B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Su Kaynaklarının İklim Değişikliğine Uyumlu Yönetimi: 7552 İklim Kanunu m.6/4

Kısa ve net cevap: 7552 sayılı İklim Kanunu m.6/4 uyarınca iklim değişikliğinin etkilerine karşı su kaynaklarının etkin yönetimini sağlamak üzere planlama araçları ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanır ve uygulanır. Madde; kuraklık, taşkın veya su verimliliği başlıklarını tek tek saymaz. Bu konular iklim uyumunun somut su riskleri olarak ilgili su, havza, çevre, afet ve yerel yönetim mevzuatıyla birlikte değerlendirilir. Şirketler bakımından su stresi ise ayrıca üretim sürekliliği, yatırım, ruhsat, tedarik ve finansman riski yaratabilir.

7552 m.6/4, su kaynaklarının etkin yönetimi için planlama araçlarının ilgili kamu kurumlarınca hazırlanıp uygulanmasını düzenler.

İklim Kanununda Su Yönetiminin Hukuki Dayanağı

7552 sayılı İklim Kanununun 6. maddesi iklim değişikliğine uyumu ayrı bir hukuk politikası alanı olarak düzenler. Uyum yalnız afet sonrasında zarar giderme faaliyeti değildir; iklim tehlikesi gerçekleşmeden önce su, tarım, sağlık, altyapı ve ekosistem sistemlerinin dayanıklılığını artırmayı amaçlar. Su yönetimi bu yaklaşımın merkezindedir.

Kanunun 6/4. maddesinin doğrudan hükmü, iklim değişikliğinin etkilerine karşı su kaynaklarının etkin yönetimini sağlamak üzere planlama araçlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanması ve uygulanmasıdır. Kuraklık, buharlaşma artışı, aşırı yağış, taşkın ve su kalitesi gibi başlıklar bu planlamanın somut risk alanlarıdır; ancak bunların ayrıntılı hukuki dayanağı ilgili su, havza, çevre ve afet mevzuatında ayrıca değerlendirilmelidir.

Su yönetimi Türkiye’de çok sayıda özel mevzuata ve kurumsal yetkiye tabidir. Devlet Su İşleri, Tarım ve Orman Bakanlığı, büyükşehir su ve kanalizasyon idareleri, belediyeler ve diğer kurumların görevleri devam eder. İklim Kanunu bu yetkileri ortadan kaldırmaz; iklim riskini karar ölçütüne ekler.

Şirketlerin su kullanım hakkı da mutlak değildir. Ruhsat, tahsis, çevre izni, deşarj koşulu ve havza kısıtları ilgili mevzuata göre uygulanır. İklim kaynaklı su kıtlığı, gelecekte tahsis miktarı, maliyet veya operasyon koşullarını etkileyebilir.

Kuraklık ve Su Stresi Hukuken Neden Önemli?

Kuraklık uzun süreli yağış azlığı ve su mevcudiyetindeki düşüşle ortaya çıkar. Su stresi ise mevcut su kaynaklarının talebi karşılamakta zorlandığı durumu ifade eder. İklim değişikliği her bölgede aynı sonucu yaratmaz; bölgesel projeksiyon ve havza verisi esastır.

Kuraklık, içme suyu önceliği, tarımsal sulama, sanayi kullanımı, enerji üretimi ve ekosistem su ihtiyacı arasında rekabet yaratabilir. Kamu idaresi kısıtlı suyu tahsis ederken mevzuattaki öncelikler ve kamu yararı ölçütleri doğrultusunda karar verir.

Şirket açısından su stresi öngörülebilir bir operasyon riskidir. Su yoğun tesis yeni yatırım yaparken yalnız mevcut tahsis belgesine güvenmemeli, havzanın uzun vadeli su dengesi ve iklim projeksiyonunu değerlendirmelidir. On yıllık yatırımın beşinci yılında su kısıtıyla karşılaşması ciddi değer kaybı yaratabilir.

Kuraklık tedbirleri arasında su verimliliği, geri kazanım, yağmur suyu kullanımı, kapalı devre prosesler ve alternatif su kaynakları bulunabilir. Ancak alternatif su kullanımı da çevre, sağlık ve teknik standartlara uygun olmalıdır.

Aşırı Yağış ve Taşkın da Su Uyumunun Parçası mı?

Evet. İklim değişikliği su riskini yalnız kıtlık biçiminde artırmaz. Kısa sürede yoğun yağış, kentsel drenaj sistemini aşabilir ve taşkın riskini yükseltebilir. Kurak bir bölgede dahi aşırı yağış ve taşkın aynı yıl içinde görülebilir.

Kamu altyapısında yağmursuyu kanalı, dere yatağı, menfez, kıyı koruma ve kanalizasyon kapasitesi gelecekteki yağış şiddetine göre değerlendirilmelidir. Geçmiş otuz yılın ortalamasına göre tasarlanmış altyapı yeni iklim koşullarında yetersiz kalabilir.

Sanayi tesisleri tehlikeli kimyasal, atık ve yakıt depolama alanlarının taşkın riskini ayrıca değerlendirmelidir. Sel sırasında kimyasal yayılım oluşursa olay yalnız mal kaybı değil çevre kirliliği ve idari/cezai sorumluluk doğurabilir.

Taşkın ovasında yeni yatırım kararı alınırken imar izni tek başına riskin kabul edilebilir olduğunu kanıtlamaz. Şirket teknik taşkın analizi yapmalı, sigorta koşullarını ve fiziksel koruma maliyetini yatırım bütçesine dahil etmelidir.

Neden Havza Bazlı Su Yönetimi?

Su idari il sınırına göre hareket etmez. Nehir, yeraltı suyu, göl ve kıyı sistemi havza ölçeğinde birbirine bağlıdır. Bir ilçedeki aşırı çekim başka ilçedeki yeraltı suyu seviyesini veya ekosistemi etkileyebilir. Bu nedenle iklim uyumunda havza yaklaşımı esastır.

Havza planı mevcut su miktarını, kaliteyi, kullanıcıları, ekolojik ihtiyacı ve gelecekteki iklim baskısını birlikte değerlendirmelidir. Yeni büyük tüketiciye su tahsis edilirken yalnız bugünkü boş kapasite değil, gelecekteki talep ve kuraklık senaryoları dikkate alınmalıdır.

Su kalitesi de iklimle ilişkilidir. Düşük akış döneminde kirleticilerin seyrelme kapasitesi azalabilir. Aşırı yağış ise yüzey akışıyla kirliliği su kaynaklarına taşıyabilir. Bu nedenle miktar ve kalite yönetimi birbirinden ayrılamaz.

Şirketler havza planlarını yatırım öncesi hukuki incelemenin parçası yapmalıdır. Havza bazlı su kısıtı veya koruma kararı, tesisin kapasite artırımı ve yeni üretim hattını etkileyebilir.

Su Verimliliği Hukuki Uyum İçin Neden Önemli?

Su verimliliği aynı üretim veya hizmet için daha az su kullanmak, kayıp-kaçağı azaltmak ve uygun kalitedeki suyu yeniden kullanmak anlamına gelir. İklim uyumunda su verimliliği yeni kaynak geliştirmeden önce talebi azaltan temel araçtır.

Şirket su kullanımını proses bazında ölçmelidir. Toplam aylık fatura, hangi hattın ne kadar su tükettiğini göstermez. Sayaçlandırma, kaçak kontrolü ve su dengesi çıkarmak verimlilik yatırımının ilk adımıdır.

Atıksuyun geri kazanımı su tüketimini azaltabilir; ancak geri kullanım kalite standartlarına uymalıdır. Gıda, sağlık veya çalışan temasının olduğu süreçlerde uygun olmayan geri kazanılmış su kullanımı ayrı halk sağlığı riski yaratır.

Su verimliliği yatırımı karbon emisyonunu da etkileyebilir. Su pompalama, arıtma ve ısıtma enerji tüketir. Daha az su kullanımı enerji ve dolayısıyla karbon maliyetini de düşürebilir.

Sanayi Tesisleri İçin Su Uyum Planı

Sanayi tesisi ilk olarak yıllık toplam su tüketimini kaynak bazında belirlemelidir: şebeke, yeraltı suyu, yüzey suyu, proses geri kazanımı ve diğer kaynaklar ayrı kaydedilir. İkinci olarak kritik üretim süreçlerinin minimum su ihtiyacı hesaplanır.

Üçüncü adım havza riskidir. Kuraklık, yeraltı suyu düşüşü, tuzlanma, kalite bozulması ve tahsis kısıtı senaryoları değerlendirilir. Dördüncü adım alternatif kaynak ve depolama kapasitesidir.

Beşinci adım deşarj ve atıksu yönetimidir. Su kıtlığı döneminde daha düşük alıcı ortam debisi, deşarjın çevresel etkisini artırabilir. Altıncı adım acil durum planıdır. Su kesintisi üretimi güvenli şekilde durdurmayı gerektiriyorsa prosedür önceden hazırlanmalıdır.

Yedinci adım tedarik zinciridir. Su yoğun hammaddenin üretildiği bölgedeki kuraklık şirketin kendi tesisinde su sorunu olmasa dahi hammadde fiyatını veya tedariki etkileyebilir. Sekizinci adım yönetim raporlamasıdır.

Belediyelerin ve Su İdarelerinin Uyum Yükümlülüğü

Belediyeler içme suyu, kanalizasyon, yağmursuyu, park ve kentsel hizmetler nedeniyle iklim kaynaklı su riskinin doğrudan muhatabıdır. Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı hazırlanırken su güvenliği ve taşkın yönetimi temel uyum başlıklarındandır.

Kayıp-kaçak oranının azaltılması, yeni kaynakların korunması, kuraklık acil planı, kritik tesislerde yedekleme ve yağmursuyu yönetimi yerel uyum araçlarıdır. Su tarifesi ve yatırım planı da uzun vadeli iklim riskini dikkate almalıdır.

Yeni imar alanlarının su kaynağı ve altyapı kapasitesi değerlendirilmeden büyütülmesi gelecekte kamu hizmeti riskini artırır. İklim Kanununun yerel planlama yaklaşımı, mekânsal gelişme ile su kapasitesinin birlikte ele alınmasını gerektirir.

Belediyeler taşkın riskli dere yatakları ve kıyı bölgelerinde yapılaşma kararlarını ilgili afet ve çevre mevzuatıyla birlikte değerlendirmelidir. Uyum planı imar mevzuatının yerine geçmez; ancak risk bilgisini karar sürecine taşır.

Tarımsal Sulamada İklim Uyumunun Önemi

Tarım su kullanımının önemli payını oluşturur. Kuraklık ve sıcaklık artışı sulama talebini yükseltebilir. Bu nedenle basınçlı sulama, uygun ürün deseni, toprak nem yönetimi ve zamanlama gibi tedbirler su verimliliğinde önem taşır.

Su verimliliği yalnız ekipman değişimi değildir. Yanlış ürün deseni veya kaçak sulama sistemi yeni teknolojiye rağmen yüksek tüketim yaratabilir. Havza su bütçesi ile tarımsal üretim planlaması birlikte ele alınmalıdır.

Çiftçi sözleşmelerinde ürün miktarı taahhüdü iklim riskine açıktır. Uzun vadeli tarımsal tedarik sözleşmeleri kuraklık ve su kısıtı riskini paylaşacak hükümler içerebilir. Ancak genel mücbir sebep maddesi her üretim düşüşünü otomatik olarak kapsamına almaz.

Tarım sigortası ve kamu destekleri uyumun ekonomik araçlarıdır. Bununla birlikte sigorta fiziksel su kıtlığını ortadan kaldırmaz; risk azaltımı ve üretim planlamasıyla birlikte kullanılmalıdır.

Su Riski Yatırım ve Sözleşmelere Nasıl Yazılmalı?

Şirket satın alma veya yatırım işlemlerinde su ruhsatı, tahsis belgesi, fiili tüketim, geçmiş kısıtlar, havza planı ve gelecek projeksiyonunu due diligence kapsamına almalıdır. Suya erişimin hukuki ve fiziksel sürdürülebilirliği ayrı değerlendirilir.

Kira veya tesis devri sözleşmesinde su kaynağının kime ait olduğu, ruhsatın devredilebilirliği ve altyapı kapasitesi açık olmalıdır. Satıcının yalnız “su sorunu yok” beyanı teknik ve hukuki incelemenin yerine geçmez.

Uzun vadeli tedarik sözleşmelerinde su kıtlığı nedeniyle kapasite düşüşünün fiyat, teslim süresi ve mücbir sebep üzerindeki etkisi düzenlenebilir. Taraflar öngörülebilir mevsimsel kuraklığı “beklenmeyen olay” gibi kullanmamalıdır.

Finansman sözleşmelerinde su yoğun yatırım için çevresel ve sosyal yükümlülükler konulabilir. Uyum planının uygulanmaması kredi şartlarını etkileyebilir.

Türkiye Geneli ve Mersin Uygulaması

Mersin’de içme suyu, tarımsal sulama, turizm ve sanayi talebi aynı bölgesel su kaynakları üzerinde baskı oluşturabilir. Kıyı bölgelerinde yeraltı suyu çekimi tuzlanma riskini de artırabilir. Bu nedenle il ve havza ölçeğinde su dengesi önemlidir.

Mersin’de yeni sanayi veya turizm yatırımı yapan şirket, su kaynağının yalnız bugünkü kapasitesini değil uzun dönem kuraklık ve nüfus/talep artışını da değerlendirmelidir. Yerel iklim planı ve ilgili havza kararları yatırım öncesi kontrol edilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

İklim Kanunu su yönetimini düzenliyor mu?

Evet. 7552 m.6/4, iklim değişikliğinin etkilerine karşı su kaynaklarının etkin yönetimi için planlama araçlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca hazırlanıp uygulanmasını düzenler.

Su kıtlığı yalnız kuraklık mıdır?

Hayır. Talep artışı, aşırı çekim, kalite bozulması ve altyapı kayıpları da su stresini artırabilir.

Taşkın iklim uyumunun parçası mı?

Evet. Aşırı yağış ve taşkın riski su yönetiminin temel uyum konularındandır.

Şirketin su tahsis belgesi gelecekteki miktarı garanti eder mi?

Mevcut hukuki hakkın kapsamı ilgili mevzuata tabidir; havza kısıtları, kamu yararı ve iklim kaynaklı su mevcudiyeti gelecekteki koşulları etkileyebilir.

Geri kazanılmış su her yerde kullanılabilir mi?

Hayır. Kullanım alanına göre sağlık, çevre ve teknik kalite standartları uygulanır.

Su verimliliği karbon emisyonunu da azaltır mı?

Pompalama, arıtma ve ısıtma için enerji kullanıldığı için birçok durumda dolaylı emisyon azaltımı sağlar.

Belediyeler yerel iklim planında suyu ele almalı mı?

Evet. Kuraklık, içme suyu güvenliği, taşkın ve altyapı dayanıklılığı yerel uyum planının temel konularıdır.

Mersin’de yatırımda su riski neden önemli?

Tarım, nüfus, turizm ve sanayi talebinin birlikte bulunduğu bölgede uzun vadeli su mevcudiyeti yatırım sürekliliğini doğrudan etkileyebilir.

İlgili İçerikler ve Resmî Kaynaklar

İklim Değişikliğine Uyum Risk Analizi · Yutak Alan Nedir? · 7552 Sayılı İklim Kanunu Kimleri Kapsar?.

Resmî kaynak: 7552 sayılı İklim Kanunu m.6.

Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T

İçerik 7552 sayılı İklim Kanununun iklim değişikliğine uyum ve su yönetimi hükümleri esas alınarak; mevcut su, çevre, havza ve yerel yönetim mevzuatı saklı tutularak hazırlanmıştır.

Yazar: Av. Halil Bakırcı – Mersin Barosu Sicil No: 3472
İnceleyen: Av. Emirhan Keskin – Mersin Barosu Sicil No: 5507
Son hukuk kontrolü: 11 Eylül 2026

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu – Mersin Ofisi: İhsaniye, 4903. Sk. Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin · +90 552 224 43 66

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp