Müşteki Duruşmaya Gelmezse Ne Olur? CMK 233–235 | 2026
Kısa ve net cevap: Müştekinin duruşmaya gelmemesi, kamu davasını kendiliğinden düşürmez ve tek başına şikâyetten vazgeçme anlamına gelmez. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 233. maddesine göre mağdur ve şikâyetçi çağrı kâğıdı ile çağrılır; çağrı bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır. CMK m.235’e göre müşteki veya vekilinin bildirdiği adrese çağrı yapılmasına rağmen gelmemesi hâlinde kural olarak yeniden tebligat yapılmaz. Ancak beyanının alınması zorunlu görülüyorsa mahkeme veya Cumhuriyet savcılığı, gerekli işlemleri yapmaya devam eder.
En önemli ayrım şudur: duruşmaya gelmemek ile şikâyetten vazgeçmek aynı işlem değildir. Şikâyete bağlı bir suçta vazgeçmenin davaya etkisi TCK m.73’e göre ayrıca değerlendirilir. Müştekinin sadece duruşmaya katılmaması, açık bir vazgeçme beyanı yerine geçmez. Suç şikâyete bağlı değilse müştekinin iradesi zaten kamu davasının devamını tek başına belirlemez.

Müşteki Duruşmaya Gelmezse Temel Kural Nedir?
Ceza yargılamasında kamu davası, Cumhuriyet savcısının iddianamesinin kabulüyle yürütülen bir kamu hukuku sürecidir. Müştekinin duruşmaya katılmaması, özel hukuk davasındaki davacının davasını takip etmemesine benzer biçimde otomatik “dosyanın kapanması” sonucu doğurmaz.
Mahkeme, sanığın hukuki durumunu dosyadaki deliller, duruşmada toplanan kanıtlar ve ceza muhakemesi hükümlerine göre değerlendirir. Müştekinin beyanı önemli bir delil veya açıklama kaynağı olabilir; fakat müştekinin yokluğu tek başına beraat, düşme veya mahkûmiyet sebebi değildir.
Müşteki kavramı, mağdur ve katılan sıfatlarıyla sık karıştırılır. Sitenizdeki Müşteki Ne Demek? CMK 234’e Göre Şikâyetçinin Hakları, Mağdur ve Katılan Farkı rehberinde bu sıfatların farkı ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
CMK 233’e Göre Müşteki Nasıl Çağrılır?
CMK m.233’e göre mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağrılıp dinlenir. Maddenin ikinci fıkrası, bu çağrı bakımından tanıklara ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenler.
Bu düzenlemenin sonucu, müştekinin “istersem giderim, istersem hiç cevap vermem” şeklinde tamamen serbest bir konumda olmadığıdır. Usulüne uygun çağrıya uyulması gerekir. Tanık çağrısına ilişkin hükümler, koşulları oluştuğunda çağrıya uymamanın usulî sonuçlarının müşteki bakımından da gündeme gelmesine yol açabilir.
Bununla birlikte müşteki ile tanık tamamen aynı sıfat değildir. Müşteki suçtan zarar gören veya şikâyet hakkını kullanan kişidir; mağdurun tanık olarak dinlenmesi hâlinde CMK m.236/1 gereği yemin hariç tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. Bu nedenle dosyada hangi sıfatla dinlenildiği ve mahkemenin hangi işlemi istediği dikkatle okunmalıdır.
CMK 235’e Göre Gelmeyen Müştekiye Yeniden Tebligat Yapılır mı?
CMK m.235, mağdur ve şikâyetçinin davete uymaması konusunda özel düzenleme içerir. Müşteki, şikâyetçi veya vekilinin dilekçelerinde ya da tutanağa geçirilmiş beyanlarında belirttikleri adresler tebligata esas alınır.
Bu adrese çıkarılan çağrıya rağmen kişi gelmezse, m.235/2 uyarınca yeniden tebligatta bulunulmaz. Ayrıca bildirilen adresin yanlış veya eksik olması ya da adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamazsa kural olarak adres araştırılması gerekmez.
Ancak kanun bunun da istisnasını düzenler: beyanın alınması zorunlu görülürse adres araştırılmamasına ilişkin üçüncü fıkra uygulanmaz. Yani mahkeme veya savcılık müştekinin beyanını maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunlu görüyorsa kişiye ulaşılması için gerekli usul işlemleri sürdürülebilir.
| Durum | Genel sonuç | Dayanak |
|---|---|---|
| Usulüne uygun çağrı yapıldı, müşteki gelmedi | Kural olarak yeniden tebligat yapılmaz | CMK m.235/2 |
| Bildirilen adres yanlış/eksik veya değişiklik bildirilmedi | Kural olarak adres araştırılmaz | CMK m.235/3 |
| Müşteki beyanının alınması zorunlu görüldü | Adres araştırmama kuralının istisnası uygulanır | CMK m.235/4 |
| Müşteki yalnız duruşmaya gelmedi | Şikâyetten vazgeçmiş sayılmaz | TCK m.73 ile ayrı değerlendirme |
Müştekinin Duruşmaya Gelmemesi Şikâyetten Vazgeçme midir?
Hayır. Duruşmaya katılmamak, tek başına şikâyetten vazgeçme değildir. Şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçmenin hukuki sonucu TCK m.73’te düzenlenmiştir. Vazgeçme, müştekinin bu yöndeki irade açıklamasıdır; sadece duruşma salonunda bulunmamak açık vazgeçme beyanının yerine geçmez.
TCK m.73/4’e göre kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, bunu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Bu hükümler, “müşteki gelmedi = dava düştü” formülünün neden yanlış olduğunu gösterir.
Şikâyete bağlı olmayan, resen soruşturulan ve kovuşturulan suçlarda ise müştekinin şikâyetten vazgeçmesi bile kamu davasını otomatik düşürmez. Çünkü soruşturma ve kovuşturmanın devamı mağdurun şikâyet iradesine bağlı değildir.
Yurt dışında bulunan müştekinin açık vazgeçme usulü hakkında Yurt Dışındaki Müşteki Şikâyetten Nasıl Vazgeçer? TCK 73 yazısını inceleyebilirsiniz.
Müşteki Gelmezse Ceza Davası Devam Eder mi?
Kural olarak evet. Kamu davasının devamı, müştekinin her celse hazır bulunmasına bağlı değildir. Mahkeme, müştekinin daha önce alınmış beyanını, diğer delilleri, sanık savunmasını, tanık ifadelerini, bilirkişi raporlarını ve dosyadaki belgeleri birlikte değerlendirir.
Müştekinin yokluğu, somut suçun ispatı açısından farklı ağırlık taşıyabilir. Olayı doğrudan yaşayan tek kişi müştekiyse ve beyanın açıklığa kavuşturulması gereken kritik noktalar varsa mahkeme müştekinin yeniden dinlenmesini gerekli görebilir. Buna karşılık beyan daha önce ayrıntılı şekilde alınmış ve dosyada yeterli başka deliller bulunuyorsa her celsede yeniden hazır edilmesi zorunlu değildir.
Mahkeme hüküm kurarken “müşteki gelmedi, o hâlde sanık suçsuzdur” veya “müşteki gelmedi ama ilk beyanı tek başına kesin doğrudur” şeklinde otomatik bir kural uygulamaz. Deliller serbestçe fakat hukuka uygun biçimde değerlendirilir ve hüküm CMK m.217 çerçevesinde duruşmada ortaya konulan ve tartışılan delillere dayanır.
Müştekinin Beyanı Zorunlu Görülürse Ne Olur?
CMK m.235/4, müşteki veya mağdurun beyanının alınması zorunlu görüldüğünde adres araştırılmamasına ilişkin kolaylaştırıcı kuralın uygulanmayacağını açıkça belirtir. Bu hüküm, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için beyanın gerekli olduğu dosyalarda mahkemenin “ilk tebligata gelmedi, artık aramayız” demek zorunda olmadığını gösterir.
Mahkeme, dosyanın niteliğine göre yeni adres araştırması, yeniden çağrı veya çağrıya ilişkin ceza muhakemesi araçlarını değerlendirebilir. CMK m.233/2’nin tanık çağrısına ilişkin hükümlere yaptığı gönderme de bu aşamada önemlidir.
Ancak zorla getirme veya benzeri işlem otomatik değildir. Çağrının usulüne uygunluğu, tebliğ içeriği, mazeret, kişinin hangi sıfatla dinleneceği ve beyanın zorunlu olup olmadığı somut dosyada değerlendirilmelidir. Özellikle hastalık, yurtdışında bulunma veya başka haklı mazeret varsa belge sunulması gerekir.
Müşteki ile Katılan Arasındaki Fark Duruşmaya Gelmeme Sonucunu Etkiler mi?
Evet, usulî haklar bakımından etkileyebilir. Müşteki/şikâyetçi, suç nedeniyle şikâyetini bildirmiş kişidir. Katılan ise kamu davasına CMK m.237–238 uyarınca katılma talebi kabul edilen mağdur, suçtan zarar gören veya kanunda belirtilen diğer kişidir.
CMK m.234/1-b, mağdur ve şikâyetçinin kovuşturma evresinde duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, belirli belge ve tutanaklardan vekili aracılığıyla örnek isteme, tanık davetini isteme ve koşulları varsa kanun yollarına başvurma haklarını düzenler. Kanun yoluna başvuru yönünden “davaya katılmış olma” koşulu özellikle önemlidir.
Bu nedenle bir kişi dosyada “müşteki” olarak görünmekle yetinip katılma talebinde bulunmamışsa, karar sonrası kanun yolu yetkisi bakımından katılanla aynı konumda olmayabilir. Yurt dışındaki mağdurun katılma usulü için Yurt Dışındaki Mağdur Ceza Davasına Nasıl Katılır? CMK 237–242 yazısına bakabilirsiniz.
Müşteki Gelmezse Avukatının Duruşmaya Katılması Yeterli mi?
Müştekinin vekille temsil edilmesi, usulî taleplerin takip edilmesi ve davaya katılma haklarının kullanılması açısından önemlidir. Vekil; müvekkilinin haklarını takip edebilir, delil ve taleplerini sunabilir, katılma ve kanun yolu konularında gerekli işlemleri yapabilir.
Ancak mahkeme müştekinin kişisel beyanını almak istiyorsa, yalnız vekilin hazır bulunması müştekinin dinlenmesinin yerine geçmez. Vekil olayın maddi tanığı değildir; müvekkilinin yerine olayı yaşamış kişi gibi ifade veremez.
Bu nedenle duruşma çağrısında “müştekinin bizzat hazır edilmesi” veya beyanının alınmasına yönelik açık işlem varsa kişi mazeretini ve mümkünse belgesini süresinde sunmalıdır. Yalnız “avukatım gelir” varsayımıyla çağrıyı görmezden gelmek doğru değildir.
Adres Değişikliği Bildirilmezse Ne Olur?
CMK m.235/1, müşteki veya vekilinin dilekçesinde ya da tutanağa geçirilmiş beyanında bildirdiği adresi tebligata esas alır. Bu nedenle şikâyetçi, dosyaya sunduğu adresin doğru ve güncel olmasını sağlamalıdır.
Adres yanlış veya eksik bildirilmişse ya da sonradan değiştiği hâlde dosyaya bildirilmemişse, m.235/3 uyarınca kural olarak yeni adres araştırılması gerekmez. Bu durum müştekinin duruşma tarihinden ve dosyadaki önemli gelişmelerden fiilen habersiz kalmasına yol açabilir.
Beyanın alınması zorunlu görülürse m.235/4 istisnası devreye girer; fakat müştekinin kendi dosyasını takip etme sorumluluğu ortadan kalkmaz. Özellikle e-Tebligat, UYAP Vatandaş Portal veya vekil aracılığıyla takip imkânı bulunan dosyalarda iletişim bilgilerinin güncel tutulması gerekir.
Usulüne Uygun Çağrıya Rağmen Gelmemenin Başka Sonucu Olabilir mi?
CMK m.233/2, mağdur ve şikâyetçinin çağrısı bakımından tanıklara ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenlediği için usulüne uygun çağrıya mazeretsiz uymama, somut koşullara göre tanık çağrısına ilişkin usulî sonuçları gündeme getirebilir. Ancak uygulanacak işlemin belirlenmesi için çağrı kâğıdının içeriği ve tebliğin usulüne uygunluğu kontrol edilmelidir.
Mazereti bulunan müştekinin, duruşmadan önce mahkemeye mazeret dilekçesi sunması ve hastane raporu, ulaşım engeli veya yurtdışı durumu gibi sebebi belgeleyebilmesi önemlidir. Mahkeme mazeretin kabul edilip edilmediğine karar verir.
Duruşmanın kaçırılmış olması hâlinde ise dosyanın o celsede hangi aşamaya geldiği hemen kontrol edilmelidir. Hüküm verilmişse tebliğ ve kanun yolu süreleri ayrıca takip edilir; müştekinin katılan sıfatı bulunup bulunmadığı kanun yolu hakkı bakımından kritik olabilir.
Uygulama Örnekleri
Örnek 1: Müşteki bir celseye gelmedi
Müştekinin soruşturma aşamasında ayrıntılı beyanı alınmış, kovuşturma sırasında usulüne uygun çağrı yapılmış ancak kişi bir celseye gelmemiştir. Mahkeme beyanın yeniden alınmasını zorunlu görmüyorsa yargılamaya diğer delillerle devam edebilir. Gelmeme, kendiliğinden vazgeçme değildir.
Örnek 2: Şikâyete bağlı suçta müşteki gelmedi
Suç şikâyete bağlıdır ancak müşteki yalnız duruşmaya katılmamıştır; “şikâyetimden vazgeçiyorum” şeklinde bir irade açıklaması yoktur. Bu durumda yalnız yokluk nedeniyle TCK m.73 anlamında vazgeçme oluşmaz.
Örnek 3: Mahkeme müştekinin yeniden dinlenmesini zorunlu gördü
Dosyada çelişkili beyanlar vardır ve mahkeme müştekinin yüz yüze açıklamasını zorunlu görmüştür. Bu durumda CMK m.235/4 nedeniyle adres araştırmama kuralının istisnası uygulanabilir ve müştekinin dinlenmesi için gerekli usul işlemleri sürdürülür.
Örnek 4: Müşteki adres değişikliğini bildirmedi
Müşteki ilk dilekçesinde bildirdiği adresten taşınmış fakat dosyaya yeni adres sunmamıştır. Tebligat sorunu çıkarsa m.235/3 gereği kural olarak adres araştırılması gerekmez. Bu nedenle adres güncellemesi doğrudan hak kaybını önleyen pratik bir adımdır.
Sık Sorulan Sorular
1. Müşteki duruşmaya gitmek zorunda mı?
Usulüne uygun çağrı yapıldıysa çağrıya uyulması gerekir. CMK m.233/2 çağrı bakımından tanıklara ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenler.
2. Müşteki duruşmaya gelmezse dava düşer mi?
Hayır. Müştekinin yokluğu tek başına kamu davasını düşürmez.
3. Gelmemek şikâyetten vazgeçme sayılır mı?
Hayır. Vazgeçme TCK m.73 kapsamında ayrı bir irade açıklamasıdır.
4. Mahkeme müştekiye tekrar tebligat gönderir mi?
CMK m.235/2’ye göre bildirilen adrese çağrı yapılmasına rağmen gelmeyene kural olarak yeniden tebligat yapılmaz.
5. Adres değiştiyse mahkeme yeni adresi araştırır mı?
CMK m.235/3 uyarınca yanlış, eksik veya güncellenmemiş adres nedeniyle tebligat yapılamazsa kural olarak adres araştırılmaz; beyanın alınmasının zorunlu görülmesi istisnadır.
6. Müştekinin ifadesi mutlaka alınmalı mı?
Dosyanın özelliklerine göre mahkeme veya savcılık beyanı gerekli görebilir. CMK m.235/4, beyanın alınması zorunlu görüldüğünde özel istisna getirir.
7. Avukatım giderse benim gitmeme gerek var mı?
Usulî işlemleri vekil takip edebilir; ancak mahkeme kişisel beyanınızı almak istiyorsa vekilin varlığı bizzat dinlenmenin yerini tutmaz.
8. Müşteki gelmezse sanık beraat eder mi?
Otomatik olarak hayır. Mahkeme bütün delilleri birlikte değerlendirir; yokluk tek başına beraat sebebi değildir.
9. Katılan duruşmaya gelmezse katılma hakkı düşer mi?
Salt bir celseye gelmemek katılma kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak dosyanın takibi ve kanun yolu süreleri açısından vekille takip önemlidir.
10. Müşteki yurtdışındaysa ne yapmalı?
Duruşma çağrısını cevapsız bırakmamalı; yurtdışında bulunmayı belgelendirerek mazeret ve uygun usul talebini mahkemeye sunmalıdır. Dosyanın niteliğine göre adli yardımlaşma veya uygun dinleme yöntemleri değerlendirilebilir.
11. Şikâyetten vazgeçersem dava her suçta düşer mi?
Hayır. TCK m.73’teki sonuç, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar bakımından uygulanır; resen takip edilen suçlarda vazgeçme davayı otomatik düşürmez.
12. Müşteki karar sonrası istinafa başvurabilir mi?
Kanun yolu hakkı sıfattan etkilenir. CMK m.234/1-b kapsamında davayı sonuçlandıran kararlara karşı başvuru hakkı “davaya katılmış olma” koşuluyla düzenlenmiştir; CMK m.260 ve devamı ayrıca incelenmelidir.
Resmî Kaynaklar
- Mevzuat Bilgi Sistemi — 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu güncel metinleri.
- TBMM — 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kabul metni.
- TBMM — 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kabul metni.
Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T Bilgisi
Bu içerik 16 Eylül 2026 tarihinde yürürlükte bulunan ceza muhakemesi sistemi esas alınarak CMK m.233–239 ve TCK m.73 çerçevesinde hazırlanmıştır. Duruşmaya gelmeme ile şikâyetten vazgeçme birbirinden ayrılmış; müştekinin yokluğunun kendiliğinden dava düşmesi veya beraat sonucu doğurmadığı açıkça belirtilmiştir. Doğrulanmamış içtihat kullanılmamıştır.
Hazırlayan: Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu Sicil No: 3472
İnceleyen: Av. Emirhan Keskin — Mersin Barosu Sicil No: 5507
Büro: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu — Mersin merkezli, Türkiye geneli dosya yönetimi.
İlgili içerikler: Müşteki Ne Demek? CMK 234 · CMK 237–242 Davaya Katılma · Hukuki Bilgilendirme · İletişim.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
