Tutuklunun Yakınına Bizzat Haber Vermesine İzin Talep Dilekçesi | CMK 107/2 Word
Tutuklunun yakınına bizzat haber vermesine izin talep dilekçesi, tutuklanan kişinin tutuklama olgusunu bir yakınına veya belirlediği kişiye doğrudan bildirebilmesi için CMK m.107/2 kapsamında izin ister. İzin, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmeme koşuluna bağlıdır. Bu yol, m.107/1 uyarınca hâkim kararıyla yapılması gereken makam bildiriminin yerine geçmez; ona ek bir iletişim imkânıdır. Açıklama ve örnek metin, 4 Ekim 2026 tarihinde yürürlükte bulunan resmî kanun metni esas alınarak hazırlanmıştır.

Tutuklu yakınına kendisi haber verebilir mi?
Evet; ancak CMK m.107/2 bu imkânı koşullu bir izin olarak düzenler. Tutuklu, tutuklama olgusunu bir yakınına veya kendi belirlediği kişiye bizzat bildirebilir. Bunun için soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmeyecek bir iletişim kurulması gerekir. Kanun, belirli bir telefon süresi, tek bir teknik yöntem veya sabit bir başvuru süresi yazmaz.
Başvurunun merkezinde üç bilgi bulunur: aranacak veya kendisine mesaj iletilecek kişinin kimliği, tutukluyla ilişkisi ve iletişimin sınırlı içeriği. “Ailemle görüşmek istiyorum” şeklindeki soyut talep yerine, “[ad-soyad] isimli [yakınlık/ilişki] kişisine yalnız tutuklama kararını, bulunduğum kurumu ve gerekli temel iletişim bilgisini bildirmek istiyorum” denmesi incelemeyi somutlaştırır.
İzin talebinin kabulü, tahliye kararı değildir. Talebin reddi de tek başına tutuklamayı sona erdirmez. Tutuklama kararının esasına itiraz, tahliye istemi ve tutukluluk incelemesi ayrı yollardır. Bu nedenle bizzat bildirim talebi yapılırken savunmaya ilişkin kanun yolu süreleri kendi takviminde izlenmelidir.
CMK 107/2 ile CMK 107/1 arasındaki fark nedir?
CMK m.107/1, ilk tutuklama ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan bir yakına veya belirlenen kişiye, hâkim kararıyla gecikmeksizin haber verilmesini emreder. Bu, makam tarafından yürütülen bir bildirimdir. Ayrıntılı açıklama için CMK 107/1 tutuklama kararının yakına bildirilmesi dilekçesi incelenebilir.
İkinci fıkra ise “ayrıca” kelimesiyle başlar. Tutuklunun doğrudan konuşması veya uygun bir yöntemle kişisel bildirim yapması, birinci fıkradaki resmî bildirime eklenir. Makamın aileye haber verdiği kaydı, tutuklunun bizzat iletişim talebini kendiliğinden sonuçlandırmaz. Tersine, tutuklunun kısa bir görüşme yapmış olması da m.107/1 kapsamındaki hâkim kararı ve bildirim kaydının varlığını ayrıca doğrulamadan onun yerine geçirilemez.
İki fıkranın koşulları da aynı değildir. M.107/1 metninde “soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmeme” kaydı yer almaz. Bu kayıt açıkça m.107/2’deki bizzat bildirim için yazılmıştır. Dolayısıyla ikinci fıkradaki risk ölçütü, birinci fıkradaki makam bildirimini belirsiz süreyle ertelemek için kullanılmamalıdır.
“Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek” ne anlama gelir?
Kanun, riskin varlığını otomatik kabul etmez. Değerlendirme, yapılmak istenen bildirimin somut dosyada delillere, diğer kişilere veya henüz tamamlanmamış işlemlere etkisi üzerinden yürütülür. Örneğin bildirim yapılacak kişinin dosyada şüpheli olması, aranan bir delille doğrudan bağlantısı bulunması veya iletişim içeriğinin henüz yapılmamış bir aramayı açığa çıkarma ihtimali somut inceleme gerektirebilir. Bu örnekler her dosyada ret sebebi değildir; gerçek kayda dayanmadıkça varsayım olarak kullanılmamalıdır.
Risk değerlendirmesi, yakının yalnızca aile ferdi olması nedeniyle olumsuz kurulamaz. Aynı şekilde tutuklunun “sadece aileme haber vereceğim” demesi de dosya kaydı görülmeden risk bulunmadığını kesinleştirmez. Muhatap, içerik, zaman ve yöntem birlikte değerlendirilir. Talepte iletişimin tutuklama olgusu, bulunduğu kurum ve temel temas bilgisiyle sınırlandırılacağının açıkça yazılması, gereksiz belirsizliği azaltır.
Kanun, riskin hangi belgeyle gösterileceğine dair özel bir form düzenlemez. Yine de talep reddedilecekse, hangi somut sakıncanın görüldüğünün ve daha dar bir iletişim yönteminin neden yeterli olmayacağının kararda veya işlem kaydında anlaşılabilir olması istenebilir. “Soruşturma devam ediyor” cümlesi tek başına her türlü kişisel bildirimi neden tehlikeli kıldığını açıklamaz.
Tam ret yerine sınırlı veya gözetimli iletişim istenebilir mi?
Başvuru, iletişimin amacını ve sınırlarını açıkça belirleyebilir. Yalnız tutuklama olgusunun, tutulduğu kurumun ve gerekli temel iletişim bilgisinin söyleneceği kısa bir görüşme; ilgili birimin gözetiminde arama; önceden belirlenen numaranın aranması veya uygun görülen başka kayıtlı yöntem talep edilebilir. Bunlar kanunda zorunlu teknik model olarak yazılı değildir; somut riski azaltan seçenekler olarak önerilir.
Talepte “mutlaka kişisel cep telefonumdan ve sınırsız süreyle görüştürülmeliyim” denmesi hukuki dayanağı aşar. CMK m.107/2, bizzat bildirim imkânını düzenler; belirli cihaz, dakika veya özel hat garantisi vermez. Uygulama yöntemi, güvenlik ve soruşturma koşullarıyla birlikte belirlenir. Önemli olan, iznin kâğıt üzerinde kalmaması ve fiilen kullanılabilir bir bildirime dönüşmesidir.
Daha dar yöntemle risk giderilebiliyorsa bunun değerlendirilmesi talep edilebilir. Ancak kamuya açık örnekte belirli kurumun mutlaka şu yöntemle hareket edeceği ileri sürülmez. Karar, somut dosya ve kurumun gerçek imkânları üzerinden uygulanır; işlem zamanı, muhatap, yöntem ve sonuç kayda geçirilir.
Tutuklu kimi bilgilendirebilir?
CMK m.107/2, “bir yakınına veya belirlediği bir kişiye” ifadesini kullanır. Muhatabın mutlaka eş, anne veya baba olması gerekmez. Kardeş, yetişkin çocuk, arkadaş ya da güvenilen başka bir kişi belirlenebilir. Kanundaki “veya” sözcüğü, her olayda aynı anda iki ayrı kişiye bizzat bildirim yapılmasının zorunlu olduğu anlamına gelmez.
Muhatabın adı, yakınlık veya ilişki bilgisi ve kullanılacak iletişim numarası gerçek kayıttan alınır. Numara bilinmiyorsa uydurulmaz; tutuklunun kişisel eşyasındaki telefon kaydına erişim talebi, kurumun güvenlik usulü içinde ayrıca değerlendirilir. İletişim bilgisi başka bir yakından alınmışsa bunun kaynağı ve güncelliği belirtilir.
İlk belirlenen kişiye ulaşılamazsa tutuklunun başka bir kişi belirleyip belirlemediği sorulabilir. Ancak tutuklunun iradesi dışında rastgele bir kişiye dosya bilgisi aktarılmaz. Başarısız aramanın zamanı, kullanılan numara ve sonuç kaydedilmeli; yeni muhatap varsa güncel beyan ayrıca alınmalıdır.
Bizzat bildirimde hangi bilgiler paylaşılabilir?
Bildirim, tutuklama olgusunu haber vermek içindir. Kararın verildiği, tutuklunun bulunduğu kurum ve yakının hangi resmî kanaldan bilgi alabileceği söylenebilir. Tutuklu, müdafiinin iletişim bilgisini paylaşmak istiyorsa avukatın onayı ve dosya koşulları gözetilir. Bildirim, soruşturma dosyasının tamamını üçüncü kişiye anlatma hakkı vermez.
Henüz toplanmamış delillerin yeri, tanıkların kimliği, diğer şüphelilerin hareketleri, planlanan arama veya el koyma işlemleri ve üçüncü kişilere ait özel bilgiler aktarılmamalıdır. Talepte kullanılacak örnek cümle sınırlı tutulabilir: “Hakkımda tutuklama kararı verildi; [kurum adı]nda bulunuyorum; resmî bilgi için [uygun kanal] üzerinden başvurabilirsiniz.” Gerçek cümle, dosyanın özelliklerine göre sadeleştirilir.
Görüşme sırasında içerik sınırının aşıldığı iddia edilirse gerçek kayıt incelenir. Varsayımsal ihlal üzerinden baştan süresiz ret kurulmaz. Gerekirse görüşmenin kapsamı önceden açıklanır, uygun gözetim veya kayıt tedbiri değerlendirilir ve tutukluya hangi bilgiyi paylaşamayacağı anlaşılır biçimde bildirilir.
İzin dilekçesi hangi makama verilir?
Talep, tutuklama işleminin yer aldığı dosyada ilgili hâkimlik veya mahkemeye sunulur. Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimliği dosyası ile Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma numarası birlikte kontrol edilir. Tutuklu kişi dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığıyla ilgili yargı merciine gönderebilir; müdafi de gerçek dosya numarasıyla başvuru yapabilir.
CMK m.107/2 cümlesi izin mekanizmasını düzenlemekle birlikte, fıkra içinde ayrıca uzun bir görev-yetki şeması yazmaz. Bu nedenle kamuya açık örnek, her durumda tek bir makam adı uydurmaz. Tutuklama kararını veren merci, soruşturma dosyası ve kurum evrak yolu birlikte incelenir. Kararın fiilen uygulanması için ilgili kuruma yazı yazılması veya kurum kaydı oluşturulması istenir.
Başka şehirdeki tutukevi, otomatik olarak Mersin mahkemelerini yetkili yapmaz. Dilekçe gerçek karar merciine yöneltilir. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fizikî ofisi Mersin’dedir; Türkiye genelindeki uygun ceza dosyaları Mersin merkezli koordine edilir.
Başvuruya hangi kayıtlar eklenir?
- Tutuklama kararının tarih ve sayısını gösteren karar örneği veya doğrulanmış dosya bilgisi.
- Soruşturma ve sorgu numarasını gösteren UYAP ya da dosya kaydı.
- Bildirim yapılmak istenen kişinin adı, ilişki bilgisi ve doğrulanmış iletişim numarası.
- Tutuklunun bu kişiyi seçtiğini gösteren imzalı beyan, sorgu tutanağı veya kurum dilekçesi.
- Varsa daha önce yapılmış izin talebi, verilen karar ve uygulama tutanağı.
- Müdafi başvuruyorsa dosyadaki görevlendirme veya vekâlet kaydı.
Her belge gerçekten mevcutsa ek listesine yazılır. Erişilemeyen tutanak varmış gibi sunulmaz. “Talep sözlü olarak reddedildi” deniyorsa bunu gören kişi, tarih, birim ve varsa kurum evrakı belirtilir; belirsiz duyum kesin kayıt gibi kullanılmaz. Kamuya açık örneğe gerçek kimlik, telefon, kurum sicili veya dosya ayrıntısı konulmaz.
CMK 107/2 bizzat haber verme izin dilekçesi örneği
[TUTUKLAMA DOSYASINDA İLGİLİ HÂKİMLİĞE / MAHKEMEYE]
Dosya No: [Soruşturma / sorgu / esas numarası]
Tutuklu Şüpheli / Sanık: [Ad-soyad ve kimlik bilgisi]
Müdafii: [Varsa avukat adı ve UETS bilgisi]
Bulunduğu Kurum: [Tutukevi / ceza infaz kurumu]
Bildirim Yapılacak Kişi: [Ad-soyad, ilişki ve doğrulanmış iletişim numarası]
Konu: CMK m.107/2 uyarınca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmeyecek sınırlı içerikle tutuklama olgusunu seçilen kişiye bizzat bildirme izni verilmesi talebidir.
Açıklamalar:
1. [Tarih ve sayı] tarihli kararla tutuklanmış bulunuyorum. Bu başvuru tahliye veya tutuklama kararına itiraz talebi değildir; tutuklama olgusunu seçtiğim kişiye doğrudan bildirebilmem için izin verilmesine ilişkindir.
2. Bildirim yapmak istediğim kişi [ad-soyad] olup [yakınlık/ilişki] sıfatına sahiptir. Kullanılmasını istediğim [telefon/uygun iletişim] bilgisi [gerçek kayıt kaynağı]ndan alınmıştır.
3. Görüşmenin içeriğini; tutuklandığım, [kurum adı]nda bulunduğum ve gerekli resmî bilgiye hangi kanaldan ulaşılabileceğiyle sınırlı tutacağım. Deliller, diğer kişiler veya planlanan soruşturma işlemleri hakkında bilgi paylaşmayacağım.
4. Dosyada somut risk görülecekse bunun hangi muhatap, içerik veya yöntemden kaynaklandığının değerlendirilmesini; tam ret yerine riski giderecek kısa, sınırlı veya gözetimli iletişim seçeneğinin de incelenmesini talep ederim.
5. İzin verilmesi hâlinde iletişimin zamanı, muhatabı, kullanılan yöntem ve sonucunun kurum ve dosya kaydına geçirilmesini; ulaşılamama olursa gerçek girişimin tutanağa bağlanmasını isterim.
Hukuki Nedenler: CMK m.107/2, bağlantılı olarak m.95 ve m.100-108, Anayasa m.19 ve somut dosyaya uygulanacak diğer hükümler.
Sonuç ve İstem: Açıklanan nedenlerle, CMK m.107/2 uyarınca tutuklama olgusunu [ad-soyad] isimli [yakınlık/ilişki] kişisine, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmeyecek sınırlı içerikle bizzat bildirmeme izin verilmesine; uygun yöntem ve zamanın belirlenerek işlemin fiilen uygulanmasına; iletişimin ve sonucunun dosyada denetlenebilir biçimde kayda alınmasına; ret düşünülürse somut sakıncanın ve daha dar yöntemin neden yeterli olmadığının kararda gösterilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. [Tarih]
[Tutuklu Şüpheli/Sanık veya Müdafii]
[Ad-soyad]
[İmza / E-imza]
CMK 107/2 tutuklunun yakınına bizzat haber vermesi izin dilekçesini Word olarak indirin. Köşeli parantezler gerçek karar, kişi ve kurum kayıtlarıyla doldurulmalı; uygulanmayan seçenekler çıkarılmalıdır.
İzin verildikten veya reddedildikten sonra ne kontrol edilir?
Önce dilekçenin doğru dosyaya işlendiği evrak numarası doğrulanır. Ardından izin hakkında verilen karar veya talimat okunur. Kabul kararı varsa yalnız kararın varlığıyla yetinilmez; iletişimin hangi kurumda, ne zaman ve hangi yöntemle gerçekleştirileceği izlenir. Kararın ilgili kuruma ulaşmadığı görülürse gönderim kaydı istenir.
İletişim gerçekleştiğinde muhatap, tarih, yöntem ve sonuç kayda geçirilmelidir. Numara cevap vermemişse bu durum “bildirim yapıldı” diye yazılmaz; ulaşılamama tutanağı ve varsa sonraki girişim kontrol edilir. Yanlış numara aranmışsa güncel bilgi düzeltilir ve yeni işlem talep edilir.
Ret kararı varsa somut gerekçe incelenir. Risk yalnız belirli muhatap veya içerikle ilgiliyse, farklı kişi ya da daha dar kapsamlı iletişim seçeneği yeni olgularla yeniden sunulabilir. Aynı dilekçeyi hiçbir değişiklik olmadan peş peşe vermek yerine, ret gerekçesini karşılayan gerçek kayıt ve güvenli yöntem açıklanmalıdır.
Tutuklamanın esasına yönelik başvurular bekletilmez. tutuklamaya itiraz ve tahliye dilekçesi ile CMK 105 tahliye isteminin karara bağlanması ayrı koşul ve sürelerle takip edilir.
Gözaltı, konsolosluk ve cezaevi telefon görüşmesi aynı şey midir?
Hayır. Yakalama ve gözaltı sırasında yakına haber verilmesi CMK m.95 kapsamında Cumhuriyet savcısının emriyle yürütülür. Ayrıntılar için CMK 95 yakalananın yakınına haber verilmesi rehberi okunabilir. Gözaltında yapılan bildirim, sonradan verilen tutuklama kararının bizzat bildirilmesi talebini otomatik olarak karşılamaz.
Yabancı tutuklunun konsolosluğuna bildirim CMK m.107/3’te ayrı düzenlenir. Kişi yazılı olarak karşı çıkmıyorsa tutuklanma durumu vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir. Bu işlem için CMK 107/3 konsolosluk bildirimi dilekçesi incelenebilir. Konsolosluk yazısı, aileyle bizzat görüşme izni değildir.
Ceza infaz kurumunda olağan telefon ve ziyaret imkânları ise infaz mevzuatındaki ayrı rejime tabidir. CMK m.107/2’nin konusu, tutuklamanın bizzat bildirilmesidir. Uzun süreli olağan görüşme hakkı, arama sıklığı veya kurum telefon listesi bu tek fıkradan çıkarılamaz. Başvuru başlığında hangi hukuki ihtiyacın istendiği karıştırılmamalıdır.
Bizzat haber verme dilekçesinde yapılan somut hatalar
Birinci hata, m.107/1 makam bildirimi ile m.107/2 bizzat bildirimi aynı işlem saymaktır. İkinci hata, “izin verilir” cümlesini soruşturma riski hiç incelenmeden sınırsız telefon hakkı gibi sunmaktır. Üçüncü hata, hangi kişinin aranacağını ve numaranın kaynağını yazmamaktır. Dördüncü hata, paylaşılacak bilgiyi dosyanın tamamını kapsayacak kadar belirsiz bırakmaktır. Beşinci hata, kanunda olmayan dakika veya gün sayısı üretmektir.
Altıncı hata, dosyada somut kayıt olmadan yakının delil karartacağını ileri sürmektir. Yedinci hata, tam ret dışında daha dar bir yöntem bulunup bulunmadığını hiç tartışmamaktır. Sekizinci hata, kabul kararını fiilî görüşme yapılmış gibi göstermektir. Dokuzuncu hata, ulaşılamayan numara için sonuç tutanağı oluşturmamaktır. Onuncu hata, gözaltı bildirimi veya konsolosluk yazısını bizzat bildirim izni yerine koymaktır.
On birinci hata, avukatla görüşmeyi aileye bildirim kuralı içinde değerlendirmektir; müdafi ile iletişim savunma hakkının ayrı parçasıdır. On ikinci hata, ret kararının tutuklamayı otomatik kaldırdığını yazmaktır. On üçüncü hata, kanun yolu ve tahliye sürelerini bildirim sonucunu bekleyerek kaçırmaktır. On dördüncü hata, sunulmayan belgeyi ek listesine koymaktır. On beşinci hata, kamuya açık örnekte gerçek kişi ve telefon bilgilerini yayımlamaktır.
Sık sorulan sorular
1. Tutuklu yakınına telefon etmeyi doğrudan isteyebilir mi?
Evet. CMK m.107/2 kapsamında bizzat bildirim izni isteyebilir. Muhatap, numara, içerik ve güvenli yöntem somutlaştırılmalıdır.
2. Bu izin mutlaka telefonla mı kullandırılır?
Kanun belirli bir cihaz veya yöntem yazmaz. Somut dosya ve kurum koşullarına uygun, fiilen kullanılabilir yöntem belirlenir.
3. Görüşme için kanunda kaç dakika öngörülmüştür?
CMK m.107/2 sabit dakika sayısı içermez. Görüşme tutuklamayı bildirme amacı ve güvenli iletişim sınırı içinde düzenlenir.
4. Savcılık “soruşturma sürüyor” diyerek talebi reddedebilir mi?
Soruşturmanın sürmesi tek başına her iletişimin tehlikeli olduğunu göstermez. Muhatap, içerik ve yönteme bağlı somut risk değerlendirilmelidir.
5. Yakın dosyada şüpheliyse ne olur?
Bu durum somut risk incelemesini gerektirebilir. Farklı muhatap, sınırlı içerik veya gözetimli yöntem değerlendirilmeden otomatik sonuç kurulmaz.
6. Aileye makam tarafından haber verildiyse bizzat görüşme talebi biter mi?
Hayır. M.107/1 makam bildirimi, m.107/2 ise ayrıca tanınan bizzat bildirim imkânıdır. İki kayıt ayrı kontrol edilir.
7. Tutuklu daha sonra başka bir kişiyi seçebilir mi?
Güncel tercih beyanı dosya ve kurum kaydına alınarak değerlendirilebilir. Önceki muhatap bilgisi gerçek iradenin yerine kullanılmamalıdır.
8. İzin verilmesine rağmen görüşme yaptırılmazsa ne yapılır?
Kararın kuruma ulaşıp ulaşmadığı, uygulama talimatı ve işlem tutanağı istenir; eksik adım gerçek evrak numarasıyla ilgili mercie bildirilir.
9. Ret kararı tutuklamayı geçersiz kılar mı?
Hayır. Bildirim izni ve tutuklamanın esası ayrı konulardır. İtiraz ve tahliye istemi kendi dayanaklarıyla yapılır.
10. Olağan cezaevi telefon hakkı için bu dilekçe yeterli midir?
Her zaman değil. CMK m.107/2 tutuklamayı bizzat bildirme imkânıdır; olağan kurum telefonu ve ziyaret rejimi ayrı mevzuatla değerlendirilir.
Resmî kaynaklar ve güncellik
CMK m.107/2’nin açık metni Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu PDF’sinden ve Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat sayfasından kontrol edilmiştir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 19. maddesinde düzenlenir. Canlı içerik çakışması ile resmî kanun metni 4 Ekim 2026 tarihinde yeniden denetlenmiştir.
Dosyaya uygun ve kayıtlanabilir iletişim talebi
CMK m.107/2 dilekçesinde amaç, sınırsız görüşme iddiası kurmak değil; tutuklama olgusunu seçilen kişiye güvenli ve denetlenebilir biçimde bizzat iletmektir. Tutuklama kararı, muhatabın kimliği, numaranın kaynağı, açıklanacak sınırlı içerik, risk azaltan yöntem, izin kararı ve fiilî iletişim kaydı tek zincir içinde incelenir. Böylece soyut risk gerekçesi, yanlış numara, uygulanmayan kabul kararı veya başka bildirim türlerinin bu işlem yerine geçirilmesi önlenebilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.