Avustralya’dan Türkiye’ye Götürülen Çocuğun İadesi: 1980 Lahey Sözleşmesi, 5717 Sayılı Kanun ve Merkezî Makam
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
| Hukuki konu | Resmî dayanak | Dosyadaki sonuç |
|---|---|---|
| Haksız götürme / alıkoyma | Lahey m.3, 5 | Mutad mesken hukukuna göre velayet hakkı ve fiilen kullanımı incelenir. |
| Yaş sınırı | Lahey m.4; 5717 m.3 | 16 yaşını tamamlamayan çocuklar kapsam içindedir. |
| Merkezî makamlar | Lahey m.6–8; 5717 m.4–7 | Avustralya Attorney-General’s Department ve Türk Adalet Bakanlığı. |
| Bir yıllık süre | Lahey m.12 | Bir yıl mutlak hak düşürücü süre değildir; yeni çevreye yerleşme incelenir. |
| İade etmeme sebepleri | Lahey m.13, 20 | Rıza, kabullenme, ağır risk ve diğer sözleşme koşulları değerlendirilir. |
| Türkiye’de görevli mahkeme | 5717 m.6 | Aile mahkemesi; yetki çocuğun bulunduğu yere bağlanır. |

Avustralya–Türkiye çocuk iadesinin hukuki temeli
Avustralya’da mutad meskeni bulunan bir çocuğun anne veya babası tarafından Türkiye’ye götürülmesi, tek başına sınır geçildiği için hukuka aykırı sayılmaz. 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi’nin 3. maddesi, çocuğun götürülmesi veya alıkonulmasının hukuka aykırılığını belirli koşullara bağlar. Çocuğun götürülmeden hemen önce mutad meskeninin bulunduğu devlet hukukundan doğan velayet hakkının ihlali bulunmalı; ayrıca hak o sırada fiilen kullanılmakta veya bu götürme ya da alıkoyma olmasaydı kullanılacak durumda olmalıdır.
Avustralya ve Türkiye arasında 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi yürürlüktedir. Avustralya Başsavcılık Bakanlığına bağlı Attorney-General’s Department ülke listesinin Türkiye’yi kapsadığını açıkça belirtir. Türkiye’de sözleşmeyi uygulayan iç hukuk düzenlemesi 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun’dur. Bu Kanun’un 1. maddesi iade ve kişisel ilişki taleplerinin sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olduğunu düzenler.
Buradaki hukuki amaç, ebeveynlerden birini peşinen haklı ilan etmek veya Türk mahkemesinde velayeti kalıcı biçimde diğerine vermek değildir. Haksız yer değiştirmenin etkisini gidererek çocuğun mutad meskeni devletine dönüşü konusunu çözmektir. Esas velayet uyuşmazlığıyla iade yargılaması birbirine karıştırılırsa başvuru yanlış hukuki talebe dönüşebilir. Türkiye’ye getirilen çocuğun ülkeye giriş tarihi, nerede kaldığı ve başlangıçta izin bulunup bulunmadığı dosyada açıkça ispatlanmalıdır.
Çocuğun mutad meskeni neden pasaporttan farklıdır?
Lahey Sözleşmesi m.3–4 çocuğun hemen önceki mutad meskenini temel alır. Türk pasaportu, Avustralya pasaportu veya iki ülke vatandaşlığı tek başına çocuğun mutad meskenini belirlemez. Çocuğun fiilen nerede yaşadığı, eğitim, bakım ve aile yaşamının hangi ülkede devam ettiği ile taşınmanın kalıcı mı geçici mi planlandığı değerlendirilir. Sydney’de okuluna devam eden çocuğun Türkiye’ye kısa tatil için gelmesi ile ailesiyle birlikte sürekli yaşamak amacıyla Türkiye’ye taşınması aynı olgusal dosya değildir.
Avustralya’da fiilî mutad meskeni gösteren okul devam kayıtları, sağlık takibi, ebeveyn sorumluluğuna ilişkin kararlar, ikamet ve konut kullanımı, çocuğun gündelik yaşam bağları dosyanın merkezindedir. Sırf uçak bileti veya Avustralya vatandaşlık belgesiyle mutad meskeni kanıtlamak yerine sürekliliği gösteren belgeler birlikte sunulur. Çocuğun yaşına göre ebeveynlerin fiilî bakım ve yerleşim düzeni de önem kazanır.
Özellikle ilk götürmenin izinli olduğu seyahatlerde, başlangıçtaki tatil izni ile daha sonra gerçekleşen haksız alıkoyma birbirinden ayrılır. Çocuk için iki haftalık Avustralya dönüş tarihi belirlenmişse ve bu tarihten sonra geri gönderilmiyorsa hukuka aykırılık değerlendirmesinde dönüş izninin kapsamı, sonraki yazışmalar ve çocuğun tutulmaya başlandığı tarih belirlenir. Süre hesabında yanlış günü esas almak Lahey m.12 bakımından doğrudan sonuç doğurabilir.
Hangi velayet hakkının ihlali başvuru koşuludur?
Lahey m.3’teki velayet hakkı yalnızca bir mahkeme kararının üzerinde “custody” sözcüğü yazılmasıyla doğmaz. Çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülke hukukuna göre kanundan, yargı veya idari karardan ya da hukuken etkili bir anlaşmadan kaynaklanabilir. Sözleşme m.5 velayet hakkı içinde çocuğun bakımına ve özellikle ikamet yerinin belirlenmesine ilişkin yetkilerin bulunduğunu açıklar.
Avustralya’da parental responsibility ve parenting orders kavramları, Türk hukukundaki velayet terimiyle birebir eşanlamlı kabul edilerek çevrilmemelidir. Family Law Act 1975 çerçevesindeki kararın hüküm fıkraları ve ebeveynlerin çocukla ilgili karar yetkisi tek tek okunmalıdır. Diğer ebeveynin çocuğun ikametini belirlemede hukuken korunan bir hakkı var mı ve bu hak fiilen kullanılıyor muydu soruları öne çıkar.
Bir kararın varlığı iade davasında güçlü delil olabilir; ancak başvuru için her zaman önceden verilmiş tek başına velayet kararı bulunması şart değildir. Tersine, bir ebeveynin Avustralya’daki aile mahkemesinde olumlu bir ara karar almış olması, Türkiye’de iadenin hiçbir istisna incelenmeksizin otomatik kabulünü sağlamaz. 1980 Sözleşmesi’nin şartları ve iade etmeme sebepleri ayrıca değerlendirilir.
Başvuru hangi iki ülkenin merkezî makamına yapılır?
Lahey m.8, velayet hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişi veya kuruma çocuğun mutad meskeninin bulunduğu devletin merkezî makamına ya da diğer bir taraf devletin merkezî makamına başvuru imkânı tanır. Avustralya’da Australian Central Authority, Attorney-General’s Department bünyesindeki International Family Law Section’dır. Resmî kurum, başvuru yöntemini ve formu International parental child abduction sayfasında açıklamaktadır.
Türkiye’de merkezî makam Adalet Bakanlığının Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüdür. 5717 sayılı Kanun m.4–5 gereğince merkezî makam, mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla işlem yapar; çocuğun yeri ve korunmasına yönelik tedbirler ile gönüllü dönüşün sağlanması için çalışılır. Gönüllü çözüm sağlanamazsa yetkili aile mahkemesinde iade yargılamasına geçilebilir.
Avustralya’daki ebeveyn Türkiye’de bir özel avukatla dosya hazırlarken Australian Central Authority ile paralel yazışma yapabilir; ancak merkezî makamın hukuki statüsü ve yaptığı işler özel vekilinkinden farklıdır. Başvuruyu doğrudan karşı devletin merkezî makamına yönlendirme olanağı, ilk başvurunun kabulü, belge çevirileri ve dosyanın hangi merci önünde olduğu bakımından daima yazılı takip gerektirir. Çocuğun bulunduğu ilçe veya adres değişmişse merkezî makama güncel bilgi iletilmelidir.
16 yaş sınırı nasıl uygulanır?
Lahey Sözleşmesi m.4, sözleşmenin çocuk 16 yaşına ulaştığında uygulanmasının sona ereceğini düzenler. 5717 sayılı Kanun m.3 de bu özel rejim bakımından çocuğu 16 yaşını tamamlamamış kişi olarak tanımlar. Dolayısıyla 17 yaşındaki kişi için, 1980 Sözleşmesi kapsamında küçük çocuk iadesi süreci aynı şekilde sürdürülemez. Bu yaş eşiği, çocuğun Türk veya Avustralya vatandaşı oluşuna göre değişmez.
Başvurunun yapıldığı tarihte çocuk 16 yaşına yaklaşmışsa işlemlerin gecikmeden yürütülmesi ayrıca önemlidir. Yaş hesabı tahmine değil resmî doğum tarihi kaydına dayanır. Avustralya birth certificate veya ilgili mahkeme kaydı ile Türkiye’deki nüfus bilgisinin farklılık göstermesi hâlinde doğum tarihini açıklayan belgeler dosyaya eklenir. Bir ebeveynin çocuğun yaşını dilekçede yanlış göstermesi, hukuki uygulanabilirlik sorununu ortadan kaldırmaz.
16 yaş sınırı, çocuk üzerinde hiçbir aile hukuku koruması kalmadığı anlamına gelmez. Burada sona eren özel uluslararası iade sözleşmesinin kişi bakımından kapsamıdır. Başka aile hukuku başvuruları, koruma tedbirleri, kişisel ilişki veya çocuğun güvenliği bakımından uygulanabilen düzenlemeler ayrı konu oluşturur. Ancak 1980 Lahey başvurusu adına yaş şartını genişleten varsayımsal istisna oluşturulamaz.
Avustralya’dan başvuruda hangi belgeler istenir?
Lahey m.8’e göre başvuranın, çocuğun ve çocuğu haksız götürdüğü veya alıkoyduğu ileri sürülen kişinin kimlik bilgileri, çocuğun doğum tarihi, iade talebinin dayanağı ve çocuğun bulunduğu yere ilişkin bilinen bilgiler başvurunun temelidir. Buna ilgili mahkeme kararları veya hukuken etkili ebeveyn anlaşmaları, çocuğun Avustralya’daki yaşam merkezini gösteren kayıtlar ve seyahatin amacını ortaya koyan yazışmalar eklenebilir.
Uçak biletleri, pasaport giriş-çıkış kayıtları, okul tatil takvimi, dönüş tarihi belirtilmiş e-postalar ve mesajlar, iade isteminin hangi tarihte ortaya çıktığını açıklamaya yarar. Anne-babanın aynı anda hem mahkemeye hem merkezî makama başvurduğu durumlarda dilekçeler arasındaki tarih ve olay anlatımı tutarlı olmalıdır. Bir belgede seyahatin süresiz olduğu, başka belgede yalnız iki haftalık tatil izni bulunduğu ileri sürülüyorsa çelişki açıklanmalıdır.
5717 sayılı Kanun m.7/3, merkezî makam tarafından gönderilen belgelerin bu Kanun’un uygulanmasında ayrıca tasdikinin aranmayacağını düzenler. Bu özel usulü, bütün yabancı özel belgelerin her Türk resmî işleminde apostilsiz kullanılabileceği şeklinde genelleştirmek yanlıştır. Yabancı resmî belgenin başka davada kullanılma şartları ayrı değerlendirilir. Türkçe tercümenin ve okunabilir karar örneklerinin hangi aşamada isteneceği dosyaya göre resmî başvuru üzerinden takip edilir.
Lahey m.12’deki bir yıl ne anlama gelir?
1980 Lahey Sözleşmesi m.12, haksız götürme veya alıkoymadan itibaren yargısal ya da idari başvurunun başlatılmasına kadar bir yıldan az süre geçmişse çocuğun derhal iadesini kural olarak öngörür. Bir yıldan fazla süre geçmişse, çocuğun yeni çevresine yerleştiği ortaya konulmadıkça iade yine öngörülür. Bu nedenle “bir yıl geçince artık iade davası açılamaz” ifadesi sözleşmenin metnine aykırıdır.
İlk götürmenin izinli olduğu durumda zaman başlangıcı, seyahat tarihinden farklı olabilir. Örneğin çocuk Antalya’ya bir aylık tatil için götürülmüş ve sonrasında Avustralya’ya dönüş açıkça reddedilmişse olayın haksız alıkoymaya dönüştüğü tarih üzerinde somut deliller önemlidir. Bir yıllık değerlendirme yalnız çıkış damgasından hesaplanmaz; haksız fiilin hukuken ne zaman oluştuğu incelenir.
Çocuğun yeni çevreye yerleşmesi de sırf Türkiye’de yeni okul kaydının bulunmasına indirgenemez. Çocuğun sosyal, eğitim ve aile hayatının istikrarı, kalış süresi ve diğer somut bağlar değerlendirilir. Bir yılı geçen dosyada iade otomatik reddedilmediği gibi, bir yıldan önce açılan dosyada diğer sözleşme istisnalarının hiç incelenmeyeceği de söylenemez. Lahey m.12 ve bir yıllık süre başlığındaki genel açıklama bu ayrımı ayrıca işler.
Lahey m.13 iade etmeme sebeplerini nasıl düzenler?
Sözleşme m.13/1-a bakımından, iade isteyen kişinin velayet hakkını fiilen kullanmaması, götürme veya alıkoymaya önceden rıza vermesi ya da sonradan kabullenmesi önem taşır. Tatil için verilmiş sınırlı izin ile kalıcı yer değiştirmeye verilen açık onay aynı değildir. “Çocuğu birkaç hafta görmeme izin veriyorum” mesajından kendiliğinden sürekli ikamet izni çıkarılamaz. Yazışmalar kronolojik ve bağlamı korunmuş biçimde sunulmalıdır.
Sözleşme m.13/1-b, çocuğun geri dönüşünün bedensel veya ruhsal zarara uğraması yönünden ağır risk oluşturması veya başka biçimde katlanılamaz duruma düşürmesi hâlinde mahkemenin iade kararı vermek zorunda olmadığını düzenler. Ağır risk iddiası soyut karşı ebeveyn suçlamalarıyla değil, mevcut somut delillerle ve çocuğun güvenliği ekseninde incelenmelidir. Avustralya’daki ve Türkiye’deki uygulanabilir koruma önlemleri de değerlendirmeye etki edebilir.
Sözleşme m.13 ayrıca çocuğun geri dönmeye karşı çıkması ve görüşünün dikkate alınmasını haklı gösterecek yaş ve olgunluğa erişmiş olması durumunu düzenler. Bu konu, yetişkinlerin çocuğa ne söylemesini istediklerinden ayrı olarak ele alınmalıdır. 5717 sayılı Kanun m.10 geçici koruma tedbirlerine imkân tanır. Mahkeme iade sürecinde çocuğun yüksek yararını korumak için uygun tedbirlere karar verebilir. Lahey m.13 ağır risk incelemesi hakkındaki genel yazı, özel istisnanın çerçevesini tamamlar.
Türkiye’de görevli ve yetkili mahkeme neresidir?
5717 sayılı Kanun m.6/1, bu Kanun’un uygulanmasından doğan dava ve işlerde aile mahkemesini görevli kılar. Aynı maddenin ikinci fıkrası, başvuru sırasında çocuğun hâlen oturduğu veya m.10 uyarınca koruma altına alındığı yer mahkemelerini yetkili kabul eder. Bu nedenle Avustralya’da geride kalan ebeveynin Mersin’de ikamet etmiş olması, çocuk İstanbul’da bulunuyorsa tek başına Mersin aile mahkemesinin yetkili olduğu sonucunu doğurmaz.
5717 m.7/2’ye göre iade davaları merkezî makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca açılır. Başvurunun doğrudan sözleşme veya mahkemeler üzerinden hangi yolla yürütüleceği değerlendirilirken kanundaki bu merkezî makam usulü dikkate alınmalıdır. Davanın bulunacağı il ve çocuğun yerinin tespiti özellikle önemlidir. Çocuğun saklandığı veya başka ile götürüldüğü olaylarda yer bilgisinin merkezî makama ulaştırılması gerektiği de dosyanın niteliğinden kaynaklanır.
5717 m.8, esasa girmeden önce sulh yoluyla çözümün teşvikini; m.9 ise dosyaların basit yargılama usulüne göre öncelikle ve acele görülmesini öngörür. İade davası açılmış olsa bile tarafların açık, geçerli ve çocuk yararına uygun gönüllü dönüş planı üzerinde uzlaşması olanağı ortadan kalkmaz. Fakat geciktirici görüşmeler, özellikle Lahey m.12’deki süre ve mutad mesken iddiaları bakımından etkiler doğurabileceği için her adım belgelenmelidir.
Altı haftalık süre kesin karar verilme süresi midir?
Lahey Sözleşmesi m.11, iade yargılamalarının hızlı yürütülmesini emreder. İlgili yargı veya idarî makam başvurunun başlamasından itibaren altı hafta içinde karar vermezse başvuran veya ilgili merkezî makam gecikmenin gerekçesini isteme hakkına sahiptir. Sözleşme altı haftayı aştığı anda iade isteminin otomatik kabul edileceğini veya reddedileceğini söylemez.
Pratikte bu kuralın anlamı, dosyanın açıldığı tarih ile karar tarihinin kayıt altında tutulması ve gecikme hâlinde somut nedenin yazılı sorulabilmesidir. Mahkemenin delil toplaması, taraflara tebligat yapması, çocuğun korunmasına yönelik rapor alması veya başka usul işlemleri bulunması bu gerekçe takibinin önemini azaltmaz. Ancak altı haftalık sürenin varlığı diğer usul hükümlerini kaldıran bir “otomatik karar” olarak gösterilemez.
Avustralya Attorney-General’s Department de yabancı ülkedeki iade davasının ne kadar süreceğinin önceden kesin olarak bildirilemeyeceğini açıklar. Başvurunun Avustralya’da kabul edilmesi, Türkiye’deki merkezî makam ve aile mahkemesinin bağımsız incelemesini ortadan kaldırmaz. Başvuran ebeveyn, tarihleri ve tebligatları dosya boyunca ayrı ayrı kaydetmelidir.
İade kararı ile kalıcı velayet kararı arasındaki ayrım
1980 Sözleşmesi’nin esas amacı, haksız şekilde yer değiştiren veya alıkonulan çocuğun mutad meskenine hızlı dönüşünü sağlamaktır. Türkiye’deki mahkemenin bu kapsamda çocuğun iadesine karar vermesi, çocuğun velayetini nihai ve sürekli olarak belirlediği anlamına gelmez. İade meselesiyle çocuğun kimin yanında yaşamaya devam edeceğini esastan belirleyecek uyuşmazlık farklı konulardır.
Lahey m.16, iade başvurusunun bildirilmesi sonrasında talebin çözümü veya sözleşme kapsamında iade isteminin ileri sürülmediğinin anlaşılması öncesinde velayet hakkının esasına ilişkin karar verilmemesine yönelik hüküm içerir. Türkiye’de 5717 sayılı Kanun m.14–15 kapsamındaki usuli ayrım da iade ile velayet yargılamasının birbirinden ayrı ele alınmasını gerektirir. Bir ebeveynin iade talebini bertaraf etmek amacıyla Türkiye’de aceleyle velayet davası açması otomatik olarak Lahey incelemesini ortadan kaldırmaz.
Avustralya aile mahkemesince verilmiş Parenting Order veya başka bir mahkeme belgesi, velayet haklarının içeriği bakımından delil olarak kullanılabilir. Fakat çocuğun geri dönüşü talebi, kararın Türkiye’deki her hükmünün tanınması veya tenfizi davasıyla aynı hukuki işlem değildir. Yabancı çocuk koruma tedbirlerinin tanınması, 1996 Lahey Sözleşmesi ve ilgili iç hukuk bakımından ayrıca gündeme gelebilir. Yabancı velayet kararlarının Türkiye’de uygulanması konusunun iade prosedüründen ayrı ele alınmasının sebebi budur.
Çocuğun geri dönüşü dışında kişisel ilişki hakkı nasıl korunur?
Lahey Sözleşmesi m.21, kişisel ilişki hakkının etkili kullanılmasını veya korunmasını isteyen ebeveyne de merkezî makam aracılığıyla başvuru imkânı tanır. Çocuğun mutad meskeninin Türkiye’de veya Avustralya’da bulunması, diğer ebeveynin temas, görüşme ve geçici ziyaret düzenini talep etme hakkının otomatik olarak yok olması anlamına gelmez. Ancak m.21 başvurusu ile m.8 kapsamındaki haksız götürme ve iade talebinin konusu ayrıdır.
Örneğin çocuk Türkiye’de hukuka uygun şekilde yaşıyorsa ve Avustralya’daki ebeveyn düzenli kişisel ilişki kurmak istiyorsa, her görüşme uyuşmazlığını “uluslararası çocuk kaçırma” olarak nitelendirmek doğru değildir. Çocuğun Türkiye’de hukuka uygun bulunması ile daha önce Avustralya’da sahip olduğu ikamet hakkının ihlali iddiası ayrı değerlendirilir. Başvuru formunda hangi hakkın korunmak istendiği açıkça belirtilmelidir.
Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü resmî açıklamasında kişisel ilişki taleplerinin m.21 uyarınca merkezî makam usulüyle iletilebildiğini belirtir. Bu taleplerin uygulanmasında çocuk yararı, mevcut mahkeme kararları, güvenli görüşme düzeni, seyahat kısıtlamaları ve ebeveynlerin fiilî imkânları birlikte incelenir. Talebin konusu belirgin değilse elde edilmek istenen hukuki sonuçla yapılan başvuru birbirinden kopabilir.
Avustralya’daki ebeveyn için belge ve süre kontrol planı
Dosya açmadan önce ilk yapılacak iş, çocuğun doğum tarihi ile Avustralya’daki mutad meskenini gösteren kayıtları tek bir kronolojiye yerleştirmektir. Çocuğun Türkiye’ye çıkış tarihi, seyahat için verilen rızanın kapsamı, kararlaştırılan dönüş tarihi ve çocuğun Türkiye’de tutulmaya başladığı tarih karıştırılmamalıdır. Bu kronoloji Lahey m.3, m.4 ve m.12 bakımından zorunlu incelemenin temelidir.
İkinci aşamada ebeveynlik yetkilerini düzenleyen Avustralya hukuk belgeleri ve mevcut mahkeme kararları toplanır. Üçüncü aşamada çocuğun Türkiye’deki bilinen yeri, birlikte kaldığı kişi ve iletişim bilgileri merkezî makama iletilir. Dördüncü aşamada Australian Central Authority başvurusu ve Türkiye’deki 5717 dosyasının kabul, aktarım, sulh ve yargılama aşamalarına dair kayıtlar tutulur. Beşinci aşamada Türkiye’de gerekiyorsa geçici koruma tedbirleri değerlendirilir.
Altıncı aşamada yabancı belgelerin hangi usule göre iletildiği kontrol edilir. Merkezî makamlar arasındaki özel 5717 m.7/3 tasdik istisnası, başvuru dışında açılmış başka bir davanın belge şartlarıyla karıştırılmaz. Yedinci aşamada iade kararının kesinleşmesi ve uygulanmasıyla ilgili sürecin hangi kurum tarafından yürütüldüğü yazılı olarak izlenir. Çocuğun iade edilmesi hâlinde yolculuk ve güvenli teslimle ilgili ihtiyaçlar da merkeze aktarılır.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Türkiye genelindeki hukuki dosyaları Mersin’deki ofisinden koordine etmektedir. Avustralya ve diğer ülkelerden Türkiye’deki hukuki dosya takibi sayfasında iletişim bilgileri bulunmaktadır. Herhangi bir acil güvenlik riski varsa ilgili ülkedeki acil koruma ve kolluk başvurusu, hukuk dosyasından ayrı geciktirilmemelidir.
Avustralya–Türkiye çocuk iadesi hakkında 12 sık sorulan soru
1. Türk vatandaşı olan çocuk Türkiye’ye getirilirse Lahey uygulanır mı?
Evet, vatandaşlık tek başına uygulamayı engellemez. Lahey m.3–4 uyarınca çocuğun haksız götürülme veya alıkonulmadan hemen önceki mutad meskeni, velayet hakkının ihlali ve 16 yaş sınırı belirleyicidir. Çocuk Türk pasaportuna sahip olsa da mutad meskeni Avustralya’da olabilir.
2. Çocuğun iki ülke vatandaşlığı varsa iade talebi değişir mi?
Lahey Sözleşmesi, mutad mesken ve hukuka aykırı götürme veya alıkoyma üzerinden işler. Çifte vatandaşlık, bu temel koşulların yerine geçmez. Resmî nüfus ve pasaport belgeleri kimliğin tespiti için dosyaya sunulur.
3. Australian Central Authority nereye bağlıdır?
Avustralya merkezî makamı, Attorney-General’s Department bünyesindeki International Family Law Section’dır. Kurumun resmî uluslararası çocuk kaçırma sayfası, başvuru formu ve belge sürecini yayımlar.
4. Türkiye’de başvuruyu hangi makam yürütür?
5717 sayılı Kanun m.4–7’ye göre merkezî makam Adalet Bakanlığıdır; mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yürütülen işlemler ve yetkili aile mahkemesindeki dava süreci bulunur.
5. İade davası mutlaka bir yıl içinde mi açılmalıdır?
Lahey m.12’de bir yıl geçmesi mutlak başvuru yasağı değildir. Bir yıl sonrası bakımından çocuğun yeni çevresine yerleştiği iddiası değerlendirilir. Haksız götürme veya alıkoyma tarihi doğru belirlenmelidir.
6. Bir yıl geçse de iade kararı verilebilir mi?
Evet. Sözleşme m.12, bir yıldan sonra da çocuk yeni çevresine yerleşmemişse iade edilmesini öngörür. Geçen süre tek başına ret sebebi değildir; m.13 ve m.20 kapsamındaki diğer istisnalar ayrı değerlendirilir.
7. 16 yaşını tamamlayan çocuk hakkında 1980 Lahey uygulanır mı?
Hayır. Sözleşme m.4 ile 5717 sayılı Kanun m.3, özel iade rejiminin 16 yaşını tamamlamış çocuğa uygulanmayacağını düzenler. Başka aile hukuku yollarının bulunup bulunmadığı ayrı incelenir.
8. Avustralya parenting order belgesi zorunlu mu?
Lahey m.3, velayet hakkının mahkeme kararından, kanundan veya hukuken etkili anlaşmadan doğabileceğini söyler. Önceden verilmiş tek bir mahkeme kararının yokluğu, bu nedenle her başvuruyu otomatik engellemez.
9. Türk mahkemesi çocuğun velayetini kesin olarak kime verecek?
1980 Lahey kapsamındaki iade yargılaması, velayet hakkının esasına ilişkin nihai uyuşmazlıkla aynı dava değildir. Sözleşme m.16 ve 5717’deki ayrımlar uyarınca geri dönüş ile kalıcı velayet kararı birbirinden ayrılır.
10. Altı haftada mutlaka karar çıkmak zorunda mı?
Lahey m.11 hızlı incelemeyi öngörür; altı hafta içinde karar verilmezse gecikmenin gerekçesini isteme hakkı doğar. Altı haftanın sonunda otomatik kabul veya ret kararı ortaya çıkmaz.
11. Çocuğun dönmesi ağır risk yaratıyorsa ne olur?
Lahey m.13/1-b, somut bedensel veya ruhsal ağır risk ve katlanılamaz durum yönünden iade etmeme istisnasını düzenler. Soyut iddiadan ziyade kanıt, çocuğun güvenliği ve uygulanabilir koruma tedbirleri değerlendirilir.
12. Yalnız kişisel ilişki ve görüşme hakkı için başvurabilir miyim?
Evet. Lahey m.21, kişisel ilişki hakkının tesisi veya korunması bakımından merkezî makam usulünü düzenler. Çocuğun iadesi talebi ile görüşme hakkının korunması konusu birbirine karıştırılmamalıdır.
Resmî mevzuat ve uluslararası kurum kaynakları
- HCCH – 25 Ekim 1980 Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme; m.3–4, 8, 11–13, 16, 21
- Adalet Bakanlığı UYAP – 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun
- T.C. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü – çocuk iadesi ve kişisel ilişki işlemleri
- Australian Attorney-General’s Department – 1980 Hague Convention ve Türkiye’nin taraf ülke statüsü
- Australian Attorney-General’s Department – international parental child abduction application
- Federal Circuit and Family Court of Australia – relocation, travel and Hague Convention
Diğer ofis haritası
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.