Avustralya’da Yaşarken Türkiye’den İİK 89 Haciz İhbarnamesi Gelirse: Üçüncü Kişinin 7–15–20 Günlük Hakları
Kısa ve Net Cevap
Avustralya’da ikamet eden bir kişiye Türkiye’deki icra dosyasından 89/1, 89/2 veya 89/3 olarak anılan haciz ihbarnamesi tebliğ edilmesi, muhatabın takip borçlusu olduğu anlamına gelmez. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi, asıl borçlunun üçüncü kişi nezdindeki alacaklarının ve üçüncü kişinin elinde bulunan taşınır mallarının haczine ilişkin özel bildirimi düzenler. Türkiye’deki borçluyla akrabalık, ticaret veya banka ilişkisi bulunduğu ileri sürülen bir Avustralya sakini bu ihbarnamenin muhatabı olabilir. Üçüncü kişinin gerçekten bir borcu bulunmuyorsa veya takip borçlusuna ait malı elinde tutmuyorsa bunu kanunda öngörülen usul ve sürede bildirmesi önemlidir. Birinci ve ikinci ihbarnameye ilişkin yedi günlük itiraz mekanizmaları ile üçüncü ihbarnamedeki on beş günlük menfi tespit davası veya ödeme/teslim ve yirmi günlük davayı bildirme kuralı birbirinden ayrılır. İtiraz edilmemesi, gerçekte hiç bulunmayan bir borcun üçüncü kişinin zimmetinde sayılmasına ilişkin kanunî sonuç doğurabilir. Önce bildirimin türü, tebliğ tarihi, takip dosyasının gerçek borçlusu ve üçüncü kişiye isnat edilen alacak ilişkisi tespit edilmelidir.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor

Kısa özet: 89/1, 89/2 ve 89/3 arasındaki süre farkı
| Aşama | Kanuni işlem | Hukuki dayanak |
|---|---|---|
| Birinci haciz ihbarnamesi | Tebliğden itibaren 7 günde itiraz | İİK m.89/2 |
| İkinci haciz ihbarnamesi | Tebliğden itibaren 7 günde yeniden itiraz | İİK m.89/3 |
| Üçüncü bildirim | 15 günde ödeme, teslim veya menfi tespit davası | İİK m.89/3 |
| Dava açıldığının bildirilmesi | Üçüncü bildirimi izleyen 20 günde belgeyi icra dairesine verme | İİK m.89/3 |
| İtirazın gerçeğe aykırılığı iddiası | Alacaklının ispatı ve kanuni sonuçlar | İİK m.89/4 |
| Yurt dışı tebligatı | Türk vatandaşına konsolosluk yöntemi de mümkün | Tebligat Kanunu m.25/a |
Bu tablo farklı işlemleri birleştirmez. Her ihbarnamenin hangi tarihte ve hangi usulle tebliğ edildiği, muhatabın fiilen ve hukuken hangi aşamada bulunduğu ayrı ayrı saptanmalıdır.
İcra dosyasında üçüncü kişi kimdir, asıl borçlu kimdir?
Takip alacaklısı, alacağını tahsil etmek için icra dosyası başlatan kişidir. Takip borçlusu ise alacaklının doğrudan takip ettiği kişi olarak dosyada yer alır. Haciz ihbarnamesi alan üçüncü kişi, takip borçlusuna borcu veya onun taşınır malı elinde bulunduğu ileri sürülen kişidir. Bu kişinin yalnız aile bağı nedeniyle borçtan sorumlu olduğunun kabulü mümkün değildir. Örneğin Mersin’deki asıl borçlu şirketin Avustralya’da yaşayan eski ortağına ihbarname çıkarılmış olabilir; eski ortak olmak, şirketin üçüncü kişideki alacağına ilişkin ispatın yerine geçmez. Benzer şekilde borçlu kişinin kardeşinin banka hesabı bulunması, bankadaki paranın mutlaka takip borçlusuna ait olduğu anlamına gelmez. Buna karşın üçüncü kişinin asıl borçluya gerçekten ödenmesi gereken para borcu varsa kanuni haciz usulü bu alacağı etkileyebilir. İlk inceleme formuna takip alacaklısı, asıl borçlu, üçüncü kişi, hacze konu alacak ve tebligatın gönderildiği adres birbirinden ayrı yazılmalıdır. Yanlış sıfatla verilen cevap, doğru hakların kullanılmasını zorlaştırabilir.
İİK m.89/1 neyi haczettirir ve neyi bildirmek ister?
İİK m.89/1, hamiline ait veya ciro edilebilir senede dayanmayan belirli alacaklar ve diğer talep haklarıyla asıl borçlunun üçüncü kişinin elindeki taşınır mallarına ilişkin haczi düzenler. İcra müdürlüğü, asıl borçluya yapılacak ödemenin artık haciz kapsamında icra dairesine yapılması gerektiğini veya hacizli malın borçluya teslim edilmemesini ihbar edebilir. Üçüncü kişi bu bildirimden sonra borçluya ödeme yaparsa işlemin sonuçları ayrıca gündeme gelebilir. Bildirimin gerçekten hangi alacağa ilişkin olduğu, asıl borçlunun kimliği ve haczin sınırı belirlenmeden ‘artık hiçbir işlem yapılamaz’ gibi geniş yorum yapılmamalıdır. Avustralya’da yaşayan kişi, geçmişte bir Türk şirketine mal satmış veya borçlu kişinin hesabına para göndermiş olabilir. Bu işlemlerin her biri alacak niteliği, tarafı, ödeme zamanı ve para birimi bakımından ayrı değerlendirilir. Haciz ihbarnamesi asıl borçlunun bütün hayatını açıklayan genel bir soruşturma belgesi değildir. Üçüncü kişi, elindeki veya zimmetindeki gerçek durumla sınırlı, hukuka uygun ve süresinde cevap vermelidir.
Birinci ihbarnameye yedi günde nasıl itiraz edilir?
İİK m.89/2, üçüncü kişinin borcu bulunmadığını veya haciz konusu malın elinde olmadığını, borcun tebliğden önce ödendiğini ya da kanunda belirtilen diğer itiraz sebeplerini ilk ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü bildirebileceğini düzenler. Avustralya’da yaşayan üçüncü kişinin avukata e-posta göndermesi, usulüne uygun icra itirazının kayda alındığı anlamına gelmez. İtirazın yetkili icra dairesine ulaşması ve dosyaya işlenmesi gerekir. İtiraz ederken alacaklı veya borçluyla ilişkideki temel olgular gerçeğe uygun açıklanmalıdır. Hiçbir borç ilişkisi bulunmuyorsa bu husus belirtilebilir; borç kısmen ödenmişse ödeme dekontlarıyla birlikte kapsamı araştırılır. Mesele yalnız kanundaki yedi günlük süreden ibaret değildir. Muhatabın Türkiye’deki eski adresine veya Avustralya’daki güncel adresine tebliğ yapılmış olması, süreyi etkileyen ayrı bir araştırma gerektirir. İcra dosyasındaki tebliğ mazbatası incelenmeden sadece telefonla duyulan tarihten hareketle hesap yapılması doğru değildir.
Borç yoksa veya taşınır mal elde değilse hangi deliller hazırlanır?
İİK m.89/2’de üçüncü kişinin borçlu olmadığı, malı elinde bulundurmadığı, malın takip borçlusuna ait olmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödendiği gibi itiraz nedenleri açıkça sayılmıştır. Bu itirazların gerçek olup olmadığı somut işlem geçmişine bağlıdır. Bir kişi Avustralya’ya taşındıktan sonra Türkiye’de ticari faaliyetini sona erdirmiş olabilir. Eski bir sözleşmenin bulunması, sözleşmeden halen muaccel bir alacak doğduğu anlamına gelmez. Ödeme dekontu, fesih anlaşması, mahsup kaydı, ilgili şirketin hesap dökümü ve yazılı teslim tutanakları hangi alacağın mevcut olduğunu gösterebilir. Hiç alacak ilişkisi bulunmadığı halde özellikle bir akraba veya eski çalışan hakkında ihbarname gönderilmişse kişi, borç iddiasının dayanağını araştırmalıdır. İtirazı destekleyici belgeler bakımından yalnız çok sayıda sayfa sunmak değil, belgenin hangi olguyu ispatladığını göstermek önem taşır. Üçüncü kişi, kendisinde bulunan asıl borçluya ait malı inkâr ederek gerçeğe aykırı savunma yapmamalıdır; İİK m.89/4 ayrıca sonuç öngörmektedir.
Borcun ihbarnameden önce ödenmesi neyi değiştirir?
İİK m.89/2, haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödenmiş olmasını üçüncü kişinin itiraz sebepleri arasında düzenler. Ödeme emrini veya ihbarnameyi aldıktan sonra borçluya ödeme yapmakla geçmişte tamamlanmış ödeme aynı şey değildir. Avustralya’dan SWIFT talimatı verilen bir ödemenin tarihi, paranın hesaptan çıkışı ve asıl alacaklının hesabına geçişi farklı günlerde gerçekleşebilir. Üçüncü kişi bu tarihleri bankanın resmî hesap kaydı ve açıklamalarıyla doğrulamalıdır. Ayrıca hangi borcun ödendiği, ödemeyi alan kişinin kimliği ve borcun hangi nedenle doğduğu gösterilmelidir. Sadece ekranda görünen havale talimatı, her durumda ilgili borcun tamamının ödendiğini ispatlamayabilir. İhbarname tebliğ edildikten sonra üçüncü kişinin ödeme yapıp yapamayacağı, ihbarname ve kanundaki ödeme yasağının kapsamı dikkate alınarak belirlenir. Ödemeye ilişkin belgenin Türkçe tercüme ve tasdik gerekliliği, belge türüyle ispat edilecek olayın niteliğine bağlıdır. Kişinin usulüne uygun itirazından önce borç ve ödeme kronolojisi hazırlanmalıdır.
İlk yedi gün kaçırılırsa ikinci haciz ihbarnamesi neden gelir?
İİK m.89/3, birinci haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmeyen üçüncü kişiye ikinci ihbarname gönderilmesini düzenler. İkinci ihbarnamede, süresinde itiraz edilmediği için malın elinde veya borcun zimmetinde sayıldığı bildirilir. Ayrıca ikinci tebliğden itibaren yedi gün içinde yeniden itiraz imkânı açıklanır. Dolayısıyla ilk ihbarnameye cevap verilmemiş olması ile üçüncü kişinin artık hiçbir yasal savunma yoluna sahip olmadığı sonucu aynı değildir. Bununla birlikte ikinci ihbarname de cevapsız bırakılırsa sonraki aşama daha ağır sonuçlar doğurur. Avustralya’da yaşayan kişiye ikinci ihbarname gönderilmişse ilk ihbarnamenin gerçekten ve hangi yöntemle tebliğ edildiğinin de incelenmesi gerekir. İlk bildirim hiç geçerli tebliğ edilmemişse sonraki bildirimlerin hukukî temeli ayrıca tartışılabilir. Usulsüz tebligat, geçerli tebliğe rağmen itirazın gecikmesi ve ilk aşamada hiç cevap verilmemesi ayrı hukukî durumlar oluşturur. İlgili kişi dosyada hangi belgenin bulunduğunu görmeden savunma tercihi yapmamalıdır.
İkinci haciz ihbarnamesine karşı yedi günlük itiraz
İkinci ihbarname, ilk bildirime itiraz etmeyen üçüncü kişiye İİK m.89/3 kapsamında tanınan yeni itiraz aşamasıdır. Kanun bu ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi günlük süre içinde, ikinci fıkrada belirtilen nedenlerle itirazı öngörür. Avustralya’daki muhatabın ‘ilk yedi gün geçmiş, artık işlem yapılamaz’ düşüncesi hatalı olabilir; ikinci bildirim için ayrıca süre bulunduğu unutulmamalıdır. Buna karşılık ikinci ihbarnamenin tebliğ tarihi yanlış hesaplanırsa yeni süre de kaçırılabilir. İtiraz açıklamasında asıl borçluya borçlu olunmadığı, haczedilen malın elde bulunmadığı veya ilgili diğer kanuni nedenler doğru biçimde belirtilir. Avukatla iletişimin kurulması, yabancı belgenin çevirisinin beklenmesi ya da hesap hareketlerinin istenmesi kanuni itiraz süresini kendiliğinden askıya almaz. Gerekli temel itirazın yasal zamanda yapılması ve ek belgelerin sunulmasının nasıl yürütüleceği uzman değerlendirmesiyle planlanmalıdır. Cevap ve tebligat kayıtları sonradan çıkabilecek ispat sorunlarına karşı saklanmalıdır.
Üçüncü haciz ihbarnamesinde on beş gün neye ilişkindir?
İkinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmeyen, kendisinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya malı teslim etmeyen üçüncü kişiye İİK m.89/3 kapsamında üçüncü bildirim gönderilir. Bu bildirimde, on beş gün içinde paranın icra dairesine ödenmesi, malın teslim edilmesi veya bu süre içinde menfi tespit davası açılması gerektiği bildirilir. Bu nokta, birinci ve ikinci ihbarnamelerdeki yedi günlük itirazlardan farklıdır. Üçüncü bildirim üzerine artık sadece önceki itirazı tekrar etmek, kanunda öngörülen on beş günlük dava şartının yerine geçtiği varsayımıyla hareket edilmesi tehlikelidir. İlgili kişi gerçekte takip borçlusuna borçlu olmadığını ileri sürüyorsa menfi tespit davasının açılma tarihini, görev ve yetki koşullarını ve dava açıldığının icra dairesine bildirilmesini birlikte planlamalıdır. Avustralya’da bulunmak tek başına süreyi uzatmaz. Üçüncü ihbarnameye ilişkin metin, tebligat mazbatası, önceki birinci ve ikinci ihbarnameler ve cevap geçmişi aynı anda incelenmelidir.
Menfi tespit davası ile yirmi günlük bildirim süresi neden ayrıdır?
İİK m.89/3, üçüncü kişinin süresinde menfi tespit davası açmasını ve dava açıldığına dair belgeyi üçüncü bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim etmesini öngörür. Kanunun metni, üçüncü bildirim için on beş günlük dava açma veya ödeme/teslim imkânını ve dava açıldığının bildirimi için yirmi günlük koşulu birbirinden ayırır. Bu nedenle ‘dava için yirmi gün var’ demek doğru değildir. Davanın süresinde açılması ve buna ilişkin belgenin ayrıca icra dairesine usulüne uygun sunulması gerekir. Kanuni koşullar yerine getirildiğinde üçüncü kişi hakkındaki cebri icra işlemleri, menfi tespit davasının sonunda verilen karar kesinleşinceye kadar durur. Davanın sırf avukat tarafından hazırlanmış olması veya mahkemeye başvurulacağına ilişkin mesaj gönderilmesi bu şartları yerine getirmez. UYAP ve mahkeme kayıtları, başvuru tarihi ve icra dosyasına teslim belgesiyle doğrulanmalıdır. Avustralya’da yaşayan üçüncü kişi, her iki süreyi aynı anda izleyen yazılı bir takip çizelgesi oluşturmalıdır.
89/3 menfi tespit davasını kaybeden üçüncü kişiyi ne bekler?
İİK m.89/3, üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davasında takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispatla yükümlü olduğunu düzenler. Ayrıca bu dava üçüncü kişi aleyhine sonuçlanırsa kanun, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini öngörür. Bu nedenle üçüncü bildirime karşı yalnız süre kazanmak amacıyla ispatı olmayan bir dava açılması ciddi mali risk taşıyabilir. Dava açılmadan önce taraflar arasındaki sözleşme, banka hesabı, teslim tutanağı, ödeme veya mahsup kayıtları ve diğer kanıtlar değerlendirilmelidir. Üçüncü kişi gerçekten bir alacaklıya borçlu olabilir; fakat borcun asıl takip borçlusuna değil farklı bir kişiye ait olması önem taşıyabilir. Aynı şekilde bir taşınır malın üçüncü kişinin deposunda bulunması, malın hukukî malikinin kim olduğuyla ayrı değerlendirilir. Dava sırasında mahkemenin istediği belgeler ve ispat rejimi dosyanın niteliğine göre uygulanır. Yirmi günlük icra dairesine bildirim kuralı bu esas ispat yükünü değiştirmez.
İlk ihbarnameye itiraz edilirse alacaklı ne yapabilir?
İİK m.89/4, üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmesi hâlinde alacaklının bu cevabın aksini icra mahkemesinde kanunî yoldan ispat ederek üçüncü kişinin İİK m.338/1 kapsamındaki cezalandırılmasını ve tazminata mahkûm edilmesini isteyebilmesini düzenler. Bu hüküm, üçüncü kişinin itirazından sonra alacaklının bütün haklarının otomatik sona ermediğini gösterir. Bununla birlikte üçüncü kişinin ‘borcum yok’ demesinin tek başına cezaya yol açtığı da söylenemez; ilgili iddianın gerçeğe aykırılığı ve kanunî koşullar ayrıca ispatlanmalıdır. Avustralya’da bulunan kişinin cevap metni ve dayanak belgeleri bu nedenle tutarlı hazırlanmalıdır. İtirazda kullanılan ifade, asıl borçlunun doğru kimliği ve borç ilişkisinin tarihi yönünden gerçek durumu yansıtmalıdır. Alacaklı üçüncü kişinin cevabına itiraz edecekse buna ilişkin başvuru ve ispat usulü takip edilmelidir. Yanlış veya yanıltıcı belge sunulması, asıl uyuşmazlık dışındaki hukukî sorumluluk alanlarını da etkileyebilir.
Yurt dışındaki Türk vatandaşına tebligatta Tebligat Kanunu 25/a
7201 sayılı Tebligat Kanunu m.25/a, yurt dışında kendisine tebligat yapılacak kişinin Türk vatandaşı olması halinde tebliğin Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilmesine ilişkin özel yöntemi düzenler. Bu yöntemde dış temsilcilik aracılığıyla yapılacak bildirimde tebliğ konusu, ilgili merci ve kanunda belirtilen otuz günlük başvuru ile tebliğ edilmiş sayılma sonuçları açıklanır. Ancak her Avustralya mukiminin aynı tebligat yoluna tabi olduğu söylenemez; kişinin vatandaşlığı, bildirimin türü ve kullanılan uluslararası sözleşme veya kanuni yöntem ayrı incelenir. Türkiye’deki eski adresin bulunması da Avustralya’daki gerçek ikamet durumunun ispatını kendiliğinden gereksiz kılmaz. Süre hesabına başlamadan önce hangi ihbarnamenin hangi adrese, kime, nasıl gönderildiği ve hangi tarihte hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı belirlenmelidir. Avustralya’ya gönderilen e-posta veya WhatsApp görüntüsü resmî tebliğ mazbatasının otomatik yerine geçmez. Tebligat belgesi, ihbarnamenin birinci, ikinci veya üçüncü aşama olmasına ilişkin incelemeyle birlikte değerlendirilmelidir.
Usulsüz tebligat ile süresinde itiraz edememek farklıdır
Tebligat Kanunu m.32, usule aykırı tebliğe rağmen muhatabın tebliğden haberdar olması hâlinde öğrenme tarihine ilişkin sonuçları düzenler. Buna karşılık geçerli bir tebligata rağmen kusur olmaksızın itiraz edilememesi, İİK m.65 kapsamında gecikmiş itiraz kurumunu gündeme getirebilir. Bu iki hukuki konu birbirinin yerine kullanılamaz. Avustralya’da yaşayan kişinin eski Türkiye adresine yapılan işlemi haber almaması, tek başına hangi hükmün uygulanacağını belirlemez. Tebligat mazbatası, kişinin fiili adresi, Türkiye adres kaydı, teslim alanın sıfatı ve gerçek öğrenme tarihi birlikte incelenir. İİK m.65 koşullarının oluştuğu ileri sürülüyorsa engelin mahiyeti ve sona erdiği zaman delillerle ortaya konulmalıdır. Haciz ihbarnamesi bakımından bu rejimin ne şekilde uygulanabileceği, somut ihbarnamenin aşaması ve uygulanabilir usul hükmü dikkate alınarak değerlendirilmeli; sırf Avustralya’da bulunma nedeniyle sürelerin otomatik durduğu varsayılmamalıdır. Yanlış başvuru türü ve yanlış başlangıç tarihi, kanunî hakkın kaybına sebep olabilir.
Kardeş, eski işveren veya şirket ilişkisi neden ayrı belgelenmelidir?
İİK m.89 ihbarnamesi asıl borçluya ait bir alacağın üçüncü kişide bulunduğu iddiasıyla gönderilir. Takip borçlusunun kardeşi, eski şirket ortağı, ticari müşterisi veya eski işvereni olmak aynı ekonomik ilişkiyi doğurmaz. Kardeşler arasında geçmişte yapılmış para transferleri aile desteği, bağış, ödünç, gider katkısı veya gerçekten ödenmesi gereken borç olabilir. Ticaret şirketiyle eski ortak arasındaki sermaye borcu veya kâr payı ilişkisi ise ayrı şirketler hukuku kurallarına tabidir. İşçi-işveren ilişkisinde sona ermiş sözleşmeden kalan ücret, tazminat veya avans hesapları da taraf ve alacak yönünden incelenir. Avustralya’daki kişi kendisine ihbarname geldiğinde en yakın akrabasının veya şirketin bütün borçlarından şahsen sorumlu olduğu sonucunu çıkarmamalıdır. Ancak gerçekten kendisinden talep edilebilir bir alacak varsa bunu inkâr etmek de uygun değildir. İşlem ilişkisi, tarih, belge, ödeme, kapanış kaydı ve gerekirse ticaret sicili bilgileriyle netleştirilir. Her dosya için aynı genel itiraz metni yerine ilişkiye uygun gerçek açıklama hazırlanmalıdır.
Haciz ihbarnamesinde kısmi borç veya mahsup iddiası
Üçüncü kişi, takip borçlusuna bir miktar para borçlu olduğu halde ihbarnamede çok daha yüksek tutar yazılmış olabileceğini ileri sürebilir. Borcun doğuşu, varsa faiz ve yan giderler, önceki ödemeler, mahsup veya takas koşulları belgelendirilmeden bütün tutarın otomatik kabulü doğru değildir. İİK m.89 kapsamında gönderilen ihbarname, üçüncü kişide gerçekten ne kadar alacak bulunduğu sorusuyla ilişkilidir. Gerçek durumda kısmi alacak bulunması halinde itiraz veya cevabın hangi tutar yönünden verildiği açık ve dürüst biçimde gösterilmelidir. Sözleşmeye göre henüz muaccel olmayan bir alacakla ödenmesi gereken ve hacze konu edilebilen bir alacak arasındaki fark ayrıca incelenir. Avustralya’daki kişi kur farkı veya banka masrafı nedeniyle hesabın yanlış olduğunu ileri sürüyorsa ilgili sözleşme para birimi ve transfer açıklamalarını sunmalıdır. Hukuki değerlendirme yalnız gönderilen ihbarname miktarına değil üçüncü kişinin takip borçlusuyla gerçek ilişkisinin kapsamına dayanır. Yanlış veya eksik cevap daha sonraki aşamalarda ispat sorununa yol açabilir.
Avustralya bankasındaki para Türkiye ihbarnamesiyle doğrudan bloke olur mu?
Türkiye’deki icra dairesinden bir üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi çıkarılması ile Avustralya bankasının yabancı ülkedeki hesap üzerinde doğrudan Türkiye icra yetkisini uygulaması aynı değildir. Türkiye’deki icra işlemlerinin yabancı devlette uygulanması, o devletin yargı ve icra yetkisi ve uygulanabilir uluslararası hukuk kurallarına bağlıdır. Avustralya’da bulunan hesabın sırf Türkiye’de takip dosyası açıldı diye Avustralya hukuk düzeninde hiçbir ek işlem olmadan bloke edileceği varsayılamaz. Buna karşılık kişi Türkiye’deki banka veya şirket nezdinde alacaklıysa o haklara yönelik Türkiye’deki haciz işlemleri kendi hukuki koşulları çerçevesinde sonuç doğurabilir. İİK m.89 ihbarnamesi, üçüncü kişinin Türk takip borçlusuna karşı kendi borcunun bulunup bulunmadığıyla da ilgili olabilir. Muhatabın Avustralya’da yaşıyor olması, kendisine yöneltilen geçerli Türk tebligatını görmezden gelmesini haklı kılmaz. Yabancı varlık ve Türkiye’deki alacak arasındaki yer bağlantısı ortaya konulmadan bütün banka hesaplarını tek başlık altında değerlendirmek yanıltıcıdır.
Üçüncü kişi hangi dosya belgelerini acilen istemelidir?
İlk belgeler icra dosyasının tam numarası, icra müdürlüğünün adı, takip alacaklısı ve asıl borçlunun kimlik bilgileri, haciz ihbarnamesinin aşaması ve tam metni ile tüm tebligat mazbatalarıdır. Birinci ve ikinci ihbarnameler daha önce gönderilmişse bunların gerçek tebliğ tarihleri ve varsa üçüncü kişinin cevapları da temin edilir. Borç ilişkisi iddiasına karşı sözleşme, banka hesap dökümleri, transfer dekontları, makbuzlar, teslim veya iade tutanakları ve taraf yazışmaları dosyalanır. Avustralya adresinin ispatı gerekliyse kişisel verileri en az ölçüde içeren güncel ikamet belgeleri değerlendirilir. Borcun eski bir şirket ilişkisine bağlandığı durumda şirket kaydı, yetki durumu ve tasfiye evrakı da incelenebilir. Özellikle üçüncü haciz ihbarnamesi tebliğ edilmişse on beş günlük dava süresi ve yirmi günlük icra dairesine bildirim süresi aynı takip çizelgesine yazılır. Belgelerin anlaşılır, tarihli ve doğrulanabilir nüshaları kullanılmalıdır. Hukuki süreçte e-devlet şifresi, bankacılık parolası veya kişisel gizli bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması gerekli değildir.
Avustralya’dan avukata vekâletnameyle cevap veya dava açılabilir mi?
Avustralya’da yaşayan üçüncü kişi, Türkiye’deki icra dosyası ve gerekiyorsa menfi tespit davası için usulüne uygun vekâletnameyle avukat aracılığıyla temsil edilebilir. Türk dış temsilciliğinin noterlik hizmeti veya Türk makamlarının kabul ettiği yabancı noterlik yöntemiyle belge hazırlanması mümkündür. Ancak yabancı belgede apostil, tercüme, özel yetki ve şekil gereklilikleri işlemin türüne göre değerlendirilir. Vekâletname hazırlamakla meşgul olmak, İİK m.89’daki yedi, on beş veya yirmi günlük süreleri kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle temsil planı gecikmeden kurulmalıdır. HMK m.74’te özel yetki gerektiren sulh veya feragat gibi işlemler ayrıca değerlendirilir. Üçüncü kişinin gerçekte borçlu olmadığını iddia eden dava ile asıl borçlu adına borca itiraz aynı hukuki iş değildir. Avustralya’daki kişi, avukata hangi sıfatla muhatap olduğunu ve hangi ihbarnameyi aldığını açıkça bildirmelidir. Başvuru kaydı ve davanın açıldığı tarih, Türkiye’deki resmi dosya üzerinde doğrulanmalıdır.
İİK 89 haciz ihbarnamesi ile genel ödeme emri neden karıştırılmamalıdır?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte asıl borçluya gönderilen ödeme emrinde İİK m.62 ve devamındaki itiraz usulü uygulanır. İİK m.89 ihbarnamesi ise takip borçlusunun üçüncü kişideki hakkına yönelir. Her iki süreçte de bazı yedi günlük süreler bulunduğu için yanlışlıkla aynı dilekçenin kullanılması ciddi hatadır. Haciz ihbarnamesine üçüncü kişi sıfatıyla verilen cevap, takip borçlusunun asıl borca itirazıyla aynı hukuki etkiyi taşımaz. Kambiyo senetlerine dayalı takip, ilamlı icra veya kamu alacağı için ödeme emri de ayrıca farklı rejimlere tabi olabilir. Üçüncü kişinin adının icra evrakında yazıyor olması, onun asıl takip borçlusu sıfatıyla takip edildiği anlamına otomatik gelmez. Avustralya’daki muhatap önce evrakın başlığını, kanuni madde atfını, ödeme veya teslim isteminin kimden geldiğini ve tebligatın hangi aşamaya ait olduğunu okur. Sitedeki asıl borçluya yönelik genel ödeme emri rehberi, bu yazıdaki üçüncü kişi bildirimiyle birlikte fakat ayrı süreçler olarak kullanılmalıdır.
Somut dosyada izlenecek adımlar ve hak kaybını önleyen kontrol
Birinci aşamada icra dosyasındaki asıl borçlu ile ihbarname muhatabının ayrı kişiler olup olmadığı belirlenir. İkinci aşamada haciz ihbarnamesinin birinci, ikinci veya üçüncü aşama olduğu ve bütün tebliğ mazbataları incelenir. Üçüncü aşamada muhatabın takip borçlusuna gerçekten borcu veya ona ait taşınır malı bulunup bulunmadığı somut belgelerle araştırılır. Dördüncü aşamada ilk veya ikinci ihbarname bakımından yedi günlük itiraz; üçüncü ihbarname bakımından on beş günlük dava/ödeme/teslim ve yirmi günlük dava bildirim süreleri ayrı ayrı izlenir. Beşinci aşamada usulsüz tebligat veya gecikmiş itiraz iddiasının gerçek olgulara uyup uymadığı değerlendirilir. Altıncı aşamada Türkiye’de temsil ve gerekliyse menfi tespit davası için yetkili merci tespit edilir. Yedinci aşamada alınan her başvuru belgesi ve mahkeme kaydı saklanır. Sekizinci aşamada üçüncü kişinin gerçekte borçlu olmadığına ilişkin deliller ve varsa alacaklının itirazın gerçeğe aykırılığı iddiası takip edilir. Bu sıralama herkese aynı sonuç garantisini vermez; doğru işlem türü ve kanuni süreyi korumayı amaçlar.
İlgili site içi hukuk rehberleri
- Avustralya’da yaşayan Türk vatandaşına Türkiye’den genel icra ödeme emri gelirse
- Avustralya’dan Türkiye’de ihtiyati haciz ve süreler
- Avustralya’dan Türkiye’de kişiye gönderilen ödünç paranın iadesi
- Avustralya’daki kişiye Türkiye’den vergi ödeme emri gelirse
- Lahey tebligatında belge tercümesi
- Avustralya konsoloslukları ve vekâletname
- Yurt dışında yaşayan müvekkiller için hukuk hizmetleri
Resmî mevzuat ve başvuru kaynakları
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu – resmî mevzuat sistemi
- Hazine ve Maliye Bakanlığı – İİK 89 üçüncü ihbarname ve menfi tespit uygulama açıklaması
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu – resmî mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
- UYAP Vatandaş Portalı
- T.C. Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşlemleri
Sık Sorulan Sorular
Avustralya’daki kişiye Türkiye’den İİK 89 ihbarnamesi gelebilir mi?
Kanuni yetki ve yurt dışı tebligat koşulları içinde üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilebilir; gerçek sıfat ve alacak araştırılır.
Birinci haciz ihbarnamesine itiraz kaç gün?
İİK m.89/2 uyarınca usulüne uygun tebliğden itibaren yedi gün.
İkinci haciz ihbarnamesine itiraz kaç gün?
İİK m.89/3 uyarınca ikinci ihbarnamenin tebliğinden itibaren ayrıca yedi gün.
Üçüncü ihbarnamede menfi tespit davası açma süresi kaç gün?
İİK m.89/3 uyarınca üçüncü bildirimin tebliğinden itibaren on beş gün.
Dava açıldığını icra dairesine bildirme süresi kaç gün?
İİK m.89/3 uyarınca üçüncü bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde belge icra dairesine sunulmalıdır.
Üçüncü kişi gerçekten borçlu değilse buna rağmen sorumlu olabilir mi?
Kanuni süreler içinde işlem yapılmazsa borcun zimmetinde sayılmasına ilişkin sonuçlar doğabilir; tebligat ve itiraz koşulları incelenir.
Menfi tespit davası açıldığında icra işlemleri durur mu?
Dava süresinde açılıp kanunda öngörülen yirmi günlük sürede icra dairesine belgesi verilirse üçüncü kişi hakkındaki cebri icra işlemleri karar kesinleşinceye kadar durur.
Üçüncü kişi menfi tespit davasını kaybederse tazminat var mı?
İİK m.89/3, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmayan tazminat sonucunu düzenler.
Birinci ihbarnameye cevap verdiğimde alacaklı dava açabilir mi?
İİK m.89/4 kapsamındaki şartlarla alacaklı, üçüncü kişinin itirazının gerçeğe aykırılığını ileri sürebilir.
Avustralya’da bulunmak itiraz sürelerini uzatır mı?
Hayır. İkamet tek başına süreleri uzatmaz; geçerli tebligat tarihi ve varsa kanuni istisnalar incelenir.
Avustralya bankasındaki hesap Türk ihbarnamesiyle doğrudan bloke olur mu?
Yabancı devlette cebri icranın etkisi ayrı hukuk ve yetki kurallarına tabidir; otomatik, sınırsız hesap blokesi varsayılmaz.
Üçüncü kişi ihbarnamesiyle asıl borçluya gelen ödeme emri aynı mı?
Hayır. İİK m.89 üçüncü kişinin elindeki alacak ve malı, İİK m.62 ise genel takipte asıl borçlunun itirazını düzenler.
Yazar ve hukukî inceleme
Av. Halil Bakırcı – Mersin Barosu Sicil No: 3472. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu; Mersin ve İstanbul ofisleriyle Türkiye genelinde hukuki dosya takibi.
Çalışma 2004 sayılı İİK m.65, 89 ve 338; 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.25/a ve 32; HMK m.74 ve diğer ilgili hükümler üzerinden hazırlanmıştır. Her somut dosyada gerçek tebliğ tarihi ve üçüncü kişinin borç ilişkisinin içeriği ayrıca incelenmelidir.
Hukukî dosya değerlendirmesi ve iletişim – +90 552 224 43 66. Mevzuat incelemesi: 1 Kasım 2026.
Mersin ve İstanbul ofisleri
Mersin ofisi: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin merkez.
İstanbul ofisi: Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No: 21 Kat: 9, 34475 Sarıyer/İstanbul.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
