Belçika’daki Şirket Türkiye’deki Borçluya İhtiyati Haciz Koydurabilir mi? İİK 257–264 (2026)
Kısa ve net cevap
Belçika’da kurulu bir şirketin Türkiye’deki borçlusuna karşı ihtiyati haciz istemi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257–265. maddelerindeki şartlarla değerlendirilir. Vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş para alacağı için İİK m.257/1, vadesi gelmemiş alacak için m.257/2’deki sınırlı haller uygulanır. Kararın verildiği tarihten itibaren 10 günlük infaz istemi ve somut duruma göre 7 günlük tamamlayıcı takip/dava süresi önemlidir. Yabancı tüzel kişi bakımından MÖHUK m.48 ile İİK m.259 teminatları birbirinden ayrılır.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
Kısa özet: alacağı koruyan hükümler
| İşlem | Kanun maddesi |
|---|---|
| Rehinsiz ve muaccel para alacağı | İİK m.257/1 |
| Vadesiz borçta sınırlı haciz sebepleri | İİK m.257/2 |
| Delil ve mahkemenin değerlendirmesi | İİK m.258 |
| Haksız haciz zararına karşı güvence | İİK m.259 |
| 10 gün içinde infaz istemi | İİK m.261 |
| 7 gün içinde takip veya dava yükümlülüğü | İİK m.264, koşullara göre |
| Borçlu ve üçüncü kişi itirazı | İİK m.265 |
| Yabancı alacaklının teminatı | MÖHUK m.48 |

Belçika alacaklısının Türkiye’de ihtiyati haciz istemesi ile alacağı tahsil etmesi farklı işlemlerdir
Belçika’da kurulu bir şirketin Türkiye’deki alıcıya mal satması veya hizmet sunması ve fatura bedelini tahsil edememesi halinde, uyuşmazlık yalnız Belçika sınırlarıyla sınırlı olmayabilir. Borçlunun Türkiye’de banka hesabı, taşınmazı, taşıtı ya da başka malvarlığı bulunuyorsa Türk hukukunda alacağı korumaya yönelik geçici hukuki araçlar değerlendirilir. İcra ve İflas Kanunu m.257 ve devamında düzenlenen ihtiyati haciz, uygun koşullarda para alacağı için borçlunun malvarlığının geçici olarak haczine olanak verir.
İhtiyati haciz alacağın varlığını kesin hükme bağlayan nihai bir dava değildir. Alacaklı, kararın alınmasından sonra kanunun öngördüğü sürelerde icra veya esas dava işlemlerini yürütmelidir. Alacaklı Belçika vatandaşı gerçek kişi yerine Belçika tüzel kişisi ise usulî teminat ve şirketi temsil etme yetkisi ayrıca önem taşır. Somut dosyada Belçika mahkemesi hükmünün bulunması, yalnız ticari sözleşmenin varlığı ya da Türkiye’de açılmış alacak davası olması farklı başvuru ve delil rejimlerine yol açabilir.
İİK madde 257/1: vadesi gelmiş ve rehinle teminat altına alınmamış para alacağı
İİK m.257/1, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borcunun alacaklısına, borçlunun kendi elindeki veya üçüncü kişilerin elindeki taşınır ve taşınmazlarını, alacaklarını ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirme olanağı tanır. Belgelerin yalnız Belçika’da düzenlenmiş olması bu hükmün uygulanmasını kendiliğinden engellemez. Alacağın para alacağı olması, muacceliyet ve rehin durumu dosyada açıkça gösterilmelidir. Bütün ticari uyuşmazlıklarda otomatik ihtiyati haciz sağlanacağı düşünülmemelidir.
Vadenin gelip gelmediği; sözleşme hükmü, faturaya ilişkin ödeme koşulu, teslim ve kabul tutanağı, tarafların yazışmaları ve varsa temerrüt bildirimi üzerinden belirlenir. Rehinle güvence altına alınmış alacak açısından m.257/1’deki düzenlemenin sınırı önemlidir. Birden fazla fatura ve birden çok vade bulunduğunda her kalem için muacceliyet ve alacak tutarı ayrı hesaplanmalıdır. Başvuruda yalnız tüm faturaların toplamını yazmak, bunların her birinin hangi şartla istenebilir olduğunu kanıtlamaya yetmez.
İİK madde 257/2: vadesi gelmemiş alacakta iki ayrı koşul
Vadesi henüz gelmemiş para alacağı bakımından İİK m.257/2 daha dar bir yol öngörür. Borçlunun belirli yerleşim yerinin bulunmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemesi, kaçırması, kendisinin kaçmaya hazırlanması ya da alacaklıya zarar verici hileli davranışlara yönelmesi gibi kanunda sayılan olguların bulunması gerekir. Bu iki başlık soyut ticari endişeyle doldurulamaz. Borçlunun mal kaçırma niyetiyle ilgili iddiaya dayanak somut emareler sunulmalıdır.
Borçlu şirketin ticari satış yapması, banka hesabından ödeme gerçekleştirmesi veya depo değiştirmesi tek başına hukuka aykırı mal kaçırma girişimi anlamına gelmez. Bu fiillerin borçtan kaçınma amacı ve olaya özgü bağlantısı ayrıca açıklanır. Belçika’daki alacaklı, malvarlığı araştırmasında elde ettiği kayıtların hukuka uygunluğunu ve tarihlerinin doğruluğunu gözetmelidir. Mahkeme, kanunda sayılan hallerin gösterilip gösterilmediğini değerlendirirken kesin hüküm için gereken tüm delil düzeyini zorunlu kılmadan ihtiyati korumanın koşullarını inceler.
İİK madde 258: mahkemeye kanaat verecek alacak delilleri
İİK m.258, alacaklının alacağı ve gerektiğinde ihtiyati haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermesini şart koşar. Bu, başvurunun yalnız ticari faturanın başlığını yazmakla tamamlanamayacağı anlamına gelir. Belçika’da düzenlenen sözleşme, sevk irsaliyesi, CMR taşıma belgesi, teslim teyidi, ödeme planı, banka hareketi veya alacağın kabulüne ilişkin yazışma uyuşmazlığın niteliğine göre yardımcı delil olabilir.
Alacağın dayanaksız biçimde kesin olduğu ileri sürülmemelidir. Borçlunun sözleşmede savunduğu kalite eksikliği, karşılıklı borç veya teslim itirazları varsa bunların başvuruda gizlenmesi hukuki risk doğurur. Mahkemenin alacak yönünden kanaat oluşturacağı delil zinciri, tutarlı belge ve tarihlerden kurulmalıdır. İİK m.258, mahkemeye tarafları dinleyip dinlememe konusunda takdir yetkisi verdiğinden borçlunun dinlenmemesi tek başına kararın hukuka aykırı olduğunu göstermez; bu durumda m.265 itiraz rejimi ayrıca gündeme gelir.
Belçika şirketinin KBO/BCE kaydı ve Türkiye’de dava açma yetkisi
Belçika şirketinin Türkiye’de başvuru yapabilmesi için ilk aşamada gerçek tüzel kişi kimliği ve onu temsile yetkili organ belirlenir. Belçika Crossroads Bank for Enterprises (KBO/BCE) kaydı, işletmenin resmî kayıt bilgileri ve temel şirket kimliği konusunda başlangıç kaynağıdır. Bununla birlikte şirketi temsil yetkisinin ve güncel imza durumunun hangi belgeyle ispatlanacağı, kuruluş şekline ve Belçika şirketler hukukuna göre ayrıca incelenir.
Türkiye’de vekille işlem yürütülecekse şirketin yetkilisi tarafından düzenlenen ve kullanılacağı işleme elverişli vekâletname sağlanmalıdır. Belçika ticaret sicilinden alınan basit ekran görüntüsü, Türk mahkemesinin ihtiyaç duyduğu bütün yetki ve temsil kayıtlarının yerine geçtiği varsayımına dayandırılmamalıdır. Şirketin Belçika’da tasfiye veya iflas sürecinde olması halinde dava açma ve temsil yetkisi farklılaşabilir. Konunun şirket belgeleri yönü için sitedeki Belçika KBO/BCE kaydının Türkiye’de kullanımı yazısı ayrıca incelenebilir.
Yabancı alacaklı için MÖHUK madde 48 teminatı
5718 sayılı MÖHUK m.48/1, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişinin yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermesini öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrası, karşılıklılık esasına göre teminattan muafiyet düzenler. Belçika’da kayıtlı şirket bakımından karşılıklılığın varlığı, uygulanabilir anlaşma, kanun veya fiilî uygulama kapsamında belgelenmeden kesin olarak ‘teminat yok’ denilmemelidir.
Belçika’da yaşayan Türk vatandaşıyla yalnız Belçika vatandaşı olan gerçek kişi aynı usulî statüde değildir. Yabancı tüzel kişi bakımından şirketin kuruluş devleti ve temsil kayıtları esas alınır. Teminata ilişkin uluslararası sözleşme veya mütekabiliyet muafiyeti bulunduğu ileri sürülüyorsa bu dayanak açıkça belirtilir. Sitede mevcut yabancı davacının teminat göstermesi rehberi genel normu ayrıntılandırmaktadır.
İİK madde 259 güvencesi ile MÖHUK madde 48 aynı teminat değildir
İİK m.259, ihtiyati haczin haksız çıkması nedeniyle borçlunun veya üçüncü kişinin uğrayabileceği zararların güvence altına alınmasına ilişkindir. Kural olarak alacaklıdan güvence istenir. İlam dayanağında teminat aranmamasına; ilam niteliğinde belge dayanağında ise mahkemenin takdirine ilişkin açık hükümler vardır. İİK m.259 gereğince teminat oranının bütün dosyalarda sabit yüzde 10 veya yüzde 15 olduğu şeklindeki genellemenin kanuni temeli yoktur. Mahkemenin kabul ettiği güvence miktarı dosyaya özgü belirlenir.
MÖHUK m.48’in amacı ise yabancı gerçek veya tüzel kişinin dava veya takip nedeniyle doğurabileceği yargılama/takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını güvence altına almaktır. Bu iki düzenlemenin uygulanma sebepleri farklı olduğundan, MÖHUK m.48 bakımından karşılıklılığa dayalı muafiyet sağlanması ihtiyati haciz talebinin İİK m.259 yönünden hiçbir zaman güvenceye tabi olmayacağı anlamına gelmez. Mahkeme, her teminat talebinin kanuni temelini ve olaydaki uygulanma koşullarını ayrı göstermelidir.
Belçika mahkeme kararı varsa neden ayrı tenfiz incelemesi gerekir?
Belçika’da alacak davası kazanılmış ve karşı taraf aleyhine para ödeme hükmü kurulmuşsa, bu kararın Türk icra sisteminde yerine getirilebilmesi bakımından MÖHUK m.50 ve devamı gündeme gelir. İİK m.259’da geçen ‘ilam’ ve ‘ilam mahiyetinde belge’ ayrımı, yabancı bir kararın Türkiye’de bütün hukuki sonuçlarının kendiliğinden kabul edildiği anlamına gelmez. Belçika ilamının Türkiye’de tenfiz gerektirip gerektirmediği, kararın hukuki niteliği ve tenfizin durumu ayrı incelenmelidir.
Henüz Belçika mahkemesine başvurulmamış bir sözleşme alacağı ile kesinleşmiş yabancı ilama dayalı alacak aynı stratejiyle yürütülmez. İhtiyati haczin hangi mahkemeden ve hangi delil düzeyinde isteneceği konusunda tenfiz dosyasının varlığı özellikle önem taşır. Mahkeme kararının gıyabi olması halinde Belçika gıyabi kararının Türkiye’de tenfizi yazısı ayrıca değerlendirilmelidir.
Türkiye’deki borçlunun hangi malları ihtiyaten haczedilebilir?
İİK m.257/1, borçlunun elindeki veya üçüncü kişide bulunan taşınır, taşınmaz, alacak ve diğer hakların ihtiyaten haczini öngörür. Bu çerçevede borçlunun bankalardaki mevduatı, hukuken haczi mümkün taşınırları ve taşınmazları ilgili sınırlar içinde gündeme gelebilir. Bununla birlikte her kayıt doğrudan borçluya ait sayılmaz ve kanuni haczedilmezlik ile üçüncü kişi hakları göz ardı edilemez. Alacaklı malvarlığının borçluyla bağını doğru belirlemelidir.
Şirket ortağının kişisel dairesi ile şirketin kendi adına kayıtlı taşınmazı farklı malvarlığı alanlarıdır. Borçlu bir limited şirketse müdür veya ortağın kişisel malvarlığına sırf şirket borcu nedeniyle doğrudan ihtiyati haciz konulacağı kabul edilmez. Borçlunun üçüncü kişide bulunan hakları bakımından da İİK’nın özel haciz ve bildirim usulleri vardır. Başvuru, hangi varlığın kime ait olduğunu ve mevcut yasal kısıtları araştıran belgeye dayanmalıdır.
İhtiyati haciz kararını hangi Türk mahkemesi verir?
İİK m.258, ihtiyati haciz kararının Kanunun 50. maddesine göre yetkili mahkemeden istenmesini düzenler. Para alacağının ticari nitelikte olduğu dosyada asliye ticaret mahkemesinin görevi, genel görev ve yetki hükümleriyle birlikte incelenir. Milletlerarası yetki açısından MÖHUK m.40 Türk mahkemelerinin yetkisini iç hukuk yer itibarıyla yetki hükümlerine bağlar. Borçlunun Türkiye’deki yerleşim yeri ve sözleşmenin bağlantıları hukukî değerlendirmeyi etkiler.
Belçika sözleşmesinde yabancı mahkeme veya tahkim şartı bulunuyorsa bunun koruma tedbiri talebine etkisi ve uyuşmazlığın esası için seçilmiş forum ayrıca incelenmelidir. Alacaklının Belçika’da olması tek başına Türk mahkemesini görevli veya yetkili yapmaz. Türkiye’de borçluya ve malvarlığına ilişkin somut bağlantı ortaya konulur. İhtiyati haciz kararı istenen mahkemenin seçimi ile sonradan açılacak alacak veya tenfiz davasındaki görev-yetki meselesi aynı şey olarak varsayılmamalıdır.
İİK madde 261: karardan itibaren on gün içinde infaz istemi
İİK m.261/1, ihtiyati haciz kararı alan alacaklının karar tarihinden itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemesini zorunlu kılar. Bu talep yapılmazsa ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. Özellikle Belçika’da bulunan şirket yetkilisinin Türkiye’deki avukatına belge ve talimat göndermesi birkaç gün sürebileceğinden süreyi kararın öğrenildiği tarihten başlatmak hatalı olabilir.
Bu on günlük süre, sonraki takip veya dava açma süresinin yerine geçmez. Kararın mahkeme kaleminde hazırlanma tarihi, karar tarihi, gerekli teminatın sunulması ve icra dairesine başvuru ayrı kayda alınmalıdır. İnfaz talebinin ilgili icra dairesine süresi içinde iletildiğini gösteren evrak numarası veya işlem kaydı muhafaza edilir. İhtiyati haczin icrası sırasında borçluya veya üçüncü kişilere ait iddialar ortaya çıkarsa bunlar ilgili İİK hükümleriyle değerlendirilir.
İİK madde 264: ihtiyati hacizden sonra yedi günlük tamamlama süresi
İİK m.264/1, dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan önce ihtiyati haciz yaptıran alacaklının haczin uygulanmasından; haciz yokluğunda yapılmışsa tutanağın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde bulunmasını ya da dava açmasını öngörür. Böylece ihtiyati haciz sınırsız süreyle tek başına ayakta duran bir malvarlığı kilidi değildir. Alacaklı koruma kararını esas hak arama süreciyle tamamlamalıdır.
Kanun ayrıca borçlunun ödeme emrine itiraz ettiği takiplerde ilgili itirazın kaldırılması veya dava açılması işlemlerine ve takip eden sürelerine ilişkin hükümler getirir. İhtiyati haczin esas dava görülürken konulması halinde de m.264’te farklı tamamlama düzeni bulunur. Bu sebeple tüm yedi günlük sürelerin aynı olayla ve aynı tarihten başladığı yönünde uygulama yapılmamalıdır. Avukat, başvuru türüne göre tarihleri ayrı ayrı belirler ve süre kaçırılmamasını sağlar.
İİK madde 265: borçlu ve üçüncü kişilerin ihtiyati hacze itirazı
Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda uygulanan hacizde uygulama, aksi halde tutanağın tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye başvurarak itiraz edebilir. İİK m.265 ilgili itiraz yolunu düzenler. Menfaati ihlal edilen üçüncü kişinin de öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde kanunun izin verdiği sebeplerle itiraz hakkı bulunmaktadır.
İtiraz, borçlunun alacağı bütün yönleriyle sona erdirdiği anlamına gelmez; mahkeme ileri sürülen sebepler üzerinden geçici haciz kararını inceler. Alacaklı açısından ticari sözleşme, vade ve hesap kayıtlarının sağlam olması; borçlu açısından da ödeme, rehin veya yetki iddialarının belgeli gösterilmesi önemlidir. Her ihtiyati haciz uyuşmazlığının hangi kişi yönünden hangi tebliğ veya öğrenme tarihinde başladığı ayrı izlenmelidir.
Belçika şirketinin fatura, sipariş, teslim ve ödeme belgelerinin rolü
Belçika şirketi Türkiye’deki alıcıya mal teslim etmişse yalnız düzenlenen fatura ile sözleşmenin bütün edimlerinin yerine getirildiği kesin biçimde ispatlanmış sayılmaz. Sipariş kabulü, ürünün veya hizmetin somut ifası, teslim belgesi, muayene/kabul süreci, vade ve karşı tarafın itirazları birlikte değerlendirilir. Uluslararası kara taşımasında CMR taşıma senedi bazı teslim ve taşıma vakıalarını destekleyebilir; ancak tek başına her ticari alacağın kesin ve itirazsız olduğunu gösteren belge değildir.
Ödeme kayıtlarında kısmi tahsilat, iskonto, iade ve mahsup bulunuyorsa haciz talebindeki alacak hesabı bunları yansıtmalıdır. Faiz hesabı için vade ve uygulanacak sözleşme/yasal hükümler ayrı belirlenir. Avrupa’da düzenlenen faturanın euro cinsinden olması, Türk mahkemesinde tüm yabancı para alacağı hesaplarının tek kurla otomatik TL’ye çevrilmesini gerektirmez; talep, harç ve icra işlemlerinin hukukî biçimi ayrıca planlanır. Belgelerin tarih ve imzaları güvenilir kaynakla doğrulanmalıdır.
Belçika’dan temin edilecek şirket ve alacak belgeleri
Başvuru dosyasında Belçika şirketinin resmî kimliği, temsil yetkisi, iş ilişkisini gösteren sözleşme, varsa genel işlem şartları, satış veya hizmet faturaları, teslim ve alacağın vadesine dair evraklar birlikte bulunmalıdır. Borçlu Türkiye’deki şirketin doğru ticaret unvanı, vergi/ticaret sicili bilgileri ve adresiyle eşleştirilmelidir. Yanlış şirketin unvanına karşı dava veya haciz yürütülmesi telafisi güç zarar doğurabilir.
Yabancı dildeki belgelere ilişkin Türkçe onaylı tercüme ihtiyacı, belgenin türü ve kullanılacağı işleme göre belirlenir. Apostil veya başka tasdik işlemleri yabancı resmî belgenin doğrulanmasında rol oynayabilir; özel hukuk sözleşmesinin içeriğini otomatik gerçek ve tartışılmaz kılmaz. Şirket yetkilisinin vekâletnamesi ile işveren çalışanının e-posta yazışması aynı hukuki işlevi görmez. Her belgenin hangi vakıayı kanıtladığı tek tek işaretlenmelidir.
İhtiyati haciz ile ilamlı/ilamsız icra takibi arasındaki ilişki
Alacaklı Türkiye’de henüz mahkeme kararı almamışsa, borcun niteliğine uygun dava veya icra takip yolu ayrıca incelenir. İhtiyati haciz, mevcut veya ileride yürütülecek hak arama yoluna bağlı koruma işlevi taşır. Borçlu ödeme emrine itiraz ettiğinde hangi usul yolunun izleneceği, takip türü ve İİK m.264’teki tamamlayıcı sürelerle birlikte değerlendirilir. Bir ihtiyati haciz kararının alınması kesin tahsilat veya satış bedelinin doğrudan alacaklıya aktarılması demek değildir.
Belçika mahkemesinin nihai para alacağı kararı mevcutsa MÖHUK m.50 ve devamındaki tenfiz şartları ayrıca gündeme gelir. Sadece alacaklının yurt dışında olması, yabancı kararın Türkiye’de otomatik ilamlı takibe konu olmasını sağlamaz. İhtiyati haciz talebi ile tenfiz davası farklı dosyalardır; bunların hukuki bağları, yürütülme sırası ve özel süreleri doğru planlanmalıdır. İcra aşamasında haczedilen malvarlığı üzerindeki üçüncü kişi haklarına ve haczedilmezlik sınırlarına uyulur.
Belçika şirketi için alacağın tahsilinde risk önleme stratejisi
İlk aşamada alacaklı ve borçlunun şirket kimliği, sözleşme ve ödeme tarihleri belirlenir. İkinci aşamada rehin bulunup bulunmadığı, vadenin gelip gelmediği ve m.257/2’deki özel hallerin somut emarelerle ispatlanıp ispatlanamayacağı araştırılır. Üçüncü aşamada m.258’e uygun delil dosyası, m.259 ihtiyati haciz teminatı ve yabancı tüzel kişi bakımından m.48 usulî teminatı birbirinden ayrılır. Karar verilirken mahkemenin yetkisi ve gerektiğinde karşılıklılık belgesi dikkate alınır.
Karar alındığında m.261 on günlük infaz istemi ve m.264’teki somut olaya uygulanacak tamamlama süreleri takvime işlenir. Borçlu veya üçüncü kişinin m.265 itirazı doğarsa belge ve süre kayıtlarıyla değerlendirme yapılır. Hukuki hizmetin amacı Türkiye’de taşınmazı bulunan her borçlunun mutlaka mal kaçırdığı iddiasını oluşturmak değildir; alacak hakkının varlığını, kanuni koruma şartlarını ve uygulanabilir icra yolunu resmî evraka dayanarak belirlemektir.
Belçika şirketinin Türkiye’de ihtiyati haczi: 12 soru
Belçika şirketi Türkiye’deki borçluya ihtiyati haciz isteyebilir mi?
İİK m.257–258 şartları ve Türk mahkemesinin yetkisi oluşmuşsa başvuru yolu vardır. Yabancı tüzel kişi için MÖHUK m.48 ayrıca incelenir.
İhtiyati haciz için alacak mutlaka vadesinde mi olmalı?
İİK m.257/1 vadesi gelmiş rehinle temin edilmemiş para alacağını düzenler; m.257/2’de vadesiz alacak için sınırlı özel haller yer alır.
Belçika şirketi yalnız faturayla haciz alabilir mi?
İİK m.258, alacak ve gerekirse haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat verecek delil ister. Fatura diğer belgelerle birlikte değerlendirilir.
Belçika şirketi yabancı olduğu için teminat yatırır mı?
MÖHUK m.48 yabancı gerçek ve tüzel kişiler için teminat düzenler; karşılıklılık esasına dayalı muafiyet ayrıca araştırılır.
MÖHUK 48 ve İİK 259 teminatları aynı mı?
Hayır. Biri yabancılık nedeniyle gider ve zarar güvenliği; diğeri haksız ihtiyati haciz nedeniyle doğabilecek zarar güvenliğidir.
İhtiyati haciz için herkes yüzde 15 teminat yatırır mı?
Hayır. İİK m.259 tüm dosyalar için sabit yüzde 15 oranı belirlemez. Mahkemenin kararı ve belgenin niteliği esas alınır.
İhtiyati haciz kararı kaç gün içinde icraya verilmelidir?
İİK m.261’e göre karar tarihinden itibaren 10 gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden infaz istenmelidir.
Haciz uygulandıktan sonra dava veya takip süresi kaç gündür?
İİK m.264/1’in ilgili şartlarında haczin uygulanmasından veya tutanağın tebliğinden itibaren 7 gündür. Diğer durumlar farklı süre içerebilir.
Borçlu ihtiyati hacze itiraz edebilir mi?
Evet. İİK m.265, kararın uygun itiraz sebepleriyle 7 gün içinde mahkemeye götürülmesini düzenler.
Şirket borcu için şirket müdürünün şahsi evi haczedilir mi?
Borçlunun kimliği ve şahsi sorumluluğun ayrı hukuki dayanağı belirlenir; yalnız şirket müdürü olması her borçta kişisel malvarlığı haczi doğurmaz.
Belçika mahkeme kararı otomatik Türk icrasına geçer mi?
Kural olarak hayır. MÖHUK m.50 ve devamındaki tenfiz şartları yabancı mahkeme ilamının Türkiye’de icrası bakımından ayrıca incelenir.
Türkiye’deki ihtiyati haciz kesin tahsilat mıdır?
Hayır. Haciz geçici koruma sağlar; esas takip/dava, itiraz ve malvarlığının icrası süreçleri ayrıca tamamlanmalıdır.
Resmî mevzuat kaynakları
Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığı — İcra ve İflas Kanunu; 5718 sayılı MÖHUK — resmî kanun metni; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü — taşınmaz sicili işlemleri. İlgili farklı konu: Belçika gıyabi kararının tenfizi.
Yazar ve Türkiye’deki hukuki temsil
Av. Halil Bakırcı — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin. Belçika’da bulunan alacaklı şirketler ile Türkiye’deki borçlulara ilişkin ihtiyati haciz, ticari alacak ve icra uyuşmazlıkları Mersin’den Türkiye genelinde koordine edilir. İletişim: +90 552 224 43 66.
30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla güncel kanun metni esas alınmıştır. İhtiyati haciz kararı ve alacağın tahsili, kanuni şart ve somut delillere bağlıdır.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
