B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Avusturya Obsorgebeschluss Türkiye’de Geçerli mi? 1996 Lahey m.23, 24 ve 26 | 2026

Kısa ve net cevap: Avusturya’da verilen Obsorgebeschluss niteliğindeki çocuk koruma tedbiri, koşulları varsa 1996 Lahey Sözleşmesi m.23/1 uyarınca Türkiye’de kanun gereğince tanınır. İlgili kişi m.24 uyarınca tanıma veya tanımama kararı isteyebilir. Kararın zorla uygulanması gerekiyorsa m.26 uyarınca icra edilebilirlik veya kayıt usulü değerlendirilir. m.27 esasın yeniden incelenmesini yasaklar; m.43 sözleşme belgelerini tasdik ve benzeri formalitelerden muaf tutar. Avusturya için yürürlük tarihi 1 Nisan 2011, Türkiye için 1 Şubat 2017’dir.

Avusturya’da yaşayan Türk ebeveynlerin Türkiye’deki velayet, çocuk temsil yetkisi ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin ayrıntılı rehber. Güncelleme: 29 Ekim 2026.

Kısa Özet
Hukuki konuDayanak
Çocuk yaş sınırı1996 Lahey m.2
Mutat mesken ve yetkim.5
Hukuka aykırı götürme ve yetkim.7
Kanunen tanımam.23
Tanıma kararı talebim.24
İcra edilebilirlikm.26
Esasın yeniden incelenmesi yasağım.27
Yetki belgesi ve tasdik istisnasım.40, 43
Avusturya Obsorgebeschluss velayet ve çocuk koruma tedbiri kararının Türkiye’de 1996 Lahey Sözleşmesi kapsamında tanınması
Avusturya’daki velayet tedbirinin Türkiye’de kanunen tanınması ile kararın icrası ayrı aşamalardır.

1. Avusturya Obsorgebeschluss kararının hukuki niteliği

Avusturya’da Obsorge terimi, çocuğa ilişkin ebeveyn sorumluluğunu; Obsorgebeschluss ise yetkili makamca bu konuda verilen kararı ifade eder. Böyle bir karar tek ebeveyne sorumluluk verebilir, belirli yetkileri düzenleyebilir veya çocukla kişisel ilişkiye ilişkin tedbirlerle bağlantılı olabilir. Ancak her Almanca aile mahkemesi belgesinin aynı hükmü içerdiği düşünülmemelidir. Çocuğun kimin yanında yaşayacağına dair karar ile yalnızca seyahat belgesine onay verilmesi ve bir ebeveynin temsil yetkisinin sınırlandırılması farklı sonuçlar doğurabilir. Türkiye’de uygulanacak prosedürün belirlenmesi için belgenin tam hüküm fıkrası, veren makamın niteliği, karar tarihi, çocuğun yaşı ve mutat meskeni incelenmelidir. Özellikle çocuğun Avusturya’dan Türkiye’ye taşındığı veya geçici geldiği durumda bir kararın korunması, yeni koruma tedbirinin alınması ve çocuğun iadesi birbirinden ayrılır. Sadece kararın başlığının Türkçeye çevrilmesi, velayet yetkisinin kapsamının Türk makamınca doğru anlaşılmasını her zaman sağlamaz.

2. 1996 Lahey Sözleşmesi Avusturya ve Türkiye’de yürürlükte midir?

19 Ekim 1996 tarihli Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunmasına İlişkin Lahey Sözleşmesi Avusturya’da 1 Nisan 2011, Türkiye’de 1 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansının güncel statü tablosu bu iki tarihi göstermektedir. Türkiye sözleşmenin onaylanmasını uygun bulan 6707 sayılı Kanunu 2016 yılında kabul etmiştir. Sözleşme çocuğun kişiliği ve malvarlığının korunmasına ilişkin yetki, uygulanacak hukuk, koruma önlemlerinin tanınması, icrası ve iki ülke makamlarının iş birliğini düzenler. Bu nedenle sözleşme kapsamındaki Avusturya velayet tedbiri incelenirken yalnız MÖHUK’un yabancı mahkeme kararlarının genel tenfiz kurallarına dayanmak yeterli değildir. MÖHUK m.1/2, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutar. Önce sözleşmenin maddi ve zaman bakımından kapsama girip girmediği, sonra gerektiğinde Türk hukukunun tamamlayıcı hükümleri incelenmelidir. AB içinde kullanılan Brüksel IIb Tüzüğü, Türkiye’ye doğrudan uygulanacak rejim değildir.

3. Sözleşme m.2: hangi yaştaki çocuklar kapsamda?

1996 Lahey Sözleşmesi’nin 2. maddesi, doğumdan itibaren 18 yaşına kadar çocuklara uygulanacağını düzenler. Bu yaş sınırı, Avusturya’daki bütün aile hukuku belgelerinin aynı uluslararası sözleşme kapsamında değerlendirilmesini engeller. Ergin kişi hakkında alınmış vesayet veya başka koruma tedbirlerinin hukukî kaynağı farklı olabilir. Aynı şekilde çocuk için nafaka miktarının belirlenmesi, 1996 Sözleşmesi’ndeki çocuk koruma tedbiriyle otomatik eşit değildir; nafaka alacakları bakımından 2007 Lahey Nafaka Sözleşmesi gibi özel düzenlemeler önem taşıyabilir. Bir dosyada hem ebeveyn sorumluluğu hem nafaka hükmü bulunuyorsa karardaki her hüküm ilgili hukuki rejim bakımından ayrılmalıdır. Çocuğun 18 yaşını karar sonrası doldurması da somut işlemin zaman ve kapsam incelemesini gerektirir. Esas soru, Türk makamından talep edilen tedbirin 1996 Sözleşmesi’nin 3. maddesinde örneklenen koruma önlemlerinden olup olmadığıdır. Karar türü belirlendiğinde tanıma ve icra adımları daha doğru planlanabilir.

4. Sözleşme m.5: yetki çocuğun mutat meskenine bağlanır

1996 Lahey Sözleşmesi’nin 5. maddesi, çocukların kişi veya mallarının korunmasına ilişkin tedbirleri almakta kural olarak çocuğun mutat meskeninin bulunduğu taraf devlet makamlarını yetkili kılar. Mutat mesken, yalnız pasaport vatandaşlığı veya kısa süreli tatil adresi anlamına gelmez. Çocuğun gerçekten hangi ülkede istikrarlı yaşam sürdüğü, eğitim ve aile hayatının merkezi ile olgusal yerleşim durumu önemlidir. Avusturya’da doğup uzun süre yaşayan fakat Türk vatandaşlığı da olan çocuk için yalnız Türk pasaportunu göstermek, bütün velayet yetkisini otomatik olarak Türk mahkemelerine geçirip geçirmediğine cevap vermez. Tersine çocuk Türkiye’ye gerçekten taşınmışsa, mutat mesken değişikliğinin yetki üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilir. Çocuğun Türkiye’ye geçici olarak geldiği ve hukuka aykırı şekilde geri götürülmediği durumlarda Sözleşme m.7’ye özgü özel kurallar gündeme gelir. Bu nedenle ilk dosya kontrolünde yurt dışına giriş çıkış tarihleri, okul kayıtları ve fiili bakım düzeni araştırılır.

5. Sözleşme m.7: çocuğun hukuka aykırı götürülmesinde yetki

1996 Sözleşmesi’nin 7. maddesi, çocuğun hukuka aykırı götürülmesi veya alıkonulması durumunda koruma tedbirleri bakımından yetkinin hangi koşullarla önceki mutat mesken devletinde kalacağını düzenler. Bir ebeveynin çocuğu Avusturya’dan Türkiye’ye getirmesi her durumda otomatik uluslararası çocuk kaçırma sayılmaz; mevcut velayet düzeni, diğer ebeveynin hakkı, izin, dönüş tarihi ve çocuğun yeni yaşamına ilişkin unsurlar incelenir. Bununla birlikte hukuka aykırı alıkoyma olgusu mevcutsa yalnız çocuğun Türkiye’de bulunmasına dayanarak Türk makamlarının önceki Avusturya kararını geçersiz saydığı ileri sürülemez. 1980 Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi iade sürecini, 1996 Lahey Sözleşmesi ise koruma önlemleri ve yetki düzenini farklı açılardan ele alır. Bu iki sözleşmenin amaçları ve talepleri birbirine karıştırılmamalıdır. Uluslararası başvuruda hangi tedbirin istendiği yazılı olarak ayrılmalı ve çocuğun güvenliği öncelikli değerlendirilmelidir.

6. Sözleşme m.23/1: kanunen tanıma ne demektir?

1996 Lahey Sözleşmesi’nin 23. maddesinin birinci fıkrası, taraf devlet makamlarınca alınan çocuk koruma önlemlerinin diğer taraf devletlerde kanun gereğince tanınacağını düzenler. Bu hüküm, her Avusturya Obsorge kararı için önce bağımsız ve kapsamlı bir yeniden velayet davası açılması zorunlu olduğu düşüncesini düzeltir. Ancak kanunen tanıma kavramı, Türk makamı önünde kararın kimliğinin, kapsamının ve hâlen uygulanabilirliğinin hiçbir zaman araştırılmayacağı anlamına gelmez. Ayrıca tanıma ile bir kararın zorla icra edilmesi ayrı süreçlerdir. Özellikle çocuğun teslimi veya belirli koruma tedbirinin uygulanması isteniyorsa 26. maddede öngörülen icra edilebilirlik aşaması gündeme gelebilir. Belgenin yalnız yabancı dildeki karar çıktısı şeklinde herhangi bir kuruma bırakılması, tarafların hukuki haklarını ve çocuğun korunmasını ilgilendiren bütün adımların tamamlandığı sonucunu doğurmaz. İlgili makamın talep ettiği uygun belgeler ve usul incelemesi yapılmalıdır.

7. Sözleşme m.23/2: tanıma hangi sebeplerle reddedilebilir?

23. maddenin ikinci fıkrası, tanımanın reddedilebileceği sınırlı nedenleri düzenler. Önlemi alan makamın sözleşmedeki yetki temellerine dayanmaması, acil olmayan bir yargılama veya idari süreçte çocuğa temel usul ilkelerine aykırı biçimde dinlenilme fırsatı verilmemesi, ebeveyn sorumluluğu hakkının ihlal edildiğini öne süren ilgili kişiye gerekli durumda dinlenme fırsatı tanınmaması bu nedenler arasındadır. Çocuğun üstün yararı gözetilerek açık kamu düzeni aykırılığı, belirli bağdaşmayan önlemler ve 33. madde prosedürüne uyulmaması da hükümde yer alır. Her itiraz bu listeye doğrudan girmez. Özellikle ebeveynin kararın sonucunu beğenmemesi, Türk mahkemesinin Avusturya’daki tüm velayet delillerini yeniden baştan tartışacağı anlamına gelmez. Çocuğun dinlenilip dinlenmediği değerlendirilirken acil hâller istisnası da unutulmamalıdır. Kararın verildiği dosyanın usul evrakları ve kararın kapsamı, ret sebebiyle somut biçimde ilişkilendirilmelidir.

8. Sözleşme m.24: tanınma veya tanınmama kararı talep edilebilir mi?

Sözleşmenin 24. maddesi, 23. maddedeki kanunen tanıma kuralını saklı tutarak ilgili kişinin taraf devletin yetkili makamından yabancı koruma tedbirinin tanınmasına veya tanınmamasına ilişkin karar talep edebilmesini düzenler. Bu usul, talepte bulunulan devletin hukukuna göre yürütülür. Örneğin Avusturya Obsorge kararının Türk makamı önünde tartışmalı olduğu veya bir resmî işlemde hukuki sonucun yazılı belirlenmesi gerektiği durumda 24. maddeye dayalı karar talebi değerlendirilebilir. Ancak böyle bir talep her yabancı velayet belgesinde mutlaka zorunlu başlangıç prosedürü olarak anlatılmamalıdır. Bir makamın tanımaya ilişkin doğrulama ihtiyacı ile çocuğu teslim gibi fiilî icra ihtiyacı ayrı amaçlara yönelir. Avusturya kararının 23. madde kapsamındaki olası ret sebepleri başvuru sırasında denetlenir. Türk usul hukuku, görev ve yetki ile tebligat konuları da ihmal edilmemelidir. Talep dilekçesinde istenen sonucun yalnız tanıma mı yoksa icra edilebilirlik mi olduğu açıkça gösterilmelidir.

9. Sözleşme m.26: Türkiye’de icra edilebilirlik ve kayıt

1996 Lahey Sözleşmesi’nin 26. maddesi, bir taraf devlette alınmış ve orada icra edilebilir olan koruma tedbirlerinin başka taraf devlette uygulanması gerekiyorsa ilgili kişinin talebiyle icra edilebilirliğin ilanı veya icra amacıyla kayıt usulünü düzenler. İkinci fıkra bu prosedürün basit ve hızlı olmasını, üçüncü fıkra ise ret nedenlerinin 23/2’de sayılanlarla sınırlı bulunmasını öngörür. Bu hükümler, Avusturya kararının Türkiye’de ilk defa tüm velayet uyuşmazlığını baştan çözen bir davaya dönüşmesi gerektiği anlamına gelmez. Ancak “kanunen tanınıyor” denilerek icra dairesine veya çocuğun bulunduğu kuruma doğrudan teslim talimatı verme hakkı da yaratmaz. Türk hukuku kapsamında yetkili makam ve uygun usul belirlenmelidir. İcra edilebilirlik başvurusunun konusu, Avusturya kararının hangi yükümlülüğü ve hangi kişi veya makam için getirdiği ile sınırlandırılmalıdır. Çocuğun üstün yararı, sonraki uygulama aşamasında da temel değerlendirme ölçütüdür.

10. Sözleşme m.27 ve 28: esasın yeniden incelenmesi yok

Sözleşmenin 27. maddesi, 23–26. maddelerin uygulanması için gereken denetim dışında koruma önleminin esasının yeniden incelenmeyeceğini düzenler. Avusturya mahkemesinde çocuğun bakım koşulları, ebeveynlerin yaşam şartları ve dinlenme hakkı tartışılmışsa Türk makamı tanıma prosedürünü sınırları belirsiz yeni velayet yargılamasına dönüştüremez. 28. madde, başka taraf devlette icra edilebilirliği kabul edilen veya kaydedilen tedbirin talepte bulunulan devlette o devlet makamınca alınmış gibi icra edileceğini söyler. Ancak icra, talepte bulunulan devletin hukukuna uygun ve çocuğun üstün yararı dikkate alınarak yürütülür. Esas incelemesinin yasak olması, çocuğun güvenliğini ilgilendiren her yeni olgunun tamamen göz ardı edilmesi anlamına gelmez; yeni ve bağımsız koruma tedbiri ihtiyacı varsa sözleşmenin yetki hükümleri ayrı değerlendirilir. Mevcut Avusturya kararının icrası ile sonraki olaylar nedeniyle yeni Türk koruma önlemi alınması aynı dava konusu değildir.

11. 1996 Sözleşmesi m.43: apostil gerekli mi?

1996 Lahey Sözleşmesi’nin 43. maddesi açık biçimde, bu sözleşme uyarınca gönderilen veya sunulan belgelerin tasdik ve benzeri resmî formalitelerden muaf olduğunu düzenler. Bu nedenle sözleşme kapsamında yürütülen koruma tedbiri işlemlerinin tümünde ayrıca apostil zorunlu olduğu yönünde genel bir açıklama doğru değildir. Bununla birlikte istisna, kararın gerçekliğinin ve güncelliğinin araştırılmayacağı anlamına gelmez; uygun resmî örnek, tercüme ve yetkili makam incelemesi ayrı konulardır. Aynı Avusturya aile mahkemesi dosyasında boşanmanın nüfusa tescili, nafaka tahsili veya tapu işlemi gibi başka talepler de yer alıyorsa, o işlemlerde farklı belge rejimleri uygulanabilir. Çocuğa ilişkin 1996 Sözleşmesi tedbir belgesi ile genel bir yabancı mahkeme kararı suretini aynı işlem sanmak masraf veya belge eksikliğine neden olabilir. Öncelikle belgenin hangi hukukî prosedür kapsamında sunulacağı belirlenmelidir.

12. Avusturya’dan Türkiye’ye gelecek velayet belgeleri

Başvuruda ilk olarak Avusturya kararının tam metni, kararı veren makam, dosya numarası, karar tarihi, tarafların ve çocuğun kimlik bilgileri ve varsa kararın sonradan değiştirilip değiştirilmediği toplanmalıdır. Bir koruma tedbirinin icrası isteniyorsa Avusturya hukukuna göre icra edilebilirliğine ilişkin resmî bilgi de önem taşıyabilir. Kararın hüküm fıkrasındaki velayet, temsil, ikamet belirleme ve kişisel ilişki yetkileri ayrı ayrı tercüme edilmelidir. Sadece kapağın veya kısa özetin tercümesi, Türk makamı önünde istenen tedbirin kapsamını açıklamak için yeterli olmayabilir. 1996 Sözleşmesi m.40 kapsamında yetkili makamın verdiği ebeveyn sorumluluğu sıfat ve yetki belgesi bulunuyorsa bunun işlevi de değerlendirilir. Çocuğun doğum ve vatandaşlık kayıtları, fiilî mutat meskeni ve varsa Türkiye’de alınmış başka tedbir kararları da uyuşmazlıkta önemlidir. Kişisel verilere ilişkin gizlilik yükümlülükleri nedeniyle dosyalar yalnız gerekli makam ve temsilcilerle paylaşılmalıdır.

13. Sözleşme m.40: ebeveyn sorumluluğu yetki belgesi

1996 Lahey Sözleşmesi’nin 40. maddesi, çocuğun mutat meskeni devletindeki veya koruma tedbiri alan devletin yetkili makamının, ebeveyn sorumluluğuna sahip kişiye yetkilerinin kapsamını gösteren bir belge verebilmesini düzenler. Belge, ilgili kişinin hangi sıfatla hareket edebileceğini ve kendisine hangi yetkilerin tanındığını göstermeye yarar. Hükmün ikinci fıkrası, aksi kanıtlanmadıkça belgede belirtilen sıfat ve yetkilerin o kişiye ait olduğunun varsayılacağını söyler. Ancak bu belge, Türkiye’deki bütün resmî işlemleri ve çocuğun pasaport gibi ayrı kurallara tâbi işlemlerini tek başına tamamlamaz. Ayrıca m.40 belgesi ile koruma tedbirinin kendisini içeren Obsorgebeschluss kararı aynı kayıt değildir. Çocuğun Türkiye’de tapu payı, okul kaydı veya belirli bir sağlık işlemi bulunuyorsa yasal temsilin kapsamı ilgili Türk kurallarıyla da incelenmelidir. İstenen işleme ilişkin özel izin gerekiyorsa belgenin varlığı o izni kendiliğinden oluşturmaz.

14. Avusturya’da Brüksel IIb ve Türkiye arasındaki hukuk farkı

Avusturya resmî portalı, Avrupa Birliği üyeleri arasındaki ebeveyn sorumluluğu uyuşmazlıklarında 2019/1111 sayılı Brüksel IIb Tüzüğünün ve ayrıca 1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi’nin önemini açıklar. Fakat Türkiye AB üyesi olmadığı için Avusturya ile Türkiye arasındaki velayet tedbirine AB içi tanıma belgeleri doğrudan uygulanacak tek rejim olarak sunulamaz. Avusturya kararı AB üyesi başka bir devlete götürülürse farklı kurallar gündeme gelebilir; Türkiye’ye sunulduğunda ise taraf olunan uluslararası sözleşme ve Türk usul hukuku çerçevesi belirleyicidir. Bu ayrım Avusturya mahkemesinden istenecek belgelerin seçimini de etkiler. AB içi dolaşım için düzenlenmiş bir sertifikanın Türkiye’de 1996 Lahey m.40 belgesine veya m.26 icra prosedürüne otomatik eşdeğer olduğu söylenemez. Somut makamın talebi, kararın konusu ve uluslararası belgenin hukuki niteliği ayrıntılı şekilde kontrol edilmelidir.

15. Çocuğun Türkiye’ye taşınması ve yeni koruma tedbiri

Bir çocuğun Avusturya’dan Türkiye’ye kalıcı biçimde taşınması halinde mutat meskenin gerçekten değişip değişmediği ve mevcut Avusturya tedbirinin sürüp sürmediği incelenmelidir. 1996 Sözleşmesi’nin 5 ve 14. maddeleri tedbirleri alan makam ile tedbirlerin sonraki etkisinin değerlendirilmesi bakımından önem taşır. Çocuğun velayetiyle ilgili mevcut hüküm kendiliğinden hiçbir zaman geçersiz sayılmasa da yetkili makamların yeni tedbir alması gerekebilir. Çocuğun güvenliğini tehdit eden yeni olaylar, önceki Avusturya kararının tanınması meselesinden bağımsız koruma ihtiyacına yol açabilir. Buna karşılık sırf bir ebeveynin Türkiye’ye gelip başka sonuç istemesi, önceki uluslararası koruma rejimindeki yetki kurallarını yok saymaya izin vermez. Özellikle izinsiz getirilme iddiası bulunan dosyada 1996 m.7’nin özel yetki hükmü ayrıca incelenmelidir. Yeni bir tedbirle mevcut tedbirin hangi aşamada ve ne ölçüde değiştiği her dosyada kronolojik olarak belgelenmelidir.

16. Kişisel ilişki, okul ve çocuk malvarlığı bakımından kararın kapsamı

1996 Lahey Sözleşmesi’nin 3. maddesi ebeveyn sorumluluğu ve çocukla kişisel ilişki gibi koruma tedbirlerinin yanı sıra çocuğun mallarına ilişkin belirli temsil ve yönetim önlemlerini de kapsar. Bu nedenle Avusturya Obsorge kararı bir ebeveynin çocuk adına Türkiye’de bankacılık veya miras işlemi yapma yetkisiyle bağlantılı olabilir. Ancak sırf velayet sahibi olmak çocuğun adına kayıtlı taşınmazı Türk hukukundaki bütün özel izinleri almadan serbestçe satma yetkisi verdiği anlamına gelmez. Çocuğun çıkarı ile temsilcinin çıkarı çatışıyorsa Türk hukukunda özel temsil veya kayyım gibi koruma kurumları gündeme gelebilir. Aynı şekilde Avusturya’daki kişisel ilişki düzeninin Türkiye’de zorla uygulanmasında çocuğun üstün yararı ve talep edilen icra tedbirinin niteliği önem taşır. Velayet belgesi, çocuğun pasaportunun yenilenmesi veya okul kaydının yapılmasına ilişkin ayrı kuralları otomatik olarak bertaraf etmez. Her işlem için Avusturya kararındaki açık yetkinin ve Türk mevzuatındaki sınırın birlikte okunması gerekir.

17. İlgili kişinin dinlenmesi, çocuk güvenliği ve kişisel veriler

1996 Sözleşmesi’nin 23/2-b ve 23/2-c hükümleri, acil hâller dışında çocuğa veya ebeveyn sorumluluğu hakkı etkilenen kişiye dinlenilme fırsatı verilmemesini belirli koşullarla tanımanın reddi sebebi sayar. Bu nedenle Avusturya kararının verildiği dosyadaki taraf katılımı, çocuk görüşü ve bildirim kayıtları önemlidir. Ancak çocuğun her yaşta aynı usulle dinleneceği veya dinleme yapılmayan her kararın otomatik reddedileceği gibi genel önermeler doğru değildir. Sözleşmenin 41 ve 42. maddeleri toplanan kişisel verilerin amaçla sınırlı kullanılması ve gizliliğiyle ilgilidir. Çocuğun adresi, okul bilgisi, sağlık veya korunma kayıtları yalnız gerekli ölçüde aktarılmalıdır. Çocuk için ciddi tehlike doğurabilecek bilgi paylaşımında 37. maddede ayrıca koruma öngörülür. Hakların korunması ile kişinin güvenliği birbirine karşıt değil, aynı uluslararası iş birliği sisteminin parçalarıdır. Belgelerin eksik veya yanlış kişiye sunulması hem güvenlik hem usul sorununa dönüşebilir.

18. Avusturya velayet kararının Türkiye’de uygulanması için yol haritası

Birinci adım kararın gerçekten Obsorge veya başka çocuk koruma tedbiri içerip içermediğinin belirlenmesi ve tam hüküm fıkrasının teminidir. İkinci adım çocuğun yaşı, mutat meskeni ve karar tarihine göre 1996 Lahey Sözleşmesi’nin zaman ve kişi bakımından uygulanabilirliğinin saptanmasıdır. Üçüncü adım Avusturya makamının m.5–10 kapsamında yetki temelinin ve tarafların dinlenme haklarının denetlenmesidir. Dördüncü adım istenen sonucun m.23 kapsamındaki kanunen tanıma, m.24 kapsamında tanımaya ilişkin karar veya m.26 kapsamında icra edilebilirlik olup olmadığının ayrılmasıdır. Beşinci adım belgelerin ve gerekiyorsa m.40 yetki belgesinin hazırlanması ve m.43 tasdik istisnasının kontrolüdür. Altıncı adım Türkiye’de yetkili makama doğru başvurunun ve tebligatın yapılmasıdır. Yedinci adım verilen hukuki sonucun Türk hukukuna ve çocuğun üstün yararına uygun yürütülmesidir. Bu sıra, Avusturya velayet kararının Türkiye’de herkes ve her işlem için sınırsız yetki belgesi olduğu anlamına gelmez.

Avusturya velayet kararı hakkında 12 sık soru

1. Avusturya Obsorgebeschluss Türkiye’de tanınır mı?

1996 Lahey Sözleşmesi m.23/1, taraf devlet makamlarının koruma tedbirlerinin diğer taraf devletlerde kanunen tanınacağını düzenler; m.23/2 ret nedenleri saklıdır.

2. 1996 Lahey Sözleşmesi Avusturya ve Türkiye için yürürlükte mi?

Avusturya bakımından 1 Nisan 2011, Türkiye bakımından 1 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

3. Velayet kararını tanımak için her zaman yeni dava açmak zorunlu mudur?

m.23/1 kanunen tanıma kuralını içerir; ilgili kişi m.24 kapsamında tanıma veya tanımama kararı talep edebilir.

4. Kararın Türkiye’de zorla icrası hangi maddeye dayanır?

1996 Lahey Sözleşmesi m.26, talep üzerine icra edilebilirlik ilanı veya icra amacıyla kayıt usulünü öngörür.

5. Türk mahkemesi Avusturya velayet kararını baştan inceleyebilir mi?

m.27, tanıma/tenfiz için gereken sınırlı denetim dışında koruma tedbirinin esasının yeniden incelenmesini yasaklar.

6. Çocuğun Türkiye’de olması yetkiyi otomatik Türk makamına geçirir mi?

Hayır. m.5’te mutat mesken, hukuka aykırı götürme veya alıkoymada m.7’de özel yetki kuralları vardır.

7. 1996 Sözleşmesi hangi çocuk yaşlarında uygulanır?

m.2 doğumdan 18 yaşına kadar olan çocuklar için uygulama alanını belirler.

8. 1996 Lahey belgesine apostil zorunlu mu?

m.43, sözleşme kapsamında gönderilen veya sunulan belgeleri tasdik ve benzeri formalitelerden muaf tutar.

9. Çocuk dinlenilmediyse karar kesin reddedilir mi?

m.23/2-b temel usul ilkelerinin ihlaline bağlı ret sebebi düzenler ve acil durumları ayrıca ele alır; koşullar somut olarak incelenir.

10. AB Brüksel IIb Tüzüğü Türkiye’de doğrudan uygulanır mı?

Hayır. Türkiye AB üyesi değildir; Avusturya–Türkiye çocuk koruma tedbirlerinde 1996 Lahey Sözleşmesi önemlidir.

11. Avusturya m.40 velayet yetki belgesi nedir?

1996 Sözleşmesi m.40 uyarınca ilgili yetkili makamın verdiği, kişinin ebeveyn sorumluluğu sıfatını ve yetkilerini gösteren belgedir.

12. Obsorge kararı Türkiye’de çocuk adına tapu satmaya yeter mi?

Kararın kapsamı ve 1996 Sözleşmesi yanında, Türk hukukundaki çocuğun malvarlığı, temsil, çıkar çatışması ve özel izin kuralları ayrıca incelenir.

Mevzuat ve resmî kurum kaynakları

Avusturya velayet ve Türkiye’de çocuk koruma işlemleri

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun İstanbul Maslak/Sarıyer ve Mersin Akdeniz’de fiziksel ofisleri bulunmaktadır. Türkiye genelindeki dosyalar İstanbul ve Mersin ofislerinden koordine edilir. Avusturya’daki Obsorge kararının tam metni ve çocuğun Türkiye’deki işlem ihtiyacı üzerinden hukuki değerlendirme için +90 552 224 43 66 ile iletişime geçilebilir. Bu rehber somut dosya sonucu veya çocuğun teslimi konusunda garanti içermez.

Yazar: Av. Halil Bakırcı — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin Barosu. Güncelleme: 29 Ekim 2026. HCCH 1996 Sözleşmesi m.2, 5, 7, 23–28, 40 ve 43 ile 6707 sayılı Kanun esas alınmıştır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular inceleme ve anonimleştirme sonrasında herkese açık yayımlanabilir ve arama motorlarında görünebilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp