B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Sözleşmenin Bir Maddesi Geçersizse Diğer Hükümler Uygulanır mı?

Sözleşmedeki bir hükmün geçersizliği, diğer hükümleri kendiliğinden geçersiz kılmaz. TBK m.27/2 uyarınca kalan hükümler korunur; ancak geçersiz hükümler olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa bütün sözleşme kesin hükümsüz olur. Genel işlem koşullarında ve tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlarda, sözleşmeyi düzenleyenin bu gerekçeyle bütünü ortadan kaldırmasına izin vermeyen özel kurallar vardır. İnceleme, sorunlu cümlenin yerini göstermekle tamamlanmaz; geçersizliğin sebebi, hükmün diğer borçlarla bağlantısı ve uygulanacak özel düzenleme birlikte belirlenir.

Geçersizlik sebebinden özel hükme, ayrılabilirlikten kalan borç ve iade hesabına giden dört aşamalı şema.
Bir maddenin geçersizliği bütün ödemeleri otomatik geri verdirmez.

Önce hangi hükmün neden geçersiz olduğu belirlenir

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.26–27, sözleşme özgürlüğünün kanuni sınırlarını gösterir. Emredici kurala, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırılık ile konunun imkânsızlığı kesin hükümsüzlük sebebidir. Bir maddenin taraflardan biri için ekonomik olarak elverişsiz olması, tek başına bu sebeplerden birinin gerçekleştiğini göstermez. Hangi yasağın ihlal edildiği ve o yasağın hangi sözleşme hükmüne yöneldiği açıklanmalıdır.

Kesin hükümsüzlük ile yorum uyuşmazlığı da ayrılır. Bir hükmün anlamı belirsizse önce sözleşmenin gerçek içeriği belirlenir. TBK m.19, kullanılan adlardan ve sözcüklerden bağımsız olarak tarafların gerçek ve ortak iradesinin esas alınmasını ister. Metindeki ağır bir ifade, kapsamı yanlış okunarak bütün sözleşmeyi ortadan kaldıran sebebe dönüştürülmemelidir.

Geçersizlik iddiası sözleşmenin tam metnine yöneltilir. Yalnız bir ekran görüntüsü veya cümle, atıf yaptığı ek ve tanımlar olmadan yeterli hukuki çerçeve sunmaz. Sorunlu hüküm başka bir maddede sınırlandırılmışsa bu bağlantı da değerlendirilir. Buna karşılık başlığın farklı seçilmesi, emredici yasağı aşan içeriği geçerli hâle getirmez.

Kısmi hükümsüzlük ile bütün sözleşmenin hükümsüzlüğü nasıl ayrılır?

TBK m.27/2’nin ilk cümlesi, hükümlerin ayrılabilmesini esas alır. Geçersiz bölüm dışında kalan hak ve borçlar hukuken varlığını sürdürebiliyorsa yalnız sorunlu bölüm etkisiz kalır. İkinci cümle ise sınırı koyar: Geçersiz hükümler bulunmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa bütün işlem kesin hükümsüzdür. Kanun yalnız taraflardan birinin sonradan pişmanlığını yeterli sayan bir ölçü getirmez.

Bu değerlendirmede madde numarası belirleyici değildir. Bir sayfada yazılmış çok sayıda yükümlülük ayrılabilir nitelikte olabilir; farklı eklerde düzenlenmiş hükümler ise aynı temel edimi kuruyor olabilir. Hukuki ve ekonomik bağlantı, metnin biçimsel düzeninden ayrı incelenir. İptali istenen bölüm çıkarıldığında hangi edimin kim tarafından, hangi bedelle ve hangi kapsamda yerine getirileceği anlaşılmalıdır.

Bütün sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri süren taraf, geçersiz bölüm ile kalan anlaşma arasındaki zorunlu bağlantıyı ortaya koymalıdır. Sadece sözleşmede “esaslıdır” sözcüğünün bulunması, özel kanunun emredici korumasını etkisizleştirmez. İnceleme her zaman genel m.27 kuralı ile uygulanması gereken özel hükmün birlikte okunmasını gerektirir.

“Bu madde olmasa imzalamazdım” demek yeterli midir?

Genel m.27/2 ölçütü, sözleşmenin geçersiz bölüm olmadan kurulmayacağının açıkça anlaşılmasıdır. Sonradan uyuşmazlık çıktığında yapılan tek taraflı açıklama, kuruluş dönemindeki gerçek ilişkiyle desteklenmelidir. Teklifler, karşı teklifler, değişiklik görüşmeleri ve bedelin nasıl kararlaştırıldığı bu nedenle önem taşır. Metnin kurulma süreci, bugün ileri sürülen iddianın sözleşmedeki yerini gösterir.

Bununla birlikte ekonomik önem ile hukuki zorunluluk aynı değildir. Bir tarafın kendisine geniş sorumsuzluk sağlayan kayıt istediği anlaşılmış olsa bile, o kaydın geçersizliğinin bütüne etkisi ilgili emredici hüküm ve sözleşmenin yapısıyla değerlendirilir. Geçersiz hükmü korumak için kanunun izin vermediği başka bir sonuca ulaşılması kabul edilemez.

Özel bir ispat düzeni yoksa HMK m.190’daki ispat yükü ilkesi uygulanır. Kendi lehine hukuki sonuç çıkarılan vakıalar somutlaştırılmalıdır. Sözleşme görüşmelerine ait belgenin yalnız son sayfasını sunmak yerine, hangi yükümlülük üzerinde uzlaşıldığı ve hangi değişikliğin reddedildiği anlaşılır şekilde ortaya konulur. Böylece bütünlük iddiası soyut bir beyan olmaktan çıkar.

Sözleşmedeki ayrılabilirlik maddesi kesin çözüm sağlar mı?

Taraflar, bir hükmün geçersiz olması hâlinde diğer hükümlerin devam edeceğini yazabilir. Böyle bir kayıt, kalan sözleşmeyi koruma yönündeki iradenin değerlendirilmesinde önem taşır. Ancak sözleşme metni kanundan üstün değildir. Bütün işlemin kurulmasını engelleyen emredici bir yasak veya geçerlilik eksikliği, “diğer maddeler geçerlidir” cümlesiyle ortadan kaldırılamaz.

Aynı şekilde bütün maddelerin ayrılmaz olduğu yönündeki genel kayıt da her uyuşmazlıkta sözleşmenin tamamını hükümsüz kılmaz. Genel işlem koşullarında TBK m.22 ve tüketici haksız şartlarında 6502 m.5/2 gibi özel düzenlemeler, düzenleyenin kullanabileceği iddiaları sınırlar. Genel bir bütünlük cümlesi bu korumaları devre dışı bırakamaz.

Ayrılabilirlik hükmü hazırlanırken geçersiz bölümün yerine kimin, hangi yetkiyle ve hangi usulle yeni düzenleme koyacağı da açık olmalıdır. Taraflardan birine sınırsız tek taraflı değişiklik yetkisi verilmesi, sorunu çözmek yerine yeni bir geçerlilik tartışması doğurur. Metnin devamı ile yeni borç yaratılması birbirinden ayrılır.

Genel işlem koşulunda kalan sözleşme neden özel olarak korunur?

TBK m.20–21, önceden çok sayıda işlem için hazırlanmış genel şartların sözleşmeye girme koşullarını düzenler. Gerekli açık bilgilendirme, içeriği öğrenme imkânı ve kabul bulunmadığında veya koşul sözleşmenin niteliğine yabancı olduğunda yazılmamış sayılma sonucu doğar. Bu aşamanın ayrıntıları genel işlem koşulunun yazılmamış sayılması yazısında açıklanmıştır.

Burada bütün sözleşmeye etki bakımından doğrudan TBK m.22 uygulanır. Yazılmamış sayılan koşullar dışındaki hükümler geçerliliğini korur. Düzenleyen, bu koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşme yapmayacağını ileri süremez. Genel m.27/2’deki bütün sözleşmeye ilişkin istisna, düzenleyene aynı sonuç için sınırsız alternatif yol sağlamaz.

Bu nedenle uyuşmazlık önce doğru sınıflandırılır. Bireysel olarak kararlaştırılmış bir hükmün emredici kurala aykırılığı ile sözleşmeye hiç girmemiş genel işlem koşulu aynı işlem basamağı değildir. Her iki durumda sorunlu kayıt uygulanmayabilir; fakat kalan sözleşmenin neden devam ettiği ve hangi savunmanın ileri sürülemeyeceği farklı hükümlere dayanır.

Tüketici sözleşmesindeki haksız şart bütün sözleşmeyi düşürür mü?

6502 sayılı Kanun m.5/2, haksız şartın kesin hükümsüz olduğunu ve sözleşmenin diğer hükümlerinin geçerliliğini koruduğunu açıkça belirtir. Düzenleyen taraf, haksız şart olmadan sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez. Tüketiciyi koruyan hüküm kaldırılınca hizmetin veya satışın bütün dayanağının da kendiliğinden yok olduğu söylenemez.

Haksız şart nitelemesi için m.5’teki müzakere edilmemiş olma ve dürüstlük kuralına aykırı dengesizlik ölçütleri uygulanır. Sadece tüketicinin artık daha uygun fiyat bulması, sözleşme hükmünü haksız şart yapmaz. Standart şartın münferiden müzakere edildiği iddiasının ispatı da düzenleyene aittir. Ayrıntılı ölçütler tüketici sözleşmesinde haksız şart içeriğinde ele alınır.

Talep buna göre kurulmalıdır. Yalnız haksız ek bedelin geri verilmesi isteniyorsa bütün satış bedelinin de iade edileceği varsayılmaz. Satışın veya hizmetin sona erdirilmesi ayrıca isteniyorsa bunun ayıp, cayma, temerrüt ya da başka kanuni dayanağı gösterilir. Farklı hakların birbirine karıştırılması talep kapsamını belirsizleştirir.

Ceza koşulu geçersizse asıl ödeme borcu da sona erer mi?

TBK m.182/2 bu ilişkiyi özel olarak düzenler. Ceza koşulunun geçersiz olması, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Bu nedenle ceza kaydı uygulanamadığında teslim, hizmet veya bedel borcunun da otomatik yok olduğu kabul edilemez. Önce asıl borcun kendi geçerliliği, ardından ceza koşulunun bağlı olduğu yükümlülük belirlenir.

Ters yönde aynı serbestlik yoktur: Asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ifası istenemez. Ceza koşulu, hukuken geçersiz asıl borcun yerine bağımsız bir tahsil aracı olarak kullanılamaz. Kanun ayrıca sonradan sorumluluk yüklenemeyen imkânsızlık yönünden de özel sonuç öngörür; bu ihtimal başlangıçtaki geçersizlikle karıştırılmamalıdır.

Ceza miktarının aşırı olması nedeniyle indirilmesi ise başka bir meseledir. İndirim kararı, bütün sözleşmenin baştan itibaren geçersizliğiyle eş anlamlı değildir. Borç dökümünde anapara, sözleşmesel ceza ve diğer talep kalemleri ayrı gösterilmelidir. Bir ceza kalemine yönelik savunmanın hangi diğer kalemi etkilediği, m.182’deki bağlantı kuralıyla açıklanır.

Geçersiz sorumsuzluk kaydı kaldırılınca hangi sorumluluk doğar?

TBK m.115, borçlunun ağır kusurundan önceden sorumsuz tutulmasını kesin hükümsüz sayar. Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluk ve izinle yürütülen uzmanlık hizmetleri bakımından da maddede özel sınırlar vardır. Böyle bir kayıt uygulanmadığında sorumluluğun şartları kanunun ilgili hükümleriyle değerlendirilir; sözleşme metnindeki sorumsuzluk cümlesi tek başına zararı karşılıksız bırakamaz.

Ancak sorumsuzluk kaydının geçersizliği, tazminatın bütün unsurlarının ispatlandığı anlamına gelmez. Borca aykırılık, zarar ve uygun nedensellik bağı yine incelenir. Talep edilen zarar kaleminin hangi hizmet eksikliğinden doğduğu gösterilmelidir. Kayıt geçersiz diye karşı tarafın ileri sürülen her tutarı ödemek zorunda olduğu sonucu kurulamaz.

Yardımcı kişilerin fiillerine ilişkin TBK m.116 ayrıca okunur. Bu maddedeki sorumluluğun kaldırılması imkânı ve izinle yürütülen uzmanlık faaliyetlerine ilişkin yasak, borçlunun kendi ağır kusuruyla aynı cümlede eritilmez. Hangi kişinin hangi davranışı için sorumsuzluk yazıldığı belirlenmeden hükmün kapsamı hakkında kesin değerlendirme yapılmamalıdır.

Konut kirasındaki geçersiz ödeme kaydı kira ilişkisini kaldırır mı?

TBK m.346, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka ödeme yükümlülüğü getirilmesini sınırlar. Özellikle geç ödemeye bağlanan ceza koşulu ile sonraki kiraların muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir. Bu özel düzenleme, sorunlu kaydın taraflarca açıkça imzalanmış olmasıyla etkisiz hâle gelmez. Düzenlemenin sözleşme türüne bağlı kapsamı önce belirlenir.

Buradaki geçersizlik, kira bedelini ödeme borcunun kendiliğinden kaldırılması anlamına gelmez. Vadesi gelmiş kira, sözleşmenin kalan hükümleri ve uygulanacak kanuni kurallar çerçevesinde değerlendirilir. Geçersiz ceza kalemini ödememek ile geçerli kira borcunu yerine getirmemek farklı sonuçlar doğurur. Borç dökümünde kira, yan gider, ceza ve henüz vadesi gelmemiş tutarlar bu nedenle ayrılmalıdır.

Malın konut veya çatılı işyeri kirası kapsamına girip girmediği de önemlidir. M.346’daki özel sonucu, sözleşme türünü incelemeden her taşıt veya ekipman kirasına aynı biçimde aktarmak doğru değildir. Genel kısmi hükümsüzlük incelemesi, özel hükmün uygulama alanını genişleten bir yöntem olarak kullanılamaz. Sözleşme konusu ve gerçek kullanım ilişkisi belirlenir; ardından hangi kaydın hangi nedenle uygulanamayacağı açıklanır.

Hizmet sözleşmesinin geçersizliği geçmiş çalışmayı yok saydırır mı?

TBK m.394/3, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağını düzenler. Bu özel hüküm, geçmişte fiilen yürütülmüş hizmetin yalnız geçersizlik etiketiyle hukuken görünmez kılınmasını önler. Genel sözleşme hükümsüzlüğü açıklaması yapılırken bu düzenleme gözden kaçırılamaz.

İncelemede bir iş sözleşmesindeki tek kaydın geçersizliği ile hizmet sözleşmesinin bütünüyle ilgili geçersizlik ayrı belirlenir. İlkinde kalan hükümlerin durumu, ikincisinde m.394/3’ün ilişki devam ettiği döneme bağladığı sonuç değerlendirilir. Çalışma dönemi, ücret, yerine getirilen hizmet ve ilişkinin hangi tarihte ortadan kaldırıldığı somut olarak tespit edilir. Bir belgenin başlığında “geçersiz” denmesi bu dönem hesabının yerine geçmez.

Bu kural bütün sözleşme türlerine genellenmez. Satış, bağış, eser veya kira ilişkilerinin her birinin kendi geçerlilik ve sona erme hükümleri vardır. Hizmet sözleşmesine özgü devam etkisini bütün anlaşmalara taşımak da, bu etkiyi görmezden gelerek her hizmeti baştan itibaren sonuçsuz saymak da kanuni ayrımı bozar. Kısmi hükümsüzlük incelemesi bu nedenle sözleşmenin gerçek türünün tespitiyle başlamalıdır.

Şekil eksikliği sadece tek bir maddeyi etkileyebilir mi?

TBK m.12, kanunda öngörülen şeklin kural olarak geçerlilik şekli olduğunu ve buna uyulmadan kurulan sözleşmenin hüküm doğurmayacağını düzenler. Kanuni geçerlilik şekline uyulmadığında eksiklik, işlemin gerekli biçimde kurulmamış olmasıdır. Ana sözleşmenin geçerlilik şekli eksikse basit bir ayrılabilirlik kaydı bütün işlemi kurtaran belgeye dönüşmez.

Öte yandan aynı belgede yer alan her hukuki işlem aynı şekil şartına tabi olmayabilir. Hangi taahhüdün hangi işleme ait olduğu, bağımsızlığı ve kanuni şekli ayrı belirlenir. Belgenin noterlikte bulunması da içerikteki her borcun maddi hukuk bakımından geçerli olduğunu kendiliğinden göstermez. Şekil ve içerik denetimleri birbirini tamamlar.

Sonradan düzeltme yapılacaksa TBK m.13 gözetilir. Kanunen yazılı yapılması gereken sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekil aranır; sözleşmeyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler ayrıdır. Aynı kural diğer geçerlilik şekilleri için de uygulanır. Geçersizliği gidermek amacıyla gönderilen sıradan bir mesaj, gerekli resmî işlemin yerine otomatik geçmez.

Geçersizlik ile sözleşmenin sonradan ihlal edilmesi aynı mı?

Geçerli kurulmuş sözleşmenin sonradan yerine getirilmemesi, başlangıçtaki kesin hükümsüzlükle aynı hukuki sorun değildir. Gecikme, eksik hizmet, ayıp veya sonradan imkânsızlık için kendi kanuni hükümleri uygulanır. TBK m.136, borçlunun sorumlu olmadığı sonraki ifa imkânsızlığını düzenler. Bu madde, baştan hukuka aykırı bir kaydın sözleşmeden ayrılması kuralının yerine kullanılmaz.

Bu ayrım istenebilecek sonuçları etkiler. Kalan geçerli borcun ifasını isteyen taraf ile bütün sözleşmenin hükümsüzlüğüne dayanarak verdiklerini geri isteyen tarafın talepleri aynı değildir. Sadece daha sonra ortaya çıkan ekonomik güçlük, bütün sözleşmenin kuruluş anında geçersiz olduğunu göstermez. Hukuki sebep, yaşanan sorunun tarihine ve niteliğine bağlanmalıdır.

Bildirimde hem sorunlu madde hem talep edilen sonuç açık yazılır. Bir ücret kaydının uygulanmaması istenirken teslim borcunun da sona erdiği izlenimi yaratılmamalıdır. Devam eden geçerli edimlerin yerine getirilmemesi, ayrıca borca aykırılık doğurabilir. Bu nedenle geçersizlik değerlendirmesi, devam eden yükümlülüklerin durumuyla birlikte yapılır.

Geçersiz maddeye dayanılarak alınan para nasıl değerlendirilir?

Geçerli hukuki sebep olmadan elde edilen değer için TBK m.77’deki sebepsiz zenginleşme hükümleri gündeme gelir. Kanun, geçerli olmayan sebebe dayalı zenginleşmeyi ayrıca belirtir. Ancak bütün sözleşme devam ediyorsa, her ödeme geçersiz sayılmaz. Yalnız sorunlu hükme dayanılarak alınan tutar ile geçerli hizmet veya satış karşılığı birbirinden ayrılır.

Geri verme isteminde TBK m.78’in borç olmayan edimin isteyerek ifasına ilişkin şartları ve diğer özel hükümler de incelenir. Geçersizlik tespiti her dosyada aynı kapsamda iade sonucunu otomatik üretmez. Ne ödendiği, hangi borç sanılarak ödendiği, hangi edimin alındığı ve hangi zenginleşmenin mevcut olduğu belirlenmelidir.

TBK m.81 ayrıca hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucu gerçekleştirmek amacıyla verilen şeyi düzenler. Bu özel yasak, bütün geçersiz sözleşme ödemeleriyle aynı değildir. Geçersizlik sebebi ve ödeme amacı ayrılmalıdır. İade hesabına ilişkin belgenin yalnız toplam havaleyi göstermesi yetmez; bedelin geçerli ve geçersiz bölümlerle ilişkisi açıklanmalıdır.

İade isteminin süresi de geçersizliğin niteliğinden ayrı incelenir. TBK m.82, sebepsiz zenginleşme isteminde geri isteme hakkının öğrenilmesinden başlayan iki yıllık ve zenginleşmenin gerçekleşmesinden başlayan on yıllık süreyi düzenler. Kesin hükümsüzlük ileri sürülebiliyor olması, daha önce ödenen paranın hiçbir zamanaşımıyla karşılaşmadan her zaman geri alınacağı anlamına gelmez. Bunun yanında aynı maddenin, zenginleşmenin alacak hakkı kazanılması biçiminde gerçekleşmesine bağladığı ifadan kaçınma hükmü farklıdır. Ödeme yapılmış olup olmadığı ve istenen hukuki sonuç süre incelemesinde belirleyicidir.

Uyuşmazlıkta hangi sonucun istendiği nasıl açıklaştırılır?

HMK m.33 uyarınca hâkim Türk hukukunu kendiliğinden uygular; fakat m.26 gereğince kural olarak talep sonucu ile bağlıdır. Bu nedenle hukuki maddeyi yanlış adlandırmamak kadar, mahkemeden ne istendiğini açık göstermek de önemlidir. Bir borcun bulunmadığının belirlenmesi, alınmış bedelin geri verilmesi ve geçerli edimin yerine getirilmesi farklı talep sonuçlarıdır.

Bağımsız tespit davası düşünülüyorsa HMK m.106’daki güncel hukuki yarar şartı gözetilir. Sözleşmedeki bir cümle hakkında soyut hukuk görüşü alınması için dava açılamaz. Talep, taraflar arasındaki mevcut hak veya hukuki ilişkinin varlığına ya da yokluğuna bağlanmalıdır. Somut ödeme veya ifa talebinin mümkün olduğu durumda tespit isteğinin hukuki yararı ayrıca değerlendirilir.

Dosyanın hukuki hesabı son aşamada nettir: Hangi hüküm, hangi kanuni nedenle uygulanmaz; hangi hükümler devam eder; mevcut ödeme ve teslimler bundan nasıl etkilenir? Bu üç soruya ayrı cevap verilmesi, tek maddeden kaynaklanan uyuşmazlığın sözleşmenin tümünü belirsizleştirmesini önler. Tarafların sonraki düzeltme anlaşması da kalan haklar, geçmiş ödemeler ve geçerli şekil bakımından açık kurulmalıdır.

Sık sorulan sorular

Bir madde geçersizse sözleşmenin tamamı iptal olur mu?

TBK m.27/2 uyarınca diğer hükümler kural olarak geçerli kalır. Geçersiz hükümler olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa bütün sözleşme kesin hükümsüzdür. Ancak genel işlem koşulları ve tüketici haksız şartları gibi alanlarda kalan sözleşmeyi koruyan özel hükümler ayrıca uygulanır.

Karşı taraf bu madde olmasa imzalamazdım diyebilir mi?

Genel m.27/2 bakımından kuruluş ilişkisi ve hükümler arasındaki bağlantı incelenir; sonradan söylenen tek taraflı cümle tek başına yeterli değildir. TBK m.22 ve 6502 m.5/2 kapsamındaki durumlarda ise sözleşmeyi düzenleyen bu iddiayla kalan hükümlerden kurtulamaz.

Ayrılabilirlik maddesi her sözleşmeyi geçerli tutar mı?

Hayır. Böyle bir kayıt kalan hükümleri sürdürme iradesini gösterebilir; emredici yasağı veya gerekli geçerlilik şeklini ortadan kaldıramaz. Hangi hükmün bağımsız devam edebileceği ve hangi özel kanunun uygulandığı ayrıca belirlenir. Kayıt, tek taraflı yeni yükümlülük yaratma yetkisi sağlamaz.

Genel şart yazılmamış sayılırsa hizmet sözleşmesi devam eder mi?

TBK m.22 yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümlerin geçerliliğini korur. Düzenleyen, o şart olmadan sözleşme yapmayacağını ileri süremez. Önce koşulun m.20–21 kapsamında olup olmadığı belirlenir; kalan geçerli hizmet ve bedel yükümlülükleri bu çerçevede değerlendirilir.

Tüketici sözleşmesinde haksız ücret varsa bütün bedel iade edilir mi?

Haksız şartın hükümsüzlüğü, bütün satış veya hizmet bedelini otomatik geri verdirmez. 6502 m.5/2 diğer hükümleri korur. Sorunlu ücret ile geçerli edimin karşılığı ayrılır. Bütün sözleşmenin sona erdirilmesi isteniyorsa cayma, ayıp veya diğer bağımsız kanuni dayanak ayrıca gösterilir.

Ceza koşulu geçersizse ana borçtan kurtulurum mu?

TBK m.182/2 ceza koşulunun geçersizliğinin asıl borcun geçerliliğini etkilemeyeceğini düzenler. Buna karşılık asıl borç geçersizse cezanın ifası istenemez. Anapara ve ceza ayrı hesaplanır; cezanın indirilmesi de bütün sözleşmenin baştan itibaren hükümsüz olmasıyla aynı sonuç değildir.

Sorumsuzluk kaydı geçersizse her zarar ödenir mi?

Hayır. TBK m.115 kapsamındaki geçersiz sorumsuzluk kaydı uygulanmaz; fakat sorumluluğun diğer koşulları incelenmeye devam eder. Borca aykırılık, zarar ve nedensellik bağı belirlenmelidir. Geçersiz kayıt, ispatlanmamış zarar tutarını kendiliğinden kesin borç hâline getirmez; yardımcı kişi sorumluluğu da m.116 kapsamında ayrı değerlendirilir.

Noter onayı bütün sözleşme maddelerini geçerli yapar mı?

Şekle uygunluk ile içeriğin emredici kurallara uygunluğu farklıdır. Noterlik işlemi, kanuna aykırı her hükmü geçerli hâle getirmez. Ana işlemin veya değişikliğin gerekli şekli TBK m.12–13 uyarınca; maddi içeriği ise ilgili özel hükümler ve m.27 çerçevesinde değerlendirilir.

Geçersiz madde için mahkemeden yalnız görüş alınabilir mi?

HMK m.106 bağımsız tespit davası için mevcut hak veya hukuki ilişkiyle ilgili, hukuken korunmaya değer güncel yarar arar. Soyut cümlenin nasıl yorumlanacağına ilişkin görüş davası bu şartı karşılamaz. Talep, borcun bulunmaması, ifa veya geri verme gibi somut hukuki sonuca bağlanmalıdır.

Hükmü geçersiz bulduğum için bütün ödemeyi durdurabilir miyim?

Sorunlu madde dışındaki borçların devam edip etmediği belirlenmeden bu sonuca varılamaz. TBK m.27/2, m.22 veya özel hüküm gereği kalan sözleşme geçerliyse ilgili edimler sürer. Geçerli borcun ifa edilmemesi ayrıca borca aykırılık oluşturabilir; bildirim ve talep sorunlu bölümle açıkça ilişkilendirilmelidir.

Başvuru ve dosya hazırlığı

Sözleşmenin kuruluş belgeleri, ekleri ve gerçekleşen ödeme veya teslimler birlikte incelenerek geçersizliğin hangi hükümlere etki ettiği belirlenir. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetimi için İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden iletişim kurulabilir.

Resmî kaynaklar ve mevzuat

Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.

İlgili hukuk rehberleri

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp