Hâkimin Davaya Bakmasının Yasak Olması: HMK 34–35 ve İşlemlerin Sonucu
HMK m.34’te sayılan yasaklılık hâllerinde hâkim, taraflardan talep gelmese bile davaya bakmaktan çekinmek zorundadır. Eş, belirli hısımlık, evlatlık ve aynı davadaki önceki temsil ilişkileri bu kapsamda düzenlenir. Yasaklılık, tarafsızlıktan şüpheye dayanan ret kurumuyla aynı değildir. HMK m.35 yapılan işlemlerle hüküm ve kararları ayırır; m.353 istinafı, m.375 ise kesin hüküm sonrasındaki iade yolunu düzenler. Somut ilişkinin türü ve doğduğu tarih, başvurunun temelidir.

Hâkimin yasaklılığı ne demektir?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.34, belirli kişisel ve hukuki ilişkiler bulunduğunda hâkimin davaya bakamayacağını düzenler. Bu hâllerde talep olmasa bile çekinme zorunludur. Kanunun aradığı ilişkinin varlığı saptandığında, ayrıca hâkimin somut olarak taraf tuttuğunun gösterilmesi gerekmez. Yasaklılık, davaya bakacak kişinin kanuni uygunluğuyla ilgilidir.
Bu mekanizma, tarafların davayı istedikleri hâkime gördürme yolu değildir. Yasaklı hâkimin yerine kimin bakacağı yargısal görev ve iş dağılımı kurallarıyla belirlenir. Başvuran belirli bir hâkimin atanmasını değil, kanundaki engelin giderilmesini ister. Hükmün kendi lehine çıkabileceğini düşünmesi de yasaklılığı ortadan kaldırmaz.
İnceleme, ileri sürülen ilişkinin hangi bentte bulunduğunu ve ne zaman doğduğunu belirler. İlişki dava açıldığında mevcut olabileceği gibi yargılama sırasında da doğabilir. Başlangıç tarihi, o hâkimin katıldığı işlemlerin ve kararların sonuçları bakımından önem taşır. Bu yüzden yalnız ilişkinin adını yazmak yerine tarih ve dayanak belge de gösterilmelidir.
Yasaklılık, somut davaya bakma engelidir; hâkimin bütün mesleki faaliyetinin aynı başvuruyla sona ermesi anlamına gelmez. Aynı kişi başka dosyada taraf olsa bile ilişkinin o dosyada hangi kanuni sonuca yol açtığı ayrıca değerlendirilir. Mahkemenin görevli olması ile o mahkemede görev yapan belirli hâkimin davaya bakabilmesi farklı konulardır. Başvuru, mahkemeyi sırf hâkimle ilgili sebepten dolayı görevli olmaktan çıkaran genel bir görevsizlik iddiasına dönüştürülmemelidir. İstenen işlem, somut hâkimin katılımını ve buna bağlı usul sonuçlarını açıklamalıdır.
Hâkimin kendisiyle ilgili davada bulunması hangi kapsamda yasaktır?
HMK m.34/1-a, hâkimin kendisine ait veya doğrudan ya da dolaylı biçimde ilgili olduğu davaya bakmasını yasaklar. Kendi hakkı, borcu veya hukuken ilgili olduğu uyuşmazlığın yargısal kararını aynı kişinin vermemesi amaçlanır. Bunun için ilişkili hakkın ve davadaki sonucun hâkimle bağlantısı ortaya konulmalıdır.
Bütün yargı mensuplarını mesleki bakımdan ilgilendiren genel bir hukuk sorunu ile hâkimin kendi hukuki durumuna ilişkin bağ aynı değildir. Sadece belirli kanun maddesi hakkında daha önce görüş bildirmesi, otomatik olarak bu bent kapsamına girmez. Somut dava ile kişisel veya dolaylı ilginin niteliği açıklanır.
Başvuruda ilgili sözleşme, ortak hak, alacak veya başka hukuki bağ hangi belgeye dayanıyorsa gösterilir. Soyut kuşku, adı benzer başka kişi veya doğrulanmamış sosyal medya bilgisi kanundaki ilişkinin saptanmasının yerini tutmaz. Buna karşılık ilişkinin gerçekliği belirlendiğinde, hâkimin kişisel olarak dürüst davrandığını söylemesi m.34 engelini kaldırmaz.
Dava tarafı bir tüzel kişiyse onun kimliği ile yöneticisinin veya ortağının kişisel kimliği de ayrı tutulur. Sadece şirkette belirli kişinin görev yaptığının söylenmesi, hangi yasaklılık bendinin gerçekleştiğini açıklamaz. Hâkimin dava sonucuyla doğrudan veya dolaylı ilgisi ileri sürülüyorsa bu bağ ayrıca ortaya konulur. Tüzel kişinin unvanı, ilgili kişinin rolü ve dava konusu hak arasındaki ilişki somutlaştırılmalıdır. Kanun, sadece soyadı veya ticaret unvanı benzerliğinden sonuç çıkarılmasını gerektirmez; belirli hukuki ilginin araştırılmasını gerektirir.
Eş, eski eş ve nişanlı bakımından yasak nasıl uygulanır?
HMK m.34/1-b, evlilik bağı sona erse bile eşin davasını kapsamına alır. Boşanma, eski eşin davasına bakma yasağını ortadan kaldırmaz. Bu hükümde kanun devam eden duygusal yakınlık veya düşmanlık ispatı aramaz; belirtilen evlilik ilişkisi esas alınır. Evliliğin sona ermiş olması tek başına davaya devam gerekçesi yapılamaz.
Maddenin e bendi nişanlının davasını ayrıca yasaklar. Eş ve nişanlı için ayrı bent bulunması, bunların sıradan arkadaşlıkla aynı hukuki ölçüte tabi olmadığını gösterir. Nişanlılık iddiasının varlığı ve ilgili tarih somutlaştırılmalıdır. Kanunun eski eş için açıkça koyduğu devam kuralı, her eski sosyal ilişkiye kendiliğinden genişletilmez.
Evlilik ve boşanma kaydı, taraf kimliği ve davaya katılım tarihleri birlikte incelenir. Tarafların “itirazımız yok” açıklamasıyla m.34’teki yasak kaldırılmaz. Çekinme yükümlülüğü talebe bağlı olmadığından, tarafların anlaşması hâkime kanunen bakamayacağı davayı görme yetkisi sağlamaz.
Çocuk, anne, baba ve diğer üstsoy-altsoy için derece sınırı var mı?
HMK m.34/1-c, hâkimin kendisinin veya eşinin altsoy ve üstsoyunun davasını düzenler. Bu bentte üçüncü derece sınırı yoktur. Çocuk, torun, anne, baba ve daha uzak altsoy veya üstsoy ilişkisi kendi doğrultusunda incelenir. Aynı maddenin diğer bendindeki derece sınırı buraya taşınmamalıdır.
TMK m.17, kan hısımlığının derecesini kişileri birbirine bağlayan doğum sayısıyla belirler; birinin diğerinden gelmesi üstsoy-altsoy ilişkisini oluşturur. Hâkim ile taraf arasındaki ilişki, ortak atadan gelme biçimindeki yansoy hısımlığından ayrılır. Sadece soyadı benzerliği veya aile içinde kullanılan hitap biçimi hukuki ilişkiyi belirlemez.
Başvuruda nüfus kayıt zinciri doğum bağlarını göstermelidir. Hâkimin eşinin altsoy veya üstsoyuyla ilişkisi ileri sürülüyorsa eş üzerinden bağlantı kurulur. Böylece yanlış derece hesabıyla yasağın dışında kalan veya kanunda bulunmayan sınıra tabi tutulan kişiler oluşmaz. Hangi bent uygulandığı açık yazıldığında derece tartışması da doğru yere oturur.
Evlatlık, kardeş, amca ve kayın hısım için hangi kural geçerlidir?
HMK m.34/1-ç, hâkim ile arasında evlatlık bağı bulunan kişinin davasını ayrıca sayar. Bu bağ yalnız biyolojik hısımlık hesabına bırakılmaz. Evlat edinme kararının ve tarafların kimliğinin belirlenmesi gerekir. Kanunda özel olarak düzenlenen bu ilişki, yakınlık derecesi tablosunda görünmediği gerekçesiyle yok sayılamaz.
M.34/1-d, üçüncü derece dahil kan ve kayın hısımlarının davasına bakmayı yasaklar. Kardeşlik ikinci; amca, dayı, hala, teyze ile yeğen ilişkisi üçüncü derecedir. Kayın hısımlığında da eşin kan hısmıyla aynı tür ve derece esas alınır. TMK m.18, evlilik sona erse bile kayın hısımlığının devam ettiğini düzenler; HMK m.34 de bu sonucu açıkça korur.
Dördüncü derece yansoy, m.34’ün bu bendindeki üçüncü derece sınırına girmez. Buna karşılık HMK m.36/1-ç, dördüncü derece dahil yansoy hısımlığını ret sebebi olarak düzenler. Bu nedenle kuzen ilişkisi için uygulanacak hukuki mekanizma ile üçüncü derece yasaklılık birbirinden ayrılır. Derece hesabının doğru olması, yanlış usul yoluna dayanılmasını önler.
Hâkim aynı davada daha önce vekil veya vasi olmuşsa ne olur?
HMK m.34/1-f, iki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket edilen davayı yasaklılık kapsamında sayar. İnceleme, önceki sıfat ile eldeki davanın ilişkisini belirler. Sadece daha önce hukuk mesleğinde çalışmış olmak veya tarafı başka ortamdan tanımak bu bentteki özel durumun yerine geçmez.
Vekâletname, önceki dava dosyası, temsil işlemine ilişkin dilekçe veya vesayet kararı bu bağlantıyı gösterebilir. Temsilin hangi kişi adına, hangi uyuşmazlıkta ve hangi tarihte yürütüldüğü açıklanmalıdır. Hâkimin geçmişte tarafın her türlü işinde bulunmuş sayılmasıyla eldeki davada belirtilen sıfatı üstlenmesi aynı iddia değildir.
Aynı uyuşmazlıkta tanık, bilirkişi, hâkim, hakem, arabulucu veya uzlaştırmacı olarak görev yapma ise HMK m.36/1-c kapsamında ayrıca düzenlenmiştir. Yasaklılıkla ret sebepleri bu nedenle tek listede karıştırılmamalıdır. Önceki faaliyetin adı doğru belirlendiğinde uygulanacak hüküm ve inceleme usulü de daha açık hâle gelir.
Yasaklılık ile tarafsızlıktan şüphe nedeniyle ret nasıl ayrılır?
HMK m.34 kanunda belirtilen engelleri ve kendiliğinden çekinmeyi düzenler. HMK m.36 ise tarafsızlıktan şüpheyi gerektiren önemli sebep üzerinden ret kurumunu kurar. Birincisinde sayılan hukuki ilişkinin varlığı belirleyiciyken, ikincisinde somut tarafsızlık şüphesinin dayanağı incelenir. Bir kararın hukuken yanlış bulunması tek başına iki kurumdan birini oluşturmaz.
HMK m.37, ret sebebi varken hâkim bizzat çekilmezse taraflardan biri ret talep edinceye kadar davaya bakabileceğini belirtir. Bu düzen, m.34’teki talep bulunmasa bile çekinme zorunluluğundan farklıdır. Ret için m.38’deki ilk duruşma ve sonradan öğrenme kuralları ayrıca vardır. Bu kuralların yasaklılığı taraf susunca geçerli hâle getirdiği sonucu çıkarılmamalıdır.
Hâkimin reddi sebepleri ve usulü ayrı açıklamada ele alınmıştır. Somut başvuruda dilekçe başlığına yasaklılık yazılması, gerçekte yalnız ret sebebi olan iddiayı m.34’e dönüştürmez. Tersine, gerçek kanuni engelin varlığı da sadece tarafsızlık hakkında kişisel kanaatmiş gibi değerlendirilmemelidir. İlişki ve ilgili bent açık kurulmalıdır.
Ret ile yasaklılık arasındaki ayrım, incelemede kullanılan ölçüt bakımından da önemlidir. HMK m.42/2, ret sebebi sabit olmasa bile merciin sebebi muhtemel görerek ret talebini kabul edebileceğini düzenler. Bu özel ret hükmü, m.34’teki hısımlık veya temsil ilişkisinin belgesiz biçimde var sayılmasına ilişkin genel bir yetki değildir. Başvuran hangi kuruma dayandığını açıklamalı; nüfus kaydıyla belirlenebilen ilişkiyi yalnız tarafsızlık hakkında kişisel kanaat olarak sunmamalıdır. Aynı şekilde kanunda doğrudan sayılmayan sosyal yakınlık iddiasını, derece bilgisi bulunmayan bir akrabalık iddiasına dönüştürmemelidir. Somut ilişkinin doğru nitelendirilmesi, hem delilin neyi göstermesi gerektiğini hem hangi inceleme mekanizmasının uygulanacağını belirler.
Yasaklılık iddiası mahkemeye nasıl sunulmalıdır?
Başvuruda dosya numarası, hâkimin kimliği, tarafla ilişkisinin hangi m.34 bendine girdiği ve bu ilişkinin tarihleri belirtilir. Talep, yasağın değerlendirilmesi ve kanuni sonuçlarının uygulanmasına yöneltilir. Hâkim hakkında kişisel hakaret veya suç isnadı, hukuki ilişkinin kanıtlanmasına katkı sağlamaz.
Kimlik ve hısımlık kaydı, önceki temsil dosyası ya da diğer resmî belge elde değilse nereden getirtilmesi gerektiği açıklanır. Her iddianın hangi belgeyle desteklendiği gösterilir. Ortak ad-soyad veya dolaylı bilgi varsa kimlik eşleştirmesinin hangi unsurla yapılacağı belirtilmelidir. Bu yöntem, yanlış kişiye ait kaydın dosyaya taşınmasını önler.
İddia duruşmada ortaya çıkarsa beyanın ve ilgili tarihlerin tutanağa geçirilmesi istenir. HMK m.154–156 uyarınca duruşma işlemlerinin kaydı önemlidir. Ancak tutanağa bir iddia yazdırılması, onun doğru bulunduğu anlamına gelmez. İncelenecek olgu ve sunulan delil ayrı kalmalıdır. Sonradan kanun yoluna gidilecekse hangi işlemin ne zaman yapıldığı bu kayıttan izlenir.
Yasaklılık sebebinin mahkemeye bildirilmesi karşı tarafın onayına bağlı değildir. Karşı tarafın ilişkiyi farklı değerlendirmesi, kanuni engelin mahkemece incelenmesini ortadan kaldırmaz. Esas olan taraflar arasındaki uzlaşma değil, HMK m.34’te belirtilen ilişkinin gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Çekinme kararı denetlenebilir mi?
HMK m.35/1, çekinme kararına karşı üst mahkemeye başvurulabileceğini düzenler. Hâkimin çekinmesi üzerine verilen karar, hiçbir denetimi bulunmayan kişisel tercih değildir. Kanundaki yasaklama sebebinin varlığı ve karara etkisi üst mahkeme incelemesinde ele alınır. Başvurunun konusu açıkça gösterilmelidir.
M.35/2’ye göre çekinme kararı ilk derece mahkemesi hâkimince verilmişse başvuru üzerine bölge adliye mahkemesinin vereceği karar kesindir. Bu özel kesinlik, davanın bütün esası hakkında nihai hüküm kurulduğu anlamına gelmez. İnceleme, çekinme ve bunun kanuni sonuçlarıyla sınırlı usul meselesine ilişkindir.
Çekinme kararının denetimi ile esas hükme karşı istinaf, hâkimin reddi kararının incelemesi ve disiplin şikâyeti birbirinden farklıdır. Başvuru yanlış işlemin adıyla kurulursa istenen denetim açıklığını kaybeder. Dosyada hangi kararın verildiği, tebliği ve gösterilen kanun yolu belirlenerek ilgili usul izlenmelidir; tek bir ret dilekçesi bütün yolların yerine geçmez.
Yasaklı hâkimin yaptığı bütün işlemler geçersiz mi sayılır?
HMK m.35, yasaklama sebebinin doğduğu tarihten itibaren hâkimin huzuruyla yapılmış işlemlerin üst mahkeme kararıyla iptal edilebileceğini düzenler. Hüküm ve kararlar ise her hâlde iptal olunur. Kanun, diğer işlemlerle hüküm ve kararlar arasında bu ayrımı yapmıştır; bütün dosyanın hiçbir karar gerekmeksizin kendiliğinden yok sayıldığı söylenmemelidir.
Sebebin doğduğu tarih bu yüzden belirleyicidir. İlişki sonradan kurulmuşsa önceki ve sonraki işlemler aynı zaman diliminde değerlendirilmez. Duruşmalar, delil incelemeleri, ara kararlar ve nihai hüküm tarihleri sıralanır. Hangi işlemin yasaklılık döneminde yapıldığı dosya kayıtları üzerinden gösterilir.
M.35 hâkimin yargılama giderlerine mahkûm edilebilmesine de imkân tanır. Bu, her başvuruda otomatik tazminat ödeneceği anlamına gelmez. Yargılama giderine ilişkin özel sonuç ile ayrı hukuki sorumluluk iddiası birbirinden ayrılmalıdır. Yasaklılık saptanması, davacının esas alacağının da doğrudan kabul edildiği sonucunu yaratmaz; uyuşmazlığın esası kanuna uygun yargılama içinde çözülür.
İptali tartışılan işlem listesi hazırlanırken, hâkimin huzurunda yapılan işlemle tarafın kendi sunduğu belge aynı kategoriye konulmamalıdır. Bir belgenin dosyaya girmiş olması ile onun yasaklı hâkim tarafından nasıl incelendiği farklıdır. Başvuruda duruşma tutanağı ve karar tarihleri gösterilerek üst mahkemeden hangi sonuç istendiği açıklanır. Bu ayrım, bütün delillerin içeriğinin de otomatik biçimde gerçek dışı sayıldığı gibi kanunda bulunmayan bir sonuca gidilmesini önler. Yeniden yargılamada delillerin hangi usulle ele alınacağı ayrıca belirlenir.
Yasaklı hâkim hüküm vermişse istinafta ne olur?
HMK m.353/1-a-1, davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermesini özel istinaf sebebi olarak düzenler. Bu durumda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve yeniden görülmek üzere dosyanın gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. Dosyanın gönderileceği yer aynı bentteki kurallarla belirlenir.
Bu sonuç, tarafın dava konusu hakkı kesin olarak kazandığını göstermez. İstinaf denetimi, kararı veren hâkimin kanuni uygunluğundaki sorunu giderir; esas uyuşmazlık yeniden görülür. Alacak tutarı, mülkiyet hakkı veya sözleşmenin geçerliliği gibi konuların doğru biçimde yargılanması gerekir.
Aynı fıkranın ikinci alt bendi, ileri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmasını ayrı düzenler. Yasaklılık ile reddin kanun yolundaki dayanakları da böylece ayrılmıştır. Başvuruda ilgili sebep, somut ilişki ve karara katılım gösterilir; sadece aleyhe hükmün beğenilmediği anlatımı yeterli bir yasaklılık açıklaması değildir.
Karar kesinleşmişse yasaklılık ileri sürülebilir mi?
HMK m.374, yargılamanın iadesinin kesin verilmiş veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenebileceğini belirtir. M.375/1-b, davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermesini veya karara katılmasını iade sebebi sayar. Bu yol, kesin hükmü hiçbir usul izlemeden geçersiz saymak değildir; kanuni başvuru ve inceleme gerekir.
HMK m.377/1-b uyarınca üç aylık süre, kararın davalıya veya gerçek vekil ya da temsilciye tebliğinden; alacaklı veya davalı yerine geçenler yönünden karardan usulen haberdar olmalarından başlar. Her hâlde iade konusu hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl sınırı vardır. Yalnız yasaklılık ilişkisini sonradan öğrenme tarihini bütün dosyalar için ortak başlangıç kabul etmek doğru değildir.
İade talebini kararı veren mahkeme inceler; HMK m.378–379 çerçevesinde süre, kesinleşme ve kanuni sebep denetlenir. Yargılamanın iadesi genel itirazın devamı değildir. Ayrıca m.381 gereğince başvuru icrayı kendiliğinden durdurmaz; durdurma isteniyorsa kanuni koşullar ve teminat ayrı değerlendirilir.
Toplu mahkemede yalnız başkanın kimliği incelenmez. HMK m.375/1-b, yasaklı hâkimin karar vermesi yanında karara katılmasını da açıkça sayar. Bu nedenle kararı imzalayan heyetin üyeleri ile yasaklılık ilişkisinin bağlantısı belirlenir. Birden fazla hâkimin birlikte karar vermesi, yasaklı üyenin katılımını kendiliğinden gidermez. İncelemede heyet oluşumu, karar tarihi ve ilgili üyenin katılımını gösteren kayıt esas alınır. Buna karşılık sadece aynı mahkemede çalışan fakat karara katılmayan başka hâkimin kişisel ilişkisi, karara katılım yerine varsayılamaz.
Zabıt kâtibinde aynı ilişki varsa hangi usul uygulanır?
HMK m.45, zabıt kâtibi hakkında m.34 ve m.36’daki sebeplerle ret talebine izin verir. Kâtibin reddini görev yaptığı mahkeme karara bağlar ve bu karar kesindir. Kâtip m.34’teki sebepleri bildirerek çekinirse gerekli kararı yine görev yaptığı mahkeme verir.
Kâtibin aynı işte hâkimle birlikte reddi veya çekinmesi isteniyorsa, hâkim bakımından ret ya da çekinmeyi inceleyecek merci her ikisi hakkında karar verir. Böylece yalnız kâtibe yönelen başvuruyla birlikte yöneltilen başvuru farklı düzenlenmiştir. Hâkim için geçerli inceleme yolunun her kâtip talebine aynen uygulanacağı varsayılmaz.
Duruşma tutanağı ve zabıt işlemleri bakımından kâtibin görevini kimin yürüttüğü önem taşır. Ancak tutanakta maddi hata iddiası, tek başına kâtibin yasaklı olduğu anlamına gelmez. Yasaklılık sebebiyle tutanağın içeriğine yönelik düzeltme talebi ayrılarak, her biri kendi hukuki dayanağıyla ileri sürülmelidir.
Sık sorulan sorular
Hâkim yasaklıysa tarafın talep etmesi gerekir mi?
HMK m.34’e göre sayılan hâllerde hâkim talep olmasa bile çekinmek zorundadır. İlişkinin varlığı belirlenince ayrıca somut taraf tutma ispatı aranmaz. Bununla birlikte başvuran, hangi bendin uygulandığını, ilgili kişileri ve ilişkinin tarihini belgelerle açıklayarak incelemeyi somutlaştırmalıdır.
Taraflar razı olursa yasaklı hâkim davaya bakabilir mi?
Hayır. HMK m.34 çekinmeyi taraf isteğine bağlı kılmaz. Tarafların itiraz etmemesi veya birlikte devam istemesi, kanunen bakılması yasak davada yetki yaratmaz. Yasaklılık ile m.36 ve devamındaki ret talebinin süre ve usul kuralları bu noktada birbirinden ayrılır.
Boşanmış eşin davasına bakma yasağı sürer mi?
HMK m.34/1-b, evlilik bağı sona erse bile eşin davasını kapsar. Boşanma bu yasağı kaldırmaz; ayrıca düşmanlık veya yakınlık ispatı aranmaz. Taraf kimliği ve evlilik ilişkisi belirlenir. Kayın hısımlığında da m.34/1-d evlilik bağının kalkmasına rağmen koruma öngörür.
Hâkimin kuzeni tarafsa yasaklılık mı ret mi söz konusudur?
Kuzenlik dördüncü derece yansoy kan hısımlığıdır. HMK m.34/1-d üçüncü dereceye kadar olan grubu yasaklılık kapsamında sayarken m.36/1-ç dördüncü derece dahil yansoy ilişkisini ret sebebi düzenler. Bu nedenle derece hesabı ve uygulanacak usul doğru ayrılmalıdır.
Üstsoy ve altsoyda da üçüncü derece sınırı var mı?
HMK m.34/1-c hâkimin veya eşinin üstsoy-altsoy davasını ayrı düzenler ve bu bentte üçüncü derece sınırı koymaz. Diğer bendin sınırı buraya taşınmaz. Nüfus kayıt zinciriyle ilişkinin gerçekten üstsoy-altsoy mu yoksa yansoy mu olduğu belirlenmelidir.
Aynı davada önceden vekil olan kişi hâkim olarak görev yapabilir mi?
HMK m.34/1-f, taraflardan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket edilen davayı yasaklar. Önceki temsilin aynı dava ile ilişkisi belgelenir. Tanık, bilirkişi, hakem veya arabulucu gibi diğer görevler ise m.36’daki ret düzeniyle ayrıca değerlendirilir.
Yasaklı hâkimin bütün işlemleri kendiliğinden yok mu olur?
HMK m.35, yasaklama sebebinden itibaren yapılan işlemlerin üst mahkeme kararıyla iptal edilebileceğini, hüküm ve kararların ise her hâlde iptal olunacağını belirtir. Kanundaki ayrım korunmalıdır. Dosyanın hiçbir karar gerekmeksizin otomatik yok sayıldığı veya esas talebin hemen kazanıldığı sonucu çıkarılamaz.
Çekinme kararını ilk derece hâkimi verirse üst merci hangisidir?
HMK m.35/2’ye göre başvuru üzerine bölge adliye mahkemesi inceleme yapar ve bu konudaki kararı kesindir. Bu kesinlik davanın esası hakkında haklılık hükmü verildiği anlamına gelmez. İnceleme çekinme kararının kanuni dayanağı ve sonuçlarına ilişkin özel usul konusudur.
Yasaklı hâkim karar verdikten sonra hüküm kesinleşirse yol kapanır mı?
HMK m.375/1-b, yasaklı hâkimin karar vermesini veya karara katılmasını yargılamanın iadesi sebebi sayar. HMK m.377’deki başlangıç ve süreler uygulanır; başvuru m.378–379 uyarınca incelenir. Kesin hüküm otomatik kalkmaz ve iade talebi tek başına icrayı durdurmaz.
Zabıt kâtibinin yasaklılığını kim inceler?
HMK m.45 uyarınca yalnız kâtibe ilişkin ret veya çekinme konusunda görev yaptığı mahkeme karar verir ve karar kesindir. Kâtip ile hâkim aynı işte birlikte reddediliyor veya çekinmeleri isteniyorsa, hâkim için inceleme yapacak merci her iki kişi hakkında karar verir.
Başvuru ve dosya hazırlığı
Yasaklılık incelemesinde taraf kimlikleri, hısımlık veya temsil kaydı ve hâkimin katıldığı işlemlerin tarihleri birlikte değerlendirilir. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetimi kapsamında İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden iletişim kurulabilir; devam eden yargılama, istinaf ve kesin hüküm yolları kendi şartlarına göre ayrılır.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.34–38, 42, 45, 154–156, 353 ve 374–381
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.17–18
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
