B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Kısmi Ödeme Anaparadan Düşer mi? TBK m.100 Mahsup Kuralı

Kısa ve net cevap: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.100’e göre borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse yaptığı kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve bunun aksine anlaşma yapılamaz. Buna karşılık borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmişse, kısmi ödemenin doğrudan anaparadan düşülmesini tek taraflı olarak dayatamaz. Ayrıca alacağın bir kısmı kefalet, rehin veya başka bir güvenceyle teminat altındaysa borçlu kısmi ödemeyi güvence altındaki veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup edemez.

TBK 100 kısmi ödeme anapara faiz gider mahsup
TBK m.100, tek bir borç ilişkisindeki kısmi ödemenin anapara, faiz, gider ve teminatlı kısım bakımından nasıl mahsup edileceğini düzenler.

TBK m.100 ne düzenler?

Türk Borçlar Kanunu m.100, borcun ifasında “mahsup” başlığı altında kısmi ödeme durumunu düzenler. Madde iki ayrı kural içerir. Birincisi, borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve aksine anlaşma yapılamaz. İkincisi, alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka güvence almışsa borçlu kısmi ödemeyi güvence altındaki ya da güvencesi daha iyi olan kısma mahsup edemez.

Bu hüküm tek bir borcun anapara, faiz, gider ve teminat yapısındaki kısmi ödemenin nasıl işleneceğini belirler. Aynı alacaklıya birden çok ayrı borç bulunması hâlinde ise TBK m.101-102’deki farklı mahsup kuralları devreye girer.

Güncel resmî kanun metnine Mevzuat Bilgi Sistemi – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Faiz veya giderleri ödemede gecikme neden önemlidir?

M.100’ün ilk cümlesi anaparadan mahsup hakkını bir şarta bağlar: borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş olmalıdır. Borcun faiz ve giderleri muaccel olmuş ve borçlu bunları ödemede gecikmişse, borçlu yaptığı kısmi ödemenin doğrudan anaparayı azaltmasını tek taraflı olarak isteyemez. Bu sistem, faiz ve giderler ödenmeden anaparanın sürekli küçültülerek fer’ilerin karşılıksız bırakılmasını önler.

Buradaki “gider” kavramı borç ilişkisinde alacaklının kanuna veya sözleşmeye göre isteyebileceği ve borçlu tarafından ödenmesi gereken giderleri ifade eder. Hangi giderin gerçekten borçluya yüklenebileceği ayrıca kendi hukuki dayanağına göre incelenmelidir. Alacaklı keyfî olarak her masraf kalemini “gider” adıyla m.100 hesabına ekleyemez.

Faiz de sözleşmesel veya kanuni dayanağa sahip olmalıdır. Faiz oranının geçerliliği, temerrüt tarihi ve faiz başlangıcı ayrı değerlendirilir. M.100, var olmayan veya hukuka aykırı hesaplanmış faiz talebine kendiliğinden geçerlilik kazandırmaz.

Borçlu kısmi ödemeyi ne zaman anaparadan düşebilir?

Borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse, m.100 uyarınca yaptığı kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Kanun “aksine anlaşma yapılamaz” diyerek bu hakkı emredici biçimde korur. Sözleşmede “borçlu faiz ve giderlerde gecikmese bile yapılan her ödeme önce gelecekteki tüm masraflara sayılır, anaparaya hiç düşülmez” gibi m.100’ün açık hükmünü etkisizleştiren kayıt geçerli sonuç doğurmaz.

Örneğin 100.000 TL anapara borcunda o güne kadar ödenmesi gereken faiz ve giderlerin tamamı zamanında ödenmişse, borçlunun yaptığı 20.000 TL kısmi ödeme anaparadan düşülebilir. Sonraki faiz hesabı, uygulanacak faiz düzenine göre kalan anapara üzerinden yürütülür.

Buna karşılık geçmiş dönemden ödenmemiş muaccel faiz ve giderler varsa aynı sonuç otomatik doğmaz. Hesabın önce hangi kalemlere işleneceği m.100 ve diğer ilgili ödeme kurallarına göre belirlenir.

Alacaklı kısmi ödemeyi reddedebilir mi?

Kısmi ifanın kabul edilip edilmeyeceği sorusu, mahsup sorunundan farklıdır. TBK m.84, borcun tamamı belli ve muaccel ise alacaklının kısmen ifayı reddedebileceğini; alacaklı kısmen ifayı kabul ederse borçlunun borcun kendisince ikrar edilen kısmını ifadan kaçınamayacağını düzenler. M.100 ise kabul edilmiş veya yapılmış kısmi ödemenin borcun hangi kısmına düşüleceğini düzenler.

Bu nedenle “kısmi ödeme anaparaya mahsup edilir mi?” sorusundan önce kimi olaylarda alacaklının kısmi ifayı kabul yükümlülüğü bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Tarafların taksit sözleşmesi yapmış olması veya alacaklının kısmi ödemeyi fiilen kabul etmesi bu incelemeyi etkileyebilir.

Alacağın bir kısmı rehin veya kefaletle güvence altındaysa ne olur?

TBK m.100/2, alacaklının teminatını koruyan özel bir hüküm getirir. Alacaklının alacağının bir kısmı için kefalet, rehin veya başka güvence varsa borçlu kısmi ödemeyi güvence altındaki ya da güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir.

Örneğin 200.000 TL toplam alacağın 100.000 TL’lik bölümü ayrıca güçlü bir rehinle teminat altındaysa borçlu 50.000 TL ödeme yapıp “bu ödeme özellikle rehinli 100.000 TL’den düşsün” diyerek alacaklının kalan riskini yalnız teminatsız kısım üzerinde bırakamaz. Kanun, kısmi ödemenin alacaklının güvence dengesini borçlunun tek taraflı tercihiyle bozmasını önler.

Aynı kural kefalet ve diğer güvenceler bakımından da uygulanır. Hangi kısmın daha iyi güvence altında olduğu, teminatın kapsamı ve sırası somut sözleşme ve sicil kayıtlarıyla belirlenir.

Rehinli borçta kısmi ödeme rehni otomatik kaldırır mı?

Hayır. Kısmi ödeme borcun bir bölümünü sona erdirir; fakat rehnin kapsamı ve ne zaman kaldırılacağı teminatın hukuki yapısına göre ayrıca değerlendirilir. Rehin, kalan borcu güvence altına almaya devam edebilir. Borcun tamamı sona ermeden teminatın bütünüyle kaldırılması sonucu otomatik değildir.

Taşınmaz rehni, taşınır rehni, ticari işletme rehni veya başka güvence türlerinin kendi sicil ve terkin kuralları bulunabilir. M.100, bu özel sicil işlemlerinin yerine geçmez; yalnız kısmi ödemenin hangi kısma mahsup edilemeyeceğini belirler.

TBK m.100 ile m.101 arasındaki fark nedir?

TBK m.100, tek bir borcun kısmen ödenmesinde anapara, faiz, gider ve güvence ilişkisini düzenler. TBK m.101 ise aynı alacaklıya karşı birden çok ayrı borcu bulunan borçlunun yaptığı ödemenin hangi borca sayılacağını düzenler. Bu iki sorun uygulamada sık karıştırılır.

Örneğin tek kredi borcunun anapara ve faizinin nasıl mahsup edileceği m.100 sorunudur. Aynı bankaya iki farklı kredi borcu bulunan kişinin yaptığı 10.000 TL ödemenin hangi krediye sayılacağı ise m.101-102 sorunudur. Önce hangi hukuki sorunun bulunduğu belirlenmeden doğru mahsup hesabı yapılamaz.

Bu ayrım, icra dosyalarında ve cari hesap ilişkilerinde de önemlidir. Aynı dosyada birden çok alacak kalemi bulunması her zaman “birden çok borç” anlamına gelmez; kalemlerin aynı borç ilişkisinin fer’ileri mi yoksa ayrı borçlar mı olduğu belirlenmelidir.

Banka dekontuna “anapara ödemesi” yazmak yeterli midir?

Dekont açıklaması önemli bir delildir ancak kanunun emredici mahsup düzenini değiştiremez. Borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmişse dekonta tek taraflı olarak “sadece anapara” yazması m.100’ün hukuki sonucunu ortadan kaldırmaz. Buna karşılık şartlar m.100/1’e uygunsa açıklama taraf iradesinin ve ödeme amacının ispatına katkı sağlar.

Aynı alacaklıya birden çok borç varsa dekont açıklaması m.101 bakımından daha da önem kazanır. Borçlu ödeme gününde hangi borcu ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Bu nedenle ödeme açıklaması borç numarası, sözleşme tarihi veya fatura numarası gibi ayırt edici bilgiler içermelidir.

Sadece “borç ödemesi” veya “ödeme” yazılması, birden fazla borcun bulunduğu ilişkide hangi borcun hedeflendiğini göstermeyebilir. Özellikle ticari ilişkilerde ödeme talimatı ve banka dekontu birlikte saklanmalıdır.

Alacaklı makbuzda farklı mahsup gösterirse ne olur?

Birden çok borç bakımından TBK m.101 özel kural getirir. Borçlu hangi borcu ödediğini bildirmemişse, yapılan ödeme borçlu tarafından derhâl itiraz edilmediği sürece alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. Bu kural m.100’den farklı olarak ayrı borçlar arasındaki seçimle ilgilidir.

Borçlu, alacaklının makbuzdaki mahsup biçimine katılmıyorsa gecikmeden yazılı itiraz etmelidir. Sessiz kalmak ileride ödemenin hangi borca sayıldığı konusunda ispat sorununa yol açabilir.

İcra takibinde kısmi ödeme nasıl mahsup edilir?

İcra dosyasında yapılan tahsilatlarda takip masrafları, faiz, vekâlet ücreti ve asıl alacak gibi çeşitli kalemler bulunabilir. Mahsup hesabı yalnız TBK m.100’e bakılarak yapılmaz; İcra ve İflas Kanunu’nun tahsil ve harç hükümleri ile takipteki alacak kalemleri de dikkate alınır. Ancak taraflar arasındaki temel borç ilişkisinde m.100’ün anapara-faiz-gider sırası önemini korur.

İcra dosyasında “şu kadar ödeme yaptım, ana para o kadar azaldı” şeklinde doğrudan aritmetik yapmak yanıltıcı olabilir. Dosya hesabındaki faiz başlangıcı, tahsil harcı, vekâlet ücreti, masraf ve yapılan ödemenin tarihi ayrı ayrı incelenmelidir. İcra müdürlüğünün kapak hesabı ile temel borç ilişkisinin sözleşmesel hesabı karşılaştırılmalıdır.

Faiz için faiz hesaplanabilir mi?

Kısmi ödeme mahsup hesabında faiz kaleminin bulunması, her durumda faize yeniden faiz yürütülebileceği anlamına gelmez. Bileşik faiz yasağı ve ticari işlerdeki özel istisnalar ayrıca uygulanır. Tarafların sözleşmedeki faiz maddesi, işin ticari olup olmadığı ve kanundaki sınırlar incelenmelidir.

M.100 yalnız ödemenin hangi kaleme düşeceğini düzenler; faiz oranının geçerliliğini veya bileşik faiz koşullarını belirleyen madde değildir. Bu nedenle mahsup tablosu hazırlanırken önce geçerli faiz alacağı tespit edilmelidir.

Kısmi ödeme uyuşmazlığında hangi belgeler önemlidir?

Ana sözleşme, ödeme planı, fatura veya cari hesap ekstresi, faiz hesap tablosu, banka dekontları, makbuzlar, ödeme talimatları, teminat belgeleri, rehin/kefalet sözleşmeleri ve taraf yazışmaları temel belgelerdir. Her ödemenin tarihi, tutarı ve açıklaması ayrı tablo hâline getirilmelidir.

Faiz veya giderlerde gecikme bulunup bulunmadığı ödeme günü itibarıyla belirlenmelidir. Sonradan düzenlenen genel hesap yerine her ödeme tarihinde muaccel anapara, faiz ve gider tutarını gösteren kronolojik hesap daha sağlıklıdır.

Alacak ticari sözleşmeden doğuyorsa dava şartı arabuluculuk hükümleri gündeme gelebilir. Tüketici kredisi veya tüketici işlemi varsa 6502 sayılı Kanun’un özel hükümleri ayrıca uygulanır. Sözleşme konularındaki diğer içerikler için Borçlar Hukuku ve Ticaret ve Sözleşmeler Hukuku bölümleri incelenebilir.

Standart sözleşme m.100’ün aksini yazabilir mi?

TBK m.100/1, borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğunu ve aksine anlaşma yapılamayacağını açıkça düzenler. Bu nedenle standart sözleşme hükmü kanunun bu emredici sonucunu ortadan kaldıramaz.

Standart bir sözleşmede m.100’e aykırı mahsup kaydı bulunuyorsa ayrıca genel işlem koşulları denetimi de gündeme gelebilir. Standart hükmün sözleşmeye dahil olma şartları TBK m.21 rehberinde, belirsiz hükmün yorumu ise TBK m.23 rehberinde açıklanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Kısmi ödeme her zaman anaparadan mı düşer?

Hayır. M.100’e göre anaparadan düşme hakkı, borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş olmasına bağlıdır.

Taraflar m.100’ün aksini sözleşmeyle kararlaştırabilir mi?

Faiz ve giderlerde gecikme yokken kısmi ödemenin anaparadan düşürülmesi hakkının aksine anlaşma yapılamaz.

Ödenmemiş faiz varken dekonta “anapara” yazmak yeterli mi?

Hayır. Tek taraflı dekont açıklaması m.100’ün kanuni mahsup sonucunu değiştirmez.

Rehinli kısma ödeme mahsup edilebilir mi?

Borçlu kısmi ödemeyi tek taraflı olarak güvence altındaki veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir.

Kefalet varsa aynı kural uygulanır mı?

Evet. M.100/2 kefalet, rehin ve başka güvence türlerini açıkça kapsar.

M.100 ile m.101 aynı şey mi?

Hayır. M.100 tek borçtaki kısmi ödemenin kalemlerini; m.101 birden çok ayrı borçtan hangisinin ödendiğini düzenler.

Alacaklı kısmi ödemeyi reddedebilir mi?

Borcun tamamı belli ve muaccelse TBK m.84 uyarınca kısmi ifayı reddetme imkânı ayrıca değerlendirilir. M.100 kabul edilmiş kısmi ödemenin mahsup biçimini düzenler.

İcra dosyasında ödeme doğrudan anaparadan düşer mi?

Her zaman değil. İcra masrafları, faiz ve takip kalemleriyle birlikte özel hesap yapılmalıdır.

Ödeme tarihleri neden önemlidir?

Her ödeme tarihinde hangi faiz ve giderlerin muaccel olduğu, borçlunun gecikmede bulunup bulunmadığını ve mahsup sırasını belirler.

Mahsup uyuşmazlığında en önemli delil nedir?

Sözleşme, kronolojik hesap tablosu, banka dekontları, makbuzlar ve varsa rehin/kefalet belgeleri birlikte değerlendirilir.

Sonuç

TBK m.100, kısmi ödemede temel dengeyi açık biçimde kurar. Borçlu faiz ve giderlerde gecikmemişse kısmi ödemeyi anaparadan düşebilir ve aksine anlaşma yapılamaz. Teminatlı alacakta ise borçlu ödemeyi tek taraflı olarak güvence altındaki veya daha iyi güvenceli kısma yöneltemez. Uyuşmazlığın doğru çözümü için her ödeme tarihindeki anapara, faiz, gider ve teminat durumu ayrı ayrı hesaplanmalıdır.

Av. Halil BAKIRCI — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu. İçerik 15 Eylül 2026 tarihindeki yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp