Yemine Konu Olamayacak Vakıalar Nelerdir? HMK 226 ve Üç Yasak Alan | 2026
Kısa ve net cevap: HMK m.226’ya göre üç grup vakıa yemin deliline konu olamaz: tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar; bir işlemin geçerliliği için kanunen yalnız iki tarafın irade açıklamasının yeterli görülmediği hâller; yemin edecek kişinin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıalar. Bu alanlarda “karşı tarafa yemin teklif ediyorum” denilmesi, ispat yükünü yemin yoluyla çözmez. Mahkeme önce yeminin kanunen caiz olup olmadığını denetlemelidir.

Yemin delilinin konusu nedir?
HMK m.225, yeminin konusunu belirler. Yemin; davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar hakkında teklif edilebilir. Bir kimsenin bir hususu bilmesi de kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. Dolayısıyla yemin delilinin kullanılabilmesi için önce ispat edilmek istenen olgunun uyuşmazlığın sonucuna etkili ve taraflar arasında çekişmeli olması gerekir.
Yemin, hukuki bir görüş veya kanun yorumu hakkında teklif edilemez. “Sözleşme geçerli midir?”, “davacı iyi niyetli midir?” veya “kanuna göre borç doğmuş mudur?” gibi hukuki sonuçlar yemin konusu yapılmaz. Yemin somut vakıaya yönelir: belirli paranın alınıp alınmadığı, belirli sözün verilip verilmediği, belirli belgenin imzalanıp imzalanmadığı gibi.
Sitedeki Hukuk davasında yemin delili nasıl kullanılır? rehberi, HMK m.225–239 sistemini genel olarak açıklar. Bu içerik ise sadece HMK m.226’daki “yemine konu olamayacak vakıalar” sınırına odaklanır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar
HMK m.226/1-a’ya göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar yemine konu olamaz. Bu kural, özel hukukta taraf iradesinin sınırlarını yemin deliline de taşır. Tarafların anlaşmasıyla hukuki sonucu değiştiremeyeceği veya kamu düzeni nedeniyle serbest tasarrufa kapalı olan bir konuda yemin yoluyla sonuç yaratılması mümkün değildir.
Örneğin kişilerin medeni durumu, soybağı veya kanunun kamu düzeni nedeniyle özel usule bağladığı bazı hukuki statüler, tarafların yalnız beyanıyla oluşturup ortadan kaldıramayacağı alanlardır. Böyle bir konuda bir tarafın “karşı tarafa yemin teklif ediyorum; yemin etmezse statü kabul edilsin” yaklaşımı HMK m.226’nın sınırına takılır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, uyuşmazlığın genel olarak “aile hukuku” veya “kamu düzeni” başlığı taşımasının tek başına yeterli olmamasıdır. Somut yemin sorusunun hangi vakıaya ilişkin olduğu ve tarafların o vakıa üzerinde serbestçe tasarruf edip edemediği incelenir. Bir aile hukuku davasındaki ödeme vakıası ile soybağının kurulması aynı nitelikte değildir.
Mahkeme, yemin teklifinin konusu serbest tasarrufa kapalıysa teklifi kabul etmemelidir. Tarafların bu konuda anlaşmış olması veya yemin teklif edilen kişinin gönüllü olarak yemin etmek istemesi de kanuni yasağı kaldırmaz.
İşlemin geçerliliği için yalnız iki tarafın iradesinin yeterli olmadığı hâller
HMK m.226/1-b, bir işlemin geçerliliği için kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâlleri yeminin konusu dışında bırakır. Kanun belirli bir hukuki işlemin geçerli olabilmesi için resmî şekil, üçüncü bir makamın katılımı veya başka kurucu şartlar arıyorsa, bu eksiklik yemin deliliyle tamamlanamaz.
Örneğin kanunun resmî şekle bağladığı bir işlem, taraflardan birinin “bu işlemi yaptık” diye yemin etmesiyle şekil şartını kazanmaz. Yemin ispat aracıdır; kanunun geçerlilik şartını ortadan kaldıran bir işlem değildir. Bu ayrım, özellikle resmî şekilde yapılması gereken sözleşmeler ve tescile bağlı hukuki işlemler bakımından önemlidir.
Taraflar arasında fiilen görüşme yapılmış, bedel ödenmiş veya bir taslak hazırlanmış olabilir. Ancak kanun geçerlilik için başka kurucu unsur öngörüyorsa, yemin bu kurucu unsurun yerine geçemez. Mahkeme “karşı taraf yemin etmedi, o hâlde şekil şartı gerçekleşmiş sayılır” sonucuna varamaz.
Bu hükmün amacı, kanunun geçerlilik için koyduğu emredici şekil ve katılım şartlarının ispat hukuku yoluyla dolanılmasını önlemektir. İspat ile geçerlilik aynı şey değildir: var olan geçerli bir işlemin yapıldığını ispat etmek başka, geçersiz işlemi yeminle geçerli hâle getirmek başkadır.
Namus, onur ve ceza soruşturması riski taşıyan vakıalar
HMK m.226/1-c’ye göre yemin edecek kişinin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamaz. Bu düzenleme, kişiyi kendi aleyhine cezai sonuç doğurabilecek bir beyanı yemin altında vermeye zorlamayı engeller.
Örneğin yemin sorusu doğrudan kişinin suç teşkil edebilecek bir fiili işleyip işlemediğini kabul ettirmeye yöneliyorsa, HMK m.226/1-c değerlendirilmelidir. Hukuk davasında ispat kolaylığı sağlamak amacıyla kişiyi ceza soruşturması riskine sokacak yemin mekanizması kullanılamaz.
Namus ve onur kavramı da somut soru üzerinden değerlendirilir. Tarafın sırf sorudan rahatsız olması yeterli değildir; kanunun koruduğu kişilik alanına ciddi müdahale söz konusu olmalıdır. Buna karşılık kişiyi aşağılayıcı, mahremiyetini ağır biçimde zedeleyen veya toplumsal itibarını doğrudan etkileyen vakıaların yeminle zorlanması mümkün değildir.
Bu bent, “yemin teklif edilen kişi dilerse cevap versin” şeklinde yorumlanamaz. HMK m.226 bir yemin yasağı koyar. Mahkeme, yasak kapsamındaki vakıada yeminin teklif edilmesine karar vermemelidir.
Yemin teklifinin reddi ile yeminin caiz olmaması aynı şey midir?
Hayır. Bir yemin teklifinin usulen veya kanunen caiz olmaması ile yemin teklif edilen kişinin geçerli yemin davetine rağmen yeminden kaçınması farklıdır. Caiz olmayan yemin hiç kurulmaması gereken bir ispat işlemidir. Geçerli yemin ise HMK m.228 ve devamındaki usule göre teklif edilir ve yeminden kaçınmanın kanunda düzenlenen sonuçları doğabilir.
HMK m.228’e göre yemin için duruşmada hazır olmayan kişiye davetiye çıkarılır; davetiyede yemin konusu ve geçerli özür olmadan gelmemenin, gelip de yemini iade etmemenin veya yemini etmekten kaçınmanın sonuçları belirtilir. Ancak HMK m.226 kapsamındaki yasak vakıaya ilişkin böyle bir davetiye çıkarılması doğru değildir.
Dolayısıyla taraf önce “yemin konusu yapılabilir bir vakıa var mı?” sorusunu cevaplamalı, daha sonra yemin usulüne geçmelidir. Mahkeme de yemin sorusunu onaylamadan önce HMK m.225 ve 226 denetimini yapmalıdır.
HMK 226 yasağı ispat yükünü nasıl etkiler?
Bir vakıanın yemine konu olamaması, o vakıanın hiç ispatlanamayacağı anlamına gelmez. Sadece yemin delili kullanılamaz. İspat yükünü taşıyan taraf, kanunun izin verdiği diğer delillere dayanmalıdır. Belge, tanık, bilirkişi, keşif, elektronik kayıt veya kesin delil niteliğindeki başka araçlar somut olaya göre kullanılabilir.
Örneğin resmî şekle tabi işlemin varlığı resmî belgeyle ispatlanması gerekiyorsa, yemin yerine geçerli şekli gösteren belge sunulmalıdır. Ceza riski taşıyan bir vakıa hukuk davasının sonucu bakımından önemliyse, kişinin kendisini suçlamaya zorlanması yerine hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer deliller değerlendirilir.
Taraf yalnız yemin deliline dayanmış ve yemin HMK m.226 nedeniyle caiz değilse, ispat yükünü başka delille yerine getirip getiremeyeceği yargılamanın aşamasına ve usul kurallarına göre belirlenir. Bu nedenle delil listesi hazırlanırken yemin tek ve son çare olarak düşünülmeden önce konunun yemin yasağına girip girmediği kontrol edilmelidir.
Yemin ile ikrar aynı şey midir?
Hayır. İkrar, bir tarafın karşı tarafın ileri sürdüğü ve aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek bir vakıanın doğru olduğunu kabul etmesidir. Yemin ise kanunda düzenlenen özel bir kesin delil mekanizmasıdır. Tarafın duruşmada yaptığı her kabul “yemin”, her yemin sonucu da serbest bir ikrar değildir.
Bu ayrım HMK m.226 bakımından önemlidir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir vakıada, tarafların kabulü de mahkemeyi her durumda bağlamaz. Serbest tasarrufa kapalı alanlarda mahkeme kamu düzenini ve özel kanun hükümlerini gözetir. Yemin yasağı, tarafların bu tür bir sonucu yemin yoluyla kesinleştirmesini engeller.
Yemin teklif edilen kişinin geçerli yemini yerine getirmemesi hâlinde kanundaki sonuçlar doğabilir; ancak bu sonuç yalnızca yemine elverişli bir vakıa için geçerlidir. HMK m.226’ya aykırı konuda yeminden kaçınılması “vakıa ikrar edilmiş sayılır” sonucuna dayanak yapılamaz.
Delil listesinde yemin nasıl kullanılmalıdır?
Yemin delili, çoğu zaman diğer delillerin yeterli olmaması ihtimaline karşı delil listesinde gösterilir. Ancak “yemin” kelimesini genel delil listesine eklemek, yargılamanın sonunda her konuda yemin teklif edilebileceği anlamına gelmez. Yemin konusu olacak vakıanın HMK m.225 ve 226 şartlarını taşıması gerekir.
Taraf, yargılamanın geldiği aşamada hangi çekişmeli vakıayı yeminle ispatlamak istediğini somutlaştırmalıdır. “Tüm iddialarımız hakkında yemin” gibi sınırı belirsiz bir talep yerine, kişinin kendisinden kaynaklanan belirli vakıa açıkça yazılmalıdır. Mahkeme de karşı tarafı hangi konuda yemin edeceğini tereddütsüz anlayacağı şekilde davet etmelidir.
Yemin teklifinin zamanlamasında HMK’nın delil gösterme ve yemin hükümleri birlikte uygulanır. Yemin dışında başka delil bulunduğunu söylemiş olmak tek başına yemin teklifine engel değildir; HMK m.227 bunu açıkça düzenler. Ancak yemin teklif edilen kişi yemini etmeye hazır olduğunu bildirdikten sonra teklif sahibinin tekliften vazgeçip yeni delile yönelmesine ilişkin sınırlamalar vardır.
Uygulama örnekleri
Örnek 1: Resmî şekle tabi taşınmaz işlemi
Taraf, resmî şekilde yapılması gereken bir taşınmaz devrinin yalnız sözlü anlaşmayla gerçekleştiğini ileri sürüyor ve karşı tarafa “satışı yaptığımıza yemin et” demek istiyor. Yemin, kanunun geçerlilik için aradığı resmî şeklin yerine geçmez. HMK m.226/1-b bu noktada önem taşır.
Örnek 2: Suç oluşturan eylemi kabul ettirme
Bir tazminat davasında yemin sorusu, karşı tarafın doğrudan suç teşkil edebilecek bir fiili bilerek işlediğini ikrar ettirmeye yöneliyorsa, kişiyi ceza soruşturmasıyla karşı karşıya bırakma riski HMK m.226/1-c kapsamında değerlendirilir.
Örnek 3: Ödeme vakıası
Bir borcun belirli tarihte nakden ödenip ödenmediği tarafların üzerinde tasarruf edebildiği ve kişinin kendisinden kaynaklanan bir vakıa olabilir. Başka bir yemin yasağı yoksa bu tür ödeme olguları HMK m.225 şartları çerçevesinde yemin konusu olabilir.
Örnek 4: Hukuki yorum
“Bu sözleşme muvazaalı mıdır?” şeklindeki soyut hukuki nitelendirme yemin sorusu değildir. Yemin, muvazaa değerlendirmesine temel olabilecek somut vakıalara yöneltilmelidir; ayrıca HMK m.226 yasakları bulunmamalıdır.
Örnek 5: Kişisel statü
Tarafların yalnız anlaşarak veya yemin sonucu değişiklik yaratamayacağı kişisel statüye ilişkin bir vakıada yemin teklif edilmesi HMK m.226/1-a yönünden değerlendirilir. Mahkeme statüyü kanunun aradığı delil ve usulle belirler.
Yemin sorusu nasıl hazırlanmalıdır?
Yemin teklif eden taraf, ispatlamak istediği vakıayı açık ve tek anlamlı şekilde belirtmelidir. Birden fazla farklı vakıayı tek soruda birleştirmek veya hukuki sonuç içeren karmaşık cümleler kullanmak sağlıklı değildir. Soru, yemin edecek kişinin kendi fiili veya bilgisiyle bağlantılı olmalıdır.
“Davalının borçlu olduğuna yemin etmesi” yerine “15 Mart 2026 tarihinde davacıdan 100.000 TL aldığını ve bu bedeli geri ödemediğini” belirleyen somut vakıalar ayrıştırılmalıdır. Ancak bu örnekte de senetle ispat zorunluluğu, delil başlangıcı ve diğer ispat hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Mahkeme, yemin teklifinin davanın çözümü için gerekli olup olmadığını, konunun çekişmeli bulunup bulunmadığını ve HMK m.226 yasağı taşıyıp taşımadığını inceler. Yemin metninin tarafın kişilik haklarını gereksiz yere ihlal eden veya suç ikrarına zorlayan ifadeler içermemesi gerekir.
Vekil ve tüzel kişi bakımından yemin
Yemin, niteliği gereği tarafın şahsına sıkı biçimde bağlı bir ispat işlemidir. Vekil dava işlemlerini yürütse dahi müvekkilin kendisinden kaynaklanan vakıa hakkında onun yerine yemin edemez. Vekâletnamede yemin teklif etme veya kabul etme konusunda özel yetki bulunması, vekilin bizzat yemin edecek kişi olduğu anlamına gelmez.
Tüzel kişi tarafsa yemini kimin edeceği HMK’daki temsil hükümlerine göre belirlenir. Tüzel kişi adına yemin edecek gerçek kişinin hangi tarihte organ veya temsilci sıfatını taşıdığı, yemin konusu işlemin ne zaman gerçekleştiği ve vakıanın kimin bilgisi dahilinde olduğu önemlidir. Tüzel kişilik perdesi, yemin edecek kişinin belirlenmesini keyfî hâle getirmez.
Yurt dışındaki taraf bakımından yemin usulü ve istinabe ihtiyacı ayrıca değerlendirilir. Özel vekâlet yetkisi konusunda Yurt dışından vekâletnamede yemin teklif etme yetkisi içeriği incelenebilir.
Kanunen yasak bir konuda yemin yaptırılırsa ne olur?
HMK m.226 kapsamındaki bir vakıada yemin deliline başvurulması ve hükmün bu sonuca dayanması, istinaf veya uygun hâlde temyiz incelemesinde ileri sürülebilecek bir usul hukuku sorunu doğurabilir. Kanun yolu dilekçesinde yalnız “yemin yanlıştı” denilmemeli; yemin sorusunun hangi HMK m.226 bendine girdiği ve hükme nasıl etkili olduğu açıklanmalıdır.
Özellikle yemin sonucu davanın esasını belirlemişse, kanunen yemine kapalı bir vakıanın kesin delil etkisiyle sonuçlandırılması ciddi önem taşır. Buna karşılık yemin dışındaki bağımsız deliller hükmü taşıyorsa, usul hatasının sonuca etkisi ayrıca değerlendirilir.
Mahkemenin yemin teklifini reddetmesi hâlinde de gerekçe önemlidir. Reddin HMK m.225’teki konu şartına mı, HMK m.226’daki yasak alana mı, yoksa uyuşmazlık bakımından gereksizliğe mi dayandığı açıkça belirlenmelidir.
Sık Sorulan Sorular
1. Her çekişmeli vakıa için yemin teklif edilebilir mi?
Hayır. HMK m.226’daki üç yasak alandan biri varsa yemin teklif edilemez.
2. Suç işlendiğine ilişkin vakıa yemine konu olabilir mi?
Yemin edecek kişiyi ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıalar HMK m.226/1-c kapsamındadır.
3. Resmî şekle tabi sözleşme yeminle ispatlanıp geçerli hâle gelir mi?
Hayır. Yemin, kanunun geçerlilik için aradığı resmî şeklin yerini tutmaz.
4. Kişinin onurunu etkileyen bir soru yemin konusu yapılabilir mi?
HMK m.226/1-c, namus ve onuru etkileyecek vakıaları yemin dışında bırakır.
5. Yemin yasaksa ispat yükü ortadan kalkar mı?
Hayır. İspat yükünü taşıyan taraf diğer hukuka uygun delillerle vakıayı ispatlamalıdır.
6. Hukuki yorum hakkında yemin teklif edilir mi?
Hayır. Yemin somut vakıaya yönelir; hukuki nitelendirmeyi hâkim yapar.
7. Avukat müvekkili yerine yemin edebilir mi?
Hayır. Yemin şahsa bağlı bir işlemdir; vekilin özel yetkisi, onun bizzat yemin edeceği anlamına gelmez.
8. Yemin etmeyen taraf her zaman kaybeder mi?
Yalnız geçerli ve usulüne uygun bir yemin teklifi bakımından HMK’daki sonuçlar gündeme gelir. HMK m.226’ya aykırı bir yemin teklifi üzerinden sonuç doğmaz.
9. Mahkeme yemin teklifini kendiliğinden düzeltebilir mi?
Mahkeme yemin konusunun kanuna uygunluğunu denetler; hukuki sonuç içeren veya yasak alana giren soruyu kabul etmemelidir.
10. HMK 226 ihlali istinafta ileri sürülebilir mi?
Evet. Kanunen yemine kapalı bir vakıanın hükme etkili biçimde yemin konusu yapılması kanun yolu denetiminde ileri sürülebilir.
Hukuki dayanak ve resmî kaynaklar
E-E-A-T: Bu içerik nasıl hazırlandı?
Bu rehber HMK m.225–239 arasındaki yemin hükümleri içinde özellikle m.226’nın üç yasak alanına odaklanarak hazırlanmıştır. Yemin konusu ile hukuki nitelendirme, geçerlilik şartı ile ispat şartı, ikrar ile yemin ve geçerli yeminden kaçınma ile kanunen caiz olmayan yemin birbirinden ayrılmıştır.
İnceleme alanı: Hukuk yargılaması ve delil hukuku.
Güncelleme tarihi: 28 Eylül 2026
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
