Avustralya’da Düzenlenen Vasiyetname Türkiye’deki Taşınmaz İçin Geçerli mi? MÖHUK 20 ve 1961 Lahey Sözleşmesi
Avustralya’da düzenlenmiş bir vasiyetnamede Türkiye’deki ev, arsa, dükkân veya başka bir taşınmazın belli kişiye bırakılması, iki ayrı hukuki soruyu gündeme getirir: vasiyetnamenin şekli geçerli midir ve Türkiye’deki taşınmazın miras yoluyla kime, hangi maddi hukuk hükümlerine göre geçeceği nedir? Bu soruların yanıtı aynı kanun maddesinde veya aynı ülkedeki noter işlemiyle çözülmez. 5718 sayılı MÖHUK m.20/1, Türkiye’deki taşınmazlarda Türk hukukunu uygularken, m.20/4 ölüme bağlı tasarrufun şekli için farklı bir bağlama kuralı getirir. Üstelik Türkiye ve Avustralya, 5 Ekim 1961 tarihli Vasiyet Tasarruflarının Şekline İlişkin Kanunlar İhtilafı Sözleşmesi bakımından akit devletler arasındadır.
Özellikle Avustralya’da düzenlenen İngilizce will belgesinin Türkiye’de hiç hüküm doğuramayacağı veya üzerindeki iki tanık imzası varsa Türkiye’deki tapunun kendiliğinden o kişiye devredileceği yönündeki iki uç görüş de eksiktir. Vasiyetnamenin şekli, tasarrufun içeriği, mirasbırakanın tabi olduğu hukuk, mirasçıların hakları, saklı pay sınırları, vasiyetnamenin açılması ve tapu tescili birbirinden ayrılarak incelenmelidir. Bu rehber Sydney, Melbourne, Brisbane, Perth ve Canberra’da yaşamış kişilerin Türkiye’deki taşınmazları bakımından bu ayrımı kesin kanun ve sözleşme hükümleriyle açıklamaktadır.
Kısa ve net cevap
Avustralya’da usulüne uygun hazırlanmış vasiyetname, Türkiye’de salt Avustralya’da düzenlendiği gerekçesiyle şeklen geçersiz sayılmaz. MÖHUK m.20/4, şekil bakımından m.7’deki seçenekleri ve ölenin millî hukukuna uygunluğu kabul eder. Türkiye ile Avustralya’nın taraf olduğu 1961 Lahey Vasiyet Tasarruflarının Şekline İlişkin Sözleşme de sözleşmenin 1. maddesinde birden fazla hukuka uygun şekli geçerli sayar. Ancak MÖHUK m.20/1’e göre Türkiye’deki taşınmazın mirasına Türk hukuku uygulanır; şekil geçerliliği ile saklı pay, mirasçı sıfatı, vasiyetnamenin açılması ve tapu intikali farklı işlemlerdir. Avustralya’daki probate belgesi de kendi başına Türkiye tapusunu otomatik devretmez.

Kısa özet: Avustralya vasiyetnamesinde beş farklı hukuk meselesi
| Hukuki soru | Temel kaynak | Doğru ayrım |
|---|---|---|
| Avustralya’da hazırlanmış vasiyetnamenin şekli | MÖHUK m.7 ve 20/4, 1961 Lahey Vasiyet Sözleşmesi m.1 | Düzenleme yerinin veya öngörülen alternatif hukukların şekil şartı incelenir |
| Türkiye’deki taşınmazın mirası | MÖHUK m.20/1 | Taşınmazın bulunduğu yer Türkiye olduğundan maddi miras hukukunda Türk hukuku uygulanır |
| Vasiyet yapma ehliyeti | MÖHUK m.20/5 | Tasarruf anındaki millî hukuk dikkate alınır; salt şekil meselesiyle aynı değildir |
| Vasiyetnamenin sulh hâkimince açılması | TMK m.595–597 | Belgenin bulunması ve ilgililere duyurulması işlemi, geçerlilik incelemesinden ayrılır |
| İptal ve saklı paya ilişkin uyuşmazlık | TMK m.557–560 ve MÖHUK m.20 | İptal sebepleri, korunacak pay ve süreler ayrıca değerlendirilir |
| Tapu tescili | TMK m.598–600 ve tapu mevzuatı | Yabancı vasiyetin varlığı, otomatik tapu devir işlemi değildir |
İlk hata, bir Avustralya will belgesinin geçerli olup olmadığını değerlendirirken yalnız Türk hukukunun el yazılı vasiyetname düzenini kullanmaktır. İkinci hata ise şekil bakımından yabancı hukukun kabul edilmesini Türk taşınmazı üzerinde yabancı maddi miras hukukunun bütünüyle uygulanması sanmaktır. Bir belgenin tanıklık ve imza biçiminin korunması ile Türkiye’deki taşınmazın kimlere ne oranda geçeceği iki farklı karar noktasıdır. Bu ayrım netleştirilmeden yapılan tapu intikali hesabı veya miras paylaşım tablosu yanlış sonuç verebilir.
1. MÖHUK m.20’deki beş fıkrayı birbirinden ayırmak
MÖHUK m.20/1: Türk taşınmazı bakımından Türk hukuku
5718 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrası, mirasın ölenin millî hukukuna tabi olduğunu, Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında ise Türk hukukunun uygulanacağını düzenler. Mirasbırakanın Avustralya vatandaşı olması, Avustralya’da ikamet etmesi veya vasiyetnamede yabancı noter imzası bulunması, Türkiye’deki taşınmaz açısından kanunun Türk hukukunu gösteren bu açık cümlesini kendiliğinden etkisiz hâle getirmez. Taşınmazın miras hesabı, Türk hukukunun ilgili kurallarıyla yapılır.
MÖHUK m.20/2: Terekenin bulunduğu yer bağlantısı
İkinci fıkra, mirasın açılması sebepleri, iktisabı ve taksimiyle ilgili hükümlerde terekenin bulunduğu ülke hukukunu esas alır. Bir miras dosyasında Avustralya banka hesabı, Avustralya emeklilik birikimi ve Türkiye’deki taşınmaz bir arada bulunuyorsa hepsinin tek bir belge veya tek bir hukuk üzerinden tasfiye edileceği varsayılamaz. Hangi malın hangi ülkede bulunduğu ve işlemin mirasın esasına mı, şekline mi, iktisabına mı ilişkin olduğu ayrı ayrı sınıflandırılır.
MÖHUK m.20/4: Ölüme bağlı tasarrufun şekli
Dördüncü fıkra, ölüme bağlı tasarrufun şekline MÖHUK m.7’nin uygulanacağını ve ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılmış tasarrufların da geçerli sayılacağını düzenler. MÖHUK m.7, hukuki işlemin yapıldığı ülkenin hukuku veya esas hakkında yetkili maddi hukukun öngördüğü şekle uygun yapılabilmesini kabul eder. Bu düzenleme, Avustralya’da imzalanmış bir vasiyetnamenin Türk el yazılı vasiyetname formatını taşımadığı gerekçesiyle kendiliğinden reddedilmesini önleyen temel hukukî açıklamadır.
MÖHUK m.20/5: Vasiyet ehliyeti başka bir sorudur
Beşinci fıkra, ölüme bağlı tasarruf ehliyetini, tasarrufta bulunan kişinin tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna bağlar. Bu nedenle tasarruf sahibinin vatandaşlık durumu ve vasiyetnamenin yapıldığı tarih önem taşır. Avustralya’daki bir noterin veya tanığın belgede yer alması, kişinin vasiyet yapma ehliyetine dair bütün kanunlar ihtilafı sorunlarını tek başına çözmez. Ehliyet konusunu şekilden ayırmak, hem geçerlilik değerlendirmesinde hem vasiyetin iptal davasında ispatı belirginleştirir.
2. 1961 Lahey Vasiyet Tasarruflarının Şekline İlişkin Sözleşme
Burada 5 Ekim 1961 tarihli Vasiyet Tasarruflarının Şekline Uygulanacak Hukuk Hakkında Lahey Sözleşmesi söz konusudur. Bu anlaşma, yine 1961 tarihli olan ve kamu belgelerindeki apostil işlemini düzenleyen Lahey Apostil Sözleşmesi ile aynı metin değildir. İki sözleşmenin yılının aynı olması, amaç ve hukukî sonuçlarının aynı olduğu anlamına gelmez. Vasiyet şekli sözleşmesi hangi hukukların şekle uygunluğunun kabul edileceğini belirler; apostil rejimi ise yabancı kamu belgesinin köken doğrulamasına ilişkindir.
HCCH’nin resmî taraf devlet tablosuna göre Türkiye 23 Ağustos 1983’te katılmış ve sözleşme 22 Ekim 1983’te Türkiye bakımından yürürlüğe girmiştir. Avustralya ise 22 Eylül 1986’da katılmış ve 21 Kasım 1986’da yürürlüğe girmiştir. Bir ülkede düzenlenen belgenin şekil geçerliliği incelenirken sözleşmenin ilgili tarihte uygulanabilirliği ve devletlerin çekince veya bildirimleri dikkate alınır. Taraf devlet listesi için HCCH resmî durum tablosu incelenebilir.
Sözleşme m.1: Alternatif şekil hukuku bağlantıları
Sözleşmenin 1. maddesi, vasiyet tasarrufunun şekil açısından belirli alternatif hukuklardan birine uygun olmasını yeterli kabul eder: düzenlendiği yer hukuku; tasarruf sahibinin tasarruf tarihinde veya ölümünde sahip olduğu vatandaşlığın hukuku; bu tarihlerdeki ikametgâh ya da mutad mesken hukuku; taşınmazlar açısından taşınmazın bulunduğu yer hukuku. Bu farklı bağlantıların varlığı, Avustralya’da hazırlanmış bir belgenin Türk taşınmazına ilişkin olmasına rağmen şekil yönünden başka bir hukuka uygun şekilde düzenlenebilmesine imkân verir. Bu, tasarrufun içeriğinin veya miras paylarının her hâlde geçerli olacağı anlamına gelmez.
Sözleşme m.5 ve m.6: Şekil ve karşılıklılık
Sözleşmenin 5. maddesi, vasiyet şekillerinin yaş, milliyet veya diğer kişisel koşullara bağlanmasına ilişkin belirli kuralları şekil sorunu sayar; tanıkların vasiyete katılmak için taşıması gereken nitelikler de bu çerçevede değerlendirilebilir. Sözleşmenin 6. maddesi, belirtilen kanunlar ihtilafı kurallarının karşılıklılık şartından bağımsız uygulanacağını söyler. “Avustralya Türkiye’nin her kararını aynı şekilde tanımıyor, öyleyse hiçbir Avustralya vasiyeti şeklen geçerli olamaz” çıkarımı bu rejimi yanlış yorumlar.
Türkiye’nin sözleşmeye ilişkin çekinceleri önemlidir
HCCH’nin resmî kayıtlarında Türkiye’nin sözleşmenin 9, 10 ve 12. maddelerine ilişkin çekinceleri bulunmaktadır. 9. madde bakımından tasarruf sahibinin ikametgâhının tespitinde mahkemenin kendi hukukundan yararlanma; 10. madde bakımından Türkiye’nin yalnız vatandaşlığını taşıyan kişinin olağan koşullarda yaptığı sözlü vasiyetin tanınmasına ilişkin sınırlama; 12. madde bakımından mirasa ilişkin olmayan bazı hükümlerin kapsam dışı bırakılması gibi noktalar resmî çekince metninde yer alır. Avustralya bakımından HCCH kaydındaki 17. madde bildirimi de sözleşmenin ülkenin eyalet ve ana kara bölgelerine uzatıldığını belirtir. Bu nedenle “sözleşmeye taraflar, çekince yoktur” ifadesi doğru değildir.
Türkiye’nin çekince metni HCCH Türkiye çekinceleri adresinde, Avustralya’nın bildirimi ise HCCH Avustralya bildirimi adresinde açıklanır. Somut uyuşmazlıkta vasiyetnamenin yazılı mı sözlü mü olduğu, birden fazla vatandaşlık durumunun bulunup bulunmadığı ve işlemin yapıldığı tarih bu çekincelerin değerlendirilmesi bakımından önemlidir.
3. Avustralya will, probate ve executor belgeleri aynı şey midir?
Will kişinin ölümünden sonra malvarlığına ilişkin son arzularını açıklayan ölüme bağlı tasarruf belgesidir. Probate ise Avustralya’daki ilgili mahkeme sürecinde vasiyetnamenin ve tereke yöneticisinin yetkilerinin doğrulanmasıyla bağlantılı bir adli işlemdir. Executor vasiyette belirtilen tereke yönetimine ilişkin kişiyi ifade eder. Bu terimlerin hepsi Türkçeye yalnızca “veraset ilamı” diye çevrilmemelidir. Avustralya mahkeme kararı, özel hukuk vasiyetnamesi ve yabancı idari belge farklı belge türleridir.
Avustralya federal bir devlet olduğundan vasiyet şekli ve tereke yönetim usullerinde ilgili eyalet veya bölgenin mevzuatı belirleyicidir. New South Wales mahkemesine ait bir probate kaydının hukukî niteliğiyle Victoria’da kullanılan belgenin hazırlanma yolunun mutlaka aynı olduğu varsayılmamalıdır. Önce belgenin hangi eyalette ve hangi makamca düzenlendiği belirlenir. Türk mahkemesinin önüne sunulan belgeyle birlikte ilgili yabancı hukukun şekil şartlarını açıklayan resmî eyalet kaynağı eklenmesi faydalıdır.
Türkiye’deki tapu memuruna yalnız Avustralya probate grant fotokopisi göndermek, tescilin başka kontrol yapılmadan gerçekleştirileceği anlamına gelmez. Türkiye’de uygulanacak miras hukuku, mirasçılık sıfatı, Türk taşınmazının kimliği ve vasiyetin ilgili hukukî etkisi ayrıca belirlenir. Yabancı kararın Türk hukukundaki tanıma veya diğer usul şartlarına tabi olup olmadığı da kararın gerçek hukukî niteliğine göre değerlendirilir; vasiyetnamenin kendisini yabancı mahkeme kararı sanmak yanlış bir başlangıçtır.
4. TMK m.531–538 ve Avustralya’da hazırlanmış vasiyetname arasındaki ilişki
Türk hukukunda TMK m.531 vasiyetnamenin resmî, el yazılı veya sözlü biçimde yapılabileceğini düzenler. TMK m.532 iki tanıkla resmî memur tarafından hazırlanan resmî vasiyetnameyi; m.538 ise tamamı mirasbırakanın el yazısıyla yazılan, yıl-ay-gün içeren ve imzalanan el yazılı vasiyetnameyi düzenler. Bu maddeler Türk hukukunun maddi şekil şartlarını açıkça gösterir. Ancak MÖHUK m.20/4 ve uygulanabilir 1961 Lahey şekil sözleşmesi, yabancı yerde hazırlanmış vasiyetnamenin başka bir hukuk sisteminin şekline uygun olmasına da geçerlilik sağlayabilir.
Dolayısıyla Avustralya’da bir solicitor gözetiminde, ilgili eyaletin tanıklık ve imza düzenine uygun hazırlanmış belgenin, “tamamı kişinin kendi el yazısı değil” gerekçesiyle otomatik olarak şeklen hükümsüz sayılması doğru değildir. Bunun karşıtı da geçerlidir: Avustralya’da imzalanmış her bilgisayar çıktısı, belgenin kim tarafından ve hangi şartlarda imzalandığı ortaya konmadan şeklen geçerli vasiyetname kabul edilmez. İlgili ülke veya eyaletin emredici şekil kuralları, tanıkların nitelikleri ve vasiyet edenin iradesi belgelerle incelenir.
Türk hukukundaki sözlü vasiyet istisnai şartlara bağlıdır. TMK m.539 yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumda resmî veya el yazılı vasiyet yapılamaması hâllerini düzenler. 1961 Lahey sözleşmesinin Türkiye tarafından yapılan 10. madde çekincesi bulunduğundan, Avustralya’da sözlü olarak açıklandığı iddia edilen her son arzu için “şekil sorunu yok” denilemez. Özellikle Türkiye’nin tek vatandaşlığını taşıyan kişinin sözlü beyanı açısından çekincenin kapsamı incelenmelidir.
5. Türkiye’deki taşınmazın maddi miras hukuku
MÖHUK m.20/1’in son cümlesi, Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağını açıkça düzenler. Bu kuralın somut sonucu, vasiyetnamenin şeklen yabancı hukuka uygun kabul edilmesi hâlinde bile mirasın Türk hukukuna tabi taşınmaz bölümünde yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar, belirli mal vasiyeti, saklı pay ve diğer maddi miras kurallarının ayrıca uygulanmasıdır. İkinci evlilik, önceki evlilikten çocuklar, ölenin vatandaşlığı ve birden fazla vasiyetin bulunması hesaplamayı etkileyen somut bilgiler olabilir.
Avustralya vasiyetnamesindeki “Türkiye’deki evimi A’ya bırakıyorum” ifadesinin hukukî sonucu, A’nın bütün terekeye mirasçı atanması mı yoksa belirli mal vasiyeti alacaklısı olması mı şeklinde yorumlanacağına bağlıdır. TMK m.599 ve 600 bu iki durum arasında önemli ayrım yapar. Mirasçı, mirası kanunen ölümle kazanırken vasiyet alacaklısı yükümlü mirasçıya veya varsa vasiyeti yerine getirme görevlisine karşı kişisel istem hakkı elde eder. Bu nedenle vasiyetin lafzı ve Türk hukukundaki hukukî kategorisi belirlenmeden tek başına “vasiyetnamede adım var, tapu doğrudan üzerime geçer” sonucuna varılmaz.
Türkiye’de bulunan taşınmazın tapu bilgileri, mirasbırakanın gerçek mülkiyet payı ve mirasın ölüm tarihindeki hukuki durumu somutlaştırılır. Mirasbırakanın taşınmazın tamamına değil belirli payına sahip olması hâlinde vasiyette yazan bütün taşınmazın aktarılabileceği varsayılmaz. Tapu kayıtlarında aile konutu, ipotek, ihtiyati tedbir veya paylı mülkiyet bulunması diğer işlemleri etkileyebilir; bunlar vasiyetnamenin şekil geçerliliğinden farklı meseledir.
6. Vasiyetnamenin Türkiye’de açılması ve mirasçılık belgesi
TMK m.595, mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hâkimine teslim edilmesini düzenler. Belgenin Avustralya’da düzenlenmiş olması onun varlığına ilişkin bildirim ve ilgili sulh hâkimliği işlemlerinin gereksiz olduğu sonucunu doğurmaz. TMK m.596, vasiyetnamenin tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılarak ilgililere okunmasını; m.597 ise ilgili kişilere vasiyetname kısmının tebliğini düzenler. Sınır ötesi dosyada yetki ve tebligat ayrıca incelenir.
TMK m.598, yasal mirasçıya mirasçılık belgesi ve lehine vasiyet veya mirasçı atama yapılmış kişiye ilişkin belgenin verilmesinin koşullarını düzenler. Atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı için ilgili bildirimden başlayarak bir aylık itiraz şartı maddede açıkça yer alır. Bu sürenin bulunması, vasiyetnamenin hukuka aykırılığına ilişkin iptal davasının tüm koşullarıyla aynı olduğu anlamına gelmez; TMK m.598 ölüme bağlı tasarrufun iptali dava hakkını ayrıca saklı tutar.
Türkiye’deki taşınmaz bakımından gerekli mirasçılık ve vasiyet işlemleri tamamlandıktan sonra tapu tescili için ilgili mevzuatın aradığı belgeler değerlendirilir. Avustralya’da probate başvurusu yapılmış olması, Türkiye’deki mirasçılık ve tapu işlemlerinin her adımını gereksiz kılmaz. Aynı mirasbırakana ait farklı ülkelerdeki taşınır ve taşınmazların tek bir hukuki kategori olarak ele alınması çifte vergileme, mirasçılık belgesi ve yerel tapu işlemlerinde hata doğurabilir.
7. Vasiyetnameye itiraz, iptal davası ve saklı pay sorunu
Türk hukukunun uygulanacağı ölüme bağlı tasarruf uyuşmazlıklarında TMK m.557 vasiyetnamenin iptal sebeplerini düzenler. Kanunda irade sakatlıkları, tasarruf ehliyeti eksikliği, hukuka/ahlaka aykırılık ve şekil noksanlığı gibi farklı sebepler sayılmıştır. Ancak uluslararası vasiyetnamede şekil noksanlığı değerlendirilirken sadece TMK m.538’in el yazısı kuralına bakmak yeterli değildir; MÖHUK m.20/4 ve 1961 Lahey sözleşmesinin öngördüğü alternatif şekil rejimi de incelenir. Şeklen geçerli görülen bir belgenin başka iptal sebebi bulunması da mümkündür.
TMK m.559, iptal davasının hak düşürücü sürelerini belirler: davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl; her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden başlayarak iyi niyetli davalılara karşı on, iyi niyetli olmayanlara karşı yirmi yıl. Bunlar otomatik olarak bütün tenkis taleplerinin süresi değildir. Türk taşınmaz mirasında saklı pay karşılanmıyorsa TMK m.560 ve devamındaki tenkis kuralları ayrıca incelenir. Şekil geçerliliği ve saklı paya aykırılık iki farklı dava sebebidir.
Avustralya’da verilen vasiyetin “hiç tartışılamayacağı” veya “Türk mahkemesi yabancı vasiyeti mutlaka iptal eder” iddialarının ikisi de kanuni sisteme aykırıdır. Önce vasiyetnamenin ne zaman, nerede, kimler huzurunda yapıldığı ve hangi şekil hukukuna uygun olduğu belirlenir. Sonra Türk taşınmazı bakımından mirasçı sıfatları, saklı paylar, vasiyet alacaklısının hakkı ve davada ileri sürülen somut iptal sebebi incelenir. Uluslararası bağlantıyı görmezden gelerek yalnız belgenin düzenlendiği dille karar verilemez.
8. Avustralya vasiyetnamesi için belge kontrol listesi
- Vasiyetnamenin aslı ve düzenleme bilgileri: Düzenleme tarihi, eyalet, tanıklar, imzalar ve varsa değişiklik yazıları ayrı gösterilmelidir.
- Ölüm kaydı: Avustralya ölüm belgesi, kişinin kimlik bilgileri ve Türkiye’de ölüm tesciliyle ilişkilendirilmelidir.
- Vatandaşlık geçmişi: Tasarruf yapıldığı an ve ölüm tarihi itibarıyla vatandaşlık, MÖHUK m.20/5 ve sözleşmenin şekil bağlantıları için önemlidir.
- İlgili eyaletin şekil hukuku: Belgenin tanık ve imza şartlarını hangi resmî eyalet mevzuatına göre sağladığı belirlenmelidir.
- Probate veya diğer yabancı adli kayıt: Belgenin neyi doğruladığı, mahkeme kararının kapsamı ve kesinleşme niteliği ayrı tanımlanmalıdır.
- Türkçe tercüme ve tasdik: Hukukî terimler korunmalı, HMK m.223 ve belgenin resmî niteliğine göre gerekli onay usulleri uygulanmalıdır.
- Türkiye tapu kaydı: Taşınmazın ada/parsel ve mülkiyet payı doğru belirlenmeli, başka taşınmazlar aynı tapu gibi gösterilmemelidir.
- Mirasçı listesi ve saklı pay incelemesi: Türk hukukunun uygulanacağı taşınmazlar açısından tasarrufun maddi sınırı hesaplanmalıdır.
- Vasiyet açılması ve tebligat: TMK m.595–598 usul aşamaları ile iptal ve tenkis talepleri birbirinden ayrılmalıdır.
Avustralya’da alınan belgelere uygulanacak apostil işlemleri, vasiyetname şekli sözleşmesinden bağımsız bir tasdik konusudur. DFAT’ın hangi kamu belgesinin hangi koşulla tasdik edileceğine ilişkin resmî açıklamaları Avustralya DFAT tasdik rehberinden izlenir. Özel hukuk belgesiyle yabancı makamın düzenlediği resmî karar ve sicil kaydı farklı belgelerdir; apostilin ekonomik veya hukukî içeriğin tümünün doğruluğunu garanti ettiği iddia edilmemelidir.
Türkiye’deki hukuki sürecin vekâlet yoluyla yürütülmesi mümkündür. Ancak Avustralya’daki kişinin Türkiye’de vasiyet açılması veya tapu işlemleri için vereceği vekâletnamenin bu işlemleri kapsayıp kapsamadığı incelenmelidir. Avustralya’daki aile bireylerinden yalnız birinin elinde vasiyetname bulunması, diğer mirasçıların usule ilişkin tebligat veya dava haklarını ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde yabancı ülke mevzuatındaki “executor” sıfatının Türk tapu sicilinde sınırsız devir yetkisi doğurduğu varsayılmamalıdır.
9. Avustralya ve Türkiye miras dosyasını birbirine bağlamak
Avustralya’da vefat eden kişinin Türkiye’deki taşınmazı bakımından önce ölüm kaydının kimlikle eşleştirilmesi, ardından terekeye ilişkin Türk mevzuatının belirlenmesi ve yabancı vasiyetnamenin hukukî biçiminin doğrulanması gerekir. Bu işlem, Avustralya’daki bankalara ilişkin probate yönetiminden ayrı olabilir. Türkiye’deki intikal vergisi ve diğer idari yükümlülükler de vasiyetnamenin şekli geçerliliğinden bağımsızdır. Avustralya’da vefat eden kişinin Mersin taşınmazında ölüm tescili ve tapu intikali rehberi bu ikinci idari süreci ayrıntılandırır.
Mirasbırakanın Avustralya’da bir de facto relationship ilişkisi içinde olması, Türkiye’deki taşınmazda otomatik eş mirasçısı statüsü doğurmaz. Türk taşınmazları bakımından MÖHUK m.20/1 ve TMK’nın mirasçı kategorileri dikkate alınır. Vasiyetnameyle kazandırma yapılmışsa bunun maddi sınırları ayrıca incelenir. Konuya ilişkin NSW de facto ilişkisinin Türkiye’deki mirasa etkisi başlıklı inceleme ayrı bir arama niyetini karşılar.
Avustralya’da oturan mirasçı Türkiye’de avukat aracılığıyla evrak temini, vasiyetname açılması, mirasçılık ve gerektiğinde tapu işlemlerini organize edebilir. Ancak uluslararası hukuk bakımından nihai sonuç, sırf evrakın DFAT apostilli olmasına değil, vasiyetin şekil ve ehliyet hukukuna, Türk taşınmazına uygulanacak maddi miras kurallarına, ilgili mirasçıların haklarına ve Türkiye’deki usul işlemlerine bağlıdır. Dosya hazırlanırken her unsur ayrı başlık ve resmî kaynakla gösterilmelidir.
12 sık sorulan soru
1. Avustralya’da düzenlenen vasiyetname Türkiye’de geçerli olabilir mi?
Evet. MÖHUK m.20/4 ve uygulanabilir 1961 Lahey vasiyet şekli sözleşmesi, belirlenen alternatif hukukların şekline uygun vasiyetnamenin geçerliliğine imkan verir. Maddi miras koşulları ayrıdır.
2. Türkiye’deki eve hangi ülkenin miras hukuku uygulanır?
MÖHUK m.20/1, Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukukunun uygulanacağını açıkça düzenler.
3. Yabancı vasiyetnamenin mutlaka el yazısıyla olması gerekir mi?
Hayır. Türk hukukunun el yazılı vasiyetname şartı, MÖHUK m.20/4 ve 1961 Lahey sözleşmesinin alternatif şekil hukuku bağlantıları yok sayılarak her Avustralya belgesine otomatik uygulanamaz.
4. Avustralya da Türkiye de 1961 Lahey vasiyet şekli sözleşmesine taraf mı?
Evet. HCCH’nin taraf devlet tablosu Türkiye için 22 Ekim 1983, Avustralya için 21 Kasım 1986 yürürlük tarihini gösterir.
5. Lahey Vasiyet Sözleşmesi apostil sözleşmesiyle aynı mı?
Hayır. İkisi 1961 tarihli ayrı sözleşmelerdir; vasiyet sözleşmesi şekle uygulanacak hukuku, apostil sözleşmesi ise kamu belgesinin köken tasdikini konu alır.
6. Türkiye’nin 1961 Lahey vasiyet sözleşmesine çekincesi var mı?
Evet. HCCH kayıtlarında Türkiye’nin 9, 10 ve 12. maddelere ilişkin çekinceleri yer alır. Somut belgenin türüne göre bunlar değerlendirilir.
7. Avustralya probate belgesi Türkiye tapusunu otomatik devreder mi?
Hayır. Yabancı probate işlemiyle Türkiye’de vasiyetin açılması, mirasçı sıfatı ve taşınmaz tescilinin kanuni şartları ayrıdır.
8. Vasiyetnamenin yapıldığı eyalet önemli mi?
Evet. Avustralya federal devlet yapısı nedeniyle vasiyetname şekil ve probate usulleri bakımından ilgili eyalet veya bölge hukukunun tespiti önemlidir.
9. Yabancı vasiyetname Türkiye’de açılmalı mı?
TMK m.595–597, vasiyetnamenin teslimi, sulh hâkimince açılması ve ilgililere tebliği konularını düzenler. Yabancı belge için yetki ve usul bağlantıları ayrıca değerlendirilir.
10. Vasiyetnamenin şeklen geçerli olması saklı payı ortadan kaldırır mı?
Hayır. Türk hukukunun uygulandığı miras bölümünde TMK m.560 ve devamındaki saklı pay ve tenkis koşulları ayrı değerlendirilir.
11. Vasiyetnamenin iptali için süre var mı?
Türk hukukunun uygulandığı iptal davalarında TMK m.559 öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde iyi niyetli davalıya karşı on ve kötü niyetli davalıya karşı yirmi yıllık hak düşürücü süreleri düzenler.
12. Avustralya’daki mirasçı Türkiye’ye gelmeden işlemleri yürütebilir mi?
Usulüne uygun vekâletname ve gerekli yabancı belgeler hazırlanarak Türkiye’deki hukukî işlemler avukat aracılığıyla organize edilebilir. Miras ve tapu işlemlerinin ayrı kanuni şartları vardır.
Resmî kaynaklar
- Resmî Gazete — 5718 sayılı MÖHUK m.7 ve m.20
- Adalet Bakanlığı — 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.531–560 ve m.595–600
- HCCH — 1961 Vasiyet Tasarruflarının Şekline Uygulanacak Hukuk Sözleşmesi
- HCCH — taraf devletler ve yürürlük tarihleri
- HCCH — Türkiye çekinceleri (m.9, 10, 12)
- HCCH — Avustralya m.17 bildirimi
- DFAT — Avustralya belgelerinin tasdik usulü
İlgili site içi kaynaklar: Avustralya’da vefat ve Türkiye taşınmaz intikali, NSW de facto ilişki ve miras, Limited şirkette miras payı, Avustralya vekâletname ve yurt dışındaki müvekkiller.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
