Kesin Hüküm Nedir? HMK 303 Şartları, Etkisi ve Dava Şartı Sonucu
Kısa cevap: Kesin hüküm, bir uyuşmazlık hakkında verilen nihai kararın kanun yolu süreci tamamlandıktan veya kanun yolu süresi geçirilerek kesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine ve aynı talep sonucuna dayanılarak yeniden dava açılmasını engelleyen usul kurumudur. HMK m. 303’e göre maddi anlamda kesin hüküm için ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davanın tarafları, dava sebebi ve talep sonucu bakımından kanunun aradığı özdeşlik bulunmalıdır. Kesin hüküm HMK m. 114/1-i uyarınca dava şartıdır ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
- Kesin hüküm nedir?
- Şekli kesin hüküm
- Maddi kesin hüküm
- HMK 303 şartları
- Taraf aynılığı
- Dava sebebi aynılığı
- Talep sonucu aynılığı
- Kesin hükmün dava şartı etkisi
- Gerekçe kesin hüküm oluşturur mu?
- Kanun yolları ve kesinleşme
- Sıkça Sorulan Sorular
Kesin Hüküm Nedir?
Yargılamanın temel amaçlarından biri uyuşmazlığı nihai olarak sona erdirmektir. Aynı uyuşmazlığın aynı taraflar arasında sınırsız biçimde yeniden dava konusu yapılması hukuki güvenliği ortadan kaldırır. Kesin hüküm kurumu bu nedenle, belirli şartları taşıyan önceki hükmün sonraki davayı engellemesini sağlar.
Kesin hüküm yalnız “karar verildi” anlamına gelmez. Bir kararın kesinleşmesi ile maddi anlamda kesin hüküm etkisinin kapsamı ayrı konulardır. Önce kararın şeklen kesinleşip kesinleşmediği belirlenir; ardından ikinci davada taraf, dava sebebi ve talep sonucu özdeşliği incelenir.
Kesin hüküm kamu düzeniyle bağlantılıdır. HMK m. 114/1-i, aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olmasını dava şartı sayar. Bu nedenle davalı kesin hüküm itirazı ileri sürmese bile mahkeme dosyadaki bilgilerden önceki kesin hükmü tespit ederse kendiliğinden dikkate alır.
Şekli Kesin Hüküm Nedir?
Şekli anlamda kesin hüküm, bir karara karşı artık olağan kanun yoluna başvurulamamasını ifade eder. İstinaf veya temyiz süresi geçmiş olabilir, taraflar kanun yoluna başvurmamış olabilir veya kanun yolu incelemesi tamamlanmış olabilir. Kararın hangi tarihte kesinleştiği, tebligat ve kanun yolu süresine göre belirlenir.
Her nihai karar aynı anda kesinleşmez. Gerekçeli kararın usulüne uygun tebliği, istinaf veya temyiz süresinin başlaması açısından önemlidir. UYAP’ta “karar verildi” veya “gerekçeli karar yazıldı” ibaresi tek başına kesinleşme anlamına gelmez. Bu konuda gerekçeli karar yazıldı ne demek? rehberi incelenebilir.
Kesinleşme şerhi uygulamada önemli bir belgedir; ancak maddi kesin hüküm etkisinin varlığını yalnız şerh belirlemez. Hukuken kesinleşmiş karar, gerekli koşulları taşıyorsa kesin hüküm etkisi doğurur.
Maddi Anlamda Kesin Hüküm Nedir?
Maddi anlamda kesin hüküm, kesinleşmiş hükmün aynı uyuşmazlığın tekrar görülmesini engelleyen bağlayıcı etkisidir. HMK m. 303 bu etkinin sınırlarını belirler. İlk dava ile ikinci davada tarafların, dava sebebinin ve talep sonucunun aynı olması gerekir.
Maddi kesin hüküm etkisi, esas hakkında verilen hükmün uyuşmazlığı nihai şekilde çözmesiyle ortaya çıkar. Usulden ret kararlarının kesin hüküm etkisi ise ret sebebine göre değerlendirilir. Örneğin düzeltilebilir bir dava şartı eksikliği nedeniyle usulden ret, eksiklik giderildikten sonra aynı hakkın yeniden dava edilmesini her durumda engellemez. Buna karşılık aynı usuli engel devam ediyorsa yeni dava yine sonuç doğurmaz.
Kesin hüküm etkisi tarafların hukuki güvenliğini korur. Davayı kaybeden tarafın aynı vakıa ve aynı talebi yalnız farklı cümlelerle yeniden ileri sürmesi kuralı aşmaz. Mahkeme ikinci davanın gerçek konusunu ve hukuki sonucunu karşılaştırır.
HMK 303 Ne Düzenler?
HMK m. 303 maddi anlamda kesin hükmün şartlarını düzenler. Kanunun sisteminde bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davadaki talep sonucunun aynı olması gerekir.
Resmî metin için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 303 ve m. 114-115 incelenmelidir. Hükmün kapsamı değerlendirilirken gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki bağ da somut olayda dikkate alınır.
Kesin hüküm incelemesinde yalnız dava başlıklarına bakılmaz. İlk davanın talep sonucu, dayanılan vakıalar, taraf sıfatları ve hüküm fıkrası ayrıntılı olarak karşılaştırılır. Aynı taşınmaz hakkında iki dava açılmış olması tek başına kesin hüküm için yeterli değildir; talep ve dava sebebi farklı olabilir.
Taraf Aynılığı Nasıl Belirlenir?
Kesin hüküm için tarafların aynı olması gerekir. Ancak yalnız isimlerin aynı olması yetmez; tarafların aynı hukuki sıfatla yer alması da önemlidir. Bir kişinin bir davada kendi adına, başka bir davada miras ortaklığı temsilcisi veya şirket yetkilisi sıfatıyla bulunması farklı değerlendirme doğurabilir.
Halefiyet hâllerinde kesin hükmün etkisi yalnız karar tarihinde dosyada yazılı kişilerle sınırlı kalmayabilir. Mirasçı, devralan veya külli halef bakımından önceki hükmün etkisi özel hukuk kurallarıyla birlikte değerlendirilir. Taraf değişikliği ve halefiyetin zamanı önemlidir.
İhtiyari dava arkadaşlarında her taraf bakımından bağımsız kesin hüküm analizi yapılabilir. Mecburi dava arkadaşlığında ise bölünemez hukuki ilişkinin niteliği dikkate alınır.
Dava Sebebi Aynılığı Nedir?
Dava sebebi, davacının talebini dayandırdığı maddi vakıalar bütünüdür. Türk usul hukukunda hâkim hukuku kendiliğinden uygular; tarafın hukuki nitelendirmesi mahkemeyi bağlamaz. Bu nedenle aynı vakıaları yalnız başka kanun maddesi yazarak yeniden dava etmek kesin hüküm engelini ortadan kaldırmaz.
Örneğin aynı sözleşmenin aynı ihlali nedeniyle aynı alacak ilk davada talep edilmiş ve kesin hükümle sonuçlanmışsa, ikinci davada aynı vakıaları “haksız fiil” olarak nitelendirmek her durumda yeni dava sebebi yaratmaz. Buna karşılık ilk hükümden sonra ortaya çıkan yeni vakıalar veya yeni dönem alacakları ayrı dava sebebi oluşturabilir.
Dönemsel edimlerde kesin hüküm özellikle dikkatli değerlendirilir. Kira bedeli, nafaka, ücret veya sürekli borç ilişkilerinde farklı dönemler ayrı vakıa ve talep doğurabilir. İlk karar gelecekteki tüm dönemleri otomatik olarak kapsamaz.
Talep Sonucu Aynılığı Nasıl İncelenir?
Talep sonucu, davacının mahkemeden istediği hukuki korumadır. Para ödenmesi, tapunun iptali ve tescili, tahliye, tespit, sözleşmenin feshi veya başka bir hukuki sonuç olabilir. Kesin hüküm için ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davadaki talep arasında özdeşlik aranır.
Aynı maddi olaydan farklı hukuki koruma talepleri doğabilir. Örneğin bir sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile bu geçersizlik nedeniyle ödenen paranın iadesi her zaman tamamen aynı talep değildir. Ancak ilk davada talebin bir bölümü hakkında hüküm kurulmuşsa ikinci davanın kapsamı dikkatle karşılaştırılmalıdır.
Kısmi dava, ek dava ve talep artırımında kesin hükmün sınırı özellikle önem taşır. İlk davada açıkça yalnız belirli miktar talep edilmiş ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuşsa, kalan bölümün hangi şartlarda talep edileceği dava türüne ve maddi hukuk ilişkisine göre belirlenir.
Kesin Hüküm Neden Dava Şartıdır?
HMK m. 114/1-i, aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olmasını dava şartı sayar. Mahkeme dava şartlarını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı eksikliğini her zaman ileri sürebilir.
Kesin hüküm bulunduğu tespit edilirse mahkeme işin esasına yeniden girmez; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verir. Böylece aynı uyuşmazlık hakkında çelişkili ikinci bir esas hükmün doğması engellenir.
Dava şartları hakkında ayrıca yayımlanacak HMK 114-115 dava şartları rehberi, kesin hükmün diğer dava şartları içindeki yerini ayrıntılı biçimde açıklar.
Mahkeme Kararının Gerekçesi Kesin Hüküm Oluşturur mu?
Kesin hükmün temel sınırı hüküm fıkrasıdır. Mahkemenin hangi talep hakkında ne karar verdiği hüküm fıkrasından anlaşılır. Bununla birlikte hüküm fıkrasının anlamı ve kapsamı belirlenirken gerekçe ile bağlantı kurulması gerekebilir.
Gerekçedeki her tespit bağımsız biçimde kesin hüküm oluşturmaz. Örneğin mahkemenin sonuca ulaşmak için yaptığı tali değerlendirmelerin sonraki davada bağlayıcılığı, uyuşmazlığın yapısına göre sınırlıdır. Esas olan hüküm fıkrasının çözdüğü hukuki sonuçtur.
Hüküm fıkrası açık değilse tavzih, maddi hata varsa tashih yolları gündeme gelir. Kararda unutulan talep için HMK m. 305/A’daki hükmün tamamlanması kurumu uygulanabilir.
İstinaf ve Temyiz Kesin Hükmü Nasıl Etkiler?
Kanun yoluna tabi bir karar, istinaf veya temyiz süresi dolmadan kural olarak şekli anlamda kesinleşmez. Süresinde başvuru yapılırsa kesinleşme kanun yolu incelemesinin sonucuna bağlıdır. Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay kararının niteliğine göre dosya kesinleşebilir veya yeniden görülmek üzere geri dönebilir.
İstinaf başvurusu hakkında hukuk istinaf başvuru dilekçesi, temyiz için hukuk temyiz dilekçesi içerikleri incelenebilir.
Kanun yolundan feragat veya başvurunun geri alınması da kesinleşme tarihini etkileyebilir. Bu işlemlerin özel yetki ve irade şartları ayrıca kontrol edilmelidir.
Kesin Hüküm ile Derdestlik Arasındaki Fark
Derdestlik, aynı davanın daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olmasıdır. Kesin hükümde ise önceki dava sona ermiş ve hüküm kesinleşmiştir. Her ikisi de dava şartı sistemi içinde ikinci davayı engeller; ancak zaman ve hukuki durum farklıdır.
Derdest davada önceki dosya hâlen aktiftir. Kesin hükümde uyuşmazlık artık nihai kararla çözülmüştür. İkinci davada mahkeme önceki dosyanın durumunu UYAP veya dosya örneği üzerinden tespit eder.
Usulden Ret Kararı Kesin Hüküm Oluşturur mu?
Usulden ret kararının kesin hüküm etkisi ret sebebinin niteliğine göre değerlendirilir. Görev, yetki, dava şartı eksikliği veya usul işlemi eksikliği nedeniyle verilen karar, uyuşmazlığın maddi esasını çözmez. Eksiklik giderilebiliyorsa veya doğru merciye başvuru mümkünse aynı maddi hak yeniden ileri sürülebilir.
Bununla birlikte daha önce karara bağlanmış aynı usuli meselenin yeni davada hangi ölçüde bağlayıcı olduğu ayrı değerlendirilir. Örneğin kesin yetki veya taraf ehliyetine ilişkin önceki kararın somut kapsamı incelenmelidir.
Kesin Hükme Rağmen Yeni Vakıa Ortaya Çıkarsa Ne Olur?
Kesin hüküm karar tarihine kadar mevcut uyuşmazlığı çözer. Karardan sonra ortaya çıkan yeni vakıalar, yeni dönem alacakları veya yeni bir hukuki işlem ayrı dava sebebi oluşturabilir. Bu durumda “aynı taraflar” bulunmasına rağmen dava sebebi ve talep sonucu aynılığı oluşmayabilir.
Örneğin devam eden kira ilişkisinde bir döneme ait kira alacağı hakkında kesin hüküm bulunması, sonraki aylarda doğan ayrı kira alacaklarının talep edilmesini otomatik olarak engellemez. Aynı şekilde nafaka veya dönemsel ücret uyuşmazlıklarında sonraki dönemler farklı değerlendirilebilir.
Kesin Hükmün İstisnai Olarak Ortadan Kaldırılması
Kesinleşmiş hüküm kural olarak bağlayıcıdır. Ancak HMK’da yargılamanın iadesi gibi olağanüstü kanun yolları belirli ve sınırlı sebeplerle öngörülmüştür. Sahte belge, sonradan ortaya çıkan belirleyici belge veya kanunda sayılan diğer sebepler varsa yargılamanın iadesi gündeme gelebilir.
Yargılamanın iadesi kesin hükmü serbestçe yeniden tartışma aracı değildir. Kanundaki sebep, süre ve görevli mahkeme şartlarının tamamı bulunmalıdır.
Kesin Hüküm İtirazı Nasıl İleri Sürülür?
Davalı, cevap dilekçesinde önceki kesin hükmü açıkça belirtip karar örneğini ve kesinleşme bilgisini sunabilir. Ancak kesin hüküm dava şartı olduğundan cevap süresi geçirilmiş olsa bile mahkeme bunu kendiliğinden dikkate alır. Yine de erken aşamada ileri sürmek gereksiz yargılama giderini önler.
İtirazda önceki mahkemenin adı, esas-karar numarası, taraflar, talep sonucu, karar tarihi ve kesinleşme durumu belirtilmelidir. İkinci davayla aynılık unsurları ayrı ayrı açıklanmalıdır.
Türkiye Geneli ve Mersin Uygulaması
HMK m. 303 ve m. 114 Türkiye genelindeki hukuk mahkemelerinde uygulanır. Mersin’deki asliye hukuk, sulh hukuk, aile, iş, tüketici ve ticaret mahkemelerinde de kesin hüküm aynı temel unsurlarla incelenir. Dava türünün özel hükümleri saklıdır.
Mersin’de önceki dosyanın farklı mahkemede görülmüş olması kesin hüküm etkisini ortadan kaldırmaz. Önemli olan mahkemenin adı değil, kesinleşmiş hükmün taraf, dava sebebi ve talep bakımından ikinci davayla özdeş olup olmadığıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kesin hüküm ne demektir?
Aynı uyuşmazlığın aynı taraflar arasında yeniden dava edilmesini engelleyen kesinleşmiş hüküm etkisidir.
Kesin hüküm için hangi şartlar gerekir?
Tarafların, dava sebebinin ve talep sonucunun kanunun aradığı ölçüde aynı olması gerekir.
Kesin hüküm mahkemece kendiliğinden dikkate alınır mı?
Evet. HMK m. 114 kapsamında dava şartıdır.
Gerekçe tek başına kesin hüküm oluşturur mu?
Esas sınır hüküm fıkrasıdır; gerekçe hüküm fıkrasının kapsamını belirlemede dikkate alınabilir.
Karar verildiği gün kesinleşir mi?
Her zaman değil. Kanun yolu süresi ve varsa istinaf-temyiz süreci tamamlanmalıdır.
Usulden ret kararı aynı davayı her zaman engeller mi?
Hayır. Ret sebebinin giderilebilir olup olmadığı ve önceki kararın kapsamı incelenir.
Yeni dönem alacağı kesin hükme takılır mı?
Kural olarak sonraki dönemde doğan yeni alacak ayrı dava sebebi oluşturabilir.
Kesin hüküm ile derdestlik aynı mı?
Hayır. Derdestlikte önceki dava sürer; kesin hükümde önceki dava kesinleşmiş kararla bitmiştir.
Kesin hükme rağmen yargılamanın iadesi olur mu?
HMK’da sayılan sınırlı olağanüstü sebepler varsa mümkündür.
Kesinleşme şerhi şart mıdır?
Kesinleşme olgusunun ispatında önemlidir; hukuki kesinleşme ilgili kanun yolu kurallarına göre belirlenir.
Kesin Hüküm İncelemesinde Üçlü Aynılık Testi
Kesin hüküm itirazında önce tarafların aynı olup olmadığı, sonra dava sebebinin ve son olarak talep sonucunun aynı olup olmadığı ayrı ayrı kontrol edilir. Bu üç unsur birlikte gerçekleşmeden HMK m. 303 anlamında maddi kesin hüküm sonucu doğmaz. Taraf isimlerinin aynı olması tek başına yeterli değildir; aynı kişiler farklı hukuki sıfatlarla davada yer alıyorsa bu durum ayrıca değerlendirilir.
Dava sebebi incelemesinde yalnız kanun maddesine değil, hükme esas alınan maddi vakıalara bakılır. Talep sonucu incelemesinde ise ilk davada neyin hüküm altına alınmasının istendiği ile ikinci davadaki talep karşılaştırılır. Aynı sözleşmeden doğan farklı dönem alacakları veya farklı edim talepleri her zaman aynı talep sonucu oluşturmaz.
Kesin Hüküm ile Kesinleşme Aynı Şey Değildir
Şekli kesinleşme, kararın olağan kanun yollarıyla artık değiştirilememesini ifade eder. Maddi kesin hüküm ise HMK m. 303 kapsamında aynı uyuşmazlığın taraflar arasında yeniden dava konusu yapılmasını engeller. Her kesinleşen kararın maddi kesin hüküm etkisi aynı kapsamda değildir; usulden verilen bazı kararların etkisi kararın dayandığı dava şartı ve ret sebebine göre belirlenir.
Mahkeme kesin hüküm dava şartını HMK m. 114-115 kapsamında kendiliğinden inceler. Önceki kararın yalnız gerekçesinde değinilen ancak hüküm fıkrasında karara bağlanmayan bir hususun kesin hüküm kapsamı da gerekçe-hüküm ilişkisi dikkate alınarak değerlendirilir.
Kesin Hükümde Sık Yapılan Hatalar
En sık hata, aynı tarafların iki davada bulunmasını kesin hüküm için yeterli saymaktır. İkinci hata kesinleşmemiş karara maddi kesin hüküm sonucu bağlamaktır. Üçüncü hata önceki dosyanın hüküm fıkrası incelenmeden yalnız gerekçeye dayanarak itiraz ileri sürmektir. Dördüncü hata usulden ret ile esastan ret kararlarını aynı etkiyi doğurur kabul etmektir.
Beşinci hata, yeni vakıa veya yeni dönem alacağının önceki davayla aynı talep olduğu varsayımıdır. Altıncı hata ise kesin hüküm itirazının yalnız taraf ileri sürerse inceleneceğini düşünmektir; kesin hüküm dava şartı niteliğinde olduğundan mahkemece re’sen dikkate alınır.
Sonuç
HMK m. 303 kesin hükmün maddi kapsamını, HMK m. 114 ise kesin hükmün dava şartı etkisini düzenler. Aynı taraflar arasında aynı dava sebebi ve aynı talep sonucu daha önce kesin hükme bağlanmışsa yeni dava esas yönünden yeniden görülemez. Kararın şekli kesinleşme tarihi, hüküm fıkrasının kapsamı, yeni vakıaların bulunup bulunmadığı ve önceki davanın usulden mi esastan mı sonuçlandığı dikkatle incelenmelidir.
Hukuki inceleme: Av. Halil Bakırcı – Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu.
Şekli Kesinleşme ile Maddi Anlamda Kesin Hüküm Aynı Şey Değildir
Bir kararın kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yolu incelemesinin tamamlanması nedeniyle şeklen kesinleşmesi, maddi anlamda kesin hükmün oluşması için önemli olmakla birlikte tek başına yeterli açıklama değildir. HMK m.303 bakımından sonraki davada kesin hüküm etkisinin doğması için önceki dava ile sonraki davanın taraflarının, dava sebebinin ve talep sonucunun kanunda aranan ölçüde aynı olması gerekir. Bu nedenle “önceki dosya kesinleşti, artık hiçbir konuda dava açılamaz” şeklindeki genel ifade doğru değildir.
Örneğin aynı taraflar arasında aynı sözleşmeden doğan iki farklı alacak kalemi bulunabilir. İlk davada yalnız bir taksit veya belirli dönem kira alacağı karara bağlanmışsa, sonraki döneme ait başka bir alacağın sırf aynı sözleşmeden doğması otomatik olarak kesin hüküm engeli yaratmaz. Buna karşılık ilk davada çözülen ve hükmün zorunlu temelini oluşturan hukuki ilişkinin sonraki davadaki etkisi ayrıca değerlendirilir. Talep sonucu ve dava sebebi somutlaştırılmadan yalnız dosya başlığı karşılaştırılmaz.
Kesin Hüküm Mahkemece Kendiliğinden İncelenir mi?
HMK m.114’te kesin hüküm dava şartı olarak düzenlenmiştir. Mahkeme dava şartlarını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler; taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir. Aynı uyuşmazlığın daha önce kesin hükümle sonuçlandığı anlaşılırsa ikinci davada esas hakkında yeniden karar verilmez; dava şartı yokluğu sonucu uygulanır.
Tarafın “kesin hüküm itirazı” başlığıyla dilekçe vermemiş olması mahkemenin önündeki açık kesin hüküm sorununu görmezden gelmesine imkân vermez. Bununla birlikte önceki kararın gerçekten aynı uyuşmazlığı kapsadığını ortaya koyabilmek için kesinleşme şerhli karar, dava dilekçesi, talep sonucu ve gerektiğinde önceki dosyanın tamamı karşılaştırılmalıdır.
Gerekçe Tek Başına Kesin Hüküm Oluşturur mu?
Kesin hükmün temel taşı hüküm fıkrasıdır. Gerekçedeki her değerlendirme bağımsız bir kesin hüküm sonucu doğurmaz. Ancak hüküm fıkrasının kapsamını ve hangi uyuşmazlığın çözüldüğünü anlamak için gerekçe, taraf iddia ve savunmalarıyla birlikte okunabilir. Özellikle kısmi dava, terditli talep veya birden fazla hukuki sebep içeren dosyalarda yalnız son cümleye bakmak yanıltıcı olabilir.
Bir önceki davada mahkeme bir mesele hakkında yalnız “bu dava bakımından inceleme gerekmemiştir” demişse bunun sonraki davayı engelleyen kesin hüküm sayılması ile o konuda açık bir ret veya kabul hükmü kurulması aynı değildir. Bu nedenle kesin hüküm analizi yapılırken önceki kararın hangi talebi hangi sonuçla çözdüğü tablo hâlinde gösterilmelidir.
Kesin Hüküm Kontrolünde Dosyaya Konulacak Belgeler
- Önceki davanın dava dilekçesi ve talep sonucu,
- varsa ıslah veya talep artırım dilekçesi,
- kesinleşmiş kararın hüküm fıkrası ve gerekçesi,
- kesinleşme tarihi ve kanun yolu bilgisi,
- yeni davanın taraf, sebep ve talep tablosu.
Bu karşılaştırma yapıldığında kesin hüküm ile yalnız “benzer dava” arasındaki fark netleşir. HMK m.303’ün amacı aynı uyuşmazlığın kesinleşmiş bir karardan sonra tekrar yargılanmasını engellemek, fakat farklı talep ve dönemlere ilişkin bağımsız hak arama yollarını ortadan kaldırmamaktır.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
