B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Tutuklama Yasağı: CMK 100/4 ve 2 Yıl Sınırı (2026)

Kısa ve net cevap

CMK m.100/4’e göre yalnız adlî para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Ayrıca vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç, hapis cezasının kanuni üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama kararı verilemez. Bu düzenleme bir “tutuklama yasağıdır”. İstisna kapsamındaki kasten yaralama gibi suçlarda ise yalnızca yasağın bulunmaması tutuklama için yeterli değildir; CMK m.100/1-2 ve m.101 uyarınca kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, bir tutuklama nedeni, ölçülülük ve adli kontrolün yetersizliği ayrıca bulunmalıdır.

Ceza muhakemesi, tutuklama ve mahkeme süreci
Photo by Wesley Tingey on Unsplash

Tutuklama yasağı nedir?

Tutuklama, henüz hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan şüpheli veya sanığın kişi özgürlüğünü ceza muhakemesi amacıyla sınırlayan ağır bir koruma tedbiridir. Bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu tutuklama için hem olumlu şartlar hem de açık yasaklar öngörür. CMK m.100/4 bunlardan biridir.

Hükmün güncel metni iki ayrı yasağı birlikte kurar. Birincisi, suçun yaptırımı yalnız adlî para cezası ise tutuklama verilememesidir. İkincisi, vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç olmak üzere, kanundaki hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla değilse tutuklama verilememesidir. Buradaki “iki yıl” somut olayda hâkimin sonunda verebileceği tahmini ceza değil, suçun kanuni yaptırımının üst sınırı üzerinden değerlendirilir.

CMK m.100’ün güncel metnine Mevzuat Bilgi Sistemi – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Sadece adlî para cezası gerektiren suçlarda tutuklama verilebilir mi?

Hayır. CMK m.100/4’ün ilk cümle parçası açıktır: yalnız adlî para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Suç tipinin yaptırımında hapis seçeneği bulunmuyorsa, isnadın ciddi görülmesi veya dosyada delil bulunması bu yasağı ortadan kaldırmaz.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kanuni yaptırımın doğru tespitidir. Bazı suçlarda hapis veya adlî para cezası seçimlik olarak düzenlenebilir; bazı suçlarda ise yalnız adlî para cezası öngörülür. CMK m.100/4’ün “sadece adlî para cezasını gerektiren suçlar” ifadesi, yaptırım normunun lafzına göre değerlendirilir.

Dolayısıyla tutuklama sevkinde önce suçun doğru hukuki niteliği ve kanuni cezası belirlenmelidir. Savcılık sevk yazısındaki suç adı tek başına yeterli değildir; isnat edilen fiilin hangi maddede düzenlendiği ve o maddenin olay tarihinde yürürlükteki ceza aralığı kontrol edilmelidir.

Hapis cezasının üst sınırı iki yıl ise tutuklama yasağı nasıl uygulanır?

CMK m.100/4 uyarınca, vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. “İki yıldan fazla olmayan” ifadesi, üst sınırı tam iki yıl olan suçları da kapsar. Başka bir ifadeyle kanuni üst sınır iki yıl ise yasak vardır; iki yılı aşıyorsa m.100/4’teki bu yasak tek başına uygulanmaz.

Örneğin bir suçun kanuni cezası “altı aydan iki yıla kadar hapis” şeklindeyse, vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suç istisnası dışında CMK m.100/4 nedeniyle tutuklama verilemez. Buna karşılık üst sınır üç yıl ise m.100/4’teki iki yıllık yasak devre dışıdır; fakat bu durum tutuklama kararı verileceği anlamına gelmez. CMK m.100/1-2 ve m.101’deki bütün şartlar yine aranır.

Suçun nitelikli hâli isnat ediliyorsa, o nitelikli hâlin kanuni ceza aralığı değerlendirilir. Birden fazla suç isnadı varsa her suç bakımından hukuki nitelendirme ayrı yapılmalı; tutuklama gerekçesinin hangi suç veya suçlara dayandığı kararda açıkça gösterilmelidir.

Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar neden istisnadır?

CMK m.100/4, iki yıllık üst sınır yasağına bir istisna koyar: vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar. Bunun pratik sonucu şudur: kanuni üst sınırı iki yılı aşmayan bir kasten yaralama fiili bu istisna kapsamına giriyorsa, sırf ceza üst sınırı nedeniyle tutuklama yasağı uygulanmaz.

Ancak istisna yanlış yorumlanmamalıdır. “Tutuklama yasağı yoktur” ile “tutuklama şartları vardır” aynı şey değildir. İstisna yalnız CMK m.100/4’teki kategorik engeli kaldırır. Hâkim yine CMK m.100/1 uyarınca kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delilleri ve bir tutuklama nedenini tespit etmek; m.101 uyarınca tedbirin ölçülü olduğunu ve adli kontrolün neden yetersiz kaldığını somut olgularla gerekçelendirmek zorundadır.

Bu nedenle basit bir kasten yaralama isnadında “istisna var, o hâlde tutuklama zorunlu” sonucu hukuken doğru değildir. Dosyanın delilleri, kaçma veya delil karartma riski ve daha hafif tedbirlerin yeterliliği ayrıca değerlendirilir.

CMK 100/4 yasağı yoksa tutuklama otomatik olarak verilir mi?

Hayır. Tutuklama yasağının bulunmaması yalnızca bir engelin mevcut olmadığını gösterir. Tutuklamanın olumlu şartları CMK m.100/1 ve m.101’de ayrıca düzenlenmiştir.

CMK m.100/1’e göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni bulunmalıdır. Ayrıca işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmayan tutuklama kararı verilemez. CMK m.101 ise tutuklama isteminde gerekçe bulunmasını ve adli kontrolün yetersiz kalacağını gösteren hukuki ve fiilî nedenlerin açıklanmasını ister.

Tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenini, ölçülülüğü ve adli kontrolün yetersizliğini gösteren olgular somut biçimde yazılmalıdır. Sitedeki Tutuklama Kararında Gerekçe ve Müdafi Zorunluluğu: CMK 101 rehberinde bu gerekçe zorunluluğu ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Tutuklama nedenleri nelerdir?

CMK m.100/2 iki temel tutuklama nedeni grubu düzenler. Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular bulunması birinci gruptur. İkinci grup ise davranışların delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturmasıdır.

Bu nedenler kalıp cümle değildir. Örneğin yalnız “cezanın yüksekliği nedeniyle kaçabilir” denilmesi yerine dosyada kaçma riskini gösteren kişiselleştirilmiş olgular açıklanmalıdır. Deliller tamamen toplanmışsa “delil karartma ihtimali” gerekçesinin güncelliği ayrıca tartışılmalıdır.

Tutuklama değerlendirmesinde kişinin sabit ikametinin, düzenli işinin ve aile bağlarının bulunması otomatik tahliye sebebi değildir; fakat kaçma riskinin somutlaştırılması bakımından savunmada önemli verilerdir.

Katalog suç ile tutuklama yasağı aynı şey midir?

Hayır. CMK m.100/3 belirli suçlarda tutuklama nedeninin var sayılabileceğine ilişkin katalog düzenlemesidir. CMK m.100/4 ise belirli yaptırım sınırlarında tutuklama kararı verilmesini yasaklar. İki fıkranın işlevi farklıdır.

Katalog suç isnadı tutuklamayı otomatik hâle getirmez. Kuvvetli suç şüphesinin somut delilleri, ölçülülük ve CMK m.101’deki gerekçe yükümlülüğü devam eder. Aynı şekilde bir suç katalogda bulunmuyor diye tutuklama hiçbir şekilde verilemez sonucu da çıkmaz; m.100/1-2 şartları ve m.100/4 yasağı birlikte incelenir.

Katalog suç değerlendirmesi yapılırken kanunun güncel metni kullanılmalıdır. CMK m.100/3 listesi zaman içinde kanun değişiklikleriyle genişlemiştir. Dosyada olay tarihindeki ve karar tarihindeki usul hükümlerinin uygulanma koşulları ayrıca kontrol edilir.

Tutuklama yerine adli kontrol neden değerlendirilir?

CMK m.109 ve devamındaki adli kontrol, tutuklamaya göre daha hafif bir koruma tedbiridir. Yurt dışına çıkamamak, belirlenen yerlere düzenli başvurmak, belirli kişi veya yerlere yaklaşmamak ya da kanunda sayılan diğer yükümlülükler somut riskin niteliğine göre uygulanabilir.

CMK m.101/1, savcının tutuklama isteminde adli kontrolün neden yetersiz kalacağını belirtmesini açıkça ister. Karar merciinin de ölçülülük değerlendirmesinde daha hafif tedbirin yeterli olup olmayacağını açıklaması gerekir. Bu konuda Adli Kontrol Hangi Hallerde Uygulanır? CMK 109 ve Adli Kontrol Nasıl Kaldırılır veya Değiştirilir? CMK 111 yazıları kullanılabilir.

CMK m.100/4 nedeniyle tutuklama yasağı olan bir suçta ise mesele “adli kontrol yeterli mi?” sorusundan önce gelir: kanun tutuklamayı kategorik olarak yasaklıyorsa tutuklama kararı verilemez. Gerekli şartları varsa başka koruma tedbirleri ayrıca değerlendirilebilir.

Tutuklama yasağına rağmen tutuklama kararı verilirse ne yapılır?

CMK m.101/5 uyarınca m.100 ve m.101 gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir. İtiraz usulü CMK m.267 ve devamında düzenlenir. Dosyada CMK m.100/4 kapsamındaki açık yasak bulunduğu hâlde tutuklama verilmişse, itirazın merkezinde suçun kanuni yaptırımı ve fıkranın uygulama koşulları yer almalıdır.

İtiraz dilekçesinde suç tipinin kanun maddesi, temel veya nitelikli hâlin hangisinin isnat edildiği, cezanın üst sınırı ve vücut dokunulmazlığı istisnasının bulunup bulunmadığı açıkça gösterilmelidir. Bunun yanında tutuklama kararındaki kuvvetli şüphe, tutuklama nedeni, ölçülülük ve adli kontrol değerlendirmesi de ayrıca denetlenmelidir.

Sitede mevcut Tutuklamaya İtiraz Nasıl Yapılır? Süre, Dilekçe ve Tahliye Talebi Rehberi itirazın genel usulünü açıklamaktadır. Buradaki yazı ise özel olarak CMK m.100/4’teki tutuklama yasağına odaklanır.

CMK 100/4 kontrolü dosyada nasıl yapılır?

Pratik inceleme sırası nettir. Önce isnat edilen suçun maddesi ve nitelikli hâli belirlenir. Sonra kanuni yaptırımın yalnız adlî para cezası olup olmadığı kontrol edilir. Hapis cezası varsa üst sınır tespit edilir. Üst sınır iki yıl veya daha az ise suçun vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suç istisnasına girip girmediği belirlenir.

Yasak bulunduğu sonucuna varılırsa tutuklama kararı verilemez. Yasak bulunmuyorsa ikinci aşamaya geçilir: CMK m.100/1-2’deki somut delil ve tutuklama nedeni, m.101’deki gerekçe ve adli kontrolün yetersizliği ile ölçülülük şartları tek tek incelenir.

Bu sıralama önemlidir. “Suç ağır görünüyor” veya “dosya kapsamı ciddi” gibi değerlendirmeler, kanunun açık tutuklama yasağını bertaraf edemez. Koruma tedbiri kanuni dayanak ve şartlara bağlıdır.

Tutukluluk incelemesinde CMK 100/4 yeniden dikkate alınır mı?

Tutukluluğun devamı kararı da hukuka uygunluk denetimine tabidir. Suç vasfının soruşturma veya kovuşturma sırasında değişmesi ve yeni hukuki nitelendirmenin CMK m.100/4 kapsamına girmesi hâlinde, devam eden tutukluluğun hukuki dayanağı yeniden değerlendirilmelidir.

Ayrıca yasak dışında kalan bir suçta ilk tutuklama hukuka uygun olsa bile tedbir süresiz değildir. Tutukluluk İncelemesi Kaç Günde Bir Yapılır? CMK 108 rehberinde açıklandığı üzere tutukluluğun devamı periyodik ve somut inceleme gerektirir.

Azami tutukluluk süreleri de ayrı bir sınırlamadır. CMK m.100/4’teki “iki yıllık ceza üst sınırı” ile CMK m.102’deki “tutuklulukta geçecek azami süreler” birbirine karıştırılmamalıdır. Biri tutuklama yasağını, diğeri tutuklama uygulanabilen dosyalardaki azami süreyi düzenler.

Sık sorulan sorular

1. İki yıl hapis cezası olan suçta tutuklama olur mu?

Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suç istisnası dışında, kanuni hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla değilse CMK m.100/4 gereği tutuklama kararı verilemez.

2. Ceza üst sınırı iki yıl bir ay ise tutuklama yasağı var mı?

CMK m.100/4’teki “iki yıldan fazla olmayan” sınır aşılmış olur. Ancak yasağın bulunmaması tutuklama şartlarının otomatik gerçekleştiği anlamına gelmez.

3. Sadece para cezası olan suçta tutuklama mümkün mü?

Hayır. Yalnız adlî para cezasını gerektiren suçlarda CMK m.100/4 açıkça tutuklama yasağı getirir.

4. Kasten yaralamada ceza üst sınırı iki yıl olsa da tutuklama olabilir mi?

Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar iki yıllık yasaktan istisnadır. Bununla birlikte CMK m.100/1-2 ve m.101’deki diğer bütün tutuklama şartları yine aranır.

5. Tutuklama yasağı varsa savcı tutuklamaya sevk edebilir mi?

Kanuni yasağın bulunduğu bir suçta tutuklama kararı verilemez. Sevkin hukuki dayanağı ve suç vasfı sorgu aşamasında savunma tarafından açıkça tartışılmalıdır.

6. Suç katalog suç değilse tutuklama yapılamaz mı?

Hayır. Katalogda bulunmamak tek başına tutuklamayı yasaklamaz; CMK m.100/1-2 koşulları ve m.100/4 yasağı birlikte değerlendirilir.

7. Katalog suçta mutlaka tutuklama mı olur?

Hayır. Katalog düzenlemesi otomatik tutuklama değildir; somut delil, ölçülülük, gerekçe ve adli kontrol değerlendirmesi gerekir.

8. Tutuklama yasağı ile azami tutukluluk süresi aynı mı?

Hayır. CMK m.100/4 tutuklama verilemeyecek bazı suçları; CMK m.102 ise tutuklama uygulanabilen dosyalardaki azami süreleri düzenler.

9. Suç vasfı sonradan iki yıl sınırına düşerse ne olur?

Yeni hukuki nitelendirme CMK m.100/4 kapsamındaki yasağa giriyorsa devam eden tutukluluk bakımından bu durum derhâl değerlendirilmelidir.

10. Tutuklama yasağına rağmen verilen karara itiraz edilir mi?

Evet. CMK m.101/5 ve m.267 ve devamındaki itiraz hükümleri çerçevesinde kararın kaldırılması istenebilir.

Hapis veya adlî para cezası seçimlik düzenlenmişse ne olur?

CMK m.100/4’teki ilk yasak, yalnız adlî para cezasını gerektiren suçlara ilişkindir. Bu nedenle suç maddesinde hapis cezası ile adlî para cezası seçimlik yaptırım olarak birlikte yer alıyorsa, “sadece adlî para cezası” bölümü doğrudan uygulanmaz. Bu durumda hapis cezasının kanuni üst sınırı ayrıca incelenir ve iki yıllık sınır ile vücut dokunulmazlığı istisnası üzerinden sonuç belirlenir.

Burada hüküm aşamasında hâkimin adlî para cezasını tercih edebilecek olması ile soruşturma aşamasındaki kanuni yaptırım yapısı birbirinden ayrılmalıdır. Tutuklama yasağı denetimi, henüz hüküm kurulmamış dosyada suç normunun kanuni ceza çerçevesi esas alınarak yapılır. Bu nedenle savunma, isnat edilen maddenin yalnız sonuç cezasına değil, kanunda yazılı yaptırım aralığına dayanmalıdır.

Suç vasfı değişirse tutuklama yasağı yeniden incelenir

Soruşturmanın ilk aşamasında daha ağır bir suçtan sevk yapılmış olması, o hukuki nitelendirmenin dosyanın sonuna kadar değişmeden kalacağı anlamına gelmez. Toplanan deliller fiilin daha hafif bir suç tipine girdiğini gösteriyorsa veya nitelikli hâlin şartları ortadan kalkmışsa yeni suç vasfının kanuni ceza üst sınırı CMK m.100/4 bakımından yeniden kontrol edilmelidir.

Örneğin ilk sevkte iki yıldan fazla hapis cezası öngören bir nitelikli hâle dayanılmış, ancak sonraki deliller yalnız üst sınırı iki yıl olan ve vücut dokunulmazlığı istisnasına girmeyen temel suç tipini destekliyorsa, devam eden tutukluluğun bu yeni hukuki durum karşısında sürdürülmesi ayrıca değerlendirilir. Tutuklama kararı geçmişte verilmiş olduğu için kanuni yasak görmezden gelinemez.

CMK 100/4 savunması hangi belgelerle kurulmalıdır?

Bu savunmanın temel belgesi isnadın hukuki çerçevesidir. Tutuklamaya sevk yazısı, sorgu zaptı, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmişse iddianamedeki sevk maddeleri ve suçun olay tarihinde yürürlükteki kanun metni birlikte okunmalıdır. Nitelikli hâl ileri sürülüyorsa o hâlin hangi somut vakıaya dayandığı ayrıca gösterilmelidir.

İtiraz dilekçesinde yalnız “ceza iki yıldır” şeklinde sonuç cümlesi yerine; suç maddesinin numarası, cezanın alt ve üst sınırı, m.100/4’teki istisnanın uygulanıp uygulanmadığı ve tutuklama kararında dayanılan suç vasfı açıkça yazılmalıdır. Böylece itiraz mercii, yasağın uygulanabilirliğini dosya üzerinden doğrudan denetleyebilir.

Hukuki dayanak ve editoryal not

Bu rehber 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100, m.101, m.102, m.108, m.109 ve itiraz bakımından m.267 ve devamı esas alınarak hazırlanmıştır. CMK m.100/4’ün yürürlükteki metni esas alınmış; doğrulanmamış Yargıtay karar numarası kullanılmamıştır.

Hazırlayan: Av. Halil Bakırcı – Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu. İçerik genel hukuki bilgilendirmedir; somut ceza dosyasında isnat edilen suçun maddesi ve güncel yaptırım aralığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Resmî kaynaklar

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp