Almanya’da Kişisel İflas Türkiye’deki Borçları Siler mi? 9 Hukuki Ayrım
Kısa ve net cevap: Almanya’da kişisel iflas sürecine girmek, Türkiye’deki bütün borçların ve icra dosyalarının kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. Önce Alman mahkemesinin hangi kararı verdiği, ardından borcun bu kararın kapsamına girip girmediği belirlenir. Borçtan kurtulma kararı olan Restschuldbefreiung ile iflas yargılamasının açılması aynı işlem değildir. Kararın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisiyle ileri sürülmesi ise yabancı kararın niteliği ve Türk milletlerarası usul hukuku bakımından ayrıca incelenir.
Alman İflas Kanunu InsO §286, gerçek kişinin iflas alacaklılarına karşı yerine getirilmeyen borçlarından, devamındaki hükümlerde düzenlenen şartlarla kurtulmasını düzenler. InsO §301 kararın etkisini, InsO §302 ise kapsam dışında kalan alacakları gösterir. Bu üç hüküm birlikte okunmadan, yalnız bir mahkeme yazısına bakarak “artık hiçbir borcum yok” sonucuna varılmaz.
Bu rehber Almanya’da yaşayan, Türkiye’de de borcu, kefaleti, ipotekli taşınmazı veya icra dosyası bulunan kişiler için hazırlanmıştır. Almanya’da bir iflas başvurusu yapma hizmeti, borç saklama yöntemi veya belirli bir yabancı kararın Türkiye’de mutlaka tanınacağına ilişkin taahhüt içermez. Amaç, iki ülkedeki işlemleri birbirine karıştırmadan dosyanın hangi belgelerle inceleneceğini açıklamaktır.

Kısa özet: Birbirinden ayrılması gereken konular
| Konu | İlk kontrol | Yanlış varsayım |
|---|---|---|
| İflasın açılması | Mahkeme kararı ve açılış tarihi | Açılış kararı bütün borçları bitirir |
| Borçtan kurtulma | Kararın hüküm kısmı ve kesinleşmesi | Başvuru yapılması karar alınmasıyla aynıdır |
| Türkiye’deki alacak | Doğum tarihi, alacaklı ve hukuki dayanak | Alacaklının Türkiye’de olması tek başına yeterlidir |
| Kefalet ve ipotek | Kişisel borç ile üçüncü kişi ve teminat hakları | Asıl borçluya ilişkin karar bütün teminatları kaldırır |
| Türk icra dosyası | Takip türü, tebligat ve yapılacak başvuru | Alman kararının sisteme kendiliğinden işlendiği |
1. Almanya’da kişisel iflas dosyasında elinizde hangi karar var?
Bir dosyada başvuru belgesi, yargılamanın açılması kararı, yönetici yazısı, alacak listesi, tasfiyenin bir aşamasına ilişkin karar ve borçtan kurtulma kararı farklı tarihlerde düzenlenir. Bunları tek bir “iflas belgesi” başlığı altında toplamak hukuki incelemeyi yanlış noktadan başlatır. İlk yapılacak iş, belgenin üst başlığını değil hüküm kısmını okuyarak hangi hukuki sonucun karara bağlandığını belirlemektir.
Örneğin bir danışmanlık kuruluşunun başvurunun hazırlandığını belirten yazısı, mahkemenin borçtan kurtulma kararı değildir. İflas idarecisinin alacaklılara gönderdiği bildirim de aynı sonucu göstermez. Karar metninde mahkeme adı, dosya numarası, ilgili kişinin kimliği, karar tarihi ve hükmedilen sonuç birlikte bulunmalıdır. Başka bir kişinin şirketine ait tasfiye belgesi, gerçek kişinin kendi borçlarından kurtulduğunu kanıtlamaz.
Kesinleşme konusu da ayrıca kontrol edilir. Mahkeme kararının verildiği tarih ile kararın kesinleştiği tarih her dosyada aynı değildir. Türk makamına sunulan çeviri yalnız ilk sayfayı içeriyorsa, asıl hukuki sonuç veya kanun yolu açıklaması dışarıda kalmış olur. Bu nedenle dosya incelemesinde tam karar, ekler ve mevcut kesinleşme belgesi birlikte temin edilmelidir.
Almanya’da kişisel iflas sürecinin yalnız başlamış olmasıyla, tamamlanan süreç sonunda verilen borçtan kurtulma kararını birbirinden ayırmak rehberin temelidir. Yalnız başvuru aşamasında olan bir kişi hakkında, ileride verileceği varsayılan bir karar üzerinden Türkiye’de kesin hukuki sonuç vaat edilmez.
2. Borcun hangi tarihte ve hangi nedenle doğduğu neden önemlidir?
InsO §38, iflas alacaklısını yargılamanın açıldığı sırada borçluya karşı malvarlığına ilişkin bir alacağı bulunan kişisel alacaklı üzerinden tanımlar. Dolayısıyla yalnız faturanın düzenlendiği veya icra takibinin başlatıldığı gün esas alınarak sınıflandırma yapılmaz. Alacağın hukuki temelinin hangi olayla ve ne zaman oluştuğu incelenir.
Bir kredi ilişkisinde sözleşme, kullandırım, taksitler ve muacceliyet birbirinden farklı konulardır. Kira ilişkisinde ise farklı aylara ait bedeller ayrı dönemlere dayanır. İflasın açılmasından önceki ilişkiyle bağlantılı olmak, daha sonra ortaya çıkan her talebin aynı kategoriye girdiğini tek başına göstermez. Özellikle devam eden sözleşmelerde, eski borç ile yeni dönemin yükümlülükleri ayrılmalıdır.
Türkiye’deki dosyada alacaklı bir banka, gerçek kişi, şirket veya kamu idaresi olduğunda talebin niteliği de değişir. “Türkiye borcu” ifadesi hukuki bir alacak türü değildir. Kredi kartı alacağı, nafaka, vergi, ceza, tazminat ve ipotekle güvence altına alınan alacak aynı kurallara tabi kabul edilmez. Her borç için ayrı satır açılması bu nedenle gereklidir.
Başlangıç çizelgesinde alacaklının adı, sözleşme veya olay tarihi, alacağın kaynağı, varsa dava ve icra dosyası, bildirilen ana para ve yan talepler gösterilmelidir. Borcun varlığına itiraz ediliyorsa bu husus açıkça belirtilmelidir. Bir borcun iflas listesinde yer alıp almadığıyla, o borcun gerçekten doğup doğmadığı farklı inceleme konularıdır.
3. Türkiye’deki alacaklı iflas dosyasına alacağını yazdırmamışsa ne olur?
InsO §301 birinci fıkra, borçtan kurtulma etkisinin iflas alacaklıları bakımından, alacağını kaydettirmemiş alacaklıları da kapsadığını belirtir. Ancak bu hüküm, borçlunun alacaklılarını gizlemesine izin veren bir kural değildir. “Alacaklı başvurmadı” ile “alacaklı ve borç ilişkisi başvuruda gerçeğe aykırı biçimde saklandı” aynı durum değildir. Ayrıca ilgili talebin gerçekten iflas alacağı olması ve kanuni istisnalara girmemesi gerekir.
Alman hukukundaki kapsam incelemesiyle, kararın Türkiye’de ileri sürülmesi sırasında yapılacak usul incelemesi de birbirine karıştırılmamalıdır. Türk dosyasında yabancı kararın etkisi tartışılırken, kararın niteliği, tarafların hukuki durumu ve savunma hakkı gibi unsurlar ayrıca gündeme gelir. Yalnız alacak listesinde bir isim görülmemesine dayanarak her iki ülke için aynı kesin sonuç çıkarılmaz.
Alacaklı adının değişmesi de kontrol edilmelidir. Bir bankanın alacağı başka bir kuruluşa devretmesi, eski ve yeni unvanların belgelerde farklı görünmesine yol açar. Bu nedenle sözleşme numarası, hesap bilgisi, devir bildirimi ve takip dayanağı birlikte eşleştirilmelidir. İsim benzerliği tek başına aynı alacağı göstermez; isim farklılığı da mutlaka farklı borç bulunduğu anlamına gelmez.
Dosya hazırlığında alacak kaydı, alacaklılara gönderilen bildirimler, bilinen adresler ve mevcut itirazlar saklanmalıdır. Almanya’daki süreçte bir eksiklik bulunduğu düşünülüyorsa bunun sonucu Alman hukukunda yetkili uzman tarafından değerlendirilmelidir. Türkiye’de hazırlanacak başvuru, eksik veya gerçeğe aykırı bir Alman dosyasını doğruymuş gibi sunma amacı taşımamalıdır.
4. Bütün nafaka, vergi ve ceza borçları aynı kapsamda mıdır?
InsO §302, borçtan kurtulmanın etkilemediği alacakları özel olarak düzenler. Kasten işlenen haksız fiilden doğan borçlar, yükümlülüğe aykırı şekilde kasten ödenmeyen birikmiş kanuni nafaka ve maddede belirtilen vergi suçlarına ilişkin kesinleşmiş mahkûmiyetle bağlantılı vergi borçları bu düzenleme içinde yer alır. Maddede ayrıca bu hukuki dayanağın alacak kaydında belirtilmesine ilişkin kural bulunur. İlgili talebin istisna kapsamında olduğu, yalnız alacaklının kullandığı başlığa bakılarak belirlenmez.
Bu nedenle “her nafaka borcu silinir” ifadesi de “bütün vergi borçları koşulsuz kapsam dışıdır” ifadesi de doğru bir genel anlatım değildir. Nafakanın hangi döneme ait olduğu, ödememe davranışının niteliği ve diğer şartlar; vergi alacağında ise maddede aranan hukuki bağlantı ayrıca incelenir. Gelecekte doğacak nafaka yükümlülüğü ile geçmiş dönemde doğmuş birikmiş alacak da aynı kalem değildir.
Para cezaları ve InsO §39 birinci fıkra üçüncü bentte bunlarla eş tutulan yükümlülükler ile iflas yargılaması giderlerini karşılamak için verilen faizsiz borçlar da §302’de ayrıca sayılır. Türk hukukundaki bir kamu alacağının veya yaptırımın Alman düzenlemesindeki hangi kategoriyle ilişkilendirileceği dosyaya özgü nitelendirme gerektirir. Farklı ülkelerde aynı kelimenin kullanılması, iki kurumun hukuken özdeş olduğunu göstermez.
Almanya’da kişisel iflas kararı hakkında görüş istenirken, yalnız toplam borç tutarı paylaşılmamalıdır. Özellikle nafaka kararları, ceza mahkûmiyetleri, vergiye ilişkin belgeler ve alacağın hukuki dayanağını açıklayan kayıtlar incelemeye dahil edilmelidir. Sonuç, kanundaki istisnanın bütün şartları karşılaştırıldıktan sonra belirlenir.
5. Asıl borçlu, kefil ve ipotek aynı şekilde mi etkilenir?
InsO §301 ikinci fıkra, alacaklının birlikte borçlulara ve kefillere karşı hakları ile maddede belirtilen teminat haklarının borçtan kurtulmadan etkilenmediğini düzenler. Dolayısıyla gerçek kişi hakkında borçtan kurtulma kararı bulunması, aynı kredi için kefil olan aile üyesinin de kendiliğinden borçtan kurtulduğu sonucunu doğurmaz. Kişisel borç ile başka kişinin sorumluluğu ayrı ele alınmalıdır.
Aynı fıkrada, birlikte borçlu veya kefilin borçluya rücu etmesi bakımından da özel bir düzenleme vardır. Bu nedenle “kefil bankaya öder ve paranın tamamını her durumda asıl borçludan geri alır” şeklinde karşıt bir genelleme de yapılmaz. Alacaklının kefile yönelmesiyle kefilin asıl borçluya yönelmesi aynı hukuki talep değildir. Her iki ilişkinin uygulanacak hukuku ve yabancı kararın etkisi incelenmelidir.
Türkiye’deki taşınmaz üzerinde ipotek bulunuyorsa, Alman kararının yalnız tercümesini tapuya sunmakla ipoteğin kalktığı varsayılmamalıdır. İpoteğin hangi alacağı güvence altına aldığı, malikin kim olduğu, kişisel borçtan ayrı teminat hakkının kapsamı ve Türk sicil işlemi değerlendirilir. Konunun tapu ve icra boyutu için yurt dışındaki malikin haciz ve ipotek kaldırma rehberi ayrıca incelenmelidir.
Bir örnekte kişi kendi borcu için kendi evini ipotek vermiştir; başka bir örnekte anne, çocuğunun borcu için kendi taşınmazını teminat göstermiştir. Bu iki örnek aynı değildir. Borçtan kurtulma belgesi hangi kişi hakkında düzenlenmişse, kişi, teminat ve talep eşleştirmesi o kimlik üzerinden kurulmalıdır.
6. Alman kararının Türkiye’de tanınması ile tenfizi nasıl ayrılır?
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’deki etkisi için temel çerçeveyi oluşturur. MÖHUK m.50, yabancı hukuk ilamının Türkiye’de icrasını tenfiz kararına bağlar. MÖHUK m.58 ise yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil olarak kabulünde tanıma şartlarının mahkemece tespitini düzenler. Bir kararın yalnız adında “iflas” sözcüğünün bulunması, hangi yolun ve hangi sonucun söz konusu olduğunu belirlemek için yeterli değildir.
Alman iflasının açılması, iflas idarecisinin Türkiye’de bir mal üzerinde işlem yapmak istemesi ve gerçek kişinin kalan borcundan kurtulduğuna ilişkin kararın bir alacak uyuşmazlığında ileri sürülmesi farklı taleplerdir. Bunların tamamını tek bir tanıma davası şablonuna yerleştirmek doğru değildir. Talep edilen etkinin ne olduğu açıkça yazılmalıdır: yabancı kararın kesin hüküm etkisine mi dayanılıyor, bir edimin icrası mı isteniyor, yoksa Türkiye’deki belirli bir takip işlemine mi karşı çıkılıyor?
MÖHUK m.54 kapsamında münhasır yetki, kamu düzenine açık aykırılık ve savunma hakkına ilişkin şartlar değerlendirilir. MÖHUK m.58, tanımada m.54 birinci fıkra (a) bendindeki karşılıklılık şartının uygulanmayacağını ayrıca belirtir. Dolayısıyla tanıma ile tenfizin bütün şartlarını aynen eşitlemek hatalıdır. İhtilafsız yargı kararlarının tanınması da m.58 ikinci fıkrada düzenlendiğinden, kararın çekişmesiz yargı niteliği tek başına incelemeyi ortadan kaldırmaz.
Yabancı kararın Türk hukukunda tanınacağı veya reddedileceği, yalnız genel bir internet yazısına dayanarak kesin biçimde söylenemez. Kararın hüküm kısmı, alacağın niteliği, istenen etki ve varsa ilgili uluslararası sözleşmeler birlikte incelenir. Bu rehber, incelenmemiş bir karar hakkında emsal kararla doğrulanmış başarı veya ret sonucu iddiası içermez.
7. Türkiye’de ödeme emri geldiğinde Alman kararına güvenip beklenir mi?
Türkiye’den bir ödeme emri veya mahkeme evrakı geldiğinde önce tebliğ ve takip türü belirlenmelidir. Alman mahkemesine daha önce başvurulmuş olması, Türkiye’de gelen evrakın cevapsız bırakılmasını güvenli hale getirmez. Alman borçtan kurtulma kararı, Türk dosyasında ileri sürülecek bir hukuki dayanak oluşturduğu ölçüde, doğru merciye ve doğru usulle sunulmalıdır.
İlamsız takip, kambiyo senedine dayanan takip, ilamlı icra ve ipoteğin paraya çevrilmesi aynı başvuru düzenine sahip değildir. Bu nedenle bütün dosyalar için tek bir itiraz süresi yazılması yanıltıcıdır. Tebligatın tarihi, borçlunun daha önce yaptığı işlemler, takibin kesinleşip kesinleşmediği ve ileri sürülecek iddianın niteliği birlikte değerlendirilir. Almanca evrakın çevirisi hazırlanırken Türk dosyasındaki süre takibi bırakılmamalıdır.
Bir tanıma başvurusu yapıldığı veya başka bir dava açıldığı için mevcut takibin otomatik olarak durduğu varsayılmaz. Durdurma talebinin hukuki dayanağı, yetkili merci ve koşulları ayrı incelenmelidir. Özellikle bir satış veya haciz işlemi söz konusuysa, hem yabancı kararın etkisine ilişkin esas tartışma hem de geçici hukuki koruma ihtiyacı aynı dosya planında gösterilmelidir.
Alacağın gerçekte bulunmadığı veya artık talep edilemeyeceği ileri sürülüyorsa, yabancı kararın rolü somut iddiayla açıklanmalıdır. Genel dava türleri hakkında yurt dışında yaşayan borçlunun menfi tespit rehberi, tebligat yönünden ise yurt dışına dava ve icra tebligatı rehberi yardımcı çerçeve sunar. Bu sayfalar, somut dosya için otomatik bir başvuru talimatı yerine geçmez.
8. Türkiye’deki ev, banka hesabı ve miras payı neden açıklanmalıdır?
InsO §97, borçlunun yargılamayla ilgili ilişkiler hakkında bilgi verme ve süreçte iş birliği yapma yükümlülüğünü düzenler. InsO §290 ise maddede belirtilen şartlarla bilgi ve iş birliği yükümlülüklerinin ihlali veya malvarlığı, gelir, alacaklı ve borç listelerinde kasten ya da ağır ihmalle yanlış veya eksik bilgi verilmesi gibi ret nedenlerini içerir. Türkiye’de bulunmak, bir malvarlığı unsurunu kendiliğinden açıklama yükümlülüğünün dışında bırakmaz.
Bir taşınmaz payı, banka hesabı, şirket payı, üçüncü kişiden alacak veya mirasla bağlantılı hak varsa, bunlar Almanya’daki yetkili hukukçuya ve ilgili süreçte açıklanmalıdır. Hakkın henüz kesinleşmemiş, ihtilaflı veya diğer mirasçılarla birlikte sahip olunan bir hak olması ayrıca belirtilir. Tam mülkiyet ile paylı hak arasındaki fark gizlenmeden doğru biçimde gösterilmelidir.
Bu açıklama yükümlülüğü, her Türk malının otomatik olarak aynı yöntemle satılacağı anlamına gelmez. Yabancı iflas işleminin Türkiye’deki etkisi ve mallar üzerindeki işlemler başka bir hukuki inceleme konusudur. Ancak uygulanacak usul hakkında tartışma bulunması, gerçeğe aykırı beyan vermek için gerekçe değildir. Önce bilgi doğru sunulur; hangi işlemin hangi ülke hukukuna göre yapılacağı bundan sonra belirlenir.
Malı aile üyesine devrederek görünmez hale getirme, gerçekte var olan hesabı bildirmeme veya belge tarihini değiştirme yoluna başvurulmamalıdır. Dosyaya sunulan bilgilerin iki ülkede tutarlı olması gerekir. Türkiye’deki bir avukata verilen belgeler ile Almanya’daki süreçte açıklanan malvarlığı arasında fark varsa, farkın nedeni araştırılmalı ve gerekli düzeltme yetkili kişilerle yapılmalıdır.
9. Türkiye’de inceleme için hangi dosya hazırlanır?
İlk bölümde Alman mahkemesinin tam kararları, dosya numarası, açılış tarihi, mevcut kesinleşme belgeleri ve borçtan kurtulmanın verilmesi, reddi veya sonraki durumuna ilişkin evrak bulunmalıdır. İkinci bölümde Türkiye’deki her borcun sözleşmesi, dayanağı, dönem bilgisi, alacaklısı ve mevcut icra veya dava dosyası yer almalıdır. Üçüncü bölümde kefaletler, ipotekler, üçüncü kişi teminatları ve malvarlığı listesi ayrı tutulmalıdır.
MÖHUK m.53, yabancı ilamın usulünce onanmış aslı veya kararı veren yargı organınca onanmış örneği ile onanmış tercümesini; ayrıca kesinleşmeyi gösteren onanmış belge ve tercümesini düzenler. Belge onayı, apostil veya varsa tasdik muafiyeti bakımından uygulanacak uluslararası düzenlemeler ayrıca kontrol edilir. Tek sayfalık ekran görüntüsü ile usulüne uygun karar örneği aynı belge değildir. Belgelerin yalnız başlıklarını çevirtmek yerine, hukuki sonuç için gerekli hüküm ve ekler de kapsanmalıdır.
İki borç, iki farklı inceleme: Varsayımsal örnek
Bir kişinin Almanya’da aldığı borçtan kurtulma kararı bulunduğunu varsayalım. Türkiye’deki birinci talep, iflasın açılmasından önceki kredi ilişkisine; ikinci talep ise daha sonraki bir dönemde doğan ayrı bir hizmet borcuna dayansın. Birinci alacak yönünden eski alacağın kapsamı ve istisnalar incelenirken, ikinci alacağın hangi tarihte doğduğu ve iflas alacağı sayılıp sayılmadığı ayrıca belirlenir. İki talebin aynı kişiye yöneltilmesi, aynı sonucu doğurduklarını göstermez. Bu örnek gerçek bir müvekkil dosyası veya mahkeme kararı değildir.
Belge kontrolünün sonunda her alacak için kısa bir çalışma tablosu oluşturulmalıdır: alacaklı, dayanak, doğum tarihi, Alman dosyasındaki durum, istisna tartışması, teminat, Türk dosyasındaki aşama ve yapılması gereken usul işlemi. Böylece yalnız “borçlar silindi mi?” sorusuna genel cevap aramak yerine, her alacağın hangi hukuki nedenle farklı değerlendirildiği görünür hale gelir.
Almanya’da kişisel iflas hakkında sık sorulan sorular
Almanya’da kişisel iflas başvurusu Türkiye’deki borçlarımı hemen bitirir mi?
Hayır. Başvuru, iflasın açılması ve borçtan kurtulma kararı farklı aşamalardır. Önce verilen kararın niteliği ve kapsamı, ardından Türkiye’de ileri sürülmesinin koşulları incelenir. Başvurunun yapılması, gelecekte verileceği varsayılan bir kararın sonuçlarını kendiliğinden doğurmaz.
Restschuldbefreiung ne demektir?
Alman hukukunda, kanuni koşullarla gerçek kişinin iflas alacaklılarına karşı yerine getirilmeyen borçlarından kurtulmasına ilişkin kurumdur. Kapsamı InsO §286 ve devamındaki hükümlerle belirlenir. Bütün borçların, bütün teminatların ve üçüncü kişilerin sorumluluklarının aynı anda ortadan kalkması şeklinde açıklanamaz.
Alacaklı Türkiye’deyse Alman kararının dışında mı kalır?
Alacaklının bulunduğu ülke tek başına yeterli ölçüt değildir. Alacağın niteliği, doğum tarihi, istisnalar ve kararın etkisi incelenir. Alman hukukundaki kapsamla, kararın Türkiye’de hangi usulle ve hangi sonuç için ileri sürüleceği ayrı değerlendirilir.
Kefilim de benimle birlikte borçtan kurtulur mu?
InsO §301 ikinci fıkra, alacaklının kefil ve birlikte borçlulara ilişkin haklarını ayrıca korur. Bu nedenle yalnız asıl borçlu hakkındaki karara dayanarak kefilin de kurtulduğu sonucu çıkarılmaz. Kefilin rücu talebi ise aynı fıkradaki düzenleme ve ilgili hukuk çerçevesinde ayrıca incelenir.
Türkiye’deki ipotek Alman kararını tapuya verince kalkar mı?
İpoteğin kendiliğinden kalktığı varsayılmaz. Teminat altındaki alacak, malik, kişisel borç ile ayni teminat ilişkisi ve Türk sicil işleminin koşulları incelenmelidir. Karar tercümesi, tek başına her dosya için ipotek fek belgesi değildir.
Türkiye’deki icra dosyasını görmezden gelebilir miyim?
Hayır. Takip türü, tebliğ tarihi ve başvuru yolu ayrıca takip edilmelidir. Alman kararına dayanılacaksa, kararın ilgili Türk dosyasında doğru hukuki taleple sunulması gerekir. İflas veya tercüme yazışması yapılması, Türk dosyasındaki sürenin durduğunu göstermez.
Türkiye’de miras payım varsa bildirmem gerekir mi?
Malvarlığı ve haklar hakkında doğru bilgi verilmelidir. Miras hakkının ihtilaflı veya paylı olması ayrıca açıklanır. Bu bilginin Almanya’daki süreçte nasıl bildirileceği yetkili hukukçuyla değerlendirilir; yabancı ülkede bulunması, hakkın saklanması için gerekçe değildir.
Kararın Türkiye’de tanınacağı önceden garanti edilir mi?
Kararın tam metni, kesinleşmesi, istenen etki, alacağın niteliği ve tanıma şartları incelenmeden garanti verilmez. Genel bir rehber, somut Alman kararı hakkında verilmiş Türk mahkemesi kararı yerine geçmez. Dosya incelemesinin amacı bu ayrımları belgeler üzerinden belirlemektir.
Mersin’den Türkiye’deki dosyanın koordinasyonu
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fiziksel ofisi Mersin’dedir. Türkiye’deki dava ve icra işlemleri, görev ve yetki kuralları çerçevesinde Mersin’den koordine edilir. Almanya’daki iflas başvurusunun ve Alman yargı mercileri önündeki temsilin ayrı yetki ve meslek kurallarına tabi olduğu gözetilir; Almanya’da fiziksel şube veya sınırsız temsil yetkisi bulunduğu ileri sürülmez.
İlk değerlendirme için Alman kararının türü, Türkiye’deki dosya numarası, alacağın dayanağı ve yaklaşan süre bilgisi hazırlanmalıdır. Uzaktan temsilin genel çerçevesi vekaletli avukatlık ve uzaktan hukuki temsil sayfasında, Almanca bilgilendirme Almanca hukuk sayfasında, büroya ulaşım bilgileri ise iletişim sayfasında yer alır. Kimlik, banka ve dava belgeleri kamuya açık yorumlara yüklenmemelidir.
Mersin ofisi ve yol tarifi
Tek fiziksel ofis: İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, Akdeniz/Mersin. Google Haritalar’da ofisi ve yol tarifini açın.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.