Avusturya’daki Tanık Türkiye’de Nasıl Dinlenir? 1954 Lahey İstinabesi, 3726 Sayılı Kanun ve HMK 240 (2026)
Kısa ve net cevap
Avusturya’da yaşayan tanığın Türkiye’de görülen hukuk davasında dinlenmesi için mahkeme, 1954 Lahey Hukuk Usulü Sözleşmesi ve 16 Eylül 1988 Türkiye–Avusturya Ek Anlaşması kapsamında uluslararası istinabe isteyebilir. Tanık HMK m.240’a uygun listede gösterilir; talep Ek Anlaşma m.5 gereği Adalet Bakanlıkları kanalıyla iletilir; m.6 gereği Türkçe–Almanca onaylı belgeler hazırlanır. Avusturya, 1970 Lahey Delil Sözleşmesine taraf değildir.
Kısa özet: ilgili maddeler ve belge yolu
| Delil | Avusturya’daki tanığın Türk hukuk mahkemesi için dinlenmesi |
|---|---|
| Türk usulü | HMK 240, 241, 246, 259, 261 ve 263 |
| Devletler arası temel | 1954 Lahey Hukuk Usulü Sözleşmesi |
| Türkiye–Avusturya özel düzenleme | 16.09.1988 Ek Anlaşma m.5–8; 3726 sayılı Kanun |
| Merkezî makam | Adalet Bakanlıkları kanalıyla yazışma |
| Tercüme | Türkçe–Almanca onaylı tercüme |
| Uygulanmayan yol | 1970 Lahey Delil Sözleşmesi Avusturya için uygulanmaz |

1. Avusturya’daki tanığın ifadesi neden ayrı bir usul gerektirir?
Türkiye’de görülen bir hukuk davasında delil olarak bildirilen kişi Viyana, Graz, Linz, Salzburg veya Innsbruck’ta yaşıyorsa, mahkemenin onu Türkiye’deki tanık gibi doğrudan dinlemesi her zaman fiilen mümkün değildir. Tanığın yabancı bir devletin ülkesinde bulunması, Türk usul hukukundaki tanık gösterme kuralları ile uluslararası adlî yardımlaşma usulünün birlikte işletilmesini gerektirir. Sınır ötesi işlemin yapılması tanığın vatandaşlığına değil, nerede dinleneceğine ve iki ülke arasındaki geçerli sözleşmelere bağlıdır.
Adalet Bakanlığı, uluslararası hukuk istinabesi açıklamasında tanık ve bilirkişi dinlenmesini bu usulle yerine getirilebilen işlemler arasında açıkça sayar. Türkiye’deki mahkemenin talebi, Avusturya makamının kendi ülkesinde gerekli adlî işlemi yapmasına yönelir. Buna karşılık tanığın kendiliğinden Türk mahkemesinde hazır bulunması, yabancı makamdan istinabe talep edilmesiyle aynı işlem değildir. Önce delilin niçin gerekli olduğu, sonra hangi yolun kullanılacağı belirlenmelidir.
2. 1954 Lahey Sözleşmesi ve 1988 Türkiye–Avusturya Ek Anlaşması
Avusturya ile Türkiye, **1 Mart 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi**ne taraftır. İki ülke ayrıca **16 Eylül 1988 tarihli Ek Anlaşmayı** imzalamıştır. Bu ek düzenleme Türkiye’de **8 Mayıs 1991 tarihli 3726 sayılı Kanunla** uygun bulunmuş ve **18 Ekim 1992’de** yürürlüğe girmiştir. Uygulamada, yalnız 1954 Sözleşmesinin genel hükümleri değil, iki ülke arasındaki ek anlaşmanın özel iletişim ve tercüme hükümleri de gözetilmelidir.
Resmî ikili ek anlaşma metni doğrudan Adalet Bakanlığının sitesindedir. Uluslararası adlî yardım başvurusunda bu ülkeye özgü düzenlemenin atlanması, talebin yanlış makam üzerinden veya eksik dille gönderilmesine yol açabilir. Mahkeme dosyasında “Avrupa’da bir tanık dinlenecek” şeklinde genel bir ibare yerine “Avusturya’dan 1954 Lahey ve 1988 ikili ek anlaşma kapsamında istinabe” açıklaması yapılması hangi mevzuatın seçildiğini görünür kılar.
3. 1970 Lahey Delil Sözleşmesi neden Avusturya’ya uygulanmaz?
Türkiye, **18 Mart 1970 tarihli Yabancı Ülkelerde Delil Sağlanması Hakkında Lahey Sözleşmesi**ne taraftır. Fakat bu durum 1970 Sözleşmesinin Türkiye’deki her yurt dışı tanık delilinde uygulanacağı anlamına gelmez. Adalet Bakanlığının 63/2 sayılı Genelge ekindeki Avusturya tablosu, Avusturya’nın 1954 Hukuk Usulü Sözleşmesine taraf olduğunu, **1970 Delil Sözleşmesine ise taraf olmadığını** açıkça belirtir.
Bu nedenle Avusturya’daki tanık için 1970 sözleşmesinin başka taraf ülkeler bakımından öngördüğü merkezî makam biçimleri doğrudan ithal edilmemelidir. Lahey Konferansının 1970 Delil Sözleşmesi taraflık tablosu ile Türk Adalet Bakanlığının ülke listesi birbirini tamamlar. Yanlış sözleşmeye dayanmak başvurunun reddedileceği yönünde otomatik bir hüküm değildir; ancak dosyanın doğru hazırlanması, uygun hukuki yola dayanılmasıyla başlar.
4. Tanık listesi ve ispat vakıası: HMK m.240
**6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.240/1**, davanın tarafı olmayan kişilerin tanık gösterilebileceğini düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası tanık listesinde dinletilmek istenen vakıanın, tanığın adının soyadının ve tebliğe elverişli adresinin gösterilmesini ister. Avusturya’daki kişinin yalnız adının ve “Viyana’da yaşıyor” bilgisinin dilekçeye yazılması bu açık adres unsurunu karşılamaz. Yabancı ülkeye gönderilecek adlî yardımda adresin işlenebilir olması ayrıca önemlidir.
**HMK m.240/2**, gösterilen tanıkların dışında ikinci bir tanık listesi verilemeyeceğini düzenler. Maddenin üçüncü fıkrası ise eksik veya yanlış adres nedeniyle verilen kesin sürede adresin tamamlanmamasının sonuçlarını belirler. Avusturya’daki tanığın telefon numarası yararlı bir iletişim bilgisidir; ancak usulüne uygun adresin yerini otomatik olarak tutmaz. Tanığın hangi olayı doğrudan gördüğü ve bu olayın davadaki çekişmeli vakıayla bağı, listeye ve mahkeme talebine somut biçimde yazılmalıdır.
5. Tanığın dinlenmesi gerekli mi? HMK m.241
**HMK m.241**, mahkemenin gösterilen tanıklardan bir kısmını dinleyerek ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgi edindiğinde diğerlerinin dinlenmemesine karar verebilmesini düzenler. Dolayısıyla tanığın Avusturya’da bulunması nedeniyle özel bir uluslararası usul işletilecek olması, mahkemenin delilin gerekliliğine ilişkin değerlendirmesini ortadan kaldırmaz. Dilekçe sadece “bu kişiyi dinleyin” talebinden ibaretse mahkemenin neyi ispat edeceğini anlaması güçleşir.
İstinabe isteyen taraf, örneğin taraflar arasındaki sözleşmenin imza görüşmesine katılmış kişinin hangi sözleri duyduğu, ödeme tesliminin hangi tarihte gerçekleştiği veya işyerindeki olayın hangi aşamasına tanık olduğu gibi açıklamaları birbirinden ayırmalıdır. Yazılı delille doğrulanabilecek olay ile gerçekten tanığın kişisel bilgisiyle öğrenilebilecek olgu ayrıldığında hem mahkeme hem Avusturya makamı için işin konusu netleşir. Tanığın beyanı, dosyadaki mevcut belge ve uyuşmazlıkla ilişkilendirilmelidir.
6. Uluslararası istinabe, HMK m.259’daki yerel istinabe ile aynı mı?
**HMK m.259/1** uyarınca tanıklar esas itibarıyla davaya bakan mahkemede dinlenir. **m.259/4**, mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanığın bulunduğu yer mahkemesince dinlenmesine karar verilmesini düzenler. Bu hüküm, Türk usul hukukundaki istinabe çerçevesini açıklar. Ancak Avusturya’nın ayrı bir devlet olması nedeniyle Türk mahkemelerinin yabancı mahkemeye kendi ülkesindeki bir mahkeme gibi doğrudan emir vermesi mümkün değildir.
Yurt dışı istinabede 1954 Lahey Sözleşmesi, 1988 Ek Anlaşma ve Bakanlığın uygulama açıklamaları devreye girer. İç hukukta delilin niçin ve hangi usulle alınacağı HMK’ya göre gerekçelendirilirken yabancı devletteki icra işlemi sözleşmeye uygun şekilde talep edilir. Bu ayrımı korumak, dilekçede yalnız “HMK 259’a göre Viyana mahkemesine yazı yazılsın” formülünün yeterli sanılmasını önler.
7. 1988 Ek Anlaşma m.5: talepler hangi makamlar arasında gider?
Türkiye–Avusturya Ek Anlaşmasının **5. maddesi**, diğer akit devlette bulunan kişiler hakkındaki istinabe taleplerinin talep eden devletin Adalet Bakanlığından talep edilen devletin Adalet Bakanlığına iletilmesini düzenler. Talep edilen Bakanlık, adlî yardım işlemini kendi iç hukukunun öngördüğü şekil ve koşullarla yerine getirir. Yapılan işlem belgeleri de aynı bakanlık kanalıyla geri gönderilir. Yerine getirilememe durumunda bunun nedenleri bildirilir.
Bu düzenleme, tanığın Avusturya’da bulunduğu bilgisiyle Türkiye’deki avukatın doğrudan bir Avusturya mahkemesine gönderdiği özel mektubun resmî istinabe talebi yerine geçmeyeceğini gösterir. Türk mahkemesi talebi oluşturur; Adalet Bakanlığının Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü merkezî makam işlevini yürütür. İletim zinciri, usule uygun talebin yabancı ülkede yetkili adlî makama yöneltilmesi için önemlidir. Bakanlığın açıklaması merkezî makamı da açıkça belirtir.
8. Ek Anlaşma m.6: Türkçe ve Almanca tercüme
**1988 Ek Anlaşma m.6**, Adalet Bakanlıkları arasındaki takdim yazılarının Türkçe ve Almanca hazırlanacağını, tebliğ ve istinabe evrakının talep edilen devletin diline tasdikli tercüme ettirileceğini düzenler. Aynı madde, Türkçe ve Almanca birer nüshanın yeterli olduğunu belirtir. Adalet Bakanlığının 2025 tarihli 63/2 ek açıklamasında da Avusturya için talepname ve eklerinin Türkçe ve Almanca onaylı tercümeleriyle hazırlanması öngörülür.
Bu nedenle yalnız Türkçe mahkeme ara kararını veya tanık soru listesini göndermek dosyanın tercüme gereğini karşılamaz. Soru listesi, istenilen belge, tanığın kimlik bilgisi ve talebin kapsadığı işlem anlaşılır Almancaya aktarılmalıdır. Dilekçede geçen şirket unvanı, tarih, para birimi veya sözleşme maddesinin tercümede değişmemesi esastır. Mahkemenin yazı işleri birimiyle Bakanlığın ilgili güncel örnek formunun hangi ekleri istediği kontrol edilmeli; eski uygulama örneklerinden farklı nüsha sayıları körlemesine aktarılmamalıdır.
9. Ek Anlaşma m.7: taraflar dinleme tarihini öğrenebilir mi?
**1988 Ek Anlaşma m.7**, talep eden mahkemenin istemesi halinde istinabenin yapılacağı yer ve tarihin, dava taraflarına zamanında bildirilmek üzere talep eden mahkemeye haber verilmesini öngörür. Bu bilgi alışverişi de Adalet Bakanlıkları kanalıyla yürütülür. Dolayısıyla tarafların dinleme gününün bildirimi hakkında doğrudan yabancı mahkeme kalemiyle kurdukları gayriresmî iletişim, resmî yazışmaya eşdeğer kabul edilmemelidir.
Tarafın tanık dinlenmesi sırasında hazır bulunma beklentisi varsa bu hususun uygun içerikte istinabe talebine yansıtılması gerekir. Bununla birlikte hangi usulî katılım biçiminin mümkün olduğu Avusturya’nın iç hukukuna ve sözleşmedeki koşullara bağlıdır. Tarih bildiriminin öngörülmesi, Türk mahkemesindeki çapraz sorgu düzeninin yabancı makam önünde aynen işletileceğine dair otomatik hak yaratmaz. İstenilen usul işlemi, sözleşmenin 5. maddesindeki “talep edilen devlet mevzuatına aykırı olmama” sınırıyla birlikte değerlendirilmelidir.
10. Tanığa hangi sorular yöneltilmelidir?
İstinabe talebinin temel amacı, Türkiye’deki çekişmeli vakıa hakkında somut bilgi elde etmektir. Tanığın önce tarafları nereden tanıdığı, olayın gerçekleştiği tarih ve yer, hangi aşamayı kişisel olarak gözlediği sorulur. Ardından sözleşme görüşmesi, ödeme, teslim, bildirim veya taraf beyanı gibi davanın ispat konusu olgularına ayrılmış açık sorular sorulur. “Davalı haksız mıdır?” gibi nihai hukuki değerlendirmeyi tanığa yükleyen sorular, tanığın olgusal bilgi verme işlevinden uzaklaşır.
Tanığın kendisinin görmediği olaylar hakkında duyum aktaracak olması, beyanın değerlendirilmesi sırasında önem taşır. Soru listesinde tek cümlede birden fazla olayı karıştırmamak, tarihleri ve aktörleri belirgin yazmak gerekir. Almanca tercüme, soru kalıbının anlamını değiştirmemelidir. Tanık, olay yerinde bulunmuş bir tercüman, işyeri çalışanı veya ticari görüşme katılımcısıysa tanıklığına güveni etkileyebilecek ilişkiler dosyada gizlenmemelidir. Bu yaklaşım **HMK m.254 ve m.255** kapsamında kimlik ve güvenilirlik değerlendirmesini destekler.
11. Tanığın kimliği, taraf ilişkisi ve olası çekinme
**HMK m.254**, tanığın kimliği, mesleği, adresi ve taraflarla ilişkisinin dinleme sırasında sorulmasını düzenler. **HMK m.247–252** ise tanıklıktan çekinme sebeplerinin ve ileri sürülme yönteminin çerçevesini çizer. Davacıya akraba olan kişinin otomatik olarak tanık olamayacağı şeklinde genel bir yasak yoktur; ancak kanundaki çekinme halleri ile beyanın güvenilirliği farklı başlıklardır.
Avusturya’daki tanığın görev yaptığı şirketin uyuşmazlığın tarafıyla mali ilişki içinde olması veya kişinin meslek sırrı taşıyan bilgiye sahip olması, hem tanıklık biçimi hem soruların kapsamı bakımından değerlendirilmelidir. Yabancı ülkede icra edilecek dinlemede Avusturya usul kuralları da önem kazanacağından Türk HMK’daki bütün yaptırımların yabancı makam önünde bire bir uygulanacağı varsayılmamalıdır. Talep edilen sorular ve çekinme iddiaları, hem Türk dosyasındaki hukuki önemleri hem yabancı devletin icra yetkisi çerçevesinde ele alınır.
12. HMK m.246 uyarınca yazılı soru kâğıdı yeterli olabilir mi?
**HMK m.246**, gerekli görülen hâllerde hâkimin tanığa sözlü dinleme yerine belirlenen süre içinde yazılı cevap vermesi için soru kâğıdı göndermesine karar verebilmesini düzenler. Aynı hüküm, yazılı cevapların yeterli olup olmadığının hâkimin takdirinde olduğunu ve gerekirse tanığın ayrıca dinlenebileceğini belirtir. Bu düzenlemenin varlığı, tarafın Almanya veya Avusturya’da yaşayan tanıktan özel mesajla cevap almasının mahkeme huzurunda verilmiş resmî tanık beyanına eşdeğer olacağı anlamına gelmez.
Bir tarafın kendi hazırladığı e-posta soru listesi, mahkeme kararı ve ilgili usul güvenceleriyle düzenlenen soru kâğıdı arasında fark vardır. Avusturya ülkesinde resmi delil işlemi isteniyorsa ikili adlî yardım düzeni de göz önünde bulundurulur. Dosyada sözlü tanıklığın neden gerekli olduğu, yazılı yanıtla elde edilemeyecek hususların bulunup bulunmadığı açıkça gerekçelendirilmelidir. Yazılı cevaplarla yüz yüze sorgulama aynı delil yöntemi değildir.
13. Tanık Almanca konuşursa HMK m.263 ne sağlar?
**HMK m.263/1**, Türkçe bilmeyen tanığın tercüman aracılığıyla dinleneceğini düzenler. Tanık Türkiye’de dinleniyorsa bu hükmün doğrudan önemi vardır. Bununla birlikte Avusturya’da adlî yardım kapsamında gerçekleştirilen dinleme, yabancı makam önündeki usule göre yürütülür. Türkiye’ye gelecek ifade tutanağı ve eklerinin anlaşılıp değerlendirilmesi için gerekli resmî tercüme düzeni ayrıca gözetilir.
Tanığın Almanca dışında başka bir dil kullanması, istinabe talebini yalnız Türkiye’deki tarafın seçtiği dilde hazırlama imkânı yaratmaz. Türkiye–Avusturya Ek Anlaşması m.6’daki Türkçe–Almanca resmî belge ve tercüme düzeni korunmalıdır. Dil ihtilafı yaşanıyorsa talepname içinde tanığın kullandığı dil açıkça bildirilir. Tercümenin içeriği, özellikle sayı, tarih, olumsuzluk ve hukuki sıfatlar yönünden denetlenir; kendi içinde çelişen tercümeye dayanılarak sonuç çıkarılmamalıdır.
14. Türk avukatın yalnız gönderdiği sorular neden yeterli değildir?
Avusturya’da yaşayan kişi, kendisine gelen e-posta sorularına ayrıntılı yanıt verebilir; ancak bu cevapları HMK’ya göre mahkemede dinlenmiş tanıkla bir tutmak doğru değildir. Yargılamada tanığın usule uygun dinlenmesi, kimlik tespiti, doğruyu söyleme yükümlülüğüne ilişkin işlemler ve beyanın tutanağa bağlanması önem taşır. **HMK m.256–261** Türk mahkemesindeki bu sürecin esaslarını düzenler.
Yabancı makamın istinabeyi icrasında kendi usul hükümlerini uygulaması, Türk dosyasında delilin nasıl değerlendirileceği sorununu ortadan kaldırmaz. Tarafça sunulmuş serbest biçimli yazılı açıklama, uygun hukuki işlem yapılmadan mahkeme tarafından ikili ek anlaşmaya göre yerine getirilmiş istinabe sonucu olarak gösterilmemelidir. İfade tutanağı, düzenleyen makam ve tarih bilgisiyle dosyada tanınabilir olmalıdır. Belgeyi oluşturan yöntemi gizlemek delilin ispat gücünün doğru tartışılmasına engel olur.
15. Adres bulunamazsa Ek Anlaşma m.8 ne öngörür?
**1988 Ek Anlaşma m.8**, tebligat veya istinabe talebini alan mahkemenin yetkili olmaması durumunda talebi kendiliğinden yetkili mahkemeye sevk edeceğini düzenler. Talepte adı geçen kişi belirtilen adreste bulunamazsa gerekli adres tespit girişimlerinde bulunulması da maddede yer alır. Bununla birlikte bu düzenleme, tanık listesinde açık adres gösterme sorumluluğunu ortadan kaldıran sınırsız bir adres arama hizmeti değildir.
**HMK m.240/3** kapsamında eksik adres nedeniyle mahkemece verilen kesin sürenin kaçırılması Türk davası açısından olumsuz sonuç doğurabilir. İki ayrı norm böylece birlikte uygulanır: Türk mahkemesine zamanında ve usulüne uygun tanık listesi sunulması, yabancı makamda ise sözleşmenin öngördüğü icra ve sevk mekanizması. Adres değişikliğini öğrendiğinde bunu Türk mahkemesine hemen bildiren taraf, yabancı makamın önceki adrese gidip sonuç alamaması nedeniyle oluşacak gereksiz yazışma zincirini azaltır.
16. İstinabe talebinde süre ve yargılama takvimi
Yurt dışından delil toplanması, yabancı mahkeme ve bakanlıklar arasındaki resmi iletişime bağlı olduğundan sıradan bir yerel duruşma gününe göre farklı bir işlem takvimi doğurur. Mahkeme, tanığın dinlenmesinin uyuşmazlık için önemini değerlendirirken aynı zamanda yargılamanın düzenli yürütülmesini gözetir. Taraf açısından işin gecikmesi tek başına tanıktan vazgeçilmesi gerektiği anlamına gelmez; ancak usule uygun liste, adres ve soru hazırlığının geç yapılması gecikmeye yol açar.
İki ülke anlaşmasında “her tanık mutlaka belirli sayıda gün içinde dinlenecektir” şeklinde genel bir kesin süre öngörülmüş gibi davranılmamalıdır. Geri dönüş tarihi, talep edilen makamın işlem koşullarına ve dosyanın eksiksizliğine bağlıdır. Bu nedenle dava takibinde mahkemenin ara karar tarihi, Bakanlığa sevk, yabancı makam yanıtı ve ifade evrakının dönüşü ayrı izlenir. Sözlü duruşma ertelemesi ile resmî istinabenin evrak aşamalarını birbirine karıştırmamak gerekir.
17. Tebligat ve istinabe neden aynı işlem değildir?
Yabancı ülkede davalıya dava dilekçesinin veya duruşma gününün bildirilmesi tebligat; tanığın beyanının alınması veya yabancı kurumdaki kaydın toplanması ise istinabe niteliğindedir. Her ikisi sınır ötesi adlî iş birliğini gerektirse de talebin amacı ve ekleri farklıdır. Adalet Bakanlığı hukuk istinabe açıklamasında bu ayrımı özellikle belirtir ve tebligat için farklı bir genelgenin uygulanacağını söyler.
Yurt dışındaki kişiye tebligat rehberimiz bu ayrı yolu açıklar. Avusturya’daki tanığın mahkeme tarafından dinlenmesi istenirken yalnızca tebligat evrakı hazırlanması yeterli değildir. Tanığa sorulması istenen sorular, hangi delilin toplanacağı ve resmi istinabe talepnamesi gerekli işlemlerin parçasıdır. Davaya taraf kişinin Almanya veya Avusturya adresine dava dilekçesinin gönderilmesiyle tanık dinlenmesi birbirinin yerine geçmez.
18. Türk mahkemesine verilecek somut talep örneği
İstinabe isteyen taraf dilekçesinde, tanığın adı soyadı ve Avusturya’daki tebliğe elverişli adresini; öğrenilen vakıayı; dinlenmenin hangi çekişmeli olguyu açıklayacağını; gerekli soru başlıklarını ve Türkiye–Avusturya Ek Anlaşması dayanağını ayrı yazmalıdır. Talep, mahkemeden uluslararası istinabe ara kararı kurularak Adalet Bakanlığı kanalıyla Avusturya yetkili makamlarından dinleme yapılmasının istenmesine yönelir. Eklenecek tercümelerin, aynı talepname metniyle tutarlı olması aranır.
Dilekçeye maddelerden oluşan uzun fakat konu dışı bir soru kataloğu eklemek, asıl olayın açıklanmasını zorlaştırır. “Tanığa borcun var olup olmadığı sorulsun” yerine somut ödeme görüşmesinin tarihi, katılımcıları ve duydukları gibi olgusal sorular hazırlanmalıdır. Bakanlığın 63/2 genelgesi ve Almanca talepname bağlantıları kullanılarak güncel form türü kontrol edilir. Tanık listesi için HMK m.240, yabancı ülkede icra için ikili anlaşma m.5–7 hukuki dayanak olarak ayrı gösterilir.
19. Mahkeme kararı ve tercüme belgeleri nasıl denetlenir?
Talepname gönderilmeden önce Türk mahkemesinin istinabe ara kararı, tanığın dinlenmesi gereken olgular, adres bilgileri ve belgenin hangi makama gönderileceği karşılaştırılmalıdır. Ekleri Almancaya çeviren kişi, mahkeme kararındaki tarihleri ve tanığın kimlik bilgilerini eksiksiz yansıtmalıdır. Kurumun istemediği belgeleri yalnız dosyayı kalabalıklaştırmak için eklemek yerine, sorulara konu belgeler seçilir.
Avusturya ile ikili anlaşmada Türkçe ve Almanca metin gereğinin bulunması, yabancı tanığın her türlü özel belgeyi apostilsiz göndermesinin otomatik yeterli olduğu sonucunu doğurmaz. Tanık beyanı ve yabancı resmî belgenin mahkemede kullanılma usulü birbirinden ayrılır. Dosyaya dönen yabancı ifade tutanağında ilgili makam, tarih ve beyanın kapsamı doğrulanmalıdır. Tercüme yalnızca sonucun bir cümlelik özetini değil, delil değerlendirmesi için gerekli tam bağlamı yansıtmalıdır.
20. İstinabe sonucu gelince HMK uyarınca değerlendirme
Avusturya makamından ifade tutanağı döndüğünde Türk mahkemesi bu belgeyi uyuşmazlığın diğer delilleriyle birlikte değerlendirir. Tanığın anlattıkları tek başına her davada kesin ispat sonucu yaratmaz. Beyanın dayandığı bilgi kaynağı, olay tarihi, taraflarla ilişki ve dosyadaki yazılı belgelerle uyumu incelenir. Taraf, yabancı dildeki tutanağın tercümesinde hata görürse bu itirazını somut ibare ve anlam değişikliği üzerinden açıklamalıdır.
İfadenin yetersiz olması, hangi sorunun yanıtsız kaldığı ve bunun davanın sonucuna etkisi üzerinden tartışılır. **HMK m.246** yazılı cevapların yetersizliği halinde yeniden dinleme imkânını; **HMK m.261** Türk mahkemesindeki tanık dinleme ve tutanak sistemini düzenler. Uluslararası yeniden istinabe kararı verilecekse tekrar aynı genel ifadeleri yollamak yerine önceki tutanaktaki açıklık eksikliği belirtilmelidir. Bu hem gerçek hukuki sorun üzerinde durulmasını hem usul ekonomisinin korunmasını sağlar.
21. Avusturya’da yaşayan müvekkil nasıl takip yapabilir?
Türkiye’deki dava dosyası Mersin, İstanbul veya başka bir şehirde açılmışken tanık Avusturya’da bulunabilir. Müvekkilin kendisinin de Avusturya’da ikamet etmesi, dosyadaki tanık deliline ilişkin taleplerin Türkiye’deki usul hukukuna göre hazırlanmasını değiştirmez. İşlemin niteliğine uygun vekâletname verilerek avukat aracılığıyla dava ve istinabe başvuruları takip edilebilir; yabancı tanığın hangi mahkemede ve ne şekilde dinleneceği ise resmi kurum iş birliğiyle belirlenir.
Yurt dışındaki taraf duruşmaya gelemezse ne olur? ile yurt dışından vekâletname düzenlenmesi konulu mevcut yazılar, bu rehberden farklı soruları ele alır. Türkiye genelindeki dosyalar Mersin’deki hukuk bürosundan yönetilip koordine edilebilir. Avusturya tanığının beyanına ulaşmanın resmî yolu ise taraf vekâletiyle değil, mahkemenin uluslararası istinabe talebiyle tamamlanır.
22. Resmî kaynaklar, maddeler ve 2026 belge kontrolü
Bu rehberin birincil iç hukuk kaynağı 6100 sayılı HMK m.240–246, m.247–255, m.259, m.261 ve m.263; uluslararası dayanağı 1954 Lahey Hukuk Usulü Sözleşmesi ile **16 Eylül 1988 Türkiye–Avusturya Ek Anlaşması m.5–8** ve **3726 sayılı Kanun**dur. Talepname ve Almanca tercüme düzeni, Adalet Bakanlığı Genelge 63/2 ve onun Avusturya özel uygulamalar eki üzerinden doğrulanır.
Adalet Bakanlığının uluslararası hukuk istinabesi resmî bilgilendirmesi tanık dinleme, belge ve bilgi temini ile yabancı yetkili makam iş birliğinin kapsamını gösterir. Metnin araştırma ve kaynak kontrol tarihi **29 Ekim 2026**’dır. Bu içerik, Avusturya adli makamının somut dosyada ne zaman ve nasıl işlem yapacağına dair garanti içermez; uygulanacak kanun ve iki devletli resmî yazışma prosedürünü doğru ayırır. Dosyada bulunmayan bir yabancı mahkeme kararı veya uygulanmayan bir 1970 delil yolu varmış gibi sunulmamıştır.
12 sık sorulan soru
Avusturya’daki tanık için temel anlaşma hangisidir?
Türkiye ile Avusturya bakımından 1954 Lahey Hukuk Usulü Sözleşmesi ve 1988 tarihli ikili Ek Anlaşma uygulanır.
1970 Lahey Delil Sözleşmesi Avusturya için geçerli mi?
Adalet Bakanlığının ülke tablosuna göre Avusturya 1970 Lahey Delil Sözleşmesi tarafı değildir.
1988 Ek Anlaşma hangi kanunla onaylandı?
Ek Anlaşma 8 Mayıs 1991 tarihli 3726 sayılı Kanunla uygun bulunmuş ve 18 Ekim 1992’de yürürlüğe girmiştir.
Tanık listesine yalnız Viyana yazmak yeterli mi?
Hayır. HMK m.240/2 tanığın adı soyadı, tebliğe elverişli adresi ve dinletilecek vakıanın gösterilmesini ister.
Tanık doğrudan Avusturya mahkemesine başvurularak dinletilir mi?
1988 Ek Anlaşma m.5, istinabe talebinin Adalet Bakanlıkları kanalıyla iletilmesini düzenler.
Tanık soruları Almancaya çevrilmeli mi?
Ek Anlaşma m.6 ve Adalet Bakanlığı 63/2 uygulaması gereği talepname ve ilgili ekler Türkçe–Almanca onaylı tercümeleriyle hazırlanır.
Duruşma tarihinin taraflara bildirilmesi istenebilir mi?
Ek Anlaşma m.7, talep eden mahkeme isterse yabancı istinabenin yer ve tarih bilgisinin resmî kanalla bildirilebileceğini düzenler.
HMK m.259 yabancı istinabe için tek başına yeterli mi?
Hayır. HMK m.259 tanığın dinlenilmesine ilişkin iç hukuk kuralıdır; yabancı devlet işlemi için ilgili uluslararası anlaşma uygulanır.
Mahkeme yazılı soru kâğıdı gönderebilir mi?
HMK m.246, hâkimin gerekli görmesi durumunda yazılı cevap istemesine imkân verir; bu tarafın özel e-postasıyla aynı işlem değildir.
Tanık Türkçe bilmiyorsa ne olur?
Türkiye’de dinlenmesinde HMK m.263 tercüman öngörür; Avusturya makamındaki dinleme ise ilgili yabancı ülke usulüne tabidir.
Yanlış adresin sonucu ne olabilir?
HMK m.240/3’te verilen kesin sürede adres tamamlanmaması tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılmasına yol açabilir.
Tanığın ifadesi geldikten sonra dava kesin kazanılır mı?
Hayır. Tanık ifadesi diğer delillerle birlikte, olgulara ve usul kurallarına göre mahkemece değerlendirilir.
Mersin ofis konumu
İstanbul Ofisi – Polaris Plaza, Maslak / Sarıyer
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul
İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerimizden Türkiye genelindeki dosyalar, görev ve yetki kuralları ile gerekli yerel işlemler dikkate alınarak koordine edilir. Yüz yüze görüşme için randevu sırasında tercih ettiğiniz ofisi belirtiniz.
İstanbul ofisini Google Haritalar’da açın · İletişim ve randevu
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
