Alman Koruma Kararı Türkiye’de Geçerli mi? 6284 ve AB 606/2013
Odak konu: Almanya’da Gewaltschutzgesetz §1 uyarınca verilen yaklaşmama veya iletişim kurmama kararının Türkiye’de otomatik uygulanıp uygulanmadığı; 6284 sayılı Kanun’dan bağımsız koruma istemi ve yabancı kararın delil değeri.
Kısa ve net cevap: Almanya’da mahkeme tarafından verilen Gewaltschutzgesetz (GewSchG) §1 kapsamındaki uzak durma veya iletişim yasağı, Türkiye’de AB 606/2013 sayılı Tüzük nedeniyle otomatik olarak icra edilmez. Tüzüğün 2 ve 4. maddelerindeki karşılıklı tanıma mekanizması AB üye devletleri arasındadır; Türkiye bu mekanizmanın muhatap devleti değildir. Türkiye’de şiddet veya şiddet tehlikesi bulunduğunda 6284 sayılı Kanun m.1, 3-5 ve 8 kapsamında Türk makamlarından koruyucu ve önleyici tedbir istenir. Alman kararı tehlikenin geçmişini ve içeriğini belgeleyen önemli bir kaynak olabilir; fakat Türkiye’de verilmiş yeni bir 6284 kararının yerine kendiliğinden geçmez. Acil tehlikede Türkiye’de 112 aranmalı veya en yakın kolluğa başvurulmalıdır.
Kısa özet: Üç hukuk düzeni, üç farklı sonuç
| Hukuki sorun | Dayanak | Kesin ayrım |
|---|---|---|
| Almanya’da yaklaşmama/iletişim yasağı | GewSchG §1 | Alman mahkemesince, Alman hukukunun öngördüğü koruma kararı verilir. |
| AB üye devletleri arasında tanıma | AB 606/2013 m.2, m.4 | Bir üye devletten diğer üyeye işler; Türkiye’ye otomatik aktarım sağlamaz. |
| Türkiye’de yeni tedbir | 6284 m.1, m.3-5, m.8 | Yetkili Türk makamı Türkiye için koruyucu/önleyici tedbir kararı verir. |
| Alman ilamının Türkiye’de icrası | MÖHUK m.50, m.54 | Yabancı hukuk ilamının niteliği, kesinleşmesi ve tenfiz şartları ayrıca incelenir. |
| Türk tedbirinin ihlali | 6284 m.13 | Zorlama hapsi 6284 kapsamında verilen Türk tedbiri için uygulanır. |
| Delil ve tercüme | HMK m.199, m.223-224 | Alman kararının metni, bildirim ve olay kayıtları Türk makamına sunulur. |

1. Alman Gewaltschutzgesetz §1 kararı tam olarak neyi yasaklar?
Gewaltschutzgesetz §1, Almanya’da bir kişinin bedenine, sağlığına, özgürlüğüne veya cinsel dokunulmazlığına hukuka aykırı ve kasten saldırı gerçekleşmesi hâlinde, başvuru üzerine mahkemenin yeni saldırıları önlemeye yönelik tedbirler almasını düzenler. Kanun, hukuka aykırı tehdit, konuta girme ve belirli ısrarlı takip davranışları için de başvurulabilecek düzenlemeler içerir. Böylece korumanın nedeni tek bir tokat veya bir evin içindeki olayla sınırlı değildir. Kararın kendisi ise mutlaka okunmalıdır: Mahkeme hangi davranışı yasaklamış, hangi kişi korunmuş ve hangi süre konulmuştur?
GewSchG §1’deki tedbir örnekleri, korunan kişinin konutuna girilmemesi, belirli mesafede yaklaşılmaması, düzenli bulunduğu yerlere gidilmemesi, telefon ve elektronik iletişimle temas kurulmaması ve karşılaşmanın bilerek sağlanmamasıdır. Bunlar Alman kanununun sunduğu seçeneklerdir; kararın hüküm kısmında yer almayan her seçenek otomatik yasak değildir. Almanya’da bir kişinin yalnız konut çevresine yaklaşması yasaklanmışsa, bu kararın tüm dünyadaki bütün temasları yasakladığı sonucu çıkarılmaz. Hukuki güvenlik için karar metni ve varsa sonraki değişiklik kararları birlikte ele alınır.
Alman mahkemesince verilmiş karar, çoğu zaman Familiengericht dosyası ve Almanca bir hüküm metni olarak elde edilir. Kararın yanında dosya numarası, düzenlenme ve bildirim bilgileri, sonraki uzatma veya kaldırma kararları da bulunabilir. Bu belgeleri Türkiye’deki kolluk veya aile mahkemesine verirken yalnız ilk sayfa yeterli değildir. Konu, kişinin Almanya’da gerçekten korunmak için başvurup başvurmadığı değil; bir Alman mahkeme tedbirinin Türkiye’deki yerel icra yetkisini doğrudan kurup kurmadığıdır. Bu ikinci sorunun yanıtı otomatik uygulanma yönünde değildir.
Alman resmî mevzuatı: Gewaltschutzgesetz §1 kapsam ve yasakların metnini gösterir. Gewaltschutzgesetz’in güncel tam metni 2 Temmuz 2026 tarihli değişikliği kaydeder. Değişiklik metninde gelecekte yürürlüğe girecek hükümler bulunabildiği için yalnız son değişiklik tarihine bakılarak henüz yürürlüğe girmemiş bir tedbir uygulanmış gibi anlatılmaz.
2. Almanya’daki kararın süresi ve yürürlükte olması neden önemlidir?
Alman hukukunda mahkemenin verdiği §1 tedbirinin süreli olması öngörülmüştür; süre uzatılabilir. Bu nedenle eski tarihli karardan, mahkemenin koyduğu sürenin bugün devam ettiği sonucuna otomatik ulaşılmaz. Kararın tebliğ ve uygulanabilirlik durumu, uzatma kararı olup olmadığı ve kapsamına giren kişilerin kimliği, hem Almanya’daki hukuki durumun açıklığa kavuşturulması hem de Türkiye’deki riskin anlatılması açısından kayıt altına alınmalıdır. Süresi bitmiş bir karar da geçmiş olayın belgesi olabilir, ancak yürürlükteymiş gibi gösterilmemelidir.
Türkiye’de 6284 başvurusu için Alman tedbirinin devam ediyor olması şart değildir. 6284 m.1’in belirlediği koruma alanı, Türkiye’de mevcut şiddet veya şiddete uğrama tehlikesi üzerinden değerlendirilir. Yabancı kararın sona ermesi ile tehlikenin kendiliğinden sona erdiği aynı şey değildir. Bunun tersi de geçerlidir: Almanya’da kararın yürürlükte olması, Türkiye’de aynı kapsamda hiç inceleme yapılmadan otomatik bir tedbirin doğduğunu göstermez. İki ülkenin ayrı koruma mekanizmaları eşzamanlı işletilebilir.
Alman kararında mesafe sınırı, iletişim kanalı veya korunan çocuklar açıkça yazılmışsa Türk başvurusunda bunlar eksiksiz belirtilir. Karar metninin tercümesinde “yalnız doğrudan iletişim” ile “üçüncü kişi üzerinden dolaylı temas” gibi farklar silinmemelidir. Başvurucu, Türkiye’de hangi yer veya olaydan kaynaklanan tehlikeyi önlemek istediğini ayrıca anlatmalıdır. Almanya’daki hüküm, Türkiye’de istenecek tedbirin kapsamını açıklayan bir dosya belgesi hâline gelir; Türk makamının karar yetkisini ortadan kaldırmaz.
3. AB 606/2013 sayılı Tüzük Türkiye’ye neden uygulanmaz?
12 Haziran 2013 tarihli 606/2013 sayılı AB Tüzüğü, medeni hukuk alanında verilen koruma tedbirlerinin bir AB üye devletinde hükme bağlanıp diğer üye devlette tanınması için özel mekanizma düzenler. Madde 2/2 sınır ötesi vakayı, bir üye devletteki tedbirin başka bir üye devlette tanınmasının istenmesi olarak tanımlar. Madde 4/1 ise bir üye devlette verilen tedbirin diğer üye devletlerde özel usul gerekmeksizin tanınacağını ve uygulanabilir olacağını belirtir. Normun muhatabı olan “diğer üye devletler” ifadesi Türkiye’yi kapsamaz.
Almanya’daki bir koruma kararı için 606/2013 m.5 uyarınca belge veya sertifika düzenlenmiş olması, sertifikanın Türkiye’yi AB üye devleti hâline getirmesi anlamına gelmez. Düzenlemenin 4. maddesindeki muafiyet ve icra kolaylığı, Türkiye’deki Türk kolluğuna veya icra organına doğrudan uygulanabilir bir yürütme talimatı vermez. Örneğin Almanya’daki tedbirin başka bir AB üyesine aktarılmasında kullanılabilen belge, Antalya’da veya Mersin’de doğrudan Türk 6284 kararına dönüşmez. Karar yine Türk başvurusunda olgu ve belge olarak sunulabilir.
Bu noktada AB’nin medeni koruma tedbirleri sistemi ile Türk milletlerarası özel hukukunun yabancı ilamların tanınması ve tenfizi hükümleri birbirine karıştırılmamalıdır. 606/2013’ün Türkiye bakımından otomatik tanıma yaratmaması, “hiçbir yabancı mahkeme kararı Türkiye’de hukuki sonuç doğuramaz” demek değildir. Yabancı ilamın niteliğine göre ayrı tanıma-tenfiz değerlendirmesi mümkündür; şiddet riski nedeniyle 6284’e dayanılarak tedbir isteme ise ayrıca açık bir yoldur.
AB resmî metni: 606/2013 sayılı Tüzük m.1-5 ve güncel konsolide düzenleme sınırı açıkça ortaya koyar. Düzenlemenin AB içinde kullanılabilecek sertifikası ile Türk aile mahkemesinin kendi tedbir kararını ayırmak, gerçekte var olmayan bir uluslararası icra garantisinin ileri sürülmesini önler.
4. Türkiye’de GewSchG kararı neden kendi başına 6284 kararı değildir?
6284 sayılı Kanun, Türk makamlarının şiddeti önlemek ve kişileri korumak amacıyla vereceği tedbirlerin yetki ve usulünü düzenler. Almanya’daki GewSchG ise Alman mahkemesinin kendi hukuk düzeninde verdiği bir medeni koruma tedbiridir. Alman kararının üzerinde hâkim imzası, mahkeme kaşesi veya Avrupa sertifikası bulunması, onu 6284 m.5 gereğince Türk hâkimi tarafından verilmiş bir tedbir hâline getirmez. Böyle bir eşitleme, özellikle Türkiye’de kolluk uygulaması ve ihlal yaptırımı bakımından yanlış beklenti doğurur.
Türkiye’de koruma ihtiyacının oluştuğu yer, hareketin niteliği ve korunacak kişiler tespit edilir. Türkiye’de gerçekleşen tehdit, kişinin ziyaret edeceği adresin bilinmesi, fiili takip veya olası temas riski 6284 kapsamındaki başvurunun dayanağı olabilir. Alman dosyası bu olayların geçmişini anlatır. Türk merci ise önündeki risk, talep ve kanuni koşullar çerçevesinde kendi kararını verir. Dilekçede yabancı kararın içeriği ile Türkiye’de istenen tedbir açık biçimde birbirinden ayrılmalıdır.
Burada tanıma ve yeni tedbir ayrımı hayati önem taşır. Tanıma, yabancı mahkeme ilamının belirli hukuki etkilerinin Türk hukukunda kabulüne ilişkindir; yeni 6284 başvurusu ise Türk hukukunun öngördüğü risk önleme tedbirinin kurulmasına yöneliktir. Tehlike içeren bir olayda yalnız uzun bir yabancı ilam dosyası hazırlamayı beklemek, eldeki 6284 başvuru yolundan yararlanılmasını gereksiz yere geciktirebilir. Yabancı kararın tenfizi ayrıca gündeme geliyorsa bu teknik uyuşmazlık bağımsız değerlendirilmelidir.
Sitede Almanya boşanma kararının Türkiye’de tanınması ve tescili konusunda ayrı bir rehber bulunmaktadır. Boşanma kararının kişisel statü etkisi ile 6284 kapsamındaki acil şiddet tedbiri aynı başvuru türü değildir. Almanca okurlar için Almanya’da yaşarken Türkiye’de şiddete karşı korunma yazısı da Türk 6284 yolunu anlatır; bu yazı özellikle Alman mahkeme kararının Türkiye’ye otomatik geçişi sorununu ele alır.
5. 6284 m.1 uyarınca kimler koruma talep edebilir?
6284 m.1/1, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi altında bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını kanunun koruma alanı içinde sayar. Bu hüküm yalnız Türkiye’de boşanma davası açan evli kişilere özgü değildir. Türk mevzuatındaki koruma amaçlı tedbirlerden yararlanılması, öncelikle maddede belirtilen risk ve kişi kapsamına dayanır. Alman mahkemesi kararına sahip bir kişinin hiç Türk vatandaşı olmaması veya farklı aile statüsünde bulunması, 6284 kapsamını sadece bu nedenle ortadan kaldıran bir şart olarak yazılamaz.
Almanya’da eşinden ayrılan kişinin Türkiye’ye gelmesi, Türkiye’de yaşayan eski eşin veya başka bir kişinin tehditlerde bulunması ve çocukların koruma altında bulunması farklı risk başlıklarıdır. 6284 m.1’deki tanımlar, fiziksel şiddete ek olarak psikolojik, cinsel ve ekonomik zarar tehlikesini de kapsayacak biçimde düzenlenmiştir. Ancak her sıradan iletişim veya aile anlaşmazlığı şiddet fiili olarak etiketlenmez; somut tehdit veya şiddet tehlikesi başvuruda doğru ve açık anlatılır. Riskin azımsanmaması kadar olayların gerçeğe uygun sunulması da önemlidir.
Kanun yalnız şiddetin işlenmiş olmasını değil şiddet uygulanma tehlikesini de göz önüne alır. Dolayısıyla henüz Türkiye’de yeni bir fiziksel saldırı gerçekleşmedi diye başvurudan vazgeçilmez. Türkiye’de korunması gereken adres, kurum veya kişinin kim olduğu belirtilir. Almanya’daki mahkeme belgesi, mevcut riskin kronolojisini destekleyebilir; ama önlem gerektiren Türkiye bağlantısı ve istenen tedbir yine ayrı açıklanır. Başvurunun konusu bir ceza mahkûmiyeti elde etmek değil, koruma sağlamaktır; suç duyurusu gerektiren fiiller varsa o süreç ayrıca yürütülür.
6284 sayılı Kanun TBMM kayıtları ve güncel metin madde 1 kanuni koruma alanını göstermek için kullanılan kaynaklardır. TBMM kabul metni sonraki değişiklikleri içermediğinden uygulama güncel işlenmiş metne dayanmalıdır.
6. 6284 m.3-5 kapsamında hangi koruyucu ve önleyici tedbirler vardır?
6284 m.3, mülki amir tarafından verilebilen koruyucu tedbirleri düzenler: uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, danışmanlık ve hayati tehlike hâlinde geçici koruma gibi araçlar bunların içindedir. Madde 4 ise hâkim tarafından korunan kişi hakkında verilebilecek bazı koruyucu kararları düzenler; işyerinin değiştirilmesi, koşulları varsa aile konutu şerhi ve diğer hususlar belirli kanuni şartlara bağlıdır. İki madde, şiddet uyguladığı ileri sürülen kişinin yaklaşmasını yasaklayan m.5 tedbirinden işlev olarak ayrılır. Başvuruda istenen güvenlik ihtiyacına karşılık gelen karar açık seçik talep edilmelidir.
6284 m.5/1-b, şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan veya bulunduğu yerden uzaklaştırılması ve konutun korunan kişiye tahsis edilmesi; m.5/1-c, korunan kişiye ve kişinin bulunduğu konut, okul ve işyerine yaklaşmaması; m.5/1-f, iletişim araçlarıyla veya başka surette rahatsız etmemesi tedbirlerini düzenler. Bunun yanında m.5/1-a uyarınca şiddet tehdidi, hakaret ve küçültücü söz veya davranışlardan kaçınma kararı verilebilir. Tehdidin niteliğine göre aynı olayda birden çok tedbir talep edilebilir. Kararın kapsamı nihayetinde ilgili Türk makamınca oluşturulur.
6284 m.5/2 belirli tedbirlerin gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amirince alınmasına da izin verir. Kanuna göre m.5/1’in (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan tedbirlerde kolluk amiri evrakı karar tarihini izleyen ilk işgünü içinde hâkime sunar; hâkim yirmi dört saat içinde onaylamazsa tedbir kendiliğinden kalkar. Bu özel usul, “yurt dışından alınmış Alman kararı Türkiye’de doğrudan kolluk kararıdır” demek değildir. Tam tersine, acil riskte kullanılabilecek Türk hukukuna özgü bir yetki ortaya koyar.
Dava ve tedbir ayrımı bu noktada da sürer. 6284 m.5/3, tedbirle birlikte gerektiğinde çocuk koruma ve velayete ilişkin bazı kararların verilmesine imkân tanır; ancak Alman boşanma kararının tanınması, mal paylaşımı veya şiddet nedeniyle tazminat gibi talepler 6284 dilekçesinde kendiliğinden çözülmüş sayılmaz. İhtiyaç duyulan her hukuki sonuç için ayrı dayanak ve usul belirlenir. Bu makalenin merkezi sorusu Alman koruma kararının Türkiye’de derhal nasıl karşılık bulacağıdır.
7. Türkiye’de en hızlı başvuru yolu ve 6284 m.8 usulü
6284 m.8/1, tedbir kararının ilgili kişinin, Bakanlığın, kolluğun veya Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verileceğini; en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek hâkim, mülki amir veya kolluk biriminden talep edilebileceğini belirtir. Türkiye’ye yeni gelen kişinin ikametgâh belgesi çıkarmadan önce günlerce beklemek zorunda olduğu gibi genel bir şart yoktur. Esas olan yetkili birime riskin ve gerekli tedbirin bildirilmesidir. Hayati tehlikede öncelik güvenlik ve kolluk çağrısıdır; içerik hazırlığı daha sonra tamamlanabilir.
6284 m.8/2 ilk tedbir süresini en çok altı ay olarak düzenler; şiddetin veya tehlikenin sürmesinin anlaşılması hâlinde süre veya şekil değiştirilebilir, uzatılabilir ya da tedbirin devamına karar verilebilir. Kararın kendisi “süresiz ve her yerde geçerlidir” diye tanıtılmamalıdır. Tedbirin başlangıç ve bitiş tarihi, hükümde yer alan kişiler, yaklaşılmaması gereken adresler ve iletişim yasağının sınırı okunmalıdır. Almanya’daki kararın bitiş tarihi ile Türk kararının süresi ayrı takvimde takip edilir.
6284 m.8/3 uyarınca koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz. Aynı fıkra, önleyici tedbir kararının geciktirilmeksizin verilmesini emreder. Bu iki cümle birleştirilip “her önleyici yasak hiçbir olgu değerlendirmesi yapılmadan zorunlu olarak verilir” sonucu çıkarılamaz. Başvuruda gerçek tehlike ve talep olabildiğince açık anlatılır; buna karşın başvurucu, koruyucu tedbir alabilmek için önce Alman belgesinin apostilini ve çevirisini tamamlamak zorunda olduğunu düşünmemelidir. Kanunun hızlandırıcı kuralı güvenliğe hizmet eder.
6284 m.7, şiddet veya tehlike hâlini herkesin resmi mercilere ihbar edebileceğini ve ihbarı alan kamu görevlilerinin görevlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlü olduğunu düzenler. Korunması gereken kişi Almanya’dan henüz gelmemişse tehlikenin hangi tarihte ve hangi Türkiye adresinde doğabileceği açıklanır; Türkiye’deki yakınlarının başvurabileceği ihbar yolu ile doğrudan koruma talebi karıştırılmaz. Elde bulunan Alman kararı sürecin kronolojisine eklenir; yabancı kararın varlığı başvuru hakkının tek kaynağı olarak sunulmaz.
8. Alman dosyasının Türk makamlarına sunulması ve ispat
Alman aile mahkemesinin kararının tam hüküm kısmı, dosya numarası, taraf ve korunan kişi bilgileri, tebliğ durumu, süre ve sonradan verilmiş değişiklik kararları mümkün olduğunca bir araya getirilir. Kararın Almanya’daki uygulanabilirliği ile Türkiye’de hangi hukuki amaçla kullanılacağı ayrılır. Bir Alman polis şikâyeti, hastane kaydı, kısa mesaj veya elektronik iletişim kaydı her biri aynı belge türü değildir. Türkiye’de başvuru yapılırken delilin neyi gösterdiği açık yazılmalıdır. “Alman mahkemesi haklı buldu” gibi genel anlatım, kararın içeriğini ve olay tarihini belirtmenin yerini tutmaz.
HMK m.199, uyuşmazlık konusu olayları ispata elverişli yazılı veya basılı metinleri, elektronik ortamdaki verileri ve diğer bilgi taşıyıcılarını belge kapsamında tanımlar. HMK m.223 yabancı dilde düzenlenmiş belgenin Türkçe tercümesinin sunulması hususunu düzenler; m.224 yabancı resmî belgelerin tasdikiyle ilgilidir. Alman GewSchG kararının Türkçe tercümesi başvuruya katkı sağlayabilir, fakat 6284 m.8/3’teki koruyucu tedbir için delil aranmayacağı ilkesinin yerine kendiliğinden geçmez. Koruma talebi ve ispat araçları birbirinden ayrı tutulmalıdır.
Belgedeki resmî imza ve makam sıfatının tasdiki için gerekiyorsa apostil veya uygulanabilir diğer tasdik yöntemleri incelenir. Apostil, bir yabancı mahkeme kararının Türk mahkemesi kararı olarak icra edilebileceğini kanıtlamaz; imza, sıfat ve mühür bakımından belgenin resmî menşeini doğrulamaya yönelik işlemdir. İncelenen karar, özellikle Türkiye’de 6284 tedbiri talebinin delili olarak sunuluyorsa “mutlaka önce tenfiz” gibi kategorik bir kural konulmaz. Yabancı kararın ayrıca cebren icrası isteniyorsa tenfiz konusu başka bir değerlendirmedir.
Dosyada birden fazla kişi korunuyorsa hangi belgede hangi kişinin adı yazdığı ayrıca kontrol edilir. Örneğin eşin lehine verilmiş bir Alman kararının çocukların okul çevresine yaklaşmama yasağını her durumda içerdiği varsayılmaz. Türk başvurusunda çocukların kimlik ve güvenlik ihtiyaçları da açıklanır. Tercüme dosyası, kişisel veri ve adres gizliliğini ihlal etmeyecek şekilde yönetilmeli; özellikle korunan kişinin açık adresi herkese dağıtılan sosyal medya paylaşımlarına konulmamalıdır.
9. MÖHUK m.50, m.54 ve m.58 ile yabancı ilamı değerlendirme
5718 sayılı MÖHUK m.50, yabancı mahkemelerin hukuk davalarında verip kendi hukukuna göre kesinleşmiş ilamlarının Türkiye’de icra edilebilmesini kural olarak Türk mahkemesinin tenfiz kararına bağlar. MÖHUK m.54 tenfizin şartlarını düzenler; yetkili mahkemenin ve savunma hakkının incelenmesi, kamu düzenine açık aykırılık gibi meseleler burada önem taşır. MÖHUK m.58 ise yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilebilmesi için tanıma sistemini düzenler. Bu üç madde, bir Alman medeni koruma kararı hakkında ayrı bir Türkiye’de icra talebi ileri sürüldüğünde otomatik uygulanmış gibi değil, kararın hukuki niteliğine göre değerlendirilir.
Geçici tedbir ile esas uyuşmazlık hakkında verilmiş kesinleşmiş yabancı ilam aynı değildir. GewSchG kararının süreli olması tek başına “kesinleşmemiş ilam” anlamına gelmez; fakat yabancı ülkede uygulanabilir olmak da MÖHUK m.50’nin kesinleşme şartını otomatik karşıladığı anlamına gelmez. Önce kararın Alman usul hukuku bakımından niteliği ve kesinleşme durumu incelenmelidir. Bu nedenle “Almanya’nın her geçici koruma kararını tenfiz ederiz” ya da “hiçbir koşulda tanınamaz” biçimindeki kesin ifadeler hukuken isabetli değildir. Buna karşılık 6284 başvurusunun kendi risk koşullarıyla incelenebileceği nettir.
MÖHUK sisteminin amacı ile 6284’ün amacı farklıdır. Yabancı ilamın Türkiye’de icraya elverişli sayılıp sayılmayacağı üzerine mahkemede yürütülen teknik inceleme, Türkiye’de derhal ortaya çıkan güvenlik ihtiyacını karşılamakla aynı süreç değildir. Yeni bir Türk koruma kararı gerekiyorsa 6284 m.8 usulü baştan işletilir. Yabancı kararı Türk makamına sunmanın amacı yalnız tenfiz istemek değil; geçmiş tehlikeyi, mahkemenin tespit ettiği olayları ve süreleri göstermek olabilir. Buna göre başvurunun talepleri de ayrıştırılır.
Adalet Bakanlığı’nın MÖHUK m.50 ve m.58’e ilişkin yayımladığı yargı kararı, tenfiz ile tanıma arasındaki farkı ve kesinleşmiş yabancı ilam şartını açıkça ele alır. Bu bağlantı, bilinmeyen bir dosyaya ilişkin uydurma Yargıtay kararı yerine resmî erişilebilir bir kaynağa yönlendirir. Somut başvurunun dayandığı karar incelenmeden Türk makamlarının sonuç vereceği yönünde taahhüt kurulamaz.
10. Türkiye’de alınan tedbirin ihlali, 6284 m.13 ve cezai ayrım
6284 m.13/1, bu kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayanın tedbirin gereklerine aykırı davranması durumunda, ihlal edilen tedbirin niteliği ve ihlalin ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsi öngörür. M.13/2 tekrarlanan ihlallerde on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsini ve toplam altı ay üst sınırını düzenler. Bunlar 6284’e göre verilmiş kararın gereklerine aykırılığa ilişkin Türk yaptırımlarıdır. Almanya’dan getirilen ama Türkiye’de henüz ilgili Türk makamınca verilmemiş bir yabancı hükmü doğrudan “6284 m.13 cezası doğurur” diye tanıtmak yanlıştır.
Alman GewSchG §4 ise Almanya’da belirli, icra edilebilir §1 kararlarına veya kanunda sayılan uzlaşma hükümlerine aykırılığın Alman hukuku bakımından suç sayılmasını düzenler. Alman kanunundaki yaptırım, Türkiye’de bir kolluk görevlisinin doğrudan Alman ceza hükmüne dayanarak karar vermesi demek değildir. Almanya’da bir koruma kararının ihlali konusunda başvurulacak Alman makamları ile Türkiye’de alınmış Türk 6284 kararının ihlalini bildireceğiniz Türk makamları farklıdır. İki ülke için tek bir evrensel yaptırım rejimi yoktur.
6284 m.9, Türk tedbir kararına tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itirazı düzenler; itiraz mercii bir hafta içinde karar verir. Tedbirin gereklerine aykırılığın değerlendirilmesinde ilgili kararın nasıl ve ne zaman bildirildiği de incelenir. İlgili kişinin henüz 6284 kararının hangi yükümlülükleri içerdiğini bilmediği bir dönemdeki olayların hepsi otomatik biçimde aynı yaptırıma tabi tutulmaz. Somut ihlal, kararın içeriği, bildirim ve olayın delilleri üzerinden değerlendirilir.
İhlal aynı zamanda tehdit, yaralama veya ısrarlı takip gibi ayrı bir suç oluşturuyorsa Türk ceza hukuku hükümleri bağımsız gündeme gelir. 6284 m.6, suçlara ilişkin diğer kanun hükümlerinin saklı olduğunu açıkça düzenler. Bu nedenle önleyici tedbir başvurusu yapmak ceza soruşturması, şikâyet veya delillerin korunmasına ilişkin ihtiyaçları ortadan kaldırmaz. Önemli olan tüm olayları doğru tarihle, gerçeğe sadık ve birbirine karıştırılmamış olarak yetkili mercilere sunmaktır.
Alman GewSchG §4 ile Türk 6284 m.13 farklı yaptırım sistemlerini gösterir. Türk kararının ihlali hakkında başvurulurken yalnız Alman kararının veya ekran görüntüsünün değil, Türk tedbir kararının da tam metni sunulmalıdır.
11. Çocuk, velayet, gizli adres ve üçüncü kişiler için koruma
Şiddet tehlikesinin çocukları etkilemesi hâlinde 6284 m.5/1-c korunan kişinin bulunduğu okula yaklaşmama; m.5/1-ç, çocuklarla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yürütülmesi, sınırlanması veya kaldırılmasına ilişkin belirli tedbir seçeneklerini düzenler. Yine m.5/3, gerekli çocuk koruma ve velayet konularında karar verilmesine yönelik hüküm içerir. Bu düzenlemeler, Almanya’daki velayet veya görüşme kararının bütün sonuçlarını Türkiye’de otomatik ortadan kaldırmaz. Çocuğun güvenliği, mevcut bağlayıcı kararlar ve iki ülkenin yetki kuralları ayrı dosya başlıklarıdır.
Alman GewSchG kararında yalnız anne korunmuşsa çocuklar için ayrıca Türk önlem ihtiyacı açıklanmalıdır. Almanya’daki velayet kararında çocuğun eğitim veya ikamet düzeni belirlenmiş olması, Türkiye’deki acil şiddet tehlikesini küçümseme nedeni değildir. Bununla birlikte 6284 kararını uluslararası çocuk yer değiştirme veya velayet uyuşmazlığında sınırsız ve otomatik esas karar yerine koymak da doğru olmaz. Her tedbirin amacı, süresi ve muhatapları ayrıştırılır. Korunan kişinin güvenliğini sağlarken çocuğun yararına ilişkin bağımsız kanuni sınırlar gözetilir.
6284 m.8/6, gerekli görülen hâllerde korunan kişinin ve aile bireylerinin kimlik, adres ve başka tanımlayıcı bilgilerinin resmî kayıtlarda gizli tutulmasına, tebligat için ayrı adres belirlenmesine imkân tanır. Almanya’dan Türkiye’ye gelen kişinin nerede barındığı veya hangi okulda çocuğunun bulunduğu, koruma tedbirini etkisiz kılacak biçimde herkese duyurulmamalıdır. Adres gizliliği talebi, somut güvenlik riski ve koruma ihtiyacıyla birlikte açıkça dilekçeye eklenir. Belgeler avukat ve ilgili kamu makamları arasında ihtiyaç kadar paylaşılır.
6284 m.5/1-d, gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin yakınlarına, tanıklarına ve bazı çocuklarına yaklaşmama tedbirine imkân verir. Fakat her yakın otomatik olarak korunan kişi statüsüne girmez; tehlikeyle bağlantı belirtilir. Almanya’da yaşayan akrabaların Türkiye’de yakınlık ve tanıklık ilişkileri, Türkiye’deki tehdit bakımından ayrı anlatılır. Koruma gerektiren kişilerin listesi ve talepler açıklığa kavuşturulur; kararda adı geçmeyen herkes için kendiliğinden aynı yasakların doğduğu varsayılmaz.
12. Almanya’dan Türkiye’ye gelmeden önce dosya ve takip planı
İlk hazırlık, Alman mahkeme kararını ve mevcut risk olaylarını tarihe göre ayrı toplamaktır. Mahkeme kararının tam ve güncel nüshası, tebliğ ve uzatma bilgileri, polis tutanakları ve iletişim kayıtları tek dosyada tutulur. Türkiye bağlantısı bulunan tehlikelerin başlangıcı, gerçekleşme yeri ve temas yolları ayrıca yazılır. Bu işlem yalnız belge çoğaltmak için değil, hangi Türk tedbirinin isteneceğini belirlemek içindir. Özellikle gizli adres veya çocuk güvenliği konularında kişisel bilgilerin gelişigüzel paylaşılmasından kaçınılır.
İkinci hazırlık, talep türlerinin ayrılmasıdır. Türkiye’de 6284 m.3 kapsamında barınma veya koruma önlemi mi, m.5 kapsamında belirli kişiden uzak durma ve iletişim yasağı mı, yoksa bir ceza soruşturması mı gerekiyor? Her talebin farklı yetkisi, delil ihtiyacı ve takip yöntemi vardır. Türk avukatına verilecek vekâletname gerekliyse işlem türünün ve yetkinin doğru kurulduğu denetlenir; şiddet veya acil tehlike başvurusunun yapılması sırf bir vekâletname bekleniyor diye geciktirilmez. Hazır olmayan apostil veya tercüme, kişinin kolluğa tehlikeyi bildirmesinin önüne geçmez.
Üçüncü hazırlık, Türk kararının uygulanmasının izlenmesidir. Türk makamından alınan kararın tamamı ve tebliği kontrol edilir; hangi yaklaşma alanı, hangi iletişim kanalları, hangi çocuklar ve hangi süre bakımından karar verildiği belirlenir. Yeni tehdit veya ihlal oluşursa olayın tarihi, iletişim kaydı ve varsa tanık bilgisi saklanır; 6284 m.13 yönünden somut ihlal başvurusu yapılır. Süre bitimine yaklaşırken tehlikenin sürüp sürmediği ve m.8/2 kapsamında devam talebi olup olmayacağı incelenir.
Türkiye’ye dönüş veya ziyaret planında avukatla iletişimin kurulması için Almanya’dan avukata vekâletname verme rehberi ve yurt dışından Türkiye’de dava açma ve vekâlet süreci tamamlayıcı olabilir. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerinden Türkiye genelindeki dosyaları koordine eder. Bu bilgilendirme, belirli bir kararın tanınacağını veya tedbirin kesin verileceğini taahhüt etmez; her işlem ilgili kanuni dayanağı ve gerçek dosya belgeleri üzerinden yürütülür.
Sık sorulan sorular
1. Almanya’da alınmış yaklaşmama kararı Türkiye’de otomatik geçerli midir?
Hayır, AB 606/2013 sayılı Tüzük nedeniyle otomatik geçerli olmaz. Tüzük m.2 ve m.4, AB üye devletleri arasındaki karşılıklı tanıma usulünü düzenler. Türkiye’de risk varsa 6284 sayılı Kanun’un ilgili hükümleriyle Türk makamından tedbir istenir. Alman kararı, olayların anlatımında ve ilgili belgelerin değerlendirilmesinde kullanılabilir.
2. AB koruma sertifikası Türkiye’deki polise doğrudan emir verir mi?
Hayır. 606/2013 m.4 ve m.5’teki mekanizma, düzenlemede belirtilen AB üye devletleri için tasarlanmıştır. Türkiye bu mekanizmanın muhatabı değildir. Türk kolluğunun 6284 kapsamındaki kendi yetkileri ve tedbir kararının uygulanmasına ilişkin Türk usulleri ayrı işler. Acil tehlike yine kolluğa bildirilebilir.
3. Alman koruma kararı için Türkiye’de mutlaka tenfiz davası mı açılır?
6284 kapsamında yeni koruma talebi için mutlaka önce tenfiz şartı bulunmaz. Yabancı ilamı Türkiye’de bağımsız icra ettirme talebi ayrıysa MÖHUK m.50 ve devamındaki koşullar, kararın niteliği ve kesinleşmesi değerlendirilir. Bu iki talebi aynı başvuru olarak görmek yanlıştır.
4. Alman mahkemesi kararı süresi dolmuşsa 6284 başvurusu yapılabilir mi?
Evet, Türkiye’deki güncel şiddet tehlikesi 6284 kapsamındaysa başvuru yapılabilir. Alman kararının süresi ile Türk tedbirinin koşulları aynı değildir. Eski karar geçmiş olguların belgesi olarak sunulabilir; yürürlükteki yabancı yasak gibi anlatılmamalıdır.
5. Türkiye’de 6284 başvurusunu hangi makama yapabilirim?
6284 m.8/1 en çabuk ve kolay ulaşılabilecek hâkim, mülki amir veya kolluk biriminden tedbir istenmesini öngörür. Başvurunun konusu hangi merciin karar yetkisini kullanacağı bakımından ayrıca önem taşır. Acil güvenlik tehlikesinde Türkiye’de 112 üzerinden kolluğa ulaşılması önceliklidir.
6. Alman kararı apostilsizse Türkiye’de koruma talebi reddedilir mi?
Apostil eksikliği tek başına 6284 kapsamında koruyucu tedbir talebini ortadan kaldıran şart değildir. 6284 m.8/3 uyarınca koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığını gösteren delil veya belge aranmaz. Yabancı belgenin resmî delil olarak kullanılması veya ayrı tenfiz talebi gündemdeyse tasdik ve tercüme koşulları ayrıca incelenir.
7. Koruyucu ve önleyici tedbir aynı mıdır?
Hayır. 6284 m.3 ve m.4 korunan kişi lehine çeşitli koruyucu tedbirler düzenler. Madde 5, şiddet uygulayanın yaklaşmaması ve iletişim kurmaması gibi önleyici tedbirleri içerir. Madde 8/3’ün belge aranmayacağına ilişkin özel cümlesi koruyucu tedbir kararına yöneliktir.
8. Türkiye’deki 6284 tedbirinin ilk süresi kaç aydır?
6284 m.8/2 ilk defasında en çok altı ay hükmünü getirir. Tehlikenin devam ettiğinin anlaşılması hâlinde tedbirin devamı, değiştirilmesi veya kaldırılması için kanunda ayrıca düzenleme vardır. Her olayda otomatik olarak altı aylık karar çıkacağı söylenemez; süre kararda belirtilir.
9. Alman kararı ihlal edilirse Türkiye’de üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanır mı?
6284 m.13’teki Türk zorlama hapsi, 6284’e göre verilen Türk tedbirinin ihlaline ilişkindir. Alman kararını sırf Türkiye’ye getirmek, tek başına Türk tedbiriyle aynı yaptırımı doğurmaz. Alman GewSchG §4’teki yaptırım ayrı bir Alman hukuk düzenlemesidir. Fiilin Türkiye’de ayrıca suç oluşturması hâlinde ceza hukuku değerlendirmesi yapılır.
10. Çocuğun Türkiye’deki okuluna yaklaşmama talep edilebilir mi?
6284 m.5/1-c, korunan kişilere ve bu kişilerin bulunduğu okul veya işyerine yaklaşmama tedbirini düzenler. Çocuğun korunma kapsamı, risk ve mevcut kararlar başvuruda gösterilir. Alman kararında okulun yazması Türk okulunda otomatik yasak yaratmaz; Türk makamından ilgili tedbir talep edilir.
11. Türkiye’deki adresim gizli tutulabilir mi?
6284 m.8/6, gerekli görülen hâllerde korunan kişinin ve aile bireylerinin adres ve tanımlayıcı bilgilerinin resmî kayıtlarda gizli tutulmasına izin verir. Bu talebin açıkça ileri sürülmesi ve tehlikenin doğru anlatılması yararlıdır. Gizlilik kararı verilmeden kişisel adresin üçüncü kişilerle paylaşımında ayrıca dikkatli olunmalıdır.
12. Almanya’dan gelmeden Türk avukatına dosyamı hazırlatabilir miyim?
Evet, belgeler ve işlemin konusu uzaktan incelenip hukuki başvuru hazırlanabilir. Ancak hukuki temsil için gereken vekâlet yetkisinin kapsamı kontrol edilir. Acil tehlike hâlinde kolluğa başvurmak bir avukatın belge hazırlamasını beklemek zorunda değildir. Alman kararının Türkçe tercümesi, tebliğ ve süre bilgileri ile Türkiye’de gerçekleşmesi beklenen somut tehlike ayrı kaydedilmelidir.
İlgili mevzuat ve resmî kaynaklar
- Almanya Gewaltschutzgesetz §1 – koruma tedbiri
- Almanya Gewaltschutzgesetz §4 – ihlal yaptırımı
- Avrupa Birliği 606/2013 Tüzüğü m.1-5
- 6284 sayılı Kanun – TBMM kanun sayfası
- 6284 sayılı Kanun – güncel madde metni
- MÖHUK m.50, m.58 – Adalet Bakanlığı resmi içtihat erişimi
Ofis Konumu
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu — İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin. İletişim ve yol tarifi.
İstanbul Ofisi – Polaris Plaza, Maslak / Sarıyer
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul
İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerimizden Türkiye genelindeki dosyalar, görev ve yetki kuralları ile gerekli yerel işlemler dikkate alınarak koordine edilir. Yüz yüze görüşme için randevu sırasında tercih ettiğiniz ofisi belirtiniz.
İstanbul ofisini Google Haritalar’da açın · İletişim ve randevu
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
