İki Mahkeme de Görevsizlik Verirse Ne Olur? HMK 21-23 Yargı Yeri Belirlenmesi (2026)
Kısa ve net cevap: Aynı dava hakkında iki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse, davaya hangi mahkemenin bakacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 21-23. maddelerindeki yargı yeri belirlenmesi usulüyle çözülür. Kesin yetki bulunan bir uyuşmazlıkta iki mahkemenin de yetkisizlik kararı vermesi ve kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi hâlinde de aynı kurum devreye girer. Görevli veya yetkili mahkemeyi ilgisine göre bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay belirler.
Yargı yeri belirlenmesi yeni bir dava değildir ve uyuşmazlığın esasını çözmez. Amaç, aynı dosyanın mahkemeler arasında gidip gelmesini sona erdirmek ve davanın esasına hangi mahkemenin bakacağını bağlayıcı biçimde tayin etmektir. Bu nedenle görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra HMK 20’deki dosya gönderme süresi ile HMK 21-23’teki yargı yeri belirlenmesi şartları birlikte takip edilmelidir.
Yargı Yeri Belirlenmesi Nedir?
Yargı yeri belirlenmesi, davaya bakacak mahkemenin normal görev veya yetki kurallarıyla fiilen belirlenemediği bazı özel durumlarda, üst yargı merciinin görevli veya yetkili mahkemeyi tayin etmesidir. Kurum HMK 21, 22 ve 23’te düzenlenmiştir. Uygulamada en sık karşılaşılan örnek, aynı dava hakkında iki ayrı mahkemenin kendisini görevli görmemesi ve karşılıklı görevsizlik kararlarının kesinleşmesidir.
Bu kurumun amacı, tarafları üçüncü kez yeni bir dava açmaya zorlamak değildir. Dosyanın hangi mahkemede devam edeceği belirlenir ve yargılama belirlenen mahkemede sürdürülür. Yargı yeri belirleme kararının ardından görev veya yetki tartışmasının aynı dosyada yeniden üretilmesi önlenir.
HMK 21 Hangi Hâllerde Yargı Yeri Belirlenmesini Öngörür?
HMK 21 dört ayrı durumu sayar:
- Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkması,
- İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda tereddüt ortaya çıkması,
- İki mahkemenin de görevsizlik kararı vermesi ve bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi,
- Kesin yetki hâllerinde iki mahkemenin de yetkisizlik kararı vermesi ve bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi.
Bu dört sebep sınırlı bir usul çerçevesi oluşturur. Özellikle iki mahkeme arasındaki her yetki tartışması otomatik olarak yargı yeri belirlenmesine dönüşmez. Kanun, yetkisizlik yönünden “kesin yetki” hâlini ayrıca aramaktadır.
İki Mahkeme de Görevsizlik Kararı Verirse Ne Yapılır?
Örneğin bir uyuşmazlık önce asliye hukuk mahkemesinde açılmış, bu mahkeme uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinin görevinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş olsun. Dosya usulüne uygun biçimde diğer mahkemeye gönderildiğinde ikinci mahkeme de uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinin görevinde olduğunu kabul ederek görevsizlik kararı verirse bir olumsuz görev uyuşmazlığı doğar.
HMK 21/1-c’nin uygulanması için yalnız iki farklı görevsizlik kararının bulunması yetmez; kanun, bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi şartını da açıkça arar. Bu şart gerçekleştiğinde görevli mahkemenin belirlenmesi HMK 22 uyarınca ilgili üst merciden istenir.
Burada “görev” ile “yetki” ayrımı önemlidir. Görev, uyuşmazlığın hangi tür mahkemede görüleceğini; yetki ise coğrafi olarak hangi yer mahkemesinin davaya bakacağını ifade eder. Görev kuralları kamu düzeniyle yakından bağlantılıdır ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Yetki kurallarında ise kesin yetki bulunan ve bulunmayan hâller ayrılır.
Kesin Yetkide İki Mahkeme Yetkisizlik Verirse
HMK 21/1-ç, kesin yetki hâllerini özel olarak düzenler. Bir uyuşmazlıkta kesin yetki varsa ve iki mahkeme de kendisini yetkisiz görür, her iki yetkisizlik kararı da kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse yargı yeri belirlenmesi istenir.
Buna karşılık kesin olmayan yetki bakımından aynı mekanizmayı doğrudan uygulamak doğru değildir. Kesin yetki olup olmadığı, dava türü ve ilgili özel kanun hükmü üzerinden belirlenir. Bu nedenle yalnız “iki mahkeme de yetkisiz dedi” sonucundan hareket edilmemeli; yetki kuralının niteliği ayrıca incelenmelidir.
HMK 20’deki İki Haftalık Dosya Gönderme Süresi
Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra dosyanın kendiliğinden diğer mahkemeye gideceği varsayımı önemli bir hatadır. HMK 20’ye göre taraflardan birinin, karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden; kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişse kesinleşme tarihinden; kanun yoluna başvurulmuş ve başvuru reddedilmişse ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini istemesi gerekir.
Bu talep süresinde yapılmazsa kanunun sonucu açıktır: dava açılmamış sayılır ve bu konuda görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkeme resen karar verir. Bu nedenle yargı yeri belirlenmesi tartışmasına geçmeden önce, ilk görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra HMK 20 prosedürünün doğru işletilip işletilmediği kontrol edilmelidir.
Dava dilekçesi ve yargılamanın başlangıç işlemleri hakkında dava dilekçesinin tebliği ve HMK 122 rehberimizi; usul işlemlerindeki maddi yanlışların düzeltilmesi bakımından HMK 183 maddi hata rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Yargı Yeri Belirlemesini Hangi Mahkeme Yapar?
HMK 22, belirleme merciini düzenler. İlk derece mahkemeleri bakımından bölge adliye mahkemeleri; bölge adliye mahkemeleri bakımından ise Yargıtay devreye girer. Aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin karşılıklı kararların kesinleşmesi hâlinde görevli veya yetkili mahkeme, dosyanın ve mahkemelerin konumuna göre ilgisine göre bölge adliye mahkemesince ya da Yargıtayca belirlenir.
Başvurunun yanlış üst mercie gönderilmesi, dosyanın yeniden iadesine ve zaman kaybına yol açabilir. Bu nedenle hangi mahkemelerin karşılıklı karar verdiği, mahkemelerin hangi bölge adliye mahkemesi yargı çevresinde bulunduğu ve uyuşmazlığın gerçekten HMK 21 kapsamına girip girmediği dosya üzerinden belirlenmelidir.
Yargı Yeri Belirlenmesi Duruşmalı mı İncelenir?
HMK 23/1, yargı yerinin belirlenmesine ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılabileceğini açıkça düzenler. Bu nedenle belirleme için mutlaka tarafların katıldığı yeni bir duruşma açılması zorunlu değildir. Üst merci, karşılıklı görevsizlik veya yetkisizlik kararlarını, kesinleşme bilgilerini, dava dilekçesini ve uyuşmazlığın niteliğini dosya üzerinden inceleyebilir.
Dosyaya gönderilen belgelerin eksiksiz olması bu nedenle özellikle önem taşır. İlk ve ikinci mahkemenin kararları, tebliğ ve kesinleşme bilgileri ile görev veya yetkiyi belirlemeye yarayan temel dava evrakı dosyada bulunmalıdır.
Belirleme Kararı Sonraki Mahkemeyi Bağlar mı?
Evet. HMK 23/2’ye göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi kararı ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya bundan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.
Bu hüküm, olumsuz görev veya yetki uyuşmazlığının kalıcı biçimde sona ermesini sağlar. Belirlenen mahkemenin aynı dosyada yeniden “ben görevli değilim” diyerek yeni bir uyuşmazlık döngüsü yaratması mümkün değildir. Mahkeme artık uyuşmazlığın esasına geçmelidir.
Adli Yargı ile İdari Yargı Arasındaki Görev Uyuşmazlığı Aynı Şey midir?
Hayır. HMK 21-23, adli yargı içindeki mahkemeler bakımından yargı yeri belirlenmesi kurumunu düzenler. Adli yargı mahkemesi ile idari yargı mahkemesi aynı uyuşmazlıkta kendilerini görevsiz görürse mesele yalnız HMK 21-22 kapsamında çözülmez. Bu durumda 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’daki olumsuz görev uyuşmazlığı hükümleri uygulanır ve görevli yargı kolunu Uyuşmazlık Mahkemesi belirler.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2020/919 E., 2020/1336 K. sayılı kararında da idari yargı ile adli yargı arasında karşılıklı görevsizlik bulunduğunda çözüm merciinin Uyuşmazlık Mahkemesi olduğu vurgulanmıştır. Bu ayrım, başvurunun doğru mercie yöneltilmesi açısından belirleyicidir.
Yargı Yeri Belirlenmesi ile Kanun Yolu Aynı Şey Değildir
Yargı yeri belirlenmesi, görevsizlik veya yetkisizlik kararını esas bakımından yeniden inceleyen olağan bir istinaf veya temyiz yolu değildir. HMK 21’deki şartlar oluştuktan sonra, yargılamanın hangi mahkemede devam edeceğini belirleyen özel bir usul kurumudur.
Taraf, ilk görevsizlik kararının yanlış olduğunu düşünüyorsa karar kanun yoluna açık olduğu ölçüde süresinde kanun yoluna başvurmalıdır. Kararı hiç inceletmeden kesinleştirip daha sonra yargı yeri belirlenmesini “gecikmiş istinaf” gibi kullanmak mümkün değildir.
Aynı Dava Olması Neden Önemlidir?
HMK 22/2, iki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin kararlarından söz eder. Bu nedenle farklı taraflar, farklı talepler veya farklı dava sebepleriyle açılmış iki ayrı dosyadaki görevsizlik kararları sırf benzer hukuki konu taşıyor diye yargı yeri belirlenmesi doğurmaz.
Karşılıklı kararların aynı uyuşmazlığa ait dosya zincirinde verilmiş olması gerekir. Dava dosyasının ilk mahkemeden ikinci mahkemeye hangi karar ve gönderme talebiyle geçtiği bu nedenle dosya üzerinden izlenmelidir.
Yargı Yeri Belirlenmesinde En Sık Yapılan Hatalar
- Görevsizlik kararından sonra HMK 20’deki iki haftalık gönderme talebi süresinin kaçırılması,
- İlk karar kesinleşmeden ikinci aşamaya geçilmesi,
- Kesin olmayan yetki uyuşmazlığının HMK 21/1-ç kapsamında değerlendirilmesi,
- Adli yargı-idari yargı uyuşmazlığının HMK 22 kapsamında Yargıtaya gönderilmesi,
- Karşılıklı kararların aynı davaya ilişkin olup olmadığının kontrol edilmemesi,
- Yanlış bölge adliye mahkemesine veya yanlış üst mercie başvurulması,
- Kesinleşme şerhleri ve tebligat bilgilerinin dosyada bulunmaması.
Basit Yargılama veya Yazılı Yargılama Usulü Sonucu Değiştirir mi?
Hayır. Davada yazılı veya basit yargılama usulünün uygulanması, mahkemenin görev ve yetkisine ilişkin temel kuralları ve HMK 21-23’teki yargı yeri belirlenmesi mekanizmasını ortadan kaldırmaz. Yargılama usulünün sonraki aşamalarına ilişkin farklılıklar ise dosya görevli mahkemeye ulaştıktan sonra önem kazanır. Basit yargılama kapsamı için HMK 316 basit yargılama usulü rehberimize bakabilirsiniz.
Uygulama Kontrol Listesi
- İlk mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararının tarihi ve tebliği kontrol edilir.
- HMK 20’deki iki haftalık dosya gönderme talebinin süresinde yapıldığı doğrulanır.
- İkinci mahkemenin verdiği kararın gerçekten karşılıklı görev veya kesin yetki uyuşmazlığı oluşturup oluşturmadığı belirlenir.
- Her iki kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşip kesinleşmediği tespit edilir.
- Uyuşmazlık adli yargı içinde mi, yoksa farklı yargı kolları arasında mı ayrılır.
- HMK 22 uyarınca doğru belirleme mercii tespit edilir.
- Kararlar, kesinleşme bilgileri ve temel dava evrakı eksiksiz biçimde üst mercie gönderilir.
- Belirleme kararından sonra dosyanın tayin edilen mahkemede esas üzerinden devamı takip edilir.
Davaya Bakacak Mahkemede Engel Çıkarsa Ne Olur?
HMK 21/1-a yalnız karşılıklı görevsizlik kararlarını düzenlemez. Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkması da yargı yeri belirlenmesi sebebidir. Buradaki düzenlemenin amacı, kanuna göre doğru mahkeme belli olduğu hâlde o mahkemenin somut sebeple davaya bakamaması nedeniyle yargılamanın tamamen kilitlenmesini önlemektir. Engel, dosyanın esasını değil, mahkemenin fiilen yargılama yapabilmesini ilgilendirir.
Bu bent uygulanırken önce mahkemenin gerçekten görevli ve yetkili olduğu belirlenir; ardından davaya bakmasını engelleyen durumun varlığı incelenir. Böylece görev veya yetki kuralları değiştirilmeden, uyuşmazlığın görülebileceği mahkeme üst merci tarafından tayin edilir.
Yargı Çevresi Sınırında Tereddüt Çıkarsa
HMK 21/1-b, iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda tereddüt doğmasını da yargı yeri belirlenmesi sebebi sayar. Özellikle yeni adliye veya mahkeme kuruluşları, yargı çevresinin yeniden düzenlenmesi ya da idari sınır değişiklikleri sonrasında hangi mahkemenin belirli yer bakımından yetkili olduğu tartışma konusu olabilir.
Bu durumda tarafların aynı uyuşmazlığı farklı mahkemelerde tekrar tekrar açması gerekmez. HMK 22’de gösterilen üst merci, yargı çevresi tereddüdünü gidererek davaya bakacak mahkemeyi belirler. Bu belirleme de HMK 23/2 uyarınca sonraki mahkemeyi bağlar.
2026 Uygulamasında Yargı Yeri Belirlenmesi
Yargı yeri belirlenmesi güncel uygulamada da aktif biçimde kullanılmaktadır. 2026 yılında farklı bölge adliye mahkemelerinin, özellikle asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arasındaki görev tartışmalarında HMK 21-23 hükümlerini uygulayarak görevli mahkemeyi belirlediği kararlar bulunmaktadır. Güncel kararların ortak yöntemi, önce iki mahkemenin kararlarının niteliğini ve kesinleşmesini incelemek, ardından uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre hangi mahkemenin görevli olduğunu belirlemektir.
Bu kararlar bakımından en kritik dosya unsuru, yalnız “iki ayrı görevsizlik kararı var” bilgisinden ibaret değildir. İlk dava dilekçesi, tarafların sıfatı, uyuşmazlığın dayandığı hukuki ilişki, talep sonucu ve karşılıklı kararların gerekçeleri birlikte incelenir. Örneğin tarafların tacir olup olmadığı, uyuşmazlığın ticari işletmeyle bağlantısı veya özel mahkeme görevini düzenleyen bir kanun hükmünün bulunması, asliye hukuk-asliye ticaret görev tartışmasının çözümünde belirleyici olabilir.
Yargı Yeri Belirlenmesi Talebinde Dosyada Bulunması Gerekenler
Üst merci dosya üzerinden inceleme yapabildiği için evrak bütünlüğü önemlidir. Dosyada en azından dava dilekçesi, varsa cevap dilekçesi, ilk görevsizlik veya yetkisizlik kararı, bu kararın tebliğ ve kesinleşme bilgileri, dosyanın gönderilmesine ilişkin HMK 20 talebi, ikinci mahkemenin kararı ve kesinleşme durumu görünür olmalıdır. Görevi belirleyen özel sözleşme, ticaret sicil kaydı, taşınmaz kaydı veya benzeri belge varsa bunlar da dosyada bulunmalıdır.
Eksik evrak, üst merciin uyuşmazlığın hukuki niteliğini doğru değerlendirmesini güçleştirir ve dosyanın tamamlatılmak üzere geri gönderilmesine yol açabilir. Bu nedenle yargı yeri belirlenmesi aşaması, yalnız bir “üst mahkemeye gönderme” işlemi olarak görülmemelidir.
Sık Sorulan Sorular
1. İki mahkeme de görevsizlik verirse üçüncü kez dava mı açılır?
Hayır. HMK 21-23 şartları oluşmuşsa görevli mahkeme yargı yeri belirlenmesi yoluyla tayin edilir.
2. İlk görevsizlik kararından sonra dosya otomatik gider mi?
Hayır. HMK 20’deki şartlara göre taraflardan biri iki hafta içinde dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini istemelidir.
3. Gönderme talebi yapılmazsa ne olur?
HMK 20’ye göre dava açılmamış sayılır ve mahkeme bu konuda resen karar verir.
4. İki yetkisizlik kararı her durumda yargı yeri belirlenmesine yol açar mı?
Hayır. HMK 21/1-ç, iki mahkemenin yetkisizlik kararı bakımından kesin yetki hâlini arar.
5. Yargı yeri belirlenmesini kim yapar?
HMK 22 uyarınca ilgisine göre bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay görevli ya da yetkili mahkemeyi belirler.
6. İnceleme için duruşma zorunlu mu?
Hayır. HMK 23/1, incelemenin dosya üzerinden yapılabileceğini düzenler.
7. Belirlenen mahkeme yeniden görevsizlik kararı verebilir mi?
HMK 23/2 uyarınca yargı yeri belirleme kararı davaya bundan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.
8. Adli ve idari yargı arasındaki uyuşmazlığı Yargıtay mı çözer?
Hayır. Farklı yargı kolları arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığında 2247 sayılı Kanun çerçevesinde Uyuşmazlık Mahkemesi devreye girer.
9. Yargı yeri belirlenmesi davanın esasını çözer mi?
Hayır. Yalnız davaya hangi mahkemenin bakacağını belirler; maddi hukuk uyuşmazlığını çözmez.
10. Görevsizlik kararına karşı kanun yoluna gidilebilir mi?
Kararın niteliği ve kanunda öngörülen kesinlik sınırları çerçevesinde kanun yolu ayrıca değerlendirilir. HMK 21/1-c ise iki görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği hâli özel olarak düzenler.
Resmî Kaynaklar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – HMK 20-23
- Mevzuat Bilgi Sistemi
- Uyuşmazlık Mahkemesi
- Yargıtay Karar Arama
Sonuç: Aynı dava hakkında iki mahkemenin de görevsizlik kararı vermesi ve kararların HMK 21’de aranan biçimde kesinleşmesi hâlinde yargılamanın hangi mahkemede devam edeceği yargı yeri belirlenmesi yoluyla çözülür. Kesin yetkide karşılıklı yetkisizlik kararları için de aynı özel yol vardır. Dosya gönderme süresi, kesinleşme durumu, doğru üst merci ve adli-idari yargı ayrımı birlikte kontrol edilmelidir.
Hazırlayan: Av. Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472
Son mevzuat kontrolü: 22 Eylül 2026
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Görev, yetki ve kesinleşme durumu somut dosya üzerinden ayrıca kontrol edilmelidir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
