İsviçre Ticari Mahkeme Kararı Türkiye’de Nasıl Tenfiz Edilir? 2007 Lugano Türkiye’ye Uygulanır mı? (2026)
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
İsviçre kanton veya ticaret mahkemesinin kesinleşmiş ticari para alacağı kararı Türkiye’de kendiliğinden icra edilemez. 5718 sayılı MÖHUK m.50–57 uyarınca yetkili Türk mahkemesinde tenfiz süreci yürütülür. 2007 Lugano Sözleşmesi’nin tarafları arasında Türkiye bulunmadığından, sırf karar İsviçre’de verilmiş diye Lugano’nun Türkiye’ye uygulandığı ileri sürülemez. MÖHUK m.53’teki usulünce onanmış karar, kesinleşme belgesi ve Türkçe tercüme ile m.54’teki karşılıklılık, yetki, kamu düzeni ve savunma hakkı şartları ayrı ayrı denetlenir.
Kısa Özet
| 2007 Lugano | İsviçre taraf, Türkiye taraf değil (İsviçre FOJ ve AB Konseyi). |
| İcra dayanağı | 5718 MÖHUK m.50, m.57; önce tenfiz. |
| Görev ve yetki | MÖHUK m.51 ve ilgili görev hükümleri. |
| Gerekli belgeler | MÖHUK m.53: karar, kesinlik, onaylı Türkçe tercüme. |
| Tenfiz şartları | MÖHUK m.54/1-a,b,c,ç. |
| Tanıma farkı | MÖHUK m.58, karşılıklılık şartı tanımada uygulanmaz. |

1. İsviçre’de kazanılan ticari davanın Türkiye’deki hukuki etkisi
Zürih, Cenevre veya başka bir İsviçre kanton mahkemesinden ticari alacak, sözleşmeye aykırılık ya da tazminat konusunda hüküm almış kişi, karşı tarafın Türkiye’de taşınmazı veya banka hesabı bulunması halinde kararın Türkiye’de nasıl uygulanacağını araştırabilir. İsviçre mahkemesinin karar vermiş olması ile bu kararın Türkiye’de cebrî icraya elverişli hale gelmesi aynı aşama değildir. 5718 sayılı MÖHUK m.50/1, yabancı hukuk mahkemesi ilamının Türkiye’de icra edilebilmesini yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararına bağlar.
Bu makale herhangi bir yabancı kararın Türk mahkemesince otomatik onaylanacağını iddia etmez. İsviçre kararının kesinliği, tebligatı, yetkisi, Türk kamu düzeni, karşılıklılık şartı ve gerekli belgelerin varlığı gibi hukukî denetimleri ayrı ayrı inceler. Özellikle 2007 Lugano Sözleşmesi’nin adının İsviçre ile bağlantılı olması, Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olduğu anlamına gelmez. Ana hukuki soru, Türkiye’de hangi kanunun ve hangi dar denetim çerçevesinin uygulanacağıdır.
2. 2007 Lugano Sözleşmesi Türkiye–İsviçre kararlarına uygulanır mı?
30 Ekim 2007 tarihli Lugano Sözleşmesi, belirli medeni ve ticari konularda yargı yetkisi ile yabancı ilamların tanınması ve icrası hakkında bölgesel düzen kurar. İsviçre Federal Adalet Dairesinin 17 Eylül 2026 tarihli resmî açıklaması tarafları İsviçre, Avrupa Birliği, Danimarka, Norveç ve İzlanda olarak gösterir. Avrupa Birliği Konseyinin sözleşmenin tasdik bilgileri de aynı devlet ve kuruluşları sayar. Türkiye bu taraflar arasında yer almaz.
Bu nedenle İsviçre mahkemesinden alınmış ticari alacak hükmü Türkiye’de icra edilmek istendiğinde, sırf İsviçre Lugano’ya taraf diye Türk mahkemesinin 2007 Lugano hükümlerine doğrudan dayanacağı sonucu çıkmaz. Aynı karara başka devletlerde farklı sözleşmeler uygulanması mümkündür. Türkiye bakımından 5718 sayılı Kanun’un tenfiz hükümleri ve uygulanabilir özel ikili veya çok taraflı sözleşme olup olmadığı araştırılır. Aksi yönde bir güncel taraflık kaydı yokken Türkiye’yi sözleşmeye dahil gösteren internet yazıları hukuki dayanak olarak kabul edilmemelidir.
3. Lugano taraflarının yürürlük tarihleri neden önem taşır?
İsviçre Federal Adalet Dairesi, 2007 Lugano Sözleşmesi’nin Avrupa Birliği, Danimarka ve Norveç bakımından 1 Ocak 2010; İsviçre bakımından 1 Ocak 2011; İzlanda bakımından 1 Mayıs 2011 tarihinde uygulanmaya başladığını açıklar. Bu tarihler, sözleşmenin hangi ülkeler arasında ve ne zamandan itibaren uygulandığını belirler. Türkiye’nin taraf olmaması ise tarih farkı değil, taraflık statüsüne ilişkin ayrı meseledir.
İsviçre’deki bir şirketin Almanya’da aldığı hüküm ile Türkiye’de aldığı hüküm aynı uluslararası yol üzerinde değildir. Birinci karşılaştırmada Lugano veya Avrupa Birliği düzenlemeleri gündeme gelebilir; ikinci karşılaştırmada Türkiye’nin kendi milletlerarası usul hukuku ve varsa uygun özel sözleşmeler incelenir. Bu nedenle “Avrupa’daki bütün ticari kararlar Lugano kapsamında Türkiye’de geçerlidir” önermesi somut taraflık tablosuyla bağdaşmaz. Doğru ülke çiftini belirlemek, yanlış adli makama başvurma riskini azaltır.
4. 5718 sayılı MÖHUK m.50: yabancı ilamı doğrudan icraya koymak
5718 sayılı MÖHUK m.50/1, yabancı devlet mahkemelerinden hukuk davalarına ilişkin verilen ve verildiği ülke hukukuna göre kesinleşen hükümlerin Türkiye’de icra edilmesi için tenfiz kararı gerektiğini düzenler. İsviçre’deki ticaret mahkemesi hükmü de kural olarak bu norm kapsamında değerlendirilir. Kararın kesinleşmiş örneğini Türk icra dairesine vermek, henüz tenfiz koşulunu yerine getirmez. İcra dairesinin yetkileri, yabancı mahkemenin kararını kendiliğinden Türk ilamına çevirecek şekilde genişletilemez.
Maddenin hukuki anlamı bir yeni alacak davası açmakla aynı değildir. Tenfiz mahkemesi, alacağın doğumuna ilişkin sözleşme, teslimat veya fatura olayını kural olarak baştan karara bağlamak için kurulmuş değildir; kanunun belirlediği tanıma ve tenfiz şartlarını inceler. İsviçre mahkemesinin eksik tebligatla karar verdiği, taraflara savunma olanağı verilmediği veya hükmün kamu düzeniyle çatıştığı yönündeki iddialar ise MÖHUK m.54’ün kapsamındaki ayrı itirazlar olarak değerlendirilebilir.
5. MÖHUK m.51: görevli ve yetkili Türk mahkemesi
MÖHUK m.51, tenfiz istemlerinde görevli mahkemeyi asliye mahkemesi olarak düzenler. Bunun yanı sıra uyuşmazlığın ticari niteliğine göre asliye ticaret mahkemesinin görevi, genel mahkeme düzeni ve ilgili uzmanlık hükümleri birlikte değerlendirilir. Kanunun 51/2 hükmüne göre tenfiz istemi aleyhine karar verilmesi istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri; bulunmuyorsa sakin olduğu yer mahkemesinden yapılır. Türkiye’de bu yerlerden biri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birine başvurulabilir.
Örneğin karşı tarafın ticaret sicili adresinin Mersin’de olması ile şirketin İsviçre’de kurulmuş olup Türkiye’de hiçbir yerleşim adresi bulunmaması aynı yetki durumunu yaratmaz. Şirketin tüzel kişiliği, yasal merkezi, fiilî temsil şekli ve varsa Türkiye’deki kayıtlı şubesi belgeler üzerinden belirlenmelidir. Yalnız avukatlık bürosunun Mersin’de bulunması, Mersin mahkemelerini her İsviçre kararında yetkili kılmaz. Kanunda yazılı bağlantı noktaları somut dosyadaki davalıya uygulanır.
6. MÖHUK m.52: tenfiz dilekçesine yazılacak bilgiler
MÖHUK m.52, kararın tenfizinde hukuki yararı bulunan kişinin dilekçeyle tenfiz isteyebileceğini belirtir. Dilekçede tarafların ve varsa temsilcilerinin adları ile adresleri, hükmü veren yabancı mahkeme, karar tarihi ve numarası, hükmün özeti ve gerekirse kısmi tenfiz isteminin hangi bölüme ilişkin olduğu bulunmalıdır. Karşı taraf sayısı kadar dilekçe örneği eklenmesi de düzenlenmiştir. Bu bilgiler yalnız dosyanın güzel görünmesi için değil, talep edilen kararın kesin şekilde ayırt edilmesi içindir.
İsviçre’de başka bir mahkeme aşamasında dosya numarası değişmişse ilk derece kararı ve kanun yolu kararlarının birbirine bağlantısı gösterilmelidir. Alacak toplamı hükümden sonra kısmen ödenmişse Türkiye’de istenecek cebrî icra miktarı bu ödeme kaydıyla ayrıca hesaplanır. Hüküm birden fazla kişiye ilişkinse hangi borçlunun Türkiye’de olduğunu ve hangi hüküm kaleminin tenfiz edilmesinin istendiğini açıklamak gerekir. Bir tek paragrafa tüm talebi yazmak, m.52’nin aradığı kimlik ve kapsam bilgilerini ortadan kaldırmaz.
7. MÖHUK m.53: İsviçre kararının aslı, tasdikli örneği ve kesinleşme belgesi
MÖHUK m.53/1-a, yabancı mahkeme ilamının ilgili ülke makamlarınca usulen onanmış aslını veya ilamı veren yargı organınca onanmış örneğini ve onanmış tercümesini arar. Aynı maddenin (b) bendinde, kararın kesinleştiğini gösteren ve yabancı ülke makamınca usulen onanmış belgeyle onanmış tercümesi sayılır. İsviçre’deki mahkeme kararının imzasız internet çıktısının veya yalnız e-posta ekranının bütün bu şekil şartlarını karşılayacağı kabul edilmemelidir.
Somut dosyada İsviçre mahkemesinin resmî tam kararı, kesinlik kaydı, varsa kanun yolu belge zinciri ve Türkçe tercümenin birbiriyle uyumlu olması gerekir. Kişinin soyadı İsviçre kararında farklı Latin karakterleriyle yazılmışsa Türk kimlik ve şirket sicili kayıtlarıyla eşleştirilmelidir. İsviçre mahkemesi hükmünün gerekçesi, hüküm kısmı ve faiz hesabında eksik çeviri bırakılması daha sonra kapsam uyuşmazlığına yol açabilir. Belge türüne göre apostil veya tasdik gerekliliği ayrıca yürürlükteki sözleşme ve usul üzerinden belirlenir; genel ezberle hareket edilmez.
8. MÖHUK m.54/1-a: karşılıklılık şartı nasıl değerlendirilir?
MÖHUK m.54/1-a, Türkiye ile kararın verildiği devlet arasında karşılıklılık anlaşması, o devlet hukukunda Türk kararlarının tenfizine imkân tanıyan hüküm veya fiilî uygulamanın bulunmasını arar. Bu şart, bütün ülkeler arasında aynı listeyle çözülmez. İsviçre bakımından yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve icrasını düzenleyen Federal Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu (IPRG/PILA) m.25–29 hükümleri, İsviçre hukukunun kendi tanıma ve icra koşullarına ilişkin önemli mevzuat zeminidir.
Ancak İsviçre kanununda genel tanıma imkânı bulunmasıyla, önünüze gelen her tür Türk kararının orada mutlaka icra edileceği sonucunu karıştırmamak gerekir. İsviçre’de yabancı mahkemenin dolaylı yetkisi, kararın kesinliği, kamu düzeni ve ilgili uyuşmazlık türündeki özel hükümler önem taşır. Türk tenfiz mahkemesi MÖHUK m.54-a kapsamındaki karşılıklılığı uygulanabilir sözleşme, hukuk kuralı veya fiilî uygulama yoluyla değerlendirir. Bu nedenle “Lugano yoksa karşılıklılık da yoktur” önermesi kadar “Lugano yok ama tüm Swiss kararları koşulsuz icra olur” önermesi de hukuki değildir.
9. MÖHUK m.54/1-b: münhasır yetki ve aşırı yetki itirazı
MÖHUK m.54/1-b, yabancı mahkeme ilamının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde bulunan konuda verilmemesini arar. Ayrıca davalının itirazına bağlı olarak, uyuşmazlıkla veya taraflarla gerçek bağlantı bulunmaksızın kendine yetki tanımış yabancı mahkeme hükmü yönünden inceleme yapılır. Bu düzenleme, yabancı kararın miktarı yüksek olduğu için Türk mahkemesinin davayı yeniden ele alması anlamına gelmez; yetki ve yargılama bağlantısı denetimidir.
İsviçre’de kurulmuş bir şirket ile Türk ithalatçı arasındaki ticari sözleşmede malın teslim yeri, şirketlerin merkezleri ve yetki sözleşmesi gibi hususlar yabancı mahkemenin uyuşmazlıkla bağlantısı bakımından önem taşıyabilir. Karar Türkiye’deki ayni haklara veya münhasır yetki alanına temas ediyorsa konu ayrıca ayrıştırılmalıdır. Her ticari alacak davasında münhasır yetki bulunduğu ya da bulunmadığı şeklinde genel bir kabul doğru değildir. Hükmün gerçek konu ve tarafları esas alınmalıdır.
10. MÖHUK m.54/1-c: kamu düzenine açık aykırılık
MÖHUK m.54/1-c, yabancı ilamın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasını tenfiz koşulu olarak düzenler. Kamu düzeni incelemesi, Türk mahkemesine İsviçre hukukundaki her maddi hukuk tercihini beğenmediği için kararı reddetme yetkisi vermez. İncelemenin sınırı kanunda “açıkça” aykırılık olarak belirlenmiştir. Bu nedenle sözleşmede farklı faiz oranı uygulanması, yabancı usul terimi bulunması veya yabancı para birimi kullanılması tek başına otomatik ret gerekçesi sayılmaz.
Bunun karşısında, savunma hakkının temel çekirdeğini zedeleyen ciddi süreç kusurları kamu düzeniyle ilişkili ayrı meseleler doğurabilir. MÖHUK m.54/1-ç zaten tebligat ve yoklukta karar bağlamında özel itiraz çerçevesi içerir. Hukuki düzenlemeler farklı olduğu için soyut karşılaştırma yapmak yerine Türk mahkemesinin hangi tenfiz koşulunu hangi belgeye dayanarak değerlendireceği açıklanmalıdır. Bir yabancı ilamın esasındaki hukuki sonucun Türk mahkemesince isabetli olup olmadığı tartışması, tenfizde esasın yeniden görülmesine dönüştürülmemelidir.
11. MÖHUK m.54/1-ç: usulüne uygun çağrı ve savunma hakkı
MÖHUK m.54/1-ç, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin yabancı mahkemeye usulüne uygun çağrılmaması, temsil edilmemesi veya yabancı usule aykırı biçimde gıyap ya da yokluğunda hüküm verilmesine ilişkin itirazı düzenler. Metinde, kişinin bu hallerden birine dayanarak Türk mahkemesinde tenfize itiraz etmemiş olması şartına yer verilir. Böylece her tebligat tartışması kesin ret sonucu doğuruyor gibi bir genelleme yapılmaz; kanundaki itiraz koşulu ve somut tebligat belgesi birlikte incelenir.
İsviçre ticaret davasında tarafın gerçek adresi, gönderilen dilekçe, yabancı mahkeme daveti, tercüme ve kararın tebliğ edildiğine ilişkin belgeler gerektiğinde dosyaya sunulmalıdır. Kanun yolu süresinin başladığı tarihler ile tebligatın yapıldığı tarih ayrı olaylardır. Türk vatandaşına yabancı ülkede yapılan resmî bildirim konusunda Yurt dışındaki Türk vatandaşına TK m.25/a tebligatı genel iç hukuk temelini, İsviçre kantonlarına 1965 Lahey adli tebligatı ise Türkiye’den İsviçre’ye 1965 Lahey tebligatı farkını açıklar; bunlar İsviçre’nin kendi mahkemesinde yaptığı tüm tebligatlarla özdeş sayılmaz.
12. MÖHUK m.55: tebligat, itiraz ve basit yargılama usulü
MÖHUK m.55/1, tenfiz dilekçesinin duruşma günüyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilmesini ve talebin basit yargılama usulüyle incelenmesini öngörür. M.55/2 uyarınca karşı taraf, tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı hükmün kısmen veya tamamen yerine getirildiğini yahut yerine getirmeyi engelleyen bir neden doğduğunu ileri sürebilir. Bu itirazlar, Türk mahkemesindeki esas incelemesinin sınırını belirleyen somut hükümlerdir.
İsviçre’de hükmedilen para borcu daha önce tamamen ödenmişse ödeme banka kaydıyla açıklanmalıdır. Kısmi ödeme varsa davacı tenfiz talebinde aynı tutarı tahsil edilmemiş gibi göstermemelidir. Türk mahkemesinde dava dilekçesinin karşı tarafa doğru şekilde bildirilmesi de ayrıca önem taşır. Borçlu Türkiye’de bulunmuyorsa yeni tenfiz davası tebligatında uluslararası bildirimin hangi usulle tamamlanacağı belirlenmelidir; eski İsviçre davasındaki tebligatla Türk tenfiz davasındaki bildirim birbirine karıştırılmamalıdır.
13. MÖHUK m.56: kısmi tenfiz kararının kapsamı
MÖHUK m.56, mahkemenin yabancı ilamın tamamının veya bir kısmının tenfizine karar verebileceğini ya da istemi reddedebileceğini düzenler. Bir İsviçre ticari hükmünde asıl alacak, faiz, sözleşmesel ceza, yargılama giderleri veya diğer kalemler birlikte bulunuyorsa, tenfizin kapsamı hüküm fıkrasında açık biçimde belirlenmelidir. Aynı kaleme ilişkin iki kez icra olanağı doğacak belirsizliklerden kaçınılması gerekir.
Kısmi tenfiz istemi m.52 dilekçesinde hangi bölüme ilişkin olduğu belirtilerek ileri sürülebilir. Bir kalemin Türkiye’de icra edilebilirliğine yönelik itirazın varlığı, hükümdeki diğer tüm kalemlerin otomatik olarak yok sayılmasını gerektirmez; ilgili koşullar mahkemece değerlendirilir. Ticari faiz veya yargılama giderlerinin parasal hesaplaması ise kesin hüküm metnindeki ifadeye bağlıdır. Kararın esasındaki borcu yeniden hesaplayarak farklı yeni bir ticari hüküm vermek ile yabancı hükmün icrası için kapsam belirlemek birbirinden ayrıdır.
14. MÖHUK m.57: tenfizden sonra Türk icra dairesi ne yapar?
MÖHUK m.57/1, tenfizine karar verilmiş yabancı ilamların Türk mahkemesi ilamları gibi icra edileceğini söyler. Bu aşamaya gelmeden, sadece İsviçre mahkemesinde davanın kazanılmış olması Türk bankası veya tapu müdürlüğü önünde cebrî işlem talimatı olarak kabul edilemez. Tenfiz kararı ve ilgili kanuni kesinlik ile icra şartları tamamlandıktan sonra İcra ve İflas Kanunu hükümleri kapsamında uygun takip türü değerlendirilir.
Alacaklının ulaşmak istediği sonuç bazen Türkiye’de kayıtlı taşınmaza haciz, bazen banka hesabından tahsil, bazen de şirkete ait malvarlığının takip edilmesidir. Ancak bunların her biri borçlu tüzel kişinin gerçek malvarlığı, icra takibinin taraf sıfatı, yürürlükteki haciz yasakları ve borcun niteliğiyle ilgilidir. İsviçre’de bir şahıs şirketi veya anonim şirket aleyhine verilmiş hükmün gerçek borçlusunu başka Türk şirketle karıştırmak, yetki ve takip ehliyeti sorununa yol açabilir. Alacaklının hukuki hedefi, ilamdan icraya geçecek belge zinciridir.
15. Tanıma ile tenfiz farkı ve MÖHUK m.58
MÖHUK m.58/1, yabancı ilamın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilebilmesini belirli tenfiz şartlarının mahkemece tespitine bağlar. Tanımada m.54/1-a’daki karşılıklılık şartının uygulanmayacağını açıkça belirtir. Böylece yalnız hükmün Türkiye’de hukukî sonuç doğurması istenen dosya ile para alacağının cebrî tahsili istenen dosya aynı talep değildir. Ticari alacağın Türkiye’deki banka hesabından tahsili hedefleniyorsa salt tanıma sonucunun yeterli olduğu otomatik kabul edilemez.
İsviçre kararının bir şirketin ortaklık durumuna veya önceki uyuşmazlığın kesin hüküm etkisine ilişkin olması ile belirli miktarın tahsili farklı sonuç gerektirebilir. İcra talebi için tenfiz m.50 ve ilgili koşullar önem taşır. Bu ayrım 2007 Lugano taraflık sorunundan bağımsızdır; Lugano’nun Türkiye’ye doğrudan uygulanmaması MÖHUK’ta tanıma ve tenfiz ayrımını ortadan kaldırmaz. Somut istem dilekçesinde alacaklının Türkiye’de hangi hukukî sonucu hedeflediği net biçimde gösterilmelidir.
16. İsviçre IPRG/PILA m.25–29 karşılaştırması
İsviçre Federal Özel Hukuk Kanunu’nun 25. maddesi yabancı kararların İsviçre’de tanınması için yabancı merciin yetkisi, kararın olağan kanun yollarına artık açık olmaması veya kesinliği ve 27. maddede sayılan ret nedenlerinin bulunmaması şartlarını düzenler. 26. madde yabancı makamın yetki bağlantılarını, 28. madde tanınan kararın icra edilebilir kılınmasını, 29. madde ise tanıma ve icra talebine eklenecek belgeleri açıklar. Bu sistem Türk MÖHUK’tan ayrı bir mevzuattır.
Kararın Türkiye’de tenfizinde İsviçre’nin bu hükümleri doğrudan Türk kanununun yerine geçmez. Fakat MÖHUK m.54/1-a’daki kanuni veya fiilî karşılıklılık araştırmasında yabancı hukuk içeriğinin anlaşılması bakımından somut referans oluşturabilir. İsviçre’de özel konuya ilişkin yetki veya tanıma sınırlamalarının bulunması karşılıklılığın değerlendirilmesinde önemli olabilir. Bu nedenle yalnız genel bir IPRG maddesi alıntılanarak somut İsviçre ticari ilamı için kesin tenfiz garantisi verilmesi hukuken uygun değildir.
17. İsviçre kararının apostili, tasdik ve Türkçe tercümesi
Yabancı karara ilişkin belge zinciriyle ilgili temel hüküm MÖHUK m.53’tür. İsviçre mahkemesinden alınan tam karar ve kesinlik belgesi, belgenin yetkili makamca onanması ve gerekli Türkçe tercüme yönünden ayrı denetlenir. Apostil, yabancı belgedeki imza ve sıfatın resmî şekilde doğrulanması bakımından kullanılan bir tasdik yöntemidir; kararın esasının doğruluğunu veya Türk hukukunda tenfiz koşullarının karşılandığını tek başına kanıtlamaz.
Şirketin kayıtlı unvanı, karar tarihi, mahkeme adı, hükümde yer alan parasal birimler ve talebin muhatabı üzerinde tercüme hatası kalmamalıdır. Almanca, Fransızca veya İtalyanca İsviçre kararlarının hangi dilde düzenlendiği tercüman görevlendirmesini etkiler. Zürih mahkemesi belgesindeki terimlerin Cenevre’de yazılmış Fransızca ilamla aynı ifadeler olduğu varsayılamaz. Ticaret sicil kaydı ayrıca gerekiyorsa İsviçre ticaret sicil belgesi Handelsregisterauszug rehberi karşılaştırılabilir; şirket sicil belgesi, mahkeme ilamının yerine geçmez.
18. İsviçre Federal Mahkemesi ile kanton mahkemesi kararını ayırt etmek
İsviçre’de medeni ve ticari uyuşmazlıklar kantonal yargı makamlarının kararlarıyla veya sonraki kanun yolu incelemesiyle sonuçlanabilir. Türkiye’de tenfiz için düzenlenen dilekçede hangi mahkemenin hangi tarihte ve hangi dosyada hüküm verdiği, hükmün kesinleşme belgesiyle uyumlu biçimde açıkça yazılmalıdır. Davanın bir federal mahkemece incelenmiş olması, her zaman ilk derece kararını gereksiz veya hukuken yok sayılacak belgeye dönüştürmez.
Uygulanabilir m.50 ve m.53 koşulları bakımından kararlar zincirinin net olması gerekir. Hangi hüküm bölümünün yürürlükte kaldığı, hangi kısmın değiştirildiği veya yalnız masraf hakkında kanun yolu kararı verilip verilmediği dosyadan anlaşılmalıdır. İsviçre mahkemesinin adını Türkçeye serbest çevirerek kurumun kimliğini değiştirmek yerine asıl dildeki resmî unvan ve Türkçe karşılığını birlikte yazmak isabetlidir. Dosyaya başka kişiye ait karar eklenmemesi için taraf kimliği de karşılaştırılır.
19. CHF alacağı, faiz ve ödenmiş tutar bakımından hesap kontrolü
İsviçre ticari ilamında borcun İsviçre frangı (CHF), avro veya başka bir para birimiyle belirtilmesi yaygındır. Tenfiz dilekçesinde hükümde yazan anapara, faiz türü, faizin başlangıç tarihi, dosya gideri ve daha önce yapılmış ödemelerin hangileri olduğu açıkça ayrılmalıdır. Kur çevrimi bakımından uygulanacak Türk icra ve borçlar hukuku kuralları somut takip tarihinde ayrıca değerlendirilir. Bir günlük internet döviz kurunu alıp hükmün borcunun daima sabit TL karşılığı olduğunu ilan etmek isabetli değildir.
Hüküm alacağına hiç hükmedilmemiş bir cezai şart kalemini sırf alacaklı bunu talep ediyor diye tenfiz dilekçesine ilave etmek de doğru değildir. Yabancı ilamın konusu neyse m.56 kapsam belirlemesi onun üzerine kurulur. Kısmi tahsil ve mahsup, banka kayıtlarıyla ayrıca işlenmelidir. Tenfiz kararı alındıktan sonra Türk icra takibine geçerken CHF cinsindeki borcun takipte nasıl gösterileceği ve faiz hesaplamasının hangi kurallara bağlı olduğu yeniden denetlenmelidir.
20. İsviçre’deki Türk şirketi veya Türk ortağa ait kararlar
İsviçre’de kurulu bir anonim şirketin ortakları Türk vatandaşı olabilir; bu olgu şirketin borçlarından ortakların kendiliğinden kişisel olarak sorumlu olacağı anlamına gelmez. Türkiye’de tenfiz istenen ilamın borçlusu hangi şirket veya kişiyse Türk mahkemesindeki taraf sıfatı buna göre belirlenir. Sözleşmede taraf olan ayrı tüzel kişi ile İsviçre kararında mahkûm edilen tüzel kişi farklıysa bunların tek taraf olarak gösterilmesi dava ehliyeti ve takip konularında sorun çıkarabilir.
Şirket unvanı değişmiş veya birleşme işlemi yaşanmışsa ticaret sicili belgeleriyle devamlılık açıklanır. İsviçre ticaret sicil belgesi Handelsregisterauszug yazısı İsviçre ticaret sicil belgesinin Türkiye’de kullanılmasıyla ilgilidir. Bu belgedeki yönetim veya temsil bilgisi, kararın kesinleşme şartını kendiliğinden oluşturmaz. Kararın gerçek davalısı kimse, tenfiz dilekçesi ve icra takibi o kişinin durumuna göre planlanır. İsviçre’deki ortak kimlik bilgileri üzerinden başka bir şirketin malvarlığını takip edilebileceği gibi hukuken dayanaksız bir vaat oluşturulmaz.
21. İsviçre tahkim kararıyla mahkeme ilamı aynı rejimde değildir
İsviçre merkezli hakem heyetinin verdiği bir tahkim kararı ile İsviçre kanton mahkemesinin ticari alacak ilamı aynı yargı kaynağından çıkmaz. Yabancı mahkeme hükümlerine MÖHUK m.50–59, yabancı hakem kararlarına ise somut uygulama alanına göre 1958 New York Tahkim Sözleşmesi ve MÖHUK m.60–63 uygulanabilir. Bu iki yolu karıştırmak, yanlış kanun maddesiyle tenfiz istemi hazırlanmasına yol açabilir.
Örneğin Zürih merkezli bir kurumsal tahkim kararı üzerinde İsviçre’deki tahkim yerinin bulunması, belgenin “İsviçre mahkemesi ilamı” olmasını sağlamaz. Mahkemenin tahkimi destekleyen bir ara karar vermesi de her zaman hakem hükmünün niteliğini değiştirmez. Hakem kararlarının tenfizine ilişkin Yabancı hakem kararının Türkiye’de tenfizi: MÖHUK m.60–63 mevcut sitede ayrı kapsamlı makaledir. Buradaki konu İsviçre hukuk mahkemesinin ticari kararının Türkiye’de MÖHUK m.50–59 yoluyla icrasıdır.
22. Nafaka ve aile kararları için özel sözleşmelerin ayrılması
2007 Lugano taraflık tablosu, İsviçre’deki her türlü özel hukuk kararının Türkiye’de aynı tenfiz yoluyla karşılanacağını göstermez. Nafaka kararlarında Türkiye ve İsviçre’nin 1973 Lahey Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi’ne taraflığı gibi özel uluslararası rejimler gündeme gelir. Çocukla ilgili kararlar, miras ve kişisel hâl kararları da farklı özel kanun veya sözleşme hükümleri gerektirebilir. Bu yazı ticari ilamların genel MÖHUK rejimine odaklandığından özel aile konularını içine çekmez.
İsviçre’deki nafaka borçlusundan tahsil için yazılan İsviçre nafaka kararı için özel Lahey sözleşmesi rejimi rehberi 1956 ve 1973 sözleşmelerinin özel ilişkisini analiz eder. İsviçre boşanma hükmünün Türkiye’de idarî tescili ise farklı aile hukuku sorusudur. Aynı kişilerin arasında ticari sözleşme borcu ile nafaka yükümlülüğü bulunması halinde her iki başvuruya farklı hukuki dayanak ve belge hazırlanması gerekir. Gerekli sözleşme seçimi davanın taraflarının vatandaşlığıyla sınırlı değildir; hükmün konusu ve taraflık ilişkileri de belirleyicidir.
23. Tenfizde harç, yargılama gideri ve sözleşme masrafları
İsviçre kararının Türkiye’de tenfizi için düzenlenen dosyada mahkeme harcı, tebligat, gerekli tercümeler ve varsa yabancı belgenin tasdik masrafları ayrı kalemlerdir. Bunların her biri işlem tarihinde yürürlükteki Türk tarife ve ilgili resmî düzenlemeye göre hesaplanır. Tek bir 2026 sabit maliyetini bütün kararların tenfizine uygulamak, döviz üzerinden belirlenmiş alacak ve farklı belge sayısı bulunan uyuşmazlıklarda yanıltıcı olabilir.
Tenfiz davasında talep edilen hukuki sonuç ile sonrasındaki icra takibinin giderleri ayrıca düşünülmelidir. Örneğin İsviçre ilamında fazla sayıda ek belge bulunması tercüme kapsamını genişletebilir; hüküm kısmı açık ve gerekli onaylar tamamlanmış bir dosyada eksiklik riskleri daha az olabilir. Bununla birlikte “bir hafta içinde CHF alacağı kesin tahsil edilir” şeklinde süre veya tahsil garantisi vermek hukuk mesleğinin dürüst bilgilendirme yükümlülüğüyle bağdaşmaz. Mahkemelerin iş yükü ve borçlunun malvarlığı durumu sonuca etki eder.
24. İsviçre mahkeme kararına dayanan iş sahibi için hazırlık kontrolü
Yabancı ticari ilamın tam örneği, kesinleşme belgesi ve uygun onanmış Türkçe tercüme öncelikle bir araya getirilir. Hükmü veren mahkemenin adı, dosya numarası, tarafların kimlikleri, alacak miktarı, faiz başlangıcı, karşı tarafın Türkiye’de bilinen yerleşim yeri veya malvarlığı ve varsa daha önce yapılan ödemeler ayrı belge alanlarında gösterilir. MÖHUK m.51 yetki, m.52 dilekçe, m.53 ekler, m.54 koşullar ve m.55 itiraz düzeni her dosyada sırayla denetlenir.
İkinci aşamada 2007 Lugano Sözleşmesi’nin Türkiye bakımından uygulanmadığı saptanır; bunun yerini hangi Türk kanunu ve varsa ilgili özel sözleşmenin alacağı gösterilir. Gerçek uyuşmazlıkta 5718 sayılı Kanunun m.54/1-a reciprocity koşulu için İsviçre mevzuatı ve olası fiilî uygulama belgeleri, m.54/1-ç için yabancı tebligat evrakı hazırlanabilir. Son aşamada tenfiz ve icranın farklı işlemler olduğu açıklanarak dosyada tekil, belgeli yol haritası oluşturulur. Her hak sahibi için aynı sonuç garanti edilmez.
25. Sık sorulan sorular
İsviçre mahkeme kararı Türkiye’de doğrudan icra edilebilir mi?
Hayır. Yabancı hukuk mahkemesi ilamının Türkiye’de cebrî icrası için kural olarak MÖHUK m.50 uyarınca Türk mahkemesinden tenfiz kararı gerekir.
Türkiye 2007 Lugano Sözleşmesi’ne taraf mı?
Hayır. İsviçre Federal Adalet Dairesi ve Avrupa Birliği Konseyi taraflık tablolarında Türkiye bulunmaz.
İsviçre için Lugano 2007 ne zaman yürürlüğe girdi?
İsviçre Federal Adalet Dairesine göre 2007 Lugano Sözleşmesi İsviçre bakımından 1 Ocak 2011’de uygulanmaya başladı.
İsviçre kararında Türkçe tercüme gerekir mi?
MÖHUK m.53, usulünce onanmış yabancı ilam ve kesinlik belgesiyle birlikte onanmış Türkçe tercümeleri arar.
İsviçre ticari ilamının tenfizinde karşılıklılık aranır mı?
MÖHUK m.54/1-a, karşılıklılık anlaşması veya kanuni ya da fiilî karşılıklılık şartını düzenler. İsviçre hukukunun somut kapsamı incelenmelidir.
Tenfiz için yetkili mahkeme hangi ildir?
MÖHUK m.51/2, aleyhine tenfiz istenenin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer; bunlar da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerini düzenler.
Davalı İsviçre mahkemesinde yokken hüküm verilmişse tenfiz imkânsız mı?
MÖHUK m.54/1-ç, uygun çağrı ve temsil ile yoklukta karar iddialarını karşı tarafın itiraz koşuluna bağlı özel biçimde düzenler; dosyadaki tebligat önemlidir.
Türk mahkemesi İsviçre ticari davasını baştan inceler mi?
Tenfiz davasının amacı yabancı hükmün esasını yeniden yargılamak değil, MÖHUK m.50–56 kapsamındaki koşulları denetlemektir.
İsviçre kararı yalnız bir kısmıyla tenfiz edilebilir mi?
Evet. MÖHUK m.56, yabancı ilamın kısmen veya tamamen tenfizine karar verilmesini düzenler.
Tanıma ile tenfiz aynı mıdır?
Hayır. Tanıma yabancı hükmün Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisiyle ilgilidir; para borcunu cebrî icra ettirmek için tenfiz gerekir. Tanımada m.54/1-a karşılıklılık uygulanmaz.
İsviçre hakem kararı da MÖHUK m.50 ile mi icra edilir?
Hakem kararının tenfiz rejimi farklıdır; MÖHUK m.60–63 ve uygulanabilir 1958 New York Tahkim Sözleşmesi incelenir.
Tenfizden sonra Türkiye’de icra takibi yapılabilir mi?
MÖHUK m.57/1 uyarınca tenfiz edilmiş yabancı ilam Türk mahkemesi ilamı gibi icra olunur; ilgili icra şartlarının karşılanması gerekir.
26. Resmî mevzuat ve kaynaklar
Bu çalışma 5718 sayılı MÖHUK m.50–59, İsviçre’nin 17 Eylül 2026 tarihli Lugano açıklaması, AB Konseyi resmî taraflık listesi ve İsviçre IPRG m.25–29 temelinde hazırlanmıştır. İsviçre mahkemesi ilamı ve yabancı hakem kararı birbirinden farklı usul gruplarıdır; uygulamada konunun niteliği ayrıca kontrol edilir.
- İsviçre Federal Adalet Dairesi: 2007 Lugano Sözleşmesi tarafları ve kapsamı
- Avrupa Birliği Konseyi: 2007 Lugano Sözleşmesi tasdik ve yürürlük tablosu
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun – Resmî Gazete
- İsviçre Federal Özel Hukuk Kanunu (IPRG/PILA), SR 291 – Fedlex
- 1973 Lahey Nafaka Kararları Sözleşmesi – sözleşmenin özel alanı
- 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi – tam metin
- Adalet Bakanlığı uluslararası tebligat ve ilgili genelge dokümanları
Av. Halil Bakırcı — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin Barosu sicil 3472. İnceleme: Ekim 2026. Türkiye genelindeki dosyalar İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerden yönetilir. Bu metin bir ilamın kesin tenfiz edileceği, belirli sürede sonuçlanacağı veya alacağın kesin tahsil edileceği yönünde bir taahhüt içermez. Somut dosya evrakı incelenir.
İletişim: +90 552 224 43 66.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
