Tutuklama Kararının Yakına Bildirilmesi Talep Dilekçesi | CMK 107/1 Word
Tutuklama kararının yakına bildirilmesi talep dilekçesi, ilk tutuklama kararının ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her yeni kararın, tutuklunun bir yakınına veya belirlediği kişiye hâkim kararıyla gecikmeksizin haber verilmesini ister. Dayanak CMK m.107/1’dir. Bu başvuru tutuklama kararına itiraz ya da tahliye talebi değildir; kararın bildirilmesi ve işlemin dosyada denetlenebilir bir kayda bağlanması için kullanılır. Açıklama, 3 Ekim 2026 tarihinde yürürlükte bulunan resmî kanun metni esas alınarak hazırlanmıştır.

Tutuklama kararı yakına bildirilmek zorunda mıdır?
Evet. CMK m.107/1, tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan, tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilmesini emreder. Metindeki “her karar” ifadesi önemlidir: yalnız ilk tutuklama kararı değil, sonraki uzatma veya tutukluluğun devamı niteliğindeki kararlar da kendi tarihleri ve içerikleri üzerinden ayrı bildirim konusu olur.
Bildirim hakkı, tutuklunun özgürlük durumundaki önemli değişikliğin yakın çevresinden gizli kalmamasını sağlar. Ancak bildirimin yapılmış sayılması için yalnız “ailesine haber verildi” şeklinde genel bir cümle yeterli değildir. Hangi kararın, kime, ne zaman, hangi yöntemle ve hangi sonuçla bildirildiği anlaşılabilir olmalıdır. Kanun belirli bir tutanak adı zorunlu kılmasa da işlemin denetlenmesine elverişli gerçek kayıt gerekir.
Başvuru, tutuklama kararının kaldırılmasını istemez. Tutuklama koşullarına itiraz, tahliye talebi ve CMK m.108 kapsamındaki tutukluluk incelemesi başka yollardır. Bildirim eksikliği bu yolların süresini durdurmaz; bu nedenle bildirim talebi yapılırken savunmaya ilişkin diğer süreler ayrıca izlenmelidir.
“Tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karar” ne demektir?
CMK m.107/1’in cümlesi iki ayrı olay sayar: tutuklama ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karar. İlk olay, kişinin hâkim veya mahkeme kararıyla tutuklanmasıdır. İkinci olay, özgürlük kısıtlamasının sürdürülmesine ilişkin sonraki kararlardır. Önceki ay verilen kararın aileye bildirilmiş olması, yeni tarihli devam kararının da öğrenildiğini göstermez.
Dosyada hangi kararın “uzatma” veya “tutukluluğun devamı” niteliğinde olduğu gerçek karar metninden belirlenir. Dilekçede karar tarihi, karar sayısı, karar mercii ve varsa inceleme oturumuna ilişkin tutanak kullanılır. Görülmemiş bir kararın tarihi veya sonucu üretilmez. Birden çok karar varsa her biri kronolojik olarak yazılır ve hangi karar için bildirim kaydının eksik olduğu gösterilir.
CMK m.108, soruşturma evresinde tutukluluğun en geç otuzar günlük süreler itibarıyla incelenmesini; kovuşturmada ise hâkim veya mahkemenin her oturumda ya da gerektiğinde oturumlar arasında karar vermesini düzenler. Her inceleme otomatik olarak aynı sonuçla bitmez. Yakına bildirim talebinde m.108’in varlığından genel biçimde söz etmek yerine, gerçekten verilen ve tutukluluğu sürdüren karar dosyadan alınmalıdır.
CMK 107/1 ile CMK 95 yakına bildirim arasındaki fark nedir?
CMK m.95/1, şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına alındığında ya da gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakına veya belirlenen kişiye gecikmeksizin haber verilmesini düzenler. CMK m.107/1 ise tutuklama ve tutuklamanın uzatılması kararlarını kapsar; bildirim hâkim kararıyla yapılır. Böylece olay, evre ve yetkili merci birbirinden ayrılır.
Yakalama sırasında yapılan telefon görüşmesi sonradan verilen tutuklama kararının bildirimi değildir. Gözaltı süresinin uzatılması hakkındaki savcılık emri de tutukluluğun devamı kararının yerine geçmez. Bu ayrımın ayrıntıları için CMK 95 yakalananın yakınına haber verilmesi rehberi incelenebilir. Dilekçe hazırlanırken her aşama kendi tutanak ve karar numarasıyla gösterilmelidir.
Yanlış maddeye dayanılması talebi belirsizleştirir. Kişi hâlen gözaltındaysa CMK m.107/1 kapsamındaki tutuklama bildirimi henüz doğmamıştır. Tutuklama kararı verilmişse yalnız “gözaltı uzatıldı” denilmesi de yeterli değildir. Başlık ve sonuç kısmında talebin ilk tutuklama kararına mı, belirli tarihli devam kararına mı ilişkin olduğu açıkça yazılmalıdır.
Kime haber verilir?
Kanun “bir yakınına veya belirlediği bir kişiye” ifadesini kullanır. Bildirim mutlaka anne, baba veya eşe yapılmak zorunda değildir. Tutuklu, kardeşi, yetişkin çocuğu, arkadaşı veya güvendiği başka bir kişiyi belirleyebilir. Buradaki “veya” sözcüğü, her dosyada hem bir akrabaya hem de ayrıca başka bir kişiye iki bildirim yapılmasının zorunlu olduğu şeklinde okunmamalıdır.
Bildirim yapılacak kişinin adı ve iletişim bilgisi mümkünse sorgu tutanağı, imzalı beyan ya da kurum dilekçesinde açıkça yer alır. Telefon numarası görülmeden örnek metne yazılmaz. Tutuklu belirlediği kişiyi değiştirmişse hangi beyanın güncel olduğu tarihleriyle kontrol edilir. Yanlış kişiye yapılan bildirim, doğru muhataba haber verilmiş sayılmayabilir; hata fark edildiğinde yeni işlem ve düzeltme kaydı gerekir.
Belirlenen kişiye ulaşılamıyorsa tek bir başarısız aramayla yükümlülüğün tamamlandığı varsayılmamalıdır. Yapılan aramanın zamanı, kullanılan numara, ulaşılamama sebebi ve varsa sonraki girişim kaydedilir. Başka bir yakına yönelme gereği, tutuklunun güncel iradesi ve somut imkânlar üzerinden değerlendirilir; kamuya açık örnekte gerçek telefon veya adres kullanılmaz.
Bildirim neden hâkim kararıyla yapılır?
CMK m.107/1, bildirimin hâkimin kararıyla yapılacağını açıkça söyler. Bu, tutuklama veya uzatma kararını veren yargı merciinin bildirim işlemini de görünür biçimde karara bağlamasını gerektirir. Dilekçe, kararın hangi birim tarafından fiilen uygulanacağını yetkisiz biçimde belirlemek yerine, hâkimlik veya mahkemeden bildirimin yapılmasına ve sonucunun dosyaya konulmasına karar verilmesini ister.
Soruşturmada ilk tutuklama çoğunlukla sulh ceza hâkimliği dosyasında, kovuşturmada ise davaya bakan mahkemede görülür. Somut dosyanın gerçek mercii karar başlığından alınır. Tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumu dilekçeyi ilgili yargı merciine iletebilir veya kararın uygulanmasına yardımcı olabilir; ancak kurum, yargı merciinin yerine geçerek yeni bir tutuklama kararı vermez.
Kararın bildirimi için hâkimlik veya mahkemeye sunulan metinde soruşturma, sorgu ya da esas numarası doğru yazılmalıdır. Başka ilde bulunan tutukevi nedeniyle yeni bir görev veya yetki iddiası oluşturulmaz. Asıl ölçüt, bildirilecek tutuklama ya da devam kararını hangi yargı merciinin verdiğidir.
“Gecikmeksizin” kaç saattir?
Kanun burada 24 saat, üç gün veya yedi gün gibi sabit bir sayı koymaz; “gecikmeksizin” der. Bu ölçüt, kararın ardından bildirim için gerekli teknik ve kimlik doğrulama işlemleri tamamlanır tamamlanmaz harekete geçilmesini gerektirir. Kanunda bulunmayan kesin saat sayısı yazıya eklenmemelidir.
Gecikmenin değerlendirilmesi somut kayıtla yapılır. Kararın saati, bildirim emrinin verildiği zaman, arama ya da iletim zamanı, muhataba ulaşma sonucu ve varsa teknik engel karşılaştırılır. “İş yoğunluğu vardı” gibi soyut açıklamalar yerine hangi engelin ne kadar sürdüğü gösterilmelidir. Tutuklunun kişi bilgisi hiç alınmamışsa bunun da neden ve sonuçları araştırılır.
Bildirim sonraki gün yapılmışsa bu durum kendiliğinden her dosyada aynı sonucu doğurmaz; gecikmenin nedeni, süresi ve savunma hakkına etkisi değerlendirilir. Dilekçenin amacı, varsayımsal ihlal sonucu üretmek değil, işlemi derhâl tamamlatmak ve gerçek zaman çizelgesini dosyada görünür kılmaktır.
Yakına hangi bilgiler verilmelidir?
Bildirim, tutuklunun özgürlüğünün hangi kararla kısıtlandığını ve nerede bulunduğunu yakının anlayabilmesini sağlayacak temel bilgiyi içermelidir. Karar tarihi, tutuklama veya devam kararı olduğu, tutulduğu kurum ve gerekli temas bilgileri bildirimin çekirdeğini oluşturabilir. Ancak kanun m.107/1 içinde ayrıntılı bir standart form veya zorunlu kelime listesi yazmaz.
Soruşturmanın gizli delilleri, diğer şüphelilerin kimlikleri, mağdura ait özel bilgiler ya da ilgisiz sağlık verileri açıklanmaz. Bildirim hakkı, dosyanın tamamını üçüncü kişiye açma yetkisi değildir. Verilecek bilgi, özgürlük kısıtlamasının varlığını ve temel durumunu duyuracak ölçüde tutulur. Somut kısıtlama kararı varsa müdafi dosya erişimini ayrı yoldan değerlendirir.
Tutanakta aranan kişinin adı, numarası, arama zamanı, görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediği ve verilen temel bilgi özetlenebilir. SMS, kurum sistemi veya yazılı bildirim kullanılmışsa gönderim ve teslim sonucu kaydedilir. Yalnız taslak yazının hazırlanması, gerçekten gönderildiğini kanıtlamaz.
Tutuklunun bizzat haber vermesi aynı işlem midir?
Hayır. CMK m.107/2, ayrıca ve soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği kişiye bizzat bildirmesine izin verilmesini düzenler. Bu hüküm, tutuklunun doğrudan iletişim kurabilmesine ilişkin ek imkândır. Birinci fıkradaki hâkim kararıyla yapılan bildirim ise makamın yükümlülüğüdür.
Tutuklunun telefon görüşmesi yapmış olması yararlı bir kayıt olabilir; fakat görüşmenin hangi içerikte gerçekleştiği ve ilk fıkra kararının ayrıca bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. İkinci fıkradaki soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmeme koşulu, birinci fıkraya taşınarak makam bildiriminin genel biçimde ertelenmesi için kullanılamaz. Kanun iki mekanizmayı ayrı fıkralarda kurmuştur.
Bizzat bildirim izni reddedilmişse ret gerekçesi ve hangi somut riskin bulunduğu dosyada görünmelidir. Ancak bu yazının ana konusu m.107/1 işlemidir. M.107/2 için ayrı talep kurulacaksa olay ve risk değerlendirmesi kendi belgeleriyle açıklanmalıdır.
Yabancı tutukluda konsolosluk bildirimi yakına bildirimin yerine geçer mi?
Geçmez. CMK m.107/3, yabancı şüpheli veya sanığın tutuklanma durumunun, yazılı karşı çıkma bulunmadığında vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilmesini düzenler. Bu konsolosluk bildirimi farklı muhataba ve farklı koşula sahiptir. Ayrıntılı koşullar için CMK 107/3 yabancı tutuklu konsolosluk bildirimi dilekçesi okunabilir.
Yabancı tutuklunun yakını veya belirlediği kişi Türkiye’de ya da başka ülkede olabilir. Konsolosluğa yazı gönderilmesi, bu kişiye haber verildiğini göstermez. Dosyada m.107/1 yakına bildirim, m.107/2 bizzat bildirim imkânı ve m.107/3 konsolosluk bildirimi ayrı kayıtlarla izlenmelidir.
Tercüman ve müdafi yardımı da bu bildirimlerin yerine geçmez. Kişinin hangi yakınına haber verilmesini istediği, gerektiğinde tercüman yardımıyla doğru anlaşılmalıdır. Konsolosluk görevlisi kendiliğinden müdafi veya adli tercüman sıfatı kazanmaz.
Dilekçe hangi makama verilir?
Başvuru, bildirilecek tutuklama veya tutukluluğun devamı kararını veren sulh ceza hâkimliği ya da mahkeme dosyasına sunulur. Soruşturma evresinde soruşturma ve sorgu numarası birlikte; kovuşturmada mahkeme adı ve esas numarası karar örneğinden alınır. Tutuklu, ceza infaz kurumu aracılığıyla da ilgili yargı merciine dilekçe gönderebilir.
Dilekçede “yetkili mahkemeye” gibi belirsiz bir başlık yerine gerçek karar mercii yazılmalıdır. Kararı veren merci değişmiş veya dosya devredilmişse güncel dosya kaydı kontrol edilir. Başka şehirdeki dosya için Mersin’de fizikî ofis varmış gibi bir anlatım kurulmaz; Türkiye genelindeki uygun dosyalar Mersin merkezli koordine edilir.
Tutuklama kararının esasına ilişkin başvuru yapılacaksa tutuklama kararına itiraz dilekçesi ve somut süre kuralları ayrıca incelenmelidir. Bildirim dilekçesi, itirazın gerekçelerini veya tahliye istemini otomatik olarak içermez.
Başvuruya hangi belgeler eklenir?
- İlk tutuklama veya tutukluluğun uzatılması/devamı kararının örneği ya da tarih ve sayı bilgisi.
- Soruşturma, sorgu veya esas numarasını gösteren dosya kaydı.
- Tutuklunun bildirim yapılacak kişiyi belirlediği mevcut beyan, sorgu tutanağı veya kurum dilekçesi.
- Varsa daha önceki bildirim tutanakları; bunların hangi karara ilişkin olduğu açıkça belirtilir.
- Tutuklunun bulunduğu kurumu gösteren mevcut kayıt.
- Müdafi sunuyorsa görevlendirme, vekâletname veya dosyadaki müdafilik kaydı.
Ekler listesine yalnız gerçekten sunulan belgeler yazılır. Dosyanın tamamı görülmediyse “hiç bildirim yapılmadı” cümlesi kesin gerçek gibi kurulmaz; “erişilebilen kayıtlarda yeni karara ait tutanak görülmedi” denir ve eksik belgenin ilgili birimden istenmesi talep edilir. Kamuya açık örnekte gerçek kimlik, telefon ve kurum sicili kullanılmaz.
CMK 107/1 yakına bildirim dilekçe örneği
[TUTUKLAMA VEYA TUTUKLULUĞUN DEVAMI KARARINI VEREN HÂKİMLİĞE / MAHKEMEYE]
Dosya No: [Soruşturma / sorgu / esas numarası]
Tutuklu Şüpheli / Sanık: [Ad-soyad ve kimlik bilgisi]
Bulunduğu Kurum: [Tutukevi / ceza infaz kurumu]
Bildirim Yapılacak Kişi: [Ad-soyad, ilişki ve doğrulanmış iletişim bilgisi]
Konu: CMK m.107/1 uyarınca [tarih] tarihli [tutuklama / tutuklamanın uzatılması] kararından yakına veya belirlenen kişiye hâkim kararıyla gecikmeksizin haber verilmesi ve işlem kaydının dosyaya konulması talebidir.
Açıklamalar:
1. [Tarih ve sayı] tarihli kararla [ilk kez tutuklama / tutukluluğun devamı] kararı verilmiştir. Bu başvuru kararın esasına itiraz değil, CMK m.107/1 bildirim işleminin tamamlanmasına yöneliktir.
2. Tutuklu, haber verilmesini istediği kişi olarak [ad-soyad]ı [tarih ve belge] içinde belirlemiştir. İletişim bilgisi [gerçek dosya veya kurum kaydı]ndan alınmıştır.
3. CMK m.107/1, tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan bir yakına veya belirlenen kişiye hâkim kararıyla gecikmeksizin haber verilmesini emreder. Erişilebilen kayıtlarda bu yeni karara ait [bildirim tutanağı görülmemiştir / görülen tutanağın eksikliği somut olarak açıklanmalıdır].
4. Bildirimin karar tarihi, muhatap, kullanılan yöntem, saat ve sonuç bilgileriyle kayda bağlanmasını; ulaşılamama varsa gerçek girişimlerin tutanakta gösterilmesini talep ediyoruz.
Hukuki Nedenler: CMK m.95, 100-108, Anayasa m.19 ve somut dosyaya uygulanacak diğer hükümler.
Sonuç ve İstem: [Tarih] tarihli [ilk tutuklama / tutuklamanın uzatılması] kararından, tutuklunun bir yakınına veya belirlediği [ad-soyad] kişiye CMK m.107/1 uyarınca hâkim kararıyla gecikmeksizin haber verilmesine; bildirimin bütün işlem ve sonuç bilgileriyle dosyada belgelendirilmesine; erişime açık kayıt örneğinin tutukluya veya müdafiine verilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. [Tarih]
[Tutuklu Şüpheli/Sanık veya Müdafii]
[Ad-soyad]
[İmza / E-imza]
CMK 107/1 tutuklama kararının yakına bildirilmesi dilekçesini Word olarak indirin. Köşeli parantezler gerçek karar, kişi ve kurum kayıtlarıyla doldurulmalı; uygulanmayan seçenekler çıkarılmalıdır.
Başvurudan sonra hangi kayıtlar kontrol edilir?
Önce dilekçenin doğru dosyaya işlendiği evrak numarasıyla doğrulanır. Ardından hâkimlik veya mahkemenin bildirim hakkında verdiği karar aranır. Karar yalnız “gereği düşünüldü” biçiminde soyut bırakılmışsa hangi birime ne talimat verildiği ve sonucun dosyaya dönüp dönmediği kontrol edilir.
İkinci aşamada bildirim kaydı incelenir: karar tarihi ve niteliği, bildirilen kişinin adı, iletişim yöntemi, arama veya gönderim zamanı, işlemi yapan birim ve sonuç. Belirlenen kişiye ulaşılamamışsa sonraki girişimler ile tutuklunun başka bir kişi belirleyip belirlemediği araştırılır. Hazırlanan bir yazının gönderilmemiş olması, işlemin tamamlandığını göstermez.
Üçüncü aşamada yeni tutukluluk kararları takip edilir. İlk kararın bildirimi sonraki kararlar için sürekli izin veya otomatik bildirim sayılmaz. Tutukluluğun esasına ilişkin başvurular da kendi sürelerinde yürütülür. CMK 105 tahliye talebinin karara bağlanması ile CMK 106 salıverilme adres ve telefon kaydı, yakına bildirimden ayrı işlemlerdir.
Yakına bildirim dilekçesinde yapılan somut hatalar
Birinci hata, yakalama ve gözaltı aşamasındaki CMK m.95 işlemini tutuklama bildirimiyle aynı saymaktır. İkinci hata, savcılık emri ile hâkim kararını karıştırmaktır. Üçüncü hata, yalnız ilk tutuklama kararını yazıp sonraki her devam kararının ayrıca bildirilmesi gereğini atlamaktır. Dördüncü hata, karar tarihi ve sayısını görmeden üretmektir. Beşinci hata, tutuklunun belirlediği kişiyi belge olmadan değiştirmektir.
Altıncı hata, kanundaki “veya” bağlacını “ve” gibi okuyarak aynı anda iki ayrı kişiye mutlak bildirim zorunluluğu kurmaktır. Yedinci hata, “gecikmeksizin” yerine kanunda olmayan 24 saat veya üç gün gibi sabit süre yazmaktır. Sekizinci hata, tek başarısız aramayı kayıtlandırmadan yeterli kabul etmektir. Dokuzuncu hata, soruşturmanın bütün ayrıntılarını yakına aktarmayı bildirim hakkının parçası sanmaktır. Onuncu hata, konsolosluk bildirimini yakına bildirim yerine koymaktır.
On birinci hata, tutuklunun bizzat telefon görüşmesini m.107/1 karar ve kayıt yükümlülüğüyle özdeşleştirmektir. On ikinci hata, bildirimin yapılmamasının tutuklamayı kendiliğinden sona erdirdiğini yazmaktır. On üçüncü hata, tahliye veya itiraz süresini bildirim tamamlanana kadar bekletmektir. On dördüncü hata, sunulmayan belgeyi ek listesine yazmaktır. On beşinci hata, kamuya açık örnekte gerçek telefon, kimlik veya dosya bilgisi kullanmaktır.
Sık sorulan sorular
1. Tutuklama kararını aileye kim bildirir?
CMK m.107/1 bildirimin hâkimin kararıyla yapılacağını söyler. Fiilî iletim yetkili birimce yürütülebilir; karar ve sonuç dosyada görünmelidir.
2. İlk tutuklama bildirildiyse uzatma kararı ayrıca bildirilir mi?
Evet. Kanun tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan haber verilmesini açıkça düzenler. Önceki bildirim yeni kararın yerine geçmez.
3. Bildirim mutlaka anne veya babaya mı yapılır?
Hayır. Bir yakına veya tutuklunun belirlediği bir kişiye yapılabilir. Güncel tercih ve iletişim bilgisi gerçek kayıttan alınmalıdır.
4. Aynı anda hem yakına hem arkadaşa bildirim zorunlu mudur?
CMK m.107/1 “bir yakınına veya belirlediği bir kişiye” der. Her dosyada iki ayrı muhataba bildirim zorunluluğu kurmaz.
5. “Gecikmeksizin” tam olarak kaç saattir?
Kanun sabit saat sayısı koymaz. Karardan sonra teknik olarak mümkün olan en kısa sürede işlem yapılmalı ve gerçek zaman çizelgesi kayda bağlanmalıdır.
6. Tutuklu yakını bizzat ararsa hâkim bildirimi tamamlanmış olur mu?
Otomatik olarak hayır. Bizzat bildirim m.107/2’deki ek imkândır; m.107/1’deki hâkim kararı ve makam bildirimi ayrı kontrol edilir.
7. Gözaltında aileye haber verildiyse tekrar bildirim gerekir mi?
Evet. CMK m.95 yakalama ve gözaltı, m.107/1 tutuklama ve uzatma aşamasıdır. Her işlemin dayanağı ve kaydı ayrıdır.
8. Bildirimin yapılmaması tutuklamayı otomatik kaldırır mı?
Hayır. Bildirim eksikliği ayrı bir usul sorunudur. Tutuklamanın esasına itiraz ve tahliye talebi kendi koşullarıyla değerlendirilir.
9. Yakına bütün dosya içeriği anlatılır mı?
Hayır. Özgürlük kısıtlamasını ve temel durumu açıklayan gerekli bilgi verilir; gizli deliller ve ilgisiz kişisel veriler paylaşılmaz.
10. Bildirimin yapıldığı nasıl kanıtlanır?
Hâkim kararı, talimat veya müzekkere; arama/gönderim zamanı, muhatap, yöntem ve sonucu gösteren tutanak ya da sistem kaydı birlikte incelenir.
Resmî kaynaklar ve güncellik
CMK m.95 ile m.100-108’in açık metni Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu PDF’sinden ve Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat sayfasından kontrol edilmiştir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 19. maddesinde düzenlenir. Resmî metin ile canlı içerik çakışması 3 Ekim 2026 tarihinde yeniden denetlenmiştir.
Dosyaya uygun bildirim takibi
CMK m.107/1 başvurusunda amaç, gerçek karar ile gerçek bildirim kaydını eşleştirmektir. İlk tutuklama veya devam kararının tarihi, tutuklunun güncel muhatap tercihi, hâkim kararı, fiilî iletim ve sonuç belgesi tek zincir içinde okunur. Böylece gözaltı bildiriminin tutuklama bildirimi sayılması, eski tutanağın yeni karar için kullanılması, yanlış kişinin aranması veya gönderilmemiş yazının tamamlanmış işlem gibi gösterilmesi önlenebilir. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fizikî ofisi Mersin’dedir; Türkiye genelindeki uygun ceza dosyaları Mersin merkezli koordine edilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.