan birinin imzaladığı ek protokol, diğer borçluların borcunu tek başına artırmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 165. maddesine göre kanun veya sözleşmeyle aksi belirlenmedikçe bir borçlu, kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Yeni faiz, ceza, masraf veya ödeme yükümlülüğü içeren belgenin kimleri bağladığı; belgenin tarafları, temsil yetkisi, mevcut sözleşme ve ilgili özel kanun hükmü üzerinden belirlenir.

TBK 165 müteselsil borçlunun ek protokolü, temsil yetkisi ve diğer borçluların sorumluluk sınırı
Ek protokol kimin borcunu değiştirir?

Bu kural, diğer borçluların eski borçtan kurtulduğu anlamına gelmez. Geçerli biçimde kurulmuş müteselsil borç, kendi kapsamıyla devam eder. İncelenecek mesele, sonradan bir kişinin yaptığı işlemin ortak borca hangi ek yükü getirdiği ve bu ek yükün diğer kişilere karşı hangi hukuki dayanakla ileri sürüldüğüdür. Asıl borç ile tartışılan artış aynı tutar gibi ele alınmamalıdır.

TBK 165 hangi hukuki sorunu çözer?

Müteselsil borçlulukta alacaklı, TBK 163 gereğince borcun tamamını veya bir kısmını borçluların hepsinden ya da yalnız birinden isteyebilir. Bununla birlikte her borçlunun hukuki kişiliği ve işlem iradesi ayrıdır. Alacaklının borcun tamamını talep etme hakkı, borçlulardan birine herkes adına yeni borçlandırıcı sözleşme yapma yetkisi vermez. TBK 165, teselsülün bu yönde genişletilmesini sınırlar.

Uygulamada tartışma, ilk sözleşmeden sonra düzenlenen ödeme planı, borç mutabakatı, sulh metni, ek faiz anlaşması veya ceza kaydında ortaya çıkar. Belge bir borçlu tarafından imzalandığında önce bu kişinin hangi sıfatla hareket ettiği belirlenir. Kendi adına yaptığı işlem ile diğer borçluları temsilen yaptığı işlem aynı değildir. Belgenin başlığında bütün borçluların isimlerinin yazması, tek imzayı herkesin irade açıklamasına dönüştürmez.

Teselsülün doğumu ve alacaklının seçim hakkı için TBK 162–168 kapsamında müteselsil borcun genel yapısı ayrı olarak incelenebilir. Buradaki özel inceleme, borç doğduktan sonra yalnız bir borçlunun davranışıyla diğerlerinin yükünün artırılıp artırılamayacağına ilişkindir.

Önce mevcut ortak borcun kapsamı belirlenir

TBK 162, müteselsil borçluluğun her borçlunun borcun tamamından sorumlu olmayı kabul etmesiyle veya kanunda öngörülen hâllerde doğacağını düzenler. Dosyada bu kaynak belirlenmeden TBK 165 uygulanamaz. İlk sözleşme, kanuni sorumluluk hükmü ve varsa daha önce birlikte yapılan değişiklikler okunur. Her kişinin sorumluluğunun tutarı, edimi ve başlangıcı bu belgeler üzerinden çıkarılır.

Ortak borç başlangıçta faiz veya ceza içeriyorsa, bunların sözleşmedeki şartlarla işlemesi sonradan tek borçlunun yarattığı yeni borçla aynı değildir. İlk metindeki tutar, vade ve hesap yöntemi ile ek protokolde getirilen değişiklik karşılaştırılmalıdır. Alacaklının talep ettiği tutarın artması her durumda TBK 165 ihlali anlamına gelmez; artışın ortak sözleşmeden mi, kanundan mı, yoksa yeni bireysel işlemden mi doğduğu belirlenir.

Ödeme yapılmış kalemler de mevcut borç hesabından çıkarılır. TBK 163’teki sorumluluk, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder. Buna dayanılarak kapanmış anaparanın yeniden talep edilmesi mümkün değildir. İnceleme dosyasında ilk borç, ortaklaşa kabul edilen değişiklikler, ödemeler ve yalnız bir kişinin sonradan üstlendiği kalemler ayrı satırlarda tutulmalıdır.

Ek faiz ve ceza kaydı diğer borçlulara nasıl yansır?

Alacaklı ile tek borçlunun sonradan yaptığı anlaşma, diğerlerinin mevcut borcuna ek faiz veya yeni ceza yükümlülüğü getiriyorsa TBK 165 denetimi gerekir. Diğer borçluların anlaşmaya taraf olduğu, yetkili temsil yoluyla bağlandığı veya uygulanabilir kanun ya da sözleşme hükmünün bu sonucu öngördüğü gösterilmelidir. Yalnız müteselsil borçlu sıfatı, yeni yükü diğer kişilere taşıyan yeterli hukuki sebep değildir.

Faiz konusunda iki soru ayrı cevaplanır: faiz kaydı kendi içinde geçerli midir ve bu kayıt hangi kişileri bağlar? İlk sorunun olumlu cevabı ikinci soruyu kendiliğinden çözmez. Bir borçlu için geçerli olan ek faiz anlaşması, TBK 165’in şartları dışında diğer borçluların sorumluluğuna eklenemez. Hesap dökümünde değişen oran, uygulandığı dönem ve değişikliği kabul eden kişi açıkça gösterilmelidir.

Ceza koşulunda da borcun kaynağı ve bağlı kişiler ayrılır. Önceden bütün borçluların kabul ettiği ceza şartı ile sonradan tek imzayla eklenen ceza aynı kapsamda değerlendirilmez. Ceza koşulunun ayrıca geçerlilik ve miktar denetimi için TBK 179–182 ve ticari işlerde ceza koşulu incelemesi yapılır. TBK 165, bu denetimlerin yerine geçmez; ek yükün borçlulara dağıtılma sınırını düzenler.

Ödeme planını bir borçlunun kabul etmesi yeterli midir?

Yeni ödeme planı yalnız taksit tarihlerini sıralamaktan ibaret değildir. Metin, eski borç bakiyesini kabul eden açıklama, ek faiz, yeni teminat veya gecikme yaptırımı içerebilir. Bu kayıtların hepsini belgenin “yapılandırma” başlığı altında tek sonuçla değerlendirmek hatalıdır. Her hükmün mevcut ortak borcu değiştirip değiştirmediği ve değişikliğin kimin iradesine dayandığı incelenir.

Bir borçluya tanınan kişisel ödeme kolaylığıyla diğer borçlulara getirilen yeni ödeme yükü ayrıdır. TBK 165’in korunması, protokole katılmayan herkesin otomatik olarak bütün taksit kolaylıklarından yararlanacağı anlamına da gelmez. Alacaklıya karşı mevcut borcun vadesi, yapılan anlaşmanın tarafları ve ortak borca etkisi metinden belirlenir. Bir kişiye yönelik ertelemenin herkese yayıldığı veya hiç kimseyi etkilemediği peşinen kabul edilmez.

İlk sözleşmede bütün borçluların geçerli biçimde kabul ettiği bir değişiklik mekanizması varsa, ek protokol bu mekanizmanın kapsamı içinde incelenir. Yetkinin konusu, sınırı ve kullanılış biçimi gösterilmelidir. Sadece “ileride yapılacak her işlemden sorumludur” ifadesini aktarmak yeterli hukuki inceleme değildir. Kaydın kapsamı ve uygulanacak emredici hükümler de dikkate alınır.

Temsil yetkisi bulunan borçlunun işlemi neden farklıdır?

TBK 40’a göre yetkili temsilcinin başkası adına ve hesabına yaptığı hukuki işlemin sonuçları doğrudan temsil olunanı bağlar. Dolayısıyla imza atan kişinin aynı zamanda müteselsil borçlu olması, temsil yetkisi bulunduğunda diğerleri adına işlem yapmasını engellemez. Ancak bu sonuç teselsül sıfatından değil, temsil ilişkisinden doğar. Yetki belgesi ve işlemin hangi sıfatla yapıldığı ayrı olarak gösterilir.

TBK 41, hukuki işlemden doğan temsil yetkisinin içeriğini ve derecesini o işleme bağlar; yetki üçüncü kişilere bildirilmişse bildirimin içeriği de önem taşır. Tahsilat yapma, belge teslim alma veya görüşme yürütme yetkisinin kapsamı ile borcu artıran protokol imzalama yetkisinin kapsamı aynı soruyla çözülmez. İleri sürülen yetkinin gerçekten tartışılan yükümlülüğü kapsadığı ortaya konulmalıdır.

Yetki bulunmadan temsilci sıfatıyla yapılan işlemde TBK 46 uygulanır: işlem, temsil olunanın onamasıyla onu bağlar. Bu nedenle diğer borçlunun daha sonra verdiği onay da incelenir. Ek metinde isminin bulunması, toplantıya çağrılması veya başka bir borçluyla akraba olması tek başına yetki yahut onama belgesi değildir. Hukuki sonuca bağlanan irade açıklaması somut olay ve delille belirlenir.

Bir borçluya gönderilen ihtar diğerlerini temerrüde düşürür mü?

TBK 117’nin genel kuralı, muaccel borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşmesidir. İhtarın yalnız bir müteselsil borçluya yöneltilmesi, diğer borçlulara da aynı bildirimin yapılmış olduğu anlamına gelmez. Diğer kişilerin temerrüt durumu kendi hukuki şartlarıyla belirlenir. Bir borçlunun kişisel gecikmesi nedeniyle ortaya çıkan ek yük, TBK 165 gözetilmeden herkese dağıtılamaz.

Bununla birlikte TBK 117’de ihtar gerektirmeyen hâller de vardır. İfa günü birlikte belirlenmişse, bu günün geçmesi kanunda belirtilen temerrüt sonucunu doğurur. Diğer borçlular bakımından da böyle bir şart gerçekleşmişse, onların temerrüdü tek kişiye gönderilen ihtardan kaynaklanmaz. Önceden belirlenmiş vade ile kişisel ihtar arasındaki fark korunmalıdır.

Bu nedenle faiz hesabında her borçlu için aynı başlangıç günü yazılmadan önce dayanak gösterilir. Ortak belirlenmiş vade, usulüne uygun bildirimle belirlenen gün veya ihtarın ulaşması ayrı olgulardır. TBK 165, bağımsız olarak gerçekleşmiş temerrüt şartlarını ortadan kaldırmaz; tek borçlunun davranışının diğerlerinin yükünü hangi sebeple artırabileceğini sınırlar.

Zamanaşımının kesilmesi kanuni istisnadır

TBK 165’in başındaki kanunla farklı düzenleme yapılabilmesi kaydı özellikle zamanaşımında önemlidir. TBK 155, zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olacağını düzenler. Böylece bir borçluya ilişkin kesilme olayı, kanun gereği diğer borçluların zamanaşımı hesabını da etkiler. Bu etki için diğer borçluların her defasında ayrıca yeni protokol imzalaması aranmaz.

TBK 154, borcun ikrarını, faiz ödenmesini ve kısmi ifayı kesilme sebepleri arasında sayar. Borç tanıyan açıklamanın veya ödemenin hukuki niteliği belirlenirken bu maddeyle TBK 155 birlikte okunur. “Diğer borçlu imzalamadı, dolayısıyla hiçbir sonuç doğmaz” biçimindeki mutlak ifade kanundaki bu sonucu siler. Zamanaşımı yönünden doğan etki ile alacağın tutarının artırılması birbirinden ayrılmalıdır.

Kesilme sebepleri hakkında borç ikrarı, kısmi ödeme ve zamanaşımının kesilmesi rehberi tamamlayıcıdır. TBK 155’in uygulanması, diğer borçlunun başkasının kabul ettiği her yeni faiz oranını veya cezayı üstlendiği anlamına gelmez. Kanunun düzenlediği sonuç zamanaşımının kesilmesidir; yeni borç kaleminin kapsamı ayrıca TBK 165 ile denetlenir.

Zamanaşımından feragat neden farklı sonuç doğurur?

TBK 160, zamanaşımından önceden feragat edilemeyeceğini belirtir. Aynı madde, müteselsil borçlulardan birinin feragatinin diğerlerine karşı ileri sürülemeyeceğini ayrıca düzenler. Dolayısıyla kesilme ile feragat aynı kavram değildir. Birincisinde TBK 155’in birlikte etki kuralı bulunurken, ikincisinde kanun feragatin diğer borçlulara taşınmasını açıkça önler.

Bir protokolde borç kabulü ve zamanaşımı savunmasından vazgeçme ifadeleri birlikte yer alıyorsa metin tek etiketle değerlendirilmemelidir. Açıklamanın hangi hukuki işleme karşılık geldiği, yapıldığı tarih ve mevcut zamanaşımı durumu ayrı incelenir. TBK 160’taki diğer borçluları koruyan hüküm, sözleşmeye topluca borçlu isimleri yazılarak etkisizleştirilemez.

Bu ayrımın dosyadaki karşılığı açık bir zaman çizelgesidir. Alacağın başlangıç tarihi, gerçekleşen kesilme işlemleri, hangi kişinin açıklamada bulunduğu ve ileri sürülen feragat ayrı kaydedilir. Böylece bir borçlunun kişisel savunmasından vazgeçmesiyle kanunun herkese yaydığı kesilme sonucu birbirine karıştırılmaz. Diğer borçlunun savunma hakkı kendi kanuni çerçevesinde değerlendirilir.

Bir borçlu hakkındaki karar diğerlerini bağlar mı?

HMK 303/5, müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında oluşan kesin hükmün diğerleri hakkında geçerli olmadığını açıkça düzenler. Bu nedenle tek borçlu aleyhine verilen karar, sırf teselsül bulunduğu gerekçesiyle diğer borçluya karşı kesin hüküm olarak kullanılamaz. Diğer kişinin davadaki taraf sıfatı ve kendi savunmaları ayrı değerlendirilir.

Birden çok borçlunun birlikte davalı olması da her usul işlemini ortaklaştırmaz. İhtiyari dava arkadaşlığında HMK 58 uyarınca davalar bağımsızdır ve her dava arkadaşı diğerinden bağımsız hareket eder. Dosyanın bu nitelikte olduğu hâllerde bir kişinin işlemi, diğerinin kendi irade açıklaması gibi gösterilemez. Maddi hukukta ortak borç bulunmasıyla usul hukukunda bütün işlemlerin tek kişiden yürütülebilmesi farklıdır.

Kararın etkisi bakımından HMK 303’te kesin hükmün taraf sınırı gözetilmelidir. TBK 155’teki zamanaşımının kesilmesi sonucu ile HMK 303/5’teki kesin hüküm sınırı aynı soruyu düzenlemez. Bir başvurunun zamanaşımına etkisi bulunması, verilen hükmün davaya taraf olmayan bütün müteselsil borçlular hakkında kesin hüküm oluşturduğu anlamına gelmez.

Ortak savunmayı kullanmayan borçlunun sorumluluğu

TBK 164, borçlunun kendi kişisel ilişkisinden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürmesini düzenler. Maddenin ikinci fıkrasına göre ortak def’i ve itirazları ileri sürmeyen müteselsil borçlu diğerlerine karşı sorumlu olur. Bu hüküm, borçluların birbirlerinden tamamen kopuk davranıp sonradan her ödemeyi diğerlerine yükleyebileceği sonucunu engeller.

Borcun ortaklaşa sona erdiğini gösteren ödeme belgesi, borcun kaynağına ilişkin ortak geçersizlik iddiası ve yalnız bir kişiye özgü anlaşma aynı savunma türünde değildir. Hangi savunmanın ortak olduğu gösterilmelidir. Ardından ileri sürülmeyen savunma, ortaya çıkan ödeme veya zarar ve diğer borçlunun talebi arasında bağlantı kurulmalıdır. Yalnız “dava kaybedildi” bilgisi bu incelemenin yerine geçmez.

TBK 167’deki iç paylaşım ve rücu kuralları uygulanırken de kişisel işlemle eklenen yük ayrı tutulur. Bir borçlunun alacaklıya ödeme yapması, kendi kabul ettiği her ek masrafın diğerlerine aynen aktarılması için yeterli değildir. Rücu kapsamı mevcut ortak borç, geçerli iç ilişki ve ilgili kanuni hükümlerle belirlenir. Bu yazının konusu rücu paylarının genel hesabı değil, bireysel işlemle bu payların dayanağının genişletilmesidir.

Ek protokol uyuşmazlığında belge incelemesi

İlk sözleşme ile ek protokolün hükümleri karşılaştırılmalıdır. Artırılan anapara, değişen faiz, eklenen ceza, yeni vade ve teminat yükümlülüğü ayrı gösterilir. Her kalemin yanında imza atan kişi, temsil sıfatı ve ileri sürülen yetki belgesi bulunmalıdır. Borçlu isimlerinin aynı tabloda görünmesi yeterli değildir; her yeni yükün hukuki dayanağı açıklanmalıdır.

HMK 190 gereğince iddia edilen vakıadan kendi lehine sonuç çıkaran taraf, özel düzenleme yoksa o vakıayı ispatla yükümlüdür. HMK 194 ise vakıaların somutlaştırılmasını ve delillerin hangi olguya ilişkin olduğunun belirtilmesini arar. Alacaklı, diğer borçlunun yeni yükle bağlı olduğunu ileri sürerken sözleşme, yetki veya kanuni dayanağı göstermelidir. Borçlu da itiraz ettiği artış kalemini ve mevcut sorumluluk sınırını açıklaştırmalıdır.

İnceleme sonucunda tek bir toplam rakam yerine iki ayrı sonuç elde edilir: mevcut ortak borcun ödenmemiş kapsamı ve yalnız belirli kişilerin işleminden doğan ilave yük. TBK 165 bu ayrımın hukukî temelidir. Kanuni istisnalar, geçerli temsil ve tarafların bağlayıcı anlaşmaları gösterilmeden ilave yükün bütün borçlulara aktarılması kabul edilemez.

Sık sorulan sorular

1. Bir müteselsil borçlu herkes adına ek protokol imzalayabilir mi?

Sırf müteselsil borçlu olması bu yetkiyi vermez. Diğer borçluların bağlanması için katılım, geçerli temsil, onama veya uygulanabilir kanun ya da sözleşme hükmü gerekir. TBK 165, aksi belirlenmedikçe bir borçlunun kendi davranışıyla diğerlerinin durumunu ağırlaştırmasını önler.

2. Yeni faiz anlaşması eski borcu herkese karşı artırır mı?

Hayır. Yeni faizin diğer borçlulara uygulanması için onları bağlayan hukuki dayanak gösterilmelidir. Önceden ortaklaşa kabul edilen faiz şartının işlemesi ile yalnız bir kişinin sonradan kabul ettiği oran artışı ayrılır. Her iki işlem aynı sorumluluk sonucu doğurmaz.

3. Protokole katılmayan borçlu asıl borçtan kurtulur mu?

Hayır. TBK 165 yeni bireysel işlemle yükün artırılmasını sınırlar. Önceden geçerli biçimde kurulmuş müteselsil sorumluluk kendi kapsamıyla sürer. Asıl borcun sona ermesi için ödeme veya ilgili başka sona erme sebebi ayrıca gösterilmelidir.

4. Yetkili temsilci olan borçlunun imzası diğerlerini bağlar mı?

TBK 40 ve 41 kapsamında, yetkinin sınırları içinde başkası adına ve hesabına yapılan işlem temsil olunanı bağlar. Bu sonuç müteselsil borçlu sıfatından değil temsil yetkisinden doğar. Yetkinin borcu artıran işlemi kapsaması ayrıca kontrol edilir.

5. Yetkisiz imza sonradan onanabilir mi?

TBK 46, yetkisiz temsilcinin işleminin temsil olunanın onamasıyla bağlayıcı hâle gelmesini düzenler. Onama ve kapsamı somut irade açıklaması üzerinden belirlenir. Diğer kişinin adının belgede yazılı olması tek başına onama anlamına gelmez.

6. Bir borçlunun ikrarı diğerlerinin zamanaşımını etkiler mi?

TBK 154 kapsamındaki ikrar zamanaşımını keser; TBK 155, müteselsil borçlulardan birine karşı kesilmenin diğerlerine de etki edeceğini düzenler. Bu kanuni sonuç, diğer borçluların ikrar belgesindeki her yeni borç kalemini üstlendiği anlamına gelmez.

7. Zamanaşımından feragat de herkese yayılır mı?

Hayır. TBK 160, müteselsil borçlulardan birinin feragatinin diğerlerine karşı ileri sürülemeyeceğini açıkça belirtir. Aynı madde zamanaşımından önceden feragati de yasaklar. Feragat ile zamanaşımının kesilmesi ayrı hukuki işlemlerdir ve farklı sonuçlara bağlanmıştır.

8. Tek borçluya ihtar gönderilmesi herkes için yeterli midir?

Tek kişiye yönelen ihtar, diğerlerine bildirim yapıldığı anlamına gelmez. Her borçlunun temerrüt şartı TBK 117’ye göre belirlenir. Önceden birlikte belirlenmiş ifa günü gibi ihtarsız temerrüt sebepleri varsa bu sebepler kendi şartlarıyla uygulanır.

9. Bir borçluya karşı kesinleşen hüküm diğerine uygulanır mı?

HMK 303/5 uyarınca müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir. Zamanaşımının birlikte kesilmesi kuralı bu sınırı kaldırmaz. Taraf sıfatı ve talebin dayanağı ayrı incelenir.

10. Ortak savunmayı yapmadan ödeme yapan borçlu sorumlu olur mu?

TBK 164/2, ortak def’i ve itirazları ileri sürmeyen borçlunun diğerlerine karşı sorumluluğunu düzenler. İleri sürülmeyen savunmanın ortak niteliği ve talep edilen sonucun dayanağı gösterilmelidir. Yapılan her ödemenin diğer borçlulara aynen aktarılacağı kabul edilmez.

Resmî kanun kaynakları

Hukuki dayanaklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 40, 41, 46, 117, 154, 155, 160 ve 162–167. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 58, 190, 194 ve 303/5. maddeleridir. Ek protokolün kişisel etkisi, zamanaşımına ilişkin kanuni istisna ve kesin hükmün taraf sınırı bu hükümlerle ayrı ayrı belirlenir.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Sorunuzu iletin



    Sorunuzu kısaca yazın. Lütfen kimlik numarası, belge veya hassas kişisel bilgi paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    Hukuki konu hakkında iletişim

    İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

    Telefonla Araİletişim Bilgileri

    tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

    Yazar Bilgisi

    , Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

    İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    Telefon WhatsApp