Mağaza veya Site Ürünü Satmaktan Kaçınabilir mi? 6502 m.6 Satıştan Kaçınma | 2026
Kısa ve net cevap: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesi, satıştan kaçınmayı dört ayrı fıkra ile düzenler. Kanun; vitrinde, rafta, elektronik ortamda veya açıkça görülebilir yerde teşhir edilen malın üzerinde “satılık değildir” veya aynı anlama gelen bir ibare yoksa satıştan kaçınılamayacağını; hizmet sağlamaktan haklı sebep olmaksızın kaçınılamayacağını; aksine bir teamül, ticari örf veya adet ya da haklı sebep yoksa mal veya hizmet satışının miktar, sayı, ebat gibi koşullara veya başka bir mal ya da hizmetin satın alınması şartına bağlanamayacağını düzenler. Bu hüküm tek başına her e-ticaret siparişinin kurulup kurulmadığını, her fiyat hatasının sonucunu veya her stok uyuşmazlığını çözmez; bu meselelerde sözleşmenin kurulması, irade sakatlığı, mesafeli sözleşme ve genel borçlar hukuku hükümleri ayrıca incelenir.
6502 m.6’nın dört fıkrası ne düzenler?
Satıştan kaçınma başlıklı 6. madde tek cümlelik bir yasak değildir. Maddenin her fıkrası farklı bir davranışı hedef alır. Birinci fıkra teşhir edilen malı, ikinci fıkra hizmet sunmaktan kaçınmayı, üçüncü fıkra ise mal veya hizmet satışını başka koşullara bağlamayı düzenler. Dördüncü fıkra uygulama ve izleme bakımından Bakanlık ile belediyelere görev verir. Bu nedenle bir uyuşmazlığı “m.6 ihlali” olarak nitelendirmeden önce hangi fıkranın somut olaya uygulandığı belirlenmelidir.
Örneğin mağazada rafta bulunan son ürünün satılmaması m.6/1 kapsamında incelenirken, hizmet kapasitesi olmasına rağmen hiçbir objektif gerekçe göstermeden hizmet sunulmaması m.6/2 bakımından değerlendirilir. “Bu telefonu ancak yanında kılıf ve ek paket de alırsanız satarız” şeklindeki uygulama ise m.6/3 bakımından ele alınır. Aynı madde içindeki bu üç yasak birbirinin yerine kullanılamaz.
Vitrin, raf ve elektronik ortamda teşhir edilen mal satılmak zorunda mı?
6502 m.6/1’in lafzı nettir: Vitrinde, rafta, elektronik ortamda veya açıkça görülebilir herhangi bir yerde teşhir edilen malın, satılık olmadığı belirtilen bir ibareye yer verilmedikçe satışından kaçınılamaz. Buradaki kritik unsur tüketicinin görebileceği biçimde “satılık değildir”, “numunedir” veya aynı hukuki anlamı taşıyan açık bir ibarenin bulunmasıdır.
Fiziksel mağazada “bu yalnız vitrin ürünü” şeklindeki sonradan yapılan sözlü açıklama, ürün üzerinde satılık olmadığına ilişkin ibare bulunmuyorsa m.6/1 açısından tek başına yeterli değildir. Kanunun ölçütü satıcının zihnindeki amaç değil, malın tüketiciye nasıl teşhir edildiğidir.
Elektronik ortam da maddede açıkça sayılmıştır. Bu nedenle internet sitesi veya mobil uygulamadaki ürün gösterimi m.6/1 kapsamında önemlidir. Bununla birlikte ürünün sitede gösterilmesi ile mesafeli satış sözleşmesinin kurulmuş olması aynı hukukî mesele değildir. Siparişin kabulü, ödeme, ön bilgilendirme ve sözleşmenin kuruluş anı ayrıca değerlendirilir.
Hizmet sağlamaktan kaçınma yasağı
6502 m.6/2’ye göre hizmet sağlamaktan haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz. Kanun burada mal satışından farklı olarak doğrudan “haklı sebep” ölçütünü kullanır. Bu nedenle her hizmet reddi otomatik olarak hukuka aykırı değildir; reddin objektif ve somut bir sebebe dayanıp dayanmadığı incelenir.
Örneğin hizmet kapasitesinin gerçekten dolu olması, mevzuattan doğan güvenlik sınırlaması veya hizmetin fiilen sağlanmasının imkânsız hâle gelmesi ile keyfî ret aynı şekilde değerlendirilmez. “Haklı sebep” kanunda tek tek sayılmadığı için her sektör bakımından ilgili özel mevzuat da dikkate alınmalıdır.
Bağlı ve şartlı satış yasağı
6502 m.6/3’e göre ticari veya mesleki amaçlarla hareket edenler; aksine bir teamül, ticari örf veya adet ya da haklı sebep yoksa bir mal veya hizmetin satışını, o mal veya hizmetin kendisi tarafından belirlenen miktar, sayı, ebat gibi koşullara ya da başka bir mal veya hizmetin satın alınması şartına bağlayamaz.
Bu hükmün tipik örneği, tek başına satışa sunulabilen bir ürünü almak isteyen tüketiciye “yanında şu ürünü de alırsanız satarız” denilmesidir. Ancak kanun istisnaları da açıkça tanır. Bu yüzden “her adet sınırı yasaktır” veya “kampanya olduğu için her sınır serbesttir” şeklinde kategorik sonuç kurulamaz. Somut uygulamanın gerçekten teamül, ticari örf/adet veya haklı sebep kapsamında olup olmadığı incelenir.
E-ticarette satıştan kaçınma nasıl değerlendirilir?
İnternet siparişlerinde üç ayrı aşama vardır: ürünün elektronik ortamda gösterilmesi, tüketicinin sipariş vermesi ve sözleşmenin kurulması. 6502 m.6, ilk aşamadaki teşhiri açıkça kapsar; fakat sözleşmenin hangi anda kurulduğunu tek başına belirlemez.
Bir ürünün stokta görünmesi, sepete eklenmesi, sipariş numarası oluşturulması ve ödeme alınması önemli delillerdir. Buna rağmen olağanüstü fiyat hatası, sipariş kabul sistemi veya satıcının esaslı yanılma iddiası gibi sorunlar Türk Borçlar Kanunu ve mesafeli sözleşme kurallarıyla birlikte incelenir. Bu nedenle “sitede görülen her ürün mutlaka o fiyattan teslim edilir” cümlesi hukuken fazla geniştir.
Aynı şekilde “stok yok” açıklaması da tek başına her durumda hukuken yeterli değildir. Gerçek stok durumu, siparişin hangi aşamada olduğu ve tüketiciye hangi teyitlerin gönderildiği dosya bazında değerlendirilmelidir.
Haklı sebep nedir, ne değildir?
Kanun haklı sebebi tanımlamadığı için olayın niteliğine göre objektif değerlendirme yapılır. Hizmetin fiilen sağlanamaması, kamu güvenliği veya özel mevzuattan doğan yasaklar haklı sebep tartışmasında önem taşıyabilir. Buna karşılık yalnız daha yüksek fiyata satış yapma isteği, tüketiciyi başka ürün almaya zorlamak veya “şirket politikası” adı altında m.6/3 yasağını dolanmak aynı nitelikte değildir.
Haklı sebep savunmasının mutlaka somut olaya bağlanması gerekir. Varsayımsal veya sonradan üretilmiş açıklamalar, uyuşmazlığın maddi vakıalarıyla desteklenmedikçe tek başına yeterli kabul edilmemelidir.
İspat ve delil bakımından nelere dikkat edilir?
6502 m.6, 6502 m.10’daki gibi özel bir ispat yükü hükmü kurmaz. Dolayısıyla “satıştan kaçınma uyuşmazlıklarında ispat yükü her durumda satıcıdadır” şeklindeki bir ifade kanun metnine dayanmaz. Genel usul hükümleri ve somut vakıaların niteliği esas alınır.
- Ürünün rafta, vitrinde veya elektronik ortamda satışta olduğunu gösteren tarihli fotoğraf ya da ekran görüntüsü.
- “Satılık değildir” ibaresinin bulunmadığını gösteren görüntü.
- Fiyat etiketi, stok bilgisi, ürün kodu ve kampanya şartları.
- Sipariş numarası, ödeme dekontu, sipariş teyidi ve iptal bildirimi.
- Satıcının ret gerekçesini içeren e-posta, mesaj veya müşteri hizmetleri kaydı.
- Bağlı satış iddiasında diğer mal veya hizmeti alma zorunluluğunu gösteren teklif veya kampanya metni.
Fiziksel mağazada sözlü ret yaşanmışsa olayın hemen ardından yazılı müşteri başvurusu yapmak ispat bakımından önemlidir. E-ticarette ise ekran görüntüsünün tarih, ürün URL’si ve fiyat bilgisini birlikte göstermesi gerekir.
İdari yaptırım ile tüketicinin bireysel talebi aynı şey değildir
6502 sayılı Kanun m.6 ihlali Kanunun idari yaptırım sisteminde ayrıca karşılık bulur. Ancak idari para cezası, tüketicinin özel hukuk talebinin yerine geçmez. Tüketicinin teslim, bedel iadesi veya zarar talebi varsa bunun hukuki dayanağı ve şartları ayrıca değerlendirilir.
Başvuru yolunda tüketici hakem heyeti ve tüketici mahkemesi ayrımı, başvuru tarihindeki parasal sınırlar ve uyuşmazlığın niteliği üzerinden belirlenir. Bu sınırlar her yıl değiştiği için güncel Ticaret Bakanlığı tebliği kontrol edilmelidir; sabit ve eski rakamlar yazıya taşınmamalıdır.
Somut uygulama senaryoları
Senaryo 1: Mağazada son kalan teşhir ürünü
Bir mağazada vitrindeki televizyonun fiyat etiketi vardır fakat “satılık değildir” ibaresi yoktur. Satıcı sadece “vitrini boşaltmak istemiyoruz” diyerek satışı reddeder. Bu uyuşmazlığın ana normu m.6/1’dir. Ürünün teşhirde olduğu ve satılık olmadığına dair ibare bulunmadığı sabitlenmelidir.
Senaryo 2: İnternette bariz fiyat hatası
Piyasa değeri 80.000 TL olan bir ürün sistem hatasıyla 80 TL gösterilmiş ve sipariş alınmıştır. M.6/1 tek başına “80 TL’den teslim zorunludur” sonucunu doğurmaz. Sözleşmenin kurulması ve varsa esaslı yanılma iddiası ayrıca Türk Borçlar Kanunu bakımından değerlendirilir.
Senaryo 3: Telefon yanında paket alma zorunluluğu
Telefon tek başına satışa sunulmuşken mağazada “yalnız kasko ve aksesuar paketiyle satarız” deniliyorsa m.6/3 uygulanır. Teamül, ticari örf/adet veya haklı sebep bulunmadıkça başka mal veya hizmet alma şartı getirilemez.
Senaryo 4: Kapasitesi dolu hizmet işletmesi
Tüm odaları gerçekten dolu olan otelin yeni rezervasyon kabul edememesi ile boş odası olduğu hâlde hiçbir objektif gerekçe göstermeden hizmeti reddetmesi aynı değildir. İkinci durumda m.6/2’deki haklı sebep şartı tartışılır.
İşletme açısından m.6 uyum kontrol listesi
- Satışa sunulmayan teşhir ürünlerine açık ibare koyun.
- Elektronik stok ve fiyat sistemini güncel tutun.
- Hizmet reddini objektif ve kayıtlı gerekçeye bağlayın.
- Paket satışlarda m.6/3 istisnalarının gerçekten mevcut olup olmadığını kontrol edin.
- Personelin keyfî “satmıyoruz” uygulaması geliştirmesini önleyin.
- İptal ve ret gerekçelerini tüketiciye yazılı iletin.
Sık sorulan sorular
Vitrindeki ürün mutlaka satılmak zorunda mı?
Satılık olmadığına ilişkin ibare yoksa m.6/1 satıştan kaçınmayı yasaklar.
“Teşhir ürünüdür” yazısı yeterli midir?
İbarenin ürünün satılık olmadığını açıkça anlatması gerekir; ifadenin somut anlamı ayrıca değerlendirilir.
İnternet sitesinde görünen her ürün mutlaka gönderilir mi?
Hayır. M.6 elektronik teşhiri kapsar; sözleşmenin kurulması ve olası yanılma ayrıca incelenir.
Hizmet vermemek her durumda yasak mı?
Hayır. M.6/2 haklı sebep olmaksızın hizmetten kaçınmayı yasaklar.
Başka ürün alma şartı getirilebilir mi?
Teamül, ticari örf/adet veya haklı sebep yoksa m.6/3 bunu yasaklar.
Kişi başı adet sınırı her zaman yasak mı?
Hayır. M.6/3’te istisnalar bulunduğu için somut kampanya ayrıca değerlendirilir.
İspat yükü otomatik olarak satıcıda mı?
Hayır. M.6 özel bir ispat yükü hükmü içermez.
İdari para cezası tüketiciye ödenir mi?
Hayır. İdari yaptırım ile tüketicinin özel hukuk talebi farklıdır.
Stok yokluğu her zaman haklı sebep midir?
Hayır. Gerçek stok, sipariş aşaması ve sözleşmenin kurulup kurulmadığı birlikte incelenir.
Başvuru nereye yapılır?
Uyuşmazlığın değeri ve niteliğine göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi gündeme gelir; idari denetim için Ticaret Bakanlığı kanalları ayrıca kullanılabilir.
6502 m.6 kimler arasında uygulanır?
Satıştan kaçınma hükmünün uygulanabilmesi için işlemin 6502 sayılı Kanunun kapsamına giren bir tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı da ayrıca belirlenmelidir. Kanunun 3. maddesinde tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanır. Satıcı ve sağlayıcı ise ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden kişiler bakımından tanımlanmıştır. Bu nedenle aynı malın iki tacir arasında ticari faaliyet kapsamında satılması ile bir tüketiciye perakende satışa sunulması aynı hukuki rejime tabi değildir.
Örneğin bir şirketin kendi faaliyetinde kullanmak üzere toplu hammadde satın alması uyuşmazlığında doğrudan 6502 m.6’ya dayanılması çoğu durumda doğru başlangıç olmayacaktır. Buna karşılık kişisel kullanım amacıyla telefon, mobilya, beyaz eşya veya hizmet satın alan gerçek kişi bakımından tüketici işlemi niteliği bulunabilir. Uyuşmazlığın ilk adımı, taraf sıfatlarını doğru kurmaktır.
6502 m.6/4 Bakanlık ve belediyelere hangi görevi verir?
Maddenin dördüncü fıkrası, uygulama ve izleme işlerinin Bakanlık ile belediyeler tarafından yürütüleceğini düzenler. Bu fıkra, tüketicinin bireysel talebinden farklı olarak kamusal denetim boyutunu gösterir. Bir mağazanın sürekli biçimde raftaki malları satmaması veya sistematik bağlı satış uygulaması yürütmesi yalnız tek bir tüketici uyuşmazlığı değil, denetim konusu olabilecek ticari uygulama niteliği de taşıyabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: m.6/4 tüketiciye doğrudan belirli bir tazminat miktarı vermez ve özel hukuk talebinin sonucunu tek başına belirlemez. Denetim ve yaptırım süreci ile tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesindeki bireysel hak arama süreci birbirinden ayrıdır.
Satıştan kaçınma ile siparişin ifa edilmemesi aynı şey midir?
Hayır. Satıştan kaçınma ile kurulmuş bir sözleşmenin sonradan ifa edilmemesi aynı hukuki olgu değildir. M.6 özellikle malın satışa sunulması veya hizmetin sağlanmasından kaçınma davranışını düzenler. Buna karşılık taraflar arasında sözleşme kurulmuş, bedel alınmış ve teslim borcu doğmuşsa sonradan teslim edilmemesi ayrıca sözleşmeye aykırılık ve ifa hükümleri bakımından değerlendirilir.
Bu ayrım e-ticarette özellikle önemlidir. Tüketici “siparişim onaylandı ve bedel çekildi” diyorsa önce sözleşmenin gerçekten kurulup kurulmadığı incelenir. Sözleşme kurulmuşsa sadece m.6’ya dayanmak eksik olabilir; teslim borcu, temerrüt, dönme veya zarar talepleri ayrıca ele alınır. Bu nedenle yazıda m.6’nın kapsamı genişletilerek bütün sözleşme ihlallerinin tek dayanağı gibi sunulmamalıdır.
Fiyat etiketi uyuşmazlığı m.6 ile aynı konu mudur?
Fiyat etiketi ile kasa fiyatının farklı olması veya indirimli fiyatın nasıl gösterileceği, 6502 sayılı Kanunun diğer hükümleri ve Fiyat Etiketi Yönetmeliği kapsamında ayrıca düzenlenir. M.6, esas olarak satıştan kaçınma ve bağlı satış sorununu çözer. Bu nedenle “etiketteki fiyat her durumda m.6 nedeniyle uygulanır” demek hukuken doğru değildir.
Bir olayda hem fiyat etiketi uyuşmazlığı hem satıştan kaçınma bulunabilir. Örneğin rafta belirli fiyatla teşhir edilen ürün kasada daha yüksek fiyat çıkınca tüketici eski fiyattan almak ister ve satıcı ürünü hiç satmamayı seçer. Bu durumda fiyatlandırma ve satıştan kaçınma hükümleri birlikte fakat ayrı ayrı incelenmelidir.
Profesyonel başvuruda vakıa nasıl kurulmalıdır?
Tüketici hakem heyeti veya mahkeme başvurusunda yalnız “6502 m.6 ihlal edildi” denilmesi yeterli değildir. Hangi fıkranın ihlal edildiği somut vakıayla eşleştirilmelidir. M.6/1’e dayanılıyorsa malın nerede ve nasıl teşhir edildiği ile satılık olmadığına ilişkin ibarenin bulunmadığı; m.6/2’ye dayanılıyorsa hizmetin sağlanmasından kaçınıldığı ve ileri sürülen sebebin ne olduğu; m.6/3’e dayanılıyorsa hangi ek koşul veya başka ürün/hizmet satın alma şartının getirildiği açıkça yazılmalıdır.
Başvurunun hukuki gücü, kanun maddesinin çok kez tekrar edilmesinden değil, maddenin unsurlarının delillerle eşleştirilmesinden doğar. Bu nedenle ekran görüntüsü, ürün etiketi, yazışma, sipariş kaydı ve ret gerekçesi kronolojik biçimde sunulmalı; kanunda bulunmayan sonuçlar talep gerekçesine eklenmemelidir.
Resmî kaynaklar ve ilgili içerikler
Resmî mevzuat: T.C. Ticaret Bakanlığı – 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Mevzuatı.
Site içi bağlantılar: 6502 m.10 – ilk altı ay ispat yükü · 6502 m.15 – ayıplı hizmette seçimlik haklar · Tüketici hakem heyeti başvuru rehberi.
Son kontrol: 6502 m.6 bakımından değerlendirme yapılırken tüketici işlemi niteliği, uygulanacak fıkra, somut ret davranışı ve deliller birlikte gösterilmelidir. Maddenin kapsamı dışında kalan sözleşmenin kuruluşu, fiyat hatası, temerrüt ve tazminat meseleleri ayrı hukuki dayanaklara bağlanmalıdır.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

