Taşınmaz Yükü Nedir? Tapuda Kurulması, Sorumluluk ve Yükten Kurtarma
Kısa ve net cevap: Taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o taşınmazla sorumlu tutarak başka bir kişiye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü kılan sınırlı ayni haktır. Özel hukuk bakımından kurulması tapu kütüğüne tescile bağlıdır. Taşınmaz satıldığında yeni malik yükümlü olur. Yükün kendisi zamanaşımına uğramaz; fakat muaccel olan her edim üç yıl sonra kişisel borca dönüşür ve taşınmaz o edimin güvencesi olmaktan çıkar. Bu kurallar Türk Medeni Kanunu’nun 839, 840, 847, 848 ve 849. maddelerinde düzenlenir.

Taşınmaz yükünün hukuki niteliği: TMK 839
Taşınmaz yükü, taşınmaza ilişkin her borcun ortak adı değildir. Tapu belgesindeki ipotek, haciz, geçit hakkı, kira şerhi ve taşınmaz yükü farklı hukuki kurumlardır. Bir işlem hakkında doğru sonuca ulaşmak için kaydın yalnız gündelik adı değil, tapudaki türü ve dayanak belgesi okunmalıdır. TMK 839, taşınmaz yükünü mülkiyetle bağlantılı bir verme veya yapma edimi üzerinden tanımlar. Yükün borçlusu, bu ayni hakkın yüklendiği taşınmazın malikidir.
Kanunun kurduğu bağın iki yönü vardır. Birincisi, edimi yerine getirme yükümlülüğü mülkiyet konumuna bağlanmıştır. İkincisi, alacaklının güvencesi başlangıçta malikin bütün malvarlığı değil, yüklü taşınmazın değeridir. Bu nedenle yalnız bir sözleşmeye “taşınmaz yüküdür” yazılması, şahsi bir borcu kendiliğinden ayni hakka dönüştürmez. Edimin kanunun izin verdiği içerikte olması ve kuruluş şartlarının yerine getirilmesi gerekir.
Hak sahibi belirli bir kişi olarak gösterilebilir. TMK 839 ayrıca başka bir taşınmazın malikinin hak sahibi olarak belirlenmesine izin verir. Böyle bir düzenlemede yararlanan taşınmazın kimliği de önem taşır. Hak sahibi ile yükümlünün nasıl belirlendiği, kuruluş senedinde açıkça izlenebilmelidir. Tarafların kişisel kimliği ile taşınmazların sicil kimliğinin karıştırılması, sonraki satışlarda hangi kişinin hangi sıfatla hak ileri sürdüğünün anlaşılmasını güçleştirir.
Hangi verme veya yapma borçları taşınmaz yükü olabilir?
TMK 839 üçüncü fıkra, taşınmaz yükünün konusunu sınırlar. İrat senedi ve kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükleri saklı kalmak üzere edim, ya yüklü taşınmazın ekonomik niteliğinden doğmalı ya da yararlanan taşınmazın ekonomik ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Tarafların her türlü borcu tapuya taşınmaz yükü adıyla kaydettirme serbestisi bulunmaz. Ekonomik bağlantı, sözleşmede kullanılan başlıktan bağımsız olarak incelenir.
Bu incelemede borcun somut içeriği belirlenir: Verilecek şey nedir, yapılacak iş hangi taşınmazla ilgilidir, miktar veya kapsam hangi ölçüte göre hesaplanır, ifa zamanı nasıl saptanır? “Gereken yardımı yapmak” gibi sınırı tanımlanmamış bir ifade, yükün kapsamının sonradan taraflardan birinin tercihine bırakılması tehlikesini taşır. Bunun yerine edimin konusu, hesap yöntemi, teslim yeri ve dönemi ayrı ayrı yazılmalıdır.
Bir edimin ekonomik bağlantısının bulunması, ilgili diğer mevzuatın ortadan kalkması anlamına gelmez. İmar, çevre, su kullanımı veya tarımsal faaliyete ilişkin izin gerektiren bir iş, taşınmaz yükü kurulmasıyla izinden muaf olmaz. Ayni hakkın özel hukuk bakımından kuruluşu ile edimin kamu hukuku bakımından yapılabilirliği farklı sorulardır. Dosyada her ikisinin de karşılığı bulunmalıdır.
Taşınmaz yükü tapuda nasıl kurulur?
TMK 840 uyarınca özel hukuka ilişkin taşınmaz yükünün kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır. Aynı hüküm, aksine düzenleme bulunmadığında kazanma ve tescil bakımından taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtir. Bu nedenle kuruluş işlemi yalnız adi yazılı bir taahhüdün imzalanmasına indirgenemez. Tasarruf yetkisi, gerekli şekil, temsil yetkisi ve tescil istemi birlikte değerlendirilmelidir.
Tapu kütüğünde tescil edilebilen hakların genel çerçevesi için TMK 1008 kapsamında tapuya tescil edilen haklar ayrıca incelenebilir. Taşınmaz yükü bakımından özel kural TMK 840’tır. Kuruluşta yüklü taşınmazın ada ve parsel bilgileri, hak sahibinin belirlenme şekli, edimin içeriği ve sicile geçirilecek değer açık olmalıdır.
Tescilde yükün değeri Türk parası veya yabancı para ile belirlenmiş bir miktar olarak gösterilir. Dönemsel edimlerde, taraflar başka bir düzenleme yapmamışsa sicilde gösterilecek miktar yıllık edimlerin yirmi katıdır. Buradaki yirmi katsayısı bir faiz oranı veya yirmi yıl boyunca ödeme yapılacağına dair süre hükmü değildir. Sicile yazılacak değerin belirlenmesine ilişkin tamamlayıcı hesap kuralıdır.
Kuruluş belgesinde başka bir değer kabul edildiğinde bunun açıkça anlaşılması gerekir. Sonradan yalnız yıllık edimin tutarından hareket ederek sicilde kayıtlı miktarın yok sayılması doğru değildir. Çünkü yükten kurtarma bedeli bakımından da tapu kütüğündeki değer önem taşır.
Taşınmaz yükü, ipotek ve irtifak hakkı aynı şey mi?
Hayır. Taşınmaz yükünde bir verme veya yapma edimi ve bu edime bağlı taşınmaz değeri güvencesi bulunur. İpotek ise taşınmaz rehni türlerinden biridir. TMK 850, taşınmaz rehninin ipotek, ipotekli borç senedi veya irat senedi şeklinde kurulabileceğini düzenler. İşlemin hangi kuruma ait olduğu, borçlunun sorumluluğunu ve hak sahibinin başvuracağı mekanizmayı etkiler.
TMK 842 ayrıca bir para alacağının güvence altına alınması amacıyla kurulan taşınmaz yükü hakkında irat senedi hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Dolayısıyla para alacağına güvence oluşturma amacı taşıyan bir işlemde yalnız 839. maddedeki tanımla yetinilmez.
İrtifak hakkı bakımından da yararlanma biçimi önemlidir. Örneğin bir taşınmazdan hat geçirilmesine katlanma ile belirli bir edimi yerine getirme aynı içerikte değildir. Hat geçirme uyuşmazlığının özel çerçevesi TMK 744–746 kapsamında mecra hakkı yazısında ele alınmaktadır.
Kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yüklerinde tescil istisnası
Özel hukuk yükleri için açıklanan tescil şartı kamu hukukuna ilişkin bütün yükler için aynen genellenemez. TMK 841, aksine hüküm bulunmadıkça kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükünün tapu kütüğüne tescilinin gerekli olmadığını düzenler. Burada yükümlülüğün kaynağının hangi kanun olduğu ve özel düzenlemenin ne öngördüğü belirleyicidir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası başka bir durumu düzenler: Kanun alacaklıya yalnız taşınmaz yükünün kurulmasını isteme yetkisi vermişse yük ancak tescille doğar. Doğrudan kanundan doğan yük ile kanunun sadece kurulmasını talep hakkı verdiği yük birbirinden ayrılmalıdır.
Sicilin beyanlar bölümünde yer alan bilgiler başka bir hukuki işleve sahip olabilir. Bu konuda tapu beyanlar hanesi ve kamu hukuku kısıtlamaları rehberi, tescil ile beyan kavramlarının ayrılmasına yardımcı olur.
Sorumluluk nasıl işler, üç yıl sonunda ne değişir?
TMK 848’in ilk cümlesine göre taşınmaz yükü, alacaklıya yükümlüye karşı kişisel alacak hakkı sağlamaz; alacağın yüklü taşınmazın değerinden elde edilmesi yetkisini verir. Bu açıklama, yükün kuruluşundaki sorumluluk rejimini gösterir. Alacaklı, sırf taşınmaz yükü bulunmasına dayanarak başlangıçta malikin bütün malvarlığını genel bir kişisel borcun güvencesi gibi değerlendiremez.
Ancak aynı maddenin ikinci cümlesi önemli bir dönüşüm düzenler. Her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir. O aşamada taşınmaz ilgili borcun güvencesi olmaktan çıkar. Dönüşüm, bütün yükün aynı anda sona ermesi anlamına gelmez. Ayrı tarihlerde muaccel olan dönemsel edimler ayrı ayrı izlenir.
TMK 847 uyarınca taşınmaz yükünün kendisi zamanaşımına tabi değildir. Muaccel edimler ise kişisel borca dönüştükleri tarihten itibaren zamanaşımına tabi olur. Bu nedenle TMK 848’deki üç yıllık süreyi doğrudan “alacağın zamanaşımı üç yıldır” şeklinde aktarmak yanlıştır.
Sağlıklı hesap için her edimin miktarı, muacceliyet günü, ödenen kısmı, üç yıllık dönemin sonu ve bu tarihten sonraki durumu ayrı sütunlarda gösterilir. Geçmiş dönem hesapları, cari dönem yükümlülüğü ve yükten kurtarma bedeli aynı kalem altında birleştirilmemelidir.
Taşınmaz satılırsa yeni malik sorumlu olur mu?
TMK 849 açık bir kural getirir: Malik değişirse yeni malik başka bir işlem gerekmeksizin taşınmaz yükünün yükümlüsü olur. Bu sonuç, yeni malikin ayrıca aynı kuruluş sözleşmesini imzalamasına bağlanmamıştır. Satış öncesi inceleme bu nedenle yalnız mülkiyetin kime ait olduğuna değil, mülkiyetle birlikte üstlenilecek yükün ne olduğuna da yönelmelidir.
Yeni malikin taşınmaz yükünün yükümlüsü olması ile geçmişte kişisel borca dönüşmüş edimlerin borçlusunun kim olduğu aynı soru değildir. Önceden muaccel olmuş kalemlerin durumu değerlendirilirken TMK 848’deki dönüşüm, önceki ve sonraki malik dönemleri ve varsa ayrı borç üstlenme işlemleri ayrıştırılır.
Tarafların satış sözleşmesinde ekonomik yükü kendi aralarında paylaşmaları, alacaklının ayni hak konumunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ayrıca taşınmazın bölünmesi, yükün hangi yeni parseller üzerinde nasıl devam edeceği sorununu doğurur. TMK 849 ikinci fıkra bu konuda irat senedi hükümlerine gönderme yapar.
Alacaklı hangi hâllerde yükten kurtarma isteyebilir?
TMK 844, alacaklının talep yetkisini düzenler. Önce sözleşmeyle böyle bir yetki verilip verilmediğine bakılır. Bunun yanında kanun üç ayrı sebep sayar: Taşınmazın bölünmesinin alacaklının haklarını önemli ölçüde tehlikeye düşürmesi; malikin taşınmazın değerini düşürüp başka bir güvence göstermemesi; malikin birbirini izleyen üç yılın edimlerini yerine getirmemesi.
İlk sebepte her bölünme yeterli değildir; alacaklının hakkına yönelik önemli ölçüde tehlike aranır. İkinci sebepte değer düşürme ile yerine başka güvence gösterilmemesi birlikte değerlendirilir. Üçüncü sebepte ise kanun birbirini izleyen üç yılın edimlerinden söz eder.
Bu hükümdeki üç yıllık ifa etmeme sebebi, TMK 848’deki muaccel edimin kişisel borca dönüşmesi süresinden farklıdır. Birincisi alacaklıya yükten kurtarma talep etme yetkisiyle, ikincisi belirli edimin sorumluluk ve güvence rejimiyle ilgilidir.
Malikin yükten kurtarma hakkı ve otuz yıl kuralı
TMK 845, yükümlünün hangi durumlarda taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebileceğini düzenler. Sözleşmenin verdiği yetki ayrıca saklıdır. Kanuni sebeplerden ilki alacaklının kuruluş sözleşmesine uymamasıdır. İkinci sebep yükün kuruluşundan itibaren otuz yıl geçmiş olmasıdır.
Otuz yılın dolması, tapu kaydının kendiliğinden silinmesi demek değildir. Bu süreye dayanarak satın alma yetkisinin kullanılması alacaklıya bir yıl önceden bildirimde bulunulmasına bağlıdır. Dolayısıyla kuruluş tarihi, otuz yıllık dönemin dolması, bildirimin yapıldığı ve ulaştığı tarih ile hakkın kullanılacağı tarih birlikte kontrol edilir.
Maddenin son fıkrasında, irtifakın taşınmaz lehine sona erdirilmeyen biçimde kurulmuş olmasına ilişkin özel istisna da yer alır. Bu nedenle otuz yıl kuralı her sicil düzeni için istisnasız bir kurtulma hakkı olarak sunulamaz.
Yükten kurtarma bedeli ve tapudan terkin
TMK 846’ya göre yükten kurtarma, yükün değeri olarak tapu kütüğünde gösterilen miktar üzerinden gerçekleştirilir. Gerçek değerin daha düşük olduğunu ispat etme hakkı saklıdır. Kanun, sicildeki değeri başlangıç noktası kabul ederken daha düşük gerçek değerin ispatını da dışlamaz.
Daha düşük değer iddiası soyut bir itirazla bırakılmamalıdır. Edimin türü, miktarı, dönemleri, devam süresi ve kayıtlı değerin dayanağı birlikte incelenir. Ayrıca birikmiş edimler ile yükten kurtarma bedelinin birbirine karıştırılmaması gerekir.
TMK 843, sona ermeyi tescilin terkini veya yüklü taşınmazın tamamen yok olmasıyla ilişkilendirir. Feragat, yükten kurtarma ve diğer sona erme sebepleri, malike hak sahibinden terkin isteme yetkisi verir. Taraflar arası ödeme veya feragat belgesinden sonra sicil işlemi de sonuçlandırılmalıdır.
Uyuşmazlıkta hangi belgeler ve tarihler incelenir?
İnceleme güncel tapu kayıt örneğiyle başlar, ancak bununla sınırlı kalmaz. Kuruluşun dayanak belgesi, tescil tarihi, sicildeki parasal miktar ve sonradan yapılan değişiklikler temin edilmelidir. Hak sahibi başka bir taşınmazın maliki olarak belirlenmişse yararlanan taşınmazın sicil bilgileri de gerekir.
Dönemsel edimlere ilişkin hesapta sözleşmedeki miktar ve vade düzeni esas alınır. Teslim tutanakları, banka kayıtları, ifaya ilişkin yazışmalar ve kabul belgeleri dönemlere göre eşleştirilir. Bir yapma ediminin tamamlanıp tamamlanmadığı tartışılıyorsa yalnız ödeme kaydı yeterli olmayabilir.
Yükten kurtarma talebinde ayrıca talebin dayanağı sınıflandırılır. Sözleşmesel yetki, üç ardışık yılın ifa edilmemesi, değer düşürme, tehlikeli bölünme veya otuz yıllık süre birbirinden farklı inceleme gerektirir.
Yüklü taşınmaz satın alınmadan önce yapılacak kontrol
Satın alma öncesinde önce yükün tam içeriği öğrenilmelidir. Yeni malikin hangi edimi, ne sıklıkla ve hangi hak sahibine karşı yerine getireceği yazılı olarak ortaya konulmalıdır. Satış bedelinin hesabında taşınmazın fiziksel özellikleri kadar devam eden edimlerin ekonomik etkisi de dikkate alınır.
İkinci aşamada geçmiş dönem hesabı çıkarılmalıdır. Muacceliyet tarihleri ile üç yıllık dönüşüm süreleri belirlenir; satıcıyla yapılacak iç hesaplaşma alacaklının haklarıyla karıştırılmaz. Yükün kaldırılarak devri kararlaştırılıyorsa ödeme, gerekli belgeler ve terkin sırası açıkça düzenlenir.
Son aşamada tescil sonrası kayıt kontrol edilir. Malik değişikliği gerçekleşmiş olsa bile beklenen terkinin gerçekleşip gerçekleşmediği, taşınmaz kimliğinin değişip değişmediği ve yeni parsellerin hangi kayıtları taşıdığı görülmelidir.
Taşınmaz yükü hakkında sık sorulan sorular
1. Taşınmaz yükü tapuya tescil edilmeden kurulur mu?
Özel hukuk yükü için TMK 840 uyarınca tescil şarttır. Kamu hukukuna ilişkin yüklerde TMK 841 ve özel kanundaki düzenleme ayrıca incelenir.
2. Tapudaki taşınmaz yükü ipotek midir?
Hayır. Ayrı hukuki kurumlardır. Para alacağını güvence altına almak amacıyla kurulan taşınmaz yüküne TMK 842 gereğince irat senedi hükümleri uygulanır.
3. Yirmi kat kuralı yükün yirmi yıl süreceği anlamına gelir mi?
Hayır. TMK 840’taki kural, dönemsel edimlerde aksi kararlaştırılmamışsa sicile yazılacak değerin yıllık edimlerin yirmi katı olmasını düzenler; yükün süresini belirlemez.
4. Taşınmaz satılınca yük ortadan kalkar mı?
Hayır. TMK 849 gereğince yeni malik, başka bir işlem gerekmeksizin taşınmaz yükünün yükümlüsü olur.
5. Alacaklı başlangıçta malikin bütün mallarına başvurabilir mi?
Taşınmaz yükünün kendisi TMK 848 uyarınca kişisel alacak hakkı vermez; alacağın yüklü taşınmazın değerinden elde edilmesini sağlar.
6. Üç yıl geçince yükün tamamı silinir mi?
Hayır. Her muaccel edim üç yıl sonra kişisel borca dönüşür ve taşınmaz o borcun güvencesi olmaktan çıkar. Yükün bütünü kendiliğinden sona ermez.
7. Taşınmaz yükünün zamanaşımı var mı?
Yükün kendisi zamanaşımına tabi değildir. TMK 847, muaccel edimlerin kişisel borca dönüştükleri tarihten itibaren zamanaşımına tabi olacağını belirtir.
8. Otuz yıl dolunca malik doğrudan ödemeyi bırakabilir mi?
Hayır. TMK 845 kapsamındaki talep şartları, bir yıl önceden bildirim ve maddede yer alan istisna incelenmelidir.
9. Yükten kurtarma bedeli nasıl belirlenir?
TMK 846’ya göre tapu kütüğünde yükün değeri olarak gösterilen miktar esas alınır. Gerçek değerin daha düşük olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.
10. Tarafların anlaşması terkin için yeterli mi?
Feragat veya yükten kurtarma sebebi malike terkin isteme yetkisi verir. Gerekli sicil işleminin de tamamlanması gerekir.
Resmî kaynaklar ve hukukçu incelemesi
Bu içerik 22 Eylül 2026 tarihinde yürürlükteki Türk Medeni Kanununun taşınmaz yüküne ilişkin hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır. Kaynağı doğrulanmamış yargı kararı kullanılmamıştır.
Yazar: Avukat Halil BAKIRCI — Mersin Barosu, Sicil No: 3472.
Hukuki kontrol: Av. Emirhan Keskin.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu
(E-İMZALIDIR)
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
