B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Arabuluculuk İlk Toplantısına Katılmazsa Ne Olur? 2026 Güncel Yargılama Gideri ve Vekâlet Ücreti

Kısa cevap: Dava şartı arabuluculukta taraflardan biri geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaz ve süreç bu nedenle sona ererse, katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-11’in 2026’da yürürlükte olan metnine göre bu taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; kendi lehine hükmedilecek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi vekâlet ücretinin de yarısına hükmedilir. Eski kaynaklarda görülen “bütün yargılama giderlerinden sorumluluk ve hiç vekâlet ücreti verilmemesi” kuralı güncel değildir.

2026’da arabuluculuk ilk toplantısına katılmamanın güncel sonucu nedir?

Dava şartı arabuluculuk, kanunun dava açılmadan önce arabulucuya başvurmayı zorunlu tuttuğu uyuşmazlıklarda uygulanır. Başvurunun yapılması tek başına yeterli değildir; arabulucu taraflarla iletişim kurar, ilk toplantı davetini gönderir ve süreci Kanun’daki usule göre sonuçlandırır. Taraflardan biri geçerli mazereti olmadan ilk toplantıya katılmaz ve bu nedenle görüşme yapılamadan dosya kapanırsa, arabulucu bu durumu son tutanağa yazar.

6325 sayılı Kanun m.18/A-11’in 2026 yılında yürürlükte bulunan metni, mazeretsiz olarak ilk toplantıya katılmayan tarafa iki temel sonuç bağlar. Birincisi, bu taraf davanın sonunda kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. İkincisi, bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenecek vekâlet ücretinin yalnız yarısına hükmedilir. Bu yaptırım, 7 Kasım 2024 tarihli 7531 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen sistemin sonucudur.

Buradaki güncel değişikliğin bilinmesi önemlidir. Anayasa Mahkemesi 14 Mart 2024 tarihli E.2023/160, K.2024/77 sayılı kararıyla eski düzenlemede yer alan “yargılama giderlerinin tamamından sorumluluk” ve “lehine hiç vekâlet ücretine hükmedilmemesi” kurallarını iptal etti. Kanun koyucu daha sonra 7531 sayılı Kanun m.25 ile yaptırımı yarı oranı üzerinden yeniden düzenledi. Bu nedenle 2026 tarihli bir dosyada internetteki eski makalelerden hareket edilerek “toplantıya gitmezseniz davayı kazansanız bile bütün masrafları ödersiniz ve hiç vekâlet ücreti alamazsınız” denmesi doğru değildir.

Bu yaptırım hangi uyuşmazlıklarda uygulanır?

m.18/A, ilgili kanunların arabulucuya başvurmayı dava şartı olarak kabul ettiği uyuşmazlıklarda uygulanır. İşçi-işveren alacak ve tazminat uyuşmazlıkları, ticari davaların belirli türleri, tüketici uyuşmazlıklarının dava şartı kapsamındaki bölümü, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların büyük kısmı, ortaklığın giderilmesi ve 7445 sayılı Kanunla kapsama alınan bazı taşınmaz uyuşmazlıkları bunların başlıca örnekleridir. Her uyuşmazlıkta “arabuluculuk zorunludur” sonucu çıkarılmaz; öncelikle ilgili özel kanun kontrol edilir.

Örneğin boşanma, velayet ve soybağı gibi tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği aile hukuku uyuşmazlıkları arabuluculuğun konusu değildir. Ceza soruşturması da hukuk uyuşmazlıklarındaki arabuluculuk sistemiyle karıştırılmamalıdır. Ceza hukukundaki uzlaştırma farklı bir kurumdur. Bu nedenle bir davet belgesinin başlığından, dosya türünden ve arabulucunun görevlendirme bilgisinden hangi sistemin uygulandığı belirlenmelidir.

Sitedeki iş hukuku savunma rehberi ile kira uyuşmazlıkları rehberi, dava öncesi hazırlığın neden uyuşmazlığın türüne göre yapılması gerektiğini gösteren ilgili içeriklerdir.

Kanun neden özellikle ilk toplantıya katılmamayı düzenliyor?

Kanun m.18/A-11’de herhangi bir toplantıya değil, “ilk toplantıya” mazeretsiz katılmama nedeniyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumuna özel sonuç bağlar. Bu nedenle taraf ilk toplantıya katılmış, müzakere yapılmış, daha sonraki toplantıya katılmamış ve süreç anlaşamama ile sonuçlanmışsa m.18/A-11’in koşulları otomatik olarak oluşmuş sayılmaz. Son tutanakta sürecin nasıl sona erdiği önem taşır.

Yaptırımın uygulanabilmesi için katılmama ile faaliyetin sona ermesi arasında neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Arabulucu tarafı usulüne uygun davet etmiş olmalı, taraf geçerli mazeret göstermemiş olmalı ve görüşme bu katılmama sebebiyle yapılamamış olmalıdır. Tarafa hiç ulaşılamaması ile daveti aldığı halde mazeretsiz gelmemesi de somut tutanağın içeriği yönünden ayrıştırılmalıdır.

Arabulucunun görevi tarafları anlaşmaya zorlamak değildir. Toplantıya katılan taraf anlaşmayı kabul etmek zorunda değildir. Katılım yükümlülüğü, teklif edilen sulh şartlarını kabul yükümlülüğü anlamına gelmez. Taraf toplantıya katılıp uyuşmazlık hakkında kendi görüşünü açıklayabilir ve hiçbir anlaşma imzalamadan süreçten ayrılabilir. Anlaşma ancak tarafların özgür iradeleriyle kurulur.

Geçerli mazeret nedir ve nasıl bildirilmelidir?

Kanun “geçerli mazeret” kavramını kullanır fakat bütün ihtimalleri tek tek saymaz. Hastane yatışı, acil sağlık müdahalesi, önceden öngörülemeyen ciddi ulaşım engeli, zorunlu kamu görevi veya kişinin iradesi dışında katılımı fiilen imkânsızlaştıran olaylar somut belgeyle değerlendirilebilir. Buna karşılık toplantıyı önemsememek, telefonlara dönmemek veya yalnız “işim vardı” demek kendiliğinden geçerli mazeret oluşturmaz.

Mazeret ortaya çıktığında arabulucuya mümkün olan en kısa sürede yazılı veya kayıt altına alınabilir yöntemle bildirilmesi gerekir. Sağlık belgesi, görev yazısı, ulaşım iptal kaydı veya olayı doğrulayan resmi belge muhafaza edilmelidir. Arabuluculuk iletişimi sırasında gönderilen e-posta ve mesajların ekran görüntüleri tek başına yeterli görülmeyebileceğinden, orijinal elektronik kayıtların korunması önemlidir. Elektronik belgelerin niteliği için HMK 199 elektronik delil rehberi incelenebilir.

Tarafın avukatla temsil edildiği dosyalarda vekâletnamenin kapsamı ve temsil yetkisi kontrol edilir. Arabuluculuk görüşmesine avukatla katılmak mümkündür. Tüzel kişiler ve işverenler bakımından toplantıya katılacak temsilcinin yetkili olması gerekir. Yetkisiz kişinin bulunması ileride anlaşma belgesinin geçerliliği ve imza yetkisi bakımından sorun çıkarabilir.

Yargılama giderlerinin yarısından sorumluluk nasıl uygulanır?

Yargılama giderleri yalnız dava açma harcından ibaret değildir. HMK m.323’te düzenlenen başvuru ve karar harçları, tebligat ve posta giderleri, dosya ve belge giderleri, bilirkişi ve keşif giderleri, tanık giderleri ve kanunda sayılan diğer kalemler yargılama gideri kapsamına girebilir. Davanın sonunda mahkeme, tarafların haklılık oranını ve özel kanuni yaptırımları dikkate alarak giderleri hükme bağlar.

m.18/A-11’in güncel metninde toplantıya mazeretsiz katılmayan tarafın, “karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından” sorumlu tutulacağı ifade edilir. Bu teknik ifade, dosyanın sonunda önce genel usul hükümlerine göre gider yükünün belirlenmesini, ardından özel yarı oran kuralının uygulanmasını gerektirir. Bu yüzden internetteki basit örneklerdeki gibi her davada sabit bir para cezası yoktur.

Örneğin davacı ilk toplantıya mazeretsiz katılmamış ancak davanın tamamını kazanmışsa, normalde karşı tarafa yüklenecek giderler yönünden m.18/A-11 devreye girer. Davanın kısmen kabul kısmen reddedilmesi halinde ise HMK’nın haklılık oranına göre gider paylaşımı ile özel arabuluculuk yaptırımı birlikte uygulanır. Somut hüküm fıkrasındaki hesap, mahkemenin gider kalemlerini ve tarafların dava sonucundaki durumunu gösterir.

Vekâlet ücretinin yarısı ne demektir?

Mahkemelerde karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti, avukat ile müvekkil arasındaki sözleşmesel avukatlık ücretinden farklıdır. Karşı vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve yargılama sonucuna göre hükümde belirlenen kalemdir. m.18/A-11, mazeretsiz katılmayan ve faaliyet bu nedenle sona eren taraf lehine hükmedilecek bu tarife vekâlet ücretinin yarısına hükmedileceğini düzenler.

Bu kural, taraf ile kendi avukatı arasındaki ücret sözleşmesini kendiliğinden yarıya indirmez. Müvekkil-avukat arasındaki ücret ilişkisi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, sözleşme ve ilgili meslek kuralları çerçevesindedir. Arabuluculuk yaptırımı mahkemenin karşı tarafa yükleyeceği yargılama vekâlet ücretine ilişkindir.

Her iki taraf da ilk toplantıya katılmazsa ne olur?

m.18/A-11’in son cümlesi, her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle faaliyetin sona erdiği dosyalarda, bu süreç üzerine açılan davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasını düzenler. Dolayısıyla tek tarafın mazeretsiz katılmaması ile iki tarafın da katılmaması aynı sonuçlara bağlanmamıştır.

Burada da son tutanağın açık olması gerekir. Her iki tarafın toplantıya katılmadığının ve faaliyetin bu sebeple sona erdiğinin tutanakta görülmesi uygulama açısından önemlidir. Taraflardan birine hiç ulaşılamaması, diğer tarafın mazeretsiz gelmemesi veya bir tarafın toplantıdan önce geçerli mazeret sunması gibi ara durumlar ayrı değerlendirilir.

Tüketici uyuşmazlıklarında özel durum var mı?

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/A dava şartı arabuluculuğu düzenler ve tüketici uyuşmazlıklarında bazı özel hükümler içerir. Tüketici lehine getirilen istisnalar nedeniyle 6325 sayılı Kanun m.18/A-11’in uygulanması her olayda genel iş veya ticaret uyuşmazlığı gibi ele alınmamalıdır. Uyuşmazlığın tüketici mahkemesinin görev alanına girip girmediği ve 6502 sayılı Kanundaki özel hükümlerin kapsamı ayrıca kontrol edilmelidir.

Tüketici hakem heyeti sınırı içinde kalan uyuşmazlıklar, doğrudan dava şartı arabuluculuk sistemiyle aynı değildir. Başvuru tarihindeki parasal sınır güncel tebliğden kontrol edilir. Bu nedenle tüketici, sırf arabulucudan telefon geldi diye hangi kanun yolunun uygulandığını tahmin etmemeli; görevlendirme ve talep konusu incelenmelidir.

İş, kira ve ticari dosyalarda toplantıya katılım neden önemlidir?

İş uyuşmazlıklarında işçi alacağı, tazminat ve işe iade süreçlerinde arabuluculuk çoğu zaman dava şartıdır. İşe iade bakımından fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir aylık arabulucuya başvuru süresi ayrıca önem taşır. Arabuluculuk başvurusu süresinde yapılmış olsa bile toplantı çağrısının göz ardı edilmesi m.18/A-11 sonuçlarını doğurabilir.

Kira ilişkisinden kaynaklanan tahliye ve alacak uyuşmazlıklarının önemli kısmı da 1 Eylül 2023’ten beri dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. Ancak ilamsız icra yoluyla tahliye ve bazı takip süreçleriyle dava şartı arasındaki ayrım korunmalıdır. tahliye taahhütnamesine itiraz rehberi bu özel icra-dava ayrımına ilişkin örnek içeriktir.

Ticari uyuşmazlıklarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali ve menfi tespit davaları yönünden TTK m.5/A kapsamı kontrol edilir. Ticari şirket temsilcisinin toplantıya katılımında imza ve temsil yetkisi ayrıca önemlidir.

Son tutanakta yanlış bilgi varsa ne yapılmalıdır?

Arabuluculuk son tutanağı, dava şartının tamamlandığını ve sürecin nasıl sona erdiğini gösteren temel belgedir. Taraf toplantıya katıldığı halde “katılmadı” yazılmışsa veya geçerli mazeret bildirilmesine rağmen tutanağa farklı durum geçirilmişse, bu hata dava aşamasında ciddi mali sonuç doğurabilir. Taraf, arabulucuya yaptığı bildirimleri ve katılım kayıtlarını saklamalıdır.

Dava açılırken anlaşmama son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dilekçeye eklenir. Eksiklik halinde mahkemenin m.18/A’daki usulü uygulanır. Tutanaktaki maddi hata veya katılım tartışması gerektiğinde mahkemeye belgeleriyle açıklanmalıdır. Yargılama gideri hakkında hüküm kurulmadan önce tarafların bu özel yaptırıma ilişkin beyanları dosyada bulunmalıdır.

Üç uygulama örneği

Örnek 1: İşçi kıdem ve fazla mesai alacağı için dava şartı arabuluculuğa başvurmuş, işveren usulüne uygun daveti aldığı halde mazeretsiz şekilde ilk toplantıya gelmemiş ve dosya bu nedenle kapanmıştır. Daha sonra açılan davada işveren bazı talepler yönünden haklı çıksa bile m.18/A-11’deki yarı oranlı gider ve vekâlet ücreti sonucu gündeme gelir.

Örnek 2: Kiraya veren ile kiracı tahliye uyuşmazlığında toplantıya çağrılmış; kiracı toplantı günü acil ameliyata alınmış ve aynı gün sağlık kaydını arabulucuya göndermiştir. Burada “geçerli mazeret” değerlendirmesi yapılmadan otomatik yaptırım uygulanmamalıdır. Belgenin tarih ve içeriği önem taşır.

Örnek 3: İki şirket temsilcisi de ilk toplantıya gelmemiş ve süreç bu nedenle sona ermiştir. Sonraki davada m.18/A-11’in her iki tarafın yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına ilişkin özel cümlesi değerlendirilir.

Toplantıya katılmadan yalnız teklif göndermek yeterli midir?

Kanunun amacı tarafların müzakere imkânını gerçekten kullanmasıdır. Arabulucuya “şu rakam dışında anlaşmam” şeklinde tek taraflı mesaj gönderip toplantıya hiç katılmamak, usulüne uygun katılım yerine geçtiği varsayılmamalıdır. Toplantının fiziki veya çevrim içi yapılması, arabulucu ve tarafların organizasyonuyla belirlenebilir. Tarafın toplantıda bizzat veya yetkili temsilcisi aracılığıyla bulunması güvenli yoldur.

Çevrim içi toplantıda bağlantı sorunu yaşanırsa ekran görüntüsü, arama kaydı ve arabulucuya anlık bildirim saklanmalıdır. Teknik sorun, gerçek ve belgelenebilir ise mazeret değerlendirmesinde önem kazanabilir. Ancak son anda hiçbir bildirim yapmadan toplantıya girmemek sonradan ispat sorununa yol açar.

Arabuluculukta anlaşmak zorunlu mudur?

Hayır. Zorunlu olan, kanunun dava şartı olarak öngördüğü uyuşmazlıkta arabulucuya başvurmaktır. İlk toplantıya katılmamanın ayrıca mali sonucu vardır. Fakat tarafın anlaşma teklifini kabul etmesi zorunlu değildir. Taraf, alacağın tamamını isteyebilir, karşı teklif sunabilir veya anlaşmama iradesini açıkça bildirebilir. Arabulucu karar veren hâkim değildir ve taraflara bağlayıcı hüküm kuramaz.

Anlaşma yapılırsa belgenin kapsamı son derece önemlidir. “Tüm haklarımı aldım” gibi geniş ifadelerin hangi uyuşmazlığı kapsadığı, işçilik alacaklarında hangi kalemlerin düzenlendiği, ödeme tarihi, taksit, faiz ve icra edilebilirlik konusu açık yazılmalıdır. arabuluculuk son tutanağı rehberi imza ve tutanak ayrımını tamamlayıcı niteliktedir.

Sık Sorulan Sorular

Arabuluculuk toplantısına gitmezsem davam reddedilir mi?

İlk toplantıya katılmamak tek başına sonraki davanın esasının otomatik reddedilmesi sonucu doğurmaz. Dava şartı başvurusunun tamamlanması ve son tutanağın düzenlenmesi gerekir; mazeretsiz katılmama ise m.18/A-11’deki yargılama gideri ve vekâlet ücreti sonuçlarını doğurur.

2026’da toplantıya gitmeyen bütün mahkeme masraflarını mı öder?

Hayır. Eski metindeki tamamından sorumluluk kuralı güncel değildir. 2026 metninde karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumluluk düzenlenmiştir.

Toplantıya gitmeyene hiç vekâlet ücreti verilmez mi?

Hayır. Güncel m.18/A-11’e göre bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Avukatım toplantıya benim yerime katılabilir mi?

Uygun vekâlet ve temsil yetkisi varsa avukat toplantıya katılabilir. Anlaşma imzalanacaksa vekâletnamedeki özel yetkiler de kontrol edilmelidir.

Hastalık mazeret sayılır mı?

Katılımı gerçekten engelleyen ve belgelenen sağlık durumu geçerli mazeret olarak değerlendirilebilir. Mazeret mümkün olan en kısa sürede arabulucuya bildirilmelidir.

İlk toplantıya katıldım, ikinci toplantıya gitmedim; yarı yaptırım uygulanır mı?

m.18/A-11 doğrudan ilk toplantıya mazeretsiz katılmama nedeniyle faaliyetin sona ermesini düzenler. Sonraki toplantıya katılmama aynı hükmün koşullarını otomatik oluşturmaz.

İki taraf da toplantıya gitmezse ne olur?

Faaliyet her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması nedeniyle sona ermişse, sonrasında açılan davada tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

Arabuluculukta anlaşmayı kabul etmek zorunda mıyım?

Hayır. Katılım ile anlaşma farklıdır. Taraf toplantıya katılıp hiçbir anlaşma imzalamadan süreci tamamlayabilir.

Son tutanak yanlışsa ne yapmalıyım?

Katılım, mazeret ve iletişim kayıtlarını saklayıp hatayı derhal arabulucuya bildirmek ve dava aşamasında belgesiyle ileri sürmek gerekir.

Toplantı çevrim içi yapılabilir mi?

Arabuluculuk uygulamasında tarafların ve arabulucunun organizasyonuyla iletişim araçları kullanılabilir. Katılımın ve temsil yetkisinin kayıt altına alınması gerekir.

Türkiye geneli dosya takibi

Dava şartı arabuluculuğun temel hükümleri Türkiye genelinde aynıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunda Türkiye geneli dosya takibi Mersin’den yönetilir. Farklı şehirlerde bulunan tarafların çevrim içi toplantı imkânı, temsil yetkisi, son tutanak ve dava süresi dosyanın türüne göre birlikte kontrol edilir.

Mersin uygulaması

Mersin’deki iş, kira, ticaret ve tüketici uyuşmazlıklarında da 6325 sayılı Kanun ve ilgili özel dava şartı hükümleri uygulanır. Arabuluculuk bürosundan veya arabulucudan gelen davet tarihi, toplantı saati, iletişim yöntemi ve son tutanak saklanmalıdır. Yerel uygulama adı altında kanunda bulunmayan farklı bir “katılmama cezası” yoktur; güncel kanun metni esas alınır.

Resmî kaynaklar ve hukuki dayanak

Temel hükümler 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A, 7531 sayılı Kanun m.25, 6100 sayılı HMK m.323 ve uyuşmazlığın türüne göre 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 6102 sayılı TTK m.5/A ve 6502 sayılı Kanun m.73/A’dır. Güncel mevzuat için Mevzuat Bilgi Sistemi; Anayasa Mahkemesinin E.2023/160, K.2024/77 sayılı kararı için AYM Norm Kararları Bilgi Bankası esas alınmalıdır. Mevzuat kontrolü: 6 Eylül 2026.

Yazar

Av. Halil BAKIRCI · Mersin Barosu, sicil 3472.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri
Telefon WhatsApp