Ticari Taksitli Satışta Mahkemeden Ödeme Planı İstenebilir mi?
Ticari amaçla taksitle mal satın alan alıcı, ödemede temerrüde düştüğünde Türk Borçlar Kanunu’nun 261. maddesine dayanarak hâkimden ödeme kolaylığı ve satıcının malı geri almasının yasaklanmasını isteyebilir. Kanun iki somut koşul arar: alıcının borçlarını ödeyeceği konusunda güvence vermesi ve yeni düzenlemenin satıcıya zarar vermemesi. Yalnız nakit sıkışıklığını açıklamak veya daha uzun süre istemek bu iki koşulun yerine geçmez.
TBK 263’ün dördüncü fıkrası, alıcının tacir sıfatıyla hareket ettiği, malın ticari işletme ihtiyacı için veya mesleki amaçla satın alındığı işlemlerde 261. maddenin uygulanacağını açıkça belirtir. Bu nedenle ticari alıcı sırf tüketici olmadığı için bu düzenlemenin dışında kalmaz. Ancak sonuç otomatik değildir: kanun hâkime takdir yetkisi tanır. Bu yazı, işletmede kullanılan malın geri alınmasına karşı sunulacak ödeme planının ve güvencenin hukuken nasıl inceleneceğini ele alır.

Önce işlemin taksitle satış niteliği belirlenir
Taksitle satışın temel yapısında taşınır, satış bedelinin tamamı ödenmeden alıcıya teslim edilir; alıcı bedeli kısım kısım öder. Sözleşmenin adı kadar bu ekonomik ve hukuki düzeni de önemlidir. Satılan mal, teslim kaydı, toplam bedel, ödenen bölüm ve kalan taksitler birlikte saptanır. Bir işletmenin her vadeli borcu sırf parçalara bölündüğü için taksitle satış hükmüne girmez.
Satıcıya karşı satış bedeli borcu ile bağımsız banka kredisi borcu ayrı tutulmalıdır. Malın satın alınmasını finanse eden ilişkiye TBK 263’ün bağlantılı ödünç hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı, satıcı ve ödünç veren arasındaki bağlantıyla belirlenir. Finansal kiralama ise kendi kanuni rejimi olan ayrı bir sözleşmedir. Malın işletmede kullanılıyor olması, kredi, kiralama ve satışı aynı hukuki işleme dönüştürmez. Başvurunun ilk bölümünde hangi sözleşme için 261. maddenin istendiği açıkça gösterilmelidir.
Ticari ve mesleki alıcıya uygulanan hükümler sınırlıdır
TBK 263/4 üç hükmü sayar: 259. maddenin ikinci fıkrası, 260. maddenin birinci fıkrası ve 261. madde. Alıcının tacir sıfatıyla hareket etmesi, malın ticari işletmenin ihtiyacı için alınması veya mesleki satın alma bulunması bu kapsam düzeni bakımından önem taşır. Bu sayım, taksitle satış bölümündeki bütün hükümleri ticari işleme topluca uygulamak anlamına gelmez.
Özellikle TBK 259/3’teki en az on beş günlük özel süre, 263/4’ün açık listesinde değildir. Ticari alıcının dosyasında bu süreyi hiçbir inceleme yapmadan zorunlu kabul etmek yanlıştır. Aynı şekilde tüketiciye özgü cayma ve muacceliyet kuralları da ticari alıcıya doğrudan aktarılmaz. Hâkimin müdahalesi ise açıkça korunan hükümdür. Dosyanın tüketici işlemi olmaması, 261. madde talebinin reddi için tek başına gerekçe oluşturmaz.
Satıcının geri alma talebinin dayanağı önce kontrol edilir
Ödeme kolaylığı istemek, satıcının ileri sürdüğü bütün borç ve geri alma iddialarını kabul etmek değildir. Önce satış bedeli, yapılan ödemeler, taksit vadeleri ve temerrüt koşulları belirlenir. Satıcı sözleşmeden dönmeye dayanıyorsa TBK 259/2’nin hakkı açıkça saklı tutma ve ödeme eşiği koşulları incelenir. İki ardışık taksidin toplamının bedelin onda birine ulaşması, tek taksidin dörtte bire ulaşması ve son taksidin ödenmemesi ayrı kanuni durumlardır.
Bu hesapta vadesi gelmemiş tutarlarla gerçekten gecikmiş taksitler karıştırılmaz. Satıcının dönme nedeniyle isteyebileceği tutarın ödenmiş taksitlere eşit veya daha fazla olması durumuna ilişkin kanuni engel de dikkate alınır. mülkiyeti saklı satışta malın geri alınmasının koşulları ayni güvence ve sicil boyutunu açıklar. Buradaki inceleme ise geçerli geri alma talebi karşısında 261. maddeyle yeni ödeme düzeninin nasıl kurulacağına yöneliktir.
Birinci koşul: borçların ödeneceğine ilişkin güvence
TBK 261, alıcının borçlarını ödeyeceği konusunda güvence vermesini arar. Kanun yalnız “ödeyeceğim” beyanını yeterli güvence saymaz; başvuruda ödemenin hangi kaynağa ve hangi hukuki temele bağlandığı açıklanmalıdır. Sunulan güvencenin tutarı, geçerlilik süresi, paraya çevrilme koşulları ve borcun hangi bölümünü karşıladığı belirgin olmalıdır. Belirsiz bir üçüncü kişi desteği açıklaması bu bilgileri içermez.
Kanun tek bir güvence türünü zorunlu tutmadığı gibi, adı belirli bir teminat olan her belgenin kabulünü de emretmez. Sunulan kişisel veya ayni güvencenin geçerliliği kendi hükümlerine göre denetlenir. Güvencenin değeri ile teminat altına aldığı borç karşılaştırılır. Başka alacaklıların öncelikli hakları, teminatın süresi ve kullanılabilirliği açıklanmadan yalnız yüksek bir değer yazılması, gerçek ödeme güvenliğini göstermez. Başvurunun amacı borcun tahsilini somut biçimde güvenceye bağlamaktır.
Kefil gösterilmesi tek başına güvence değerlendirmesini bitirmez
Ödeme planı için kefalet öneriliyorsa kefaletin şekli, azami tutarı, tarihi ve gerekli diğer geçerlilik şartları incelenir. TBK 583’teki el yazısı ve yazılılık koşullarını karşılamayan bir belgeyi sağlam ödeme güvencesi gibi sunmak, planın hukuki temelini zayıflatır. Kefilin sorumluluğunun ne zaman başladığı ve bittiği, taksit planıyla birlikte okunmalıdır.
Kefalette el yazısı ve azami tutar şartları bu belge incelemesine yardımcı olur. Önerilen güvencenin yalnız eski gecikmiş taksitleri mi, yeni düzenlenen kalan borcu mu kapsadığı açık yazılmalıdır. Teminat tutarı, vade ve borç tanımı birbirini karşılamalıdır. Kefilin adı ve imzasının bulunması, bütün bu soruların cevaplandığı anlamına gelmez. Hâkime sunulan planın geçerli bir ödeme güvencesiyle desteklendiği, belgenin içeriği üzerinden ortaya konulmalıdır.
İkinci koşul: yeni düzenleme satıcıyı zarara sokmamalıdır
Ödeme güvencesi bulunması, satıcının zarar görmemesi şartını ortadan kaldırmaz. TBK 261 iki koşulu birlikte arar. Yeni planın eski ödeme takvimine göre neyi değiştirdiği gösterilmelidir: hangi borç ne zaman ödenecek, gecikmenin hukuken istenebilir mali sonuçları nasıl karşılanacak, mevcut güvenceler korunacak mı? Bu karşılaştırma yalnız aylık ödeme tutarından ibaret değildir.
Satıcıya ait zarar iddiası da somutlaştırılmalıdır. Bir tutarın sözleşmede yazılı olması, hukuken talep edilebilirliğinin incelenmesini gereksiz kılmaz. Buna karşılık alıcı, kendi ödeme güçlüğünü açıklayarak satıcının kaybını önemsizleştiremez. Plan, bir tarafın likidite sorununu diğer tarafa açıklanmamış bir kayıp olarak aktarmamalıdır. Yeni takvim, geçerli faiz ve masraf kalemleri, teminatların devamı ve tahsil zamanı birlikte değerlendirildiğinde kanunun aradığı zararsızlık denetimi yapılabilir.
Ödeme planı tutar, tarih ve güvenceyi birlikte göstermelidir
Mahkemeye sunulacak planın her satırı belirli bir borç kalemine bağlanmalıdır. Gecikmiş taksitler, henüz vadesi gelmemiş satış bedeli, yapılmış kısmi ödemeler ve hukuken talep edilen yan alacaklar ayrılır. Sonradan yapılan ödeme, hem borç tablosundan hem önerilen yeni takvimden düşülmelidir. Aynı tutarın iki yerde borç olarak görünmesi, planın bütün hesabını bozar.
Yeni taksitlerin tarihleri ve tutarları toplam borcu karşılamalıdır. Güvencenin sona erme tarihi son ödeme tarihinden önceyse bu uyumsuzluk açıklanmadan güvence tamamlanmış sayılmaz. Belirli gelir veya tahsilata dayanılan planlarda, bu kaynağın belgeleri ve planla bağlantısı gösterilir. Kanunda bulunmayan zorunlu bir vade veya taksit adedi üretilmez. Ödeme kolaylığının kapsamı, somut borç ve iki kanuni koşul üzerinden hâkimin değerlendirmesine sunulur.
İşletmenin malı kullanmaya ihtiyacı olması nasıl değerlendirilir?
Malın üretimde, hizmette veya mesleki faaliyette kullanılması, geri almanın alıcı üzerindeki etkisini açıklar. Ancak işletmenin mala ihtiyacı bulunması, TBK 261’in iki koşuluna üçüncü bir alternatif yaratmaz. Üretimin duracağı açıklaması ödeme güvencesinin veya satıcının zarar görmeyeceğinin yerine geçmez. Bu bilgi, planın nasıl işleyeceğini açıklayan somut verilerle birlikte sunulur.
Malın faaliyet içindeki görevi, mevcut kullanım durumu ve korunması planla ilişkilendirilmelidir. Satıcının zarar görmemesi değerlendirmesinde malın ekonomik değerinin korunmasına ilişkin belgeler de anlam taşır. Kullanım ve bakım kayıtları, güvencenin yalnız kâğıt üzerinde olmadığını gösteren incelemenin bir bölümüdür. Kanuni koşulları karşılayan ödeme düzeni kurulmadan “işletme için zorunlu mal” ifadesine tek başına hukuki sonuç bağlanmaz. İşletmenin devamı ile borcun güvenli ödenmesi aynı plan içinde açıklanır.
Başvuru yapılması malın geri alınmasını kendiliğinden durdurmaz
TBK 261 hâkime, ödeme kolaylığı sağlama ve satıcının malı geri almasını yasaklama yetkisi verir. Alıcının dilekçe vermesiyle kendiliğinden doğan genel bir durdurma hükmü düzenlemez. Bu nedenle başvuru tarihi, mahkemenin kararı, kararın kapsamı ve uygulanma koşulları ayrı kaydedilir. Satıcıya gönderilen ödeme önerisi de mahkemenin verdiği yasak kararı değildir.
Acil koruma talep ediliyorsa başvurunun hukuki dayanağı ve şartları ayrıca açıklanır. HMK 389 ve devamındaki ihtiyati tedbir düzeni, kendi koşullarıyla değerlendirilir; 261. maddeye yapılan her başvuru otomatik olarak tedbir kararı doğurmaz. İcra dosyası bulunması hâlinde o dosyadaki işlem ve başvuru süreleri izlenir. Ödeme kolaylığı talebi, tebliğ edilmiş ödeme emrine karşı gerekli usul işlemlerini kendiliğinden yerine getirmiş sayılmaz.
İcra borcunun taksitlendirilmesiyle bu talep aynı değildir
TBK 261 satış ilişkisinde hâkimin müdahalesini düzenler. İcra dosyasındaki borcun taksitlendirilmesi ve ödeme taahhüdü ise ayrı koşulları bulunan bir süreçtir. İİK 111’e göre yapılan düzenin sonuçları, satış sözleşmesine ilişkin 261. madde talebiyle birbirine karıştırılmamalıdır. Dosyanın hangi aşamada olduğu ve tarafların hangi hukuki işlemi kurduğu belirlenir.
İcra borcunun taksitlendirilmesi ve haczin durumu bu ayrı alanı açıklar. Bir ödeme planının icra dosyasına sunulmuş olması, satıcının bütün sözleşmesel haklarını kendiliğinden kaldırmaz. Aynı biçimde 261. maddeye dayanan talep de icra hukukundaki her koşulu karşılamış sayılmaz. Satış borcu, varsa takip dosyası ve mahkemenin koruma kararı ayrı başlıklarla izlenmelidir; aynı taksidin iki farklı düzen içinde çelişkili tarihlerle gösterilmesi önlenmelidir.
Satıcının itirazı hangi noktalarda somutlaştırılır?
Satıcı, güvence olarak gösterilen belgenin geçersizliğini, kapsamının yetersizliğini veya süresinin ödeme planıyla uyuşmadığını ileri sürüyorsa bunu ilgili belgeyle ilişkilendirmelidir. Yalnız plana katılmadığını belirtmek, kanundaki zarar şartına ilişkin bütün olguları açıklamaz. Plan nedeniyle doğacağı ileri sürülen zarar kalemi, hesap yöntemi ve zaman ilişkisi gösterilmelidir.
Alıcı da satıcının her itirazını yalnız ödeme güçlüğüyle cevaplayamaz. Güvencenin niteliği, ödeme kaynağı ve borç hesabındaki uyuşmazlıklar ayrı ele alınır. HMK 190’daki ispat yükü ve 194’teki somutlaştırma düzeni uyarınca, her iddia dayandığı olgu ve delille eşleştirilir. Muhasebe veya değerleme uzmanlığı gerektiren bölümle hukuki geçerlilik sorusu ayrılmalıdır. Böylece mahkemenin değerlendirmesi, iki tarafın genel ekonomik durumuna ilişkin soyut açıklamalar yerine planın somut koşullarına dayanır.
Tüketici ve finansal kiralama dosyalarıyla sınır korunur
Tüketici sıfatıyla satın alma işlemi, 6502 sayılı Kanun’un özel hükümleriyle birlikte incelenir. Mesleki amaçla satın alma ise bu yazının merkezindeki TBK 263/4 düzenine giren ayrı değerlendirmedir. Alıcının gerçek kişi olması tek başına tüketici sonucunu doğurmaz; satın almanın amacı belirlenir. Ticaret unvanı veya faturadaki ifade de işlemin bütün incelemesinin yerine geçmez.
Finansal kiralamada mülkiyet, finansman ve fesih düzeni farklıdır. leasing taksidinin ödenmemesinde fesih süreleri ayrı kanuni çerçeveyi gösterir. Satın alma planıyla kiralama bedellerinin aynı tabloda yer alması bu sözleşmeleri birleştirmez. Başvuruda hangi malın hangi sözleşmeye bağlı olduğu açıklanmalıdır. Birden fazla sözleşme veya alacaklı bulunduğunda TBK 261 talebi, kendiliğinden bütün finansman ilişkilerine yayılan toplu borç ertelemesi olarak sunulamaz.
Karar ve yeni ödeme düzeni nasıl takip edilir?
Hâkim ödeme kolaylığı sağladığında kararın kapsadığı borç, taksitler, güvence ve geri alma yasağı birlikte okunur. Kararın vermediği bir genel borç silinmesi sonucu çıkarılmaz. Satış bedeli borcu yeni düzenin sınırları içinde izlenir; ödeme belgeleri ve kalan tutar güncel tutulur. Taraflar arasında ayrıca bir anlaşma yapılmışsa bunun mahkeme kararıyla ilişkisi açıklanır.
Yeni planda gecikme veya güvence değişikliği meydana geldiğinde, ilk kararın kapsamı ve ilgili borç hükümleri yeniden incelenir. Kanunda olmayan otomatik sonuçlar üretilmez; hangi hakkın hangi olayla kullanılacağı belgeye ve hukuki dayanağa bağlanır. Satıcının malı geri almasının yasaklanmış olması mülkiyet, borç ve teminat kayıtlarının hepsini aynı anda değiştirmez. Düzenlemenin doğru takibi, karar metninin ödeme belgeleriyle birlikte saklanmasını ve her yeni işlemin aynı borç hesabına işlenmesini gerektirir.
Mesleki alım ile ticaret mahkemesinin görevi aynı soru değildir
TBK 263/4 mesleki amaçlı satın almayı da kapsamına alır. Buna karşılık görevli mahkeme yalnız bu maddeye bakılarak belirlenmez. TTK 4, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıkları ve ayrıca sayılan ticari dava türlerini düzenler. TTK 5 ticari davalarda görevli mahkemeyi belirler. Alıcının mesleki faaliyet yürütmesi, bütün uyuşmazlıklarının tek başına ticari dava sayılması için yeterli açıklama değildir.
Bu nedenle başvuruda tarafların sıfatı, işlemin işletmeyle bağlantısı ve istenen hukuki koruma belirlenir. Yalnız malın alıkonulması veya ödeme düzeni istemiyle para alacağına ilişkin dava aynı talep değildir. TTK 5/A, maddede belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava öncesi arabuluculuğu düzenler. Dava şartı incelemesi talebin bu kapsamda olup olmadığına göre yapılır; her dilekçeye aynı işlem sırası otomatik eklenmez.
Satıcının açtığı dava içinde ileri sürülen savunma ile alıcının ayrı açacağı dava da usulen ayrılmalıdır. Hangi dosyada hangi kararın istendiği açık gösterildiğinde, ödeme planının maddi koşulları doğru yargılama zemini üzerinde tartışılır. Görev ve başvuru düzenini yanlış seçmek, güvence ne kadar ayrıntılı hazırlanırsa hazırlansın çözülmesi gereken ayrı bir usul sorunu yaratır.
Belgenin sunulduğu tarih ve güncel bakiye birlikte tutulur
Ödeme planı hazırlanırken borç tablosunun hangi tarih itibarıyla düzenlendiği yazılmalıdır. Daha sonra yapılan ödeme, kabul edilen mahsup veya değişen teminat bilgisi mahkemeye güncel belgeyle sunulur. Eski bakiye üzerinden hesaplanan plan ile yeni ödeme dekontlarını ilişkilendirmemek, aynı borç için farklı toplamların görünmesine yol açar. Güncel tablo, hem ödeme güvencesini hem satıcının zarar görmeme şartını denetlemeyi sağlar; sadece tarafların toplam tutar üzerinde sözlü anlaşmasına dayanılmaz.
Sık sorulan sorular
Tacir olan alıcı TBK 261’den yararlanabilir mi?
Evet. TBK 263/4, tacir sıfatıyla hareket eden veya ticari işletme ihtiyacı ya da mesleki amaçla mal satın alan alıcı bakımından 261. maddeyi uygulanacak hükümler arasında sayar. Ödeme güvencesi ve satıcının zarar görmemesi koşulları yine aranır.
Ödeme güçlüğünü bildirmek malın geri alınmasını önler mi?
Tek başına önlemez. TBK 261, borçların ödeneceğine ilişkin güvence ile yeni düzenlemenin satıcıya zarar vermemesini birlikte arar. Ödeme kolaylığı ve geri alma yasağı için hâkimin kararı gerekir; sırf talep verilmesi otomatik yasak doğurmaz.
Kanun tek bir teminat türünü mü zorunlu tutar?
TBK 261 belirli tek bir güvence türü saymaz. Sunulan güvencenin geçerliliği, tutarı, kapsamı, süresi ve kullanılabilirliği değerlendirilir. Kefalet önerilmişse kefaletin kendi şekil ve diğer geçerlilik şartları ayrıca karşılanmalıdır.
Yeni plan satıcıya zarar veriyorsa güvence yeterli olur mu?
Hayır. Ödeme güvencesi ile yeni düzenlemenin satıcıyı zarara sokmaması ayrı ve birlikte aranan koşullardır. Planın borç tutarı, tahsil zamanı, geçerli yan alacaklar ve teminatların devamı bakımından etkisi somutlaştırılmalıdır.
Ticari alıcıya her durumda on beş gün süre verilmeli mi?
TBK 263/4’te uygulanacağı sayılan hükümler arasında 259. maddenin üçüncü fıkrası bulunmaz. Bu nedenle buradaki on beş günlük özel süre ticari veya mesleki alıma otomatik aktarılmaz. Temerrüt ve sözleşmedeki bildirim düzeni kendi dayanaklarıyla incelenir.
Mahkemeye başvurmak icra dosyasındaki süreleri durdurur mu?
TBK 261 başvurusu için böyle genel bir otomatik sonuç düzenlenmemiştir. İcra dosyasındaki tebligat ve başvuru süreleri ayrıca izlenir. Geri alma yasağı veya geçici koruma varsa, ilgili kararın kapsamı ve uygulanma koşulları esas alınır.
Üretim için zorunlu makine her durumda alıcıda kalır mı?
Hayır. Malın işletme açısından önemi planın değerlendirilmesinde açıklanabilir; ancak ödeme güvencesi ve satıcının zarar görmemesi koşullarının yerine geçmez. Hâkim 261. madde çerçevesinde somut koşulları değerlendirerek karar verir.
TBK 261 kalan satış borcunu siler mi?
Hayır. Madde ödeme kolaylığı sağlanmasını ve satıcının malı geri almasının yasaklanmasını düzenler. Borcun silinmesi sonucunu öngörmez. Kararın kapsadığı tutar, takvim, güvence ve diğer koşullar ödeme belgeleriyle birlikte izlenmelidir.
Kanun dayanakları ve resmî kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m. 253, 259/2, 260/1, 261, 263/4, 583.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m. 190, 194, 389–391.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m. 4, 5, 5/A.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
