Sözleşmede “Zamanaşımı İleri Sürülmeyecektir” Maddesi Geçerli mi? TBK 160 | 2026
Kısa ve net cevap: Sözleşme kurulurken “borçlu zamanaşımı def’ini ileri sürmeyecektir”, “bu alacak zamanaşımına uğramaz” veya aynı sonucu doğuran bir hüküm yazılması, kanuni zamanaşımı rejimini ortadan kaldırmaz. Türk Borçlar Kanunu m.160 açıkça zamanaşımından önceden feragat edilemeyeceğini düzenler. Ayrıca TBK m.148, kanunda bu ayrımda belirlenen zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini hükme bağlar. Buna karşılık zamanaşımı def’i doğduktan sonra bu def’iden vazgeçme, peşin feragatten farklıdır. Müteselsil borçlulardan birinin feragati diğer borçluları; asıl borçlunun feragati de kefili kendiliğinden bağlamaz.

TBK 160’ın kesin kuralı nedir?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.160’ın birinci fıkrası kısa ve emredici bir cümle kurar: zamanaşımından önceden feragat edilemez. Buradaki “önceden” kelimesi belirleyicidir. Borç ilişkisi kurulurken, alacak henüz muaccel değilken veya zamanaşımı def’i henüz doğmamışken borçlunun gelecekte kullanabileceği zamanaşımı savunmasını peşinen ortadan kaldıran kayıt kanunun çizdiği sınıra aykırıdır.
Bu nedenle tarafların tacir olması, sözleşmenin noterlikte düzenlenmesi, metnin avukat tarafından hazırlanması, hükmün ayrıca imzalanması veya “taraflar bu maddeyi okuyup kabul etmiştir” cümlesinin bulunması sonucu değiştirmez. Sözleşme özgürlüğü, emredici kanun hükmünü bertaraf edecek genişlikte değildir. Hükmün başlığı “zamanaşımından feragat” olmasa bile ekonomik ve hukuki sonucu aynıysa TBK m.160 yönünden değerlendirme yine yapılır.
Zamanaşımı aynı zamanda borcu kendiliğinden yok eden bir hak düşürücü süre değildir. TBK m.161’e göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz. Bu nedenle “süre doldu, borç artık yok” cümlesi de teknik olarak doğru değildir. Borçlu, zamanaşımı def’ini usulüne uygun şekilde ileri sürmelidir. Bu ayrımın ayrıntısı için Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alır mı? TBK 161 yazısı incelenebilir.
TBK 148 ile TBK 160 arasındaki fark nedir?
TBK m.148 ile m.160 aynı sonucu farklı yönlerden güvence altına alır. TBK m.148, kanunun ilgili ayrımında belirlenen zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini düzenler. TBK m.160 ise zamanaşımından önceden feragati yasaklar. Bir sözleşmede “on yıllık süre yirmi yıldır”, “beş yıllık süre on beş yıldır” veya “zamanaşımı hiçbir zaman işlemez” gibi hükümler kullanılması, kanunun süre rejimini taraf iradesiyle değiştirmeye çalışır.
Örneğin kanunen beş yıllık zamanaşımına tabi bir alacak için sözleşmeye “bu alacak on beş yıl içinde talep edilebilir” yazılması, tek başına kanuni süreyi on beş yıla çıkarmaz. Aynı sözleşmeye “borçlu zamanaşımı def’inden peşinen vazgeçmiştir” hükmü eklemek de sonucu değiştirmez. Birinci kayıt TBK m.148, ikinci kayıt TBK m.160 yönünden sorunludur.
Buna karşılık taraflar vade belirleyebilir. Vade, borcun ne zaman muaccel olacağını düzenler; zamanaşımı ise muacceliyet sonrasında başlayan ayrı bir kurumdur. Gerçek ekonomik ilişkiye uygun bir vade kararlaştırılması ile sırf zamanaşımını dolanmak amacıyla görünüşte vade yaratılması aynı şey değildir. Sözleşmede ödeme tarihi açıkça belirlenmişse temerrüt ve zamanaşımı hesabı bu tarihle birlikte ayrıca yapılır.
Hangi sözleşme hükümleri zamanaşımını ortadan kaldırmaz?
Aşağıdaki kayıtlar farklı kelimeler kullansa da peşin feragat veya kanuni süreyi değiştirme amacı taşıdıkları ölçüde sonuç doğurmaz:
- “Borçlu, sözleşmeden doğan bütün alacaklar bakımından zamanaşımı def’inden feragat eder.”
- “Bu sözleşmeden kaynaklanan hiçbir alacak zamanaşımına uğramaz.”
- “Borçlu hiçbir tarihte zamanaşımı itirazı veya def’i ileri süremez.”
- “Alacaklı dilediği tarihte takip yapabilir; borçlu süre savunmasında bulunamaz.”
- “Borç tamamen ödeninceye kadar zamanaşımı işlemez.”
- “Kanuni zamanaşımı süresi taraflar arasında yirmi yıl olarak uygulanacaktır.”
- “Borçlu zamanaşımı savunmasını dava, takip ve tahkimde ileri sürmeyeceğini peşinen kabul eder.”
Metnin genel işlem koşulu niteliğinde olması hâlinde ayrıca TBK m.20 ve devamındaki denetim gündeme gelebilir. Ancak burada asıl sorun, hükmün müzakere edilip edilmediğinden önce TBK m.148 ve m.160’ın getirdiği kanuni sınırdır. Taraflar bir hükmü özel olarak müzakere etmiş olsalar bile, kanunun önceden feragate izin vermediği yerde müzakere bu yasağı kaldırmaz.
Alacaklının korunması için geçersiz bir feragat maddesine ihtiyaç yoktur. Vade, teminat, rehin, kefalet, borç ikrarı, ödeme planı, bildirim mekanizması ve zamanaşımını kanunen kesen işlemler doğru yönetilirse alacak daha sağlam biçimde korunur. “Süreyi sözleşmeyle kaldırmak” yerine süreyi hukuken doğru izlemek gerekir.
Zamanaşımı doğduktan sonra feragat mümkün müdür?
TBK m.160’ın yasakladığı işlem önceden feragattir. Zamanaşımı def’i doğduktan sonra borçlunun mevcut savunma hakkından vazgeçmesi farklıdır. Bu ayrım, sözleşme hazırlanırken yapılan peşin vazgeçme ile süresi dolmuş bir alacak hakkında daha sonra verilen feragat beyanını birbirinden ayırır.
Örneğin zamanaşımı süresi tamamlandıktan sonra borçlu, hangi alacak ve hangi zamanaşımı def’i bakımından irade açıkladığı belirli olacak şekilde “bu alacak yönünden zamanaşımı def’ini ileri sürmeyeceğim” diyebilir. Böyle bir işlem, ilk sözleşmeye yıllar önce konulan “hiçbir zaman zamanaşımı ileri sürülmeyecektir” hükmüyle aynı değildir.
Bununla birlikte her görüşme, sulh teklifi, ödeme vaadi veya “borcu inceleyeceğim” mesajı otomatik olarak feragat kabul edilmez. Somut beyanın hukuki niteliği incelenir. Bazı davranışlar ayrıca borç ikrarı veya zamanaşımını kesen işlem niteliği taşıyabilir. Bu nedenle dosyada “feragat”, “ikrar” ve “kesilme” kavramlarının birbirinin yerine kullanılmaması gerekir.
Sonradan feragat beyanı hazırlanacaksa alacağın kaynağı, tarafları, tutarı veya belirlenebilir hesap yöntemi ve hangi zamanaşımı def’inin kullanılmayacağı açıkça gösterilmelidir. Belirsiz bir “tüm haklardan vazgeçme” cümlesi, ileride kapsam tartışması yaratır. Özellikle birden fazla fatura, taksit veya farklı hukuki sebebe dayanan alacak varsa her kalem yönünden zamanaşımı tarihi aynı olmayabilir. Feragat beyanının kapsamı da bu nedenle topluca değil, belirlenebilir borç ilişkisi üzerinden kurulmalıdır.
Feragat ile zamanaşımının kesilmesi aynı şey değildir
TBK m.154, zamanaşımının hangi hâllerde kesileceğini düzenler. Borçlunun borcu ikrar etmesi; özellikle faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi gibi işlemler zamanaşımını kesebilir. Alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ya da iflas masasına başvurması da kanunda sayılan kesilme sebeplerindendir.
Kesilmede süre tamamen ortadan kalkmaz; TBK m.156 ve devamındaki kurallara göre yeni süre işlemeye başlar. Feragatte ise borçlu doğmuş zamanaşımı savunmasını kullanmama iradesi ortaya koyar. Bu iki mekanizmanın sonucu farklı olduğu için bir ödeme belgesinin veya yapılandırma protokolünün hangi hukuki etkiyi doğurduğu metinden ve olaydan ayrı ayrı belirlenmelidir.
Kısmi ödeme örneğinde, “borçlu zamanaşımından feragat etti” demeden önce TBK m.154 kapsamında borç ikrarı ve kesilme sonucu incelenmelidir. Ayrıntılı açıklama için Borç ikrarı zamanaşımını keser mi? TBK 154 başlıklı içerik kullanılabilir.
Zamanaşımı ile hak düşürücü süre neden karıştırılmamalıdır?
Zamanaşımı ile hak düşürücü süre aynı hukuki sonucu doğurmaz. Zamanaşımında borçluya bir def’i imkânı tanınır ve TBK m.161 uyarınca hâkim bu savunmayı kendiliğinden uygulamaz. Hak düşürücü sürede ise kanunun düzenlediği hak veya yetki sürenin sona ermesiyle kaybedilebilir ve mahkemenin bunu kendiliğinden dikkate alması gereken durumlar vardır. Bu nedenle bir sözleşmedeki “sürelerden feragat” cümlesinin hangi süreyi hedeflediği mutlaka ayrıştırılmalıdır.
Örneğin dava hakkının belirli bir süre içinde kullanılmasını zorunlu kılan özel bir kanun hükmü, her zaman TBK’daki genel zamanaşımı rejimiyle aynı değildir. Bir uyuşmazlıkta önce sürenin hukuki niteliği tespit edilir; sonra başlangıç tarihi, durma veya kesilme ihtimali ve ileri sürülme şekli belirlenir. “Bütün sürelerden peşinen vazgeçildi” şeklindeki genel bir sözleşme kaydı, farklı hukuk kurumlarını tek cümleyle etkisizleştiremez.
Bu ayrım özellikle şirket genel kurul kararlarının iptali, önalım hakkı, bazı tüketici ve sigorta başvuruları ile icra hukukundaki özel şikâyet sürelerinde önemlidir. Bu alanlarda süreyi doğrudan “zamanaşımı” diye adlandırmak yanlış başvuru stratejisine yol açabilir.
Kefil ve müteselsil borçlular bakımından sonuç nedir?
TBK m.160 yalnızca peşin feragati yasaklamaz; feragatin kişisel etkisini de açıkça düzenler. Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez. Bölünemez bir borcun borçlularından birinin feragati bakımından da aynı ilke uygulanır. Asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez.
Örneğin A ve B aynı ticari borçtan müteselsilen sorumluysa A’nın zamanaşımı def’inden vazgeçmesi B’nin savunmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Alacaklı B’ye karşı açacağı davada B’nin durumunu ayrıca değerlendirmek zorundadır. Benzer şekilde asıl borçlu sonradan zamanaşımı def’inden vazgeçse dahi kefilin bu beyan nedeniyle otomatik olarak aynı savunmadan mahrum kaldığı kabul edilemez.
Sözleşmede “borçlulardan birinin yaptığı feragat tüm borçluları ve kefilleri bağlar” şeklinde bir kayıt bulunması da TBK m.160’ın açık düzenlemesini tersine çeviremez. Çok taraflı kredi, ticari borç, ortak finansman ve teminat ilişkilerinde her borçlu ve kefil yönünden zamanaşımı tarihi ile kesilme işlemleri ayrı çizelgede izlenmelidir.
Dava ve icra takibinde zamanaşımı def’i nasıl ileri sürülür?
Zamanaşımı maddi hukuka ilişkin bir def’i olmakla birlikte, yargılamada ne zaman ve nasıl ileri sürüleceği usul hükümlerine tabidir. TBK m.161 gereğince hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz. Bu nedenle borçlunun savunmasını dosyaya zamanında ve açık şekilde taşıması gerekir.
Hukuk davasında cevap dilekçesi, dilekçeler aşaması ve savunmanın genişletilmesi yasağı gözetilir. İcra takibinde ise takip türü belirleyicidir. İlamsız takipte ödeme emrine itiraz yolu ile kambiyo senetlerine özgü takipte icra mahkemesine yapılacak başvuru aynı usule tabi değildir. Zamanaşımı süresinin dolmuş olması, yanlış merciye veya yanlış sürede yapılan başvuruyu kendiliğinden geçerli hâle getirmez.
Alacaklı açısından da “sözleşmede feragat maddesi var” düşüncesiyle kanuni sürenin geçirilmesi ciddi tahsil riski yaratır. Alacağın niteliğine göre genel on yıllık süre, TBK m.147 kapsamındaki beş yıllık süre veya özel kanundaki başka bir süre uygulanabilir. Beş yıllık alacak türleri için TBK 147’ye göre beş yıllık zamanaşımı yazısı ayrıca incelenebilir.
Sözleşme hazırlanırken doğru yöntem nedir?
Alacaklıyı korumak için zamanaşımını “yok sayan” bir madde yerine aşağıdaki yapı kurulmalıdır:
- Her borcun hukuki kaynağı ve tutarı veya hesaplama yöntemi açık yazılmalıdır.
- Vade ve muacceliyet tarihi tereddütsüz belirlenmelidir.
- Taksitli ifada her taksidin tarihi ve varsa muacceliyet kaydı kanuna uygun düzenlenmelidir.
- Temerrüt için ihtar gerekip gerekmediği TBK m.117’ye göre belirlenmelidir.
- Ödemeler banka kaydı, makbuz veya taraflarca doğrulanabilir başka bir yöntemle izlenmelidir.
- Teminatlar ayrı geçerlilik şartlarına uygun kurulmalıdır.
- Borç ikrarı veya yapılandırma protokolü eski borçla ilişkisini açık göstermelidir.
- Her alacak için zamanaşımı başlangıç ve bitiş tarihi ayrı takip edilmelidir.
- Dava, takip veya diğer kesilme işlemleri süre dolmadan yapılmalıdır.
- Kefil ve müteselsil borçlular bakımından işlemlerin kişisel etkisi ayrıca kontrol edilmelidir.
Bu yöntem, sözleşmeye hukuken sonuç doğurmayacak “süresiz zamanaşımı feragati” yazmaktan daha güvenlidir. Özellikle şirketlerin alacak yönetiminde sözleşme metni kadar vade ve süre takip sistemi de önemlidir.
Uygulama örnekleri
Örnek 1: Ticari hizmet sözleşmesinde süresiz feragat
Şirket A ile Şirket B arasında hizmet sözleşmesi kurulmuş ve “B hiçbir zaman zamanaşımı savunması yapamaz” denilmiş olsun. Bu kayıt, sözleşme kurulurken gelecekteki zamanaşımı def’ini peşinen ortadan kaldırdığı için TBK m.160 karşısında kanuni süreyi yok etmez. Alacaklı yine uygulanacak süreyi takip etmelidir.
Örnek 2: Kanuni sürenin sözleşmeyle uzatılması
Kanunen beş yıllık zamanaşımına tabi bir alacak için “süre on beş yıldır” hükmü yazılmış olsun. TBK m.148 nedeniyle kanunda belirlenen zamanaşımı süresinin sözleşmeyle değiştirilmesi mümkün değildir. Sözleşmedeki on beş yıllık kayıt, sırf taraflar imzaladı diye kanuni süre yerine geçmez.
Örnek 3: Süre dolduktan sonra açık vazgeçme
Zamanaşımı def’i doğduktan sonra borçlu belirli alacak yönünden bu savunmayı ileri sürmeyeceğini açıkça bildirirse artık peşin feragatten farklı bir işlem vardır. Bu beyanın kapsamı hangi borç ve hangi dönem için verildiği üzerinden okunmalıdır.
Örnek 4: Bir müteselsil borçlunun feragati
A, B ve C aynı borçtan müteselsil sorumludur. A doğmuş zamanaşımı def’inden vazgeçmiştir. TBK m.160 gereği bu feragat B ve C’ye otomatik olarak taşınmaz. B ve C’nin savunma hakları kendi durumlarına göre incelenir.
Örnek 5: Asıl borçlu ve kefil
Asıl borçlu zamanaşımı def’inden vazgeçse bile kefilin de vazgeçtiği sonucu çıkarılamaz. Kanun, asıl borçlunun feragatinin kefile karşı ileri sürülemeyeceğini açıkça söyler.
Sözleşmelerde en sık yapılan hatalar
İlk hata, zamanaşımını sözleşme maddesiyle tamamen kaldırılabilir bir kurum sanmaktır. TBK m.148 ve m.160 birlikte okunduğunda bu yaklaşımın doğru olmadığı görülür. İkinci hata, geçersiz peşin feragat hükmüne güvenerek alacak takibini yıllarca ertelemektir. Üçüncü hata, her kısmi ödemeyi feragat kabul etmektir; önce TBK m.154’teki kesilme sonucu incelenmelidir.
Dördüncü hata, bir borçlunun yaptığı işlemin bütün müteselsil borçlulara ve kefillere yayıldığını varsaymaktır. Beşinci hata, sözleşmedeki vade ile zamanaşımı süresini aynı kavram gibi kullanmaktır. Altıncı hata, özel kanunda düzenlenen hak düşürücü süreyi TBK’daki zamanaşımı süresi sanıp yanlış savunma kurmaktır. Yedinci hata, zamanaşımı def’inin maddi hukukta doğmuş olmasını yeterli görüp bunu dava veya takipte usulüne uygun şekilde ileri sürmemektir.
Alacak ve sözleşme denetiminde bu hataların önüne geçmek için dosya bazında “borcun kaynağı – muacceliyet – uygulanacak süre – kesilme olayı – son işlem – yeni bitiş tarihi” tablosu oluşturulması pratik ve güvenli bir yöntemdir.
TBK 160’ın emredici sınırı: zamanaşımından önceden feragat edilemez
Net kanun maddesi: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.160, “Zamanaşımından önceden feragat edilemez.” hükmünü getirir. Bu nedenle sözleşme kurulurken veya zamanaşımı henüz gerçekleşmeden “borçlu hiçbir zaman zamanaşımı def’i ileri sürmeyecektir” şeklinde sınırsız bir kayıt konulması, m.160’ın emredici sınırıyla karşılaşır.
Maddenin devamı çok taraflı borç ilişkileri için özel sonuçlar doğurur. Müteselsil borçlulardan birinin feragati diğerlerine karşı ileri sürülemez. Bölünemez bir borcun borçlularından birinin feragati bakımından da aynı ilke uygulanır. Asıl borçlunun feragati ise kefile karşı ileri sürülemez. Dolayısıyla tek bir tarafın yaptığı feragat beyanı bütün borçluların savunmasını ortadan kaldırmaz.
Zamanaşımı ile hak düşürücü süre karıştırılmamalıdır
TBK 160 yalnız zamanaşımını düzenler. Sözleşmede “bütün sürelerden feragat edilmiştir” gibi genel bir ifade varsa önce söz konusu sürenin zamanaşımı mı yoksa özel kanunda düzenlenmiş hak düşürücü süre mi olduğu belirlenmelidir. İki kurumun sonuçları aynı değildir.
TBK 161 de zamanaşımının ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamayacağını söyler. Böylece m.160’daki önceden feragat yasağı ile m.161’deki def’i sistemi birlikte okunmalıdır. “Hâkim zaten kendiliğinden zamanaşımını uygular” kabulü doğru değildir.
Resmî kaynak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu – m.160-161.
Sık Sorulan Sorular
1. “Zamanaşımı yoktur” maddesi geçerli mi?
Hayır. Sözleşmeyle kanuni zamanaşımı sistemini tamamen ortadan kaldıran peşin kayıt TBK m.148 ve m.160 karşısında sonuç doğurmaz.
2. Borçlu sözleşme imzalarken zamanaşımından vazgeçebilir mi?
Hayır. TBK m.160, zamanaşımından önceden feragati açıkça yasaklar.
3. Noterde yapılan feragat geçerli olur mu?
Noterlikte yapılmış olması peşin feragat yasağını kaldırmaz. Sorun şekilden değil, işlemin kanunen izin verilmeyen zamanda yapılmasından kaynaklanır.
4. Zamanaşımı süresi sözleşmeyle uzatılabilir mi?
TBK m.148 kapsamındaki kanuni zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez.
5. Zamanaşımı dolduktan sonra feragat mümkün mü?
Doğmuş zamanaşımı def’inden sonradan vazgeçme, peşin feragatten farklıdır. Beyanın belirli ve hangi alacağa ilişkin olduğunun anlaşılır olması gerekir.
6. Kısmi ödeme zamanaşımından feragat midir?
Kısmi ödeme öncelikle TBK m.154 kapsamında borç ikrarı ve zamanaşımının kesilmesi bakımından değerlendirilir. Feragat ile kesilme aynı kavram değildir.
7. Bir müteselsil borçlu feragat ederse diğerleri de bağlı mı?
Hayır. TBK m.160 bunu açıkça reddeder.
8. Asıl borçlunun feragati kefili bağlar mı?
Hayır. TBK m.160’a göre asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez.
9. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden uygular mı?
Hayır. TBK m.161 gereğince zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.
10. Zamanaşımı def’i için örnek dilekçe var mı?
Sitedeki zamanaşımı def’i dilekçesi örneği usul açısından başlangıç kaynağı olarak kullanılabilir; somut takip veya dava türüne göre merci ve süre ayrıca kontrol edilmelidir.
Hukuki dayanak ve resmî kaynaklar
E-E-A-T: Bu içerik nasıl hazırlandı?
Bu rehber, TBK m.148, m.154, m.160 ve m.161 hükümlerinin birlikte okunması esas alınarak hazırlanmıştır. “Süreyi sözleşmeyle değiştirme”, “önceden feragat”, “zamanaşımının kesilmesi”, “hak düşürücü süre” ve “def’inin ileri sürülmesi” birbirinden ayrı hukuki kurumlar olarak ele alınmıştır. Amaç, sözleşmedeki tek bir cümleye bakarak hatalı “zamanaşımı yoktur” sonucu çıkarılmasını önlemek ve alacak yönetiminde uygulanacak somut kanun hükümlerini göstermektir.
İnceleme alanı: Borçlar hukuku, ticari sözleşmeler ve alacak uyuşmazlıkları.
Güncelleme tarihi: 28 Eylül 2026
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
