Topoğrafya Tescilinin Hükümsüzlüğü ve Hak Sahibine Devri
Kısa ve net cevap: Topoğrafya tescilinin hükümsüzlüğü ile tescilin gerçek hak sahibine devri aynı dava sonucu değildir. 5147 sayılı Kanun m.19, koruma şartlarının bulunmaması, hakkın başkasına ait olması veya ticari kullanımdan sonra süresinde başvurulmaması durumunda hükümsüzlüğü düzenler. M.25 ise temel unsurun başka birinin topoğrafyasından izinsiz alınması hâlinde başvuru veya tescilin o kişiye devrini mümkün kılar. Tescil gerçekleşmişse devir talebi, tescilin yayımlanmasından itibaren üç yıl içinde mahkemeye yöneltilmelidir.
Gerçek tasarımcının hedefi hakkı kendi adına korumaksa yalnız tescilin ortadan kaldırılmasını istemek her zaman doğru sonuç değildir. Buna karşılık orijinallik bulunmayan bir tasarımda kaydın başka kişiye geçirilmesi, eksik koruma şartını tamamlamaz. Bu rehber, 28 Eylül 2026 itibarıyla iki yolun amaç, delil ve sonuçlarını karşılaştırır. Genel tescil işlemleri için başvuru şartları rehberi, ihlal fiilleri için ayrı tazminat rehberi kullanılmalıdır.

Tescil belgesi neden tek başına kesin hak sahipliği kanıtı değildir?
5147 m.16, başvuru bilgilerinin doğruluğu, başvuranın hak sahipliği ve topoğrafyanın orijinalliği esastan incelenmeksizin sicile kayıt yapılmasını öngörür. Dolayısıyla tescilin varlığıyla tescilin bütün koruma şartlarını taşıdığı aynı şey değildir. Uyuşmazlıkta sicil kaydı incelenir; fakat sözleşme ve teknik gelişim kayıtları bunun dışında bırakılmaz. Başvuruya sunulan beyanın kendisi, tartışılan hakkın kaynağını her durumda ispatlamaz.
Bu özellik, kayıt yaptıranın hiçbir hakka sahip olmadığı anlamına da gelmez. Tescil sisteminin hukuki etkisi vardır; yalnız bu etkinin sınırları doğru okunmalıdır. Karşı tarafın tescili haksız bulması, kaydı kendiliğinden silmez. Kanunun öngördüğü talep ve yargısal inceleme yolu işletilmelidir. Bir ihtarname veya teknik raporla mahkeme hükmü aynı hukuki sonucu doğurmaz.
İlk dosya incelemesinde başvuru ve tescil numarası, yayın tarihi, çizim sürümü, sicildeki kişi ve varsa lisans veya rehin kayıtları belirlenir. Davaya yanlış tescil numarasıyla başlanması veya aynı ürün ailesindeki başka topoğrafyanın hedef alınması önlenmelidir. Ticari ürün adı değişmişse eski ve yeni adların aynı koruma konusuna ilişkin olup olmadığı belgeler üzerinden gösterilir.
Koruma konusu veya orijinallik yoksa hükümsüzlük
M.19-a, m.4 ve 5’teki koruma şartlarının bulunmadığının ispatını hükümsüzlük nedeni sayar. M.4’ün koruma konusu topoğrafyanın kendisidir; genel teknik fikir, sistem veya süreç bu özel hakkın konusu değildir. M.5 ise tasarlayıcının fikrî çabasıyla ortaya çıkan ve ilgili çevrede bilinmeyen orijinal düzeni esas alır. Başvurudaki yeni ürün adı bu şartların yerine geçmez.
Teknik itiraz, hangi koruma şartının bulunmadığını açıklamalıdır. Tasarımın bilinen bir yerleşimi aynen kullandığı iddiası ile başvurunun aslında topoğrafya dışındaki bilgiyi korumaya çalıştığı iddiası farklıdır. Birinci durumda önceki teknik kayıt ve oluşum tarihi önem kazanır; ikinci durumda koruma konusu çizim ve açıklama üzerinden belirlenir. Yalnız bütün tasarımlar birbirine benziyor görüşü yeterli teknik gerekçe oluşturmaz.
Bilinen parçaların bir araya getirilişi bütün olarak orijinalse koruma mümkündür. Bu nedenle parçalardan birinin daha önce kullanılmış olmasıyla bütün topoğrafyanın hükümsüz olduğu sonucuna gidilmemelidir. Teknik rapor, ortak unsurları ve bunların özgün düzenlenişini ayrı inceler. Hangi karşılaştırmanın tasarım tarihindeki bilgi düzeyine dayandığı da açık gösterilmelidir.
Hak başkasına aitse hangi kayıtlar belirleyicidir?
M.19-b, hak sahipliğinin başka kişi veya kişilere ait olduğunun ispatını hükümsüzlük nedeni olarak düzenler. Ancak tasarımı fiilen yapan kişinin adı ile kanunen koruma hakkını kullanan kişi her durumda aynı değildir. M.7’deki genel kural, çalışanlar, üniversite mensupları ve hizmet sözleşmesi dışındaki işler için özel hükümlerle birlikte okunmalıdır. Sırf çizimin üzerinde mühendis adı bulunması bütün sözleşme zincirini ortadan kaldırmaz.
Çalışan ve işveren arasındaki topoğrafya hakları bakımından görev, işyeri kaynaklarının kullanımı ve sözleşme kontrol edilir. Üniversite çalışmasında ise 5147 m.9’daki özel hak sahipliği ayrıca incelenir. Bu farklı rejimler aynı tabloya alınabilir; fakat tek bir genel işverenindir cümlesiyle sonuçlandırılamaz.
Hak daha sonra devredilmişse yazılı işlem ve sicil durumu kontrol edilir. Birden fazla şirket bulunan projede finansmanı sağlayan şirket, işi veren kişi, teknik katkı sunan işveren ve başvuru sahibi ayrı olabilir. Grup içi ilişki bütün şirketleri tek kişi hâline getirmez. Davacı kendi hak zincirini kurarken karşı tarafın hangi hukuki işleme dayandığını da somutlaştırmalıdır.
İlk ticari kullanımdan sonra geç başvuru
M.19-c, başvurudan önce yurt içinde veya yurt dışında ticari kullanım bulunması ve m.6/1’deki süre içinde başvurulmamasını hükümsüzlük nedeni sayar. İki yıllık başvuru süresi, hak sahibinin veya onun izniyle gerçekleşen ilk ticari piyasaya sürümle ilişkilidir. Sadece Türkiye’deki ilk fatura kontrol edilerek yabancı ülkedeki önceki ticari sunum göz ardı edilmemelidir.
İlk ticari kullanımın ne olduğu belgelerle belirlenir. Numune gönderisi, üretim testi, fuar tanıtımı ve gerçek ticari teslim aynı hukuki nitelikte olmayabilir. Başvuru öncesindeki her paylaşımın otomatik olarak süreyi başlattığı veya hiçbirinin başlamaya elverişli olmadığı şeklinde genelleme yapılamaz. Gönderinin amacı, izin durumu, sözleşme ve teslim koşulları birlikte değerlendirilir.
Dosya kronolojisinde tasarımın oluşumu, ilk ticari sunum, başvuru, varsa eksiklik giderme ve tescilin yayımı ayrı yer almalıdır. M.15 uyarınca başvuru tarihinin kesinleşmesi de eksik temel belgelerin ne zaman sunulduğuna bağlı olabilir. Bu nedenle yalnız ilk çevrim içi formun kaydedildiği zamanı alıp bütün süre hesabını buna dayandırmak yeterli değildir. Kesinleşmiş başvuru tarihi resmî kayıttan doğrulanır.
Kısmi hükümsüzlük ve menfaatin açıklanması
M.19, hükümsüzlük nedenleri yalnız topoğrafyanın bir bölümüne ilişkinse o bölümün hükümsüzlüğüne karar verilmesini öngörür. Bu durumda talebin teknik sınırı gösterilmelidir. Bir bölümün sakatlığının bütün kaydı neden etkilediği ileri sürülüyorsa bunun teknik ve hukuki bağlantısı ayrıca açıklanır. Bütün tescili hedefleyen genel talep, ayrılabilir kısımların hiç incelenmemesi için gerekçe değildir.
Madde, menfaati olan kişilere de dava hakkı tanır. Menfaatin somut olayda nasıl ortaya çıktığı belirlenmelidir: hak sahipliği iddiası, üretim faaliyetinin tescille engellenmesi veya ilgili ticari ilişki gibi bağlantılar dosyada açıklanır. Bu örnekler otomatik kabul listesi değildir. Davacının tescille ilişkisi ve istediği hukuki koruma gerçek olgular üzerinden gösterilmelidir.
Hükümsüzlük karşı dava olarak da ileri sürülebilir. İhlal iddiasıyla karşılaşan kişinin savunması ile karşı dava talebi ayrı hukuki işlev taşır. Topoğrafya ihlali ve tazminat rehberi, davacının hangi korunan fiile dayandığını açıklar. Savunma dosyasında hem fiilin ihlal olup olmadığı hem tescilin geçerliliği tartışılıyorsa iki mesele ayrı başlıklarda kurulmalıdır.
Başvurunun veya tescilin gerçek hak sahibine devri
M.25, başvuruya konu temel unsurun üçüncü kişinin topoğrafyasından izinsiz alınması hâlinde bu kişinin başvurunun kendisine devrini mahkemeden istemesine imkân tanır. Amaç, başvuruyu ortadan kaldırmak yerine doğru hak sahibi adına devam ettirmektir. Bu yolun uygulanması için izinsiz alınan temel unsur ve davacının ilgili topoğrafyayla bağı somutlaştırılır. Yalnız önce ben düşündüm açıklaması yeterli teknik ve hukuki zincir değildir.
Başvuru tescil edilmişse madde tescilin yayımından itibaren üç yıl içinde, tescilin davacı adına devri ve sicilin düzeltilmesini istemeyi düzenler. Başlangıç, davacının olayı öğrendiği tarih şeklinde değiştirilmemelidir. Tescilin yayım belgesi dosyanın zorunlu kontrol noktasıdır. Bu süre, hükümsüzlük ve tazminat dahil bütün topoğrafya davalarının ortak süresi değildir.
Devir talebi hazırlanırken istenen sicil sonucu açık yazılmalıdır. Davacının kimliği, devredilmesi istenen başvuru veya tescil ve düzeltilmesi gereken kayıt belirlenir. Aynı tasarım üzerinde birden fazla hak sahibi iddiası varsa bunun hangi pay veya ortaklık ilişkisine dayandığı açıklanır. Sözleşmesel devir yapılması ile mahkeme yoluyla hak sahipliğinin düzeltilmesi de aynı işlem gibi sunulmamalıdır.
Hükümsüzlük ve devir arasındaki seçim
Bir tasarımın koruma şartlarını taşıdığı fakat yanlış kişi adına tescil edildiği iddiasında, hukuki amaç önemlidir. Davacı hakkın kendi adına sürmesini mi, yoksa tescilin ortadan kalkmasını mı istemektedir? Bu sorunun cevabı talep sonucunu etkiler. Hükümsüzlük nedeninin hak sahipliği olması, her olayda devir talebinin koşullarının ayrıca incelenmesini gereksiz kılmaz.
Koruma şartları bulunmayan bir topoğrafya bakımından devir, geçerlilik eksikliğini kendiliğinden gidermez. Aynı şekilde başka kişinin orijinal tasarımının temel unsurunun izinsiz alınması iddiasında, yalnız kaydın silinmesini istemenin davacının ticari amacını karşılayıp karşılamadığı düşünülmelidir. Alternatif veya terditli talep kurulacaksa bunun usul şartları ve hukuki gerekçesi somut dosyada belirlenir; çelişen sonuçlar açıklamasız biçimde birlikte yazılmaz.
| Yol | Hedef | Önemli kontrol |
|---|---|---|
| Hükümsüzlük | Sakat koruma hakkının ortadan kaldırılması | M.19’daki sebep ve teknik kapsam |
| Başvurunun devri | Başvurunun gerçek hak sahibine geçirilmesi | Temel unsurun izinsiz alınması |
| Tescilin devri | Sicilin doğru kişi adına düzeltilmesi | Yayımdan itibaren üç yıllık süre |
| Hakkın sona ermesi | Süre dolumu veya geçerli vazgeçme | M.21–22’deki ayrı sonuç ve izinler |
Hükümsüzlük kararı geçmiş işlemleri nasıl etkiler?
M.20’ye göre hükümsüzlük kararı geçmişe etkili sonuç doğurur. Ancak madde bunun iki önemli sınırını düzenler. Hükümsüzlükten önce ihlal nedeniyle verilmiş, hukuken kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar geçmişe etkiden korunur. Yalnız kesinleşme veya yalnız kısmi işlem yapılmasıyla bütün koşulların karşılandığı varsayılmamalıdır. Kararın ve uygulanma durumunun somut kaydı incelenir.
Hükümsüzlük kararından önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeler de özel olarak düzenlenir. Bununla birlikte olayın şartları, haklı nedenler ve hakkaniyet dikkate alınarak ödenmiş bedelin kısmen veya tamamen iadesi mümkündür. Bu nedenle tescil hükümsüz kaldı, bütün lisans ücretleri otomatik iade edilir sonucu doğru değildir. Ödeme, sözleşmenin uygulanması ve iade gerekçesi ayrıca ortaya konulur.
Kötü niyetli hak sahibinin davranışından doğan zararlar için tazminat talepleri saklıdır. Bu saklılık, her hükümsüzlük kararının kötü niyeti de kesinleştirdiği anlamına gelmez. Yanlış kayıt, tarafların bilgisi, yapılan bildirimler ve ticari davranış ayrı delillerle değerlendirilir. İade talebi ile kötü niyet tazminatı aynı zarar kalemini iki kez karşılayacak biçimde kurulamaz.
Kesinleşmiş hükümsüzlük kararı herkese karşı hüküm doğurur. Buna karşılık yargılama sırasında verilen ara karar veya teknik rapor aynı etkiye sahip değildir. Sicildeki güncelleme ve bülten yayımı takip edilmelidir. M.19 uyarınca mahkemenin dava açıldığında ve karar kesinleştiğinde Kuruma bildirim yapması, uyuşmazlığın kayıtla ilişkilendirilmesini sağlar.
Süresi dolan hak ve vazgeçme hükümsüzlük müdür?
M.21, koruma süresinin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesiyle sona ermeyi düzenler. Sona erme sebebinin gerçekleştiği andan itibaren hakkın konusu kamu malı sayılır. Bu ileriye yönelik sona erme çerçevesiyle m.20’deki geçmişe etkili hükümsüzlük aynı değildir. Daha önce gerçekleşen kullanımlar ve sözleşmeler, yalnız bugün koruma süresi bittiği için hiç hak yokmuş gibi değerlendirilmemelidir.
M.22’ye göre vazgeçme yazılı olarak Kuruma bildirilir ve sicile kayıt tarihinde hüküm doğurur. Sicilde kayıtlı hak ve lisans sahiplerinin izni gerekir. Üçüncü kişinin hak sahipliği iddiası bulunuyorsa onun izni olmadan vazgeçilemez. Bu düzenleme, tescilin kime ait olduğu tartışılırken mevcut kaydın tek taraflı bir işlemle ortadan kaldırılmasına ilişkin önemli bir kontroldür.
Vazgeçme ile tarafların özel sulh sözleşmesi de farklıdır. Sözleşmede bir bedel karşılığında hakkın bırakılması kararlaştırılmışsa bunun sicilde hangi işlemle sonuçlandırılacağı açıklanmalıdır. Taraflar arasındaki ödeme kaydı, Kuruma yapılacak yazılı bildirimin ve gereken izinlerin yerine otomatik geçmez. Lisans veya rehin varsa bütün kayıtların son durumu birlikte kontrol edilmelidir.
Dava dosyasında hangi belgeler bir araya getirilir?
Teknik dosyada başvuru çizimleri, tasarımın oluşum kayıtları, önceki bilinen düzenler ve karşılaştırma raporu bulunur. Hukuki dosyada tarafların sözleşmeleri, görev ilişkileri, devir belgeleri ve sicil örnekleri toplanır. Tarih dosyasında ticari kullanım, başvuru, tescil yayımı ve bildirimler ayrı gösterilir. Her belgenin hangi hükümsüzlük veya devir koşulunu açıkladığı yazılmalıdır.
Mahkemeden istenecek sonuç, bilirkişiye yöneltilecek teknik sorularla uyumlu olmalıdır. Orijinallik uyuşmazlığı için hazırlanan rapor hak sahipliği sözleşmesini tek başına çözmez; hak sahipliğini gösteren sözleşme de teknik düzenin orijinal olduğunu ispatlamaz. Hukuki nitelendirme ile teknik tespit ayrıldığında dosyanın denetlenebilirliği artar. Bu yaklaşım kanunda zorunlu bir dosya şablonu değil, uygulanabilir hazırlık yöntemidir.
M.31’deki görev ve m.26’daki yer itibarıyla yetki hükümleri ayrıca değerlendirilir. Kurumun kararına karşı dava ile özel kişinin hak sahipliğine karşı açılan dava aynı muhatap ve süre sistemine tabi değildir. Üç yıllık devir süresini Kurum kararına itiraz süresiyle karıştırmak hak kaybına yol açar. Başvuru yolu, muhatap ve istenen sicil sonucu başlangıçta birlikte belirlenmelidir.
Sık sorulan sorular
Hükümsüzlük ile devir aynı şey mi?
Hayır. Hükümsüzlük sakat koruma hakkını ortadan kaldırır; devir belirli koşullarda başvuru veya tescili gerçek hak sahibine geçirir.
Tescil belgesi orijinalliği kesin olarak kanıtlar mı?
M.16 uyarınca orijinallik ve hak sahipliği esastan incelenmeden kayıt yapılır. Bu konular uyuşmazlıkta ayrıca değerlendirilebilir.
Hükümsüzlüğün temel nedenleri nelerdir?
M.19; koruma şartlarının eksikliği, hak sahipliğinin başkasına ait olması ve önceki ticari kullanımdan sonra süresinde başvuru yapılmamasını düzenler.
Yalnız bir bölüm hükümsüz olabilir mi?
Evet. Hükümsüzlük nedeni belirli bölümle sınırlıysa m.19 uyarınca ilgili bölüm hakkında karar verilir.
Gerçek hak sahibi tescilin devrini ne zaman ister?
M.25’teki koşullarla, tescilin yayımlanmasından itibaren üç yıl içinde devir ve sicil düzeltme talep edilir.
Üç yıl bütün topoğrafya davalarının süresi mi?
Hayır. Bu süre m.25’te tescilin devri için düzenlenmiştir. Diğer taleplerin süre ve koşulları ayrıca incelenir.
Hükümsüzlük önceki bütün lisans ödemelerini otomatik iade ettirir mi?
Hayır. M.20, uygulanmış sözleşmelerin etkisini ve hakkaniyete bağlı kısmi veya tam iade imkânını ayrı düzenler.
Hükümsüzlük karşı dava olarak ileri sürülür mü?
Evet. M.19 bunu açıkça kabul eder. Karşı davanın usul koşulları ayrıca yerine getirilmelidir.
Lisans sahibi varken tek taraflı vazgeçilebilir mi?
M.22, sicilde kayıtlı hak ve lisans sahiplerinin iznini arar. Hak sahipliği iddiasında bulunan üçüncü kişinin izni de ayrıca düzenlenmiştir.
Süre dolumu geçmişe etkili hükümsüzlük müdür?
Hayır. M.21’deki sona erme ile m.20’deki hükümsüzlük etkisi farklıdır. Önceki işlemler bu ayrımla değerlendirilir.
Resmî kaynaklar ve kapsam notu
TÜRKPATENT — 5147 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat; TBMM tarihsel kabul metni, özellikle m.16, 19–22 ve 25. Eski kurum adları 6769 m.190 uyarınca Türk Patent ve Marka Kurumu olarak okunmuştur. Tarihsel kaynak, sonraki değişikliklerden bağımsız güncel metin gibi sunulmamaktadır.
Yazar: Av. Halil BAKIRCI, Mersin Barosu sicil 3472. Kaynak kontrolü: 28 Eylül 2026. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun fizikî ofisi Mersin’dedir; Türkiye genelindeki hukuki dosyalar Mersin merkezli yönetilir. Genel açıklamalar, somut tescil ve teknik dosyanın incelenmesinin yerine geçmez.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
