Avrupa’da Alacak İçin Banka Hesabına Bloke: EAPO Şartları
Avrupa’da bir para alacağını güvenceye almak için borçlunun banka hesabındaki tutar, 655/2014 sayılı Tüzüğün şartlarıyla Avrupa Hesap Koruma Emrine konu olabilir. İngilizce adı European Account Preservation Order, kısaltması EAPO olan bu yol, paranın hesaptan kaçırılması nedeniyle sonraki tahsilin engellenmesini önlemeye yöneliktir. Koruma kararı, borcun kesin olarak tahsil edildiği veya bloke edilen paranın derhâl alacaklıya geçtiği anlamına gelmez.
Bu yöntemde ilk soru kişinin Türk veya başka ülke vatandaşı olması değildir. Alacaklının yerleşim yeri, hesabın bulunduğu ülke, yetkili mahkeme ve uyuşmazlığın türü birlikte incelenir. Almanya veya Hollanda’da yerleşik Türkçe konuşan bir alacaklıyla Türkiye’de yerleşik alacaklının durumu aynı değildir. Rehber, EAPO başvurusunun koşullarını ve Türk dosyalarından farkını açıklar. Kaynak incelemesi: 24 Ekim 2026.

Türkiye’de yerleşik olmakla AB’de yerleşik olmak farklıdır
655/2014 sayılı Tüzük m.4/6, bu yöntem bakımından alacaklıyı ilgili üye devlette yerleşik gerçek kişi, tüzel kişi veya dava ehliyetine sahip kuruluş olarak tanımlar. Gerekçe 48, sistemin Tüzükle bağlı üye devletlerde yerleşik alacaklılara açık olduğunu belirtir. Dolayısıyla yalnız Türkiye’de yerleşik kişinin, Avrupa’da borçlu veya banka hesabı bulunmasını göstererek EAPO isteyebileceği söylenemez.
Bu sınır kişinin bütün alacak haklarını ortadan kaldırmaz. EAPO dışında ilgili ülkenin ulusal koruma ve takip yolları bulunabilir; bunların şartları ayrı araştırılır. Ancak başka ülkede bir avukata vekâlet vermek, alacaklının yerleşim yerini avukatın bürosuna taşımaz. Başvuranın kimliği ve yerleşimi gerçek kayıtlarla gösterilmelidir. Aynı şekilde Türkiye’deki bir şirketin yurt dışındaki müşterisi olması, şirketin kendiliğinden o ülkede yerleşik sayılması sonucunu doğurmaz.
Yerleşim yerinin belirlenmesi m.4/15’te 1215/2012 sayılı Tüzüğün 62 ve 63. maddelerine bağlanmıştır. Bu nedenle sırf posta adresi veya geçici bulunma kaydıyla yetinilmez. Gerçek kişi ile şirketin değerlendirme ölçütleri ayrı olabilir. Başvuranın vatandaşlığı, şirketin ortaklarının vatandaşlığı ve yerleşim yeri birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Avrupa’daki bir şube veya temsilcilik bağlantısı varsa onun hukuki niteliği de dosyada açıklanır.
Hangi ülkelerde uygulanır?
Avrupa e-Adalet Portalı, Tüzüğün Danimarka’da uygulanmadığını açıkça belirtir. Danimarka’da yerleşik alacaklı bu usule başvuramaz; Danimarka’daki hesap da bu emirle korunamaz. Türkiye de Tüzüğün uygulama alanındaki üye devlet değildir. Türk bankasının Türkiye’de tuttuğu hesaba bu düzenleme üzerinden doğrudan EAPO uygulanması söz konusu olmaz.
Bir bankanın uluslararası marka adı, hesabın hangi ülkede tutulduğu sorusunu çözmez. M.4/4, IBAN bulunan hesapta IBAN’ın gösterdiği üye devleti esas alır; IBAN yoksa bankanın merkez veya ilgili şubesinin yeri için ayrı kural içerir. Bu nedenle Türk sermayeli bir bankanın Avrupa’daki şubesiyle Türkiye’deki hesabı karıştırılmaz. Bankanın hukuki niteliği ve hesabın tutulduğu yer belgelerden belirlenir.
Her yabancılık unsuru yeterli değildir
Madde 3, sınır ötesi olmayı özel olarak tanımlar. Korunacak hesabın bulunduğu üye devlet, başvuruyu gören mahkemenin ülkesinden veya alacaklının yerleşim yeri ülkesinden farklı olmalıdır. Kontrol, koruma emri başvurusunun mahkemeye verildiği tarihte yapılır. Borçlunun başka vatandaşlığı taşıması veya sözleşmenin yabancı dilde yazılmış olması, bu hesap ve ülke koşulunun yerine geçmez.
Mahkeme ile hesap aynı ülkede bulunurken alacaklının başka bağlı üye devlette yerleşik olması sınır ötesi bağlantıyı sağlayabilir. Buna karşılık mahkeme, alacaklının yerleşimi ve belirli hesap aynı devletteyse, o hesap için bu koşul karşılanmaz. Başvuruda başka ülkedeki hesapların da bulunması ilk hesabı kendiliğinden kapsam içine sokmaz. Gerekçe 10, bu durumda Avrupa emri ile ulusal tedbir başvurularının ayrılmasını açıklar.
Bu ayrım nedeniyle birden fazla hesap araştırılırken ülke listesi hazırlanır. Her hesap, mahkeme ve alacaklı yerleşimiyle ayrı karşılaştırılır. Tek bir banka grubuna ait farklı ülke hesaplarını topluca aynı yerde kabul etmek yanlış olabilir. Başvuruya yalnız borçlunun genel ticaret adresi değil, bilinen hesap ve banka bilgileri de eklenir. Belirsiz bilgiler doğrulanmış banka kaydı gibi sunulmaz.
Para alacağı bulunması ve kapsam dışı konular
Madde 2, özel hukuk ve ticari konulardaki para alacaklarını esas alır. Vergi, gümrük ve idari konular ile devletin kamu gücü işlemlerinden kaynaklanan sorumluluğu bu yolun dışındadır. Ayrıca evlilik ilişkisinden doğan malvarlığı hakları, vasiyet ve miras, sosyal güvenlik ve tahkim kapsam dışında sayılmıştır. Bir talebin para ile ifade edilebilmesi, bu istisnaları kaldırmaz.
Özellikle miras paylaşımından veya evlilik mal rejiminden doğan bir ödeme talebi, sıradan ticari fatura alacağı gibi bu usule sokulmamalıdır. Ölüm nedeniyle doğan nafaka yükümlülükleri de miras istisnasında açıkça belirtilmiştir. Buna karşılık bütün nafaka türlerinin aynı nedenle dışlandığı söylenemez. Talebin gerçek hukuki kaynağı, dosya başlığından bağımsız olarak belirlenmelidir. Uluslararası nafaka için Lahey ve tanıma-icra rehberi ayrı incelenebilir.
Madde 4/5, vadesi gelmiş belirli para tutarının yanında gerçekleşmiş işlem veya olaydan doğan, miktarı belirlenebilir ve mahkeme önüne getirilebilir talepleri de tanımlar. Bunun anlamı gelecekte doğması yalnızca umulan bütün kazançların hesaba bloke gerekçesi yapılabilmesi değildir. Talebin kaynak olayı, tutarın nasıl hesaplandığı ve dava edilebilirliği açıklanır. Borçlu hakkında açılmış iflas ve benzeri toplu tasfiye işlemleri de m.2/2-c bakımından ayrıca kontrol edilir.
Karar alınmadan önce ve sonra yetkili mahkeme değişebilir
Henüz mahkeme kararı, mahkeme sulhu veya Tüzük anlamında resmî belge bulunmuyorsa m.6/1, esas uyuşmazlığa bakmaya yetkili üye devlet mahkemelerini esas alır. Hesabın bulunduğu ülkede herhangi bir mahkemeye başvurulabileceği şeklinde genel kural yoktur. Sözleşme, taraflar ve yetki dayanağı belirlenir. Esas davanın yetkisi gösterilmeden yalnız hesap konumuna dayanılması yeterli değildir.
Madde 6/2, borçlunun ticari veya mesleki faaliyeti dışında amaçla yaptığı sözleşmede tüketici olması hâlinde özel koruma getirir. İlgili sözleşmeden doğan alacağı güvenceye almak için yetki yalnız borçlunun yerleşik olduğu üye devlet mahkemelerine aittir. Bu nedenle başvuran şirketin sözleşmeye genel bir mahkeme kaydı yazmış olması bütün tüketici korumasını kaldırdığı anlamında yorumlanmamalıdır.
Bir üye devlette karar veya mahkeme sulhu elde edilmişse m.6/3, o kararın verildiği yahut sulhun onaylandığı veya yapıldığı devlet mahkemelerini gösterir. Resmî belge bakımından m.6/4, belgenin düzenlendiği devlette bu amaçla belirlenen mahkemeleri esas alır. Türk mahkeme kararı ise m.4/8’deki üye devlet kararı tanımına doğrudan girmez. Türkiye’deki ilamın başka ülkede kullanılması için gereken yol ayrıca belirlenmelidir.
Ödenmeyen borç tek başına acil hesap koruması sağlamaz
Madde 7/1, koruma olmazsa sonraki icranın engelleneceği veya önemli ölçüde güçleşeceği yönünde gerçek risk nedeniyle acil yargısal korunma ihtiyacını arar. Bu şart, alacaklının elinde karar bulunurken de önemini korur. Başvuru yalnız “borç ödenmedi” cümlesiyle gerekçelendirilmez. Riskin hangi işlem ve kayıtlardan anlaşıldığı delillerle açıklanmalıdır.
Gerekçe 14, borcun ödenmemesi, itiraz edilmesi, birden fazla alacaklı bulunması veya mali durumun kötüleşmesinin tek başına yeterli sayılmaması gerektiğini açıklar. Olağan iş harcamaları ile sıra dışı varlık boşaltılması aynı şey değildir. Bu nedenle her para çıkışı mal kaçırma diye adlandırılmaz. Hesap hareketlerinin veya diğer belgelerin hukuka uygun elde edilmiş olması ve gerçek bağlamıyla sunulması gerekir.
Henüz Tüzük kapsamındaki karar, sulh veya resmî belge elde edilmemişse m.7/2 uyarınca alacaklı ayrıca esas talebinde başarılı olma ihtimalini mahkemeyi ikna edecek yeterli delille göstermelidir. Sözleşme, teslim, ödeme vadesi, karşı tarafın itirazları ve yapılan kısmi ödemeler birlikte ele alınır. Risk delilleri borcun varlığına ilişkin belgelerin yerine geçmez; iki ayrı koşul ayrı başlıklarda açıklanır.
Borçlu neden başvurudan önce dinlenmez?
Madde 11, karar verilmeden önce borçluya başvurunun bildirilmemesini ve borçlunun dinlenmemesini öngörür. Amaç, hesap bakiyesinin koruma uygulanmadan ortadan kaldırılmasını önleyen etkinliktir. Bu özellik alacaklıya sınırsız veya denetimsiz bloke hakkı vermez. Mahkeme kapsamı, yetkiyi, risk delillerini ve gerektiğinde teminatı inceler; sonraki aşamada borçlunun başvuru yolları bulunur.
Bu nedenle dosyada aleyhe önemli bilgiler saklanmamalıdır. Daha önceki tahsilat, başka tedbir veya aynı talebin reddine ilişkin kayıt, başvurunun gerçek durumunu etkileyebilir. Madde 8’de başvuranın verdiği bilgilerin bilgisi dahilinde doğru ve tam olduğunu açıklaması istenir. Borçlunun başlangıçta hazır bulunmaması, bilinçli eksik belge sunulmasının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
Teminat otomatik bir yüzde değildir
Madde 12/1, henüz karar, mahkeme sulhu veya resmî belge bulunmayan dosyada kural olarak alacaklıdan güvence alınmasını düzenler. Amaç, usulün kötüye kullanılmasını önlemek ve alacaklının sorumlu olduğu zararın karşılanmasını sağlamaktır. Mahkeme olayın şartlarında teminatın uygun olmadığını değerlendirdiğinde istisna uygulanabilir. Tüzük bütün dosyalar için sabit yüzde on beş veya yüzde yirmi oranı koymaz.
Karar veya ilgili belge zaten mevcutsa m.12/2, mahkemenin gerekli ve uygun gördüğü durumda yine teminat isteyebilmesine izin verir. Bu nedenle ilam sahibi olmak her durumda teminatsız işlem yapılacağı garantisi değildir. İstenen miktar ve kabul edilen güvence şekli mahkemece bildirilir. Teminat kararıyla hesap koruma emrinin kendisi farklı aşamalar olarak takip edilir.
Madde 13, alacaklının kusuruyla borçluya verilen zarardan sorumluluğunu ayrıca düzenler. Esas davayı açmama, fazla korunan tutarın bırakılmasını istememe ve ilgili tebliğ veya tercüme yükümlülüklerine uymama belirli kusur karineleri doğurabilir. Bu sebeple hesabı koruma altına almak sürecin sonu değildir. Karardan sonra alacaklının takip etmesi gereken işlemler de başlangıçta planlanmalıdır.
Başvuru formu ve eklerin hazırlanması
Madde 8 uyarınca standart başvuru formu kullanılır. Avrupa e-Adalet Portalındaki EAPO formları içinde Ek I, koruma emri başvurusuna ayrılmıştır. Formun internet üzerinde doldurulmasıyla yetkili mahkemeye usulüne uygun sunulması aynı işlem değildir. Gönderim yöntemi ve kabul edilen elektronik kanal, ilgili devletin bildirdiği kurallardan kontrol edilir.
Formda alacaklı ve borçlu kimliği, yetki dayanağı, talebin tutarı, risk gerekçeleri, bilinen banka bilgileri ve ek deliller bulunur. Gerçek kişide doğum tarihi, şirkette kayıt numarası gibi bilgiler aynı isimli kişilerle karışmayı önler. Eski banka kaydı güncelmiş gibi aktarılmaz. Borçlunun adına veya onun hesabına tutulan paranın hukuki bağlantısı açık olmalıdır; üçüncü kişinin kendi parasına yönelik dayanaksız talep yapılmamalıdır.
Banka adı biliniyor fakat hesap numarası bilinmiyorsa bu eksiklik her zaman başvuruyu imkânsız kılmaz. Banka dahi bilinmiyorsa m.14’teki bilgi edinme yolu kendi koşullarıyla değerlendirilir. Ancak bu mekanizma herkesin bütün Avrupa banka kayıtlarını sorgulayabileceği bir servis değildir. Hangi devlette hesap bulunduğunun neden düşünüldüğü ve gerekli karar veya belge şartı ayrı gösterilmelidir.
Korunacak tutar ve başka tedbirlerin açıklanması
Madde 17/4, emrin delillerle haklı gösterilen tutarda verilmesini ve başvuruda istenen miktarı aşmamasını düzenler. Faiz ve belirli giderler m.15 koşullarıyla eklenir. Karara bağlanmış alacakta yapılmış kısmi ödemeler düşülmeli, yerine getirilmemiş bölüm açık yazılmalıdır. Başvuru tutarını belgesiz şekilde büyütmek veya tahsil edilmiş kısmı yeniden istemek hukuki güvence sağlamaz.
Madde 16/1, aynı borçlu ve aynı alacak için birden fazla mahkemeye eş zamanlı paralel EAPO başvurularını yasaklar. Ulusal eşdeğer tedbir başvuruları ise saklanmaz; başvuruda bunların verilmesi, reddi ve uygulanma kapsamı açıklanır. Mahkeme mevcut güvenceyi dikkate alarak yeni emrin tümü veya bir kısmının uygunluğunu değerlendirir. Farklı ülkelerde dosya açılması, aynı tutarın sınırsız çoğaltılarak bloke edilmesini haklı kılmaz.
Dava açılmadan emir alınırsa esas başvuru takip edilir
Madde 10/1, esas uyuşmazlık hakkında yargılama başlamadan koruma istenmişse alacaklının esas işlemi başlatmasını ve bunu koruma mahkemesine kanıtlamasını ister. Süre, koruma başvurusu tarihinden otuz gün veya emrin verildiği tarihten on dört gün sonrasından hangisi daha geçse ona göre belirlenir. Bunlar birbirine eklenen iki süre değildir. Başvuru ve karar tarihleri ayrı kaydedilmelidir.
Esas işlemin başlatıldığına ilişkin kanıt zamanında sunulmazsa m.10/2 kapsamında emir kaldırılır veya sona erer. Yalnız yeni dava dilekçesinin hazırlanması yeterli değildir; ilgili usulde başlatılmış işlem ve gerekli sonraki tebligat adımları m.10/3 çerçevesinde değerlendirilir. Takvim, hukuki temsilciyle görüşülen tarihe değil gerçek başvuru ve mahkeme kayıtlarına dayanmalıdır.
Madde 18’deki on veya beş iş günlük karar süreleri de bütün dosyanın o tarihte tahsilatla biteceği anlamına gelmez. Başvurunun tamamlanması, duruşma yapılması, teminat ve hesap bilgisi beklenmesi için maddede ayrı düzenlemeler vardır. Mahkeme kararının verilmesi, bankada uygulanması, borçluya bildirim ve nihai tahsil farklı aşamalardır. Bu nedenle belirli gün içinde kesin para tahsili sözü verilmez.
Bloke, ödeme ve öncelik birbirinden ayrılmalıdır
Madde 22, Tüzük kapsamındaki emrin diğer bağlı üye devlette ayrıca icra edilebilirlik kararı aranmadan tanınıp uygulanmasını düzenler. Ancak bankaya iletim ve uygulama m.23 ve devamındaki usulle yürür. Emir hesabın varlığını veya yeterli bakiye bulunduğunu yaratmaz. Borçlunun parası yoksa koruma kararı tek başına yeni malvarlığı oluşturmaz; bankanın uygulama bildirimi gerçek sonucu gösterir.
Ortak hesaplar ve başkası adına tutulan hesaplarda m.30, icra devletinin hukukundaki koşulları dikkate alır. M.31 ise hacizden muaf tutarları korur. Bu nedenle bütün bakiye, hesap sahibinin aile ihtiyaçları veya diğer kişilerin hakları dikkate alınmadan otomatik alınamaz. EAPO’nun sırası da m.32 kapsamında eşdeğer ulusal emrin sırasıyla ilişkilidir; bütün alacaklıların önüne geçen evrensel bir imtiyaz yaratmaz.
Asıl amaç paranın kullanılmasını sınırlayarak tahsil imkânını korumaktır. Borçlu tarafından gönüllü ödeme veya sonradan cebrî tahsil ayrı hukuki işlemlerdir. Türkiye’deki hesaba ilişkin yol için yurt dışındaki alacaklının Türkiye’de banka hesabına haciz koydurması rehberi incelenmelidir. Avrupa emri ile Türk icra dosyası aynı adla anılsa bile aynı usul değildir.
Başvuru öncesi karar tablosu
| Kontrol | Somut bilgi | Dayanak |
|---|---|---|
| Alacaklı | Bağlı üye devlette yerleşim ve başvuru sıfatı | M.4/6 ve 4/15 |
| Hesap | IBAN veya ilgili banka/şube devleti | M.3 ve 4/4 |
| Talep | Para alacağı ve kapsam dışı konu kontrolü | M.2 ve 4/5 |
| Mahkeme | Karar öncesi veya sonrası yetki, tüketici ayrımı | M.6 |
| Koruma ihtiyacı | Gerçek risk, aciliyet ve gerekiyorsa esas delilleri | M.7 |
| Sonraki işlemler | Teminat, esas dava, tebligat ve fazla koruma kontrolü | M.10–13 ve 27–28 |
Sık sorulan sorular
Türk vatandaşı EAPO başvurusu yapabilir mi?
Vatandaşlık tek başına engel veya yeterli koşul değildir. Tüzükle bağlı üye devlette yerleşim, sınır ötesi hesap ve diğer başvuru şartları incelenir.
Yalnız Türkiye’de yerleşik alacaklı bu yolu kullanır mı?
M.4/6 ve gerekçe 48, alacaklının bağlı üye devlette yerleşik olmasını arar. Türkiye’deki yerleşimle doğrudan bu koşul sağlanmaz; ulusal koruma yolları ayrı incelenir.
Türkiye’deki banka hesabı EAPO ile bloke edilir mi?
Türkiye’de tutulan hesap bu üye devlet mekanizmasının dışındadır. Türk icra ve geçici koruma yolları ayrıca uygulanır.
Danimarka’daki hesap için kullanılabilir mi?
Hayır. Danimarka Tüzüğe bağlı değildir; buradaki hesap ve burada yerleşik alacaklı için bu usul uygulanmaz.
Ödenmemiş fatura tek başına bloke için yeterli midir?
Hayır. M.7 gerçek risk ve acil koruma ihtiyacını arar. Karar öncesinde esas talebin başarı ihtimali için de yeterli delil gerekir.
Her dosyada aynı teminat oranı mı uygulanır?
Tüzük sabit yüzde belirlemez. M.12, dosyanın aşaması ve şartlarına göre teminatı ve istisnayı düzenler.
Borçlu karar öncesinde bilgilendirilir mi?
M.11 uyarınca başvuru önceden bildirilmez ve borçlu karar öncesinde dinlenmez. Sonraki tebligat ve başvuru hakları saklıdır.
Esas davayı açmadan emir almak mümkün mü?
M.5 buna imkân verir; ancak m.10’daki esas işlemi başlatma ve kanıt sunma yükümlülükleri zamanında yerine getirilmelidir.
Emir verilince para hemen bana ödenir mi?
Hayır. EAPO koruma sağlar; gönüllü ödeme veya cebrî tahsil ayrı işlemdir. Yeterli bakiye ve sonraki icra koşulları ayrıca belirlenir.
Miras paylaşımı alacağı için aynı yol kullanılabilir mi?
M.2 vasiyet ve mirası kapsam dışında tutar. Talebin para şeklinde yazılması bu konu istisnasını kaldırmaz.
Resmî kaynaklar
- 655/2014 sayılı Avrupa Hesap Koruma Emri Tüzüğü: gerekçe 10, 14 ve 48; m.1–18, 22–32.
- Avrupa Komisyonu: EAPO ve ulusal makam bilgileri.
- EAPO resmî başvuru ve başvuru yolu formları.
Türkiye bağlantılı alacak dosyanız için iletişim
İlk görüşme talebinde alacaklının yerleşik olduğu ülkeyi, borcun kaynağını, mevcut kararı ve hesabın bilinen ülkesini belirtin. İstanbul ve Mersin ofisleri iletişim bilgileri. Banka ve kimlik belgelerinin güvenli iletim yöntemi görüşmede belirlenir.
İstanbul ofisi
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin ofisi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinGörüşme talebinizi iletin
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.