B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

İstanbul Görevi Yaptırmamak İçin Direnme: TCK 265 2026

Kamu görevinin engellenmesi ve savunma hakları

Direnme suçunda cebir veya tehdit zorunludur. TCK m.265/1, kamu görevlisine görevini yaptırmamak amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasını 6 ay–3 yıl hapisle cezalandırır. Sadece itiraz etmek, suçlama hakkında susmak veya cebir ve tehdit içermeyen pasif bir tutum sergilemek, bu unsurların yerine geçmez. Başka bir yükümlülüğün ihlali varsa o fiil kendi hükmüne göre ayrıca değerlendirilir.

“Direndi” şeklindeki tutanak ifadesi kanuni unsurları açıklamaz

Bir olay tutanağında yalnız “görevlilere mukavemet etti” yazılması, hangi cebir veya tehdidin kullanıldığını göstermez. Fiziksel hareketin kime yöneldiği, söylenen sözün içeriği, görevlinin o sırada yaptığı işlem ve davranışın bu işlemi engelleme amacı somutlaştırılmalıdır. TCK m.2 gereğince suçun unsurları gündelik dildeki “direnme” sözcüğü genişletilerek oluşturulamaz.

Cebir bedensel zorlama, tehdit ise görevliyi etkileyerek görevini yapmasını engellemeye yönelen kötülük bildirimidir. Suç seçimlik hareketlidir; aynı anda hem cebir hem tehdit bulunması aranmaz. Buna karşılık cebir veya tehditten en az biri saptanmadan m.265 uygulanamaz. Görevin fiilen tamamlanmış olması da tek başına suçlamayı sona erdirmez; kanun engelleme amacıyla kullanılan hareketi cezalandırır.

Susma hakkı, direnme hareketi değildir

CMK m.147/1-e, yüklenen suç hakkında açıklama yapmamanın kanuni hak olduğunu düzenler. Müdafiyle görüşme istemek ve hukuki başvuru yapacağını bildirmek de sırf bu nedenle cebir veya tehdit sayılmaz. Ancak susma hakkı, kimlik bilgileri konusunda kanunun getirdiği ayrı yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. İfade usulü ile olay yerindeki maddi hareket birbirine karıştırılmamalıdır.

Cebir veya tehdit içermeyen davranışın m.265’e girmemesi, bütün davranışların hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Trafik düzeni, kimlik bildirimi veya başka bir kanuni yükümlülük açısından farklı yaptırım bulunması ayrı incelemedir. Bu ayrım “hiçbir şey olmaz” şeklinde genelleştirilemez. TCK m.2 ve 265 ile CMK m.147 birlikte okunmalıdır.

Her tartışmanın diğer tarafı kamu görevlisi diye m.265 uygulanmaz

TCK m.6/1-c’deki kamu görevlisi tanımı, kamusal faaliyetin yürütülmesine katılmayı esas alır. Ancak mağdurun bu sıfatı taşıması tek başına yeterli değildir. İsnat edilen hareketin görevini yaptırmama amacıyla bağlantısı da bulunmalıdır. Kamu görevlisinin tamamen kişisel ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık, görev bağı açıklanmadan direnme suçuna dönüştürülemez.

Görevlinin gerçekleştirdiği işlem ve hukuki dayanağı belirlenir. Yakalama, arama, denetim, tutanak düzenleme veya başka bir kamu işlemi söz konusuysa bunlar kendi yetki ve usul hükümlerine göre incelenir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi, şiddet kullanılması için genel bir izin değildir. Hukuka aykırı müdahale iddiası ile kişinin verdiği karşılığın koşulları ayrı ayrı değerlendirilir.

TCK m.25’teki meşru savunma, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak haksız saldırıya karşı zorunlu ve orantılı savunma şartlarını arar. TCK m.29’daki haksız tahrik ise ayrı bir indirim kurumudur. Bu hükümler yalnız “ilk onlar başladı” ifadesiyle otomatik uygulanmaz; saldırının niteliği, zamanlaması ve karşılığın kapsamı gösterilmelidir. Zor kullanma yetkisine sahip görevlinin gerekli ölçüyü aşması da TCK m.256 kapsamında ayrıca incelenir.

TCK m.265’in farklı fıkraları neyi değiştirir?

Birinci fıkra: Kamu görevlisine görevi engelleme amacıyla cebir veya tehdit kullanmanın temel cezası 6 ay–3 yıl hapistir.

İkinci fıkra: Suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlendiğinde ceza 2–4 yıl hapistir. “Yargı görevi yapan” kavramı TCK m.6/1-d’den okunur; yalnız adliye binasında çalışmak bu sıfatın tamamına sahip olmak anlamına gelmez. Hâkim, savcı ve avukat bakımından da olayın görevle ilişkisi aranır.

Üçüncü fıkra: Failin kendisini tanınmayacak hâle koyması veya suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, cezayı üçte bir artırır. Olay yerinde birden çok kişinin bulunması ile birlikte suç işlenmesi aynı şey değildir. Her kişinin fiili ve ortak hareketi TCK m.20 ve iştirak hükümleri çerçevesinde belirlenir.

Dördüncü fıkra: Silahla veya var olan ya da var sayılan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işleme hâlinde, önceki fıkralara göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır. Silah kavramında TCK m.6/1-f esas alınır. Olay yerinde bir eşya bulunması tek başına o eşyanın suçta silah olarak kullanıldığını göstermez.

Birden fazla failin birlikte hareket etmesiyle birden fazla görevlinin hedef alınması ayrı konulardır. İkincisinde TCK m.43’ün tek fiille birden çok kişiye karşı aynı suçun işlenmesine ilişkin koşulları gündeme gelir. Kişi sayıları değiştirilerek bu iki artırım gerekçesi birbirinin yerine yazılamaz.

Her yaralanmada ayrıca kasten yaralama cezası verilmez

TCK m.265/5’in ölçütü, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlinin gerçekleşmesidir. Bu hâller gerçekleştiğinde ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Sadece sağlık raporu alınmış olması veya raporda yaralanma bulunması, beşinci fıkradaki özel koşulun gerçekleştiğini göstermez.

Direnmede kullanılan cebir ile bu cebrin sonucu arasındaki ilişki belirlenir. TCK m.87 kapsamındaki organ işlevi kaybı, kemik kırığı veya diğer ağırlaşmış neticeler kendi yasal koşullarıyla değerlendirilir. “Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir/giderilemez” tespiti ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sınıflandırması aynı kavram değildir.

Sağlık raporu yaralanmayı ve tıbbi özelliklerini gösterir; yaralayanın kimliğini, hareketin amacını veya bütün olayın hukuki vasfını tek başına belirlemez. Rapor ile görüntü ve anlatımlar arasındaki uyuşmazlık somut olarak incelenmelidir. Direnme fiilinden bağımsız başka bir saldırı bulunması da ayrıca nitelendirilir. Ayrıntılı tıbbi ayrımlar kasten yaralama ve adli rapor yazısında ele alınmaktadır.

Olayın başlangıcını dışarıda bırakan görüntü eksik değerlendirmeye yol açar

Direnme dosyasının önemli sorusu kronolojidir: görevlinin işlemi ne zaman başladı, kişiye ne bildirildi, cebir veya tehdit hangi aşamada gerçekleşti, zor kullanma hangi hareketten sonra uygulandı? Görüntünün yalnız son birkaç saniyesi bu soruların tamamını cevaplamaz. Mevcut kamera kaydı, araç veya yaka kamerası ve çevre işyerlerine ait kayıtların ilgili zaman aralığı korunması istenebilir. Her olayda böyle bir kayıt bulunduğu varsayılamaz.

Tanıklar gördükleri hareket bakımından, tutanaklar düzenlenme zamanı ve gözleme dayanan içeriği bakımından değerlendirilir. Görevlinin tutanağı sırf resmî sıfat nedeniyle tartışılmaz kesin delil değildir; sırf görevli tarafından düzenlendiği için değersiz de değildir. CMK m.217 uyarınca duruşmada tartışılan hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilir. Çelişkilerin hangi anlatımlar arasında bulunduğu açıkça gösterilmelidir.

Kişinin kendi yaralanmasına ilişkin kayıtlar da olayın oluş biçiminin incelenmesine katkı sağlar. Lehe delillerin toplanması CMK m.160/2 kapsamındadır. Kayıt talebinde yer, zaman ve kayıt sahibinin gösterilmesi talebi somutlaştırır; ilgisiz banka, şirket defteri veya iletişim verilerinin gelişigüzel sıralanması olayın aydınlatılması yerine geçmez.

Şikâyetten vazgeçme, görev ve savunma başvurusu

TCK m.265 şikâyete bağlı bir suç olarak düzenlenmemiştir. Kamu görevlisinin şikâyetten vazgeçmesi tek başına davayı düşürmez. Aynı dosyadaki hakaret veya başka suçlar ise kendi hükümleri üzerinden değerlendirilir. Hakaret ve tehdit ile direnme suçunun unsurları birbirine eşitlenemez.

Yalnız m.265 kapsamındaki suçun yargılamasında genel görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir; birlikte yargılanan diğer suçlar görev değerlendirmesini ayrıca gerektirir. İstanbul bakımından yer yetkisi CMK m.12 ve devamına göre belirlenir. Olayın hangi ilçe ve yargı çevresinde gerçekleştiği, mevcut savcılık veya mahkeme dosyasından kontrol edilir.

İfade sırasında isnat edilen hareketin açıklanması, müdafi yardımından yararlanma ve lehe delil toplanmasını isteme hakları CMK m.147–149 kapsamında korunur. Tutuklama, cezanın peşinen uygulanması değildir; CMK m.100–101 koşulları ve tahliye incelemesi ayrı değerlendirilir. Her direnme isnadının tutuklamayla veya her ilk suçun cezasızlıkla sonuçlanacağı söylenemez.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp