Alman İthalatçının Türk Yüzey Dezenfektanı Almanya’da Satılamıyorsa: BPR, ChemBiozidDV ve CISG Rücu
Kısa ve net cevap
Türk üreticiden alınan yüzey dezenfektanının Almanya’da satılabilir olması, ürünün amacına ve BPR 528/2012 m.17, 69, 89 ve 95 ile Almanya ChemBiozidDV koşullarına bağlıdır. Her ürün için aynı ruhsat sonucu çıkmaz: aktif madde onayı, ürün türü, geçiş rejimi, BAuA bildirimi ve etiket ayrı değerlendirilir. Alman ithalatçının Türk satıcıya karşı CISG m.35, 38–39 ve 74–77 talepleri ise sözleşme, delil ve gerçek zarar hesabıyla belirlenir.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
Kısa özet
| Hukuki sorun | İnceleme |
|---|---|
| Ürün türü | BPR Ek V: PT2 / kullanım amacının tespiti |
| Ruhsat veya geçiş | BPR 17 ve 89; BAuA durum kaydı |
| Etiket | BPR m.69 |
| Tedarik zinciri | BPR m.95, ECHA listesi |
| Alman bildirim | ChemBiozidDV; geçiş koşulları ve miktar bildirimi |
| Satım ve rücu | CISG 35, 38–40, 46, 49, 74–79 |
| Delil | Parti numarası, formülasyon, izin, e-posta, resmî karar |

Sınır aşan uyuşmazlığın doğru tanımlanması
Türkiye’de üretilen bir yüzey temizleme sıvısının Almanya’ya sevk edilmesi, ürünün Alman piyasasında otomatik olarak satılabileceği anlamına gelmez. Bir Alman ithalatçı bakımından ilk soru, ürünün yalnız temizlik amacıyla mı yoksa mikroorganizmaları öldürme, etkisizleştirme veya kontrol altında tutma iddiasıyla mı sunulduğudur. Etiket, web ilanı, teknik katalog, sözleşmedeki performans taahhüdü ve fiilî kullanım amacı bu incelemede birlikte okunur. “Hijyenik”, “antibakteriyel”, “dezenfektan” veya “virüsleri yok eder” ibareleri tek başlarına aynı düzenleyici sonucu yaratmaz; bunların içeriği ve ürünün aktif maddesi değerlendirilir.
Uyuşmazlığın ikinci katmanı özel hukuktur: Alman alıcı hangi özellikte ve hangi belgelerle satılabilir bir ürün satın almayı kararlaştırmıştır? Türkiye’deki satıcı yalnız imalatçı mı, ürünü kendi markasıyla pazarlayan mı, yoksa izin işlemlerini üstlenen sözleşmesel taraf mıdır? AB düzenlemelerinden doğan piyasa yasağı ile tarafların birbirlerine karşı satış bedeli, teslim, tazminat veya masraf talepleri ayrı sorulardır. Bu ayrım kurulmadan “gümrük geçti, ürün uygundur” veya “izin eksik, satıcı bütün zararları öder” denilemez.
Yüzey dezenfektanının ürün türü PT2 kapsamında değerlendirilmesi
528/2012 sayılı Biyosidal Ürünler Tüzüğü’nün Ek V sistemi ürünleri kullanım amaçlarına göre sınıflandırır. Genel amaçlı yüzey ve alan dezenfektanları, doğrudan insan veya hayvan üzerinde kullanılmayan uygulamalar bakımından çoğunlukla ürün türü 2 (PT2) alanında değerlendirilir. Buna karşılık insan cildine uygulanan ürünler PT1; gıda veya yem ile ilişkili yüzey ve ekipmanları hedefleyen ürünler PT4 kapsamına girebilir. Aynı sıvının kullanım talimatı değiştirilirse, yalnız şişe rengi değişmiş gibi davranılamaz; amaçlanan uygulama yeni bir ürün türü değerlendirmesi gerektirebilir.
Alman ithalatçının ilk teknik dosyasında ürünün kimyasal bileşimi, kullanım sahası, dozaj, temas süresi, etki iddiası ve hedef organizmalar açıkça bulunmalıdır. Ürün türü yanlış seçildiğinde yanlış aktif madde statüsü, yanlış ruhsat başvurusu veya yanlış etiket kullanımı ortaya çıkabilir. Türk üreticinin Türkiye’de sahip olduğu izin veya kayıt belgesi, AB’de yetkili makamca verilen biyosidal izinle aynı idarî işlem değildir. İthalat sözleşmesinde bu karşılaştırmanın kimin sorumluluğunda olduğu belirsiz bırakılmamalıdır.
Temizlik ürünü ve biyosidal ürün ayrımı neden kritiktir?
Sadece yüzeydeki yağ, kir veya tozu uzaklaştırma amacıyla satılan ve herhangi bir biyosidal etki amaçlamayan genel temizlik ürünü ile bakterileri etkisizleştirme iddiasıyla satılan ürün aynı mevzuat başlığına kendiliğinden girmez. BfR’nin ürün türleri açıklaması, biyosidal etki amaçlamayan yıkama ve temizlik ürünlerinin biyosidal dezenfektan sınıfı dışında kalabileceğini belirtir. Ancak ürünün katalog ve reklâmındaki iddialar gerçek kullanım amacını değiştirebilir. Ticari yazışmalardaki satış vaadi ile şişenin ön yüzündeki ifade farklıysa bu fark soruşturulmalıdır.
Bir uyuşmazlık dosyasında üreticiden ilk formülasyon ve pazarlama dosyası, etiket versiyonları, örnek ürün fotoğrafları ve distribütörün çevrim içi reklam kayıtları istenir. Alman makamının yalnız ithalatçı ilanındaki yetkisiz iddia nedeniyle işlem yapmasıyla Türk üreticinin zaten biyosidal etki vaat ederek ürün satması aynı olgu değildir. Bu ayrım, taraflar arasındaki kusur iddiasına ve hangi sözleşmesel taahhüdün ihlâl edildiğine doğrudan etki eder.
BPR 528/2012 madde 17: ruhsatın temel işlevi
AB 528/2012 m.17/1, biyosidal ürünlerin Tüzük uyarınca yetkilendirilmedikçe piyasada bulundurulmasını ve kullanılmasını kural olarak yasaklar. Ulusal yetkilendirme veya koşullarına göre Birlik düzeyinde yetkilendirme söz konusu olabilir. Bu genel ilke “AB’deki bütün dezenfektanların aynı tarihte ruhsatsız satışı kesinlikle yasaktır” şeklinde izole okunamaz; Tüzüğün geçiş hükümleri ve ilgili aktif maddenin onay aşaması ayrıca değerlendirilir. Bir ürünün ruhsatı varsa da ürünün fiilî formülasyonu ve kullanım alanı bu ruhsatın kapsamıyla uyumlu olmalıdır.
Sözleşmede “CE belgesi vardır” ya da “MSDS verilir” yazılması, BPR kapsamındaki yetkilendirme gereğini tek başına yerine getirmez. İthalatçı ürün adı, formülasyon, kullanım amacı, ürün türü, ruhsat sahibi, ruhsat numarası ve geçerlilik tarihini birbirine bağlayan belgeleri talep etmelidir. Ürün ailesi kapsamındaki bir izinle farklı bir formülasyonun bağlantısı belgelenmeden, bütün seri için tek bir genel uygunluk iddiası kurulması denetimde sorun yaratabilir.
BPR madde 89 geçiş rejimi otomatik muafiyet değildir
BPR m.89, mevcut aktif maddelerin değerlendirilmesi ve usulüne uygun yapılan başvurular bakımından belirli geçiş düzenlemeleri öngörür. Almanya’daki BAuA açıklamaları, aktif madde incelemesi sürerken bazı ürünlerin ulusal geçiş kuralları içinde piyasada bulunabileceğini ve zamanında yapılan izin başvurusuna bağlı devam rejiminin ayrı şartlara tabi olduğunu gösterir. Bu nedenle bir ürünün ruhsat numarasının bulunmaması her dosyada aynı sonuca götürmez. Aktif maddenin ilgili PT için statüsü ve ürünün geçiş koşullarına gerçekten girip girmediği araştırılmalıdır.
Türk üreticinin “rakip firma da satıyor” beyanı kanuni istisnanın delili değildir. Eski ürün kaydının tarihi, BAuA bildirimi, yıllık teyitler, aktif madde kararının tarihi, yetkilendirme başvurusu ve ürünün aynı formülasyon olarak devam edip etmediği belgelenmelidir. Geçiş rejimini savunan taraf, hangi normun ve hangi tarihli idarî işlemin bu ürüne uygulandığını somutlaştırmalıdır; ürünün piyasada uzun zamandır satılması yalnız tarihsel bir olgudur.
Almanya’da ChemBiozidDV bildirimi nasıl ayrılır?
Almanya’nın Biozidrechts-Durchführungsverordnung düzenlemesi (ChemBiozidDV), geçiş rejiminde bulunan biyosidal ürünlerin bildirim süreçlerini ayrıca düzenler. BAuA’nın resmî açıklamasına göre eski aktif maddeli ve geçiş hükümleri kapsamında henüz izinsiz piyasada bulunabilen ürünler için BAuA’ya kayıt/bildirim gerekebilir; buna ek olarak piyasaya arz edilen miktarlara ilişkin bildirim yükümlülükleri de söz konusudur. BAuA’ya ürün bildirimi yapmak ile Tüzük kapsamında bir ürün ruhsatı almak farklı işlemlerdir.
İthalatçı, üreticinin verdiği bir N-numarasını gördüğünde bunun kapsamını doğrulamalı; kayıt numarasını otomatik ve süresiz ürün ruhsatı saymamalıdır. Bildirilen ürünün aktif maddesi veya ürün türü değişmişse güncelleme yerine yeni bildirim gerekebilir. Başvuru sahibi, kaydın ilk tarihi, ilgili aktif madde, güncel teyit ve gerekiyorsa yıllık miktar bildirimi ayrı kayıt satırlarında tutulmalıdır. Hatalı veya eksik bildirimin giderilmesi ile stokta bulunan ürünün yeniden piyasaya çıkarılabilir hâle gelmesi her durumda aynı anda gerçekleşmez.
ECHA aktif madde ve tedarikçi listesi neden incelenir?
BPR m.95 kapsamındaki aktif madde ve tedarikçi listesi, ürünün piyasaya arzı açısından bağımsız bir denetim alanıdır. Avrupa Kimyasallar Ajansı ECHA, ilgili aktif maddeler ve tedarikçileri içeren listeyi yayımlar ve günceller. Üreticinin teknik föyünde aktif maddenin CAS numarasının yazılı olması, o madde bakımından ilgili ürün türü ve tedarikçi bağlantısının otomatik sağlandığını kanıtlamaz. Ayrıca bir maddenin genel olarak değerlendirilmiş olması ile belirli PT için gerekli onay durumuna ulaşmış olması birbirinden farklıdır.
Alman ithalatçı, etkin maddenin CAS/EC kimliği, PT, tedarikçi adı ve sözleşme içindeki tedarik zincirini karşılaştırmalıdır. Satıcı “tedarikçimiz listede” diyorsa belge tarihinin ve maddeler arası eşleşmenin görülmesi gerekir. Listede yer alan bir tedarikçinin varlığı ürünün formülasyonu, etiket şartları veya ulusal geçiş kaydına ilişkin diğer eksiklikleri kendiliğinden düzeltmez. Bu nedenle m.95 analizi, m.17 yetkilendirme incelemesini tamamlayan ama onun yerine geçmeyen kontrol başlığıdır.
Etiket ve talimatlar: BPR madde 69
BPR m.69, biyosidal ürünlerin ambalaj ve etiketine ilişkin ayrıntılı bilgi yükümlülükleri düzenler. Aktif maddelerin kimliği ve konsantrasyonu, ilgili yetkilendirme numarası, yetki sahibinin adı ve adresi, uygun kullanım alanları, uygulama dozu, kullanım sıklığı, olası yan etkiler ve gerekli uyarılar bu kapsamda değerlendirilir. “Toksik değildir”, “zararsızdır” ve benzeri yanıltıcı güvenlik iddiaları da maddenin düzenlediği alan içindedir. Etikette ayrıntısı bulunmayan kullanım koşullarının ek talimat veya ambalaj üzerinde hangi hâllerde verilebileceği ayrıca incelenir.
Almanya’da sevkiyatın kabul edilmemesi durumunda yalnız Türkçe etiket fotoğrafı yeterli delil değildir. Sözleşmede üzerinde mutabık kalınan Almanca etiket taslağı, baskı onayı, üretime giren nihai dosya, parti numarası ve kullanma talimatının sürüm bilgisi korunmalıdır. Türk üreticinin onaylanan Almanca etiket yerine eski tasarımı sevk etmesiyle Alman distribütörün teslimden sonra gerçeği yansıtmayan yeni reklam iddiaları eklemesi farklı sorumluluk ilişkileridir.
SDS veya güvenlik bilgi formu tek başına piyasaya arz izni değildir
Bir güvenlik bilgi formunun bulunması, ürünün kimyasal tehlikelerinin değerlendirilmesine yardımcı olur. Ne var ki SDS, biyosidal ürün yetkilendirmesi, ulusal bildirim veya doğru ürün türü seçimiyle özdeş belge değildir. Uygulamada alıcıların çoğu yalnız SDS’nin tarihine bakar ve ürünün AB’deki piyasaya arz statüsünü ayrıca kontrol etmez. Hukuki uyuşmazlık doğduğunda bu eksik inceleme, sözleşmedeki belge taahhüdünün içeriği bakımından önem kazanır.
Teknik belgeler arasında formülasyon bileşenleri, etkin madde kimliği, parti analizi, ürün etiketi, kullanım ve etkinlik iddiaları, varsa ruhsat ve geçiş kayıtları birlikte bulunmalıdır. Satıcı hangi bilgileri sunmayı üstlenmiş, alıcı hangi belgeleri ithalat öncesi onaylamış, belgeler hangi tarihli ürün partisine ilişkindir? Bunlar cevaplanmadan yalnız “SDS verildi” veya “SDS eksikti” gerekçesiyle tüm tazminat kalemlerinin otomatik kabulü istenemez.
Gümrükten geçiş ile piyasada satışın ayrı olması
Bir ürünün Almanya’ya fizikî olarak girmesi, tüm AB ürün uygunluğu yükümlülüklerinin yerine getirildiği anlamına gelmez. Gümrük prosedürü, biyosidal ürün yetkilendirmesi, etiket denetimi, depolama ve perakende arz farklı inceleme alanlarıdır. Sevkiyatın Hamburg’daki antrepoya girmiş olması, dağıtım sözleşmesindeki “Almanya’da yasal şekilde pazarlanabilir ürün” taahhüdünü tek başına doğrulamaz. Diğer taraftan ithalatçı ürünün satışını kendiliğinden durdurmuşsa, bunun resmî makam işlemi mi yoksa ihtiyatî bir ticari karar mı olduğu belgeyle belirlenmelidir.
Resmî karar varsa makamın adı, işlem numarası, tebliğ tarihi, yasak kapsamı, karantina/geri çekme koşulları ve itiraz yolu kayda alınır. Sadece distribütörün depoda beklettiği stok nedeniyle oluşan giderle, bir idari kararın zorunlu kıldığı bertaraf masrafı aynı hesap kalemi değildir. Bu nedenle ürünün gümrük statüsü, depo hareketi ve satış kanallarına ulaşma durumu parti bazında izlenmeli; mali talepler gerçek zaman çizelgesine bağlanmalıdır.
Ürün üretici değişirse veya formülasyon güncellenirse
Biyosidal bir ürünün piyasaya arz statüsü belirli formülasyona, etkin maddeye ve kullanım alanına bağlı olabilir. Türk üretici ekonomik sebeple hammadde tedarikçisini değiştirmiş veya konsantrasyon oranını revize etmişse bu değişikliğin mevzuat ve sözleşme açısından etkisi incelenmelidir. Aynı ticari marka adının korunması yeni partiyi önceki teknik dosyayla her bakımdan özdeş kılmaz. İthalatçıdan onay alınması şartı sözleşmeyle öngörülmüşse değişiklik bildiriminin zamanı ve kapsamı önemlidir.
Sözleşmede değişiklik kontrolü için ürün kodu, parti kodu, formülasyon revizyon numarası, etiket versiyonu ve analiz raporu referansı yazılmalıdır. Sonradan yapılan değişikliğin hangi tarihte ve kimin bilgisiyle uygulandığı bulunmadan teknik kusuru yalnız ithalatçıya veya üreticiye atfetmek isabetli değildir. Önceki sevkiyatın uygun olduğu ileri sürülse bile, inceleme belirli bir parti ve belirli tarih üzerinden yapılır. Ticari marka aynı kaldı diye tüm geçmiş teslimlerin sorunsuz veya tüm gelecekteki teslimlerin hatalı olduğu sonucu çıkarılamaz.
Biyosidal ürünün hangi tarihte piyasaya sunulduğu neden önemli?
BPR ve ulusal geçiş uygulaması belirli tarihli idari kararlara, aktif madde değerlendirmelerine ve başvuru sürelerine bağlıdır. Bu nedenle 2024’te piyasaya sunulabilen bir ürünün 2026’daki aynı formülasyonlu yeni partisinin statüsü ayrıca kontrol edilmelidir. Belgede görünen düzenleme tarihi ile sevkiyat tarihi, ticari fatura tarihi ve Alman piyasasına ilk arz tarihi farklı olabilir. Ürünlerin herhangi bir dönemde ruhsatsız satılabildiğini ileri süren taraf, bunun geçiş koşullarını ilgili dönemin düzenlemeleriyle eşleştirmelidir.
Bütün uyuşmazlığı yalnız sözleşmenin imza tarihine bağlamak da eksiktir. Üretici sözleşme sırasında geçerli belgeleri sunmuş olabilir; sonradan m.89 geçiş şartları değiştiğinde risk paylaşımının nasıl yapılacağı sözleşmede düzenlenmiş olabilir. Alıcının stoklama, kayıt başvurusu ve etiket güncelleme görevleri ihmal edilmişse her dönemin sorumluluğu ayrıca belirlenir. Dosya kronolojisi sipariş, üretim, sertifikasyon, ihracat, ithalat, idari inceleme ve satış tarihlerinden oluşmalıdır.
Alman ithalatçının kontrol ve bildirim sorumluluğu
Almanya’ya ürün getiren şirket, yalnız satıcıdan gelen beyanları muhafaza eden pasif bir aracı değildir. Ürünün hangi rejimle pazara sunulabileceği, ulusal kayıtlar ve yerel satış şartları bakımından ithalatçının kendi faaliyetinin niteliği ayrıca değerlendirilir. Bununla birlikte dış ticaret sözleşmesinin özel hukuk düzeyinde üreticiye belge temini, formülasyon uygunluğu veya yerel ruhsat başvurusunda yardım gibi yükümlülükler yüklemesi mümkündür. Mevzuatın kamu hukuku yükümlülüğü ile taraflar arasındaki iç rücu paylaşımı birbirine karıştırılmamalıdır.
İthalat sözleşmesinde gerekli Alman başvurularının kimin adına yapılacağı, ücretlerini kimin ödeyeceği, yetkilendirme sahibinin kim olacağı, teknik bilgiye erişim ve başvuru reddinde uygulanacak hükümlerin açıkça yazılması uyuşmazlığı azaltır. Hiçbir tarafın ismi belirlenmemişse yalnız fatura üzerindeki “DAP” veya “EXW” ticari teriminden bütün biyosidal mevzuat sorumluluğunun çözülmüş olduğu söylenemez. Incoterms teslim ve maliyet risklerinin belirli alanlarını düzenler; ürünün piyasaya arz hukuku ayrı bir konudur.
CISG uygulanabilir mi? Önce sözleşmenin niteliği
Alman alıcı ile Türk satıcı arasındaki taşınır mal satım sözleşmesi, şartları varsa Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (CISG) kapsamında incelenir. Tarafların iş yerlerinin farklı akit devletlerde bulunması CISG m.1 bakımından bağlantı sağlar; m.6 tarafların Sözleşmenin uygulanmasını dışlama veya hükümlerini değiştirme imkânını düzenler. Buna karşılık yalnız etiket basım hizmeti, dağıtım, teknik danışmanlık veya bağımsız ruhsat başvurusu hizmeti her durumda aynı satış sözleşmesi olarak nitelendirilemez.
Tedarik zincirindeki sözleşme seti incelenirken çerçeve anlaşması, sipariş teyidi, teknik şartname, fiyat teklifi ve genel işlem koşulları birlikte okunmalıdır. Satış ve hizmet unsurlarının bir arada olduğu sözleşmelerde CISG’nin kapsamı bakımından m.3 de değerlendirilir. Ayrıca idari yaptırımın hukuka uygunluğu Alman kamu hukukuna tabi bir uyuşmazlık iken tarafların mal satımından doğan hak ve borçları CISG kapsamında çözümlenebilir. Bu iki alanın aynı dava dilekçesinde açıklamasız birleştirilmesi hukuki nitelendirmeyi zayıflatır.
CISG madde 35: belgesiz veya satılamaz ürün sözleşmeye uygun mu?
CISG m.35/1 satıcının sözleşmede kararlaştırılan miktar, kalite, tür ve ambalajdaki malı teslim etmesini öngörür. Maddenin ikinci fıkrası, taraflar aksini kararlaştırmamışsa olağan kullanım ve bildirilen özel kullanım gibi uygunluk ölçütlerini düzenler. Bir Türk üreticinin Alman pazarı için özel olarak sipariş edildiğini bildiği dezenfektanın AB’de geçerli ürün kayıtları ve doğru Almanca etiketi olmadan sevki, sözleşmedeki performans ve belge taahhüdü bakımından değerlendirilebilir. Her eksik ulusal idari belge otomatik olarak CISG m.35 ihlali sayılmaz; sözleşmenin kapsamı, satıcının bilgisi ve somut kullanım amacı tespit edilmelidir.
Eğer Alman alıcı ithalat izinlerinin yalnız kendisine ait olacağını açıkça kabul etmiş ve satıcı bunu vaat etmemişse sonuç farklı olabilir. Buna karşılık satıcı “Almanya’da satışa hazır, BPR uyumlu” gibi kesin özellikler bildirmişse bu beyanın delili vardır. Alıcının ürün hakkında bildiği eksiklikler bakımından CISG m.35/3 ayrıca önem taşıyabilir. Bu değerlendirmede standart ticari ürün adı yerine onaylanan ürün tanımı, teklif tarihi, email yazışmaları ve katalog özellikleri temel alınmalıdır.
CISG madde 38–39: inceleme ve ayıp bildirimi
CISG m.38 alıcının malı koşulların elverdiği en kısa sürede incelemesine ilişkin yükümlülüğü; m.39 ise uygunluk eksikliğinin niteliğini belirterek makul süre içinde satıcıya bildirilmesine ilişkin kuralı düzenler. Alman ithalatçının depo kabulünde etiketin görünür şekilde eksik olduğunu fark etmesiyle, aktif maddenin PT uygunluğu hakkında sonradan bir yetkili makam kararı alması aynı keşif anı değildir. Satıcıya yalnız “ürün problemli” yazılması da hangi belge veya özelliğin eksik olduğunun anlaşılmasını sağlamayabilir.
Denetim sürecinde ürün örnekleri, laboratuvar raporları, yetkili makam bildirimleri ve e-posta yazışmaları tarih sırasına konulmalıdır. Alıcının hangi aşamada hangi ayıbı saptayabildiği, bildirimde somut olarak ne söylediği ve satıcının hangi tarihte cevap verdiği kaydedilir. CISG m.40, satıcının bildiği veya bilemeyeceği düşünülemeyecek bazı olguları açıklamaması durumunda alıcının m.38 ve m.39’a dayalı savunmalarının etkilenmesine ilişkin özel bir hüküm içerir; fakat bu istisna kanıtsız ve otomatik uygulanamaz.
Uygun ürün teslimi, ikame mal ve sözleşmeden dönme
CISG m.46, koşullarına göre malın sözleşmeye uygun hâle getirilmesi veya ikame mal teslimi gibi talepler için ayrı rejim kurar. Sözleşmeden dönme ise m.49 kapsamında esaslı ihlal veya ilgili koşullar üzerinden incelenir. Biyosidal ürünün etiketi düzeltilebilir durumda olabilir; buna karşılık izin bulunmayan bir formülasyonun ülke mevzuatına uygun biçimde satılabilmesi kısa sürede mümkün olmayabilir. Bu iki senaryo aynı çözüm veya masraf kalemine indirgenemez.
Alıcının talep ettiği yöntem satıcının sözleşme ve CISG kapsamındaki yükümlülükleriyle karşılaştırılmalıdır. Güncellenmiş etiket teslimi, ürünün geri alınması, değiştirilmesi, ödeme iadesi ve sözleşmeden dönme gibi yolların koşulları farklıdır. Alman alıcının bütün stokları hemen imha etmesi gerekli ve belgelenmiş bir idari talep olmadan yapılmışsa, sonradan tüm maliyetin tahsili ayrıca tartışılabilir. Delil koruma ve idari yazışmalar rücu stratejisinin parçasıdır.
Depolama, geri çekme ve bertaraf maliyetlerinin ispatı
Alman makamlarının bir ürünü pazardan çekme kararı, depodaki ürünlerin ayrılması, taşıma veya bertaraf edilmesi gibi mali sonuçlar yaratabilir. CISG m.74 kapsamındaki tazminat hesabında sözleşme ihlali, zarar ve nedensellik bağı incelenir; m.77 zarar azaltma yükümlülüğünü düzenler. Her faturanın sözleşmesel ihlal nedeniyle doğduğu varsayılmaz. Olağan depolama giderleriyle geri çekme kararı nedeniyle doğan ek depolama giderleri ayrılmalı ve giderin hangi parti için yapıldığı gösterilmelidir.
Bertaraf işlemi yalnız ticari bir tercihse neden başka çözümün mümkün olmadığı açıklanmalıdır. Ürün örnekleri, parti kayıtları, bağımsız laboratuvar sonucu ve makamın yazısı uygun biçimde saklanmalıdır. Taşıyıcıya ödenen ek ücret, geri toplama personel maliyeti, raflardan indirme, müşteri bildirimleri ve potansiyel satış kaybı aynı tür zarar değildir; her kaleme ayrı kanıt ve hesaplama gerekir. Tahmini toplam zarar rakamı, gerçek belgelerle desteklenmediğinde yargılamada zayıf kalır.
İdari yaptırım ile sözleşmesel tazminat ayrımı
Almanya’da ithalatçıya yönelik bir kamu hukuku yaptırımı varsa bunun gerekçesi ve muhatabı önce kesin olarak belirlenmelidir. Bir idari para cezasının Türk üreticiden özel hukukta talep edilip edilemeyeceği yalnız sözleşmeye “bütün zararlar” yazılmasıyla çözülemez. Cezanın hangi yükümlülük ihlalinden doğduğu, kişisel kusur değerlendirmesi ve ilgili hukukun bu kalemin rücu edilmesine izin verip vermediği ayrıca incelenir. Yaptırımın iptali veya itirazı da Türk satıcı aleyhine açılacak ticari alacak davasından farklı usullere tabidir.
Resmî yazıda “ürünün satışının durdurulması” ile “para cezası” birlikte yer alabilir; bunlar ayrı sonuçlardır. Sözleşmesel tazminat dosyasında para cezası başlığına ilişkin belgenin aslını, tebliğini ve kesinleşme durumunu saklamak önemlidir. İthalatçının kendi bildirimi yapmaması nedeniyle verilen yaptırım, satıcının yanlış aktif madde bilgisi sunmasından kaynaklanan üretim uygunsuzluğu ile otomatik olarak aynı rücu sebebi sayılmaz.
CISG madde 79: engel savunması otomatik kabul edilmez
Türk satıcı, ürünün ihracatından sonra idari şartların değiştiğini ileri sürerek CISG m.79 kapsamında sorumluluktan muafiyet savunması yapabilir. Maddenin uygulanması için ilgili engelin tarafın kontrolü dışında olması, sözleşme kurulurken makul biçimde hesaba katılamaması ve engelin veya sonuçlarının makul ölçüde önlenememesi ya da aşılamaması gibi şartların somut değerlendirilmesi gerekir. İdari ret kararının bulunması tek başına bütün sözleşmesel yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
Üreticinin önceden bilinen etiket eksikliğini gidermemesiyle, sözleşme kurulduktan sonra yeni ve öngörülemeyen bir düzenleme nedeniyle ürünün satışının yasaklanması farklı olgulardır. Engelin bildirilmesi ve zamanında önlem alınması da dosyanın parçasıdır. İthalatçı başvurusu zaten gecikmişse veya satıcı yanlış formülasyonu bilerek sevk etmişse her iki taraftan hangi davranışın engeli doğurduğu ayrıca araştırılır. Kanunun öngördüğü muafiyet şartlarının varlığına ilişkin deliller somut olmalıdır.
Hukuk seçimi, mahkeme yetkisi ve tahkim
Bir Alman GmbH ile Türkiye’deki üretici arasındaki sözleşmede mahkeme veya tahkim şartı bulunabilir. CISG’nin maddi satış hukuku olarak uygulanması, tek başına uyuşmazlığa hangi mahkemenin bakacağını belirlemez. Davanın Türkiye’de açılması düşünülüyorsa 5718 sayılı MÖHUK’un milletlerarası usul hükümleri, tarafların yetki anlaşmasının geçerliliği ve ilgili Türk iç usul kuralları dikkate alınır. Almanya’daki idari izin uyuşmazlığının Alman makamları önünde takip edilmesi gerekmesi, sözleşmeden doğan bütün özel hukuk alacaklarının aynı forumda görüleceği anlamına gelmez.
Sözleşmede İngilizce teknik metin, Almanca genel şart ve Türkçe sipariş teyidi varsa hangi metnin bağlayıcı olduğu tespit edilmelidir. Yetki şartı farklı belgelerde çelişiyorsa belgenin sözleşmeye dahil olup olmadığı araştırılır. Tahkim varsa hakem heyetinin kapsamı, ihtiyati koruma yolları ve uygulanacak maddi hukuk ayrıştırılır. Dava stratejisi, yalnız “ürün Almanya’ya gitti” ifadesine değil tarafların anlaşmasına ve usule ilişkin gerçek bağlantılara dayanmalıdır.
Delil tespiti: formülasyon, parti ve ekran kayıtları
Hukuki dosyada ürünün fizikî numunesinin ve idari belgelerin bağlantısı bulunmalıdır. Üretim dosyası, kalite kontrol raporu, parti lot numarası, sevk tarihi, ambalajın ön ve arka yüz görüntüleri, orijinal Almanca etiket taslağı ve satış ilanının tarihli görüntüsü birlikte korunmalıdır. Aynı markanın farklı partileri farklı formülasyona veya etikete sahip olabileceğinden numuneler birbirine karıştırılmamalıdır. Ürünün açılmamış örnek ambalajı muhafaza edilirken saklama koşulları kaydedilmeli; zincirin sonradan tartışılması önlenmelidir.
Türkiye’de açılacak davada HMK’nın elektronik belge ve delil tespiti hükümleri, somut talebe göre değerlendirilir. İleride inceleme yapılmasını güçleştirecek durumlar varsa hangi örneğin, hangi teknik sorunun ve hangi belgenin korunacağı açık gösterilmelidir. Satıcının üretim kayıtlarını ibraz etmesi, Alman makamının kararını sunması veya bilirkişinin etiket–formülasyon karşılaştırması yapması ayrı işlemlerdir. Delil listesi yalnız yüzlerce dosya adı saymakla değil, iddia ve ispata hizmet eden bağlantıyı kurmakla anlam taşır.
Almanca idari belgeler ve tercüme sorunları
BAuA bildirimi, ECHA veri çıktısı, ulusal pazar denetimi kararı ve ürün teknik föyü aynı belge türü değildir. Dava dosyasında yabancı makamın düzenlediği belgenin kaynağı, düzenlenme tarihi, yetki alanı ve gerektiğinde Türkçe tercüme koşulları belirlenir. “Notifizierung”, “Zulassung”, “Verkehrsfähigkeit” ve “Wirkstoffgenehmigung” terimlerinin gelişigüzel tek Türkçe karşılıkta birleştirilmesi hukuki sonucu yanlış yönlendirebilir. Birincisi bildirim, ikincisi yetkilendirme, üçüncüsü piyasada bulunabilirlik, dördüncüsü ise aktif madde onayıyla ilişkilidir.
Yabancı belgeyi sunan taraf mahkemeye yalnız tercümenin ilk sayfasını vermemelidir. Kararda ek listeler, ürün kodu veya yürürlük tarihi varsa bunlar gerekçenin ayrılmaz parçası olabilir. Ayrıca internet üzerindeki veritabanı görüntüsünün hangi tarihte alındığı kaydedilmelidir; ECHA ve BAuA statüleri zamanla değişebilir. Kesin idari durum için yalnız satıcının gönderdiği ekran görüntüsü değil, doğrulanabilir resmi kayıt esas alınmalıdır.
Sözleşmede risk dağılımı için hangi maddeler gerekir?
Türkiye’deki üretici ile Alman ithalatçı, izin süreçlerinin kimin sorumluluğunda olacağını açıkça belirlemelidir. Teknik dosya hazırlığı, aktif madde ve tedarikçi kaydı doğrulaması, ulusal bildirim, Almanca etiket onayı, değişiklik bildirimi, ürün sorumluluğu, sigorta ve gerektiğinde geri çağırma iş birliği ayrı sözleşme başlıklarıdır. Ürün Almanya’ya ilk arzdan önce hangi belgelerin teslim edileceği ve eksiklik hâlinde hangi süre içinde düzeltme yapılacağı yazılmalıdır.
Kamu hukukundan doğan zorunlu yükümlülüklerin taraflar arasında sözleşmeyle tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir; sözleşme daha çok iç ilişkide bilgi sağlama, masraf paylaşımı ve rücu hükümlerini düzenler. Üreticinin “dünyanın her yerinde satılabilir” gibi belirsiz bir taahhütte bulunması yerine hedef ülke ve geçerli ürün türü belirlenmelidir. Sözleşmenin süresince aktif madde veya izin statüsü değişirse bilgilendirme usulü ve ticari uyarlama mekanizması önceden öngörülebilir.
Dosya takvimi ve başvuru aşamaları
İlk gün, Alman ithalatçı veya Türk satıcı mevcut bütün sözleşme ve düzenleyici dosyayı bir araya getirir. Ürünün teknik kimliği ve hangi partiye ilişkin uyuşmazlık bulunduğu belirlenmeden piyasaya arz yasağına itiraz veya tazminat talebi aynı dilekçede gelişi güzel yazılmaz. İkinci aşamada BAuA ve ECHA kayıtları ürünün iddia edilen tarih ve PT’si için karşılaştırılır. Üçüncü aşamada sevk irsaliyesi, depo kaydı, satış ve iade hareketleriyle ekonomik tablo çıkarılır.
Dördüncü aşamada sözleşmesel bildirim ve cevap tarihleri, CISG m.38–39 inceleme ve ayıp bildirimi açısından denetlenir. Beşinci aşamada talep türü belirlenir: düzeltme, ikame teslim, dönme, bedel iadesi veya belgelenmiş tazminat. Almanya’daki ayrı idari başvuru süreleri de kendi kararına göre izlenir. Bu takvim, mağdur tarafın gereksiz masraf yapmasını veya delilleri kaybetmesini önler; henüz verilmemiş bir mahkeme kararının sonucunu önceden ilan etmez.
Türk üretici açısından savunma belgeleri
Türk satıcının savunması yalnız “ürünümüz kalitelidir” demekle kurulamaz. Alman ithalatçının hangi kullanım amacını bildirdiği, hangi belgeleri talep ettiği, sözleşmede izin sorumluluğunu kimin aldığı, ürün reçetesinin ne zaman onaylandığı ve hangi Alman etiket dosyasının baskıya gönderildiği ispatlanabilir olmalıdır. Üretici gerekli bilgi ve belgeleri zamanında teslim etmişse bunların alıcıya ulaştığı tarih korunur.
Üreticinin Almanya’daki geçiş rejimine dayanması hâlinde somut ürün ve aktif maddenin gerçekten ilgili geçiş şartlarını taşıdığı resmî kaynakla gösterilmelidir. İthalatçının sonradan genişlettiği dezenfeksiyon reklamı, ürünün baştan vaat edilen uygulamasından farklı olabilir. Ancak reklam genişlemesinin tek sorumlu davranış olduğu da kayıtlar görülmeden söylenemez. İddia edilen zararlar her parti ve harcama için ayrı hesaplanmalı, ödeme ve mahsup kayıtları incelenmelidir.
Alman alıcının dosyasında bulunması gereken başlıca belgeler
Alman GmbH, başvuruda şirket temsil ve yetki belgelerini, satın alma sözleşmesini, sipariş teyidini, faturayı, ödeme kayıtlarını, nakliye evrakını ve depo stok cetvelini sağlamalıdır. Teknik bölümde ürüne ait etiket, aktif madde ve formülasyon belgeleri, varsa ruhsat veya geçiş bildirimi, yetkili makam yazıları ve ECHA/BAuA kontrol sonuçları yer alır. Hasar bölümünde ürünün satışa çıkarılamadığı dönemin takvimi, depo faturaları, geri çekme bildirimleri ve yapılan gerçek ödemeler listelenir.
Alıcı Türk satıcıya gönderdiği bütün yazılı itirazları ve satıcının cevaplarını tarihleriyle saklamalıdır. Müşteri şikayetleri ve raf geri toplama yazışmaları ürün kaynaklı hukuki problem ile genel ticari memnuniyetsizliğin ayrılmasına yardım eder. Birden çok ürün ve teslim partisi varsa her biri için ayrı hesap cetveli tutulması gerekir. Tüm sözleşmeyi feshetme kararı, yalnız tek bir parti eksikliği nedeniyle bütün kalan partilerin otomatik hatalı olduğu varsayımıyla verilmemelidir.
Sık sorulan sorular
Türk yüzey dezenfektanı Almanya’da doğrudan satılabilir mi?
Ürünün BPR kapsamı, kullanım türü, aktif madde statüsü, ruhsatı veya geçerli geçiş rejimi ve Alman bildirim/etiket koşulları görülmeden satışa uygun olduğu söylenemez.
BPR madde 17 neyi düzenler?
528/2012 m.17, biyosidal ürünlerin kural olarak yetkilendirilmeden piyasada bulundurulmamasını ve kullanılmamasını düzenler; m.89 geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilir.
PT2 hangi ürünleri kapsar?
Ek V’de PT2, doğrudan insan veya hayvana uygulanmayan yüzey ve alan dezenfektanları gibi ürünleri kapsar; PT1 ve PT4 farklı amaçlara ilişkindir.
Almanya’da N-numarası her zaman ürün ruhsatı mıdır?
Hayır. BAuA geçiş bildirimine ait kayıt, BPR kapsamında ürün ruhsatı ile aynı idarî işlem değildir. Kayıt ve geçerlilik koşulları ayrıca incelenir.
Türkiye’deki izin belgesi Almanya’da yeterli mi?
Hayır, Türkiye’deki bir izin veya kayıt AB BPR kapsamındaki ürün yetkilendirmesi ve Alman bildirim şartlarını kendiliğinden karşılamaz.
Ürünün SDS belgesinin bulunması yeterli midir?
SDS gerekli teknik/güvenlik bilgilerini içerebilir; ancak tek başına BPR ruhsatının, geçiş kaydının veya etiket uygunluğunun yerine geçmez.
ECHA m.95 listesi neden kontrol edilir?
Aktif madde ve tedarikçi bağlantısını doğrulamak için incelenir. Listede bir tedarikçinin bulunması diğer ruhsat ve bildirim şartlarını kendiliğinden tamamlamaz.
Ürün Almanya gümrüğünden geçtiyse satış serbest midir?
Gümrük işleminden geçiş ile biyosidal ürünün Alman piyasasına hukuka uygun arzı aynı inceleme değildir.
Alman ithalatçı bütün depo zararını Türk satıcıdan alabilir mi?
CISG m.74–77 kapsamında sözleşme ihlali, zarar, nedensellik ve zarar azaltma yükümlülüğü somut delillerle incelenir; otomatik toplu tahsil sonucu yoktur.
CISG madde 35 ne zaman uygulanır?
Satıcının teslim ettiği malın sözleşmede taahhüt edilen kalite, tür, ambalaj ve kullanım amacına uygunluğu değerlendirilirken uygulanır.
CISG 38 ve 39 bakımından ne yapılmalı?
Malın uygunluğu koşullara uygun sürede incelenmeli, saptanan eksiklik niteliği belirtilerek satıcıya zamanında bildirilmelidir; gerçek tarihli kayıtlar korunur.
Alman makamının satış yasağı doğrudan Türk üreticiyi mi bağlar?
İdari kararın muhatabı ve kapsamı ayrıca belirlenir; üreticiye karşı sözleşmesel rücu farklı hukuki koşullara tabidir.
Resmî mevzuat ve kaynaklar
AB Biyosidal Ürünler Tüzüğü 528/2012 (m.17, 69, 89, 95 ve Ek V); BAuA: ruhsatlı ürünler ve geçiş rejimi; BAuA: ChemBiozidDV bildirim süreci; Alman ChemBiozidDV resmî metni; ECHA: BPR madde 95 aktif madde tedarikçileri; BfR: biyosidal ürün türleri; UNCITRAL CISG resmî kaynak.
İlgili hukuk rehberlerimiz
- Alman ithalatçının sanayi yapıştırıcısında UFI/PCN eksikliği
- Kozmetik CPNP bildirim yükümlülüğü
- Alman ithalatçının RoHS uygunluk sorunu
- REACH kısıtlaması ve CISG rücu
- Alman GmbH tedarikçi avans alacağı
Kaynak inceleme tarihi: 1 Kasım 2026. Metin genel hukuki bilgilendirmedir; ürün, parti ve sözleşme belgeleri incelenmeden kesin idarî statü, miktar veya dava sonucu belirlenemez.
Mersin Ofisi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No: 3/14, Akdeniz / Mersin. İletişim.
İstanbul Ofisi
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No: 21 Kat: 9, 34475 Sarıyer / İstanbul. İletişim.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.