B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Avukatın Meslek Sırrı Nedeniyle Tanıklıktan Çekinme Dilekçesi Örneği

Meslek sırrı nedeniyle tanıklıktan çekinme dilekçesi, hukuk davasında tanık çağrılan avukatın belirli korunan bilgiler için mahkemeye sunduğu başvurudur.

Meslek sırrı ve tanıklıktan çekinme dilekçesi için kilitli belge görseli
Avukatın meslek sırrı kapsamındaki tanıklık konusu ayrıca belirlenir.

Kısa ve net cevap: Bir hukuk davasında tanık olarak
çağrılan avukat, avukatlık görevi dolayısıyla öğrendiği sır kapsamındaki
hususlar hakkında tanıklık yapmaktan çekinebilir. 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.249, kanun gereği sır olarak korunması
gereken bilgiye ilişkin çekinmeyi düzenler; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu
m.36 ise avukatın görevinden dolayı öğrendiği hususları açıklama
yasağını ve tanıklık bakımından özel konumunu korur. HMK m.252 uyarınca
çekinme nedeni ve onu haklı gösteren delil, dinleme gününden önce yazılı
olarak veya çağrıldığı duruşmada sözlü biçimde bildirilir. Dilekçede
korunması istenen sırrın içeriği açıklanmaz; hangi mesleki ilişki
kapsamında edinildiği ve tanıklık konusuyla bağlantısı, sırrı ifşa
etmeyecek ölçüde gösterilir.

Meslek sırrı nedeniyle tanıklıktan çekinme dilekçesi hangi durumda kullanılır?

Bu örnek, hukuk mahkemesinin bir avukatı tanık sıfatıyla çağırdığı ve
sorulması beklenen hususların avukatın mesleki görevi nedeniyle
öğrendiği bilgilerle ilişkili olduğu durum için hazırlanmıştır. Tanık
sıfatıyla çağrılmak ile uyuşmazlığın taraf vekili olmak farklı
konumlardır. Dilekçeyi mahkemeye sunacak kişi, tanık olarak çağrılan
avukattır. Taraf vekilinin, kendi adına tanığın çekinme hakkını
kullanıyormuş gibi dilekçe düzenlemesi doğru adresleme değildir.

Avukatın öğrendiği her bilgi sır diye nitelendirilemez. Sokakta
herkesin gördüğü bir olay hakkında kişisel gözlem ile müvekkilin danışma
sırasında verdiği bilgi aynı hukuki kaynaktan doğmaz. Bu dilekçe,
mesleki görevin ifası sırasında edinilen ve açıklanması kanunen korunan
husus için kurulur. Tanıklık çağrısındaki konu ile mesleki bilginin
kesiştiği alan sınırlandırılır. Mahkemeye bütün dosya veya bütün
müvekkil ilişkileri hakkında genel bir sessizlik talep edilmez.

Uyuşmazlığın tarafı eski müvekkil de olabilir, danışma ilişkisi
mevcut müvekkille de kurulmuş olabilir. Esas soru, bilginin avukatlık
görevi dolayısıyla öğrenilip öğrenilmediğidir. Temsilin sona ermesi,
geçmişte görev gereği edinilmiş bilginin kaynağını değiştirmez. Buna
karşılık temsil ilişkisiyle ilgisiz kişisel bilgi için Avukatlık Kanunu
m.36 otomatik bir dayanak olarak ileri sürülmez. Dilekçede vekâlet veya
danışma ilişkisinin varlığı, tarih aralığı ve tanıklık sorusuyla bağı
açıklanır; görüşmenin özeti yazılmaz.

Bu sayfa ceza soruşturması veya ceza davasındaki tanıklıktan çekinme
başvurusu için hazırlanmadı. Ceza muhakemesinde 5271 sayılı CMK m.46
ayrı bir düzenlemedir. Mahkemenin türü ve dosya numarası kontrol
edilmeden HMK dayanaklı metnin başka yargılama türüne kopyalanması merci
ve hukuk sebebi hatasına yol açar.

Kanuni dayanak ve avukata özgü kural

HMK m.247, kanunda açıkça belirtilen hâllerde tanığın tanıklık
yapmaktan çekinebileceğini söyler. HMK m.249, kanun gereği sır olarak
korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulan kimselerin o
hususlarda çekinebileceğini düzenler. Maddenin ikinci cümlesi, sır
sahibi açıklamaya izin verirse genel olarak çekinmenin
kullanılamayacağını belirtirken 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükmünü
saklı tutar. Bu saklı tutma, avukat bakımından sır sahibinin izninin
etkisinin ayrıca Avukatlık Kanunu m.36 ile okunmasını gerektirir.

Avukatlık Kanunu m.36 uyarınca avukatların kendilerine tevdi edilen
veya avukatlık görevi dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmaları
yasaktır. Bu hususlar hakkında tanıklık, iş sahibinin muvafakatine
bağlıdır; maddenin açık düzenlemesi uyarınca avukat bu hâlde dahi
tanıklık etmekten çekinebilir. Bu nedenle “müvekkil izin verdi, avukat
mutlaka ifade vermelidir” sonucu hukuk davasındaki avukat tanık için
kurulamaz. Dilekçede müvekkilin muvafakatinin bulunup bulunmadığı
dosyaya uygun biçimde belirtilir; fakat gereksiz kişisel veri ve sır
niteliğindeki görüşme içeriği eklenmez.

HMK m.250, menfaat ihlali tehlikesiyle ilgili ayrı çekinme hâllerini
düzenler. Meslek veya sanata ait sırların ortaya çıkması m.250/1-c
kapsamında ayrıca sayılır. Avukatın görev dolayısıyla edindiği sır için
Avukatlık Kanunu m.36 ile HMK m.249 özel ve doğrudan dayanaklardır.
Birden fazla maddeyi sıralamak tek başına yeterli değildir; olayın hangi
hükmün unsurunu karşıladığı açıklanmalıdır. Bu örnekte temel yapı,
avukatlık görevi sırasında öğrenilmiş ve tanıklık sorusuna konu edilen
bilgi üzerinedir.

HMK m.251, bazı çekinme hâllerinin istisnalarını sayar. Bir hukuki
işlem sırasında tanık olarak hazır bulunmuş kişinin o işlemin içeriği;
belirli aile olayları ve kişinin tarafın hukuki selefi veya temsilcisi
sıfatıyla bizzat yaptığı işler bu hükümde yer alır. İstisna tartışması
soyut bir başlık olarak geçiştirilemez. Mahkeme, tanığın hangi işlemde
hangi sıfatla bulunduğunu ve açıklanması istenen bilginin niteliğini
değerlendirir. Avukatın meslek sırrına ilişkin özel kanun kuralı da
birlikte gözetilir. Başvuru, “avukat olan herkes bütün konularda
tanıklık yapamaz” şeklinde kurulmaz.

Başvuru zamanı ve mahkemenin kararı

HMK m.252/1 iki açık usul yolu tanır: çekinme sebebi ve bu sebebi
haklı gösterecek delil dinleme gününden önce yazılı sunulur veya davet
edilen duruşmada sözlü açıklanır. Yazılı yol, mahkemenin tarafları
dinleyerek konuyu önceden belirlemesine ve tanığın gereksiz yere
yolculuk yapmamasına elverişlidir. Bununla birlikte dilekçenin teslim
edildiğine ilişkin UYAP kaydı ya da evrak alındısı saklanır.
Gönderildiği sanılan fakat dosyaya girmeyen bir e-posta, usulüne uygun
dosya sunumu yerine geçmez.

HMK m.252/2, çekinme nedenlerini ve dayanaklarını önceden bildirmiş
tanığın belirlenen günde mahkemeye gelmek zorunda olmadığını düzenler.
Bu sonuç, ancak neden ve dayanakların önceden bildirilmesi şartıyla
değerlendirilir. Salt “tanıklık yapmayacağım” mesajı, sebep ve delil
yükünü karşılamaz. Özellikle duruşma çok yakınsa dilekçenin dosyaya
işlendiği doğrulanır; mahkemece verilmiş özel bir ara karar olup
olmadığı incelenir. Mahkeme, HMK m.252/3 gereğince duruşmada bulunan
tarafları dinledikten sonra çekinmenin haklı olup olmadığına karar
verir. Tanığın kendi dilekçesi, mahkemenin kararının yerine geçmez.

Mahkeme çekinmeyi kabul etmezse tanığın sırf kendi hukuki
değerlendirmesine dayanarak verilen kararı yok sayması ayrı yaptırım
riski doğurur. HMK m.253, kanuni sebep gösterilmeden çekinme veya
mahkemece kabul edilmeyen sebebe rağmen tanıklık yapmama hâllerinin
sonuçlarını düzenler. Bu nedenle dilekçe, meslek sırrının somut
bağlantısını mahkemeye açıklayacak ölçüde gerekçelendirilmelidir. Sırrın
kendisini ifşa etmeden gerekçe kurma zorunluluğu, bu başvurunun en
önemli yazım meselesidir.

Mahkemenin değerlendirmesi tanıklığın tümüne ilişkin olmak zorunda
değildir. Tanık olunan vakıanın bir bölümü mesleki görev kapsamında,
başka bölümü tamamen bağımsız kişisel gözleme dayanıyorsa sorular
ayrıştırılır. Dilekçede belirli bilgi alanında çekinme ve geri kalan
alanın mahkemece ayrıca değerlendirilmesi istenebilir. Böylece gerçek
çekinme sebebi korunurken delil toplama süreci gereksiz biçimde
genişletilmez.

Tebligat ve evrak
kaydı nasıl kontrol edilir?

Tanık davetiyesi üzerindeki duruşma tarihi ile tebliğ tarihi ayrı
alanlara yazılır. Bu tarihler birbirinin yerine geçirilmez. Çağrı
belgesinde tanıklık konusu açıklanmışsa dilekçedeki konu tanımı bununla
karşılaştırılır. Konu hiç açıklanmamış veya belirsiz bırakılmışsa tanık,
hangi olay hakkında çağrıldığının dosyadan anlaşılabildiği sınırlar
içinde talebini kurar; bilmediği bir meslek sırrını açıklaması
bekleniyormuş gibi kesin beyan yazmaz. Mahkeme esas numarasındaki yıl,
mahkemenin hukuk dairesi sıfatı ve varsa birleştirilmiş dosya bilgisi
kontrol edilir.

Elektronik başvuruda yüklenen dosyanın adı, sayfa sayısı ve evrak
türü son ekranda doğrulanır. Dilekçe ile eklerin ayrı dosyalar hâlinde
yüklenmesi gerekiyorsa ek listesinde belirtilen her parça gerçekten
dosyada bulunmalıdır. Fizikî teslimde alındı şerhi veya kayıt numarası
alınır. Postayla gönderim yapılmışsa yalnız gönderi makbuzu, evrakın
duruşmadan önce mahkeme dosyasına işlendiğini tek başına göstermez. Bu
kontroller, HMK m.252/2’nin önceden bildirim şartı nedeniyle doğrudan
önem taşır.

Mahkeme kısmi bir
karar verirse ne yapılır?

Mahkeme belirli sorular bakımından çekinmeyi kabul edip diğerleri
için tanığı dinleyebilir. Kararın hangi soru veya olay alanını kapsadığı
tutanaktan anlaşılmalıdır. Yeni soru, önceden değerlendirilen sınırın
dışında başka bir mesleki sırrı gündeme getirirse tanık bunun kaynağını
ve çekinme sebebini yeniden açıklar. Avukat, gerçeğe aykırı beyanda
bulunmadan ve müvekkilin korunmuş bilgisini gereksiz yere ifşa etmeden
mahkemenin sorularına usul çerçevesinde yanıt verir. Bu ayrım
dilekçedeki talebin kabul edilmesini otomatik olarak bütün duruşmadan
çıkarılma kararı hâline getirmez.

Dilekçede bulunması gereken bilgiler

Meslek sırrı nedeniyle tanıklıktan çekinme dilekçesi, tanıklık çağrısına verilen soyut bir ret cevabı değildir. Çağrı ile korunan bilginin bağlantısını mahkemenin değerlendirebileceği açıklıkta kurar.

Başlık, tanıklık davetiyesinde yazan hukuk mahkemesine hitaben
hazırlanır. Mahkemenin adı, esas numarası, duruşma tarihi ve tanığın
kimliği davetiyeden aynen aktarılır. Dilekçenin konusu, “Avukatlık
Kanunu m.36 ve HMK m.247, 249, 252 uyarınca meslek sırrına ilişkin
tanıklıktan çekinme nedeninin bildirilmesi” gibi dar ve anlaşılır bir
cümleyle belirtilir. Dava konusu, taraf adları veya sır sahibi
bakımından gereksiz ayrıntı yazılmaz.

İlk açıklama paragrafı çağrıyı tanımlar: davetiyenin tebliğ tarihi,
hangi oturumda, hangi konu hakkında tanıklığa çağrıldığı. İkinci
paragraf mesleki ilişkinin türünü ve tarih aralığını, içerik
açıklamadan, kayıtla doğrulanabilecek kadar belirtir. Üçüncü paragraf
davetiyedeki tanıklık konusunun bu mesleki ilişkiyle neden kesiştiğini
tarif eder. Örneğin “tarafın hukuki danışma kapsamında verdiği olay
anlatımı” denebilir; anlatımın kendisi ve müvekkilin savunma stratejisi
yazılmaz.

Hukuki değerlendirme bölümünde Avukatlık Kanunu m.36’nın açıklama
yasağı ve muvafakat olsa dahi çekinme hakkı, HMK m.249’daki genel sır
kuralıyla birlikte uygulanır. Usul bölümü HMK m.252’ye dayanır. Sonuç
talebi, çekinmenin belirli tanıklık konusu yönünden kabulüne, bu konuda
tanıklığa zorlanmamasına ve kararın duruşma tutanağına geçirilmesine
yöneliktir. Mahkeme uygun görürse sırla ilgisi olmayan konuların ayrı
değerlendirilmesini isteyebilir; bu, çekinmenin kapsamını
netleştirir.

Ekler kısmına tanık davetiyesi ve mesleki ilişkinin varlığını sırrı
açığa çıkarmadan gösteren uygun belge yazılır. Vekâletname veya baro
sicil kaydı her dosyada aynı ispat gücünü taşımaz: vekâletname temsil
bağını, sicil kaydı avukat sıfatını gösterir. Danışma ilişkisinin
içeriğini, yazışmaları veya görüşme notlarını “delil olsun” diye eklemek
başvurunun korumaya çalıştığı sırrı açığa çıkarabilir. Belgenin
gerçekten gerektiği ve hangi kısmının dosyaya sunulacağı ayrıca
incelenir.

Sır sahibi kişiye ait kimlik, adres, telefon, sağlık veya ticari
bilgi, talep için zorunlu değilse dilekçeye aktarılmaz. Word örneğindeki
köşeli alanlar gerçek dosya bilgisiyle doldurulur; örnek ifadeler ve
kullanılmayan seçenekler silinir. Tarih, tebligat kaydı ve esas numarası
kontrol edilir. Dosyaya giren dilekçenin imzası, ekleri ve mahkeme
başlığı son kez gözden geçirilir.

İndirilebilir Word metni

Meslek sırrı nedeniyle tanıklıktan çekinme dilekçesi Word dosyası, tanık avukatın hukuk mahkemesine sunacağı somut başvuru düzenine göre hazırlanmıştır.

Avukatın meslek sırrı nedeniyle tanıklıktan çekinme dilekçesi Word indir

Word dosyası, yalnızca başlık ve birkaç boş satırdan oluşan bir
şablon değildir. Tanıklık çağrısı, mesleki ilişkinin kaynağı, sırrın
ifşa edilmeden sınırlandırılması, HMK m.252 usulü, hukuki sebepler,
somut sonuç talebi ve ek listesi tam metin hâlinde düzenlenmiştir.
İndirme bağlantısındaki DOCX, mahkemeye sunulacak metni düzenlenebilir biçimde içerir. Dosya açıldıktan sonra köşeli yer tutucular dosyadaki gerçek bilgilerle doldurulur; kullanılmayan ibareler silinir.

Metin tanık avukatın kendi adına sunacağı başvurudur. Vekil sıfatı
otomatik yazılmamıştır; başvuranın imza satırı “Tanık Avukat” olarak
kurulmuştur. İmza elektronik ortamda atılıyorsa kullanılan sistemin
usulüne uyulur. Örnek, mahkeme kararı verilmiş gibi “tanıklıktan muaf
tutulmuştur” cümlesi içermez; mahkemeden gerekçeli değerlendirme ve
karar ister.

Sık yapılan hatalar

İlk hata, sır saklama iddiasını ispatlamak için sırrı dilekçede
ayrıntılı biçimde açıklamaktır. Sır, korunan bilginin kendisidir; onun
tam metnini kamuya veya dosyadaki bütün taraflara açan bir dilekçe
koruma amacına zarar verir. İlişki ve konu bağlantısı, sırrın içeriği
yerine tanımlayıcı sınırlarla gösterilir. Mahkeme daha fazla açıklama
isterse usulüne uygun yöntem ayrıca değerlendirilir.

İkinci hata, müvekkilin yazılı rızasını her durumda tanıklık
zorunluluğu saymaktır. HMK m.249 avukata ilişkin özel hükmü saklı tutar;
Avukatlık Kanunu m.36 muvafakat hâlinde dahi avukatın çekinebileceğini
açıkça belirtir. Rızanın varlığı saklanmaz ama kanuni sonucun yanlış
kurulmasına izin verilmez. Rızanın hangi bilgi ve kapsam için verildiği
de kontrol edilir.

Üçüncü hata, davetiyenin hiç cevaplanmaması ve duruşmaya
gelinmemesidir. HMK m.252/2’nin gelmeme sonucu, çekinme nedenleri ve
dayanaklarının önceden bildirilmesine bağlıdır. Evrakın gerçekten
mahkeme dosyasına ulaştığı doğrulanmadan “dilekçe yazıldı” demek yeterli
değildir. Dördüncü hata, ceza mahkemesine bu hukuk mahkemesi örneğinin
gönderilmesidir. Ceza dosyasında kanun yolu ve çekinme sebebi kendi
mevzuatına göre yazılır.

Beşinci hata, tanıklık konusunu genişletip bütün vakıalar hakkında
kategorik çekinme istemektir. Mahkeme, avukatın meslek sırrıyla ilgisi
olmayan doğrudan gözlemlerini ayrı ele alır. Dar kapsam, talebin
inandırıcılığını artırır ve yargılamanın gereksiz yere aksamasını önler.
Altıncı hata, tanık yerine taraf vekilinin veya sır sahibinin imzasıyla
tanığın kişisel çekinme beyanını kurmaktır. Belgenin kimin hakkını
kullandığı açık olmalıdır.

Sıkça sorulan sorular

Avukat
tanık olarak çağrılırsa mutlaka duruşmaya gitmek zorunda mı?

HMK m.252/2, çekinme nedenlerini ve dayanaklarını önceden bildiren
tanığın belirlenen günde gelmek zorunda olmadığını söyler. Ön bildirim
yapılmamışsa bu özel sonuca dayanılmaz. Mahkemenin somut dosyadaki karar
ve çağrıları ayrıca takip edilir.

Müvekkil izin
verse bile avukat çekinebilir mi?

Evet. Avukatlık Kanunu m.36, muvafakat hâlinde dahi avukatın tanıklık
etmekten çekinebileceğini düzenler. HMK m.249 avukatlara ilişkin özel
kanun hükmünü saklı tutar.

Dilekçe ne zaman verilir?

HMK m.252/1 uyarınca dinlenme gününden önce yazılı olarak
verilebilir; tanık, davet edildiği duruşmada sebebi ve delilini sözlü
olarak da bildirebilir. Önceden yazılı bildirim, evrak kaydıyla
doğrulanır.

Meslek sırrı
dilekçede ayrıntılı anlatılır mı?

Hayır. İlişkinin varlığı ve tanıklık konusunun mesleki bilgiyle
bağlantısı gösterilir; korunması istenen görüşme veya belge içeriği
gereksiz biçimde açıklanmaz.

Avukatlık
vekâletnamesi eklemek yeterli mi?

Vekâletname temsil bağını gösterebilir. Tanıklığa konu bilginin
meslek görevi nedeniyle edinildiğine ilişkin bağın ayrıca açıklanması
gerekir. Her belge, sırrı açığa çıkarma riski yönünden incelenir.

Mahkeme
çekinmeyi kim dinleyerek karara bağlar?

HMK m.252/3 gereği duruşmada bulunan tarafları dinledikten sonra
mahkeme, çekinmenin haklı olup olmadığına karar verir. Tanığın dilekçesi
tek başına karar niteliği taşımaz.

Tanıklık konusu kısmen
sırsa ne istenir?

Korunan bilgi alanı sınırlandırılır; çekinmenin bu alan yönünden
kabulü istenir. Mesleki ilişkiyle ilgisiz vakıalar ayrı
değerlendirilir.

Ceza dosyasında
aynı Word metni kullanılır mı?

Hayır. Bu metin hukuk mahkemesinde HMK ve Avukatlık Kanunu esas
alınarak kurulmuştur. Ceza yargılamasında CMK m.46 ve dosyanın usulü
esas alınır.

Resmî kaynaklar ve ilgili yazılar

Yazar bilgisi: Av. Halil BAKIRCI, Mersin Barosu
sicil no 3472, Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu. Fizikî ofis
Mersin’dedir; Türkiye genelindeki dava ve hukuki süreçler Mersin’deki
ofisten yönetilir. Bu yayın, kişisel dosyada kanuni unsur ve delil
incelemesinin yerine geçmez. Yayın tarihi: 28 Eylül 2026.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp