İsviçre AG Türkiye’de Dava Açarken Teminat Yatırır mı? 1933 Anlaşması ve 1954 Lahey m.17
Kısa Özet
| Hukukî soru | Temel kaynak |
|---|---|
| Yabancı şirket teminatı | MÖHUK m.48/1 |
| Karşılıklılık muafiyeti | MÖHUK m.48/2 |
| Türkiye–İsviçre ikili anlaşması | 1933 Anlaşması m.1 |
| Çok taraflı sözleşme muafiyeti | 1954 Lahey m.17 |
| Türkiye’de yaşamayan Türk vatandaşı | HMK m.84/1-a |
| Teminat kararı ve dava şartı | HMK m.114/1-ğ |

1. Teminat sorusu neden İsviçre şirketleri için önemlidir?
Zürih veya Cenevre’de kurulu bir Aktiengesellschaft (AG), Türkiye’deki üreticiden teslim edilmeyen malların bedelini, sözleşmeye aykırılıktan doğan zararını veya ödenmemiş ticari alacağını talep etmek isteyebilir. Türk mahkemesine başvurmadan önce şirketin yalnızca dava harcı ve avukatlık ücretini değil, yabancı davacı sıfatından kaynaklanabilecek teminat sorununu da kontrol etmesi gerekir. Yabancı şirketin Türkiye’de ofisinin bulunmaması tek başına dava açma hakkını kaldırmaz.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 48/1, yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türk mahkemelerinde dava açarken, davaya katılırken veya takip yaparken belirli gider ve zararlar için teminat göstermek zorunda olduğunu düzenleyen genel kuraldır. Buna karşılık m. 48/2, karşılıklılık esasına göre teminattan muafiyet öngörür. Dolayısıyla İsviçre AG adına başvuruda ilk soru yalnızca kanunun birinci fıkrası değil, muafiyetin kaynağıdır.
Türkiye ile İsviçre arasında 1933 tarihli ikili adlî anlaşma ve iki ülkenin taraf olduğu 1954 Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi bulunduğundan, teminat incelemesi bu anlaşmalar dikkate alınmadan tamamlanamaz. Şirketin İsviçre statüsü, ilgili anlaşmanın kişi ve işlem kapsamı ve yapılacak başvurunun dava mı yoksa icra takibi mi olduğu ayrı belirlenmelidir.
2. MÖHUK m. 48/1 hangi davacılara uygulanır?
MÖHUK m. 48/1, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerden söz eder. Yabancı tüzel kişilik kapsamındaki bir İsviçre AG, Türkiye’de yerleşik olmaması nedeniyle değil; yabancı tüzel kişi niteliği nedeniyle bu genel düzenlemenin başlangıç değerlendirmesine girer. Davalı olan şirket ile davacı veya takip alacaklısı olan şirketin durumu aynı değildir.
Örneğin Mersin’deki bir Türk şirketi Zürih’teki AG’ye karşı dava açıyorsa yabancı olan taraf davalıdır. Bu durumda davacı tarafın MÖHUK m. 48/1 kapsamında İsviçre uyruklu sayılacağı sonucu doğmaz. Buna karşılık İsviçre AG’nin Türk şirkete karşı alacak davası açması halinde yabancı davacı sıfatı ele alınır. Tarafların yargılama içindeki konumu ile tüzel kişilik statüsü birlikte incelenmelidir.
Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, yabancılar için teminat yükümlülüğünün m. 48’de düzenlendiğini ve sözleşmesel, kanuni veya fiilî karşılıklılık yoluyla muafiyetin gündeme gelebileceğini açıklamaktadır. Genel hükmün bulunması otomatik teminat yatırılması gerektiği anlamına gelmez; muafiyetin varlığı ayrıca belirlenmelidir.
3. MÖHUK m. 48/2 karşılıklılık ve muafiyet kuralı
MÖHUK m. 48/2, mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağını düzenler. Burada karşılıklılık, ilgili ülke hukukunda Türk kişi veya şirketleri için karşılıklı muafiyet bulunup bulunmadığı üzerinden incelenir. Yalnızca ticari ilişkinin iyi olması veya iki şirketin uzun süredir çalışması hukuki karşılıklılık oluşturmaz.
Karşılıklılık iki ülke arasındaki ikili anlaşmayla, çok taraflı uluslararası sözleşmeyle veya ilgili mevzuat ve uygulama bakımından kanuni yahut fiilî biçimde gerçekleşebilir. İsviçre ile Türkiye arasındaki muafiyet tartışmasında 1933 tarihli adlî anlaşma ve 1954 Lahey Sözleşmesi m. 17 en önemli yazılı kaynaklardır. Ancak anlaşmaların hangi kişileri ve hangi işlemleri kapsadığı metinlerine göre belirlenmelidir.
Örneğin yalnızca mahkemede davacı veya müdahil olanları koruyan bir anlaşmanın kapsamını, ayrıca incelenmeden her yabancı icra takibine genişletmek doğru olmaz. Buna karşılık somut koşullarda açık bir muafiyet varsa sırf yabancı şirket olduğu gerekçesiyle teminat yükümlülüğü doğduğu varsayılmamalıdır. Uyuşmazlığın ve tarafın anlaşma kapsamına girdiği belirlenmelidir.
4. 1933 Türkiye–İsviçre adlî anlaşmasının birinci maddesi
Adalet Bakanlığının resmî açıklamasına göre Türkiye ile İsviçre arasında 1 Haziran 1933’te imzalanan “Medenî ve Ticarî Mevatta Adlî Münasebetleri Tanzim Eden Mukavelename”, 23 Haziran 1934 tarihli ve 2534 sayılı Kanunla onaylanmış, 8 Haziran 1935’te yürürlüğe girmiştir. Bu tarihli düzenlemenin bulunması, hukukî teminat hesabında yalnızca bugünkü MÖHUK hükmüyle yetinilmemesini gerektirir.
Bakanlığın yayımladığı anlaşma m. 1 açıklaması, Türkiye veya İsviçre’de ikametgâhı bulunan ve diğer ülke mahkemesinde davacı veya müdahil konumunda olan akit devlet vatandaşlarından yabancılık veya dava ülkesi içinde mesken bulunmaması gerekçesiyle teminat istenmemesine ilişkindir. Anlaşmanın tarihî metninde “tebaa” terimi geçer; modern İsviçre AG için tüzel kişilik bağlantısı ve hak sahibi sıfatı ayrıca incelenir.
Somut dosyada İsviçre AG’nin gerçekten İsviçre hukukuna göre kurulu olup olmadığı ve merkezinin nerede bulunduğu resmî ticaret sicili evrakından doğrulanmalıdır. Yalnızca İsviçre’den fatura kesilmesi veya İsviçre telefon numarası kullanılması şirketin taraf olduğu devletin hukuki statüsünü kesinleştirmez. Anlaşmanın muafiyet koşulları gerçek belgelerle kurulmalıdır.
5. 1954 Lahey Sözleşmesi m. 17 teminat yasağı
1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi m. 17, taraf devletlerden birinin vatandaşının taraf devletlerden birinde ikamet edip diğer taraf devlet mahkemesinde davacı veya müdahil olması halinde salt yabancı vatandaşlık ya da dava ülkesinde yerleşim bulunmaması nedeniyle teminat istenmemesini düzenler. Aynı koruma mahkeme giderlerini güvenceye bağlayan ödeme talepleri açısından da öngörülür.
Türkiye ve İsviçre, HCCH’nin resmî taraf devlet tablosunda bu sözleşmenin taraflarıdır. Sözleşme metni HCCH m. 17 üzerinden ayrıca doğrulanabilir. Ancak her muafiyet hükmünde olduğu gibi kişisel, yerleşim ve işlem yönünden kapsam unsurları birlikte değerlendirilmelidir.
Sözleşme m. 17’yi yalnızca adında Lahey bulunduğu için başka konvansiyonlarla karıştırmamak gerekir. Belge tasdikine ilişkin 1961 Apostil Sözleşmesi ile 1954 Hukuk Usulüne Dair Sözleşme farklıdır. Bir İsviçre ticaret sicili belgesine apostil yaptırılması dava teminatı muafiyetini tek başına sağlamaz; apostil belgenin resmî doğrulanması, m. 17 ise yargılama gider teminatının hukukî sınırlarıyla ilgilidir.
6. Lahey m. 17 şirketleri kapsar mı?
1954 Lahey Sözleşmesi m. 17’nin yazılı metninde “taraf devlet vatandaşları” ifadesi kullanılır. Adalet Bakanlığının teminat rehberinde yer verilen 17 Ocak 2005 tarihli Dışişleri Bakanlığı yazısında, Lahey Konferansı görevlilerinin ilgili hükmü tüzel kişileri de kapsayacak şekilde yorumladığı belirtilmiştir. Bu bilgi İsviçre AG lehine teminat muafiyeti değerlendirmesinde önemli bir resmî dayanak oluşturur.
Bununla birlikte şirket açısından uygulanacak hukukî sonucu sırf “AG” kısaltmasına bağlamak doğru değildir. Şirketin İsviçre hukukuna tabi oluşu, kayıtlı merkezi ve düzenlenen anlaşmanın şartları ortaya konmalıdır. Başka bir ülkedeki bağlı ortaklık ya da Türk hukukuna göre kurulmuş ayrı iştirak, İsviçre AG ile aynı tüzel kişi değildir. Dolayısıyla isim benzerliği veya ortak hissedarlar muafiyeti otomatik taşımaz.
Yargılama belgeleri içinde Lahey m. 17’den yararlanma talebinin hangi somut şirkete ait olduğu ve o şirketin ticaret sicili belgeleriyle ispatlandığı açık yazılmalıdır. İsviçre Handelsregisterauszug belgesinin Türkiye’de kullanılması konusundaki sitemizde yayımlı rehber, kayıt belgesi ve şirket kimliğinin incelenmesine odaklanmaktadır.
7. 1954 Lahey Sözleşmesi mi yoksa 1933 anlaşması mı uygulanır?
İsviçre şirketinin teminat muafiyeti iddiasında iki uluslararası kaynağın bir arada bulunması çelişki yaratmak zorunda değildir. Önce her anlaşmanın tarafları, kapsamı, yürürlük ve varsa özel hükümleri belirlenir. 1933 ikili anlaşması Türk–İsviçre ilişkisini özel olarak düzenler; 1954 sözleşmesi ise birçok ülke arasındaki usul ilişkisidir. Yargılama bakımından ilgili muafiyet dayanaklarının ikisinin de değerlendirilmesi gerekir.
Kaynakların birbirine üstünlüğü veya birini tamamen geçersiz kıldığı yönünde soyut varsayım kurulmaz. Anlaşma hükümlerinin davacı veya müdahil için getirdiği koşullar ve somut dosyadaki kişiler karşılaştırılır. Uluslararası sözleşmeden kaynaklanan bir muafiyet ihtimali varsa bunun uygulanması için gerekli resmi şirket belgeleri ile hukuki açıklama sunulur.
Adalet Bakanlığının İsviçre başlıklı ikili anlaşma açıklaması ile çok taraflı Lahey m. 17 açıklaması aynı rehberde bulunur. Bu rehber, dava açmadan önce teminat muafiyeti konusunda hazırlanacak hukuki görüşün önemli başlangıç kaynağıdır. Aynı zamanda anlaşmaların güncel durumunun ve varsa ilgili devlet bildirimlerinin resmî kaynaklardan kontrol edilmesi gerekir.
8. Şirketin vatandaşlığı ve merkezi nasıl ispatlanır?
İsviçre AG’nin sicil kaydı ve şirket merkezi teminat muafiyeti bakımından önemlidir. Handelsregisterauszug, ticaret sicilindeki şirket unvanını, kayıtlı merkezini ve temsilcilere ilişkin bilgileri gösterebilir. Kuruluş, güncel kayıt, olası merkez değişikliği ve şirketin hukuki varlığını doğrulayan resmî evraklar, Türk yargılama dosyasında uygun tasdik ve tercüme usulüyle sunulur.
Ticaret sicilindeki kayıtlı merkez ile şirketin fiilen ticari faaliyet yürüttüğü yer arasında fark bulunabilir. Ayrıca holding yapılarında İsviçre AG ile Türkiye’deki limited şirketin aynı şirket olmadığı dikkate alınmalıdır. Dava, gerçek alacak hakkının sahibinin adına açılmalıdır. Yanlış şirket adına açılan dava için sonradan yalnızca şirket unvanını düzeltmek yeterli olmayabilir.
Şirket adına Türk avukata vekâlet veren kişinin temsil yetkisi de incelenmelidir. İsviçre sicilinde tek imza, müşterek imza veya başka temsil düzeni bulunabilir. İmza yetkili kişilerin sayısı, vekâletname tarihi ve şirket sicilindeki güncel yetki kayıtları karşılaştırılır. Böylece teminat sorunundan önce aktif dava ehliyeti ve geçerli temsil sağlanır.
9. İsviçre AG Türkiye’de hangi alacaklar için dava açabilir?
İsviçre şirketi Türkiye’deki satıcıya karşı ürün teslim edilmemesi, ticari fatura ödenmemesi, lisans veya hizmet sözleşmesine aykırılık ya da belirli tazminat talepleri ileri sürebilir. Ancak dava hakkının varlığı ile uyuşmazlığın esasına hangi ülke hukukunun uygulanacağı iki ayrı sorudur. Sözleşmenin hukuk seçimi, karakteristik edim ve uluslararası düzenlemeler ayrıca incelenmelidir.
5718 sayılı MÖHUK m. 24 genel sözleşme ilişkilerinde hukuk seçimi ve bağlantı kuralları içerir. Yurt dışı sözleşmede uygulanacak hukuk rehberi bu konuya ayrılmıştır. Ayrıca özel uyuşmazlık türlerinde başka kanunlar ihtilafı hükümleri ve uluslararası sözleşmeler uygulanabilir. Teminat muafiyetinden yararlanan şirketin davayı otomatik olarak kazanacağı düşünülmemelidir.
Ticari alacağın delilleri arasında imzalı sözleşme, faturalar, teslim kayıtları, banka dekontları, yazışmalar ve şirket temsil yetkileri yer alabilir. Bunların her biri hukukî ilişkinin ayrı bir unsurunu açıklayabilir. Teminat muafiyeti tek başına alacağın miktarını, vadesini, zamanaşımını veya borçlunun savunmasını ortadan kaldırmaz.
10. Yabancı mahkeme yetki şartı varsa teminattan önce ne incelenir?
Tarafların sözleşmesinde İsviçre mahkemesi, Türk mahkemesi veya tahkim merkezi kararlaştırılmış olabilir. Türkiye’de dava açılırken yalnızca alacağın varlığını değil mahkemenin milletlerarası yetkisini de incelemek gerekir. MÖHUK m. 47, belirli koşullarda yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkilerinde yabancı devlet mahkemesinin yetkili kılınmasına ilişkin özel düzenlemedir.
Sözleşmede bir yargı yeri kaydı bulunması teminat yükümlülüğüyle aynı mesele değildir. Yetkisiz yerde dava açılması nedeniyle ortaya çıkabilecek usul itirazı, 1933 anlaşması veya Lahey m. 17 kapsamındaki gider teminatı muafiyetinden ayrı değerlendirilir. Yabancı mahkeme yetki şartı ve MÖHUK m. 47 yazımız konuyu ayrıca açıklamaktadır.
İsviçre AG’nin ticari muhatabına karşı Türkiye’de açacağı davanın hangi mahkemede görüleceği, somut taraflar, ifa yeri ve geçerli yetki kayıtları temelinde belirlenir. Yalnızca borçlunun Türkiye’de olması bütün yetki tartışmalarını ortadan kaldırmaz. Davadan önce görev ve yetki analizi yapılmalıdır.
11. HMK m. 84 ile MÖHUK m. 48 arasındaki kişi ayrımı
Türkiye’de mutad meskeni bulunmayan Türk vatandaşının dava açması HMK m. 84/1-a çerçevesinde teminat sorununa yol açabilir. Buna karşılık yabancı gerçek veya tüzel kişilerin teminat yükümlülüğünün esas düzenlemesi MÖHUK m. 48’dir. İsviçre’de yaşayan Türk vatandaşı bir gerçek kişi ile İsviçre hukukuna göre kurulmuş AG’nin aynı hukuki statüde olduğu söylenemez.
Örneğin Türk vatandaşı şirket ortağı İsviçre’de yaşıyor ve Türkiye’de kendi kişisel alacağını dava ediyorsa davacı Türk vatandaşıdır. Aynı kişinin ortağı olduğu İsviçre AG, kendi alacağı için dava açıyorsa davacı ayrı tüzel kişidir. Bu ayrım yapılmadan “İsviçre’de yaşadığına göre yabancı” veya “ortağı Türk olduğuna göre şirket Türk” gibi sonuçlar kurulamaz.
HMK m. 85’in teminat gerektirmeyen hâlleri, hangi kanun çerçevesinde ve hangi kişi bakımından uygulanacağı ayrıca tartışılması gereken hükümlerdir. Farklı yükümlülük rejimlerini hiçbir hukuki değerlendirme yapmadan aynı muafiyet listesine dönüştürmek hatalı olabilir. Belgelerde davacının kimliğinin doğru yazılması, yargılama koşullarına ilişkin uyuşmazlığı azaltır.
12. HMK m. 114/1-ğ ve teminatın dava şartı niteliği
HMK m. 114/1-ğ, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesini dava şartlarından biri olarak düzenler. Bu nedenle mahkemenin teminat konusunda verdiği usulî karar ve kesin sürelerin takip edilmesi önemlidir. Ancak önce muafiyet olup olmadığı belirlenmelidir. Zira kanunen teminattan muaf bulunan davacıya sırf yabancı statüsü nedeniyle kesin bir teminat yükümlülüğü uygulandığı kabul edilemez.
Bir teminat kararı verilmişse tutarı, şekli, nedenleri, kesin süre ve hangi alacakları güvenceye bağladığı incelenir. Kararın hukuken doğru olup olmadığı konusunda başvuru imkânı ve mahkemenin dikkate alması gereken uluslararası sözleşme ayrıca değerlendirilir. İsviçre AG’nin maddi imkânlarının güçlü olması, kendisine otomatik teminat yükümlülüğü doğduğu anlamına gelmez.
UYAP’ta yayımlanan Yargıtay kararında, yabancı davacının teminattan muaf olup olmadığı araştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu değerlendirilmiştir. Bu kararın somut olaya uygulanması, davacı şirketin statüsü, ilgili ülke ve işlem şartları bakımından incelenir. Doğrulanmamış içtihat numaraları kullanılmadan resmi kararda açıklanan ilke esas alınmalıdır.
13. İcra takibinde teminat muafiyeti aynı mı?
MÖHUK m. 48/1’in lafzı yalnızca Türk mahkemesinde dava açanlar için değil, icra takibi yapan yabancı kişiler için de teminat hükmü içerir. Ancak 1954 Lahey Sözleşmesi m. 17’deki muafiyet metni davacı ve müdahil sıfatından bahseder. İcra takibi bakımından aynı korumanın hangi sözleşme veya karşılıklılık temeliyle uygulanabileceği ayrıca araştırılmalıdır.
İsviçre AG’nin Türkiye’de ilamsız icra takibi başlatması, Türkiye’de alacak davası açması veya İsviçre ilamının tenfizini istemesi farklı işlemlerdir. Takip dayanağının mahkeme kararı olup olmadığı, icra sürecinin Türkiye’deki kanuni şartları ve karşılıklı teminat muafiyeti ayrı konulardır. Bir usuldeki muafiyetin başka usulde otomatik kabul edildiği varsayılmamalıdır.
Özellikle alacağın borçlu şirket iflas etmeden tahsil edilmesi hedefleniyorsa alacak dayanakları, teminat ve icra usulü arasında doğru yol seçilmelidir. Yurt dışındaki alacaklının Türkiye’de iflas masasına başvurması yazısı farklı bir alacak tahsili prosedürünü açıklamaktadır. Bu nedenle başvurunun hukukî türü dosyada baştan açık belirtilmelidir.
14. Teminat muafiyeti dava harçlarından da muafiyet demek midir?
Yargılama giderleri için teminat gösterme yükümlülüğünden muafiyet ile dava açılışında kanunun öngördüğü harç ve masrafları ödeme yükümlülüğü birbirinden ayrıdır. 1954 Lahey m. 17, belirli güvence ödemelerini yasaklar; bütün mahkeme harçlarını, tebligat giderlerini ve bilirkişi masraflarını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle “teminattan muafız, hiçbir gider ödemeyiz” sonucu hukuken yanlıştır.
Mahkeme gider avansı ve başvuru harçları Türk usul hukukunun genel hükümleri içinde değerlendirilir. Bunlar, karşı tarafın muhtemel zararını güvenceye alan teminatla aynı ödeme kalemi değildir. İsviçre AG’nin maliyet planında dava harcı, gider avansı, yeminli tercüme, vekâletname ve gerekebilecek diğer usul giderleri ayrı hesaplanmalıdır.
Teminat muafiyetine dayanan dilekçede bu ayrım açıkça kurulmalıdır. Anlaşmadaki hükmün kapsamını genişletip bütün mali yükümlülükleri yok saymak, başvurunun eksik maliyetle yapılmasına ve sürelerin kaçırılmasına neden olabilir. Muafiyet hukukî bir güvence kuralıdır; davacının hangi hakka sahip olduğunu tek başına belirlemez.
15. İsviçre Handelsregisterauszug, apostil ve tercüme
İsviçre AG’nin hukuki varlığı ve temsil yetkisini göstermek için Handelsregisterauszug gibi resmi şirket sicili evrakları önem taşır. Bu evrakın düzenleyici makamı, güncel olup olmadığı, şirket unvanı ve merkez adresi kontrol edilir. İsviçre’de Almanca, Fransızca veya İtalyanca kullanılan belgelerde hukuki kavramların doğru Türkçeye aktarılması gerekir.
Türk mahkemesine sunulacak yabancı resmi belgeler bakımından HMK m. 224 ve geçerli uluslararası tasdik sözleşmeleri değerlendirilir. Apostil veya diğer doğrulama işleminin hangi belgeye gerektiği somut evrakın resmi niteliğine göre belirlenir. İşleme dayanak şirket kaydıyla avukatlık vekâletnamesinin aynı kişilerin yetkisini göstermesi önemlidir.
Banka hesap dökümü veya işlem faturası, İsviçre AG’nin varlığını ve temsil yetkisini ispatlayan ticaret sicili belgesi yerine geçmez. Mahkemede şirketin taraf ehliyeti ile davanın esası ayrı incelenir. Handelsregisterauszug rehberi, belgenin Türkiye’de kullanılma usulüne ilişkin tamamlayıcı bilgiler içerir.
16. Ödeme zorluğu veya şirketin malvarlığı teminatı etkiler mi?
Davacı şirketin güçlü mali tabloları bulunması, kanundan kaynaklanan yabancı davacı teminatı muafiyetinin yerine geçmez. Aynı şekilde şirketin mali zorluk yaşaması uluslararası sözleşmeden doğan tüm muafiyetleri yok saymayı haklı kılan otomatik bir sonuç değildir. HMK m. 84’te davacının ödeme güçlüğüne ilişkin ayrı bir düzenleme bulunduğu için hukuki dayanak ve taraf statüsü net biçimde ayrılır.
İsviçre AG’nin Türkiye’de taşınmazının veya teminat değerinde bir alacağının bulunması, belirli HMK istisnalarının gündeme gelmesi bakımından ayrıca araştırılabilir. Ancak hangi muafiyet kuralının hangi davacı türüne uygulanacağı konusunda kanunların kapsamı ve içtihatlar esas alınmalıdır. Bir şirketin sadece banka hesap bakiyesini sunmasıyla bütün teminat sorunlarının kendiliğinden çözülmesi beklenmemelidir.
Maliyet hesabında yabancı davacı teminatı, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz nedeniyle mahkemenin isteyebileceği farklı teminatlardan da ayrıdır. MÖHUK m. 48 kapsamında muaf olmak, ihtiyati haciz için İİK hükümlerine göre aranan başka bir teminatı her durumda kaldırmaz. İşlem ve kanuni sebep ayrı ayrı açıklanmalıdır.
17. İsviçre AG ile Türk iştiraki arasındaki ayrım
İsviçre AG’nin Türkiye’de kurduğu limited veya anonim şirket, şirketler hukuku bakımından ayrı bir tüzel kişidir. Ortaklık yapısı aynı olsa bile bu şirketlerin alacakları, borçları ve dava ehliyetleri birbirine kendiliğinden geçmez. İlgili sözleşmeyi hangi tüzel kişinin imzaladığı ve ödemenin hangi şirkete yapılması gerektiği tespit edilir.
İsviçre şirketinin Türkiye’de şubesi olması ise iştirak kavramından farklıdır. Şubenin ayrı tüzel kişiliği bulunup bulunmadığına ilişkin şirketler hukuku kuralları ve tescil belgeleri değerlendirilir. Dava, şube üzerinden yürütülse bile alacak hakkı sahibi ve yabancılık sıfatı kontrol edilmelidir. Yargılama gider teminatı incelemesinde gerçek davacı tüzel kişilik esas alınır.
Yurt dışındaki holding ile Türk iştirakin aynı ticari markayı kullanması, tarafların farklı şirket oldukları gerçeğini ortadan kaldırmaz. İsviçre AG’nin teminattan muafiyet talebi Türk iştirakin her davasında otomatik bir muafiyet belgesi gibi sunulamaz. Buna karşılık Türk hukukuna göre kurulu şirketin davacı olması halinde onun MÖHUK m. 48 kapsamındaki yabancı tüzel kişi sayılması da doğru değildir.
18. Dava dilekçesinde muafiyet hangi sırayla anlatılır?
İlk aşamada davacı İsviçre AG’nin ticaret sicili evrakından kimliği ve hukuki statüsü tanımlanır. İkinci aşamada m. 48/1’deki genel teminat kuralı ve m. 48/2’deki karşılıklılık muafiyeti ayrıştırılır. Üçüncü aşamada 1933 tarihli Türk–İsviçre anlaşmasının birinci maddesi ve 1954 Lahey Sözleşmesi m. 17 ilgili resmî kaynaklarıyla belirtilir. Dördüncü aşamada anlaşmaların kişisel ve usulî kapsamına neden girildiği somut belgelerle açıklanır.
Dilekçede İsviçre AG’nin kayıtlı merkezi, güncel yetkili temsilcileri, mahkeme önündeki sıfatı ve hangi anlaşma hükmüne dayanıldığı açık olmalıdır. Yalnızca “mütekabiliyet vardır” diye yazmak yerine ilgili anlaşmanın hukuki bağlantısını kurmak gerekir. Bu, teminat konusunda re’sen inceleme yapılırken mahkemeye somut bir dosya sağlar.
Yabancı şirketin Türkiye’deki davalıdan hangi alacağı istediği ise ayrı bölümde sözleşme, teslim, ödeme ve zarar belgeleriyle açıklanır. Teminat muafiyeti konusunun dava dilekçesinde yazılması, asıl borcun ispatı veya dava şartı başka ön koşulları yerine getirme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Hangi belge hangi hukukî olguyu gösteriyorsa buna göre başlıklandırılmalıdır.
19. Teminat talep eden davalının savunması nasıl değerlendirilir?
Türkiye’de davalı olan şirket, yabancı davacının teminat göstermesi gerektiğini ileri sürebilir. Bu savunmada ilk olarak davacının yabancı gerçek veya tüzel kişi statüsü incelenir. Ardından m. 48/2 bakımından karşılıklılığın bulunup bulunmadığı araştırılır. Uluslararası anlaşmanın muafiyet şartlarını karşılayan kişi için yalnızca yabancı sıfatını ileri sürerek teminat istenmesi yeterli hukukî gerekçe olmayabilir.
Buna karşılık davacı İsviçre AG değil başka ülkede kurulu şirketse veya dava türü ilgili anlaşmanın kapsamına girmiyorsa sonuç farklılaşabilir. Teminat istemine konu para miktarı ve muhtemel zarar kalemlerinin hukuki dayanağı da ayrıca incelenmelidir. Dava masrafının yüksek olduğu iddiası ile mahkemenin kanuni teminat kararı aynı şey değildir.
Yargıtayın UYAP’ta erişilebilir kararında muafiyetin araştırılması gereği vurgulanmaktadır. Mahkemenin Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler biriminden bilgi istemesi gerekebilecek uyuşmazlıklarda soyut varsayımlar yerine resmî anlaşmaların kapsamı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu yaklaşım davacı veya davalı lehine otomatik sonuca dayanmaktan farklıdır.
20. Zürih AG ile Mersin üreticisi örneğinde kontrol listesi
Zürih’te kurulu bir AG’nin Mersin’deki üreticiden teslim edilmeyen makine nedeniyle bedel iadesi istediğini düşünelim. İlk belge seti ticaret sicili kaydı, şirketi temsil eden kişilerin yetkisi, vekâletname ve sözleşme olmalıdır. İkinci set sipariş, ödeme, banka dekontları, teslim veya teslim etmeme belgeleri ve yazışmalardır. Üçüncü set uyuşmazlığın mahkemede görülmesiyle ilgili yetki, uygulanacak hukuk ve teminat muafiyeti belgeleridir.
Şirketin İsviçre’deki merkezinin ve tüzel kişiliğinin doğrulanmasının ardından m. 48 değerlendirmesi yapılır. 1933 Türkiye–İsviçre adlî anlaşması ve 1954 Lahey m. 17 bakımından dava açan İsviçre AG’nin muafiyet koşulları incelenir. Dava açılırken gerekli olağan harçlar ve giderler, muafiyete konu teminatla karıştırılmaz. Şirketin davalı Türk üreticiye karşı sözleşmeden doğan alacağını ispat yükü ayrıca devam eder.
Dosyada yargı yetkisi veya tahkim şartı bulunuyorsa bundan kaynaklanan sorunlar önceden değerlendirilir. Gerekiyorsa bilirkişi, tercüme ve banka kayıtları usulüne uygun şekilde hazırlanır. Yurt dışındaki şirketler ve müvekkiller için Türkiye’de hukuki temsil sayfasından büroya ulaşılabilir. Amaç, davanın esasına geçilmeden önce usul risklerini hukukî belgeler temelinde azaltmaktır.
Sık Sorulan Sorular
İsviçre AG Türkiye’de dava açarken her zaman teminat yatırır mı?
Hayır. MÖHUK m.48/1 genel kuraldır; m.48/2 karşılıklılık muafiyetini düzenler. 1933 ikili anlaşması ve 1954 Lahey m.17 kapsamı somut şirket için incelenir.
MÖHUK 48 sadece gerçek kişiler için mi?
Hayır. Madde yabancı gerçek ve tüzel kişileri kapsar.
İsviçre ile Türkiye arasında özel adlî anlaşma var mı?
Evet. 1933 tarihli adlî anlaşma 2534 sayılı Kanunla onaylanmıştır; Adalet Bakanlığı anlaşmanın teminat muafiyetine ilişkin 1. maddesini yayımlar.
1954 Lahey Sözleşmesi 17. maddesi neyi düzenler?
Belirli şartlarla taraf devlet vatandaşlarının yabancılık veya ikamet eksikliği gerekçesiyle yargılama gider teminatına zorlanmamasını düzenler.
Lahey m.17 şirketleri de kapsıyor mu?
Adalet Bakanlığı rehberindeki 2005 tarihli Dışişleri yazısında m.17’nin tüzel kişileri de kapsayacak biçimde yorumlandığı belirtilir; somut kapsam kontrol edilmelidir.
Teminat muafiyeti bütün dava harçlarını kaldırır mı?
Hayır. Gider teminatından muafiyet, kanuni harç ve diğer olağan yargılama masraflarının otomatik kaldırılması değildir.
İsviçre AG’nin Türkiye iştiraki aynı muafiyeti kullanır mı?
Ayrı tüzel kişiler farklı statüdedir. Davacının gerçek tüzel kişiliği ve tabi olduğu hukuk belirlenir.
İsviçreli şirket icra takibinde de otomatik muaf mı?
İcra takibinin uluslararası anlaşmalar kapsamındaki muafiyet koşulları ayrıca araştırılır; mahkeme davası muafiyeti otomatik genellenmez.
Türk vatandaşı İsviçre’de yaşıyorsa MÖHUK 48 mi uygulanır?
Türk vatandaşının Türkiye’de mutad meskeni olmaması HMK m.84/1-a bağlamında incelenir. Yabancı AG’nin statüsü MÖHUK m.48’den farklıdır.
Teminat muafiyeti nasıl ispatlanır?
Şirketin güncel resmî sicil kaydı, temsil belgeleri ve ilgili ikili/çok taraflı anlaşma hükümleriyle şartlar açıklanır.
Teminat yatırılmadığı için dava doğrudan reddedilebilir mi?
Hukuken teminat yükümlülüğü varsa HMK m.114/1-ğ ve ilgili usul hükümleri uygulanabilir; önce muafiyet araştırılmalıdır.
Teminattan muaf olmak davayı kazanmak anlamına gelir mi?
Hayır. Teminat yargılama usulüne ilişkindir; sözleşme, alacak, zarar ve diğer maddi hukuk iddiaları ayrıca ispatlanmalıdır.
Resmî mevzuat ve anlaşma kaynakları
- Adalet Bakanlığı — Yabancıların teminat yatırma yükümlülüğü ve Türkiye–İsviçre adlî anlaşması
- HCCH — 1954 Hukuk Usulüne Dair Sözleşme, m.17
- HCCH — 1954 Sözleşmesi taraf devletler listesi
- 5718 sayılı MÖHUK — m.48
- 6100 sayılı HMK — m.84–85, 114–115 ve 224
- Yargıtay — Yabancı davacı ve teminat muafiyetinin araştırılması kararı, UYAP
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
