Deniz Kirliliğini veya Kirlilik Tehlikesini Gören Kişi Bildirmek Zorunda mı? | 5312 m.13 (2026)
Kısa ve net cevap: Evet. 5312 sayılı Kanun m.13 uyarınca deniz kirliliğini veya kirlilik tehlikesini gören, duyan ya da bu konuda bilgisi olan kişiler durumu ilgili makamlara bildirmek zorundadır. Bildirim için kirliliğin mutlaka gerçekleşmiş olması aranmaz; ciddi bir kirlilik tehlikesinin bilinmesi de ihbar yükümlülüğünü doğurur. İhbar yapan kişi kaynağı kesin bilmiyorsa tahminde bulunmak yerine konum, zaman, gözlenen madde, yakın gemi veya tesisler ve mevcut tehlike hakkında doğrulanabilir olguları aktarmalıdır.

- 5312 m.13’ün kanuni kuralı
- Kimler bildirim yapmak zorundadır?
- Kirlilik tehlikesi nedir?
- İhbarda hangi bilgiler verilmelidir?
- Kaptan ve gemi personeli bakımından
- Kıyı tesisi çalışanları bakımından
- İhbar kaydının delil değeri
- Kesin olmayan kaynak bilgisi nasıl aktarılmalı?
- Mersin’de pratik bildirim akışı
- Sık sorulan sorular
5312 m.13’ün Kanuni Kuralı Nedir?
5312 sayılı Kanun deniz kirliliğinde erken haber almayı müdahalenin temel unsurlarından biri kabul eder. M.13, kirliliğin veya kirlilik tehlikesinin yalnız sorumlu gemi ya da tesis tarafından değil, olayı gören, duyan veya bilen kişilerce de bildirilmesini öngörür. Böylece kirliliğin kaynağındaki kişi bildirim yapmasa bile olayın erken tespit edilmesi amaçlanır.
Bildirim yükümlülüğü çevresel zararı küçültür. Sızıntı ilk dakikalarda küçük bir alanı etkilerken saatler içinde akıntı ve rüzgârla genişleyebilir. Yetkili birimler ne kadar erken haberdar olursa bariyer, skimmer, römorkör ve diğer müdahale kapasitesi o kadar erken devreye alınabilir.
Kanunun güncel metni için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı – 5312 sayılı Kanun esas alınmalıdır.
Kimler Bildirim Yapmak Zorundadır?
Kanunun kapsamı bilinçli olarak geniştir. Kirlilik veya kirlilik tehlikesini gören, duyan veya bu konuda bilgisi bulunan kişi bildirim yükümlülüğünün muhatabı olabilir. Bu kişi gemi kaptanı, zabit, gemi adamı, acente çalışanı, terminal personeli, römorkör personeli, balıkçı, marina çalışanı veya kıyıda olayı gören başka bir kişi olabilir.
Yükümlülüğün yalnız “kirleten” kişiye ait olduğu düşünülmemelidir. Bir başka gemiden sızıntı gören kaptan veya sahilde petrol tabakası gören görevli de bilgiyi yetkili makama aktarmalıdır. Aynı olay için birden fazla kişinin bildirim yapması, yükümlülüğün gereksiz tekrar edildiği anlamına gelmez; erken ve doğru bilgi çevresel müdahaleyi güçlendirir.
Kurumsal yapılarda çalışan kişinin bildirimi kendi amirine yapması ile kamu makamına yapılması gereken resmî bildirim birbirinden ayrılabilir. İşletme acil durum prosedürü, m.13’teki yükümlülüğün etkin biçimde ilgili makama ulaşmasını sağlayacak şekilde kurulmalıdır.
“Kirlilik Tehlikesi” Ne Demektir?
Kanun yalnız denize dökülmüş petrol veya zararlı maddeyi değil, gerçekleşmek üzere olan ciddi kirlenme riskini de dikkate alır. Örneğin tanker manifold hortumunun kopmak üzere olması, tanktan kontrolsüz sızıntının güverteye yayılması, geminin karaya oturup yakıt tankında hasar oluşturması veya kıyı tesisindeki boru hattının denize sızıntı riski taşıması kirlilik tehlikesi doğurabilir.
Tehlike değerlendirmesi somut olmalıdır. Her teknik arıza otomatik olarak deniz kirliliği tehlikesi değildir; ancak arızanın petrol veya zararlı maddenin denize çıkmasına gerçek risk oluşturması halinde bildirim yapılmalıdır. Belirsizlik halinde, ciddi çevresel risk söz konusuysa erken bildirim gecikmiş bildirimden daha güvenlidir.
Tehlike bildiriminin amacı ceza isnadı yapmak değil müdahaleyi hazırlamaktır. Bu nedenle “henüz denize dökülmedi” gerekçesiyle kritik sızıntı riskinin saklanması Kanunun önleyici amacına aykırıdır.
İhbarda Hangi Bilgiler Verilmelidir?
İlk ihbarın kısa fakat somut olması gerekir. Konum, tarih-saat, kirliliğin veya tehlikenin gözlendiği alan, maddenin görünümü veya biliniyorsa türü, yaklaşık yayılım, yakın gemi veya tesisler ve insan/çevre için acil risk bilgisi aktarılmalıdır. Bildirim yapan kişinin iletişim bilgisi de gerektiğinde ek bilgi alınmasını sağlar.
Gemi olayıysa gemi adı ve IMO numarası biliniyorsa yazılmalıdır. Kıyı tesisi olayıysa tesis ve operasyon noktası belirtilir. Fotoğraf veya video güvenli biçimde alınabiliyorsa zaman ve konum bilgisiyle kaydedilmesi yararlıdır.
Kesin olmayan miktar, kaynak veya kimyasal tür “kesin” gibi bildirilmemelidir. “Yaklaşık 200 metre uzunluğunda koyu renkli tabaka”, “X gemisinin sancak tarafı yakınında görüldü” gibi gözleme dayalı ifade, kanıtsız kesin suçlamadan daha doğrudur.
Kaptan ve Gemi Personelinin Bildirim Sorumluluğu
Kaptan geminin emniyet ve çevre operasyonunun merkezindeki kişidir. Kendi gemisinde yakıt, yük veya başka zararlı madde sızıntısı tespit edildiğinde gerekli acil işlemleri başlatmalı ve ilgili bildirimleri yapmalıdır. Aynı şekilde başka gemiden veya deniz alanından kirlilik görüldüğünde m.13 kapsamında bilgi verme yükümlülüğü doğabilir.
Gemi personelinin olayı kaptana bildirmesi şirket içi zincirin ilk adımıdır. Kaptanın ilgili kamu makamlarına bildirim prosedürünü yürütmesi gerekir. SMS/ISM acil durum prosedürleri bu zinciri önceden tanımlamalıdır.
Jurnale olayın görülme zamanı, yapılan ihbar, alınan talimat ve müdahale kaydedilmelidir. Bu kayıtlar daha sonra bildirim gecikmesi veya olayın büyümesi tartışıldığında delil olur.
Kıyı Tesisi Çalışanları İçin Bildirim Nasıl Yönetilmelidir?
Kıyı tesisinde operatör, güvenlik personeli veya vardiya amiri sızıntıyı ilk fark eden kişi olabilir. İşletme prosedürü, “önce yöneticiye ulaşana kadar bekle” şeklinde çevresel riski artırmamalıdır. Yetkili makamların acil iletişim bilgileri vardiya noktalarında erişilebilir olmalıdır.
Manifold, hortum, tank, drenaj ve boru hattı alarm sistemleri düzenli test edilmelidir. Otomatik alarm varsa olayın oluş zamanı sistem logundan alınabilir. Kamera kayıtları ve acil durdurma zamanı da korunmalıdır.
Kıyı tesisinin hazır bulundurması gereken müdahale personel ve ekipmanı için Kıyı Tesisi Acil Müdahale Personel ve Ekipmanı rehberimiz bağlantılıdır.
İlk İhbar Kaydı Neden Önemlidir?
İlk ihbar, olay zaman çizelgesinin en erken objektif kayıtlarından biridir. Kirliliğin ne zaman fark edildiği, idarenin ne zaman haberdar olduğu ve müdahalenin ne zaman başladığı karşılaştırılabilir. Saatler arasındaki fark, zararın büyümesi ve müdahale giderlerinin makullüğü bakımından önem kazanabilir.
Telefonla bildirim yapıldıysa çağrı kaydı veya olay numarası; elektronik sistem kullanıldıysa gönderim kaydı; telsiz haberleşmesi varsa kayıt/log saklanmalıdır. Bir işletme içi e-posta, kamu makamına yapılması gereken bildirimin yerine geçtiği varsayılmamalıdır.
Kaynağı bilinmeyen kirlilikte ilk ihbar ayrıca şüpheli gemi havuzunu daraltır. Bu konuda Kirleten Belli Değilse Kim Müdahale Eder? yazımızdaki delil adımları uygulanabilir.
Kaynak Kesin Değilse İhbar Nasıl Yapılmalıdır?
İhbar yapan kişinin kaynağı kesinleştirmesi beklenmez. Görevi gözlediği olguyu zamanında iletmektir. Örneğin “A gemisi kesin kirletti” yerine “A gemisinin kıç tarafına yakın bölgede saat 04.20’de yağlı tabaka görüldü; kaynak tarafımızca tespit edilmedi” şeklindeki ifade daha doğrudur.
Bu yaklaşım hem yanlış isnadı önler hem teknik araştırmanın açık kalmasını sağlar. Yetkili birimler AIS, numune ve operasyon kayıtlarıyla kaynağı belirler. İhbar yapan kişi gördüğünün ötesinde yorum yapmak zorunda değildir.
Bilinçli olarak yanlış bilgi verme veya delili gizleme farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Kayıtların değiştirilmemesi ve orijinal fotoğraf/video meta verilerinin korunması gerekir.
Mersin’de Pratik Bildirim Akışı Nasıl Kurulmalı?
Mersin Limanı, demir sahası ve kıyı tesislerinde yoğun trafik nedeniyle olayı ilk gören kişinin hangi kuruma ulaşacağını önceden bilmesi önemlidir. Tesis ve gemiler kendi acil müdahale planlarında liman başkanlığı, sahil güvenlik ve diğer yetkili birimlerin güncel iletişim kanallarını bulundurmalıdır.
İhbar sonrası fotoğraf/video, koordinat, AIS ekran görüntüsü ve varsa numune bilgileri güvenli biçimde saklanmalıdır. Acil müdahale başlayınca kullanılan personel ve ekipman kayıtları ayrıca tutulur. Müdahale giderlerinin sonradan talebi için Deniz Kirliliği Tazminat ve Müdahale Gideri Talebi yazımız kullanılabilir.
Sık Sorulan Sorular
1. Deniz kirliliğini gören vatandaş bildirmek zorunda mı?
M.13, kirliliği veya kirlilik tehlikesini gören, duyan ya da bilgisi olan kişileri bildirim yükümlülüğü kapsamına alır.
2. Kirlilik henüz gerçekleşmemişse bildirim gerekir mi?
Evet. Kanun kirlilik tehlikesinin de bildirilmesini öngörür.
3. Kaynağı bilmiyorsam ihbar yapabilir miyim?
Evet. Konum, zaman ve gözlediğiniz olguları bildirin; kesinleşmemiş kaynağı kesin suçlama gibi sunmayın.
4. Şirket içindeki müdüre haber vermek yeterli mi?
İç bildirim ile ilgili kamu makamına yapılması gereken bildirim ayrı süreçlerdir. Kurumsal prosedür kamu bildirimini geciktirmemelidir.
5. Fotoğraf çekmek zorunlu mu?
Kanun ihbar için fotoğraf şartı koymaz; güvenli şekilde alınabilen görsel kayıtlar delili güçlendirir.
6. Kaptan başka gemiden kirlilik görürse bildirmeli mi?
Evet. M.13’ün geniş bilgi sahibi olma kuralı kapsamında bildirim yükümlülüğü doğar.
7. İhbar saati neden önemlidir?
Müdahalenin gecikmesi, zarar yayılımı ve olay zaman çizelgesinin belirlenmesi bakımından temel delildir.
8. Yanlış miktar tahmini yaparsam ne olur?
Tahmin olduğu açıkça belirtilmeli ve mümkün olduğunca gözleme dayalı ölçü kullanılmalıdır. Bilinmeyen miktar kesin sayı gibi yazılmamalıdır.
9. Tehlike bildirimi yapıldı ama kirlilik olmadıysa bildirim gereksiz mi sayılır?
Hayır. Olay anında gerçek ve ciddi kirlilik riski mevcutsa önleyici bildirim Kanunun amacına uygundur.
10. Bildirim sonrası ilk yapılacak belge işlemi nedir?
İhbarın tarih-saat ve alıcı kaydı saklanmalı; olay fotoğrafı, koordinat ve operasyon kayıtları değiştirilmeden güvence altına alınmalıdır.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
