B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文Français
Menü

İstanbul Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu

Kamu görevinin engellenmesi ve savunma hakları

Görevi yaptırmamak için direnme iddiasında kamu görevinin niteliği ve tarafların somut davranışları ayrı belirlenmelidir. Olay tutanağı, kamera kayıtları, sağlık raporu ve tanık bilgilerini tarih sırasına koyun; rehber, anlatımlar arasındaki farklılıkları belgeyle karşılaştırmayı açıklar.

Direnme suçunda cebir veya tehdit zorunludur. TCK m.265/1, kamu görevlisine görevini yaptırmamak amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasını 6 ay–3 yıl hapisle cezalandırır. Sadece itiraz etmek, suçlama hakkında susmak veya cebir ve tehdit içermeyen pasif bir tutum sergilemek, bu unsurların yerine geçmez. Başka bir yükümlülüğün ihlali varsa o fiil kendi hükmüne göre ayrıca değerlendirilir.

“Direndi” şeklindeki tutanak ifadesi kanuni unsurları açıklamaz

Bir olay tutanağında yalnız “görevlilere mukavemet etti” yazılması, hangi cebir veya tehdidin kullanıldığını göstermez. Fiziksel hareketin kime yöneldiği, söylenen sözün içeriği, görevlinin o sırada yaptığı işlem ve davranışın bu işlemi engelleme amacı somutlaştırılmalıdır. TCK m.2 gereğince suçun unsurları gündelik dildeki “direnme” sözcüğü genişletilerek oluşturulamaz.

Cebir bedensel zorlama, tehdit ise görevliyi etkileyerek görevini yapmasını engellemeye yönelen kötülük bildirimidir. Suç seçimlik hareketlidir; aynı anda hem cebir hem tehdit bulunması aranmaz. Buna karşılık cebir veya tehditten en az biri saptanmadan m.265 uygulanamaz. Görevin fiilen tamamlanmış olması da tek başına suçlamayı sona erdirmez; kanun engelleme amacıyla kullanılan hareketi cezalandırır.

Susma hakkı, direnme hareketi değildir

CMK m.147/1-e, yüklenen suç hakkında açıklama yapmamanın kanuni hak olduğunu düzenler. Müdafiyle görüşme istemek ve hukuki başvuru yapacağını bildirmek de sırf bu nedenle cebir veya tehdit sayılmaz. Ancak susma hakkı, kimlik bilgileri konusunda kanunun getirdiği ayrı yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. İfade usulü ile olay yerindeki maddi hareket birbirine karıştırılmamalıdır.

Cebir veya tehdit içermeyen davranışın m.265’e girmemesi, bütün davranışların hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Trafik düzeni, kimlik bildirimi veya başka bir kanuni yükümlülük açısından farklı yaptırım bulunması ayrı incelemedir. Bu ayrım “hiçbir şey olmaz” şeklinde genelleştirilemez. TCK m.2 ve 265 ile CMK m.147 birlikte okunmalıdır.

Her tartışmanın diğer tarafı kamu görevlisi diye m.265 uygulanmaz

TCK m.6/1-c’deki kamu görevlisi tanımı, kamusal faaliyetin yürütülmesine katılmayı esas alır. Ancak mağdurun bu sıfatı taşıması tek başına yeterli değildir. İsnat edilen hareketin görevini yaptırmama amacıyla bağlantısı da bulunmalıdır. Kamu görevlisinin tamamen kişisel ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık, görev bağı açıklanmadan direnme suçuna dönüştürülemez.

Görevlinin gerçekleştirdiği işlem ve hukuki dayanağı belirlenir. Yakalama, arama, denetim, tutanak düzenleme veya başka bir kamu işlemi söz konusuysa bunlar kendi yetki ve usul hükümlerine göre incelenir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi, şiddet kullanılması için genel bir izin değildir. Hukuka aykırı müdahale iddiası ile kişinin verdiği karşılığın koşulları ayrı ayrı değerlendirilir.

TCK m.25’teki meşru savunma, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak haksız saldırıya karşı zorunlu ve orantılı savunma şartlarını arar. TCK m.29’daki haksız tahrik ise ayrı bir indirim kurumudur. Bu hükümler yalnız “ilk onlar başladı” ifadesiyle otomatik uygulanmaz; saldırının niteliği, zamanlaması ve karşılığın kapsamı gösterilmelidir. Zor kullanma yetkisine sahip görevlinin gerekli ölçüyü aşması da TCK m.256 kapsamında ayrıca incelenir.

TCK m.265’in farklı fıkraları neyi değiştirir?

Birinci fıkra: Kamu görevlisine görevi engelleme amacıyla cebir veya tehdit kullanmanın temel cezası 6 ay–3 yıl hapistir.

İkinci fıkra: Suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlendiğinde ceza 2–4 yıl hapistir. “Yargı görevi yapan” kavramı TCK m.6/1-d’den okunur; yalnız adliye binasında çalışmak bu sıfatın tamamına sahip olmak anlamına gelmez. Hâkim, savcı ve avukat bakımından da olayın görevle ilişkisi aranır.

Üçüncü fıkra: Failin kendisini tanınmayacak hâle koyması veya suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, cezayı üçte bir artırır. Olay yerinde birden çok kişinin bulunması ile birlikte suç işlenmesi aynı şey değildir. Her kişinin fiili ve ortak hareketi TCK m.20 ve iştirak hükümleri çerçevesinde belirlenir.

Dördüncü fıkra: Silahla veya var olan ya da var sayılan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işleme hâlinde, önceki fıkralara göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır. Silah kavramında TCK m.6/1-f esas alınır. Olay yerinde bir eşya bulunması tek başına o eşyanın suçta silah olarak kullanıldığını göstermez.

Birden fazla failin birlikte hareket etmesiyle birden fazla görevlinin hedef alınması ayrı konulardır. İkincisinde TCK m.43’ün tek fiille birden çok kişiye karşı aynı suçun işlenmesine ilişkin koşulları gündeme gelir. Kişi sayıları değiştirilerek bu iki artırım gerekçesi birbirinin yerine yazılamaz.

Her yaralanmada ayrıca kasten yaralama cezası verilmez

TCK m.265/5’in ölçütü, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlinin gerçekleşmesidir. Bu hâller gerçekleştiğinde ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Sadece sağlık raporu alınmış olması veya raporda yaralanma bulunması, beşinci fıkradaki özel koşulun gerçekleştiğini göstermez.

Direnmede kullanılan cebir ile bu cebrin sonucu arasındaki ilişki belirlenir. TCK m.87 kapsamındaki organ işlevi kaybı, kemik kırığı veya diğer ağırlaşmış neticeler kendi yasal koşullarıyla değerlendirilir. “Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir/giderilemez” tespiti ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sınıflandırması aynı kavram değildir.

Sağlık raporu yaralanmayı ve tıbbi özelliklerini gösterir; yaralayanın kimliğini, hareketin amacını veya bütün olayın hukuki vasfını tek başına belirlemez. Rapor ile görüntü ve anlatımlar arasındaki uyuşmazlık somut olarak incelenmelidir. Direnme fiilinden bağımsız başka bir saldırı bulunması da ayrıca nitelendirilir. Ayrıntılı tıbbi ayrımlar kasten yaralama ve adli rapor yazısında ele alınmaktadır.

Olayın başlangıcını dışarıda bırakan görüntü eksik değerlendirmeye yol açar

Direnme dosyasının önemli sorusu kronolojidir: görevlinin işlemi ne zaman başladı, kişiye ne bildirildi, cebir veya tehdit hangi aşamada gerçekleşti, zor kullanma hangi hareketten sonra uygulandı? Görüntünün yalnız son birkaç saniyesi bu soruların tamamını cevaplamaz. Mevcut kamera kaydı, araç veya yaka kamerası ve çevre işyerlerine ait kayıtların ilgili zaman aralığı korunması istenebilir. Her olayda böyle bir kayıt bulunduğu varsayılamaz.

Tanıklar gördükleri hareket bakımından, tutanaklar düzenlenme zamanı ve gözleme dayanan içeriği bakımından değerlendirilir. Görevlinin tutanağı sırf resmî sıfat nedeniyle tartışılmaz kesin delil değildir; sırf görevli tarafından düzenlendiği için değersiz de değildir. CMK m.217 uyarınca duruşmada tartışılan hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilir. Çelişkilerin hangi anlatımlar arasında bulunduğu açıkça gösterilmelidir.

Kişinin kendi yaralanmasına ilişkin kayıtlar da olayın oluş biçiminin incelenmesine katkı sağlar. Lehe delillerin toplanması CMK m.160/2 kapsamındadır. Kayıt talebinde yer, zaman ve kayıt sahibinin gösterilmesi talebi somutlaştırır; ilgisiz banka, şirket defteri veya iletişim verilerinin gelişigüzel sıralanması olayın aydınlatılması yerine geçmez.

Zor kullanma sınırı ile direnme isnadı birlikte nasıl incelenir?

Direnme iddiasının bulunduğu olayda yalnız şüphelinin davranışı değil, kamu görevlisinin yaptığı işlemin hukuki dayanağı ve kuvvet kullanımının sırası da kronolojiye konur. TCK m.256, zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin görevin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde kasten yaralama hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Bu kural, görevliye yönelen her cebir veya tehdit iddiasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; aynı şekilde m.265 isnadı da ölçüsüz kuvvet iddiasını inceleme dışı bırakmaz. Tarafların hareketleri ayrı ayrı ve olayın bütün akışı içinde değerlendirilir.

Önce işlemin başlangıç nedeni belirlenir: kimlik kontrolü, yakalama, arama, tahliye, haciz veya başka bir kamu işlemi mi yürütülmüştür; görevli hangi emri vermiştir; kişi bu emri nasıl anlamış ve hangi somut hareketle karşılık vermiştir? Ardından fiziksel temasın kim tarafından, ne zaman ve ne ölçüde başlatıldığı araştırılır. Tutanaktaki “mukavemet gösterdi” veya “orantılı güç kullanıldı” gibi sonuç cümleleri tek başına bu soruları cevaplamaz. El-kol hareketleri, mesafe, olayın süresi, kullanılan araç, yaralanma yeri ve görüntüdeki kesintiler mümkün olduğunca somutlaştırılır.

Sağlık raporları tarafların yaralanmalarını gösterirken, olayın failini ve hukuki niteliğini tek başına belirlemez. Rapor tarihi, muayene saati, anlatılan öykü ve saptanan bulgular olay saatiyle karşılaştırılır. Görüntü varsa yalnız müdahalenin son saniyeleri değil, sözlü uyarı ve ilk temasın başladığı bölüm de istenir. Görevlinin yetkisi veya kuvvetin ölçüsü tartışılıyorsa, bunu destekleyen kayıtlar ayrıca sunulur; karşılıklı iddialardan biri diğerinin delillerini otomatik olarak geçersiz kılmaz.

İfade öncesi savunma dosyası nasıl hazırlanır?

CMK m.147 uyarınca kişiye yüklenen suç anlatılmalı; müdafi yardımından yararlanma, açıklamada bulunmama ve şüpheden kurtulmasını sağlayacak somut delillerin toplanmasını isteme hakları bildirilmelidir. Bu nedenle ifade öncesi hazırlık, ezberlenmiş tek bir anlatımdan çok olay kronolojisinin ve delil taleplerinin düzenlenmesine dayanır. İsnat edilen cebir veya tehdidin hangi söz ya da hareket olduğu, hangi görev sırasında gerçekleştiği ve hangi kayıtla desteklendiği açıkça ayrılmalıdır.

Kronolojide olay öncesi, ilk temas, verilen emir, tarafların söz ve hareketleri, kuvvet kullanımı, yakalama veya götürme işlemi ve olay sonrası sağlık muayenesi ayrı satırlara yazılır. Her satırın karşısına mevcut belge, görüntü, tanık veya talep edilecek kayıt eklenir. Bilinmeyen bir ayrıntı tahminle tamamlanmaz. Tutanakta yazılı olmakla birlikte kişinin kabul etmediği bölüm açıkça işaretlenir; hangi nedenle doğru olmadığı ve bunu sınayabilecek delil belirtilir.

CMK m.160/2, Cumhuriyet savcısına şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplama ve koruma yükümlülüğü verir. Kamera kaydı talebinde işyeri veya kurum adı, açık yer, yaklaşık saat aralığı ve olayın hangi bölümünün görülebileceği yazılır. Tanık için yalnız isim listesi vermek yerine kişinin nerede bulunduğu ve hangi olguyu gördüğü açıklanır. Sağlık raporu, görev belgesi, telsiz kaydı veya araç içi kamera gibi kayıtların kimde olabileceği gösterilir. Böylece talep soyut kalmaz ve kaydın korunması bakımından zaman kaybı azaltılır.

CMK m.217 gereğince hüküm, duruşmaya getirilen ve tartışılan hukuka uygun delillere dayanır. Bu sebeple sosyal medyaya yüklenmiş kesilmiş video ile kaynağından alınan özgün kayıt aynı değerde kabul edilmemelidir. Dosyaya sunulan kopyanın kaynağı, elde edilme biçimi ve mümkünse bütünlüğü açıklanır. Savunma, yalnız görevli anlatımını değersiz saymaya veya yalnız kişinin inkârına dayanmaz; birbirini doğrulayan ya da çürüten zaman, görüntü, rapor ve tanık bağlantılarını birlikte gösterir.

Şikâyetten vazgeçme, görev ve savunma başvurusu

TCK m.265 şikâyete bağlı bir suç olarak düzenlenmemiştir. Kamu görevlisinin şikâyetten vazgeçmesi tek başına davayı düşürmez. Aynı dosyadaki hakaret veya başka suçlar ise kendi hükümleri üzerinden değerlendirilir. Hakaret ve tehdit ile direnme suçunun unsurları birbirine eşitlenemez.

Yalnız m.265 kapsamındaki suçun yargılamasında genel görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir; birlikte yargılanan diğer suçlar görev değerlendirmesini ayrıca gerektirir. İstanbul bakımından yer yetkisi CMK m.12 ve devamına göre belirlenir. Olayın hangi ilçe ve yargı çevresinde gerçekleştiği, mevcut savcılık veya mahkeme dosyasından kontrol edilir.

İfade sırasında isnat edilen hareketin açıklanması, müdafi yardımından yararlanma ve lehe delil toplanmasını isteme hakları CMK m.147–149 kapsamında korunur. Tutuklama, cezanın peşinen uygulanması değildir; CMK m.100–101 koşulları ve tahliye incelemesi ayrı değerlendirilir. Her direnme isnadının tutuklamayla veya her ilk suçun cezasızlıkla sonuçlanacağı söylenemez.

TCK m.265 dosyasında unsur ve delil matrisi

Dosya incelemesinde her iddia ayrı bir kanuni unsurla eşleştirilir. İlk satırda kamu görevlisinin yaptığı somut görev, görevin dayanağı ve işlemin başladığı zaman yer alır. İkinci satırda görevi engelleme amacı ileri sürülen söz veya hareket gösterilir. Üçüncü satırda cebir ya da tehdit olarak nitelendirilen davranış, bu davranışı gördüğünü söyleyen kişi ve kayıt kaynağı yazılır. Böylece “direndi” şeklindeki genel nitelendirme ile kanunun aradığı somut hareket birbirinden ayrılır.

TCK m.265/2 bakımından mağdurun yargı görevi yapan kişi olup olmadığı, üçüncü ve dördüncü fıkralar bakımından birlikte hareket, tanınmayı önleme, silah veya örgütün korkutucu gücünden yararlanma iddiaları ayrı ayrı kanıtlanmalıdır. Birden fazla kişinin olay yerinde bulunması, aynı amaçla ve birlikte cebir veya tehdit kullandıklarını kendiliğinden göstermez. Silahın olayda nasıl kullanıldığı veya gösterildiği de yalnız eşyanın varlığına bakılarak belirlenmez. Her ağırlaştırıcı neden için kişi, hareket, zaman ve delil bağlantısı kurulmalıdır.

Beşinci fıkra, suç sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda yaralama hükümlerinin ayrıca uygulanmasını öngörür. Bu nedenle her sağlık raporu otomatik olarak ayrı suç sonucu doğurmaz. Rapordaki bulgu, yaralanmanın niteliği, eylemle nedensellik ve fiilin direnme hareketinden ayrı olup olmadığı değerlendirilir. Aynı olayda şüphelinin yaralanması varsa bu rapor da kuvvet kullanımının sırası ve ölçüsü bakımından dosyada tutulur.

Son kontrol tablosunda olay tutanağı, ifade tutanakları, kamera veya ses kaydı, sağlık raporları, görev belgesi, telsiz veya araç kayıtları ve tanık anlatımları aynı zaman çizelgesine yerleştirilir. Bir belgenin bulunmaması, varmış gibi anlatılmaz; kimden ve hangi dar zaman aralığı için isteneceği yazılır. Çelişkiler yalnız “ifadeler farklı” denilerek bırakılmaz: hangi cümlelerin, hangi saat veya hareket konusunda ayrıştığı gösterilir. Bu matris, savunmanın sonucunu önceden garanti etmez; soruşturma ve yargılamada tartışılması gereken somut noktaları görünür kılar.

Direnme suçu hakkında sık sorulan sorular

Sadece itiraz etmek TCK m.265 kapsamında direnme sayılır mı?

Cebir veya tehdit bulunmayan itiraz, tek başına bu suçun hareket unsurunu karşılamaz. Başka bir kanuni yükümlülüğün ihlal edilip edilmediği ayrıca incelenir.

Cebir ve tehdidin birlikte gerçekleşmesi gerekir mi?

Hayır. Görevi engelleme amacıyla bu hareketlerden birinin kullanılması yeterli olabilir; somut davranış ve amacı delille belirlenmelidir.

Görevli işlemini tamamladıysa suçlama kendiliğinden ortadan kalkar mı?

Hayır. Değerlendirme yalnız işlemin sonucuna değil, görevi engelleme amacıyla cebir veya tehdit kullanılıp kullanılmadığına dayanır.

Olay yerinde birkaç kişinin bulunması cezayı artırır mı?

Sırf aynı yerde bulunmak, birlikte suç işlemek değildir. Her kişinin hareketi ve ortak katılımı ayrı belirlenir; m.265/3 bu ayrım gözetilerek uygulanır.

Her sağlık raporu ayrıca yaralama cezası doğurur mu?

Hayır. TCK m.265/5, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamayı esas alır. Raporun alınmış olması bu koşulu tek başına göstermez; direnmeden bağımsız saldırılar ayrıca incelenir.

Görevlinin şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürür mü?

TCK m.265 şikâyet koşuluna bağlanmadığından vazgeçme tek başına dosyayı sona erdirmez. Aynı dosyadaki başka suçların şartları ayrıca değerlendirilir.

Görüntü kaydı için başvuruda hangi bilgiler belirtilmeli?

Kayıt sahibini, olay yerini ve mümkün olduğunca dar tarih-saat aralığını belirtin. Olayın öncesini ve sonrasını gösteren özgün kayıtların korunmasını talep edin; yalnız kesilmiş son görüntüye dayanmayın.

İlk görüşmeye hangi belgeler hazırlanmalı?

Mevcut ifade ve olay tutanağını, sağlık raporlarını, dosya numarasını ve tanık bilgilerini kronolojiyle eşleştirin. Elinizde olmayan kayıtları varmış gibi sunmayın; kimden istenebileceğini belirtin.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular yönetici incelemesinden sonra anonim olarak yayımlanabilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp