Alman İthalatçının Türk Ayakkabısında Malzeme Etiketi Yanlışsa: AB 94/11/EC, BedGgstV §10a ve CISG Rücu (2026)
Kısa ve net cevap
Türk üreticiden Almanya’ya getirilen ayakkabıların üst malzeme, astar/iç taban veya dış taban etiketleri gerçeği yansıtmıyorsa Alman ithalatçı, Almanya’da etiketi düzeltme ve piyasaya arz yükümlülüğü ile Türk satıcıya karşı sözleşmesel talepleri ayrı ayrı değerlendirmelidir. AB 94/11/EC, Alman BedGgstV §10a ve somut koşullarda CISG birlikte incelenir.

Kısa özet
| Konu | İlgili dayanak ve denetim |
|---|---|
| Ayakkabı malzeme etiketi | AB 94/11/EC m.1–4, Ek I |
| Alman ilk piyasaya arz sorumluluğu | BedGgstV §10a, Ek 11 |
| Malzeme ölçümü | Üst/astar alanı %80; dış taban hacmi %80 |
| Türk satıcıya sözleşmesel talepler | CISG m.34–35, 38–40, 46, 49–50, 74, 77 |
| Dava ve delil | HMK 199, 219–220, 400; TTK 4–5/A; MÖHUK |
İçindekiler (bölümleri göster)
Uyuşmazlığın somut çekirdeği ve arama niyeti
Almanya’da satışa sunulmak üzere Türkiye’de imal edilen ayakkabıların üzerinde, dış yüzeyin deri olduğu yazılıyken gerçekte sentetik kaplama bulunması veya dış taban malzemesinin yanlış piktogramla gösterilmesi, yalnızca bir pazarlama sorunu değildir. Alman ithalatçının pazara arz yükümlülüğü ile Türk satıcının sözleşmeye uygun mal ve belge teslimi borcu kesişir. Aynı partide farklı model ve bedenlerin kullanılması, mağazada bulunan stokun, depodaki stokun ve henüz sevk edilmemiş malların ayrı değerlendirilmesini gerektirir. Bu yazı tüketicinin ayıplı ayakkabı iadesini değil, bir Alman ticari ithalatçının Türkiye’deki tedarikçiye karşı etiket düzeltme giderleri, satış kaybı ve sözleşmesel taleplerini ele alır. Hukuki sonuç tespit edilen materyal, tarafların teknik şartnamesi ve hangi ülkede hangi aşamada piyasaya sürüldüğü birlikte incelenerek belirlenir.
AB 94/11/EC neden uygulanır, kapsam nasıl belirlenir?
94/11/EC sayılı Direktif, tüketiciye satış amaçlı ayakkabının ana parçalarında kullanılan malzemelerin etiketlenmesine ilişkin uyumlaştırılmış kurallar getirir. Dış tabanı uygulanmış ve ayağı korumak veya örtmek üzere tasarlanmış ürünler temel kapsamı oluşturur. Bir ürünün spor, gündelik ya da resmî kullanım için hazırlanması tek başına onu kapsam dışına çıkarmaz. Direktifin 1. maddesindeki istisnalar ayrıca incelenmelidir; ikinci el kullanılmış ayakkabı, ilgili kişisel koruyucu donanım kategorisi ve oyuncak ayakkabılar bakımından farklı düzenlemeler gündeme gelebilir. Bir iş güvenliği botunu sıradan perakende ayakkabısıyla aynı sınıfa koyup yalnız malzeme etiketine bakmak ciddi hukuki eksiklik doğurur. Ürün sınıflandırması sipariş formundaki adla değil, işlev, teknik dosya ve nihai kullanım özellikleriyle yapılmalıdır.
Almanya’da uygulanacak ulusal norm: BedGgstV §10a
Direktifin maddeleri ile Almanya’da ekonomik işletmeye uygulanan ulusal yükümlülük aynı cümlede eritilmemelidir. Alman Bedarfsgegenständeverordnung’un 10a maddesi, ayakkabıların ticari şekilde piyasaya arzından önce hangi kişi tarafından, hangi bileşen ve malzeme bilgileriyle etiketleneceğini belirler. AB’de yerleşik üretici veya yetkili temsilci yoksa, ürünü AB pazarına ilk koyan kişi etiketin sağlanması yönünden özellikle önem kazanır. Türkiye’deki fason üreticiyle yapılan anlaşmada bütün etiketleri satıcının hazırlayacağı kararlaştırılsa bile bu özel hukuk hükmü, Alman ithalatçının kamu hukuku karşısındaki konumunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İthalatçı şirketin ticari unvanı, ithalat işlemi ve ilk dağıtım zinciri tarihleri birlikte araştırılmalıdır.
Üç parçanın ayrı gösterilmesi ne anlama gelir?
Direktifin 1 ve 4. maddeleri ile Alman düzenlemesi üç ayrı yapı parçasına bakar: ayakkabının üst malzemesi, astar ile iç taban grubu ve dış taban. Bir modelin üst kısmı deri görünürken astarı tekstil, dış tabanı başka malzeme olabilir; yalnız genel “deri ayakkabı” beyanı her üç parçanın etiket gereğini karşılamaz. Malzeme seçenekleri deri, kaplanmış deri, tekstil ve diğer malzemeler olarak düzenlenmiştir. Görsel olarak deriye benzeyen sentetik bir kaplama, üretici faturasında “premium leather effect” yazdığı için deri kategorisine giremez. Numunelerin fotoğrafı tek başına her zaman yeterli değildir; kesit, üretim reçetesi ve tedarikçinin malzeme teknik kartı birlikte değerlendirilmelidir.
Yüzde 80 kuralı doğru nasıl hesaplanır?
Ayakkabının üst kısmı ve astar/iç taban bölümünde yüzde 80 hesabının temeli yüzey alanıdır; dış tabanda ise esas alınan ölçüt hacimdir. Bu farklılık, değerlendirme raporlarında özellikle belirtilmelidir. Bir üst yüzeyde derinin oranı yüzde 79 olarak ölçüldüğünde “yaklaşık yüzde 80” şeklinde ticari yuvarlama yapılıp yalnız deri simgesi kullanılamaz; hiçbir malzeme yüzde 80’e ulaşmıyorsa en yüksek iki malzemenin gösterilmesi gerekir. Bölgesel kaplamaların kalınlığı ile dış tabanın hacim bileşimi karıştırılmamalıdır. Yapısal tasarım değişmişse, önceki model ailesi için düzenlenen etiketin bütün yeni modellerde kullanılmasına otomatik izin verilemez. Numune alma ve hesap yöntemi her SKU bakımından kayıt altına alınmalıdır.
Aksesuar ve süslemeler neden ayrıca ayrılır?
Üst kısım malzemesinin sınıflandırılmasında tokalar, bağcık bağlantıları, kenar süsleri, takviye parçaları ve benzeri unsurların nasıl dışarıda tutulacağı düzenlemede açıklanmıştır. Bu ayrım, tedarikçinin sentetik bir süs parçasını dikkate alarak deri yüzeyi küçültmesinden veya tam tersine tasarımsal bir parçayı esas yapıya dahil ederek oranı yapay biçimde yükseltmesinden doğan hataları önler. Model üzerinde kullanılan geniş bir dekoratif panelin işlevi ve yeri tartışmalıysa salt faturadaki ürün açıklamasına güvenilmemelidir. Tasarım çizimleri, kalıp revizyonları, parça listeleri ve üretim fotoğrafları ile laboratuvar ya da teknik uzman incelemesi birlikte yürütülmelidir.
Piktogram mı Almanca yazı mı kullanılmalıdır?
94/11/EC Direktifi uyarınca malzeme bilgisi öngörülen resimli sembollerle veya üye devletin izin verdiği yazılı gösterimle sunulabilir. Alman BedGgstV §10a ve Ek 11, bu gösterimin biçimini ulusal düzeyde tamamlar. Yalnız internet ürün sayfasında Almanca açıklama bulunması, fizikî ayakkabı üzerindeki zorunlu işaretin her durumda yerine geçtiği anlamına gelmez. İthalatçının Türkçe bir etiketin Alman pazarı bakımından yeterliliğini kontrol etmesi, sembollerin Annex I ile uyumunu ve perakende müşterinin bilgiyi okuyabilmesini ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir. Grafik tasarım dosyası, etiket baskı provası ve nihai satış ürünü arasında farklılık bulunması mümkündür; inceleme sevk edilen gerçek ürün üzerinde yapılmalıdır.
Etiket çiftin neresinde ve hangi kalitede olmalıdır?
Direktifin 4. maddesi etiketin her çiftteki en az bir ayakkabı üzerinde bulunmasını öngörür. Baskı, yapıştırma, kabartma veya ekli etiket seçenekleri kullanılabilir; bilgi görünür, güvenli biçimde tutturulmuş ve erişilebilir olmalıdır. Yapışkanın soğuk depoda çıkması, taşımada etiketi düşüren ambalaj yöntemi veya satıcının piktogramı okunamayacak kadar küçük basması teknik olduğu kadar hukuki bir aykırılık oluşturabilir. Almanya’ya girişte etiketi bulunan malların mağaza rafına konulduğunda etiketsiz kalması sorumluluk zinciri bakımından özel önem taşır. Depo açılış görüntüleri ve rastgele seçilmiş perakende kutularındaki ürünler üzerinde ayrıca tutanak düzenlenmelidir.
Türk üretici ile Alman ithalatçı arasındaki sorumluluk dağılımı
Ticari alım sözleşmesi, ürün etiketinin hazırlanması ve doğruluğu için üreticiye kalite kontrol, çeviri, baskı ve ambalaj görevi yükleyebilir. Buna karşılık AB pazarındaki ilk arzdan doğan yükümlülük, sözleşmedeki özel görev paylaşımı nedeniyle kendiliğinden satıcıya geçmez. Alman alıcının Türk tedarikçiye rücu edebilmesi için kamu hukuku yükümlülüğünün varlığından daha fazlası gerekir: aykırılığın sözleşme ihlali olup olmadığı, zarar ile ihlal arasındaki nedensellik ve bildirimin zamanında yapılması incelenir. Üretici ürünün hangi ülkede perakendeye çıkacağını bilmediğini ileri sürüyorsa siparişlerdeki Almanya teslim adresi, Almanca etiket örneği ve distribütör anlaşmaları belirleyici belge olabilir.
İthalatçı ve distribütör birbirinden neden ayrılmalıdır?
Bir Alman GmbH yalnız depolama hizmeti sunuyor, başka bir şirket ürünleri AB’de ilk defa piyasaya koyuyor veya ithalatçı malları kendi hesabına satın alıp yeniden satıyor olabilir. Kamu hukuku bakımından ilk arzı yapan işletme ve malları piyasada ticari olarak dağıtan kişi aynı şirket olmayabilir. Alman ulusal düzenlemede dağıtıcı tarafın etiketin bulunmasını sağlama yükümlülüğü de ayrıca yer alır. Bu nedenle gümrük beyannamesindeki ithalatçı adı, ticari fatura alıcısı, Incoterms teslim şekli ve e-ticaret platformundaki satıcı hesabı birbirinin yerine geçmez. Yükümlü kişi tespit edilmeden bütün cezayı veya tüm iade giderini otomatik olarak tek bir şirket üzerinde toplamak hukuken sağlıklı değildir.
Etiket kusuru ile kimyasal güvenlik kusuru aynı şey midir?
Malzeme etiketi uyuşmazlığında tüketiciye yapılan yapısal bilgi beyanı incelenir. Bu durum, REACH kimyasal kısıtlamasına aykırı bir madde oranı veya oyuncak güvenliği nedeniyle doğan tehlike değerlendirmesinden farklıdır. Etiketin yanlış olması tek başına ayakkabının kimyasal açıdan sağlığa zararlı olduğunu kanıtlamaz; aynı şekilde doğru etiket tehlikeli bir kimyasalı hukukî hale getirmez. Denetim raporlarında bu iki hukuki başlık için farklı numune ve laboratuvar teknikleri gerekebilir. İthalatçı, etiket düzeltme ve satış durdurma giderlerini hesaplarken kimyasal test yaptırılmış olmasını malzeme beyanının zorunlu olarak doğrulandığı şeklinde yorumlamamalıdır.
CE işareti veya A.TR belgesi etiketin yerine geçer mi?
Olağan tüketici ayakkabısı için CE işareti her durumda zorunlu değildir; kişisel koruyucu donanım niteliğindeki bir ürün farklı mevzuata tabi olabilir. Bir ayakkabının üzerinde CE benzeri sembol bulunması, 94/11/EC kapsamındaki malzeme bilgisinin otomatik olarak verildiğini göstermez. Aynı şekilde Türkiye–AB ticaretinde A.TR dolaşım belgesi düzenlenmiş olması da malzeme etiketinin doğru olduğu anlamına gelmez. Gümrük vergisi, eşyanın dolaşım statüsü, güvenlik uygunluğu ve perakende etiketleme birbirinden bağımsız hukukî denetim alanlarıdır. Sözleşme dosyasında tüm bu belgeler saklanmalı; ancak bir belge diğerinin yerine kanıt gibi gösterilmemelidir.
CISG hangi şartlarda Türk satıcıya karşı uygulanır?
Türkiye ve Almanya’nın taraf olduğu Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, tarafların işyerleri farklı taraf devletlerde bulunan ticari satışlarında çoğu zaman doğrudan gündeme gelir. CISG m.1 kapsam ve bağlanma koşullarını, m.6 tarafların Sözleşme’nin uygulanmasını dışlama veya hükümlerinden ayrılma imkanını düzenler. Sözleşmenin yalnızca Türk hukukunu veya Alman hukukunu seçmiş olması tek başına CISG’yi dışladığı anlamına gelmeyebilir; seçim cümlesi bütünüyle yorumlanmalıdır. Saf hizmet, lisans veya bazı özel mal kategorilerinde ayrıca kapsam değerlendirmesi gerekir. Üreticinin malzeme etiketi görevinden doğan borcuna hangi hukuk kuralının uygulanacağı konusunda sözleşme türü ve taraf sıfatları önceden belirlenmelidir.
CISG m.35: etiketi yanlış mal sözleşmeye uygun mudur?
CISG m.35, malın miktar, kalite, tanım ve ambalaj bakımından sözleşmeye uygun olması ilkesini düzenler. Almanya’da satılacağı açık olan ayakkabıların pazara sunulmasına engel etiketle gelmesi, somut sözleşme ve öngörülebilir kullanım çerçevesinde uygunluk sorunu yaratabilir. Ancak her küçük baskı hatası kendiliğinden esaslı ihlal değildir. Sözleşmenin etiketi alıcının hazırlayacağını açıkça belirlemesi veya ürünlerin yalnız ülke dışı başka pazar için sipariş edilmiş olması sonucu değiştirebilir. Tedarikçinin numuneye onay almış olması da tek başına tartışmayı bitirmez; numunenin hangi etiketi içerdiği, alıcının hatadan haberi ve seri ürünlerin numuneyle aynılığı ayrı ayrı kanıtlanmalıdır.
CISG m.34: hangi belgelerin teslimi gereklidir?
Bir ayakkabının üzerindeki malzeme etiketi ile birlikte, üretim reçetesi, teknik malzeme listesi, test raporu ve uygunluk teyidi gibi belgelerin satıcı tarafından sağlanması kararlaştırılabilir. CISG m.34, satıcının mala ilişkin belgeleri sözleşmede öngörülen yer, zaman ve şekilde verme yükümlülüğünü düzenler. Her belgeyi otomatik olarak yasal zorunlu dosya gibi göstermek yanlıştır; bazıları yalnız sözleşmeyle talep edilebilir. Alman ithalatçı, yanlış simge nedeniyle etiket bastıracaksa üreticiden sağlanan belge paketini inceleyerek hangi düzeltmenin mümkün olduğunu tespit etmelidir. Erken teslim edilen belgelerin değiştirilmesine ilişkin imkanlar da m.34 çerçevesinde ve alıcının makul olmayan külfete maruz bırakılmaması gözetilerek değerlendirilir.
CISG m.38 kapsamında mal muayenesi nasıl yapılır?
Uluslararası ticari alıcı, malı koşulların elverdiği mümkün olan en kısa sürede muayene etmek veya ettirmek zorundadır. CISG m.38, taşıma ve yönlendirmeye ilişkin bazı özel durumları da düzenler. Ayakkabı etiket kusurunda muayene yöntemi, yalnız kutu saymakla sınırlı kalmamalıdır: örneklemde farklı model, renk, beden ve üretim partileri seçilmeli; üst malzeme, astar ve dış taban işaretleri ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Sözleşmede tedarikçi kalite kontrol raporuna güvenme hükmü bulunması alıcının bütün muayene sorumluluğunu otomatik olarak kaldırmaz. İhtilaf çıkınca hangi tarihte hangi ürüne erişildiği ve muayenenin niçin o tarihte yapıldığı dosyada açıklanabilmelidir.
CISG m.39 bildirim süresi ve etiket hata ihbarı
CISG m.39 uyarınca alıcı, uygunsuzluğu öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği tarihten itibaren makul süre içinde niteliğini belirten bildirim yapmalıdır. Bu süre bütün uyuşmazlıklarda sabit bir gün sayısı değildir; ürünlerin niteliği ve işlemin akışı önemlidir. Genel iki yıllık üst sınırla sözleşmedeki farklı garanti süresinin ilişkisi de ayrıca incelenmelidir. Alman alıcı yalnız “mallar hukuka aykırı” şeklinde muğlak mesaj göndermek yerine model, parti, malzeme sembolü, etiket fotoğrafı, hata örneği ve istenen düzeltmeyi yazılı olarak ortaya koymalıdır. Bildirimin doğru satıcı adresine ulaşması ve tarihli olarak saklanması, ileride tazminat talebinin ispatında ciddi önem taşır.
Satıcının bildiği kusur ve CISG m.40 etkisi
CISG m.40, satıcının bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı ve alıcıya açıklamadığı olgularla ilgili özel bir düzenlemedir. Türk üreticinin kullandığı malzemenin suni deri olduğunu teknik dosyadan bilmesine rağmen bunu gerçek deri diye etiketlemesi, bu madde bakımından tartışmayı önemli hale getirebilir. Fakat her etiket hatası satıcının ağır bilgi durumunu kanıtlamaz; üretim hattındaki parti karışıklığı ile bilerek yanlış tasnif farklı deliller gerektirir. Satış temsilcisinin e-postası, hammaddenin tedarik faturası ve eski düzeltme uyarıları gibi kayıtlar birlikte incelenmelidir. M.40’ın uygulanacağı iddiası, alıcının muayene ve bildirim dosyasını hiç oluşturmamasına gerekçe yapılmamalıdır.
Düzeltme, yeniden etiketleme ve CISG m.46
Etiket değiştirmek ürünün geri gönderilmesinden daha ekonomik bir çözüm olabilir; ancak sözleşmeye uygun düzeltme yükümlülüğü doğduğu sonucuna koşulsuz ulaşılamaz. CISG m.46 kapsamındaki ifa ve onarım talepleri, ihlalin niteliğine ve diğer koşullara bağlıdır. Türk üreticinin doğru etiketleri göndermesi, Alman depoda yeniden takma işçiliğini kimin karşılayacağı ve çıkabilecek yeni zararlar sözleşme ile CISG hükümlerine göre belirlenir. Etiket düzeltimi, tescilli marka veya ambalaj tasarımını bozuyorsa farklı ticari etkiler meydana gelebilir. Düzeltme planında örnek onayı, kontrol sorumlusu, toplam adet, son tarih, kaçırılan satış dönemi ve nihai kabul tutanağı açık biçimde düzenlenmelidir.
Bedel indirimi, dönme ve ihlalin ağırlığı
CISG m.50, uygun olmayan mallarda orantılı bedel indirimini; m.49 ise koşulları gerçekleştiğinde sözleşmeden dönmeyi düzenler. Almanya’da bütün stokun satılması hukuken engelleniyorsa bu durumun ticari önemi yüksek olabilir, fakat her etiket baskı kusuru otomatik olarak sözleşmeden dönme hakkı vermez. Düzeltmenin hızlı ve makul maliyetle mümkün olup olmadığı, sezonluk talep, tüketiciye yapılan açıklamalar ve satıcının sunduğu çözüm dikkate alınmalıdır. İthalatçı aynı zarar kalemini hem bedel indirimi hem tam tazminat başlığı altında iki defa alamaz. Her hukuki seçeneğin parasal etkisi önce alternatif tablolarla hesaplanmalı, sonra tutarlı bir talep biçimi seçilmelidir.
CISG m.74 kapsamındaki zarar ve illiyet
Yanlış etiketten doğan zarar hesabında yeniden baskı, depoda etiket değiştirme işçiliği, ilave kontrol, mağazadan geri çekme, makul saklama ve sevkiyat masrafları ayrı kalemlerdir. CISG m.74, ihlal nedeniyle uğranılan kayıp ve kâr yoksunluğunun karşı tarafın sözleşme kurulurken öngördüğü veya öngörmesi gereken zarar sınırı içinde değerlendirilmesini öngörür. Satışların yavaşlamasının tamamını otomatik olarak Türk üreticinin hatasına bağlamak doğru değildir. Reklam kampanyası, stok düzeyi, mevsim ve piyasa talebi gibi alternatif sebepler ayrıştırılmalıdır. Zararı gösteren muhasebe dökümü ile zarar sebebini gösteren olay kronolojisi ayrı dosyalanmalı; tahmini hesaplar kesin gerçekleşmiş gider olarak sunulmamalıdır.
Zararı azaltma yükümlülüğü ve alternatif lojistik
CISG m.77, ihlalden zarar gören tarafın koşullara göre makul zarar azaltma tedbirleri almasını öngörür. Alman ithalatçı, düşük maliyetle etiketlenebilecek ayakkabıları gereksiz yere imha eder veya satıcının makul düzeltme teklifini değerlendirmeden büyük depo bedelleri oluşturursa zarar hesabında tartışma doğabilir. Buna karşılık denetim makamının yazılı bir yasağı mevcutsa ithalatçının ürünleri hukuka aykırı şekilde satmaya devam etmesi beklenemez. Çözüm olarak parti ayrıştırma, doğru piktogramın yeniden basılması, raflarda satışın geçici durdurulması ve üretim hattının değiştirilmesi karşılaştırılmalıdır. Hangi seçeneğin neden tercih edildiği fiyat teklifleri ve tarihlerle belgelenmelidir.
Piyasa gözetimi kararı gelirse ilk hukukî adım
Almanya’daki bir kamu makamından uyarı veya kontrol yazısı geldiğinde, belgenin muhatabı, hukukî dayanağı, istenen düzeltme ve başvuru süresi ilk gün incelenmelidir. Yanlış etiket nedeniyle ürünün satışı hakkında idari işlem yapılması mümkündür; her tespitten kesin para cezası veya zorunlu toplatma sonucu çıkarmak doğru değildir. Yetkili makam ile eyalete göre usul değişebilir. İthalatçı, resmi yazının yalnız özetini Türk satıcıya iletmekle yetinmeyip tam kopyasını, ekleri ve tebliğ tarihini saklamalıdır. Savunma ve başvuru hakkı kullanılırken yanlış parti ve yanlış SKU bilgisinin verilmesi, olayın kapsamını gereksiz şekilde büyütebilir. Bu nedenle ürün envanteri ve numune zinciri derhal sabitlenmelidir.
Delil zincirinin ilk 48 saatte kurulması
Etiket sorununun ilk öğrenildiği tarihte satış platformu ekran görüntüleri, fizikî etiket fotoğrafları, kutu işaretleri, satın alma siparişi ve tedarikçi yazışmaları bir delil klasöründe birleştirilmelidir. Fotoğraf, ürün kodu, zaman damgası ve mühürlenmiş numune bilgisiyle eşleştirilirse sonradan daha güçlü değerlendirilir. Rastgele seçilmiş tek bir çiftin kusuru, binlerce çiftin tamamının aynı hataya sahip olduğunu kendiliğinden göstermez; temsili örneklem yöntemi önemlidir. Delil kaynağı olan ERP kayıtları veya e-posta kutusunun değiştirilmesi, daha sonra ortaya çıkabilecek ispat tartışmalarını zorlaştırır. Her belgenin kaynağı, korunma tarihi ve değişiklik geçmişi tespit edilmeli; tarafların ticari sırlarını içeren dosyalar gereksiz üçüncü kişilerle paylaşılmamalıdır.
Teknik uzman raporunun kapsamı nasıl kurulmalı?
Malzeme oranı uyuşmazlığı hukukî olduğu kadar mühendislik ve materyal bilgisi gerektiren bir konudur. Uzman raporunda ayakkabı parçaları tarif edilmeli; üst malzeme ve astar için yüzey ölçümü, dış taban için hacim hesabı yöntemleri açıklanmalıdır. Gerçek deri ile kaplanmış deri, tekstil ve diğer malzemelerin ayrımı ayrıca gerekçelendirilmelidir. Rapor “etiket hatalı” cümlesinden ibaret kalırsa ihlalin kapsamı, düzeltme maliyeti ve hangi partilerin etkilendiği anlaşılamaz. Numunelerin lot numarası, analiz sonucu, kullanılan yöntemin sınırları ve varsa belirsizlik payı kaydedilmelidir. Özellikle üst yüzeyde karma malzeme kullanıldığında dekoratif parçaların ölçüme dahil edilip edilmediği raporda ayrıca belirtilmelidir.
Alman ithalatçı Türkiye’de delil tespiti isteyebilir mi?
Üretim bandındaki ham madde kayıtlarının veya etiketsiz stokun değiştirilmesi ihtimali varsa, Türk mahkemesinde delil tespiti koşulları HMK m.400 ve devamı çerçevesinde araştırılabilir. İşlem, esasa ilişkin davanın yerine geçmez; amaç ileride kaybolma veya elde edilmesi güçleşme riski bulunan delilin tespit edilmesidir. Şirketin Türkiye’deki fabrikasına doğrudan gidilerek izinsiz özel belge alınması, hukuka aykırı delil sorununa yol açabilir. Alman şirketin vekâlet belgesinin şekli, tercüme, apostil veya tasdik gereklilikleri ayrıca planlanmalıdır. Delil tespiti dilekçesinde etiketin hangi ürün serisine ve hangi sözleşme standardına göre inceleneceği açıkça gösterilirse bilirkişi incelemesi daha işlevsel olur.
Türkiye’de hangi mahkemede dava açılır?
Davanın ticari niteliği ve tarafların sözleşme ilişkisi belirlenirken TTK m.4 ve m.5 kapsamındaki görev kuralları incelenmelidir. Görev bakımından asliye ticaret mahkemesi gündeme gelebilir; ancak arabuluculuk dava şartı, talep sonucu ve para alacağı olup olmadığı özel değerlendirme gerektirir. TTK m.5/A özellikle belirli ticari para alacağı ve tazminat taleplerinde dava öncesi arabuluculuk bakımından önem taşır; her etiket düzeltme veya tespit talebine otomatik uygulanmaz. Yetki için davalının merkezi, ifa yeri, geçerli yetki anlaşması ve milletlerarası yetki kuralları araştırılmalıdır. Satıcı Türkiye’de diye her uyuşmazlığın Türk mahkemesinde açılması zorunlu değildir; uluslararası tahkim veya yabancı mahkeme şartı bulunabilir.
Sözleşmedeki tahkim ve hukuk seçimi nasıl incelenir?
Alman GmbH ile Türk ayakkabı üreticisi sözleşmesinde ICC tahkimi, Alman mahkemesi veya Türk mahkemesi koşulu bulunabilir. Bu hükümler, standart satış şartlarına hangi tarihte atıf yapıldığı ve tarafların karşılıklı kabulüyle birlikte değerlendirilmelidir. Ana sözleşmede Alman hukuku, satın alma emrinde Türk hukuku yazılması halinde uygulanacak hukuk hakkındaki sonuç tek satırlık bir yorumla belirlenemez. CISG’nin dışlanıp dışlanmadığı, MÖHUK m.24 çerçevesinde ilgili bağlama kuralları ve tahkim sözleşmesinin geçerliliği ayrı konulardır. İhtarname yazılmadan önce uyuşmazlık çözüm maddesinin tam metni incelenmeli; aksi halde yanlış merciye başvuru süre ve masraf riski doğurabilir.
Almanya’da açılmış dosyanın Türkiye’ye etkisi
Alman ithalatçı önce kendi ülkesinde dava açmışsa Türk tedarikçinin Türkiye’deki malvarlığına erişmek bakımından yabancı kararın tanınması veya tenfizi gündeme gelebilir. MÖHUK m.50 ve devamındaki koşullar, yabancı kararın niteliği ve kesinleşme durumu çerçevesinde incelenir. Bir Alman idare makamının etikete ilişkin denetim tutanağı ile Alman mahkemesinin özel hukuk alacağına ilişkin kararı aynı hukukî statüde değildir. Yabancı idari yaptırımın Türkiye’de otomatik olarak icra edileceğini varsaymak hatalıdır. Uluslararası tahkim kararı varsa farklı tanıma ve icra rejimi gündeme gelebilir. İthalatçı dava açmadan önce hangi ülkede tahsil kabiliyetinin daha yüksek olduğunu ticari bilgiyle destekleyerek değerlendirmelidir.
Ödeme ve banka teminatı uyuşmazlığı etiket kusurundan ayrılır
Tedarikçinin yanlış etiket tesliminden sonra kalan satış bedelinin ödenmemesi, mahsup veya teminatın nakde çevrilmesi gündeme gelebilir. CISG kapsamındaki ödeme borcu, geçerli sözleşme şartları ve somut ihlal ayrı ayrı değerlendirilmeden alıcının her durumda ödeme durdurabileceği söylenemez. Türk bankasının teminat mektubu varsa temel sözleşmeye ilişkin kusur iddiası bankanın ödeme borcunu otomatik olarak askıya almayabilir. Alman şirket, teminatın tam metnini ve ilk talep koşullarını ayrıca incelemelidir. Etiket düzeltme maliyeti ile bakiye faturanın miktarı somut belgelerle karşılaştırılmalı; tek taraflı mahsup bildiriminin hangi hukuka tabi olduğu da gözden geçirilmelidir.
Çok partili üretimde sorumluluk paylaşımı
Bir sezonda aynı ayakkabının üç farklı fabrikada üretildiği ve etiket dosyalarının ortak tasarımcı tarafından hazırlandığı durumlarda tek kusurlu tarafı saptamak güçleşebilir. Türk satıcı fason üreticiye, fason üretici malzeme sağlayıcısına ve Alman alıcı etiket tasarım ajansına başvurma imkanı arayabilir. CISG’nin doğrudan uygulanması yalnız ilgili satış sözleşmesi bakımından değerlendirilir; her alt yüklenici ilişkisine aynı kurallar otomatik taşınmaz. Sözleşme zincirindeki kalite garanti maddeleri, rücu süreleri ve sorumluluk sınırları katman katman incelenmelidir. Zarar hesabında aynı baskı maliyetinin farklı şirketlerden iki kere talep edilmesi değil, kanıtlanan giderin uygun borçluya yöneltilmesi esastır.
Etiketin satış platformundaki beyanla çelişmesi
Online satış sayfasında “hakiki deri” yazarken ayakkabı üzerinde başka malzeme simgesi bulunması, 94/11/EC etiket gerekleri yanında tüketiciye verilen ticari bilginin doğruluğu meselesini de doğurabilir. Alman ithalatçı ürün kartlarını düzeltirken etiket dosyasını ve gerçek malzeme bileşimini esas almalıdır. Bir e-ticaret platformunun ilanı kaldırması, platform sözleşmesinin kurallarından da kaynaklanabileceği için her kaldırma işlemi otomatik olarak idari yaptırım değildir. Ekran görüntüsünde URL, tarih, ürün kodu ve satıcı hesabı birlikte saklanmalıdır. Mağaza içi etiket, kutu üzerinde yapılan açıklama ve internet ilanı arasındaki uyuşmazlık hangi aşamada oluşmuşsa giderlerin dağılımı da buna göre değişebilir.
Kâr kaybı hesabında ticari mevsimsellik
Ayakkabı ticaretinde sezon sonu indirimi, kampanya başlangıcı ve mağaza rafına giriş tarihi, zarar hesabına doğrudan etki eder. Yanlış malzeme etiketi bir kampanya sırasında ortaya çıktıysa şirketin önceki dönem satışları ile yalnız o SKU’nun gerçekleşen talebi karşılaştırılmalıdır. Her stokun liste fiyatından satılacağı varsayımı kâr kaybı hesabını şişirebilir. Marj hesabında iade, komisyon, lojistik, pazarlama ve yeniden etiketleme sonrası satış bedelleri ayrıştırılmalıdır. Dava dosyasına yalnız tahmini perakende ciro tablosu değil, sipariş iptalleri, platform mesajları, promosyon kayıtları ve mevcut stokun fiili satılabilirliği sunulmalıdır. Böylece CISG m.74 çerçevesinde makul öngörülebilir zarar ile spekülatif kayıp birbirinden ayrılabilir.
Tedarikçiye gönderilecek ihtarın içeriği
İhtar, yanlış etiketin hangi model, parti ve teslimat belgeleriyle bağlantılı olduğunu açıklamalıdır. Alıcının ilk muayene tarihi, tespit edilen piktogram veya materyal hatası, dayandığı sözleşme ve CISG maddeleri ile istenen çözüm ayrı başlıklarda belirtilmelidir. Üreticiden düzeltme etiketi, doğrulanmış malzeme listesi, makul masraf karşılaması veya başka bir uygun ifa talep edilebilir; ancak taleplerin hukuken çelişmemesine dikkat edilmelidir. İhtarın Türkçe ve Almanca olarak hazırlanması iletişimi kolaylaştırabilir fakat iki metin arasında anlam farkı oluşmamalıdır. E-posta ile bildirim veya noter ihtarı seçimi sözleşmenin tebligat hükümlerine göre belirlenmelidir. Gönderim ve teslim kayıtları saklanarak CISG m.39 tartışmasına karşı delil oluşturulmalıdır.
İki ülkenin dosyalarını birlikte yönetme planı
Alman ithalatçı Almanya’daki denetim yazısını, perakende satış verilerini ve yeniden etiketleme fiyat tekliflerini tek klasörde; Türk üreticinin malzeme faturaları, üretim reçetesi ve sevkiyat belgelerini ayrı bir klasörde toplayabilir. Daha sonra model koduna dayalı ortak bir delil indeksi kurulmalıdır. Yetkili makam nezdindeki savunma ile Türk satıcıya karşı özel hukuk davası aynı amaç taşımadığından dosyaların takvimi ayrı tutulmalıdır. Kişisel veri içeren müşteri kayıtları paylaşılırken veri minimizasyonu ve gizlilik gözetilmelidir. İlk hedef, teknik hatanın kapsamını ispatlamak; ikinci hedef ekonomik bakımdan makul düzeltmeyi yapmak; üçüncü hedef ise gerçekten doğan giderlerin hangi sözleşme tarafına ait olduğunu delillerle saptamaktır.
Kapanış: başvuru önceliği ve ölçülü hukukî yol
Alman ithalatçı için her etiket hatasına aynı sertlikte tedbir uygulanması gerekmeyebilir. Önce ürünün 94/11/EC ve BedGgstV §10a kapsamında olup olmadığı, üst/astar/dış taban oranlarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı ve hatanın ne kadar stokta bulunduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Ardından makul teknik düzeltme, makamla iletişim ve satıcıya süreli bildirim yürütülmelidir. CISG’nin uygulanabilirliği ve sözleşmedeki özel hükümler incelenmeden otomatik iade, dönme veya tazminat sonucu ilan edilmemelidir. Hukukî strateji, perakende müşterinin doğru bilgilendirilmesini sağlarken ispatlanabilir zarar kalemlerini korumalıdır. Tüm süreç yazılı delil, düzenli envanter ve ölçülü maliyet hesabına dayanırsa ticari ilişki gereksiz şekilde bozulmadan uyuşmazlığın çözülmesi de mümkün olabilir.
İlgili hukuk rehberleri
Resmî mevzuat ve kaynaklar
Metinler, düzenlemelerin güncel sürümleri ve somut işlem tarihleri esas alınarak kullanılmalıdır.
- AB Direktifi 94/11/EC – resmî EUR-Lex
- AB tüketici ayakkabısı etiketleme rehberi – Your Europe
- Alman BedGgstV §10a – resmî federal mevzuat
- Alman BedGgstV Ek 11 – resmî federal mevzuat
- CISG – UNCITRAL resmî sözleşme metni
- 6100 sayılı HMK – resmî mevzuat metni
- 6102 sayılı TTK – resmî mevzuat metni
- 5718 sayılı MÖHUK – resmî mevzuat metni
Sıkça sorulan 12 soru
Türk ayakkabısında malzeme etiketi Almanya için zorunlu mudur?
94/11/EC kapsamındaki tüketici ayakkabılarında malzeme etiketi gerekir. Almanya’da bunun ulusal karşılığı BedGgstV §10a ve Ek 11 hükümleridir; kapsam istisnaları ayrıca değerlendirilir.
Ayakkabının hangi parçaları etiketlenmelidir?
Üst malzeme, astar ve iç taban grubu ile dış taban için öngörülen malzeme bilgileri ayrı ayrı gösterilir. Tek genel “deri” ifadesi her durumda yeterli değildir.
Yüzde 80 kuralı tabanda nasıl hesaplanır?
Üst ve astarda yüzey alanı; dış tabanda hacim esastır. Hiçbir malzeme yüzde 80’e ulaşmıyorsa ilgili bölümdeki iki başlıca malzeme bildirilir.
Her iki ayakkabıda da etiket olmalı mı?
Direktif m.4/3 uyarınca her çiftte en az bir ayakkabı üzerinde uygun etiket bulunması gerekir. Görünürlük, sağlam bağlantı ve okunabilirlik de önemlidir.
Türkçe etiket Almanya’da tek başına yeterli mi?
Sembol ve yazılı gösterim seçenekleri Alman ulusal düzenlemesiyle birlikte değerlendirilmelidir. İnternet mağazasındaki Türkçe açıklama fizikî etiketin yerini her durumda tutmaz.
Alman ithalatçı etiket kusurundan hiç sorumlu değil midir?
AB’de yerleşik üretici veya temsilci bulunmaması durumunda ilk piyasaya arz edenin yükümlülüğü gündeme gelir. Satıcıyla sözleşme yapmak bu kamu hukuku konumunu otomatik kaldırmaz.
Yanlış etiket otomatik olarak ürün geri çağırma kararı mıdır?
Hayır. Etiket kusuru ve ürün güvenliği kusuru ayrıdır. Yetkili makamın somut işlemi, stok durumu ve mümkün olan düzeltme değerlendirilmeden zorunlu geri çağırma sonucu çıkmaz.
CISG’ye göre Türk satıcıya ne zaman bildirim yapılmalıdır?
CISG m.39 kapsamında kusurun öğrenilmesinden veya öğrenilmesi gereken andan itibaren makul sürede, kusurun niteliğini belirten bildirim yapılmalıdır. Sabit ve her dosyaya uygun tek gün sayısı yoktur.
Alman ithalatçı etiket masrafını isteyebilir mi?
Satıcının sözleşmeye aykırılığı, giderin gerekliliği, nedensellik ve CISG’nin zarar kuralları ispatlanırsa makul yeniden etiketleme masrafları talep konusu olabilir.
Bir etiket hatasında sözleşmeden hemen dönülebilir mi?
Her hata esaslı ihlal oluşturmaz. CISG m.49 ve m.25 şartları, düzeltme imkanı ve sözleşmenin niteliği incelenmelidir.
Türkiye’de bilirkişiyle malzeme tespiti yapılabilir mi?
HMK m.400 ve devamında delil tespiti koşulları oluşursa, üretim numunesi, malzeme kartı ve etiket biçimi hakkında teknik inceleme istenmesi değerlendirilebilir.
Alman GmbH dava açmadan önce hangi belgeleri hazırlamalıdır?
Satın alma sözleşmesi, etiket ve numune fotoğrafları, parti/SKU kayıtları, makam yazıları, CISG bildirimi, laboratuvar raporu, yeniden baskı teklifleri ve gerçek zarar kayıtları önceliklidir.
Ofis ve iletişim
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun Mersin ve İstanbul’da iki fizikî ofisi bulunmaktadır. İstanbul: Maslak, Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21 Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul. Telefon: +90 552 224 43 66. Aşağıdaki harita Mersin ofisine aittir.
İstanbul Ofisi – Polaris Plaza, Maslak / Sarıyer
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul
İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerimizden Türkiye genelindeki dosyalar, görev ve yetki kuralları ile gerekli yerel işlemler dikkate alınarak koordine edilir. Yüz yüze görüşme için randevu sırasında tercih ettiğiniz ofisi belirtiniz.
İstanbul ofisini Google Haritalar’da açın · İletişim ve randevu
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
